Salyangoz Suriye Zindanları / Bir Casusun Günlüğü

·
Okunma
·
Beğeni
·
222
Gösterim
Adı:
Salyangoz Suriye Zindanları / Bir Casusun Günlüğü
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
239
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055793883
Orijinal adı:
El Qavqaa
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mana Yayınları
Suriyeli yazar Mustafa Halife’nin bu romanı, Hristiyan bir Arap vatandaşının hikayesini anlatıyor. Eğitim için gittiği Fransa’dan altı yıl sonra ülkesine döndüğünde; havaalanında, Müslüman Kardeşler Örgütü’ne üye olmak suçlamasıyla tutuklanır! Ve böylesi anlamsız bir suçlama sonucu hapishanede tam 13 yıl geçirir.

Kitabın kahramanı her ne kadar dini ve siyasi konumunu açıklamaya çalışsa da başarılı olamaz. Sonuçta çift taraflı bir baskıya maruz kalır. Bir taraftan gardiyanların diğer taraftan ise beraber hapsedildiği İslami cemaatlere mensup mahkûmların baskısı. Baskılar sonucu çevresine bir uzlet duvarı örülür ve mahkumiyeti süresince neredeyse hiç konuşmaz.

Bir gün hücresinin duvarında başı hizasına gelen bir deliği keşfeder ve bu delikten idamların ve işkencelerin uygulandığı hapishane meydanını battaniyesi altına saklanarak gizli gizli gözlemeye başlar. Mahkumları çöküntüye uğratan işkencelerin tasvirleri kitaba sürükleyici bir üslup kazandırırken olayların çeşitliliği her bölümde sürpriz sonuçlarla karşılaştırıyor okuyucuyu. Mesela bu hapishanede uyuz olmak bile ölmek için yeterli bir sebeptir. Yine gardiyanların fare yakalaması, yakaladıkları fareyi mahkuma yedirme fırsatı bulmaları açısından oldukça sevinç verici bir olaydır. Bir baba üç oğlunun aynı anda idam edilişine şahit olabilir. Tüm bu örnekler kitapta tasvir edilen cehennemin sadece ayrıntılarıdır.
MUHSİN ÇİFTÇİ
MUHSİN ÇİFTÇİ Salyangoz Suriye Zindanları / Bir Casusun Günlüğü'ü inceledi.
@Takke_li·04 Haz 2018·Kitabı okumadı
13 Yıl Boyunca Yanlışlıkla Ceza Evine Mahkum Edilen O DA Yetmezmiş Gibi Olmadık İşkencelere Maruz Kalan Bir Karakteri Anlatıyor. Ben Okurken Her Sayfasında İyiki Almışım Dediğim Bir Kitap. Çok Ayrıntıya Girmeden Anlattım Okumak İsteyen Arkadaşlara Şiddetle Tavsiye Ediyorum...
İdealist Okur
İdealist Okur Salyangoz Suriye Zindanları / Bir Casusun Günlüğü'ü inceledi.
239 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitap, Hristiyan bir Arap vatandaşının hikayesini anlatıyor. Eğitim için gittiği Fransa’dan altı yıl sonra ülkesine döndüğünde; havaalanında, Müslüman Kardeşler Örgütü’ne üye olmak suçlamasıyla tutuklanır! Ve böylesi anlamsız bir suçlama sonucu hapishanede tam 13 yıl geçirir.

