Samanyolunda Ziyafet (Oruç Yazıları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.442
Gösterim
Adı:
Samanyolunda Ziyafet
Alt başlık:
Oruç Yazıları
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
139
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Diriliş Yayınları
Bu kitap, yazarın, ömür boyu, daha çok ramazanlarda yazdığı oruç hakkındaki yazılardan oluşmaktadır. Bu bakımdan, kitap, oruçla ilgili düşüncelerin yanısıra, duyuşları ve bir dönemin toplum yaşantısından kesitler ve izlenimleri de yansıtmaktadır. Yazıların yayınlandığı dergi ve gazeteler, yayınlandıkları tarihle birlikte ve alındıkları kitaplar parantez içinde olarak yazıların altında gösterilmiştir."Ramazanın Aynasında Hayat" isimli yazı, bir yerde yayınlanmamış olup bu kitap için hazırlanmıştır. Bazı yayınlanmış yazılar da ilk kez bu kitapta gözükmektedir. Kitaplara ve bir ömre yayılmış oruçla ilgili bu yazıların bir kitapta bir araya gelişi, yıllardan beri, dostların ve okurların isteği olup bugün bu kitapla gerçekleşmiş bulunmaktadır.
139 syf.
·5 günde·9/10
Kütüphanemde Ramazan ayı öncesi okumak için aylardır beklettiğim yazarın, okuduğum ilk eseri ve diyebilirim ki; oruç hakkında okuduğum en nezih ve orijinal eser. Şaşkınım zira beklediğimden çok farklıydı. Şu bildiğimiz orucun fıkhi, ilmihal bilgileri vs değil anlatılan… Bambaşka bir tasvir, yaşayış, idrak.. Hatta yazar orucu öyle bir anlatmış ki, sevgilisini sena eden aşık gibi. Gerçekten çok merak ettim yazarın oruçlarını ve kendimden şüphe ettim acaba benim oruçlarımın mahiyetini?? Yazarın 5 yaşında tüm ramazan tam gün ilk orucunu tuttuğunu okuduğumda çok da şaşırmadım Ramazan sevgisini idrak etmeye çalışırken. ..
Ve biran önce Ramazan başlasın istedim. Merakımı ve şevkimi fazlasıyla celbetti kitap. Erkek fıtratından ve kaleminden bu kadar ince ifadeler bence fazlasıyla tebrik edilesi…
Kitap bitiminde yazarın biyografisi ile yaptığım küçük araştırma sonucunda öğrendim ki, Necip Fazıl Kısakürek’le dönemin edebi yoldaşları... Hissiyatları ve nezih cümleleri birbirine çok benziyor bence. Kitap yazarın ramazan aylarında kaleme aldığı köşe yazılarından oluşmakta. Belki de bu yüzden kitapta paylaştıkları -yazdığı anın etkisi ile- hissettikleri ile paralel, çok çeşitli ve farklı manevi düzeyde bence. Yazarın çocukluk dönemi ramazanları, sırf inancı nedeni ile hapishanelerde hürriyet orucu tutan yazarlar, orucun şairlerin sanatına kattığı edebi faydaları gibi değişik konulardan da dem vurmuş yazılarında.
Sadece maddi oruç değil de, manevi oruçtan da nasiplenmek isteyenlere- tam vaktinde- Ramazan ayı öncesi -şiddetle tavsiye ediyorum.
139 syf.
Sizin bildiğiniz Ramazan ayı ile bizim öğrendiğimiz bu Ramazan ayı aynı ay mı ???



Hayır yani şimdiye kadar gelen aylar Ramazan ise bu kitap ile tanıdığım Ramazan neydi bu nasıl muazzam bir Ramazan muhabbetiydi efendim, Sezai Karakoç her iftar öncesi ve sahur vakti odama misafir oldu ve  yıllarca Ramazan ayı ile ilgili yazdığı yazılarını parça parça aktardı bana öyle hoş bir sohbeti vardı ki bitmesin istiyordum ama başkaları da okusun diye bitirip hediye ettim... :(((

Ramazan ile ilgili bir kitabı olduğunu öğrenince hemen alıp okumak istedim ki bir baktım https://1000kitap.com/socialbibliophile Ramazan da hep beraber okuyalım diye etkinlik başlatmış sağolsun varolsun birlikte okumak daha keyifli oldu :))


Evet efenim geldik kitabımızı incelemeye kitabımız Ramazan yazıları olduğu için insanın aklına ilk Ramazan ayı nasıl ihya edilir orucu bozanlar bozmayanlar gibi bilgilerin olduğu bir kitap düşünebilirsiniz ancak bu tamamen bir ön yargı daha ilk sayfalar'da öyle olmadığını anlayabilirsiniz bu alıntıda olduğu gibi : #29701291

Her başlık altında en fazla 4 5 sayfalık yazı var ama yazıları okumadan başlıkları bile insanı etkileyebilir başlıklar öyle anlamlı ki şöyle bir bakalım bana hak vereceksiniz :)

Betonları Kıran Oruç,
Samanyolunda Ziyafet,
Oruç ve Çocuk ,
Ruhun Şöleni,
İnsan ve Oruç,
Görünen Aya Selâm,
Hicretten Miraca,
Oruç Dünyasında,
Gök Armağanı Oruç,
Orucu Benzerlerinden Fark Ettiren, Çocukluğumuzun Ramazanları,
Çağrı,
Oruç Ülkesi,
Kara Bayramı Aka Çevirmek,
Ramazanın Aynasında Hayat.

