Saman KöpeklerJohn Gray

·
Okunma
·
Beğeni
·
509
Gösterim
Adı:
Saman Köpekler
Yazar:
Alt başlık:
İnsanlar ve Diğer Hayvanlar Üzerine Düşünceler
Baskı tarihi:
Mayıs 2008
Sayfa sayısı:
199
ISBN:
9789750814266
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Straw Dogs: Thoughts on Humans and Other Animals
Çeviri:
Dilek Şendil
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
“Tanrı ve ölümsüzlük, ilerleme ve hümanizm masalını bıraktığımız anda yaşamlarımızdan ne anlarız?”

“Eğer söz konusu olan hakikat değil de mutluluk ve özgürlükse, felsefe neden son sözü söylemek zorundadır?”

“İnsanoğlunun mükemmelliğinden daha iç karartıcı başka bir şey olabilir mi?”

“Diğer hayvanlar hayatta bir amaca gerek duymazlar. İnsan denen hayvanın onsuz yapamaması, kendi içinde çelişkidir. Hayatın amacını, yalnızca görüyor olmak diye düşünemez miyiz peki?”

İngiliz düşünür, akademisyen John Gray, yeryüzünün dört yanında kök salmış kalıplı düşünceleri –dogma ve yargıları– bambaşka bir bakış açısıyla tartışmaya açıyor. Saman Köpekler’in merkezine insan bencilliğinin ve buna bağlı dünya görüşlerinin aşılması gerektiği fikrini yerleştiren Gray, kışkırtıcı gelecek öngörüleri eşliğinde sıradışı bir modern zamanlar okuması sunuyor.
İçeriğini incelemeden okumaya başladığım bir kitap olduğu için ilk başta “Çavdar Tarlasındaki Çocuklar” ya da “Otomatik Portakal” tarzı bir kitap beklemiştim ancak değilmiş. Roman okumak hevesiyle elinize aldıysanız önermem :)
Kuşların ötüşü ve kurtların kendi yaşam alanlarını işaretlemek için bıraktıkları izler de en az insanların şarkıları kadar dil biçimleridir. İnsanın ayırt edici özelliği konuşma yetisi değildir. Dili yazıya dönüştürmesidir.
Budizm'de asıl olan görünüm ile gerçeklik arasındaki keskin ikilik onda yoktur, günlük varlığın yanılsamalarını aşma çabası da. Chuang-Tzu, insan yaşamını bir düş olarak görür, ama ondan uyanmaya çalışmaz. Yazdığı ünlü bir pasajda, gördüğü düşte kelebek olduğundan ve uyandığında kendisinin, kendini kelebek olarak görmüş bir insan mı yoksa insan olarak görmüş bir kelebek mi olduğunu bilmediğinden söz eder:

Bir zamanlar, ben, Chuang-Tzu düşümde ortalıkta uçuşan ve eğlenen bir kelebek olduğumu görmüştüm. Chuang-Tzu olduğuma dair hiçbir fikrim yoktu. Derken ansızın uyandım ve yeniden Chuang-Tzu olmuştum. Ama bilemedim, kelebek olduğu düşünü gören Chuang-Tzu muydum, yoksa Chuang-Tzu olduğunu düşleyen kelebek miydim? Ne ki Chuang-Tzu ile kelebek arasında bir fark olmalı! Biz buna varlıkların dönüşümü deriz.

Buddha'nın tersine, diye açıklar A. C. Graham, Chuang-Tzu düşünden uyanmaya bakmamıştı. Daha saydam bir düş görmeyi düşlüyordu: "Budistler düşten uyanırlar; Chuang-Tzu düşe uyanır." Hayatın bir düş olduğu hakikatine uyanmak, ona yüz çevirmek anlamına gelmez. Onu kucaklamak demek olabilir.
Batılı geleneğin dışında, antik Çin'deki Taocular, olan ile olması gereken arasında hiçbir boşluk görmemişlerdi. Doğru eylem, durumu açıkça değerlendirmekle gelirdi. Onlar insanoğlunu kurallar ve ilkelerle kösteklemede ahlakçıların -onların çağında Konfüçyüsçüler- izinden gitmiyorlardı. Taoculara göre iyi yaşam, yalnızca ustalıkla yaşanan doğal yaşamdır. Başka hiçbir amacı yoktur. İradeyle hiçbir ilgisi yoktur, ayrıca herhangi bir ideali gerçekleştirmeye çalışmakla ilgilenmez. Yaptığımız her şey şöyle böyle iyi yapılabilir; ama eğer iyi bir şey yaparsak, bunun nedeni niyetlerimizi eylemlere dönüştürmemiz değildir. Yapılması gereken her neyse, onu ustalıkla ele aldığımız içindir. İyi yaşam, doğamıza ve koşullara göre yaşamak anlamına gelir. Herkes aynısını yapmaya zorunlu diye bir şey yoktur, "ahlak" ile de bağdaşması gerekmez.

