Salkım Salkım Asılacak Adamlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
363
Gösterim
Adı:
Salkım Salkım Asılacak Adamlar
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
119
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Salkım Salkım Asılacak Adamlar
Salkım Salkım Asılacak Adamlar
Selamlar olsun hepinize bir kez daha ... Bugün size bir dönem kitabından bahsedeceğim .. İllallah dediniz ama yine uzun incelemelerden biri olacak bu .. Uzun olacak çünkü kitapçıya gidip baktığınızda muhtemelen dikkatinizi hiç çekmeyecek bu kitabın, şu sitenin yarısı kadar basan bir tonajı var .. Site geneli yirmili yaşlarda olduğundan bahse konu olayı eminim ki hiçbiri bilmiyor ..O dönemde oynanan bu oyunun boyutundan neredeyse hiç kimsenin haberi yok .. Bilin istedim .. O yüzden sarıldım klavyeye .. 6 Eylül 1955 – 7 Eylül 1955 arasında olanlardır bu kitabın konusu .. O dönemi ve toplumun genel yapısını daha iyi anlayabilmeniz için 50 lere uzanarak başlayacağız .. Kahve , bira , votka neyin varsa kap gel ..Başlıyoruz !

Öncelikle '950 ' de iktidara gelen Demokrat Parti'yi değerlendirmekte yarar var ..DP , Osmanlı -Türk uluslaşma ve modernleşme sürecinde tutucu kanadı temsil eden, dini politikaya alet edecek olan "sözde" muhafazakar ama özde emperyalizmin işbirlikçisi olacak kanadın temsilcisiydi ..Bundan kelli kendilerine Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın devamı dersek yanılmış sayılmayız.. Devrimlere , aydınlanmaya ve modernleşmeye direnen , komprador burjuvazi ve feodal sınıfların sancağını taşıyan , onların sesi olan bir parti idi .. 2. Dünya Savaşı' nın ortalığı yıkıp yok ettiği bir dünyada , Türkiye savaşa alenen girmemiş olsa da , ekonomisi perişan durumdaydı ..Halk savaşın getirisi olarak yoksulluk içindeydi ve geniş köylü yığınları ağır vergiler altında eziliyordu..İsmet İnönü savaşa girmeye girmemişti ama uyguladığı yanlış politikalar yüzünden Türkiye'yi dünyada yalnız bırakmıştı..Savaşta sözde tarafsızdık ama bu politikayı da tutarlı bir şekilde yürütemedik .. Önce kazanacağı düşünülen Almanya ' ya ile örtülü işbirliğine gidildi .. Bu nedenle ülke içindeki solu ve sosyalistleri köfte harcına çevirip kıyma makinasından geçirdiler bir güzel .. Sonrasında Almanya 'nın yenileceği anlaşılınca, oklava bu kez aralarında Nihal Atsız , Reha Oğuz Türkkan ve Alparslan Türkeş gibi isimlerin bulunduğu ülkedeki Nazi yanlısı ırkçı - turancı güruha yöneldi.. Tutuklandılar ve haklarında " Irkçılık - Turancılık Davası" açıldı..Ancak Nazi Almanya'sı ile yaşanan bu yakınlaşma ,1922 'de Türkiye ile SSCB arasında yapılan Dostluk Antlaşması' nın ihlali anlamına geliyordu..Nitekim savaştan dev bir güç olarak çıkan ve Nazileri kovalıyorum diyerek demir perde bloku olarak anılacak olan ülkeleri birer birer bünyesine katan Sovyetler de durumu böyle algıladı .. Sonrasında paniğe kapılan Türkiye , kendisini bir zamanlar göğüs göğüse carpıştığı ve anti-emperyalist bir Kurtuluş Savaşı verdiği batının kapısı önünde buldu..ABD ve İngiltere başta olmak üzere emperyalist ülkelerin tüm istek ve operasyonlarına açık hale geldi.Böylece , bugün ve dün başımızın belası olan Nato üyeliğine giden kanlı yolun kapısı aralanmış oldu..
