Sana Gül Bahçesi Vadetmedim

·
Okunma
·
Beğeni
·
73,1bin
Gösterim
Adı:
Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
Baskı tarihi:
Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
293
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753424080
Kitabın türü:
Orijinal adı:
I Never Promised You A Rose Garden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
I Never Promised You a Rose Garden
İçine doğduğu dünyanın kurumlarıyla bağdaşmayı öğrenemeyen, iletişimsizliğin karanlığında yaşayan on altı yaşındaki bir genç kızın öyküsü...

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, deliliğin, resmi tanımıyla akıl hastalığının öyküsü: Deborah kimlik kavramını yitirip içine kapanmış, zengin düşlemi ve mizah duygusuyla yarattığı kendi düşsel dünyasına sığınmıştır. İki dünyanın çatışmaya başlaması, Deborah`ın akıl hastanesine "düşme"sine neden olur. Bundan sonra hastaneleri, doktorları vb. kurumlarıyla toplumun "kurtarma operasyonu" başlar.

Greenberg`in kendi yaşamından yola çıkarak yazdığı bu kitap, "akıl hastalarının gizleri" üzerine pek çok ipucu taşırken, toplumun yerleşik değer yargılarına çarpıcı bir eleştiri de getiriyor, böylece normal kavramını sorgulamaya götürüyor bizi.
282 syf.
Hayatım boyunca her zaman şizofren hastalarına karşı bir ilgim, merakım olmuştur. Bu yüzden çok fazla şizofreni üzerine yazılmış kitaplar okudum. Ama hiçbiri beni bu kadar içine çekmedi. Çünkü hepsinde aşırı derecede abartma ve ajitasyon yapılmıştı, bu da hikayeyi samimiyetsiz kılıyor bana göre. Ama bu kitap çok gerçekçi yazılmış. Çünkü yarı kurgu olan bu hikayeyi, yazar kendi hayatından, hastalığından ve yaşadıklarından esinlenerek yazmış. Hatta Joanne Greenberg, bu durumu kendi çocuklarından saklamak için kitabı Hannah Green takma adı ile yazmış.

Kitabın kahramanı 16 yaşındaki genç kızımız, şizofreni hastası Deborah. Küçük yaşından itibaren farklı olması, üstün zekası ve yeteneği hastalığının habercisi olmuş aslında. Ancak bunun bilincine varamamış ailesi ve bu konuda ebeveynleri eleştiriyor yazar. Yaşıtlarına göre fazlasıyla gelişmiş zekası ve kafasında dönen sorular yüzünden içine kapanan Deborah, zamanla bu dünyaya ait olmama duygusuna yenik düşmüş. Bu duygusu ağır basan kahramanımız, aradığı aitliği bu dünyada bulamayınca adını Yr koyduğu zaman ve mekan kavramı, içinde yaşayan varlıklar ve hatta diline kadar gerçek dünyadan çok farklı olan kendi ütopik dünyasını kurmuş. Ama zamanla kafasında kurduğu dünya ile gerçek dünyanın çatışmalarına daha fazla dayanamayan, farklı iki dünya arasında gidip gelen Deborah, diğer dünyasında oluşturduğu dil, bu dünyada onu anlamayan onlarca insan arasında iyice bocalamış ve ilk intihar girişimini gerçekleştirmiş. Ailesi bu intihar denemesiyle kızlarının farklı değil, anormal olduğunu kabul edip hastaneye yatırmış. Hastanedeki seanslar ve yaşadıkları gerçekten fazlasıyla etkiliyor okuyucu. Bu kadar etkileyici ve gerçekçi olmasının sebebi de yazarın kendi hastalığından yola çıkarak yazması kesinlikle. Kitap edebi bakımdan çok iyi diyemem ama kurgu ve hikaye gerçekten çok başarılı. Şizofren hastalarına ve bu hastalığa ilgisi olan arkadaşlara öneririm.
280 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Etrafındaki insan kalabalığından ayrı düşmüş,üstün zekalı,şizofreni hastası bir kızın hikayesini anlatıyor kitap. Hala etkisindeyim ve kolay kolay üstümden atamayacağım gibi. Geçmişte yaşadığım zor günlere götürdü beni, neredeyse her satırda kendimi buldum diyebilirim. Kitabın en güzel yaniysa sizi fazlasıyla depresif bir ruh haline sokmasına rağmen esas karakterimizin sonunda iyileşmesi ve acı dolu olsa da bu dünyada olmaya,gerçeklerle yaşamaya karar vermesi. Yer yer Girl, Interrupted filmine de çok benzerliğini de yakaladım. Kısacası okuyun, okutun.
282 syf.
·Puan vermedi
Spoiler İçerir
Merhabalar ilk çıktığında herkesin okuduğunu gördüm ancak komitelerden dolayı okuyamadım bir eser olan Sana Gül Bahçesi Vadetmedim psikolojik roman türünde yazılmıştır.Konu olarak başkahramanımız Deborah doğduğundan beri yaşıtlarından farklı büyümüştür.Ailesi kızlarının şizofren olduğunu öğrenmesiyle ruh sağlığı hastanesine yatırırlar.Deborahın hastanede yaşadıkları dile getirilmektedir.Kitapta küçücük yüreğiyle inişli çıkışlı tedavi süreci,anne ve babasının karaları,hastanedeki hastalarla olan iletişimi ve Deborahın dünyasıyla tanışıyoruz.Deborah ile üzülüp,sevinip ve seanslara sanki birlikte giriyormuş gibi oluyorsunuz.Kitabın en beğendiğim yönü hastalığa neden olan faktörlere değinmesi ve sorgulatan durumların bulunmadıydı.Yazarın dili de son derece akıcıydı.Son olarak bunu da değinmek isterim hastanenin tüm kliniklerinde nerdeyse staj yaptım yazarım psikiyatri kliniği için yazdıkları çok gerçekçi ve doğruydu.
Keyifli Okumalar Dilerim
282 syf.
·10/10 puan
Tür bakımından psikolojik olan bu roman, Joanne Greenberg tarafından 1992 yılında İngilizce olarak yazılmıştır. Yarı kurgu olan bu kitap yazarın gerçek hayatından uyarlama bir kitaptır. Öyle ki Joanne Greenberg bu kitabı yayınlarken Hannah Green takma adını kullanmış bu sayede geçmişini çocuklarından gizlemiştir. İlk yayımlandığı vakitlerde milyonlarca satan roman gerek edebi değeri, gerek yaklaşımı ve bakış açısıyla büyük tartışmalara neden olmuştur. Toplumu ve aile kurumunu eleştiren, yabancılaşmanın getirdiği iletişimsizlik temalarını işleyen bir eserdir.
Ana fikir: “Herkesin içinde bir delilik gizli ve bunu dışarıya çıkarmamak için normalmiş gibi davranıyoruz.”
Gelin bu harika romanı derinlemesine inceleyelim!
Romanda, 16 yaşında şizofreni hastası Deborah’ın akıl hastanesindeki zorlu mücadelesi anlatılır. Deborah sürekli olarak iyileşme eşiğine gelir ama yarattığı dünya (YR Krallığı) onun peşini bırakmaz ve eski haline geri döner. En sonunda yarattığı tanrılar, “Ya sonsuza dek YR Krallığı ya da ait olmadığın bir dünya…” diyerek ondan bir seçim yapmasını ister.
Yazar bu eserinde insanların ruhsal ve fiziksel eksikliklerinin kınanmaması, her insan tarafından kabul edilmesi gerektiğine; ailenin toplumda olan etkili ve önemli bir yapı olduğuna da ışık tutar. Kitapta anlatılan hasta yalnızca Deborah değildir. Akıl hastanesindeki diğer arkadaşlarının da kısaca bilgisini verir ve hastaların ruhsal sıkıntılarını okuyucuya aktarır.
Çok yönlü olan bu kitap, yalnızca ruhsal hastalıkları, insanların eksikliklerini veya fazlalıklarını anlatmıyor. Ailenin çocuk üzerindeki etkisini, savaşların kuşaktan kuşağa verdiği zararları, dozu kaçırılmış yalnızlığın insan üzerindeki etkisini, dahi-anormal arasındaki uçurumu; bazen bir psikiyatrist, bazen bir hasta, bazen YR Krallığı üzerinden; çoğu zaman da hakim bakış açısıyla okuyucuya etkili bir şekilde aktarıyor.
Hayatın gölgesinde kalan insanların karanlık dünyalarına başarıyla ışık tutan bir kitap.
İşte bu ölümsüzlüğe aday romandan bir parça:
Deborah: “İstediğiniz gibi bir insan değil miyim ben? Beynimi de mi düzeltmeniz gerekiyor?”