Başlıklar bile insanı okumaya davet ediyor öyle değil mi :)

Ramazan ayını hiç ruhunuza gelen bir misafir olarak düşündünüz mü? Eğer hayır ise cevabınız şuna bir bakın:#29994465

Ne kadar hoş bir anlatım değil mi, insana Ramazanı sevdiriyor :) oruç tutmayan bile heveslenir bence, bu misafiri evinde ağırlamak için.  Siz hâlâ Ramazanı sadece aç susuz kalmaktan  ibaret sanıyor iseniz şöyle diyor Sezai Karakoç :

"Oruç, öyle bir ruh kalıbıdır ki, her gün, ortalığın ilk ağardığı vakitten karardığı vakte kadar, içimizi oraya yerleştiririz; orada ruh bir biçim alacak; bir öz kazanacak, billurlaşacak; yıkanacak, canlanacaktır. Gece dinlenecek; bir gün sonra yine aynı çerçeveye girecek; böyle böyle; bir ay sonunda yepyeni ve taptaze bir insan yüreği, ruhu ve vücudu olacaktır mü’minin yüreği, ruhu ve vücudu."

Daha anlatmak istediğim çok şey var ama yazamıyorum o yüzden okumalısınız diyorum hatta her ramazan okumalısınız okumalıyız ki bir nebze belki yazarın bahs ettiği manevi ruh temizliğini huzuru hissedebiliriz...

Hepinize Hayırlı Ramazanlar dilerim :)
139 syf.
Hoşgeldin Ey Mah-ı Müberra...
Hoşgeldin Ey Nam-ı Süreyya...
Hoşgeldin Ey Bedii Rüya...
Hoşgeldin...

Evvelâ Ramazan-ı Şerifimizin, bütün müslüman alemine bilhassa dünya yüzünde zulüm gören bütün müslümanlara futuhat ve sulh getirmesini niyaz ederim.

Oruç, kalbin iftarıdır. Uhrevi lezzetlerden ve layezal sırlardan mahrum, evini arayan bir cocuk gibi arka sokakların mehcur sayhaları arasında, susuz kalmış kalplerimizin, 'Lebbeyk Allahümme Lebbeyk' nidasıdır. {Rabbim sana geldim}

Sezai Karakoç oruç üzerine kaleme aldığı, her biri ayrı ayrı bir eser mahiyetinde olan yazılarını 'Samanyolunda Ziyafet' kitabında bir araya getirmiş. O'na göre, müslümanlar adeta bir aylığına Ahirete hicret edip,orada bir ziyafete tanıklık ederler.

Orucun her anına ezeli ve ebedi rızıklar yağar. Arınmanın miracıdır oruç. Ecri ve mükafatı yalnız Rahman'ın Keremindendir, İlm-i Şerif'ine emanettir.

Eser öyle güzel ki günlerce, sayfalarca tahlil edilse, benim derinlikten yoksun tasavvuruma sığmaz. Her Ramazan arefesinde okumaya gayret ederim ve her defasında ilk kez okumanın tesirini hissederim.

Okurken kendinizi neharın eşiğinde, güne bakan bir çiçeğin endamını izlerken buluyorsunuz. Bilir misiniz bilmem, tam ezan vaktinde birden uyanır dalları ve gece de bıraktığı ibrişim soluğundan derin bir huzurla bütün dallarını ve yapraklarını duaya durmuş bir elin zarafetiyle göğe çevirir... Yeri gelmişken bahsetmek isterim. Dua ederken ellerin yukarıya çevrilmesi sünnettir. Aramızdan bazı arkadaşların aklına şöyle bir sual gelebilir. Neden Allah'u Teâlâ heryerde iken Peygamber Efendimiz (s.a.s) ellerini göğe çevirerek dua etmiştir.Bu bahsin manası şöyledir.Yeryüzünde ki, varedilmiş yahut varedilmeyi bekleyen hiçbir canlı Rahman'ın mertebesinin üstünde yer tutamaz. Bu mesabeyi ve üstünlüğü ifade için, Ya Rabbi, seni kusurlardan tenzih ederim demenin edebindendir.

Sezai Karakoç'un kendi başına bir mektep olma yolculuğunu belirleyen en mühim ölçü, O'nun çözümlenmesi çok çetin gibi görünen içtimai ve ferdi düğümlere pürüssüz bir ayna tutan ferasetidir... Huzur neşreden seçkin cümlelerine bir dua nazarıyla bakabilirsiniz... Kısacık betimlemeleri adeta bir değerler manzumesidir. Bir cümleye uçsuz bucaksız bir ummanı sığdırır.

"Ruhların kabirleri açılıyor onda." ne muazzam bir tasvir. Demek ki hâlâ içimize bakmaya fırsatımız var, hâlâ cennetimizi, cehennemimizden kurtarmaya, imanımızı kuşanıp, sıratı müstâkime varmaya vaktimiz var...