Komprador yani avantacı ve işbirlikçi burjuvazinin ve toprak ağalarının partisi olarak kurulan , osmanlının tortusu ve gerici likle işbirliğine giden DP işte böyle bir ortamda iktidara geldi..Yaptıkları ilk icraat sanayileşmenin önünü kesmek oldu .. Eğitimimizi de baltaladılar.. Kendimizin ürettiği uçağa , uçak motoruna ne gerek var diyerek uçak ve uçak motoru fabrikalarımızı , askeri mühimmat fabrikalarımızı ; komunist yuvası , kızlı erkekli öğretim olmaz , dinimiz elden gidiyor diyerek ve Cumhuriyet devrimlerini TUTANLAR VE TUTMAYANLAR diye ikiye ayırarak Halk Evleri ve Köy Enstitülerimizi kapattılar..Partinin neredeyse tümü toprak ağalarından oluştuğu için TOPRAK REFORMU YASASInı da iptal ederek rafa kaldırdılar.. Ekip biçecek toprağı olmayan köylü bu yüzden şehirlere göç etmeye başladı .. Dolayısıyla İstanbul' un gecekondulaşmasının sebepleriinden biri dersek kendileri için yalan söylemiş olmayız..Tüm bunlar olup sayaç aleyhimizde ve geriye dönük işlerken , ne meclise ne de halka sormadan Kore' ye asker gönderdiler .. Bizden bunu isteyen olmamıştı lakin Mehmetçik ' in kanı-canı ucuzdu ?!?!?! tabii!!! Ne diyordu ABD Dışişleri Bakanlarından John F. Dulles daha 1950'ler de? "NATO'ya en ucuz askeri Türkiye sağlıyor. Bir Türk askerinin bize maliyeti 23 centtir!" Bunun üzerine Adnan Menderes ve orkestrası dörtlüleri açıp , uzunları da yakıp sinyalli verince ve emperyalizme yönelik sınırsız işbirliğine dair bağlılığını da ispatlayınca Nato' ya üyeliğimiz resmen onaylanmış oldu .. Nazım Hikmet' in vatandaşlıktan cıkarılıp sol muhalefetin ezildiği günler.. DP ,1954 ' te ilk iş olarak gerçek üssü PENTAGON' da olan , dünyadaki asıl daha doğrusu esas isminin Süper Nato olduğu belirtilen , Nato'ya bağlı gizli bir örgütlenme olarak KONTRGERİLLAyı kurdu .. O sıralar bizdeki adı Seferberlik Tetkik Kurulu idi .. Nasıl masum bir isim öyle değil mi? Olası bir Sovyet istilası sırasında halkı örgütleyecek milis kuvvetler (sizin anlayacağınız şekliyle NENE HATUNLAR - KARA FATMALAR - HASAN TAHSİNLER , SÜTÇÜ İMAMLAR ) yetiştirmek amacıyla kurulan bu örgüt Türkiye' de sayısız cinayet ve katliama imza attı .. Bu sadece bizde değil Nato' ya üye olan tüm ülkelerin bünyesinde yaşandı.. Misal vermem gerekirse ,siyah ciplere 8 er kişi binmek suretiyle dolanan minik polat alemdarların dillerine doladıkları Gladio , bu oluşumun İtalya'daki adıydı..Ülkemizdeki versiyonu ise başta solu ve sol muhalefeti ezmek için kullanıldı .. Çünkü Nato' nun başındaki güç ABD ,kendisine göbekten bağlı olan ve SSCB korkusuyla hizaya getirdiği ülkelerin iç siyasetinin asla komunizme ya da sol cenaha kaymasını istemiyordu emperyalist bir ülke olduğundan dolayı .. Aksi eşyanın tabiatına ters olurdu zaten ..Şimdi zurnanın zarıldadığı yerlerdeyiz pek sevgili fındık fıstık kemiren sayın Cevizkabukları ..


