Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay

7,8/10  (4 Oy) · 
10 okunma  · 
5 beğeni  · 
590 gösterim
6 Ay, karşıdevrimcilere bilimsel bir tokattır! -İlhan Selçuk- Alev Coşkun, Atatürk'ün Samsun'a çıkmadan önceki altı ayını az bilinen yanlarıyla aktarıyor. -Hasan Pulur- Alev Coşkun, 6 Ay adlı kitabıyla tarihe nasıl bakılacağının dersini veriyor. -Server Tanilli- Güzel yazılmış, güzel okunan, bizleri o günlere götüren bir başucu kitabı... -Oktay Akbal- 6 Ay, Can Dündar'ın Mustafa'sının yarattığı tartışma ortamında çıktı ve cuk oturdu. -Ali Sirmen- İşgal İstanbul'unda esaretten kurtulmak için başkaldırıya niyetli o kadar az kişi vardı ki... Alev Coşkun işte bu dönemi hayli kapsamlı bir kitap yapmış. -Melih Aşık- Titizlikle hazırlanmış, kararlı bir dâhinin Kurtuluş Savaşı'nı nasıl oya işler gibi işlediğini anlatan bir çalışma. -Emre Kongar- "Mustafa" filminin gösterime girdiği günlerde, 6 Ay'ın çıkışı bence ancak "ilahi bir rastlantı" olarak nitelendirilir. Alev Coşkun'a ne kadar teşekkür etsek azdır. -Vural Savaş İyi de Alev Coşkun bunu ilk kez yapmıyor ki... Yıllardır Atatürk ve Kurtuluş Savaşımızın "gizleri"ne ışık tutan nice araştırmalara imza attı. Dahası kitaplaştırdı. -Oktay Ekinci- (Tanıtım Bülteninden) Alev Coşkun'un titiz ve usta kaleminden Mustafa Kemal Paşa'nın Şam'dan geldiği 13 Kasım 1918'den Samsun'a hareket ettiği 16 Mayıs 1919'a kadar İstanbul'da kaldığı altı ay içinde gün be gün yaptığı çalışmalar. Bir döneme ışık tutan çarpıcı bir belgesel.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2011
  • Sayfa Sayısı:
    480
  • ISBN:
    9789944150866
  • Yayınevi:
    Cumhuriyet Kitapları
  • Kitabın Türü:
BİROL COŞKUN 
 16 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

Henüz kitabın üçte birini okumama rağmen, kurtuluş destanımızın belkide en özel safhası olan ve her şeyin başlangıcı, planlanma bölümü olan 19 mayıs öncesine ışık tutan bu çok özel eseri biran önce yorumlamak ve 1000 KİTAP okurlarına tavsiye etmek istedim.
Birinci dünya savaşından yenik çıkmış, imzaladığı Mondros ateşkes antlaşması ile işgal ülkelerine yurdun her sathını altın tepside sunmuş bir İmparatorluğun; İşgali, boyunduruğu, mandayı, himayeyi asla kabul etmeyen, bu uğurda ölümü göze almış evlatlarının, beş yıl süreyle işgal altında kalacak İstanbul'da ki "altı ayını" anlatan, titiz bir çalışmayla bu sürece dair onlarca kaynaktan yararlanarak hazırlanmış muhteşem bir çalışma.

Murat ÇALIK 
15 Eki 2015 · Kitabı okudu · 8 günde · 7/10 puan

Mustafa Kemal'in Kasım 1918'de geldiği işgal altındaki İstanbul'da, Mayıs 1919'da Samsun'a çıkana kadarki yaptıklarını, siyasi çalışmalarını, propaganda faaliyetlerini anlatan belki de piyasadaki tek kitap.

İstiklâl Savaşı'nın "hazırlık çalışması" olan bu 6 ay'ı incelemeden sonuca nasıl ulaşıldığı konusu eksik kalacaktır.

Kitaptan 41 Alıntı

BİROL COŞKUN 
13 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Tarih kitapları ciddidir. Ne de olsa yüzleri asıktır; güleç değildirler. Belgelere dayanıyorsa dipnot zorunludur. Ama dipnotlu kitap okumak zordur, zahmetlidir.

Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev Coşkun (Sayfa 7)Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev Coşkun (Sayfa 7)
BİROL COŞKUN 
17 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Sorularımı bitirip veda etmek üzere ayağa kalktığımda dedi ki:

-"Biraz daha oturunuz lütfen."

Oturdum. Şöyle bir konuşma geçti aramızda:

-"Soracağınız sorular bitti mi?"

-"Bitti Paşam."

-"Bu vatan içine düştüğü bu felaketten nasıl kurtarılır, istiklaline nasıl kavuşturulur? diye bir soru sormanızı beklerdim."

- "Af buyurunuz Paşa hazretleri, bugün içinde bulunduğumuz bu şartlardan bu vatanın kurtulmasını en uzak ihtimalle dahi mümkün görmediğim için böyle bir soru sormadım."

- "Siz gene de böyle bir soru sormuş olunuz, ben de cevabımı vereyim, fakat yazmamak şartıyla."

- "Zatıalinizi dinliyorum Paşa hazretleri."

-"Bakınız Cevat Beyefendi, sizin imkânsız gördüğünüz kurtuluş yolları vardır. Bugün herhangi bir teşkilatçı Anadolu’ya geçer de milleti silahlı bir direnişe hazırlarsa bu yurt kurtarılabilir. Heyecanlanmıştım. Birinci Dünya Savaşı süresince gücümüzü öylesine tüketmiştik ki elimizde hiçbir şey kalmamıştı. Harplerden sağ kalanların ise ayakta duracak hâlleri yoktu."

-"Nasıl olur Paşa’m?" diye yerimden fırladım.
Paşa sakindi:

-"Hatıranızdan geçenleri tahmin ediyorum, dedi; doğrudur. Görünüş tamamen aleyhimizde. Ama düşmanlarımız olan bu büyük devletlerin bir de iç yüzleri var."

-"Nasıl Paşam?"

-"Anlatayım. Siz sanıyor musunuz ki savaşı kazanmakla müttefikler aralarındaki bütün sorunları çözmüşlerdir. Aralarındaki asıl rekabet şimdi başlayacaktır. Asırlarca birbirleriyle boğuşan Fransızlarla İngilizleri ortak düşman tehlikesi birleştirdi. Şimdi o eski rekabet, bıraktıkları yerden tekrar başlayacaktır. İtalya’nın da başı dertte. Onlar da her an bir iç karışıklık yaşayabilirler. Sonuçta, Anadolu’da başlayacak bir millî direnişle hiçbiri mücadele edecek durumda değildir. Böyle bir mücadelenin tam sırasıdır."

-"Paşam, millî direniş... Güzel, ama neyle? Hangi askerle, hangi silahla,hangi parayla? Malesef Paşa’m, kupkuru bir çölden farksız oldu bu güzel vatanımız."

-"Öyle görünür Refii Cevat Bey, öyle görünür. Ama çölden bir hayat çıkarmak lazımdır. Çöl sanılan bu âlemde saklı ve kuvvetli hayat vardır. O, Türk milletidir. Eksik olan şey teşkilattır. Bu teşkilat organize edilebilirse vatan da millet de kurtulur."


Mustafa Kemal’e veda ettim; matbaaya geldim. Ne kafam almıştı ne mantığım. Daha doğrusu anlattıkları bana deli saçması gibi gelmişti. Matbaada arkadaşlar anlat diyorlardı; neler söyledi?

Anlattım:
Şu sıralar Anadolu’ya geçilir, orada teşkilat kurulur, vatan bağımsızlığına kavuşur, millet de özgürlüğüne kavuşurmuş, anladınız mı arkadaşlar?

Bu deli değil, zırdeliymiş.
O günlerde, o şartlar içinde İstiklal Mücadelesi’ne atılıp Türkiye’yi kurtarmaktan söz edenlere karşı herkes benim gibi düşünürdü. O günlerde böyle düşünen tek adam oydu; tek adam!

Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev CoşkunSamsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev Coşkun
BİROL COŞKUN 
22 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

General Milne’nin Mustafa Kemal’in acilen İstanbul’a dönmesini istemesinden bir gün sonra (7 Haziran 1919) Samsun yoluyla İstanbul’a gönderilmekte olan 10.000 tüfek sürgü kolu ile 12 top kamasına Mustafa Kemal el koydu. Havza’daki silâh deposundaki silahları da halka dağıttı ve evlere taşıttı.

Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev CoşkunSamsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev Coşkun
BİROL COŞKUN 
22 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Padişahla Son Buluşma

“Yıldız Sarayı’nın ufak bir salonunda Vahdettin’le âdeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Sağında dirseğini dayamış olduğu bir masa, üstünde bir kitap var. Salonun Boğaziçi’ne doğru açılan penceresinden gördüğümüz manzara şu: Birbirine paralel hatlar üzerinde düşman zırhlıları! Bordalarındaki toplar sanki Yıldız Sarayı’na doğrulmuş! Manzarayı görmek için başımızı sağa sola çevirmek kafi (yeterli) idi. Vahdettin hiç unutamayacağım şu sözlerle konuşmaya başladı:

-Paşa, Paşa! Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (elini demin bahsettiğim kitabın üstüne bastı ve ilave etti), tarihe geçmiştir.

Bunları unuttun, dedi; asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, Paşa; devleti kurtarabilirsin!”

Yukarıdaki bu paragraf Atatürk’ün kendi anlatımından aynen alınmıştır. Ne var ki, Vahdettinci yazarlar bu paragraftan büyük sonuçlar çıkarırlar. Padişahın bu sözlerini öne sürerek Mustafa Kemal’e “vatanı kurtarma” görevi verdiğini belirtirler. Bu sözleri bir belge olarak gösterirler.

Ancak Mustafa Kemal’in bu sözler karşısında ne düşündüğünü ele almazlar, orasını es geçerler…Mustafa Kemal Vahdettin’in bu sözleri karşısında bir an tereddüt geçirdi. Anılarında şöyle diyor:

Şaşırdım Kaldım

“Bu son sözlerinden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle samimi mi konuşuyor? O Vahdettin ki yabancı hükümetin yüzüncü derece aletleri ile temas arayarak, devletini ve saltanatını kurtarmaya çalışıyordu. Bütün yaptıklarından pişman mı idi? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat böyle bir tahmin ile başka bahislere girişmeyi tehlikeli saydım. Kendisine basit cevaplar verdim:

– Hakkımdaki teveccüh ve itimada arz-ı teşekkür ederim (şahsıma gösterdiğiniz güvene teşekkürlerimi sunarım). Elimden gelen hizmette kusur etmeyeceğime emniyet buyurunuz.”

Mustafa Kemal bu yanıtları verirken kafasındaki “bilmeceyi de” çözmeye çalışıyordu, şöyle diyor:

“Kafamdaki muammayı da (bilmeceyi) halletmeye uğraşıyordum. Çok iyi anladığım, veliahtlığında, padişahlığında bütün his ve fikirlerini, temayüllerini (eğilimlerini), sahtekarlıklarını tanıdığım adamdan nasıl yüksek ve asil bir hareket bekleyebilirdim? Memleketi kurtarmak lazımdır, istersem bunu yapabilirmişim. Nasıl? Hemen hüküm verdim: Vahdettin demek istiyor ki, hiçbir kuvvetimiz yoktur. Tek dayanağımız İstanbul’a hâkim olanların siyasetine uymaktır. Benim memuriyetim, onların şikayet ettikleri meseleleri halletmektir. Eğer onları memnun edebilirsem, memleketi ve halkı, bu siyasete karşı gelen Türkleri de yola getirirsem, Vahdettin’in arzularını yerine getirmiş olacaktım.”

Mustafa Kemal hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde hemen yanıt verdi:

“- Merak buyurmayın efendimiz, nokta-i nazar-ı şahanenizi (çok güzel görüş açınızı) anladım. İrade-i seniyeniz (pâdişah buyruğu) olursa…hemen hareket edeceğim ve bana emir buyurduklarınızı bir an unutmayacağım.”

Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev CoşkunSamsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev Coşkun
BİROL COŞKUN 
14 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Ben her ne durum ve konumda bulunursam bulunayım doğru olduğuna inandığım ve gerekenlere söylemeyi ve ulaştırmayı memleketin esenliği gereği kabul ettiğim görüşlerime uymaktan kendimi alıkoyma gücünde değilim."
Mustafa Kemal Atatürk

Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev Coşkun (Sayfa 35)Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev Coşkun (Sayfa 35)
BİROL COŞKUN 
 14 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Çanakkale’de yenilerek yüz geri edilen bu donanma işte şimdi, hiçbir engelle karşılaşmadan İstanbul’a gelip demirlemişti.
Düşman gemileri arasından boynu bükük geçen 37 yaşındaki genç Mustafa Kemal’in ruhunda yaşadığı fırtınalar…
İşte, boynu bükük Mustafa Kemal’in bu acı tablo karşısında dışavuran duygularını yansıtan üç kelime… Geldikleri gibi giderler!

Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev CoşkunSamsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev Coşkun
BİROL COŞKUN 
16 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

“İngilizlerin, Mustafa Kemal’i tutuklayıp, Malta adasına götürecekleri duyulunca, onun arkadaşlarından birisi Kont Sforza’ya gelir ve herhangi bir tehlike durumunda Mustafa Kemal’in İtalya Büyükelçiliği’ne sığınıp sığınamayacağını sorar.

Kont Sforza’nın cevabı ‘memnuniyetle evet’tir. Böylesi bir durumda bir skandalla karşılaşmamak için İngilizler Mustafa Kemal’i tutuklatmaktan vazgeçerler.

İtalyanlar aslında Ege bölgesini kendileri istiyordu. Yunanlılara zorluk çıkarılması için de bir taşeron arıyorlardı. Mustafa Kemal gibi karakteri bağımsızlık olan bir lider de böylesi bir taşeronluğu kabul edemezdi.

Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev CoşkunSamsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev Coşkun
BİROL COŞKUN 
20 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Mustafa Kemal, Fatih Rıfkı’ya sonraları şöyle anlatmıştır:

“Ben Enver’in adamı olduğu için İsmet’i sevmezdim… Kendisine hemen bir geri çekilme emri hazırlamasını söyledim. Gitti, gelmez. Yaverim Cevat’ı bak ne yapıyor diye yolladım. Döndü, masasının başında düşündüğünü söyledi. Şehirler ve topraklar bırakacaktık. Orduyu kurtarmak için başka çare yoktu. Ama öyle bir karar vermek de güçtü. Git söyle, yazamıyorsa ben dikte edeyim, dedim. Bir müddet sonra çekilme emrini yazmış, getirdi. Askerlik edebiyatına örnek diye alınabilecek kadar iyi düşünülmüş ve yazılmıştı.”

Bu görev sırasında, üst komutan olarak Mustafa Kemal’in, kendi komutası altında çalışan İsmet Bey’e verdiği (20 Mayıs 1917) tarihli sicilden alınan aşağıdaki cümleler anlamlıdır:

“Ciddi, faal, düşüncesi gayet açık ve yüksek fikirli…İyi bir görüş yeteneğine ve olayları süratle algılamaya sâhip…Askerliğe ilişkin değerlendirmesi güzel ve kapsamlı.

Doğru ve duraksamadan karar verebilmekte. Cesur ve kişisel kararı ile hareket etme yeteneğine sâhip. Orduda ve memlekette üstleneceği önemli vatan görevlerinde ve hizmetlerinde kendisinden büyük hizmetler beklenir.”

Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev CoşkunSamsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev Coşkun
BİROL COŞKUN 
14 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ulusal bağımsızlık savaşımız genellikle, 19 Mayıs 1919 tarihinde başlatılır. Oysa Prof.Dr. Stanford J.Shaw “Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye” adlı iki ciltlik ve daha sonra yayımlanan İngilizce “From Empire to Republic” adlı 5 ciltlik eserinde, “Türk Bağımsızlık Savaşı”nın başlangıç tarihini Kasım 1918 olarak gösterir.

Mustafa Kemal’in Mondros Ateşkesi’nden hemen sonra İstanbul hükümeti ile tartışma açması, Mondros Ateşkesi’nin koşullarına karşı çıkması, İskenderun limanına çıkacak olan İngiliz güçlerine engel olmak için silahla karşılık verilmesini emretmesi ve sonunda Ali Fuat Paşa ile görüşüp, ileriye dönük direniş örgütü kuruluşunun ilk önlemleri alması, “Türk Bağımsızlık Savaşı”nın tohumlarının atıldığını gösteriyordu.

Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev CoşkunSamsun'dan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Alev Coşkun
5 /