Çocukluğumuzun Ramazanları... Hemen hepimizin özlemini duyduğumuz o koku, yumuk gözlerle yalnız idrakimize konuk olan tarifsiz heyecan. Azad edilmiş bir kuşun kalbimizde göğü müşehadesi... Genişleyen kalp sıhhati ve bizi hiçbirşeyin saramadığı gibi kucaklayan nurdan bir devran... Öyle büyük bir zarafetle dile getirilmiş ki o loş odalarda şakırdayan kaşık çatalların sesleri, nefis anne yemeklerinin sıcacık buğusu bütün tazeliğiyle doğruluyor içinizde... Şimdilerde tek ümidim, evlatlarımıza aynı iklimi yaşatabilmek, o coşkunun numunesiyle dahi olsa onları buluşturabilmek.

Gençlikte tutulan oruçların, materyalizm kabusunu dindirebildiğini salık veren yazarın bu tespiti harikuladedir.

Karakoç, oruçla birlikte, Kuran okunan, namazlara daha çok dikkat edilen, zekata ve sadakaya ehemmiyet verilen, bütün imani hasletlerin bir araya getirildiği, toplayıcı yönünden de söz ediyor Ramazan-ı Şerif'in.

Kadir gecesi, Rahman'ın bizlere en latif Ramazan hediyesidir. Eksiksiz cümleleriyle bizleri şerefdar eylemiş, adeta bize cenneti dünyada terennüm etme fırsatını bahşeylemiştir.
"Gecelerin imamı, en büyük imam Kur'an-ı Kerim'i kalbinde taşıyan Kadir Gecesi'dir."

Rahman oruçlarınızı makbul buyursun ve Reyyân kapısından girenlerden eylesin...

Feyizli okumalar.
139 syf.
"Kendi kendinden uzaklaşan insanın kendine dönüşüdür oruç ayı" diyor yazarımız beni de büyük bir hüzne boğarak. Kendimi oysaki ne çok ihmal etmişim, asıl gayeden kafamı çevirerek malayaniyatla adeta başımı kuma gömerek...:(

Ramazan iyi ki geldin, tut'tun yüreğimden. Oysaki nasıl da susamıştım, latifelerim nasıl da O'nsuzluğun gurbetinde kurumaya yüz tutmaya başlamıştı. İyi ki geldin Ramazan, senin ışıktan günlerini soluyarak kendimi bulmanın izlerini sürüyorum. Rehberim oldun, hayırhahım oldun gecesi-gündüzüyle...
Ne güzel, ne vefalı, ne samimi bir arkadaşsın. Ne olur ömrüm boyunca hiç bırakma yüreğimden olur mu?
Öylesine zayıfım ki...Cömertliğinle bereketlendir kalbimi. Kana kana içir ruhuma, sağanak sağanak boşalttığın mana ile. Doldur beni zenginliğinle. En ekmel vasıflarla vasıflandır hâli pür melâlimi. Gönül dünyamı nurefsan ikliminle, adeta taze bir hayat bağışlayarak çiçeklendir. Tut ellerimden ne olursun.Tut ki baş aşağı yuvarlanıp çakılmayayım. Sımsıkı tut ve de sakın bırakayım deme, ben beni bıraksam bile.

Ramazan gecesi, gündüzü, sahuru,iftarı,Kur'an'ı, teravihi vs. ile adeta ruhu olan canlı misali evlerimize yerleşti.Canlı oluşuyla adeta bizlere de hayat köpürerek. Bizi değiştirmeye, dönüştürmeye oldukça ısrarcı ve de gayretli bir şekilde ruhumuzun ufkuna doğru bizimle beraber adımlıyor, ömrümüzün geriye kalan basamaklarını.

Tabii gelip geçerken de ruhumuza bir şeyler fısıldıyor. O fısıltılara kulak vermezsek bu 'zamanın en değerli dilimleri' nin bize vereceği ne yazık ki bir şey olmayacak. Yazarın da ifade ettiği gibi "dolu" geldi, kendindekileri boşaltarak bizlere fevkalade bir keyfiyet kazandırmaya geldi.Bizleri değiştirmeye, dönüştürmeye geldi. Adımlarına adımlarımızı yakın tutarak, geride kalmadan, geç olmadan yetismemizi istiyor bu 'ganimet ayları'ndan istifade ederek.

Nefsin tezkiyesi, ruhun terbiyesi açısından her sene böylesi bir rehabilite sürecine ihtiyacımız var. Eğer ki ciddi bir metafizik gerilim içerisinde bu ayların kıymetini bilmezsek, ciddi bir kulluk şuuruyla kendimizi ibadete vermez, derinlesmezsek,kendimizi yenileme gibi bir gayret içinde olmazsak, hâlimizde ve tavrımızda ciddiyeti yakalayamazsak bu bereketli zaman dilimleri bardaktan boşanırcasına başımızdan aşağı yağsa bile maalesef nasibimize düşen hiçbir şey olmayacaktır. Bundan dolayı kalp ve ruhumuzu sürekli maneviyata açık tutmalıyız. Herkese derecesine göre, ilgi ve alakasına göre bu kutlu zaman dilimleri yeni bir mana, yeni bir ruh aşılayacak. Öncelikle inanıp teveccüh etmek gerek. Nasıl ki 'teveccuhe teveccühle mukabele edilir' ise niyetimizin halisliği nispetinde, sahiplendigimiz ölçüde, kadir kıymet bildiğimiz ölçüde Ramazan da kapılarını açacaktır bizlere. Bundan dolayı onunla adeta butunlesmeli , Ramazanlaşmalı ki meselenin ruh ve manasına ayak uydurmakta zorluk çekmeyelim, ruhumuza neler söylediğini duyup hissedebilelim, onunla miraç misali dünyevi ağırlıklarımızdan hafifleyerek ,kalp diliyle konuşmaya başlayalım.

