Sana Gül Bahçesi Vadetmedim

8,5/10  (228 Oy) · 
825 okunma  · 
216 beğeni  · 
6.138 gösterim
İçine doğduğu dünyanın kurumlarıyla bağdaşmayı öğrenemeyen, iletişimsizliğin karanlığında yaşayan on altı yaşındaki bir genç kızın öyküsü...

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, deliliğin, resmi tanımıyla akıl hastalığının öyküsü: Deborah kimlik kavramını yitirip içine kapanmış, zengin düşlemi ve mizah duygusuyla yarattığı kendi düşsel dünyasına sığınmıştır. İki dünyanın çatışmaya başlaması, Deborah`ın akıl hastanesine "düşme"sine neden olur. Bundan sonra hastaneleri, doktorları vb. kurumlarıyla toplumun "kurtarma operasyonu" başlar.

Greenberg`in kendi yaşamından yola çıkarak yazdığı bu kitap, "akıl hastalarının gizleri" üzerine pek çok ipucu taşırken, toplumun yerleşik değer yargılarına çarpıcı bir eleştiri de getiriyor, böylece normal kavramını sorgulamaya götürüyor bizi.
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2010
  • Sayfa Sayısı:
    282
  • ISBN:
    9789753424080
  • Orijinal Adı:
    I Never Promised You A Rose Garden
  • Çeviri:
    Nesrin Kasap
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:
Elif Kimya Salt 
29 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Hayatım boyunca her zaman şizofren hastalarına karşı bir ilgim, merakım olmuştur. Bu yüzden çok fazla şizofreni üzerine yazılmış kitaplar okudum. Ama hiçbiri beni bu kadar içine çekmedi. Çünkü hepsinde aşırı derecede abartma ve ajitasyon yapılmıştı, bu da hikayeyi samimiyetsiz kılıyor bana göre. Ama bu kitap çok gerçekçi yazılmış. Çünkü yarı kurgu olan bu hikayeyi, yazar kendi hayatından, hastalığından ve yaşadıklarından esinlenerek yazmış. Hatta Joanne Greenberg, bu durumu kendi çocuklarından saklamak için kitabı Hannah Green takma adı ile yazmış.

Kitabın kahramanı 16 yaşındaki genç kızımız, şizofreni hastası Deborah. Küçük yaşından itibaren farklı olması, üstün zekası ve yeteneği hastalığının habercisi olmuş aslında. Ancak bunun bilincine varamamış ailesi ve bu konuda ebeveynleri eleştiriyor yazar. Yaşıtlarına göre fazlasıyla gelişmiş zekası ve kafasında dönen sorular yüzünden içine kapanan Deborah, zamanla bu dünyaya ait olmama duygusuna yenik düşmüş. Bu duygusu ağır basan kahramanımız, aradığı aitliği bu dünyada bulamayınca adını Yr koyduğu zaman ve mekan kavramı, içinde yaşayan varlıklar ve hatta diline kadar gerçek dünyadan çok farklı olan kendi ütopik dünyasını kurmuş. Ama zamanla kafasında kurduğu dünya ile gerçek dünyanın çatışmalarına daha fazla dayanamayan, farklı iki dünya arasında gidip gelen Deborah, diğer dünyasında oluşturduğu dil, bu dünyada onu anlamayan onlarca insan arasında iyice bocalamış ve ilk intihar girişimini gerçekleştirmiş. Ailesi bu intihar denemesiyle kızlarının farklı değil, anormal olduğunu kabul edip hastaneye yatırmış. Hastanedeki seanslar ve yaşadıkları gerçekten fazlasıyla etkiliyor okuyucu. Bu kadar etkileyici ve gerçekçi olmasının sebebi de yazarın kendi hastalığından yola çıkarak yazması kesinlikle. Kitap edebi bakımdan çok iyi diyemem ama kurgu ve hikaye gerçekten çok başarılı. Şizofren hastalarına ve bu hastalığa ilgisi olan arkadaşlara öneririm.

Umut 
28 Ara 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Şizofreninin konu edildiği filmlerde/kitaplarda başrol genelde izleyicilerin/okuyucuların sempati duyacağı bir karakter olarak yaratılır. Haliyle bu hastalık filmlerde/kitaplarda genelde iyimser bir şekilde tasvir edilir. Hastalığı gerçekçi biçimde ele alan fazla kitap/film yok. Bu kitabı araştırdığımda yazarın kendi hayatından esinlenerek yazdığını öğrendim. Yani her ne kadar kurgu olarak verilse de gerçekliği yüksek bir roman diyebiliriz.

