Sana Söyleyemediğim Her ŞeyCeleste Ng

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.673
Gösterim
Adı:
Sana Söyleyemediğim Her Şey
Baskı tarihi:
Eylül 2015
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053487807
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Everything I Never Told You
Çeviri:
Zeynep Yeşiltuna
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Martı Yayınları
Lydia öldü. Ama henüz kimse bilmiyor... Böyle başlıyor bu hikâye. Lydia'nın kahvaltıya inmediği o mayıs sabahında. Lee ailesi; pişmanlıkları ve kırgınlıkları, ihanetleri ve güvensizlikleri, söyledikleri ve söylemedikleriyle mutfak masasında beklerken. Sonrası, adına mutluluk dediğimiz denge oyunu ve bizi bir arada tutan sırlar üzerine başka bir hikâye...

Yayınlandığı günden bu yana, okurların ve eleştirmenlerin övgüyle karşıladığı Sana Söyleyemediğim Her Şey, her sayfası küçük sürprizlerle dolu, etkileyici, özel bir roman.

Hayranlık uyandıran bu kitapla ilgili tek endişem, bundan sonra okurun beklentisinin çok daha fazla yükselmesi. Derin, dokunaklı ve hassas bir metin.
-Chris Schluep-

Başarılı bir ilk roman, aynı zamanda yürek burkan bir hikâye... Celeste Ng, hünerli bir şekilde ipleri elinde tutmayı başarıyor. Çokkuşaklı bu roman, bir ailenin bütün sırlarına ışık tutan son derece ilgi çekici ve ustaca bir eser.
-Los Angeles Times-

Sürükleyici bir gizem ve farklı ırklardan gelen bir aile üzerine etkileyici bir inceleme. Tartışma yaratacak bir ilk roman. -Entertainment Weekly-

Zekice yazılmış, duygusal bir ilk roman. Ng, asimilasyon temasını duygusallıkla ve gitgide artan bir gerilimle, birbirinin içine geçmiş bir masal gibi işlemeyi başarmış.
-O Magazine

Eğer bu romanı okumadıysanız, şimdiye dek iyi bir Amerikan kurgusuyla karşılaşmadınız demektir.
-The New York Times Book Review-
(Tanıtım Bülteninden)
Aile... Ne güzel kelime. Hayattaki en büyük zenginlik... Doğduğumuzda ebeveynlerimizdir, kardeşlerimizdir, zamanla eş, evlat, torun eklenir. Hep iyi dilekler dileriz onlar için. İyi yerlerde olsunlar, hayatta başarılı olsunlar isteriz fakat bazen ipin ucu kaçar.
Tıpkı 3 Mayıs günü kahvaltıya Lydia'sız uyanan Lee ailesi gibi... Kırgınlıklar, kızgınlıklar, pişmanlıklarla dolu bir gündü o gün... Ve sonraki her gün...
Amerika'da yaşayan Çinli babasının tek arzusu kızının çevresi tarafından sevilmesi, değer verilmesiydi. Bulunduğu ortama uyum sağlamasıydı. Çinli profesör ile tanıştıktan sonra hayallerinden vazgeçen ve evinin kadını olan annesinin isteği ise kızının kendisi gibi olmaması, tıp okumasıydı. Fakat arzuların, hayallerin, beklentilerin üst üste birikerek kar topunu oluşturduğunu kimse fark etmedi, bu yükün altında ezilen Lydia'yı kimse görmedi... Onun isteklerini umursamamışlardı, anlamaya çalışmamışlardı. Bundan sonra da asla anlayamayacaklardı...
Çünkü Lydia öldü...