Hep birlikte seyredelim 'yalnız bir ayı değil,ömrü onaran' orucun hünerini. Onunla iftar etsin kalbimiz,Rabbimize ırak düşen mesafeleri kana kana yudumlayarak. Kalbimizi Sahibi ile buluşturarak. Maneviyat adına doyumsuzlukla, ötelere kavusma aşk ve istiyakıyla yanıp tutuşarak. Ramazanla yanmış gönüllerimizi serinleterek, günahlarımızı temizleyip yıkayarak. Bu ayda dünya semasına inen Kur'an'ın garipligine son vermeli artık! Rabbimizin kelamına karşı kalp kapılarımızı sonuna kadar açmalı. Yemek zenginliği değil de misafir zenginliğiyle şölene çevirmeli sofralarımızı. Saniyesini zayi etmeksizin, gecesi ve gündüzüyle ciddi bir şekilde değerlendirmek gerek. Adeta 'sıkıştırılmış bir hayrat ve hasenatı' bağrında taşıyan Kadrin de kadrini bilerek. Teravihle gerçek manada dinlenerek. Farz namazlardaki açığımızı ve de savsaklığımızı ânı fırsat bilerek, nafilelerle sarıp sarmalayarak...

Unutmayalım sevgili dostlar, bu kutlu zamanlar, Allah nezdinde ötelerde bizim için şahitlik edecek. Bu gufran ve rahmet ayını memnun edersek şayet onun şahitliği de o istikamette gürül gürül olacaktır. Aç, susuz, hayırsız,hatırsız, aksak ve topal, midesinin yuttuğu bir kulluk fonu ötelerde karanlığı büyütecektir maalesef ektiklerimizle :((

Efendimiz (sav)'in bu minvaldeki tembihini sürekli hatırda tutmalıyız.

“Eğer kullar, Ramazan ayının faziletlerini bilselerdi bütün senenin
Ramazan olmasını temenni ederlerdi.”


Öyleyse gelin bir kere daha çağımızın hasret duyduğu müslümanlığı inanmış, inancını tavırlarına da yansıtabilmiş bir şekilde kulluğumuzu yeniden gözden geçirelim.

Unutmayalım;

"İnandığını yaşama eğitimidir Ramazan." Zemin kalbimize ve ruhumuza uygun hale getirilmiş, bize düşen sürprizleri kendi içerisinde barındıran nazlı misafiri layıkıyla ağırlayabilmek. Ektiğimiz kulluğumuzun kalp ve ruh bakımını aksatmaksızın yapabilmek.

Necip Fazıl bakın ne güzel demiş;

" Mümin sıkıştırılmış şeker gibidir, deryayı tatlandıracak güce sahiptir.' Evet şeker şerbetmişcesine dinin ruhuna uygun bir şekilde niyetimizin halisligi ölçüsünde inancımızı öyle bir yaşamalı, halimize tesir ettirmeliyiz ki girdiğimiz her ortamda varlığımızla etrafımızdaki herkesi ve her şeyi tatlandırabilmeliyiz.

'Oruc da susar, oruç da acıkır' diyen yazarımızın çağrısına kulak vermeli, hakiki kulluğumuzla ötelerdeki boşluğu doldurmalıyız.

Son olarak eser, Sezai Karakoç'un kısa kısa oruç yazılarından müteşekkil. Gayet nefis gayet leziz. Ek olarak söylemek istediğim bir şey var; yazarın şiirlerindeki derinliğinden olsa gerek, sığlığımdan, pek anlasamamıstık.Ama bu eserle fikrimin kırıldığını düşünüyorum.Herkes katılmayacaktır saygı duyuyorum benim hassasiyetim çünkü bu, Rabbimizden bahsederken 'Tanrı' ifadesi beni incitti. Dediğim gibi bu konulara karşı oldukça duyarlı olduğum için. Eser şiirsel dille, peygamberlerin hayat serguzestleriyle yoğrularak adeta lezzet katılmış bu yönüyle sevdim eseri. Bir de yazarı tanıyanlar bilir azıcık da olsa parti (diriliş) hayalini,hakikatlerle taçlandırdığı çok kıymetli uhrevi gayesini böylesi bir dünyevi niyetle dile getirmese keşke. Onun dışında böylesi ruhumuzun ve de kalbimizin açlığını giderecek enfes bir eserin sizi beklediğini bilmenizi isterim. Okumalı, his ve fikir ziyafetiyle takviye ederek,ibadetlerle derinleştirerek imanımızı percinleyebilelim!
139 syf.
Bir kuşluk gibi, ağaçların arasından, kuş seslerinin marul içi tazeliğindeki bebeksi sevinçlerin içinden güneş neşesinin yürüyerek insanları kuşatası gibi gelen Oruçtur.

Yüzünde nur, elinde Kur’an, dudaklarında salavat, yüreğinde Yaradan sevgisi ve korkusu, hayalinde ideal İslam yurdu, kafasında gerçekçi gurursuz akıl, ruhunda ve vücudunda namaz, mü’min ve Müslüman aydır bu gelen; Oruç ayı.