- ESAS KİTABIMIZA KONU OLAN İNCELEME BURADA BAŞLIYOR! -


DP iktidarındaki en büyük ve en kapsamlı kontrgerilla hareketi , 6-7 Eylül 1955 tarihinde İstanbuldaki Rum asıllı yurttaşlarımıza yönelik gerçekleştirilen yağma ve talan hareketiydi .. Atatürk' ün Selanik' te doğduğu evin bombalandığı , yakılıp yıkıldığı yönündeki yalan haberlerle halk galeyana getirldi ..İstanbul' a göç etmiş köylü kitlesi provoke edilerek ve yönlendirilerek , Rum vatandaşlarımızın ev ve işyerleri iki gün boyunca yağmalandı .. Olayın nasıl kapsamlı ve organize bir iş olduğunu görmeniz açısından bir örnek vermek istiyorum .. DP 'li milletvekili ve İstanbul Expres gazetesi sahibi Mithat Peril , ciddi bir tirajı olmayan gazetesini bu olaylar öncesinde 290 bin adet bastırarak bedava elden dağattı .. Manşet ne miydi ? ATA'NIN EVİNİ BOMBALADILAR!!!
Otuzarlı kişiden ve organize gruplardan oluşan ekipler kalabalıkları yönlendirdi..Bu arada "Kıbrıs Türk'tür Cemiyeti" gibi gerici ve faşizan örgütler de ateşe benzin döküp kitleleri kışkırtıyorlardı..Esasen Yılanların Öcü kitabına yaptığım incelememde de ( #26316052 )belirttiğim üzere DP' nin başlangıçta azınlıklara karşı yürüttüğü liberal politika , sonrasında ülke ekonomik krize girince , başta Rumlar olmak üzere gayrimüslüm azınlığın varlıklarının yağmasına dönüşmüştü..Velhasıl kelam , iki gün süren olaylar dahilinde yaklaşık 5300 işyeri ve ev yağmalandı , iş makinaları , mallar , kumaş topları , çeşit çeşit üretim aletleri parçalanarak yollara saçıldı..73 kilise , 1 sinagog ve 26 azınlık okulu yakıldı ..Saldırılar sırasında 25 ila 30 arasında kişinin öldüğü bildirildi , 300 kişi de yaralandı..Yaklaşık 400 kadına tecavüz edildi .. Yıkımın boyutları korkunçtu .. Peki aslında ne olmuştu ?

Atatürk' ün Selanik' te doğduğu eve gerçekten de "tahrip gücü düşük bir bomba atılmıştı .. Sonrasında yapılan araştırmada bombayı atan kişinin Oktay Engin isimli bir Türk olduğu ortaya çıktı.. Hakkında hemen bir dava açıldı ve ne yaptılar dersiniz ? BİNGOO!!! Davayı hemen kapattılar!! Oysa Oktay Engin daha sonraki yıllarda kendisinin Mit mensubu olduğunu ve bombayı kendisinin attığını itiraf edecek , tüm bunlara karşın 1992 - 1993 yılları arasında mükafatlandırılarak Nevşehir valiliği yapacaktı !!! NASIL ? GÜZEL DEĞİL Mİ?!?!?