*Yr Krallığı: Deborah’ın yarattığı, içerisinde tanrıların olduğu, kendine has dili bulunan gerçekdışı dünya.
282 syf.
ilk yayınlandığı yıllarda hak ettiği ilgiyi görmese de sonra kütüphanelerin değişmez kitaplarından birisi olmuş. akıl hastanesine yatmayı istememi kimi zaman sağlamış kitap, ne de olsa herkesin dünyası kendine.şizofreni üzerine yazılmış, ancak sıkıcı olmaktan kendini alamamış bir roman. tamam şizofreni, halüsinasyonlar, kişinin dünyadan kopuşu ve kendi başına bir dünya kurması başlı başına ilginç bir konu. ancak konuya yabancı olmayan bir insanı, sadece bu halüsine dünyasıyla etkilemeye çalışan, ancak yazım stili, kurgusu ve gidişiyle oldukça bayık, aheste bir roman
282 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Şizofren bir iç dünyası daha nasıl anlatılır bilemiyorum. Kitapta yazar bunu mükemmel bir şekilde başarmış. Bu insanların neler hissettiklerini ve neler hissedemediklerini çok ayrıntılı olarak bizlere anlatmış.

Kitapta, 16 yaşındaki bir genç kızın akıl hastalığı dolayısıyla tedavi gördüğü akıl hastahanesindeki yaşadıkları ve hastalıktan kurtulmak için verdiği müthiş mücadele anlatılmaktadır. Bu mücadelenin yanında hastalığın ortaya çıkmasına sebep olan ve geçmişte yaşanan olaylar da bizlere aktarılmaktadır. Bu arada bir akıl hastahanesindeki yaşam şekli, hastaların birbirleriyle ve personelle olan ilişkileri de her türlü yönüyle yansıtılmaktadır.

Kitaptaki başka bir özellik ise bu durumdaki hastalara karşı gerek hastalık öncesinde ve gerekse hastalık sırasında ailenin ve çevredeki diğer insanların tutumunun nasıl olması gerektiği konusunda eğitici bilgiler vermesidir. Sebepler, belirtiler, davranışlar, roman içerisinde kurgulanmış şekilde ve okuyucuyu sıkmadan hafızalara yerleştirilmektedir.

Akıl hastahanelerini ve hastalarını konu alan kitapların aksine bu kitapta müthiş bir akıcılık ve sürükleyicilik hakim.

Kitabın bu derece gerçekçi bir şekilde yazılmasının sebebini ise yazarın da gençliğinde bir süre akıl hastahanesinde tedavi görmesine bağlayabiliriz.

