Samanyolunda Ziyafet (Oruç Yazıları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.951
Gösterim
Adı:
Samanyolunda Ziyafet
Alt başlık:
Oruç Yazıları
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
139
Format:
Karton kapak
ISBN:
2789785957805
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Diriliş Yayınları
Bu kitap, yazarın, ömür boyu, daha çok ramazanlarda yazdığı oruç hakkındaki yazılardan oluşmaktadır. Bu bakımdan, kitap, oruçla ilgili düşüncelerin yanısıra, duyuşları ve bir dönemin toplum yaşantısından kesitler ve izlenimleri de yansıtmaktadır. Yazıların yayınlandığı dergi ve gazeteler, yayınlandıkları tarihle birlikte ve alındıkları kitaplar parantez içinde olarak yazıların altında gösterilmiştir."Ramazanın Aynasında Hayat" isimli yazı, bir yerde yayınlanmamış olup bu kitap için hazırlanmıştır. Bazı yayınlanmış yazılar da ilk kez bu kitapta gözükmektedir. Kitaplara ve bir ömre yayılmış oruçla ilgili bu yazıların bir kitapta bir araya gelişi, yıllardan beri, dostların ve okurların isteği olup bugün bu kitapla gerçekleşmiş bulunmaktadır.
Kütüphanemde Ramazan ayı öncesi okumak için aylardır beklettiğim yazarın, okuduğum ilk eseri ve diyebilirim ki; oruç hakkında okuduğum en nezih ve orijinal eser. Şaşkınım zira beklediğimden çok farklıydı. Şu bildiğimiz orucun fıkhi, ilmihal bilgileri vs değil anlatılan… Bambaşka bir tasvir, yaşayış, idrak.. Hatta yazar orucu öyle bir anlatmış ki, sevgilisini sena eden aşık gibi. Gerçekten çok merak ettim yazarın oruçlarını ve kendimden şüphe ettim acaba benim oruçlarımın mahiyetini?? Yazarın 5 yaşında tüm ramazan tam gün ilk orucunu tuttuğunu okuduğumda çok da şaşırmadım Ramazan sevgisini idrak etmeye çalışırken. ..
Ve biran önce Ramazan başlasın istedim. Merakımı ve şevkimi fazlasıyla celbetti kitap. Erkek fıtratından ve kaleminden bu kadar ince ifadeler bence fazlasıyla tebrik edilesi…
Kitap bitiminde yazarın biyografisi ile yaptığım küçük araştırma sonucunda öğrendim ki, Necip Fazıl Kısakürek’le dönemin edebi yoldaşları... Hissiyatları ve nezih cümleleri birbirine çok benziyor bence. Kitap yazarın ramazan aylarında kaleme aldığı köşe yazılarından oluşmakta. Belki de bu yüzden kitapta paylaştıkları -yazdığı anın etkisi ile- hissettikleri ile paralel, çok çeşitli ve farklı manevi düzeyde bence. Yazarın çocukluk dönemi ramazanları, sırf inancı nedeni ile hapishanelerde hürriyet orucu tutan yazarlar, orucun şairlerin sanatına kattığı edebi faydaları gibi değişik konulardan da dem vurmuş yazılarında.
Sadece maddi oruç değil de, manevi oruçtan da nasiplenmek isteyenlere- tam vaktinde- Ramazan ayı öncesi -şiddetle tavsiye ediyorum.
Hoşgeldin Ey Mah-ı Müberra...
Hoşgeldin Ey Nam-ı Süreyya...
Hoşgeldin Ey Bedii Rüya...
Hoşgeldin...

Evvelâ Ramazan-ı Şerifimizin, bütün müslüman alemine bilhassa dünya yüzünde zulüm gören bütün müslümanlara futuhat ve sulh getirmesini niyaz ederim.

Oruç, kalbin iftarıdır. Uhrevi lezzetlerden ve layezal sırlardan mahrum, evini arayan bir cocuk gibi arka sokakların mehcur sayhaları arasında, susuz kalmış kalplerimizin, 'Lebbeyk Allahümme Lebbeyk' nidasıdır. {Rabbim sana geldim}

Sezai Karakoç oruç üzerine kaleme aldığı, her biri ayrı ayrı bir eser mahiyetinde olan yazılarını 'Samanyolunda Ziyafet' kitabında bir araya getirmiş. O'na göre, müslümanlar adeta bir aylığına Ahirete hicret edip,orada bir ziyafete tanıklık ederler.

Orucun her anına ezeli ve ebedi rızıklar yağar. Arınmanın miracıdır oruç. Ecri ve mükafatı yalnız Rahman'ın Keremindendir, İlm-i Şerif'ine emanettir.

Eser öyle güzel ki günlerce, sayfalarca tahlil edilse, benim derinlikten yoksun tasavvuruma sığmaz. Her Ramazan arefesinde okumaya gayret ederim ve her defasında ilk kez okumanın tesirini hissederim.