“Bir ev nasıl yılda bir defa temizlenir, örümcek ağlarından kurtarılır, kiremitleri aktarılır, sıvanır, yıkanır, onarılır ve badana edilir; yani yeni yapılmış hale getirilirse, bir ruh da yılda bir kere böyle bir genel temizlik ve revizyon ister. Bir şehrin temizlenmesi, onarılması, yeniden yapılması, sıva, boya ve badanalarının tazelenmesi ile müslüman bir şehrin oruç boyunca ruhî canlılık ve hareketi , yükselme ilerlemesi birbirini çok andırır. oruç , demek ki bir noktadan bakılınca, ruhun ve vücudun dezenfekte edilmesi oluyor.”

Hayatın monotonluğu, sıradanlığı yeni zaman ile, ramazan ile değişir.Başka bir kapı açılır adeta.Bu kapıda umut, sevinç, gül aydınlığı…

Hayatın bunaltan, usandıran tekrarları kaybolur. Yeniden başlamanın vaktidir:

“İşte oruç, külü deşer, betonları kırar, eskiyen dünyayı tazeler, alışkanlıkları elâstikîleştirir, donmalarını önler, içgüdüleri pırıl pırıl yapar, insanı melankoliye düşmekten, yani eşyayla ilgiyi kesmekten, korur, kâinatı yeniden yaşanmağa değer bir yer haline getirir, insanı yeni doğmuşçasına yaşamaya hevesli, iştahlı bir yeni insan yapar.”
Değişim başlamıştır.

Zaman, başka bir zamandır: “Hayvandan meleğe doğru yolculuk; içteki karanlıkların eriyişi, yerini metafizik ışıkların alması Oruçla…

Gerçek gün doğuşu, gerçek kuşluk, gerçek öğle, gerçek ikindi, gerçek akşam ve gün batışı, gerçek gece ve yatsı Oruçla. Gerçek zaman Oruçladır.”Müslüman her yıl, bir ay bir ruh şölenine çağrılır.

Kitapta oruç hakkında çok güzel şeyler yazmış Karakoç. Okuyupta dikkate almamak ne mümkün. Akıcı, anlaşılır bir kitap okumayan okurlara tavsiye ediyorum.
139 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle bu kitabı okumama vesile olan başta
Burak ‘a ve bu etkinliği düzenleyen https://1000kitap.com/socialbibliophile ‘ye çok teşekkür ederim. Güzel bir Ramazan etkinliği oldu. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Esere gelecek olursak...

Bir yazar düşünün,bir mütefekkir ömrünü diriliş mücadelesine adayan. Fizik dünyanın,materyalizmin,kapitalizmin… insanın ruhuna ördüğü bütün ağları yırtmakla,parçalamakla geçen...Bir ibadet düşünün,bir nimet,bir rızık,bir silah...insanı cismaniyetten çıkarıp ona ruhunu hatırlatan, onu bedenin esaretinden kurtaran,dünyadan geçirip ahirette meylettiren,onu nefisle olan mücadelesinde büyük cihatta yalnız bırakmayan…İşte “Samanyolunda Ziyafet”, bu iki diriliş erinin hikayesini,birlikteliğini,çocukluktan başlayarak, dört mevsime yayarak, iftarıyla sahuruyla teravihiyle bayramıyla insanın nasıl fizikten fizikötesine, dünyadan ahirete,maddeden manaya,bedenden ruha yöneldiğini anlatıyor.

Yazarımız genel olarak Ramazanın özelde ise orucun üzerinde duruyor.Ramazanın bir ruh olarak geldiğini,her şeyin olağan olduğu her şeyin normalleştiği gaflet ortamında insanın kendine yabancılaşması sonucu kirlenen ruhlara Ramazanın bir Ruh-ül Kuddüs gibi destek olduğunu vurguluyor. Orucun
ruhlara şifa ,
ruhun aldığı manevi bir gıda ,
orucun da namaz gibi inananların miracı,
olduğunu ayrıca belirtiyor.

Yine Sezai Karakoç müslümanın sürekli mücahede içinde olduğunu söylüyor.Tüm şeytani düşüncelere karşı vahiyle, zulme karşı adalet ile, cehalete karşı irfan ile, şehvete karşı oruç ile, benliği kutsamaya karşı namaz ile… müslümanın devamlı mücahede içinde olduğunu ifade ediyor.

Her türlü izmin ruhlarımızı yağmaladığı,her şeyin aklın sınırları içerisine hapsedilmeye çalışıldığı,ruhların tükenmeye yüz tuttuğu bu asırda orucun nasıl ruhları diriltici bir güç,kuvvet olduğunu güzel bir üslupla anlatıyor bizlere Sezai Karakoç...Adım adım dirilişi anlatırken nasıl hiç ölmeyeceğimizi,ruhumuzu sonsuzluğa nasıl taşıyacağımızı da gösteriyor.