Tüm bu olanlardan sonra on binlerce Rum vatandaşımız ülkeyi terk etti.. İstanbul'un gerçek anlamda gecekondulaşması da bu sayede oldu..Olayların önlenemez boyuta gelip çığrından çıkması üzerine DP üç büyük ilde sıkı yönetim ilan etti .. Uluslararası baskıya dayanamadıklarından dolayı bir kısım Rum vatandaşımıza tazminat ödendi.. Fakat olay öylesine çığrından çıkmış öylesine dallanıp budaklanmıştı ki üstünü kapatmak mümkün değildi ..Ve en önemlisi kendisine devlet diyen bir birimin sorumluluğunu alamayacağı kadar VAHŞİ ve ÇAĞDIŞIYDI!! İşte asıl KARA KOMEDİ , söz konusu olayların sorumluluğunun omuzlarına yükleneceği hedeflerin arandığı soruşturmalar esnasında yaşandı .. EEEEEEYYY 1K !!! KARA KOMEDİ DİYİNCE KİM GELİYOR AKLINA ? DP hükümeti olayları komünistlerin kışkırttığı iddaasıyla aralarında AZİZ NESİN, Kemal Tahir , Asım Bezirci ve Hasan İzzet Dinamo gibi yazarlarında bulunduğu solcu aydınları tutuklattı .. İDAMLARI KONUŞULUYORDU !!! TARİHTE BÖYLE ALÇAKLIK GÖRÜLMÜŞ DEĞİLDİ!!! Görülmemişti çünkü Aziz Nesin o dönem mimli ve yasaklıydı..Yazılarını takma isimle dahi yayınlattıramıyordu .. Varımı yoğumu ortaya döküp kaç şehirde kaç sahaf dolaştım bilmiyorum ama o dönemde Aziz Nesin ' in yazdığı bir tek satır , bir tek yayın dahi bulamadım.. Yasaklayıp yetmezmiş gibi mimledikleri , gasp edip haksız yere hapsettikleri , yaşam hakkını İDAM ile elinden almaya çalıştıkları bir adamın üstüne bunca suçu yıkmaya , akılları sıra hem rum vatandaşların malına mülküne konup , hem de sorumluluğu üstlerinden atıp ellerini temizleyerek aklanma hesapları yapıyorlardı .. YEMEDİ!!

Bakın o sıralarda sıkıyönetim komutanı Orgeneral Nurettin Aknoz neler söylüyordu :

"SOLCULAR SALKIM SALKIM ASILACAK!"

BABA ORDAN ÇIKMAYA ÇIKTI .. HEM DE İKİNCİ EŞİ OLAN MERAL ÇELEN' E CEZAEVİNDE NİŞANI TAKIP , DP 'NİN YÜZÜNE DE TOKADI BASIP ÇIKTI !! YER Mİ OĞLUM !! DEMİR LEBLEBİ BU !!! =)) VAR OL SEN "BABA" !! ALÇAĞA ,NAMUSSUZA , YALANCIYA GEÇİT VERMEDİN NEFES ALDIĞIN MÜDDETÇE !! VAR OL!!

İşbu kitap NAMERTLİĞİN , ALÇAKLIĞIN , UTANMAZLIĞIN BELGESİDİR!! Suçsuz yere hapis yatırılan AZİZ BABA'nın cezaevinde başından geçenlerdir.. Özellikle dönemi merak edenlere kafadan tavsiyemdir..Aziz Nesin bu pek tabii!! Cezaevine girmişsin be adam !! Orda da boş durmamışsın !! Tüm kitap ama özellikle Kemal Tahir'le bazı anıları cidden okunmaya değer !!

Son not : 6-7 Eylül bir Özel Harp işidir' diyerek Türkiye tarihine geçen eski Özel Harp Dairesi Başkanı emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu bakın yaptığı röportajda neler diyor 6 - 7 Eylül olayları için .. İYİ OKU !!! ATATÜRK ' ün ordusuna DP iktidarı ile sızdırılan NATO PAŞALARINI İYİ OKU !!

"Gazeteci bana 'Bu olay neden yapıldı?' diye sorunca ona akademik düzeyde konuştum. Şunun için yapılır dedim; 'eğer bir yerde halkın galeyana gelmesini, bir mukavemet göstermesini arzu ederseniz, sizin saygın değerlerinize düşmanın, karşı tarafın bir şey yaptığını, küçültücü hareket yaptığını gösterirseniz, halkı galeyana getirirsiniz. Özel Harp'te bir kural vardır: Halkın mukavemetini artırmak için düşman yapmış gibi bazı değerlere sabotaj yapılır. Bir cami yakılır. Kıbrıs'ta cami yaktık biz. Cami yakılır mesela..."

Muhabirin "Cami mi yaktınız?" şeklindeki sorusu üzerine ağzından bir sırrı kaçırdığını fark eden Yirmibeşoğlu, "Mesela diyorum..." diyerek toparlamaya çalıştı. Peki emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu kimdir, bugüne kadar hangi görevlerde bulundu? Türkiye Yirmibeşoğlu'nu nasıl tanıdı?