Okurken kendinizi neharın eşiğinde, güne bakan bir çiçeğin endamını izlerken buluyorsunuz. Bilir misiniz bilmem, tam ezan vaktinde birden uyanır dalları ve gece de bıraktığı ibrişim soluğundan derin bir huzurla bütün dallarını ve yapraklarını duaya durmuş bir elin zarafetiyle göğe çevirir... Yeri gelmişken bahsetmek isterim. Dua ederken ellerin yukarıya çevrilmesi sünnettir. Aramızdan bazı arkadaşların aklına şöyle bir sual gelebilir. Neden Allah'u Teâlâ heryerde iken Peygamber Efendimiz (s.a.s) ellerini göğe çevirerek dua etmiştir.Bu bahsin manası şöyledir.Yeryüzünde ki, varedilmiş yahut varedilmeyi bekleyen hiçbir canlı Rahman'ın mertebesinin üstünde yer tutamaz. Bu mesabeyi ve üstünlüğü ifade için, Ya Rabbi, seni kusurlardan tenzih ederim demenin edebindendir.

Sezai Karakoç'un kendi başına bir mektep olma yolculuğunu belirleyen en mühim ölçü, O'nun çözümlenmesi çok çetin gibi görünen içtimai ve ferdi düğümlere pürüssüz bir ayna tutan ferasetidir... Huzur neşreden seçkin cümlelerine bir dua nazarıyla bakabilirsiniz... Kısacık betimlemeleri adeta bir değerler manzumesidir. Bir cümleye uçsuz bucaksız bir ummanı sığdırır.

"Ruhların kabirleri açılıyor onda." ne muazzam bir tasvir. Demek ki hâlâ içimize bakmaya fırsatımız var, hâlâ cennetimizi, cehennemimizden kurtarmaya, imanımızı kuşanıp, sıratı müstâkime varmaya vaktimiz var...

Çocukluğumuzun Ramazanları... Hemen hepimizin özlemini duyduğumuz o koku, yumuk gözlerle yalnız idrakimize konuk olan tarifsiz heyecan. Azad edilmiş bir kuşun kalbimizde göğü müşehadesi... Genişleyen kalp sıhhati ve bizi hiçbirşeyin saramadığı gibi kucaklayan nurdan bir devran... Öyle büyük bir zarafetle dile getirilmiş ki o loş odalarda şakırdayan kaşık çatalların sesleri, nefis anne yemeklerinin sıcacık buğusu bütün tazeliğiyle doğruluyor içinizde... Şimdilerde tek ümidim, evlatlarımıza aynı iklimi yaşatabilmek, o coşkunun numunesiyle dahi olsa onları buluşturabilmek.

Gençlikte tutulan oruçların, materyalizm kabusunu dindirebildiğini salık veren yazarın bu tespiti harikuladedir.

Karakoç, oruçla birlikte, Kuran okunan, namazlara daha çok dikkat edilen, zekata ve sadakaya ehemmiyet verilen, bütün imani hasletlerin bir araya getirildiği, toplayıcı yönünden de söz ediyor Ramazan-ı Şerif'in.

Kadir gecesi, Rahman'ın bizlere en latif Ramazan hediyesidir. Eksiksiz cümleleriyle bizleri şerefdar eylemiş, adeta bize cenneti dünyada terennüm etme fırsatını bahşeylemiştir.
"Gecelerin imamı, en büyük imam Kur'an-ı Kerim'i kalbinde taşıyan Kadir Gecesi'dir."

Rahman oruçlarınızı makbul buyursun ve Reyyân kapısından girenlerden eylesin...

Feyizli okumalar.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.010 Oy)19.947 beğeni45.697 okunma3.590 alıntı193.149 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.154 Oy)13.983 beğeni36.231 okunma3.798 alıntı154.013 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.951 Oy)9.222 beğeni30.282 okunma918 alıntı146.870 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.760 Oy)9.721 beğeni27.306 okunma2.008 alıntı126.386 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.264 Oy)9.264 beğeni27.641 okunma2.940 alıntı121.916 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.480 Oy)4.398 beğeni16.697 okunma1.594 alıntı81.489 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (10.026 Oy)11.825 beğeni29.678 okunma1.694 alıntı155.170 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.939 Oy)9.474 beğeni26.673 okunma1.830 alıntı136.371 gösterim
  • Posta Kutusundaki Mızıka
    8.7/10 (1.096 Oy)1.230 beğeni3.146 okunma1.810 alıntı34.031 gösterim
  • Uzun Hikaye
    8.5/10 (846 Oy)838 beğeni3.079 okunma306 alıntı23.606 gösterim
Bir kuşluk gibi, ağaçların arasından, kuş seslerinin marul içi tazeliğindeki bebeksi sevinçlerin içinden güneş neşesinin yürüyerek insanları kuşatası gibi gelen Oruçtur.

Yüzünde nur, elinde Kur’an, dudaklarında salavat, yüreğinde Yaradan sevgisi ve korkusu, hayalinde ideal İslam yurdu, kafasında gerçekçi gurursuz akıl, ruhunda ve vücudunda namaz, mü’min ve Müslüman aydır bu gelen; Oruç ayı.

“Bir ev nasıl yılda bir defa temizlenir, örümcek ağlarından kurtarılır, kiremitleri aktarılır, sıvanır, yıkanır, onarılır ve badana edilir; yani yeni yapılmış hale getirilirse, bir ruh da yılda bir kere böyle bir genel temizlik ve revizyon ister. Bir şehrin temizlenmesi, onarılması, yeniden yapılması, sıva, boya ve badanalarının tazelenmesi ile müslüman bir şehrin oruç boyunca ruhî canlılık ve hareketi , yükselme ilerlemesi birbirini çok andırır. oruç , demek ki bir noktadan bakılınca, ruhun ve vücudun dezenfekte edilmesi oluyor.”