Bu tür konulara olan ilgimden dolayı kitaba başlamama gerek olmadan, daha arka kapağı okur okumaz konunun içine girdim. Deborah adlı genç kız dünya ile yaşadığı sorunlar üzerine kendi düşsel dünyasına sığınmış, yeni bir dünya yaratmıştır kendisine. Yarattığı ve YR adını verdiği bu düşsel dünya gerçek dünya ile birçok iletişimsizliğe neden olmuş ve sonunda bu iki dünya çatışmaya başlamıştır. Yaşananlar üzerine ise ailesi onu bir akıl hastanesine götürmeye karar vermiştir. İşte kitap burada, arabayla hastaneye giderken başlıyor.

Kitapta Deborah’ın inişli çıkışlı tedavi süreci, hastane yaşamı, diğer hastalarla kurduğu ilişkiler, Deborah’ı sağlığına kavuşması için hastaneye götüren anne ve babanın verdikleri bu karar yüzünden yaşadığı karışık duygular, Deborah’ın kız kardeşi Suzy’nin bu olaylardan nasıl etkileneceği gibi merak edilen konular okuyucuya aktarılıyor.

Peki 16 yaşındaki bir kız neler yaşamıştı ki böyle bir hastalığa yakalanmıştı? Bunun tek bir nedeni yoktu elbette… Kitap boyunca Deborah’ın yanındaydım. Hastalığının sebebini beraber aradık, Dr. Fried ile olan seanslarına beraber katıldık, kurduğu düşsel dünyayı bize anlattı, fikirler yürütüp çareler aradık.

Yazar yaşamış olduklarından da beslenerek bize akıl hastanesi ortamını, bu hastalığın acı ve gerçek yönlerini anlatmış. Hareketli olmayan ve durağan geçen bir kitap olsa da merak ederek okudum. Zaten okuyacak olanlara ve okumaya yeni karar verenlere iyi okumalar diliyorum.

Özge Uzun 
09 Ara 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

16 yaşında bir genç kızın şizofreni ile mücadelesinin öyküsü. İnsanı etkileyen kitaplardan, tekrar tekrar düşündürenlerden. Şizofreni bir çok kitapta görebileceğimiz bir konu olsa da hastaneleri, oradaki hasta dinamiklerini, hatta akıl hastanesi kültürünü anlatmasını daha çok beğendim. Gerçekten yaşayanın ağzından, gerçekten yaşıyorsunuz hastalığı. Ve kitap öyle bir anlatıyor ki hastaları da hastaneleri de anlamak birden çok daha kolay hale geliyor. Popüler kültürün bu psikiyatrik hastalıkları toz pembe gösteren, aşık olduktan sonra birden iyileşiveren romantik yaklaşımına karşı gerçekçi bir duruş göstermiş, içindekileri anlatmış yazar. Başka bir şey söylemeye gerek duymuyorum kitap kendi kendini yeterince anlatıyor.

Zeynep Öztürk 
09 Kas 2016 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 10/10 puan

16 yaşında bir kız, Deborah.Romanımız Deborah'ın intihar eyleminden sonra annesi ve babasının onu tedaviye götürmesiyle başlıyor.Deborah küçük yaşlarda sevgisizlikten,ilgisizlikten dolayı kendine yeni bir dünya yaratmış.Bu dünyaya Yr ismini veriyor.Kendi kurduğu yapay dünyasında yaşayan Deborah'ın gerçek dünyaya dönme girişimlerinden ve bu yolda verdiği mücadelesinden bahsediyor kitap.Gerçekten kitap beni çok derinden etkiledi.Yazar kendi hayatımdan esinlendiği için gerçekten güzel noktalara değinmişti.Kitap biraz yavaş ilerliyor,kendini okuyucuya yavaş yavaş sunuyor.Ama bitirdiğinizde gerçekten sizin içinize işliyor.Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Matruşka 
 01 Ağu 13:23 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

"Sana gül bahçesi vadetmedim."

"Seninle konuşmaya ihtiyacım var." Bu cümle sonrasında karşıma çıkan diğer cümlelere verdiğim cevaba benziyor bu; "çünkü cennette değiliz.."

Deborah.. Dünyalararası çarpışmana şahit olurken, bir anı tufanının ortasında kalakaldım.

"N'aber?" demişti kuzenim, mutfakta bardağa su doldururken. (Gelişini duyurmamasına şaşırmamıştım.)
"İyi-yim, sen nasılsın?"
Sadece bir baş sallayış (idare eder demekti bu ama idare edemiyor gibiydi). Ve o baş sallayışın suyla birlikte yudum yudum içime akışının sesleri. Başka ses yoktu, onun oturduğu yerden halıya saplanan bakışlarını farkettiğimde anlamıştım bunu, artık yanımda değildi..