1980'lerin sonunda Milli Güvenlik Sekreterliği yapan ve bu görevden emekli olan orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu'nu Türkiye, gazeteci Fatih Güllapoğlu'nun 'Tanksız, Topsuz Harekat' isimli kitabıyla tanıdı.

1991'de yayımlanan kitapta Sabri Yirmibeşoğlu'nun ağzından şu cümleler yer aldı:

Sabri Yirmibeşoğlu: “– Sonra 6/7 Eylül olaylarını ele alırsak...”

Fatih Güllapoğlu: “– Pardon Paşam, pek anlayamadım. 6/7 Eylül olayları mı?”

SY: “– Tabii... 6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı. (Paşa bunları söylerken benden de soğuk terler boşandı) Sorarım size? Bu muhteşem bir örgütlenme değil miydi?

FG: “– Evet Paşam !”
Oldum olası anı kitaplarını çok severim.Aziz Nesin'in zeki kafasını ve yalın üslubunu daha çok severim. Yakın döneme tanıklık eden bu kitapta insana dair her şeyi bulabilirsiniz.Salkım salkım asılcak adamlardan birinin kaleminden (Aziz Nesin) samimi öyküler sizi bekliyor.
Kitaplığımda duran bir sürü kitap var ama doyamayıp kitap alayım deyip duruyorum her zaman. Tabi bir süre sonra dedim artık yeter! Elimdeki kitapları bi' okuyayım diyerek kütüphaneden ya da başka bir yerden kitap almayıp kendi kitaplarımı okuma kararı aldım. GÜYA!!!
İşte böyle bir karar aldığım anda Şu kişi: Tuco Herrera
mesaj atarak dedi ki: Böyle böyle bir etkinlik var hemen katılıyorsun.
Ankara buluşmasında kendisini tanıyıp sevmiştim ama bu yaptığı ayıptır yahu :(
Aziz Nesin benim için çok önemli birisi. Hiç okumadım ama biliyorum, bir kitabını okuduğum anda bütün kitaplarını okumak isteyeceğim. O kadar kitabım birikmişken bunu yapamazdım. Ama Tuco Beyi kıramayıp kabul ettim.
"Ne tarz okumak istersin?" dedi.
Belliydi cevabım. "Bana bir şeyler katsın yeter..."
Salkım salkım asılacak adamları oku dedi. 6-7 Eylül olaylarını anlatır.
Peki dedim ve okudum.
Kitap nasıldı peki?
Demiştim ya hani bu adamı okumaya başlarsam çok seveceğim diyordum. Haklıymışım...
Aziz Nesin bence çok zeki ve eğlenceli birisi. Kitaplarında da konuşmalarından da kitap isimlerinden de belli.
Burada kitap içeriğini pek anlatmak istemiyorum çünkü beni bilen bilir. Sevdiğim bir kitabı hiç anlatmam, onu okurken hissettiklerimi anlatırım.
Bu kitapta da bazen çok üzüldüm. Ülkenin, toplumun haline...
Bazen de en kırıcı en üzücü anlarda bile mutlu olunabildiğini gördüğüm için mutlu oldum.
İşte Aziz Nesin benim için bu kitapla bu şekilde başlamış oldu. Artık Tuco Bey sağolsun takıntı yaparak bütün kitaplarını okumaya başlayacağım :D
Neyse son olarak demem gereken bir şey var. Kitap çok güzel, zaten 10 puan verdim.
HERKES AZİZ NESİN'İN BÜTÜN KİTAPLARINI OKUMALI!
Herkese iyi okumalar dilerim :)
Çok özlemişim seni Aziz' im.
Tarih 6 - 7 Eylül 1955. Çoğumuzun belki hiç bilmediği, bilenlerin de kulaktan dolma veya yüzeysel bir şekilde araştırıp bildiğini sandığı o malum, iğrenç olaylar. Yazacak çok şey var inanın. Sizi @TUCO HERRERA' nın incelemesine davet ediyorum, daha ayrıntılı olacaktır eminim.
İktidar partisi olan DP Kıbrıs olaylarında kullanmak üzere ülkemizden birisini (çok bariz bir şekilde istihbarat elemanını) kullanarak Atatürk' ün Selanik' te bulunan evinin bombalandığını tüm radyo ve basın araçları ile halka duyurmuştur. Bunun sonucunda gayet "sistemli, hazır ve düzenli!" bir şekilde özellikle büyük şehirlerde Rum asıllı ya da Rumlara yönelik; yağma, zarar ve yaralama/öldürme hareketi başlamıştır. Aziz babaya göre bu kadar büyümesini DP hükümeti de beklemiyordu. Bu ülkemiz adına büyük bir utanç kaynağı olmuş, ayrıca masum bir sürü insan bundan zarar görmüş, mal zayiatını geçtim hayatını kaybedenler olmuştur.
Tabi ki o dönemde olan her "BOK" Amerika ve ülkemizdeki işbirlikçilerin yönlendirmesi ile "KOMİNİSTLERE" bağlanmıştır. Rezilliğin, kokuşmuşluğun dik alasıdır.
Aziz baba ve arkadaşları da daha önce fişlenmeleri sebebiyle tüm hukuk kuralları çiğnenerek (şimdi de ona doğru gidiyoruz gibi) hiçbir sorgulama, suçlama olmadan askeri cezaevine atılmıştır. Aziz babanın kaleminden bu iğrenç olayları okumak isterseniz buyrun alın (NE OLUR, LÜTFEN). Kimseye eyvallahı olmayan adam gibi adam ışıklar içinde uyu.
Aziz Nesin'in 6-7 Eylül olaylarında yaşadığı anıları anlatıyor. Kemal Tahir ve Yusuf Ziya Ortaç ile ilişkileri ve dönemin siyasetini ortaya koyan bir eser.
#kitapyorum
#aziznesin
#salkımsalkımasılacakadamlar