Muhtemelen inşallah önümüzdeki Ramazanlarda da elime alacağım bu güzel eseri bütün ruhu muhtaçlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
139 syf.
·14 günde
Öncelikle bu güzel kitabı böyle güzel bir ayda okumamıza vesile olan Burak ve https://1000kitap.com/socialbibliophile kardeşlerimi gayretlerinden dolayı tebrik ediyor ve teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca etkinliğe katılarak, takip ederek bu güzelliğe ayrı bir güzellik katan tüm okur kardeşlerime de teşekkür ederim.Sezai Karakoç’un Samanyolunda Ziyafet yazılarıyla ve etkinliğimiz sebebiyle yaşadığımız Ramazanı çok daha güzel anımsayacağımıza eminim.:)


Sezai Karakoç yazılarıyla Ramazan,Oruç,Kadir gecesi ve Bayrama dair, ayrıca İslamın ve İmanın insan ruhunda meydana getirdiği etkileri, ilmi bilgiler eşliğinde edebi bir şekilde şairane ifade ederek bu güzel ayı en güzel şekilde algılamamız ve yaşamamız hususunda bizlere çok büyük katkısı olacak bir eser meydana getirmiş.Allah kendisinden razı olsun.
Kitabı okurken duygulandığım bir anda zihnime gelenleri de paylaşmayı diledim sizlerle...

Yaşadığımız şu helaket ve felaket asrında maneviyatını ayakta tutmak için ecel terleri döken biz müslümanlara, şefkatli bir sahabenin yüreklendiren iman telkini gibi,
omuzumuza omuz veren rikkatli bir müceddidin
İslam güveni ve teslimiyeti gibi geliyor Ramazan...
Oruç oruç teslim alıyor bizden o islam teslimiyeti, kendimiz için istediğimizi kardeşimiz için istemekte nazlanan o bencil nefisperestliği.
Bir düş çiziyor hayalimize oruç oruç
Asr-ı saadetten.
Saadetlerin en halisini sunuyor vaad ediyor yüreğimize, oruç oruç tazeliyor ümidimizi.
Sonra bir kutlu gece ile vedaya hazırlanıyor bizden.
O gece ki tüm karanlıklarımıza bir nur serpecek
Gecelerin tüm yükünü omuzumuzdan alacak
O gecedeki halis yöneliş
Tüm gecelerimize bir pusula olacak
Gece gece aydınlatacak bizleri
Bir dahaki kutlu geceye dek
139 syf.
·22 günde·9/10
Samanyolunda Ziyafet yazar Sezai Karakoç’un muhtelif zamanlarda çeşitli mecmualarda yayınlanan Ramazan ve oruca ait makalelerinden oluşuyor.
İncelememin başlığını utandım koydum çünkü kitabı okurken en çok hissettiğim duygu utanma duygusuydu. Neden mi? Şöyle açıklayayım.. -Yazacaklarım ruh halimle de orantılı olarak bir miktar rahatsız edici olabilir. Şimdiden özür dilerim…-
1-İbadetlerimi şekilciliğe indirdiğim için utandım. Ramazan günleri yaklaşık on altı saati aç kaldığım, sonunun gelmesini hasretle beklediğim günlere dönüştü.. Bir de şu şikayetler.. Off çok sıcak ya.. Şu sahura kalkmasak da uykumuz bölünmese.. Azizim şu Ramazan da mübarek tüm dengemizi şaşırttı.. Yine mi iftar kuyruğuna gireceğim ya.. Kitapta fırın kuyruğunun dahi Ashab-ı Kehf’i hatırlatmasını okudum, utandım.
2-Herhangi bir yere gidince koca adam utanmıyor Ramazan günü yiyip içiyor diye düşünüp konuştuğumdan utandım. Sen Allah mısın? insanların orucunun hesabını tutuyorsun? Onun ibadeti onu senin ibadetin seni ilgilendirir. Belki de adam hasta ya da bir sorunu var.. Hani başkalarına güzel düşünme esastı.. Aslında bu tip söylemlerimin temelinde kendi orucumun cakasını satma, gizli bir kibir olduğunu gördüm.. Utandım..
3- Bir de ‘oruç kafası’ tabiri var.. ‘Afedersiniz oruç kafası yanlış hesaplamışım.’ Trafikte oruç kafası birbirine bağırıp çağıran olmadık hakaretler edenler.. Yapılan hadsizlikleri, hataları oruca mal etme edepsizliği.. Halbuki yazar oruç bizi zerrelerimize kadar temizler berraklaştırır diyor. ‘Oruç kafasını’ tamamen yanlış anlamışım utandım.
Kitabı bitirirken aklıma şu hadis geldi.. Nice oruç tutanlar var ki, aç kalmaktan başka bir kazançları yoktur. Ve yine nice namaz kılanlar var ki, yorgunluktan başka namazından elde ettiği bir şey yoktur.. Allah böyle bir akıbetten muhafaza etsin.. Amin
Kitabı okumama vesile olan İnci hanım’a teşekkür ediyorum.. Keyifli okumalar…
139 syf.
Sueda hocamın çok güzel inceleme yazısını gördükten sonra, kitabı 3 arkadaşımla birlikte almaya karar verdim. Bu kitap, Ramazan ayı boyunca okunabilecek en güzel eserlerden biri bence. Ramazan ayının ruhu diriltici etkisini, toplumsal dirilişe olan katkısını satır satır yüreğimize işliyor yazar. Bir günde bitirilebilecek bir kıtap olmasına rağmen Ramazan boyunca parça parça okumayı tercih ettim. Eğer kitapla ilgili değerli inceleme yazılarını ve alıntıları incelerseniz bana hak vereceksiniz. Ramazan ayının son günleri bile olsa henüz vakit varken sizin de bu kitabı okumanızı tavsiye ederim...
139 syf.
·26 günde·Beğendi·9/10
Etkinlik: #29631940