Sevdiklerimizi, kendi isteklerimiz doğrultusunda değiştirmek için mücadele verirken her iki taraf içinde yaşam yıpranmışlıklar içinde geçiyor, koca bir hiç oluyor. Anne olmamama rağmen kitap beni çok etkiledi. Anne- babaları düşünemiyorum. Bir yandan sonunu merak ederken bir yandan da kendimi, ailemi sorguladım. Bazı yerlerde anıların, düşüncelerin içinde boğuldum, kitabı kapatıp bir hava alma ihtiyacı duydum. Bu yüzden kitap 9 gün gibi uzun bir süre boyunca elimde gezdi. Eğer geriye dönüp baktığınızda pişmanlıklar görmek istemiyorsanız bu kitabı okuyun derim. Vakit çok geç olmadan...
Anne ya da baba, olan her ebeveyn gençlik gençlik yıllarındaki pişmanlıklarını, hatalarını bir gün kendi çocuğunun da yaşamasından korkar. Bu korku telaşına yenilen aileler çoğunlukla sorgulamadan düşünmeden dinlemeden anlamadan yetiştirip büyütür evladını. Ama benim annem ve babam Balkanlar da doğup yaşadıktan sonra Türkiye'ye yerleşen, ilk geldikleri yıllarda kendilerine halk deyimi ile gavur gözüyle bakılmış olmalarına, tüm yaşadıkları farklı etnik kökene dahil olmanın zorluklarına rağmen yaşımın hiç bir döneminde bu tür kaygılar yaşayarak yaşatarak büyütmedi beni ve kardeşlerimi. Benim de çocuklarımı büyüttüğüm rahatlık ve güven içerisinde büyüdüm.
Bu kitapta ebeveyn ve çocuklarının ilişkileri arasında öyle ince bir sızı var ki, kanayan, acıtan kabuk bağlatan.. Okurken kendinizi annenizi, babanızı, kardeşlerinizi sorgulayacak , hem sonunu merak edecek hem de biraz daha anlatılsın bu ilişki diye umut edeceksiniz.
Çinli göçmen olarak Amerika'ya yerleşen ve burada eğitimi tamamlayıp, eğitim hayatında dahi kendisinin hor görülmesine tahammül edemediği için ailesinin yaşadığı gerçeğini bile gizleyen ve profesörlüğe kadar yükselen baba (James)
Tek amacı tıp doktoru olmak isterken, Çinli profesör ile tanışınca tüm hayallerinden vazgeçmek zorunda kalarak birden bire üç çocuk annesi bir ev hanımı figürüne bürünen, tüm hayallerini kızının gerçekleştirmesini için çabalayan Amerikalı anne (Marilyn)
Sürekli ikinci planda kalan, başarılarının sevincini yaşayamayan ilgi odağı olamayan evin büyük oğlu Nathan,
Annesinin mavi gözlerinin kendisine genetik olarak geçmesinin ayrılacağını ailesi içerisinde yaşayan, annesinin gerçekleştiremediği gençlik hayallerinin kobayı, tercih şansı bırakılmadan kendi hayalini yaşayamayan, her denilene evet dediği zaman annesinin evi terk etmeyeceğine inanan ve bir sabah evde olmadığı fark edildiğinin ardından ölümü ile gelişen olayların kahramanı zavallı Lydia.
En az evin abisi Nathan kadar ihmal edilen ailenin minik üyesi Hannah.
Sıradan bir aile gibi gözüken Lee ailesinin sırlarla ve hatalarla dolu yaşamını okurken duygulanıp etkilenmemek mümkün değil. Yazarın etnik kimlik zorluklarını nasıl bu kadar hüzünlü anlatabildiğine ise Çinli olmasından dolayı şaşırmadan okuyabileceğiniz düşündürücü bir kitap.
Keyifli okumalar...
Kıyıda köşede kalmış, her anne babanın okuması gereken harika bir kitap.
Kızlarının kaybolması üzerine ailenin birbirleri ve kendileri hakkında fark ettikleri ya da daha önce görmezden geldikleri duyguları, düşünceleri ve etkileri. Anne babanın çocukların 'iyiliğini' düşünürken aslında geri dönülemez bir biçimde onların hayatlarını nasıl mahvedebileceği çok güzel bir kurguyla anlatılmış.
Bir romandan daha fazlası... İnsan hayatının hırs ve hevesler yüzünden nasıl mahvolabileceğini anlatan bunun sonucunda da insanın eline acıdan başka birşey gecmeyecegini anlatan bir kitap . Aslında çocuğunun hayatını şekillendirmek isteyen, çocuğun isteğini hayallerini görmezden gelen ailelerin de okuması gereken bir kitap .. . Her anne baba çocuğunu düşünmek ister ama ne olursa olsun herseyin fazlası zararlı oluyor, iyi niyetlerinde . . .
Sana söyleyemediğim herşey.. Kitap da öyle güzel karakter analizleri vardı ki, bayıldım..
Farklılıklarıyla barışık olmayan, bu konu da kendini sürekli dışlanmış hisseden bi baba.. Çocukları kendisi gibi zayıf olsun istemiyor. Anlık Bi Kararla Hayallerinden vazgeçip evlenmenin pişmanlığını yaşayan bi anne.. Kızı da yanlış karar verip, geleceklerini riske atmasın istiyor.. Sadece başarıya, güce odaklı ebeynlerinden ilgi alaka bekleyen çocuklar..
Ve çocuklardan birinin kaybolduktan sonra ölü bulunması...
Ölen bir liseli kız. Nasıl öldüğü bilinmiyor. Dışarıdan görünen hayat ile, kişilerin içlerinde yaşamış olduğu hayat bambaşka. Kitaptaki tüm karakterlerin; ayrı ayrı hissettikleri duygu durumlarımlarıyla, oluşturmuş oldukları davranışları ve sebepleri, teker teker çözümleniyor. Psikolojiyle ilgili biri olarak kitabı çok beğendiğimi söyleyebilirim. Yazar karakterlere ve karakterlerin oluşturduğu davranışlara öyle bir empatik şekilde yaklaşmış ki; herkesi kendi içinde haklı olduğu bir duygu-durumda buluyorsunuz.