Taocu düşüncede iyi yaşam kendiliğinden gelir; ama kendiliğindenlik, kestirmeden bizde oluşan içtepilere göre davranmak anlamına gelmez. Romantizm gibi Batılı geleneklerde, kendiliğindenlik öznellikle bağlantılıdır. Bunun Taoculuk'taki anlamı, duygularına kapılmadan, var olan durumla ilgili nesnel görüşe dayanarak davranmaktır. Sıradan adam olaylara nesnel bakamaz, çünkü zihni hedeflerine ulaşma kaygısıyla bulanmıştır. Açık seçik görmenin anlamı, hedeflerimizi dünyaya yansıtmamak; kendiliğinden harekete geçmenin anlamı, durumun gerektirdiği gibi davranmaktır. Batılı ahlakçılar böyle bir eylemin amacı ne diye sorarken, Taoculara göre iyi yaşamın hiçbir amacı olmaz. Girdapta yüzmeye benzer, akıntının yönüne göre gidersin. "Gelen suya girer, giden suyla çıkarım, suyun Yolunu takip eder, kendi bencilliğimi ona dayatmam. Böylece yüzeyde kalırım," der Chuang-Tzu.
Taocular, diğer hayvanları iyi yaşamın kılavuzları olarak gördüler. Yaban hayattaki hayvanlar yaşamayı bilir; düşünmeleri ya da seçmeleri gerekmez. Bir tek insanlar tarafından engellendikleri zaman bırakırlar doğal yaşamayı.

Chuang-Tzu'nun belirttiği gibi, atlar yaban hayatı sürdüklerinde ot yer, su içerler; memnun olduklarında boyunlarını birbirine dolar ve sürtünürler. Kızdıklarında birbirlerine sırtlarını döner, çifte atarlar. Atlar bunu bilir. Ama yan yana koşum takımına bağlandıklarında ve baskı altında sıraya sokulduklarında artık başlarını çevirmeyi, boyunlarını kıvırmayı, hızla koşmayı, gemini çıkarmaya ve dizginlerden kurtulmaya çalışmayı öğrenmişlerdir.
Budistlerin uyanış ideali, dolaylı olarak evrimsel geçmişimizle bağlarımızı koparabileceğimiz anlamına gelir. Kendimizi diğer hayvanların yaşamlarını geçirdiği uykudan kaldırabiliriz. Yanılsamalarımız eriyip gitmiştir, artık acı çekmemiz gerekmez. Buysa kurtulmanın bir başka öğretisi, Hıristiyanlarınkinden daha incelikli ama hayvan genlerimizi geride bırakma hedefi bakımından Hıristiyanlık'tan pek de farklı sayılmaz.
Düş gördüğümüz zaman düş gördüğümüzü bilmeyiz ve düş içinde düş yorumlarız; uyanana kadar düş gördüğümüzü anlamayız. Bir tek son uyanışımızda bunun düşün son noktası olduğunu biliriz.
John Gray
Sayfa 76 - Chuang- Tzu

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Saman Köpekler
Yazar:
Alt başlık:
İnsanlar ve Diğer Hayvanlar Üzerine Düşünceler
Baskı tarihi:
Mayıs 2008
Sayfa sayısı:
199
ISBN:
9789750814266
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Straw Dogs: Thoughts on Humans and Other Animals
Çeviri:
Dilek Şendil
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
“Tanrı ve ölümsüzlük, ilerleme ve hümanizm masalını bıraktığımız anda yaşamlarımızdan ne anlarız?”

“Eğer söz konusu olan hakikat değil de mutluluk ve özgürlükse, felsefe neden son sözü söylemek zorundadır?”

“İnsanoğlunun mükemmelliğinden daha iç karartıcı başka bir şey olabilir mi?”

“Diğer hayvanlar hayatta bir amaca gerek duymazlar. İnsan denen hayvanın onsuz yapamaması, kendi içinde çelişkidir. Hayatın amacını, yalnızca görüyor olmak diye düşünemez miyiz peki?”

İngiliz düşünür, akademisyen John Gray, yeryüzünün dört yanında kök salmış kalıplı düşünceleri –dogma ve yargıları– bambaşka bir bakış açısıyla tartışmaya açıyor. Saman Köpekler’in merkezine insan bencilliğinin ve buna bağlı dünya görüşlerinin aşılması gerektiği fikrini yerleştiren Gray, kışkırtıcı gelecek öngörüleri eşliğinde sıradışı bir modern zamanlar okuması sunuyor.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Büşra Akyüz
  • Gökhan Türk
  • Gökçe
  • Nivîsgeh
  • Vegan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%33.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%33.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0