Aslında kitap biteli birkaç gün oldu ama yorum yapmaya yeni fırsat bulabildim. Gerçi Aziz Nesin kitaplarına yorum yapmak harcım değildir o yüzden yorum demesek daha iyi sanırım. :)
Ülkemizin kara günlerinden olan 6 / 7 Eylül olayları, olaylara sorumlu aranması, sorumlu tutacak en iyi kesimin komünistler olacağının düşünülerek fişlenmiş isimlerin hooppp sorgusuz sualsiz içeri alınmaları… İşte bu süreçte yaşananları ( ki neredeyse ipin ucuna götürecek bir süreç), olayları ve içerde geçirdiği zamanı kaleme almış Aziz Nesin bu anı kitabında..Yine duygudan duyguya geçiş yaptırıyor. Güldürüyor, kızdırıyor, duygulandırıyor, kafanızın içinde çanlar çaldırıyor …
Aydınlatıcı, ışık tutan bir kitap. Aziz Nesin okuyun derim…
Dünyadaki en kötü şey bir insanın son sığınağı olması gereken adalete, hukuka güvenini yitirmesidir.
Otuzbeş yaşından önce fırsat ve olanak bulabilseydim, yurt dışına kaçacaktım. İyi ki o fırsatı ve olanağı bulamamışım. Otuzbeş yaşımdan sonraki kararım şu: Yurdumda yaşayıp, yurdumda savaşım verip, yurdumda ölmek!
https://youtu.be/naRNQixf3UU
Aziz Nesin
Sayfa 108 - Nesin Yayınevi, 3.Basım, Ekim 2017
Bize o acılı günleri çektirenlerin kendisine saygısı olmadığı için bize de insana da saygıları yoktu. Kendisine saygısı olmayan ne diye başkasına saygı duysun.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Salkım Salkım Asılacak Adamlar
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
119
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Salkım Salkım Asılacak Adamlar
Salkım Salkım Asılacak Adamlar

Kitabı okuyanlar 25 okur

  • İsmail KOCAMAN

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0