. Genç Tutuklanmasından ötürü şaşkına döner çünkü niçin tutuklandığını bilmez ve onu tutuklayan polisler de ona tutuklanma gerekçesini söylemezler. Genç çok şaşkındır. Durmadan polislere “benim suçum nedir, niçin beni tutukluyorsunuz” der, ama bir türlü cevap alamaz. Bundan sonra emniyet süreci başlar oradan muhaberata teslim edilir muhaberat onu sorguya çeker ama sorguda suçsuz olduğuna, Müslüman kardeşlerle bir ilişkisi olmadığına onları inandıramaz. Onu zindana gönderirler. Ve böylece zindan hayatı başlar. Bu zindan sürecinde Suriye zindanlarını yakından görmüş olur. Hıristiyan olmasından dolayı zindandaki kimi mahkûmlar tarafından ajan diye görülür, bundan dolayı ona düşman olurlar ve onu öldürmek isterler, diğer taraftan da gardiyanların işkencelerine maruz kalır. Böylece iki taraftan da baskı görür. Bu zindanlarda yatanların çoğu ya Müslüman kardeşlere üyedir ya da ülkenin istihbarat örgütü muhaberat tarafından bağlantıları oldukları düşünülen suçsuz insanlardır. Burada günler çok zorlu geçer insanlar her gün işkence çeker, insanlara buralarda hayvandan daha aşağı bir muamele yapılır. Gardiyanlar mahkûmlara sürekli hakaretlerde bulunurlar. En ufak bir olayda mahkûmlardan birilerini dışarı çıkarırlar ve bütün gardiyanlar üstüne çullanıp mahkûmu kendinden geçene kadar döverler daha sonrada onu alıp koğuşuna atarlar burada mahkûmlara verilen yemekler yenilmeyecek derece kötüdür; ancak mahkûmlar hayatlarını devam ettirebilmek için yemek zorunda kalırlar, bazen mahkûmlara ceza olarak çok az yemek verilir bazen de hiç verilmez, mahkûmlar istedikleri zaman tuvalete çıkamazlar,  tuvalete sırayla giderler,  bazen gardiyanlar eğlenmek için tuttukları fareleri mahkûmlara yedirirler bu tarz sahneler gardiyanlara eğlence gibi gelir. İnsanlar burada pislik içerisindedirler içeriye girerken üstlerinde olan elbiseleri ile yetinmek zorundadırlar. Çoğu mahkûm hapishaneden kurtulup özgür olana kadar bir yamalı elbise ile geçinir, zindanlardaki mahkûmlar sürekli hastalanırlar, zindan yönetimi buna hiç aldırış etmez zindan yönetimi mahkûmların acı çekerek ölmesi için var gücü ile bütün işkence tekniklerini kullanır. Çok fazla kişi aynı koğuşta birlikte yaşamaktadır. Koğuşlar rutubetlidir, koğuşlarda bulunan tuvaletler son derece kötü bir haldedir koğuşta kalan kimi mahkûmların doğru dürüst yatacakları bir yatakları dahi yoktur.
Bu zindanlara düşen insanlar çok uzun bir süre burada kalırlar. Suçlu olsun ya da olmasın zindana düşen en az birkaç yıl zindanlarda kalır. Öyle ki çoğu zaman kişinin ailesi yaşadığına dair ondan ümidini keser. Genç düştüğü zindanda bir gün duvara yaslanırken hücresinin duvarında başının hizasında bir delik görür. Bu delik hapishanenin meydanını göstermektedir. Artık her gün bu delikten meydana bakar. Bütün asılmalar, işkenceler bu meydan da yapılmaktadır. Aileler çocuklarının zindanlarda olup olmadıklarını sormaktan dahi korkuyorlar. Gelip sorduklarında da genellikle “hayır burada değil” cevabını alıyorlar. Çocuklarının Zindanda olduğunu bilen aileler onlarla görüşebilmek için zindan müdürüne kilolarca altın rüşvet olarak veriyor ve ancak bu yolla kısa da olsa onları görebilmiş oluyor. Zindandan çıkan insanlar genellikle dışarıdaki hayata uyum sağlayamıyorlar. Çünkü yıllarca içerde aynı yüzlerle yaşamaktan ve sürekli nizami bir şekilde işkencelere maruz kalmaktan artık yaşamaya dair bir inançları kalmıyor. Ve kimi zamanlar idamlar baş gösteriyor. Zindanlarda yoğun bir şekilde Esed’e propagandası yapılmakta, mahkûmlara psikolojik bir baskı uygulanmaktadır.  Hatta öyle ki gardiyanlar mahkûmları Esed’e e secde ettirmeye çalışırlar ve gardiyanların gözünde ( aynı zamanda zindanlardaki bütün askerlerin ) Esed’e bir ilahtır. Suriye’nin ilahı esed’dir anlayışı hâkimdir ve deyim yerindeyse askerler Allah yerine Esed’e e tapıyorlar. Zaten askerler mahkûmlara sürekli şunu söylüyorlar “Esed’ sizin ilahınızdır” diye. Yani Suriye zindanları Suriye deki zulmün tanıklığını yapıyor. Ve bu zindanlarda yatanların, ölenlerin haddi hesabı yok,  mevcut rejim kendisine karşı en ufak bir olayda bulunanları ya da o olayla her hangi bir bağlantısı olanı yıllarca zindanlarda çürütüyor. Zindanlar Suriye halkının dramının aynasıdır.
"Hayir olamaz, bu vahşettir, bu insanlık dışıdır, bu zulmü yapanlar insan olmaz." Diye diye sayfaları çevirip, okuyacaginiz bir kitap.
Orta-doğu'dan, Orta-doğu'da yaşamaktan, insanlık dışı muamelelerden, coğrafyamızın kaderini belirleyen emperyalistlerden ve onlarin kuklaları mesabesinde olan, diktatör liderlerden nefret ediyorsunuz. Fikir özgürlüğünün olmadığı, fikrini açıkça söyleyenlerin insanlık dışı muamelelerle karşılaştığı bu coğrafyadan tiksiniyorsunuz adeta.
tehlikeyi hisseden bir kaplumbağa misali kabuğuma çekilişim... kabuğumun içinde oturuyorum... casus misali gizli gizli olan biteni izliyorum... kaydediyorum... ve serbest kalmayı bekliyorum.
orada... sahra hapishanesinde geceler korkunç derecede kederlidir.. geceler sonsuz gibi gelir insana... içinizde asla oradan çıkamayacağınıza dair kanaat yerleşir... ölmekle yaşamak arasında bir fark yoktur. ve bazı anlar vardır ki ölüm kurtuluştur o anlarda...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Salyangoz Suriye Zindanları / Bir Casusun Günlüğü
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
239
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055793883
Orijinal adı:
El Qavqaa
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mana Yayınları
Suriyeli yazar Mustafa Halife’nin bu romanı, Hristiyan bir Arap vatandaşının hikayesini anlatıyor. Eğitim için gittiği Fransa’dan altı yıl sonra ülkesine döndüğünde; havaalanında, Müslüman Kardeşler Örgütü’ne üye olmak suçlamasıyla tutuklanır! Ve böylesi anlamsız bir suçlama sonucu hapishanede tam 13 yıl geçirir.