Uzun zamandan beri o güzel yeşiliyle kitaplığımda duran,ama bu haftaya kadar buluşamadığım kitabımdı "Sana Söyleyemediğim Her Şey".Ruh halimden midir;bu hafta 1.sınıflarla başlayıp,anne-babalığa ilişkin fazlaca konuştuğumuzdan mıdır bilmiyorum,bir aile dramını anlatan bu kitap çok etkiledi beni.
İntihar ettiği düşünülen bir kız evlat arkasından;anne-babalık,kardeşlik ve arkadaşlık perdelerini sırayla kaldırıp;okuyucusunun zihnine bırakıyor yazar.Sevdiklerimizi kaybettikten sonra oluşan o boşluğu dinlemektense, yaşarken birbirimizi dinlemenin önemini hatırlatıyor bir kez daha.
Ve anne baba olmak.Bizlere bağımlı değil,yaşama bağlı bireyler yetiştirmek.Bakmak değil görmek,duymak değil dinlemek. Şekillendirmek değil,hedef göstermek. Çocuklarımız bizim hoyratça eğip bükeceğimiz oyuncaklarımız,ya da hayatımızda elde edemediklerimizin 2. perdesi değil.Onları duyalım,sessiz sessiz çığlıkları boşlukta kaybolmadan.Bu kitap,bu çağrıyı işleyen güzel bir kitaptı.Tavsiye ediyorum.
Önyargıyla başladığım kitabı beğenerek bitirdim.Bir ailenin için de iletişim bozukluklarının açtığı olayları okuyoruz.Kendimden bir çok benzerlik bulduğumu söyleyebilirim.Çevrenizdekileri ailenizi mutlu etmeye çalışmadan önce kendinizi mutlu edin.Ayrıca sizin muhteşem hayalleriniz başkalarının en kötü kabusu olabilir.Beğendim tavsiye ederim.
Kapağına bakınca bir aşk romanı sanılması çok muhtemel, ama öyle değil. İçeriği iyi yansıtamadığı için kapağı çok sevmedim. Kurgu ise güzeldi. On birinci bölümü, yani olayın aydınlandığı kısım en sevdiğim bölüm olabilir. Eğer okumayı düşünüyorsanız, okuyun. Ne kaybedersiniz ki?
Etkileyici olmanın ötesinde bir öykü. Evlat sahibi özellikle de okul kaygılı veliler için "mutlaka okunması gerekenler" listesinin ilk üçünde olmalı. Okuyan herkesin yorumladığı gibi bir ailenin söylenenler değil de söylenemeyenler sayesinde yürüdüğünü sayfa sayfa aklınıza kazıyor. Fark ediyorsunuz ki aile ilişkileri temiz ve pembe niyetlerle kabusa dönebiliyor. Mutlaka okuyun. Üstelik yine a101 de 3.95 tl ye
Anneyim.3 yaşında bir oğlum var. O doğduğu günden beri herşey onun etrafında döndü ve başka hiçbir şeyin onun önüne geçmesine izin vermedim. Tabiki insan çocuk sahibi oldu diye hayallerinden isteklerinden de vazgeçmemeli ama bu onların ömrüne kast etmemeli. Kitap çok mu mükemmel,hayır. Ama ana fikir olarak okunması gerekli
Çok beğendiğim kitaplar arasınada artık.O kadar gerçek duygusal yoğun anlatılmış ki etkilenmemek elde değil. Kitaptaki duygulara bir sürü kırılmışlığın devamında bunları sevdiklerimizede yaptığımızı en güzel örneklerinden.Yani ilk başta Liydia babasını farklı olmasıyla başlayıp devamında annesinin farklı olma çabasının bütün yükünün kendi kızlarına varmeleri ve bunu hiç görmemeleri taki ölene kadar.Geçmiş hep bir bağdır ve ondan kurtulmadığın sürece hayatına ve sana zarar verir.Unutmamız ve aynı şeylerin sevdiklerimizin başına gelmiyeceğini bilmemiz gerekiyor bunu durum çok iyi anlatmış kitap.Aslında kitap gerçekte kendi coğrafyası dışında mücadele eden insanların verdiği yoğun, duygusal güvensizlikleri söyledikleri ama daha da önemlisi söyleyemedikleri şeylerin getirdiği yanlış yolların romanı çok güzel ve kesinlikle tavsiye edilir.
Kurabiye kavanozunda daima kurabiye olacak, yazıyordu. Sıcak bir yuvanın bundan daha mutlu bir sembolü olabilir mi?
Celeste Ng
Sayfa 97 - Martı Yayınları, Çeviren: Zeynep Yeşiltuna
"Babam beni görecek kadar önemsemiyorsa bu onun kaybıymış, benim değil."
Celeste Ng
Sayfa 151 - Martı Yayınları, Çeviren: Zeynep Yeşiltuna
Vanilya kokuları içinde altından bir hayat hayal edip de bu ufacık, kasvetli evde, bu ufacık, kasvetli ve boş hayatta sinek gibi yapayalnız mahsur kalan, kalemle altı çizmiş hayaller dışında geride varlığına dair hiçbir iz bırakamayan kadını düşündü.
İçinizden gülümsemek gelmiyor mu? O zaman ne olacak peki? Kendinizi gülümsemeye zorlayın. Mutluymışsunuz gibi davranın. Bu sizi mutlu olmaya meyilli yapacaktır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sana Söyleyemediğim Her Şey
Baskı tarihi:
Eylül 2015
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053487807
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Everything I Never Told You
Çeviri:
Zeynep Yeşiltuna
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Martı Yayınları
Lydia öldü. Ama henüz kimse bilmiyor... Böyle başlıyor bu hikâye. Lydia'nın kahvaltıya inmediği o mayıs sabahında. Lee ailesi; pişmanlıkları ve kırgınlıkları, ihanetleri ve güvensizlikleri, söyledikleri ve söylemedikleriyle mutfak masasında beklerken. Sonrası, adına mutluluk dediğimiz denge oyunu ve bizi bir arada tutan sırlar üzerine başka bir hikâye...