Sonraki zamanlarda, onu uzaktan seyrederken attığı hızlı voltalarda yorulup tükenişlerimi, kulağına tıkadığı pamukları gördüğümde, "benim duymadığım sesler duyuyor olmalı" şeklindeki iç geçirişlerimi hatırlattın bana, Deborah.. O, hiç bilmedi.

- Sus artık! Parmaklarını kemiriyorlar!

Ankara'da şizofren hastaların işlettiği o kafe var bir de. Bir çalışanın yanından geçerken, "göbeğime sakın dokunma" deyişindeki telâş ve korku var. Benim yüzümdeki o şaşkın ifade var. Genetik olma ihtimali çok düşük olsa bile kendini kısırlaştıran başka bir adamın hikâyesi var.

- Sırlar açığa çıkarsa, tetik harekete geçer!

Cennette değiliz, evet. Zehir var. Şimdi tüm organlarımı söküp, etten bir dağ örsem önüne, derim ki; cehennem burası işte!

ÖZGE KOÇAK 
22 Oca 2016 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 9/10 puan

Üniversitede okurken bölüm hocalarımdan bir kaç kere ismini duyduğum ancak o sıralar derslerin ağırlığından mıdır nedir bilinmez adını duymaktan öteye götüremediğim kitaptır kendisi. Kitabı okuduğumda hocalarımın neden ısrarla bu kitabı okumamızı istediğini de anlamış oldum. Kitap Deborah adında 16 yaşında Şizofreni tanısı konulan bir genç kızın Ruh sağlığı hastanesine yatırılmasını ve burada geçen günlerini kendi ağzından dile getirmekte. Kitap şizofreni hastaları hakkında size öyle güzel ipuçları veriyor, öyle bir bakış açısı kazandırıyor ki empati kurmamanız imkansız hale geliyor. Kitabın her kelimesini okurken iyice sindirebilmek adına müzik bile dinlemedim ancak buna rağmen kitabı ikinci hatta üçüncü sefer bile okumayı düşünüyorum. Yazarın başından böyle bir hastalık geçmiş mi bilmiyorum ancak geçmemişse dahi bir ruh hastalığını bu kadar iyi ve doğru betimleyebilen, hastanın gözünden bu kadar başarılı verebilen, okuyucuya da bunu bu kadar başarılı şekilde yansıtan bir yazar daha okumadım. Sana gül bahçesi vadetmedim ki mesleki anlamda ve bir okuyucu olarak her zaman başucu kitaplarımdan biri olacak.

Öz 
 01 Tem 14:39 · Kitabı okudu · 10 günde · Puan vermedi

sevgili Deborah, ben seninle yalnızca aynı yaşta olan bir insanım. oysa ne senin kadar güçlü ne de senin kadar güçsüz biriyim. sadece nefes alıp veren bir insanım. hayır.. hayır! ben gerçekten sadece bundan ibaretim. yeri gelir, ağlarım. yeri gelir, gülerim. ama herkes gibiyim. herkes gibi biraz ışe yaramaz, biraz nefes alan. bir süredir seninle, Yr ile, annen ve baban ile ve seni bu denli yalnızlığa sürükleyen tüm sebepler ile iç içeyim. inan bana, seni tanımak güzeldi. ama ben bunu hakketmedim. senin o saf ve narin olan yüreğini çocuksu saflığını kendimle kirlettim. seni tanimak için yeterince çaba harcayamadim, affet. yaşadığın olayları dinlerken, arkadaşlarını tanırken kendimi düşündüm. lanet olsun ! yine bencillik yaptım ve kendimi düşündüm. oysa ben ne senin gibi Yahudi ırkçılığına maruz kaldım. ne de Hitler'e senin gibi nefret duydum. hatta sana bir sır veriyim, kitaplığımda Hitler'in kitabını taşıyorum.
bugüne kadar kimseye bir yardimim dokunmadı, öyle ki kendimi kötü hissettiğim her an sarılabileceğim dostlarımı kaybettim. sırf birilerine yardımımın dokunabildiğini, kendimi değerli hissetmek adına psikolog olmak istedim. seni tanımak güzeldi. bu demek değıl ki kitabı kapattigimda senden uzaklaşacağım, seni her an biraz daha tanıyacağım.

kitap bitiminde bu duyguları hissettim ve bir mektup kıvamında bir şey yazmak istedim.