Hayatın monotonluğu, sıradanlığı yeni zaman ile, ramazan ile değişir.Başka bir kapı açılır adeta.Bu kapıda umut, sevinç, gül aydınlığı…

Hayatın bunaltan, usandıran tekrarları kaybolur. Yeniden başlamanın vaktidir:

“İşte oruç, külü deşer, betonları kırar, eskiyen dünyayı tazeler, alışkanlıkları elâstikîleştirir, donmalarını önler, içgüdüleri pırıl pırıl yapar, insanı melankoliye düşmekten, yani eşyayla ilgiyi kesmekten, korur, kâinatı yeniden yaşanmağa değer bir yer haline getirir, insanı yeni doğmuşçasına yaşamaya hevesli, iştahlı bir yeni insan yapar.”
Değişim başlamıştır.

Zaman, başka bir zamandır: “Hayvandan meleğe doğru yolculuk; içteki karanlıkların eriyişi, yerini metafizik ışıkların alması Oruçla…

Gerçek gün doğuşu, gerçek kuşluk, gerçek öğle, gerçek ikindi, gerçek akşam ve gün batışı, gerçek gece ve yatsı Oruçla. Gerçek zaman Oruçladır.”Müslüman her yıl, bir ay bir ruh şölenine çağrılır.

Kitapta oruç hakkında çok güzel şeyler yazmış Karakoç. Okuyupta dikkate almamak ne mümkün. Akıcı, anlaşılır bir kitap okumayan okurlara tavsiye ediyorum.
Öncelikle bu kitabı okumama vesile olan başta
Burak ‘a ve bu etkinliği düzenleyen Gökçe ‘ye çok teşekkür ederim. Güzel bir Ramazan etkinliği oldu. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Esere gelecek olursak...

Bir yazar düşünün,bir mütefekkir ömrünü diriliş mücadelesine adayan. Fizik dünyanın,materyalizmin,kapitalizmin… insanın ruhuna ördüğü bütün ağları yırtmakla,parçalamakla geçen...Bir ibadet düşünün,bir nimet,bir rızık,bir silah...insanı cismaniyetten çıkarıp ona ruhunu hatırlatan, onu bedenin esaretinden kurtaran,dünyadan geçirip ahirette meylettiren,onu nefisle olan mücadelesinde büyük cihatta yalnız bırakmayan…İşte “Samanyolunda Ziyafet”, bu iki diriliş erinin hikayesini,birlikteliğini,çocukluktan başlayarak, dört mevsime yayarak, iftarıyla sahuruyla teravihiyle bayramıyla insanın nasıl fizikten fizikötesine, dünyadan ahirete,maddeden manaya,bedenden ruha yöneldiğini anlatıyor.

Yazarımız genel olarak Ramazanın özelde ise orucun üzerinde duruyor.Ramazanın bir ruh olarak geldiğini,her şeyin olağan olduğu her şeyin normalleştiği gaflet ortamında insanın kendine yabancılaşması sonucu kirlenen ruhlara Ramazanın bir Ruh-ül Kuddüs gibi destek olduğunu vurguluyor. Orucun
ruhlara şifa ,
ruhun aldığı manevi bir gıda ,
orucun da namaz gibi inananların miracı,
olduğunu ayrıca belirtiyor.

Yine Sezai Karakoç müslümanın sürekli mücahede içinde olduğunu söylüyor.Tüm şeytani düşüncelere karşı vahiyle, zulme karşı adalet ile, cehalete karşı irfan ile, şehvete karşı oruç ile, benliği kutsamaya karşı namaz ile… müslümanın devamlı mücahede içinde olduğunu ifade ediyor.

Her türlü izmin ruhlarımızı yağmaladığı,her şeyin aklın sınırları içerisine hapsedilmeye çalışıldığı,ruhların tükenmeye yüz tuttuğu bu asırda orucun nasıl ruhları diriltici bir güç,kuvvet olduğunu güzel bir üslupla anlatıyor bizlere Sezai Karakoç...Adım adım dirilişi anlatırken nasıl hiç ölmeyeceğimizi,ruhumuzu sonsuzluğa nasıl taşıyacağımızı da gösteriyor.

Muhtemelen inşallah önümüzdeki Ramazanlarda da elime alacağım bu güzel eseri bütün ruhu muhtaçlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
Öncelikle bu güzel kitabı böyle güzel bir ayda okumamıza vesile olan Burak ve Gökçe kardeşlerimi gayretlerinden dolayı tebrik ediyor ve teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca etkinliğe katılarak, takip ederek bu güzelliğe ayrı bir güzellik katan tüm okur kardeşlerime de teşekkür ederim.Sezai Karakoç’un Samanyolunda Ziyafet yazılarıyla ve etkinliğimiz sebebiyle yaşadığımız Ramazanı çok daha güzel anımsayacağımıza eminim.:)


Sezai Karakoç yazılarıyla Ramazan,Oruç,Kadir gecesi ve Bayrama dair, ayrıca İslamın ve İmanın insan ruhunda meydana getirdiği etkileri, ilmi bilgiler eşliğinde edebi bir şekilde şairane ifade ederek bu güzel ayı en güzel şekilde algılamamız ve yaşamamız hususunda bizlere çok büyük katkısı olacak bir eser meydana getirmiş.Allah kendisinden razı olsun.
Kitabı okurken duygulandığım bir anda zihnime gelenleri de paylaşmayı diledim sizlerle...