Ramazan orucunun manevi muhtevası ve mahiyeti hakkında okuduğum bu aydınlatıcı kitap ile tanışmama vesile olan etkinliği düzenleyen Gökçe ablama ve Burak abime çok teşekkür ederim. :)

-Anlatmaya gerek varmış, görmüyormuşum.-


Kitaba başlar başlamaz metafizik bir alemde düşünmeye başladım. Sezai Karakoç'un okurunu içine çektiği bu aleme tıpış tıpış gittim. Bir paragrafla -yeri geldi bir cümleyle- anlatmak istediğini o alemi tasavvur etmeden anlayamıyordum çünkü. Yani bu kitaba muhatap olabilmek için bir miktar boyut değiştirmek gerekiyor.
Burada oruç zihnimde mücessemleşti sanki. Orucu tüm Ramazan boyunca Muminine el uzatan bir takva eliymiş gibi tahayyül ettim ve bu yönüyle Ramazan ayının metafizik alemimde gerçekleştirdiği mucizelere tanıklık edip -ziyadesiyle farkındalık kazandım- aynı zamanda Ramazanın hakkını vererek bu mucizenin sanığı da olmak istedim ve inşaAllah hepimiz iyi bir sanık olmuşuzdur :).
Evet bu mucize bedenlerimizden ziyade kalplerimizde gerçekleşen bir hareket. İnsanı onarıyor. Gevşemiz çivilere çekiç, dökülmüş sıvalarınıza mala vuruyor. Onarıcı...
'Gökyüzünü çatı kılıyorsun kendine ama içindeki üç beş odalı bir et parçası seni hücreye atıyor, hayat ne garip.' Derler. İşte oruç sizi o hücreden çıkarıyor, mücerrette mümkün fakat müşahhasta kabil olmayan bir ritimde atmaya başlıyor kalbiniz. Kalbi besleyen damarlar en yoğun tokluğu yaşatıyor ruhunuza. Özgürleştirici...
Ruh kılıfına sığamıyor. Kanatlandırıcı... :)
Oruç bu ayda müminin bineği oluyor ve böylece onu rabbine yaklaştırıyor.
Rabbinize yakınlaşmak ve müslüman adınıza yakışmak isteği sizi göklere yükseltmeye başlıyor. Oruçla yükseldiğinizi hissediyorsunuz; o kadar yükseliyorsunuz ki iftarınızı samanyolunda açıyorsunuz. -Dünya, ne kadar küçüksün.-
Daha daha çok yükseldiğiniz dönemler de var mesela Kadir Gecesini ararken. Bir sırrın perdesini aralamak ve o aralıktan bütün ruhunuza, tüm hücrelerinize esen bir iman rüzgarı tarafından okşanmak. Daha çok okşanmak için daha çok yükseliyorsunuz ve bu gökyüzünün atmosferi tarafından tamamen sarılıyorsunuz ve tebrikler kuşatıldınız. Artık bayram edebilirsiniz. :) Bayram; Ramazanla olgunlaşıp meyve veren ruhun yemişlerini toplama vakti. Çürüksüz, çersiz çöpsüz, tertemiz, dipdiri, taptaze. Bir daha ki Ramazana ulaşıncaya kadar yetecek enerjiyi stokladık. Çürütmeyebilsek...
Ve evet işte oruç bitti bayram da. İçinizdeki bahçeye 1 ay boyunca baçıvanlık eden o bahçıvan artık gidiyor. Adını bile bilmediğiniz çiceklerle ekili, kokuları ile etrafı mest eden bir bahçe bırakıyor. Ramazan bitiyor ve tüm müslümanlar bir çicek bahçesine dönüyor. Soldurmayabilsek...

Ayrıca;

Asıl orucu zenginleştiren, muhtevasında diğer ibadetlerin de bulunmasıdır. Bu ibadetlerin de ruhunu taşıyor kitabımız.-e yani yoksa nasıl yükselelim- Oruç sandığımızı bu mücevherlerle doldurursak ancak o zaman bir hazineden bahsedebiliriz. Ve tabii ki oruç müslümanları bir araya toplayıp, muhabbetlerini arttırdığı gibi aynı zamanda diğer ibadetleri de içinde toplar. Her türlü birleştirici. Şöyle bir tanım yapsak: Tek frekansta tüm müslümanları görebilmeye oruç denir. Yaklaşık bin dört yüz senedir aynı frekans. :)
Ancak aynı müslümanlar diyemedim. :(


Hasılı efendim, dünya ahiretin tarlasıdır hadisini düşünerek senede bir defa gelen Ramazanı hakkıyla geçirmek isteyen herkesin elinin altında bulundurması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir mü'minin en bol hasatını Ramazan ayında kaldıracağını düşünüyorum.

