Saman Köpekler İnsanlar ve Diğer Hayvanlar Üzerine Düşünceler

9,5/10  (2 Oy) · 
4 okunma  · 
2 beğeni  · 
465 gösterim
“Tanrı ve ölümsüzlük, ilerleme ve hümanizm masalını bıraktığımız anda yaşamlarımızdan ne anlarız?”

“Eğer söz konusu olan hakikat değil de mutluluk ve özgürlükse, felsefe neden son sözü söylemek zorundadır?”

“İnsanoğlunun mükemmelliğinden daha iç karartıcı başka bir şey olabilir mi?”

“Diğer hayvanlar hayatta bir amaca gerek duymazlar. İnsan denen hayvanın onsuz yapamaması, kendi içinde çelişkidir. Hayatın amacını, yalnızca görüyor olmak diye düşünemez miyiz peki?”

İngiliz düşünür, akademisyen John Gray, yeryüzünün dört yanında kök salmış kalıplı düşünceleri –dogma ve yargıları– bambaşka bir bakış açısıyla tartışmaya açıyor. Saman Köpekler’in merkezine insan bencilliğinin ve buna bağlı dünya görüşlerinin aşılması gerektiği fikrini yerleştiren Gray, kışkırtıcı gelecek öngörüleri eşliğinde sıradışı bir modern zamanlar okuması sunuyor.
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2008
  • Sayfa Sayısı:
    199
  • ISBN:
    9789750814266
  • Orijinal Adı:
    Straw Dogs: Thoughts on Humans and Other Animals
  • Çeviri:
    Dilek Şendil
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 34 Alıntı

Batılı geleneğin dışında, antik Çin'deki Taocular, olan ile olması gereken arasında hiçbir boşluk görmemişlerdi. Doğru eylem, durumu açıkça değerlendirmekle gelirdi. Onlar insanoğlunu kurallar ve ilkelerle kösteklemede ahlakçıların -onların çağında Konfüçyüsçüler- izinden gitmiyorlardı. Taoculara göre iyi yaşam, yalnızca ustalıkla yaşanan doğal yaşamdır. Başka hiçbir amacı yoktur. İradeyle hiçbir ilgisi yoktur, ayrıca herhangi bir ideali gerçekleştirmeye çalışmakla ilgilenmez. Yaptığımız her şey şöyle böyle iyi yapılabilir; ama eğer iyi bir şey yaparsak, bunun nedeni niyetlerimizi eylemlere dönüştürmemiz değildir. Yapılması gereken her neyse, onu ustalıkla ele aldığımız içindir. İyi yaşam, doğamıza ve koşullara göre yaşamak anlamına gelir. Herkes aynısını yapmaya zorunlu diye bir şey yoktur, "ahlak" ile de bağdaşması gerekmez.

Taocu düşüncede iyi yaşam kendiliğinden gelir; ama kendiliğindenlik, kestirmeden bizde oluşan içtepilere göre davranmak anlamına gelmez. Romantizm gibi Batılı geleneklerde, kendiliğindenlik öznellikle bağlantılıdır. Bunun Taoculuk'taki anlamı, duygularına kapılmadan, var olan durumla ilgili nesnel görüşe dayanarak davranmaktır. Sıradan adam olaylara nesnel bakamaz, çünkü zihni hedeflerine ulaşma kaygısıyla bulanmıştır. Açık seçik görmenin anlamı, hedeflerimizi dünyaya yansıtmamak; kendiliğinden harekete geçmenin anlamı, durumun gerektirdiği gibi davranmaktır. Batılı ahlakçılar böyle bir eylemin amacı ne diye sorarken, Taoculara göre iyi yaşamın hiçbir amacı olmaz. Girdapta yüzmeye benzer, akıntının yönüne göre gidersin. "Gelen suya girer, giden suyla çıkarım, suyun Yolunu takip eder, kendi bencilliğimi ona dayatmam. Böylece yüzeyde kalırım," der Chuang-Tzu.

Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 100)Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 100)

Kuşların ötüşü ve kurtların kendi yaşam alanlarını işaretlemek için bıraktıkları izler de en az insanların şarkıları kadar dil biçimleridir. İnsanın ayırt edici özelliği konuşma yetisi değildir. Dili yazıya dönüştürmesidir.

Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 57)Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 57)

"... dünyayla ilgili hakikat varsa, insan dışı olmak zorunda."

Joseph Brodsky

Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 161)Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 161)

Chuang Tzu
Budizm'de asıl olan görünüm ile gerçeklik arasındaki keskin ikilik onda yoktur, günlük varlığın yanılsamalarını aşma çabası da. Chuang-Tzu, insan yaşamını bir düş olarak görür, ama ondan uyanmaya çalışmaz. Yazdığı ünlü bir pasajda, gördüğü düşte kelebek olduğundan ve uyandığında kendisinin, kendini kelebek olarak görmüş bir insan mı yoksa insan olarak görmüş bir kelebek mi olduğunu bilmediğinden söz eder:

Bir zamanlar, ben, Chuang-Tzu düşümde ortalıkta uçuşan ve eğlenen bir kelebek olduğumu görmüştüm. Chuang-Tzu olduğuma dair hiçbir fikrim yoktu. Derken ansızın uyandım ve yeniden Chuang-Tzu olmuştum. Ama bilemedim, kelebek olduğu düşünü gören Chuang-Tzu muydum, yoksa Chuang-Tzu olduğunu düşleyen kelebek miydim? Ne ki Chuang-Tzu ile kelebek arasında bir fark olmalı! Biz buna varlıkların dönüşümü deriz.

Buddha'nın tersine, diye açıklar A. C. Graham, Chuang-Tzu düşünden uyanmaya bakmamıştı. Daha saydam bir düş görmeyi düşlüyordu: "Budistler düşten uyanırlar; Chuang-Tzu düşe uyanır." Hayatın bir düş olduğu hakikatine uyanmak, ona yüz çevirmek anlamına gelmez. Onu kucaklamak demek olabilir.

Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 75)Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 75)

Taocular, diğer hayvanları iyi yaşamın kılavuzları olarak gördüler. Yaban hayattaki hayvanlar yaşamayı bilir; düşünmeleri ya da seçmeleri gerekmez. Bir tek insanlar tarafından engellendikleri zaman bırakırlar doğal yaşamayı.

Chuang-Tzu'nun belirttiği gibi, atlar yaban hayatı sürdüklerinde ot yer, su içerler; memnun olduklarında boyunlarını birbirine dolar ve sürtünürler. Kızdıklarında birbirlerine sırtlarını döner, çifte atarlar. Atlar bunu bilir. Ama yan yana koşum takımına bağlandıklarında ve baskı altında sıraya sokulduklarında artık başlarını çevirmeyi, boyunlarını kıvırmayı, hızla koşmayı, gemini çıkarmaya ve dizginlerden kurtulmaya çalışmayı öğrenmişlerdir.

Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 101)Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 101)

Budistlerin uyanış ideali, dolaylı olarak evrimsel geçmişimizle bağlarımızı koparabileceğimiz anlamına gelir. Kendimizi diğer hayvanların yaşamlarını geçirdiği uykudan kaldırabiliriz. Yanılsamalarımız eriyip gitmiştir, artık acı çekmemiz gerekmez. Buysa kurtulmanın bir başka öğretisi, Hıristiyanlarınkinden daha incelikli ama hayvan genlerimizi geride bırakma hedefi bakımından Hıristiyanlık'tan pek de farklı sayılmaz.

Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 74)Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 74)

Varlam Şalamov, ilk olarak 1929'da daha yirmi iki yaşında Moskova Üniversitesi'nde hukuk öğrencisiyken tutuklanmıştı. Bir Ortodoks manastırından bozma Sovyet çalışma kampının yer aldığı Solovki adasında üç yıl kürek cezasına çarptırıldı. 1937 yılında yeniden tutuklanarak bu kez Sibirya'nın kuzeydoğusu Kolyma'da beş yıl geçirmeye mahkum oldu. Ilımlı bir tahminle Kutuplardaki bu kamplarda yaklaşık üç milyon insan yok oldu, her yıl bu mahkumların üçte biri ya da daha fazlası ölürdü.