Yaşadığımız şu helaket ve felaket asrında maneviyatını ayakta tutmak için ecel terleri döken biz müslümanlara, şefkatli bir sahabenin yüreklendiren iman telkini gibi,
omuzumuza omuz veren rikkatli bir müceddidin
İslam güveni ve teslimiyeti gibi geliyor Ramazan...
Oruç oruç teslim alıyor bizden o islam teslimiyeti, kendimiz için istediğimizi kardeşimiz için istemekte nazlanan o bencil nefisperestliği.
Bir düş çiziyor hayalimize oruç oruç
Asr-ı saadetten.
Saadetlerin en halisini sunuyor vaad ediyor yüreğimize, oruç oruç tazeliyor ümidimizi.
Sonra bir kutlu gece ile vedaya hazırlanıyor bizden.
O gece ki tüm karanlıklarımıza bir nur serpecek
Gecelerin tüm yükünü omuzumuzdan alacak
O gecedeki halis yöneliş
Tüm gecelerimize bir pusula olacak
Gece gece aydınlatacak bizleri
Bir dahaki kutlu geceye dek
Sayın Üstad Karakoç,
Yazdığınız bu kitapta Ramazanın manevi ruhiyetini hep hissettim. Allah sizden razı olsun. Bana böyle hissettiren hiç kuşkusuz sizinde Ramazan ayında bu yazıları kaleme alışınız. Ramazan hep bereketliydi, Elhamdülillah bir kez daha öyle oldu. Allah bizi Ramazandan ve o havayı solumaktan mahrum etmesin.
-14 Ramazan 1438

Muhabir 6 yaşındaki çocuğa soruyor:
"Oruç tutuyor musun?"
Çocuğun cevabı:
"Ben Fenerbahçeyi tutuyorum abi." :D :D
Karakoç, kendi oruç anısını anlatırken diyor ki, "Oruç tutmayı somut bir şey sanırdım. Bahçedeki hindileri tutmak gibi."
Evet, bizler orucu tutuyoruz. Önce midemizle sonra ruhumuzla. Orucun yaratmış olduğu capcanlı manevi havayı solumaya çalışıyoruz. İçimize iyice çekip doymak istiyoruz. On bir ay hasret kalmışız. Bir kişi değil, iki kişi değil tüm Müslüman âlemi... (Elhamdülillah)

Oruç, "Ben geldim." diyip kapıyı tıklattığında, Samanyolunda Ziyafet'i alıp kapıyı açmak istiyorum iki senedir. (daha uzun seneler nasip olur İnşaAllah) Bu sene tek başıma okurum diye niyetlenirken Gökçe'min (kalp) başlatmış olduğu etkinliğe katılarak elli kişi birlikte okumuş olduk. Ne kadar güzel değil mi? Tam bir Ramazan ruhu yaşandı.
Bizi yenileyen, bize diriliş ruhunu aşılayan bir Ramazan olsun İnşaAllah. :)
Bir de, bu kitabı herkese övün ve ısrarla almalarını söyleyin. ;)
-07 Ramazan 1439
"Her ramazanın ayrı bir rengi, ayrı bir kokusu, ayrı bir biçimi vardır. Her biri kökte ve temelde ayni olsa da, her yılın ramazanı, mevsimlerin boyasına batıp çıka, hafızada ayrı bir fenomen değeriyle yaşar." Sezai Karakoç'un şu cümleleriyle başlamak istiyorum incelememe çünkü en güzel onlar anlatmama yarayacak bu Ramazan'ın farklılığını. Her Ramazan ayrı geçiyor sahi günler; geçen yıl uzun süre Bursa'daydım, bu yıl ise yarı yarıya İzmit ve Bursa arasında geçti.. Geçen yıl en zor vedalarımı yaparken, bu yıl da başka imtihanlarla geçirdim ve aslında bahsetmek istediğim daha önemli bir şey varsa o da sitede yaptığım etkinlik vesilesiyle kitabı sadece kendim değil birçok kişiyle birlikte okumak oldu. O kadar güzel cümleler duydum ki kitabın bende uyandırdığı güzellilkleri bile yeri geldiğinde unutturdu çünkü başkasında uyandırdığın hisler kendininkinden daha değerli olabiliyormuş demek ki. Bu vesileyle güzel yorumlarını eksiltmeyen herkese teşekkürlerimi sunarım ve pek tabii Burak'a. Bu etkinliği yaptıysam en çok da onun hatırınadır mutlak ve ağır ağır, sindire sindire okuduysam yine onun hatrınadır. :) Geçen yıl çok istemiştim kitabı okumak fakat nasip olmamıştı fakat bu yıl kararlıydım okumaya şükür ki nasip de oldu. Yoksa bu kitabı Ramazan'da ilk defa okumamak en büyük pişmanlığım olurdu.