Ramazan ayına sezai en güzel kitaplardandı efendim. :)

"Allah' ın koruması altında olasınız, selâmetle."
139 syf.
·10/10
çocukken o kadar farklı yaşanıyordu ki oruç ...
bir çocuk için ilk oruç meraktan ....
daha sonraki oruç ise iftar ve sahur heyecanı ..
zevk veren bu iki zaman yaklaşınca iftarı beklemek ve sahura kaldırılmak ...
kaldırılmak diyorum zira iftarı bir çok çocuk yapar ....
sahur bazılarına nasip olmuyor.
ortada bir engel var hatta iki engel var baba ve anne ....ama ablayı kaldırırlar ...
çocuk sahur vakti bazan tevafuken tabak çanak ve kaşık sesleri le kalkar bu kez ''demek beni kaldırmıyorlar'' deyip arabeske bağlar, kırılır darılır belki ilk defa kalp kırıklığını o defa hisseder üzülür ... en çok annesine kızar ''neden kaldırmıyor ki neymiş ''yaşı küçükmüş'' neymiş ''çok zayıfmış dayanamazmış'' .... annesinin ona kastının olduğunu düşünür halbuki anne Allahın ona bağşettiği kimsede olmayan merhamet ve şefkati ile çocuğunun halini bilir ve tanır...

orucu değil açlığı ona yüklenilen manayı maneviyatı ruhu değil, ertesi güne varılacak olan bayramı, tertemiz elbiseyi gıcır ayakkabı sever.
Uçsuz bucaksız bir renk cümbüşü yüce bir ahenk bulunmaz bir şevk ve zevk .....
idrak ve bilinç bir müslümanın O ruhaniyete koyduğu anlamla değer paha kazanır .
maddeden manaya uçuşu dokunuştan nura geçiştir oruç ...

hani üstad orucu horoz ibiği ve hindiye benzetiyor ya ben de balık tutacağımı düşünürdüm halbuki buralarda balık kütürü yok deniz ve göl de yok karasal takılıyoruz...

mümin için açlık değil . mümin için top atışını beklemek sofradan nefsini köreltmek değil .... oruç farklı bir aleme geçiş zamanın arkasına kaçıştır ...
sezai karakoç dile aktarmış..
adeta hislerimize tercüman olmuş...
etkinliği yapan inci e teşekkür eder nice hayırlı ramazanlar görmesi temennisiyle saygılar sunarım...
Bayramda mezarlıklar da ziyaret edilir. Sevincin en şiddet kazandığı anda ölüm ihmal edilmez.
Bir ev nasıl yılda bir defa temizlenir, örümcek ağlarından kurtarılır, kiremitleri aktarılır, sıvanır, yıkanır, onarılır ve badana edilir, yani yeni yapılmış hale getirilirse, bir ruh da, yılda bir kere, böyle bir genel temizlik ve revizyon ister. Bir şehrin temizlenmesi, onarılması, yeniden yapılması, sıva, boya ve badanaların tazelenmesi ile Müslüman bir şehrin oruç boyunca ruhî canlılık ve hareketi, yükselme ve ilerlemesi birbirini çok andırır. Oruç, bir noktadan bakılınca, ruhun ve vücudun dezenfekte edilmesi gibidir.
Sezai Karakoç
Sayfa 7 - Diriliş Yayınları 10. Baskı
Bugün oruç yolcudur. Geldi, evlerimizi, şehirlerimizi, soframızı, gönüllerimizi bir ay boyunca olanca zenginliği ve cömertliği ile donattı ve işte gidiyor. Yürekte ister istemez bir sızı var. Ayrılış sızısı...
Kendi kendinden uzaklaşan insanın kendine dönüşüdür oruç ayı.
Saniyelerimize, dakikalarımıza, ebedilik ve ezelilikten yakut damlalar düşüren oruç ayı...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Samanyolunda Ziyafet
Alt başlık:
Oruç Yazıları
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
139
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Diriliş Yayınları
Bu kitap, yazarın, ömür boyu, daha çok ramazanlarda yazdığı oruç hakkındaki yazılardan oluşmaktadır. Bu bakımdan, kitap, oruçla ilgili düşüncelerin yanısıra, duyuşları ve bir dönemin toplum yaşantısından kesitler ve izlenimleri de yansıtmaktadır. Yazıların yayınlandığı dergi ve gazeteler, yayınlandıkları tarihle birlikte ve alındıkları kitaplar parantez içinde olarak yazıların altında gösterilmiştir."Ramazanın Aynasında Hayat" isimli yazı, bir yerde yayınlanmamış olup bu kitap için hazırlanmıştır. Bazı yayınlanmış yazılar da ilk kez bu kitapta gözükmektedir. Kitaplara ve bir ömre yayılmış oruçla ilgili bu yazıların bir kitapta bir araya gelişi, yıllardan beri, dostların ve okurların isteği olup bugün bu kitapla gerçekleşmiş bulunmaktadır.

Kitabı okuyanlar 352 okur

  • Ahsen Beyza
  • leyla çelik
  • Ümmühan Çakmak
  • Zeynep Akyiğit
  • Rabia
  • MorDan
  • Kitap kokusu
  • Zuhal Burçak
  • Sametmediha
  • Bilal Gümüş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%3.7
18-24 Yaş
%35.2
25-34 Yaş
%38.9
35-44 Yaş
%14.8
45-54 Yaş
%1.9
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%70.2
Erkek
%29.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.5 (65)
9
%31.3 (42)
8
%11.2 (15)
7
%5.2 (7)
6
%0.7 (1)
5
%1.5 (2)
4
%0.7 (1)
3
%0
2
%0
1
%0.7 (1)

Kitabın sıralamaları