·
Okunma
·
Beğeni
·
547
Gösterim
Adı:
Sanatla Direniş
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053160533
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslı Biçen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Günbegün bütün dünyada, medya ağı gerçeklerin yerine yalanları koyuyor. En başta siyasi ya da ideolojik yalanlar yok (onlar sonra geliyor), insan hayatının ve doğal hayatın aslında neden oluştuğuna dair görsel, somut yalanlar var. Bütün yalanlar tek bir devasa sahtekârlıkta toplanıyor: hayatın kendisinin bir meta olduğu ve onu satın almaya gücü yetenlerin, tanımı gereği onu hak edenler olduğu varsayımı! Çoğumuz bunun yanlış olduğunu biliyoruz ama bize gösterilenlerin pek azı direncimizi güçlendiriyor.”

Berger’a göre sanat tam da bunu yapıyor, yani direncimizi güçlendiriyor. Sanat ve sanatçılar üzerine yazdığı samimi ve özgün denemelerden oluşan bu kitapta, sadece Michelangelo, Rembrandt, Degas, Van Gogh, Kahlo ve Brancusi gibi sanatçıların eserlerini değil, Fransa’daki on binlerce yıllık mağara resimlerini ve Mısır’daki Feyyum mumya portrelerini de ele alıyor Berger. Kitap ayrıca yazarın Subcomandante Marcos’la yazışmalarını ve kendi sunduğu bir radyo programının metnini de içeriyor. Bir bütün olarak bu derleme, sanatın insanın iç ve dış dünyası için, birey ve toplum için ne kadar vazgeçilmez ve sağaltıcı olduğunu hatırlatıyor bize.

“Bugün, varolanı resmetmeye çalışmak umudu teşvik eden bir direniş eylemidir,” diyor Berger bir denemesinde. Bir diğerinde ise şöyle ekliyor: “Direniş eylemi, sadece bize sunulan dünya-resminin saçmalığını kabullenmeyi reddetmek değil, bu resmin geçersizliğini duyurmaktır. Cehennem içeriden geçersiz ilan edildiğinde, cehennemliği son bulur.”
192 syf.
·9/10
Her dalıyla sanatın, insanoğlu ve insanlık için ne kadar değerli olduğunu, toplumsal gelişim kadar toplumsal direnişte de ne denli önem kazandığını somut veriler ve örneklemelerle işliyor yazarımız bu güzel eserinde.

özellikle iletişim teknolojisinin gelişmesiyle birlikte dünya genelinde baskın olan ideolojinin sesini ve yönlendirmesini gördüğümüz günümüz dünyasında süreç artık ideolojik propaganda ve antipropaganda üretmek olmayıp; insana, hayatın ne olduğu, nasıl bir hayatın geçerli olabileceği ve hayatın tüketilmesi gereken bir meta olduğu üzerine insan yaşamının içini boşaltan bir yönlendirme başlamış ve insan bu kafese sıkıştırılmaya başlanmıştır.

ve bu algı karşısında insanın elindeki en önemli silah gerçek hayatı bizlere gösteren müzik, kitap, heykel, resim, dans ve diğer tüm sanat ve edebiyat dallarının önemini koyuyor önümüze.

üretilmiş insan bedeni, hareketleri, düşüncesi medya yoluyla sürekli işlenedururken ve bu yanılsamaya sayısız genç teslim oluyorken berger orataya çıkıp gerçeği haykırmış;

SANAT VAR!
192 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Bildiğiniz gibi sessizlik sansürlenemeyen bir şeydir. Sessizliğin huzur kaçırdığı durumlar vardır. Bu yüzden içini sürekli gürültüyle doldururlar...

Sanatla Direniş, içi tıka basa gürültüsüz bir sessizlik: ama konuşan, konuşurken dinlettiren dağ sessizliği gibi. Huzursuz hissettirecek tek bir sayfası olmayan eser.

Kitabın 176. sayfasında
“ Ben suretime doğru yürüyorum, suretim bana doğru.
Sıkı sıkı sarılıyor bana, hapisten çıkmışım gibi.”

diye bir (şiirden) alıntı var.. İmgeleri biraz değiştirirsek :
“Kitabı ben mi okuyorum, o beni mi okuyor?  ” a benzer bir his sıkı sıkı sarılıyor okuruna.