Kitap illa ki Ramazan'da okunması şart bir kitap değil tabii, isteyen kendi dirilişini bulmak için başka vakitlerde de okuyabilir veya Ramazan öncesi veya sonrasında hazırlık amaçlı yahut tekrar hatırlayış amaçlı.. Ama ilk okuma için ben yine de Ramazan ayını tercih etmenizi öneririm. Oruç ve ramazanla alakalı yazılardan oluşan bir kitap ve bu yüzden önerim okumayanlar için bir an önce listeye alınması. Dini açıdan gerekli bilgisine herkesin sahip olduğu ibadet olan orucun varoluşsal açıdan bize sağladığı katkıları bu kitapta görmekteyiz. Kitabımız sadece oruçtan bahsetmiyor bu kitap öyle güzel ki namazı da idrak ediyorsunuz, kandilleri de, Kur'an'ı da, zekatı da ve diğer ibadetleri de...

Sezai Karakoç'a göre Ramazan'da yapılan tüm ibadetler bizim dirilişimize vesiledir, onlar ki bizim için apayrı güneş olmuşlardır mesela.. "Oruç benliği kıran bir tapınma" Oruç ki sizi bir ay süreyle asıl zaman ve mekana sürüklüyor, Ramazan ruhu ki sizi eşya benliğinden iman ruhuna sürüklüyor. Biz ki modern zamana köle olmuş ruhlarız ne de güzel geliyor böyle bir ay hepimize..

"Bir emanet ki, gelir gelmez, bizi, bizdeki emanetlerin sahibi yapmaya başlar. Evimizi ev yapar, yabancılaşan şehrimizi kendi şehrimiz yapar, uzuvlarımıza göğün mührünü vurur, ruhumuzu kölelikten azat eder." Evimiz ilk orucunu tutan çocuklarla dolar bir anda, evimiz ikindi vakti Kuran sesleriyle canlanır, şehir bir yandan kendini bulmaya hazırlanır, vücudumuzun her bir parçası kendi orucunu tutmaya çalışır. Sezai Karakoç'un anlatmaya çalıştığı en güzel fikir de şu ki tek ağzımızla oruç tutmayız gözümüzle, kulağımızla, gönlümüzle tutmuyorsak orucumuzu oruç tutmanın ne anlamı vardır ki..

"Oruç da susar, oruç da acıkır. Orucun susadığı ve âb-ı hayat gibi kanamadığı su, Kur'an sesi, acıktığı namaz, örtündüğü merhamet, kuşandığı giyindiği, Allah adının yükseltilmesi, yani cihadtır." Ramazan ayının başlamasıyla camilerimiz daha fazla dolmaya başlar ki bence bu bile insanın Ramazan ayında Rabbine dönüş yapmasında bir vesile olabilir yahut Allah daha çok tesbih edilmeye başlar ki bu da insanın kalbini Allah'la karşılaştırabilir önemli olan insanın bu yaptıklarını salih amellerle yapması. Önemli olan bu ayı bir ruhun diriliş ayı bilip zamanı değerlendirebilmesi.

Bu yıl da bitiyor, eğer erişebilirsek cuma günü bayramımız olacak yok eğer erişemezsek Allah güzel bir Ramazan ayı geçirmiş olmayı nasip etsin. Başlarken bir sevinçle başladığımız bu ayı bitirirken bir hüzünle bitiriyoruz. Ne de güzel gelmişti oysa ki; tek bir kişiye değil, tüm müslüman kardeşlerine.. İnsan bu birlikteliği bu uhuvvet havasını bile düşününce nasıl hem mutlu olup hem de hüzünlenmez ki. Rabbim daha çok ramazanlar görmeyi nasip etsin. Dünyanın her neresinde zulme uğrayan kardeşlerimiz varsa Allah yardımcıları olsun. Bayram geliyor.. Sevineceğiz elbet ama güzel olan şu ki bir yandan da annesiz, babasız giren evlatları veya çocuğunu görmeden yaşayan aileleri düşünebilmek... Bizler yani müslüman toprakların şımarık çocukları olarak ne kadar şükretsek az gelecek. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim çünkü daha birkaç gün önce Doğu Türkistanlı, Suriyeli, Filistinli birçok kardeşimle hasbihal etme fırsatım oldu.. Allah bizlere onları unutturmasın. Yapacak bir şey yok iken en azından dualarımızda yer edinebilsinler.