Yayınlandığı günden bu yana, okurların ve eleştirmenlerin övgüyle karşıladığı Sana Söyleyemediğim Her Şey, her sayfası küçük sürprizlerle dolu, etkileyici, özel bir roman.

Hayranlık uyandıran bu kitapla ilgili tek endişem, bundan sonra okurun beklentisinin çok daha fazla yükselmesi. Derin, dokunaklı ve hassas bir metin.
-Chris Schluep-

Başarılı bir ilk roman, aynı zamanda yürek burkan bir hikâye... Celeste Ng, hünerli bir şekilde ipleri elinde tutmayı başarıyor. Çokkuşaklı bu roman, bir ailenin bütün sırlarına ışık tutan son derece ilgi çekici ve ustaca bir eser.
-Los Angeles Times-

Sürükleyici bir gizem ve farklı ırklardan gelen bir aile üzerine etkileyici bir inceleme. Tartışma yaratacak bir ilk roman. -Entertainment Weekly-

Zekice yazılmış, duygusal bir ilk roman. Ng, asimilasyon temasını duygusallıkla ve gitgide artan bir gerilimle, birbirinin içine geçmiş bir masal gibi işlemeyi başarmış.
-O Magazine

Eğer bu romanı okumadıysanız, şimdiye dek iyi bir Amerikan kurgusuyla karşılaşmadınız demektir.
-The New York Times Book Review-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 199 okur

  • Arzu Helvacıoğlu
  • Topalsipahioğlu
  • ~Ebru~
  • Nursel Öztürk Köse
  • İlayda Yıldız
  • Esra
  • Sibel akyüz
  • Elif Nur Yeşil
  • S.Eyüpoğlu
  • Şevval

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%22.5
18-24 Yaş
%16.3
25-34 Yaş
%23.8
35-44 Yaş
%26.3
45-54 Yaş
%6.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%95.3
Erkek
%4.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.6 (20)
9
%12.4 (12)
8
%22.7 (22)
7
%21.6 (21)
6
%7.2 (7)
5
%6.2 (6)
4
%3.1 (3)
3
%5.2 (5)
2
%1 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları