Sana Teslim Oldum

6,7/10  (3 Oy) · 
16 okunma  · 
2 beğeni  · 
548 gösterim
Kolay zaferlerden, boş zevklerden bıkıp usanmış tecrübeli bir çapkın olan Ashcroft Kontu Tarquin Vale'nin içgüdüleri, karşısına aniden çıkıveren taşralı dul Diana Carrick'e karşı dikkatli olmasını söyler. Fakat kadın utanmaz ısrarcılığıyla, yakışıklı ve günahkâr lordu tamamen gafil avlar. Enfes bir kadındır ve tüm baştan çıkarıcılığıyla lorda sevgilisi olmak istediğini söylemiştir! Ancak Ashcroft'un ilgisini asıl çeken, Diana'nın cüreti ya da güzelliği değil, yüzündeki şehvetli maskesinin ardında hissettiği masumiyetidir.
Sona erdiğinde kendisini özgür kılacak bu baştan çıkarma serüvenine büyük bir kararlılıkla atılan Diana, gözlerini çapkınlıklarıyla nam salmış Ashcroft Kontu'nun üzerine diker; bu esrarengiz hovardanın, şeytani bir günahkârlık dışında herhangi bir özelliği olabileceğini aklının ucundan bile geçirmez. Fakat yakışıklı asilzadenin dudakları büyüleyici, parmakları sarhoş edicidir Hatta ne pahasına olursa olsun saklaması gereken o tehlikeli sır bile Diana'yı Ashcroft'un karanlık cazibesinden koruyamaz.
Ne yaptıklarını bilmeseler de büyük bir coşku içerisinde ateşle oynamaya başlamışlardır. Artık fitil ateşlenmiştir ve hiçbir kaçış yoktur Teslim olmak dışında!
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2011
  • Sayfa Sayısı:
    424
  • ISBN:
    9789944824101
  • Orijinal Adı:
    My Reckless Surrender
  • Çeviri:
    Oytun Öz
  • Yayınevi:
    Epsilon Yayınları
  • Kitabın Türü:
Özlem Ekiz 
06 May 20:11 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Sonlara doğru spoiler vardır, kitabı okumayan yorumu okumasın.

Daha önce bu kitap hakkındaki olumsuz yorumlar yüzünden okumak hiç istememiştim ancak yazarı sevdiğimden bir şans vereyim dedim ve iyi ki vermişim. Şu ana kadar 3 kitabını okumuştum. En sevdiğim Mahrem isimli romanıydı. Bu romanı okuyunca Mahrem'den aldığım zevkin daha fazlasını aldım.

Diana isimli genç bayan sekiz yıldır dul bir bayandır,on senedir Cranston Abbey ismindeki bir malikaneyi yönetmektedir. Ancak kendisi burayı yönetse de buranın asıl sahibi Lord Burney'dir. Lord Burney'in ailesi ve yakın akrabaları kısa süre önce bir yangında can vermişlerdir. Miras başkasına kalmasın diye Diana'ya bir teklif sunar. Onla evlenmesini ister böylece Cranston Abbey Diana'ya ait olacaktır. Ancak kendisi artık iktidarsız olduğundan Ashcroft Kontu'nu baştan çıkararak ondan çocuk yapmasını ister. Diana da malikaneyi kazanacağını bildiğinden hiç düşünmeden bu teklifi kabul eder.

Ashcroft Kontu, 32 senelik hayatı boyunca ailesinden sevgi görmemiş - zaten ailesi sünepe olduğundan o da onları normalde sevmez-, sürekli çapkınlık peşinde koşan, zamanla bu hayattan sıkılmış bir hovardadır. .Bir gün evine bir kadın gelerek onun metresi olmak istediğini söyler. Başta kabul etmez ama kadın bu cüretkarlığı ve masumiyetiyle büyülemiştir tabi bu kişi de Diana'nın ta kendisidir,kısa sürede bu teklifi kabul eder .

Kitabın genel anlamda beğenilmemesinin nedeni yoğun cinselliğin olmasından kaynaklanıyor. Yazar genelde cinselliği ortalara doğru koyar fakat bu kitapta cinsellik daha ilk sayfalardan başlıyor ve sonlara doğru azalıyor. Ancak bu beni kitaptan hiç soğutmadı.

Tarquin -yani Ashcroft- on numara çapkın ama cömertliği, her daim iyimserliği,sevdiği kadına olan tam inancı, onurlu bir adam olması, o kadar mutsuzluğa rağmen saf bir yüreği olması... Böyle bir adama nasıl aşık olunmaz a be dostlar.

Diana'nın cesareti ve adama olan aşkı beni çok etkiledi ancak Tarquin'e o kadar yalan söylemeseydi keşke.

Bu yazarı iki yönünden çok seviyorum. Kadın kadar erkeğin düşüncelerine de fazlaca yer veriyor ve mutlu sonlar olsa da her şey tam anlamıyla güllük gülistanlık değil.

Örneğin kitabın sonunda Diana, Cranston Abbey'e kavuşamıyor ve babasıyla tam anlamıyla eskisi gibi olmuyorlar aynı şekilde Diana'nın babası Tarquin'e de tam anlamıyla sıcak değil. Yeminle bunu yazan başkası olsa ne yapar eder bu durumların tam tersini yazardı.

haribu 
21 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 5/10 puan

aslında klasik lord leydi hikayesiydi.sadece daha espirili atışmalı diyaloglar vardı.bu yazarın duyguları çok güzel anlattığını düşünüyorum,hemen gözünüzde o yüz ifadesi canlanıyor ,o duyguyu kalbinizde hissediyorsunuz ya da vicdan azabını,tabii çevirmenin hakkını da vermek lazım.çok güzel bir aşk vardı her zamanki gibi ama çok çoook uzatıldığını düşünüyorum.her şeyin fazlası zarar,çok aşk çok gerilim,çok gizem...burdaki aşkın tutkunun çok göze sokulduğunu ve konuyu boğduğunu düşünüyorum.çok fazla imla hatası vardı,sanki biri yayınevine kitabı zorla bastırmış gibiydi