Büyük beğeniyle okuduğum bu dramatik kitabın okunmasını konuya ilgi duyanlar başta olmak üzere herkese tavsiye ederim.
282 syf.
·Beğendi·9/10 puan
https://kitaplarin-sesi.blogspot.com/...cesi-vadetmedim.html
Joanna Greenberg'in genç yaşta yaşadığı bir akıl hastanesi deneyiminden esinlenerek yazdığı bir roman. Iki dünya arasına sıkışmış erken yaşta(16 yaşında) şizofreni tanısı almış... sana gül bahçesi vadetmedim kitabını kendimce anlattım sizinde önerileriniz ve yorumlarınız bizim için önemli :) link'e tıklayarak okuyabilir ve anonim olarak yorum yapabilirsiniz :)
https://kitaplarin-sesi.blogspot.com/...cesi-vadetmedim.html
Kesinlikle okunması gereken bir eser, okuyun, okutun.
282 syf.
·9 günde·5/10 puan
Bak baştan söyleyiverem, sıpoylır mıpoylır verirsem hiç de garışmam bak deyiverem valla.
Sana Gül Bahçesi Vadedivermedim adlı bu kitap, bana kıymetli bir arkadaşımdan hediye olarak geedi ve bi hevesle okumaya başladım. İsmine bakıp ben bunu pembe dizi gibim bir roman sandıydım. Güzel de başladıydı halbuksam. Deborah diye bi hanım gızımız vaa, ben ona kısaca Duygu deyiverem. Bizim Duygu kendi halinde bulüğ çağında bi gızımız. Anasının adı Esther. Tam kötü kadın ismi zati. Anasıylan babası buna deli diyolar özellikle kötü ana Ester, alıyolaa bunu tımarhane tıkıyolaaa. Kızcağızı gencecik yaşta tımarhanede bırakıveriyolar. Üzük üzük üzdülee beni gızan. Ben bu kadaa üzüldüm; e deli hastanesine girince Duygu da epey üzülüyo tabi. Buraya gadar meraklan okuyodum; ama burdan sonra işler sarpa sardı. Zaten kitabı hediye gönderen Sherlock Holmes dediydi çok sıkıcı deye ama inanmadıydım. Aman ya rebbi okurken afakanlar bastı, içim şişti, pestilim çıktı, iki yüz küsür sayfa bitmiyo oku oku oku... Duygu'nun garip duyguları, hayali konuşmaları ve gerçek dışı kişilikleri derken sayfalar ağırlaştıkça ağırlaşıverdi gali. Tabi akıl hastanesinde çok güzel arkadaşları oluyo Duygunun, gerçek hayatından esinlenen yazar, bize kolay göremeyeceğimiz bir yerdeki arkadaşlığı anlatıyor. Aman düşmanımı düşürmesin Allahım oralaraaaa, tık tık tık tahtaya vurdum, dişimi kaktırdım. E ben gene kitabın gerisini anlatmeyem. Sonra spoylır deyip bastırıveriyolaaa şikayeti. Dediğim gibim kitabı hediye eden Sherlock Holmes'un isteği doğrultusunda bu eserin incelemesini iç benliğimde yer alan Egeli arkedeşle yapıverdim.Fazla ısrar gelirse bi dene daha inceleme yaparım belki ama valla olmez. Bu sefer Türkçe katili, kitaplarla dalga geçiyo diye siteden atıverirler yalım. Kusurum olduysa affola, maksat biraz neşelenem. Hadi herkese iyi okumeleee. Aman Allah herkese akıl fikir versin, akıl deryasından bizi çıkerme ya rebbim. Amin.
:)
280 syf.
·8/10 puan
Umarım bizimkiler dizi falan yapmaz.
İki dünya,iki duygu,iki gözlem,tek insan DEBORAH ! Yazarın bir diğer eseri Sessizliğin Dili kitabınıda okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
282 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Şizofreninin konu edildiği filmlerde/kitaplarda başrol genelde izleyicilerin/okuyucuların sempati duyacağı bir karakter olarak yaratılır. Haliyle bu hastalık filmlerde/kitaplarda genelde iyimser bir şekilde tasvir edilir. Hastalığı gerçekçi biçimde ele alan fazla kitap/film yok. Bu kitabı araştırdığımda yazarın kendi hayatından esinlenerek yazdığını öğrendim. Yani her ne kadar kurgu olarak verilse de gerçekliği yüksek bir roman diyebiliriz.

Bu tür konulara olan ilgimden dolayı kitaba başlamama gerek olmadan, daha arka kapağı okur okumaz konunun içine girdim. Deborah adlı genç kız dünya ile yaşadığı sorunlar üzerine kendi düşsel dünyasına sığınmış, yeni bir dünya yaratmıştır kendisine. Yarattığı ve YR adını verdiği bu düşsel dünya gerçek dünya ile birçok iletişimsizliğe neden olmuş ve sonunda bu iki dünya çatışmaya başlamıştır. Yaşananlar üzerine ise ailesi onu bir akıl hastanesine götürmeye karar vermiştir. İşte kitap burada, arabayla hastaneye giderken başlıyor.

Kitapta Deborah’ın inişli çıkışlı tedavi süreci, hastane yaşamı, diğer hastalarla kurduğu ilişkiler, Deborah’ı sağlığına kavuşması için hastaneye götüren anne ve babanın verdikleri bu karar yüzünden yaşadığı karışık duygular, Deborah’ın kız kardeşi Suzy’nin bu olaylardan nasıl etkileneceği gibi merak edilen konular okuyucuya aktarılıyor.