Allah gönüllerimizden Ramazan ayı ruhu ve dirişini eksik etmesin. Hepinize tekrardan teşekkür ederim. :)
Sueda hocamın çok güzel inceleme yazısını gördükten sonra, kitabı 3 arkadaşımla birlikte almaya karar verdim. Bu kitap, Ramazan ayı boyunca okunabilecek en güzel eserlerden biri bence. Ramazan ayının ruhu diriltici etkisini, toplumsal dirilişe olan katkısını satır satır yüreğimize işliyor yazar. Bir günde bitirilebilecek bir kıtap olmasına rağmen Ramazan boyunca parça parça okumayı tercih ettim. Eğer kitapla ilgili değerli inceleme yazılarını ve alıntıları incelerseniz bana hak vereceksiniz. Ramazan ayının son günleri bile olsa henüz vakit varken sizin de bu kitabı okumanızı tavsiye ederim...
Etkinlik: #29631940

Ramazan orucunun manevi muhtevası ve mahiyeti hakkında okuduğum bu aydınlatıcı kitap ile tanışmama vesile olan etkinliği düzenleyen Gökçe ablama ve Burak abime çok teşekkür ederim. :)

-Anlatmaya gerek varmış, görmüyormuşum.-


Kitaba başlar başlamaz metafizik bir alemde düşünmeye başladım. Sezai Karakoç'un okurunu içine çektiği bu aleme tıpış tıpış gittim. Bir paragrafla -yeri geldi bir cümleyle- anlatmak istediğini o alemi tasavvur etmeden anlayamıyordum çünkü. Yani bu kitaba muhatap olabilmek için bir miktar boyut değiştirmek gerekiyor.
Burada oruç zihnimde mücessemleşti sanki. Orucu tüm Ramazan boyunca Muminine el uzatan bir takva eliymiş gibi tahayyül ettim ve bu yönüyle Ramazan ayının metafizik alemimde gerçekleştirdiği mucizelere tanıklık edip -ziyadesiyle farkındalık kazandım- aynı zamanda Ramazanın hakkını vererek bu mucizenin sanığı da olmak istedim ve inşaAllah hepimiz iyi bir sanık olmuşuzdur :).
Evet bu mucize bedenlerimizden ziyade kalplerimizde gerçekleşen bir hareket. İnsanı onarıyor. Gevşemiz çivilere çekiç, dökülmüş sıvalarınıza mala vuruyor. Onarıcı...
'Gökyüzünü çatı kılıyorsun kendine ama içindeki üç beş odalı bir et parçası seni hücreye atıyor, hayat ne garip.' Derler. İşte oruç sizi o hücreden çıkarıyor, mücerrette mümkün fakat müşahhasta kabil olmayan bir ritimde atmaya başlıyor kalbiniz. Kalbi besleyen damarlar en yoğun tokluğu yaşatıyor ruhunuza. Özgürleştirici...
Ruh kılıfına sığamıyor. Kanatlandırıcı... :)
Oruç bu ayda müminin bineği oluyor ve böylece onu rabbine yaklaştırıyor.
Rabbinize yakınlaşmak ve müslüman adınıza yakışmak isteği sizi göklere yükseltmeye başlıyor. Oruçla yükseldiğinizi hissediyorsunuz; o kadar yükseliyorsunuz ki iftarınızı samanyolunda açıyorsunuz. -Dünya, ne kadar küçüksün.-
Daha daha çok yükseldiğiniz dönemler de var mesela Kadir Gecesini ararken. Bir sırrın perdesini aralamak ve o aralıktan bütün ruhunuza, tüm hücrelerinize esen bir iman rüzgarı tarafından okşanmak. Daha çok okşanmak için daha çok yükseliyorsunuz ve bu gökyüzünün atmosferi tarafından tamamen sarılıyorsunuz ve tebrikler kuşatıldınız. Artık bayram edebilirsiniz. :) Bayram; Ramazanla olgunlaşıp meyve veren ruhun yemişlerini toplama vakti. Çürüksüz, çersiz çöpsüz, tertemiz, dipdiri, taptaze. Bir daha ki Ramazana ulaşıncaya kadar yetecek enerjiyi stokladık. Çürütmeyebilsek...
Ve evet işte oruç bitti bayram da. İçinizdeki bahçeye 1 ay boyunca baçıvanlık eden o bahçıvan artık gidiyor. Adını bile bilmediğiniz çiceklerle ekili, kokuları ile etrafı mest eden bir bahçe bırakıyor. Ramazan bitiyor ve tüm müslümanlar bir çicek bahçesine dönüyor. Soldurmayabilsek...

Ayrıca;

Asıl orucu zenginleştiren, muhtevasında diğer ibadetlerin de bulunmasıdır. Bu ibadetlerin de ruhunu taşıyor kitabımız.-e yani yoksa nasıl yükselelim- Oruç sandığımızı bu mücevherlerle doldurursak ancak o zaman bir hazineden bahsedebiliriz. Ve tabii ki oruç müslümanları bir araya toplayıp, muhabbetlerini arttırdığı gibi aynı zamanda diğer ibadetleri de içinde toplar. Her türlü birleştirici. Şöyle bir tanım yapsak: Tek frekansta tüm müslümanları görebilmeye oruç denir. Yaklaşık bin dört yüz senedir aynı frekans. :)
Ancak aynı müslümanlar diyemedim. :(


Hasılı efendim, dünya ahiretin tarlasıdır hadisini düşünerek senede bir defa gelen Ramazanı hakkıyla geçirmek isteyen herkesin elinin altında bulundurması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir mü'minin en bol hasatını Ramazan ayında kaldıracağını düşünüyorum.