Kitabın kahramanı her ne kadar dini ve siyasi konumunu açıklamaya çalışsa da başarılı olamaz. Sonuçta çift taraflı bir baskıya maruz kalır. Bir taraftan gardiyanların diğer taraftan ise beraber hapsedildiği İslami cemaatlere mensup mahkûmların baskısı. Baskılar sonucu çevresine bir uzlet duvarı örülür ve mahkumiyeti süresince neredeyse hiç konuşmaz.

Bir gün hücresinin duvarında başı hizasına gelen bir deliği keşfeder ve bu delikten idamların ve işkencelerin uygulandığı hapishane meydanını battaniyesi altına saklanarak gizli gizli gözlemeye başlar. Mahkumları çöküntüye uğratan işkencelerin tasvirleri kitaba sürükleyici bir üslup kazandırırken olayların çeşitliliği her bölümde sürpriz sonuçlarla karşılaştırıyor okuyucuyu. Mesela bu hapishanede uyuz olmak bile ölmek için yeterli bir sebeptir. Yine gardiyanların fare yakalaması, yakaladıkları fareyi mahkuma yedirme fırsatı bulmaları açısından oldukça sevinç verici bir olaydır. Bir baba üç oğlunun aynı anda idam edilişine şahit olabilir. Tüm bu örnekler kitapta tasvir edilen cehennemin sadece ayrıntılarıdır.

Kitabı okuyanlar 44 okur

  • Beyza
  • Sena
  • İdealist Okur
  • Suheda erturan
  • sewdee
  • Duygu tütüncü
  • X
  • Zeynep
  • Güler Sarımam
  • Merve Köylü

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.5 (5)
9
%46.2 (6)
8
%15.4 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0