Peki 16 yaşındaki bir kız neler yaşamıştı ki böyle bir hastalığa yakalanmıştı? Bunun tek bir nedeni yoktu elbette… Kitap boyunca Deborah’ın yanındaydım. Hastalığının sebebini beraber aradık, Dr. Fried ile olan seanslarına beraber katıldık, kurduğu düşsel dünyayı bize anlattı, fikirler yürütüp çareler aradık.

Yazar yaşamış olduklarından da beslenerek bize akıl hastanesi ortamını, bu hastalığın acı ve gerçek yönlerini anlatmış. Hareketli olmayan ve durağan geçen bir kitap olsa da merak ederek okudum. Zaten okuyacak olanlara ve okumaya yeni karar verenlere iyi okumalar diliyorum.
293 syf.
·Beğendi·7/10 puan
joanne greenberg'in şizofren bir kızın akıl hastanesinde geçen zamanını ve hastalığı ile olan savaşını kaleme aldığı ilginç kitap.
Bu kitabın bu kadar önemli olmasının en büyük sebebi yazarın kendisinin de akıl hastanesinde zaman geçirmiş olması ve kendi yaşamından yola çıkarak bu kitabı yazmasıdır.
Kitabı okurken baş karakter deborah'ın asıl dünyadan korktuğu için kendi içerisinde yarattığı dünyasında kendinizden çok şey bulmanız mümkün. Hepimiz aslında biraz da olsa dünyanın hızlı ilerleyişi içerisinde kaybolmaktan korkuyor ve en ufak önemsiz sandığımız anıların ileride üzerimizde ne gibi etkiler bıraktığının farkına varamıyoruz.
(...) bir şeyler... bir şeyler öldü onda. O yıldan sonra, başı hep öne eğik dolaşıyordu sanki, gelecek darbeleri beklercesine.
Jacob ve Esther Blau, odalarında otururken, yüzlerindeki maskelerin gerisinden birbirlerine baktılar ve artık başbaşa kaldıklarında göre takındıkları maskelerin neden yok olup gitmediğini düşündüler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
Baskı tarihi:
Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
293
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753424080
Kitabın türü:
Orijinal adı:
I Never Promised You A Rose Garden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
I Never Promised You a Rose Garden
İçine doğduğu dünyanın kurumlarıyla bağdaşmayı öğrenemeyen, iletişimsizliğin karanlığında yaşayan on altı yaşındaki bir genç kızın öyküsü...

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, deliliğin, resmi tanımıyla akıl hastalığının öyküsü: Deborah kimlik kavramını yitirip içine kapanmış, zengin düşlemi ve mizah duygusuyla yarattığı kendi düşsel dünyasına sığınmıştır. İki dünyanın çatışmaya başlaması, Deborah`ın akıl hastanesine "düşme"sine neden olur. Bundan sonra hastaneleri, doktorları vb. kurumlarıyla toplumun "kurtarma operasyonu" başlar.

Greenberg`in kendi yaşamından yola çıkarak yazdığı bu kitap, "akıl hastalarının gizleri" üzerine pek çok ipucu taşırken, toplumun yerleşik değer yargılarına çarpıcı bir eleştiri de getiriyor, böylece normal kavramını sorgulamaya götürüyor bizi.

Kitabı okuyanlar 6,9bin okur

  • Ayşe Nur Çoban
  • Ece
  • Ebru yılmaz yüzak
  • ilkim Bahar SÜMER
  • Sara Gül yıldz
  • Özlem Akgül
  • ɪsᴘᴀɴᴀᴋʟɪ ᴅᴏɴᴅᴜʀᴍᴀ
  • n.
  • öylesine biri
  • BANU SÖZER

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%6.3
13-17 Yaş
%1.9
18-24 Yaş
%17.4
25-34 Yaş
%28
35-44 Yaş
%33.9
45-54 Yaş
%10.1
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%83.9
Erkek
%16.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (439)
9
%19.6 (388)
8
%24.2 (477)
7
%12.8 (253)
6
%4.2 (83)
5
%2.7 (53)
4
%0.9 (18)
3
%0.7 (13)
2
%0.4 (7)
1
%0.6 (12)

Kitabın sıralamaları