16 yaşında bir şizofreni hastası Deborah. ve zihninde oluşturduğu bir Yr krallığının varlığına inanıyor. Deborah'ın mücadelesi ve azmi çok hoşuma gitti, ve beni kendisine daha yakın hissetmeme sebep oldu. akıl hastanesinin tasvir edişi, ruh durumlarını anlatışının üzerinde yazarımızın genç yaştaki akıl hastanesi yaşantısının neden olduğunu düşünüyorum.
akıl hastalarına ilgileri olan arkadaşlar için anlatım yönünden diğer psikolojik kitaplara oranla daha güzel olduğunu düşünüyorum.
psikolojik kitaplar sevmeyenler için de sıkıcı gelebileceğini belirtiyorum.
herkese iyi okumalar :'))

Ferah 
29 Mar 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kendi yarattığı dünya ile gerçek dünya arasında kalmış, sonra da akıl hastanesine düşmüş bir kızın öyküsü anlatıldığı bu kitabı okurken her ne kadar sağlıklı olduğuma sevinsem de kahramanın yerinde olmayı istediğim zamanlar çok oldu.

Fuat kızıl 
22 Tem 17:40 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 7/10 puan

Toplum şizofreni ve diğer zihinsel hastalıklardan o kadar çok ürküyor ki (halbuki aradaki fark ayrım boyutu) bulaşıcı bir hastalık muamelesi yapıyor. Insan bilmediğine düşman olduğu için; bilinmesi gereken bi yapıt.( Dili biraz fazla bilimsel...)

ozlem buyuk 
18 Kas 2016 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 8/10 puan

Şu zamana kadar almayı, okumayı niye erteledim diye düşündüğüm kitaplardan biri. Selim'in Olric'i gibi Deborah'ın Yr dünyasına tanık oluyorsunuz. Deliliğin ya da akıl hastalığının - artık ne derseniz- uzaktan baktığınızda göremediğiniz, duyamadığınız , hissedemediğiniz içselliğini bu kitapta birebir yaşıyorsunuz. Belki de potansiyel deli olduğunuzu/olabileceğinizi görüyorsunuz. Uyanıyorsunuz, korkuyorsunuz... Aslında hiçbirimize gül bahçesi vadedilmediğini anlıyorsunuz. Var gücüyle savaşan, var olmaya çalışan, dünyaya ait olmaya çalışan Deborah'ın hikayesini bitirdiğinizde; yüreğinizde buruk bir sevinç hissedecek, çokça şükür duyacak ve gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız.

Kitaptan 147 Alıntı

Umut 
22 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bütün hasta insanların hastanelerde olduğunu mu sanıyorsun sen?

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 103)Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 103)
Elif Kimya Salt 
28 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

İşte o küçük Belki yine ortaya çıkmış, küçücük bir kıvılcımı zorlu bir ateşe dönüştürmeyi başarmıştı.

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 256)Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 256)
Elif Kimya Salt 
27 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

İstendiği an, şu anda ya da ne zaman olursa olsun, kahve içebilme fikri Deborah'ın ağzını sulandırdı.

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 198)Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 198)
Umut 
21 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Cehennemin eşiğine gelmiş kişilerin şeytandan ödü kopuyordu; zaten cehennemin içinde olanlar içinse şeytan özel biri değildi.

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne GreenbergSana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg
Umut 
26 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

İnsan benim gibi hantal ve her şeyi yüzüne gözüne bulaştıran biriyse, kendisi gibi olmayan insanları gözünde çok büyütüyor.

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne GreenbergSana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg
Umut 
20 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bir keresinde kendine korkunç işkenceler yapan bir hastam olmuştu. Ona neden böyle şeyler yaptığını sorduğum zaman "Bunları bana dünya yapmasın diye." karşılığını vermişti. Sonra "dünyanın neler yapacağını görmek için biraz bekleseniz" demiştim. O da "Anlamıyor musunuz? Eninde sonunda oluyor bunlar, bu şekilde hiç olmazsa kendi yıkımımı kendim yönetiyorum." diye yanıt vermişti.

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 48)Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 48)
Umut 
27 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Çölde doğup büyümüş bir insana, daha görmediği nice bereketli, verimli, olağanüstü derecede güzel topraklar olduğu nasıl anlatılabilirdi?

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 265)Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 265)
seher 
21 Kas 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim. Ve hiç bir zaman huzur ya da mutluluk vadetmedim. Sana ancak bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. Sana sunduğum tek gerçeklik savaşım. Ve sağlıklı olmak, gücünün yettiği kadarıyla, bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir. Ben yalan şeyler vadetmem hiç. Kusursuz, güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır... Üstelik böyle bir dünya çok can sıkıcı bir yer olur."

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 115)Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg (Sayfa 115)

Kitapla ilgili 1 Haber