Ramazan ayına sezai en güzel kitaplardandı efendim. :)

"Allah' ın koruması altında olasınız, selâmetle."
Okuyacaklar listemde mevcut olan ve Bila tarihte okumayı planlamış olduğum bu eseri erken okumama vesile olan gökçe hanıma ve vesile olmasına vesile olan burak beye teşekkürlerimi sunarım. :)

Az önce özenerek yazdığım incelemem teknik nedenlerden dolayı hiç oldu. :/ Neyse sağlık olsun. O yüzden tekrar o kadar yazmayı göze alamıyor ve özetle:

Sezai Karakoç zaten seçmekte olduğumuz ramazanı öyle güzel anlatıyor ki aşık ediyor.

Çocuk Ramazan ilişkisini öyle güzel anlatmış ki, Ramazanın içimizde yarattığı manevi huzuru, Ramazanın doğaüstü gibi sanki dünyadan bir ay olmayışını, adeta insanı büyüleyerek bu ayın daha bir anlamlı hale getiriyor.
Yer yer bahsettiği anlarında ve anlattığı ramazan heyecanında kendinizi buluyor yer yer yaşayamadığınız bu güzelliklere imreniyorsunuz...
Zaten ben size baklavayı ne kadar anlatırsam anlatayım (ki zaten bu konuda pek başarılı değilim) bir dilim baklava yemeden baklavanın tadını anlayamazsınız. O yüzden bir an önce Sezai Karakoç'un baklavasını edinip derhal okumanızı şiddetle tavsiye ediyor, Hayırlı ramazanlar diliyorum ve incelememi şu alıntı ile sonlandırıyorum...

Oruç, eşyayı ve evreni de bize yaklaştırmış değil midir? Onu daha derinden algılamakta, kavramakta değil midir? Oruç ayında gündüz daha gündüz, gece daha gece değil miyiz? Güneş daha güneş, su daha su, toprak daha toprak, ay daha ay, yıldız daha yıldız, zaman daha zaman, mekân daha mekân, vücut daha vücut değil midir?
Ve nihayet ruh, daha ruh değil midir?
Burda tanıştığım bir arkadaşın tavsiyesi üzerine bu ramazan okuyacağım kitaplardan olabilir.

Internette bulduğum bu bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü ben okuyup incelemeyi yazana kadar ramazan bitebilir :)

Mütefekkir-şair sezai Karakoç’un bir ömür boyunca daha çok ramazanlarda yazdığı oruç hakkındaki yazıları “Samanyolunda Ziyafet” adıyla kitaplaştı.Kitabın alt başlığı: “Oruç Yazıları”
Kitapta yer alan yazıların başlıkları bizlere çok şey söylemektedir: Betonları Kıran Oruç, Samanyolunda Ziyafet, oruç ve Çocuk , Orucun 24 Saati, Orucun Ömrü, Aktüalite, Altın Gece, Bayram, Konuk, Sürekli Mucizeler, Her Yıl Bir Mucize Gibi Gelen, oruç da Acıkır, Diriliş Saati, Silahımız, Yankı, Bir İftar ve Ötesi, Kadir Gecesi, Yolcu, Bayram, oruç ve Diriliş, Orucun Ruhu, Ruhun Silahları, Ruhun Şöleni, İnsan ve Oruç, Görünen Aya Selâm, Hicretten Miraca, oruç Dünyasında, Gök Armağanı Oruç, Orucu Benzerlerinden Fark Ettiren, Çocukluğumuzun Ramazanları, Çağrı, oruç Ülkesi, Kara Bayramı Aka Çevirmek, Ramazanın Aynasında Hayat.
Ramazan gelince özge bir zaman başlar. Ruhun ön planda olduğu bir zamandır bu. İnsan iyiliklere, güzelliklere doğru bir yürüyüştedir. Kirden, karanlıktan uzak günler… Kurtuluş günleri, arınma günleri: “Bir ev nasıl yılda bir defa temizlenir, örümcek ağlarından kurtarılır, kiremitleri aktarılır, sıvanır, yıkanır, onarılır ve badana edilir; yani yeni yapılmış hale getirilirse, bir ruh da yılda bir kere böyle bir genel temizlik ve revizyon ister. Bir şehrin temizlenmesi, onarılması, yeniden yapılması, sıva, boya ve badanalarının tazelenmesi ile müslüman bir şehrin oruç boyunca ruhî canlılık ve hareketi , yükselme ilerlemesi birbirini çok andırır. oruç , demek ki bir noktadan bakılınca, ruhun ve vücudun dezenfekte edilmesi oluyor."
Ramazan ayının başlangıç arefesinde İstanbul'un ikinci tepesini kendisine yurt bellemiş olan Nur-u Osmaniye Camii'nin avlusunda otururken şu alıntısı gelmişti aklıma Karakoç'un:

"...ve oruç tutmak, insan yüreğini canlı, cıvıl cıvıl sesli kuşlarla doldurmak değil midir?"

Sıcak bir İstanbul gökyüzünün altında bir meltem estirmişti yüreğimde bu cümle. Bir istifham sorusu ile öyle güzel hissiyat bırakıyor ki sanki 'bülbüller ötüyor ruhunuzda.' Derin bir nefes doldurdum ciğerlerime ikindi sonrasında çünkü bir gün sonra yüreğimizi cıvıl cıvıl saracak bir ay başlayacak, oruç tutarak materyalist dünyaya mahkûm olmaktan biraz daha uzaklaşacak, kendi içimize dalacağımız zamanlar gelecekti.