Şalamov on yedi yıl kaldı Kolyma'da. Kolyma Masalları, Soljenistin'in eserlerinden eksik olmayan öğretici vurguların hiçbirine yer vermeksizin, az görülmüş Çehov üslubuyla kaleme alınmıştı. Öte yandan, arada sırada karşılaşılan kısa iç monologlarda ve satır aralarında bir mesaj vardır: "Her kim farklı davranabileceğine inanırsa hayatta gerçekten dibe vurmamış demektir; son nefesini 'kahramanlardan yoksun bir dünyada' vermek zorunda kalmamıştır."

Kolyma ahlakın sona erdiği bir yerdi. Şalamov'un kuru kuruya "edebi peri masalları" dediği derin insan ilişkileri trajedi ve yoksunluk baskısıyla kurulur; fakat hiçbir arkadaşlık bağı ya da sevecenlik Kolyma'daki yaşamda sağ kalmaya yetecek kadar güçlü değildi: "Eğer trajedi ve yoksunluk insanları bir araya getirip arkadaşlığı doğurduysa, demek ki ne yoksunluk aşırı ne de trajedi büyük," diye yazmıştı Şalamov. Yaşamlarının bütün anlamı kurutulunca mahkumların sağ kalma gerekçeleri kalmamış gibi gelir; oysa çoğu ara sıra seçtiği gibi canlarını alma şansını değerlendiremeyecek kadar zayıf düşmüştür: "Kimi zaman insan ölme isteğini kaybetmesin diye elini çabuk tutmak zorunda." Açlık ve soğuktan bitkin düşmüş bir halde saçma ölüme doğru aldırış etmeksizin ilerliyorlardı.

Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 91)Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 91)

Diğer hayvanlar ölümsüz bir yaşam için yanıp tutuşmazlar. Zaten onun içindedirler. Kafese kapatılmış bir kaplan bile ömrünün yarısını zaman dışında geçirir. İnsanlar sonsuz ana giremezler. Ölümsüzlük düşünü artık bıraktıklarında zamana bir süreliğine paydos edebilirler -Kalypso'nun tılsımlı adada hiç bitmeyen bir yaşam önerisini sevgili yurduna dönebilmek uğruna geri çeviren Odysseus gibi.

Derin düşünme, mistiklerin iradelerine bağlı hareketsizlik değil, hiç geri gelmeyen anlara gönüllü bir teslimiyettir. Fazla insansı özlemlerimizden uzaklaştığımız zaman, ölümlü şeylere geri dönmüş oluruz. Derin düşünmenin gerçek nesneleri, ne ahlaki umutlardır ne de mistik düşler, temelsiz gerçeklerdir.

Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 167)Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 167)

Bolluk içindeki, yüksek teknoloji ekonomilerinde kitlelere gerek duyulmuyor - ölüm mangası olarak bile. Savaşlar artık zorunlu ordularla değil, bilgisayarlarla yürütülüyor - dünyanın büyük bölümünü darmadağın eden çökmüş devletlerdeyse yoksullardan kurulu, düzensiz çapulcu ordularıyla. Savaşın bu dönüşümüyle birlikte, toplumsal dayanışmayı sürdürme baskısı gevşemiş bulunuyor. Zenginler yaşamlarını toplumun geri kalanıyla ilişki kurmaksızın geçiriyorlar. Zenginlere tehdit oluşturmadıkları sürece yoksullar kendi haline bırakılabiliyor. Barışın bedelinin bir parçası olarak sosyal demokrasinin yerini zenginlerin oligarşisi almıştır.

Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 138)Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 138)

Diğer hayvanları insanlardan ayıran, benlik duyusundan yoksun olmalarıdır. Bu konuda pek de talihsiz sayılmazlar. Özfarkındalık, bir güç olduğu kadar bir sakatlıktır da. En başarılı piyanist, çalarken hareketlerinin en çok farkında olan kimse değildir. En iyi usta, nasıl çalıştığını bilmeyebilir. En becerili anlarımız, çoğu zaman kendimizin en az farkında olduğumuz zamanlardır.

Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 61)Saman Köpekler, John Gray (Sayfa 61)
4 /