Uzun zaman önce Ramazan ayında bir Sezai Karakoç kitabı okuyacağımı planlamıştım ama ben hep Diriliş Neslinin Amentüsü’nü okuyacağımı düşünüyordum. 1000Kitap’ta gördüğüm Sezai Karakoç etkinliği vesilesiyle fikrimi değiştirip Samanyolunda Ziyafet’in Ramazan ayına daha uygun bir eser olduğunu düşündüm ve okumaya başladım.

Kitap henüz başlangıcından itibaren Sezai Karakoç üslubuyla kendisine çekiyor sizi, Ramazan ayına ait bir güzelleme niteliğinde olan bu eserde ibadet olarak yalnızca oruç yok. Hatta orucun öbür ibadetleri çağırdığı bir yanı olduğunu söylüyor nitekim dediği gibi de namaz en çok bu ayda kılınıyor, Kur’an en çok bu ayda okunuyor.

Kitaplardan payımıza düşeni alırız, Samanyolunda Ziyafet de gerçekten kalbini açmış okurunun ruhunda tadilatlar yapıyor, farkındalığını arttırıyor. Dünyayı daha aydınlık bir gözle görmenizi, kalbinizin üzerinden suret gölgesini kaldırmanızı, oruç ile gelen ruh şölenine katılmanızı ve katıldığınız bu şölende acıkan orucu doyurmanızı ve böylece de ruhunuzdaki boşlukları doldurmanızı, orucun da sizden râzı olarak sizlere bayramı sunmasını söylüyor.

Tavsiyedir, mutlaka okunmalıdır diyerek orucun da bizlerden râzı olduğu hayırlı Ramazanlar dilerim.
Bugün oruç yolcudur. Geldi, evlerimizi, şehirlerimizi, soframızı, gönüllerimizi bir ay boyunca olanca zenginliği ve cömertliği ile donattı ve işte gidiyor. Yürekte ister istemez bir sızı var. Ayrılış sızısı...
Bir ev nasıl yılda bir defa temizlenir, örümcek ağlarından kurtarılır, kiremitleri aktarılır, sıvanır, yıkanır, onarılır ve badana edilir, yani yeni yapılmış hale getirilirse, bir ruh da, yılda bir kere, böyle bir genel temizlik ve revizyon ister. Bir şehrin temizlenmesi, onarılması, yeniden yapılması, sıva, boya ve badanaların tazelenmesi ile Müslüman bir şehrin oruç boyunca ruhî canlılık ve hareketi, yükselme ve ilerlemesi birbirini çok andırır. Oruç, bir noktadan bakılınca, ruhun ve vücudun dezenfekte edilmesi gibidir.
Sezai Karakoç
Sayfa 7 - Diriliş Yayınları 10. Baskı
Kendi kendinden uzaklaşan insanın kendine dönüşüdür oruç ayı.
Saniyelerimize, dakikalarımıza, ebedilik ve ezelilikten yakut damlalar düşüren oruç ayı...
Gecelerin de bir imamı vardır. Gecelerin imamı, en büyük imam Kur'an-ı Kerim'i kalbinde taşıyan Kadir Gecesi'dir.
Oruç, zamanın kirlettiği ve ölümün tozlarına batırdığı vücut ve ruh için , gözle görünmez bir gusül, bir teyemmümdür. Tek başına bir tıb, dört başı mamur bir sıhhattir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Samanyolunda Ziyafet
Alt başlık:
Oruç Yazıları
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
139
Format:
Karton kapak
ISBN:
2789785957805
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Diriliş Yayınları
Bu kitap, yazarın, ömür boyu, daha çok ramazanlarda yazdığı oruç hakkındaki yazılardan oluşmaktadır. Bu bakımdan, kitap, oruçla ilgili düşüncelerin yanısıra, duyuşları ve bir dönemin toplum yaşantısından kesitler ve izlenimleri de yansıtmaktadır. Yazıların yayınlandığı dergi ve gazeteler, yayınlandıkları tarihle birlikte ve alındıkları kitaplar parantez içinde olarak yazıların altında gösterilmiştir."Ramazanın Aynasında Hayat" isimli yazı, bir yerde yayınlanmamış olup bu kitap için hazırlanmıştır. Bazı yayınlanmış yazılar da ilk kez bu kitapta gözükmektedir. Kitaplara ve bir ömre yayılmış oruçla ilgili bu yazıların bir kitapta bir araya gelişi, yıllardan beri, dostların ve okurların isteği olup bugün bu kitapla gerçekleşmiş bulunmaktadır.

Kitabı okuyanlar 207 okur

  • Ümran Ay
  • Züleyha Çakır
  • Ncb_sldr
  • Begüm Ercan
  • Drkitapsever
  • Kani
  • Nida Karaver
  • Fehilal
  • Rabia Polat
  • Âmine Büşra Çiftçi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%3.7
18-24 Yaş
%35.2
25-34 Yaş
%38.9
35-44 Yaş
%14.8
45-54 Yaş
%1.9
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%70.2
Erkek
%29.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.4 (44)
9
%34.1 (31)
8
%9.9 (9)
7
%4.4 (4)
6
%0
5
%2.2 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.1 (1)