Sanatın dokunup güzelleştirmediği bir şey var mıdır yaşamda..

Enfes tat bırakanlar rafında.
192 syf.
Berger'in sanat üzerine yazılarından oluşan bu kitap; sanatın birey ve toplum için ne kadar vazgeçilmez ve sağaltıcı olduğunu tekrar tekrar hatırlatıyor bizlere.
Berger'in Subcomandante Marcos ile yazışmalarını barındırması ise kitabın güzel süprizlerinden.
192 syf.
·3 günde·6/10
Kitabı ContemporaryIstanbul dan aldım ve eve gelir gelmez merakla okumaya başladım. Başlarını çok beğenerek okudum. Devaminda da yine yer yer beğendiğim bölümler oldu fakat genel olarak kitabı çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Berger'in denemelerinde eserleri ele alışı beklediğim şekilde olmadi. Kitapta sanat eserlerini ele almamis daha ziyade baska birseylerden bahsederken eserlerin lafi gecmis gibi. Belki de benim beklentim farkli oldugu icin kitap ilgimi çekmedi. Yine de kısa sürede okudum bitirdim. Yani akıcı bir üslubu olduğu söylenilebilir. Beklentiniz benim gibi ise okumayın derim ama degilse buyrun okuyun; belki sizin ilginizi çekebilir.
İşittin mi/ kalbim?/
Yenilgiyi alıp başka bir yere gideceğiz/
Bu hayvanla başka bir yere/
Ölümlerle başka bir yere/

Gürültü yapmasınlar diye/
Gerçi sessizdirler hep/
Kemiklerinin sessizliği bile duyulmasın/
kemikleri
Mavi gözlü hayvanlardır/
Usulca otururlar masaya

İstemeden sıyırırlar acının üzerini/
Tek kelime etmezler
Kendi kurşun yaralarından/
Bir altın yıldızları vardır
Bir de ayları ağızlarında/
Ağızlarında belirirler
Sevdiklerinin/

[Acının keşfettiklerini ve acının bile söyleyemediklerini hatırlatır.]

Juan Gelman
Gelecek şu an için önemsizleştirilmiş vaziyette, geçmişse gereksiz kılınıyor. Bu arada medya, insanları eşine rastlanmamış miktarda imgeyle kuşatıyor, bunların çoğu yüzler. Kıskançlık, yeni iştahlar, hırslar ya da zaman zaman iktidarsızlıkla birlikte bir acıma duygusu yaratarak durmadan nutuk atıyor yüzler. Dahası bütün bu yüzleri o imgeleri olabildiğince yüksek sesle nutuk atacak şekilde seçiliyor ve işlemden geçiriliyor, böylece bir cazibenin bir öncekini bastırması ve devre dışı bırakması sağlanıyor. İnsanlar da canlı olduklarının kanıtı olarak bu gayri şahsi sese bağımlı hale geliyor!
Tarihteki isyanların çoğu, uzun zamandır istismar edilmiş ya da unutulmuş bir adaleti yeniden tesis etmek için çıkmıştır.
Defalarca işaret edildiği üzere bu yüzyıl, zorunlu ve gönüllü göçlerin yüzyılı. Yani sonu gelmeyen ayrılıkların yüzyılı, bu ayrılıkların hatıralarının musallat olduğu bir yüzyıl.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sanatla Direniş
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053160533
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslı Biçen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Günbegün bütün dünyada, medya ağı gerçeklerin yerine yalanları koyuyor. En başta siyasi ya da ideolojik yalanlar yok (onlar sonra geliyor), insan hayatının ve doğal hayatın aslında neden oluştuğuna dair görsel, somut yalanlar var. Bütün yalanlar tek bir devasa sahtekârlıkta toplanıyor: hayatın kendisinin bir meta olduğu ve onu satın almaya gücü yetenlerin, tanımı gereği onu hak edenler olduğu varsayımı! Çoğumuz bunun yanlış olduğunu biliyoruz ama bize gösterilenlerin pek azı direncimizi güçlendiriyor.”

Berger’a göre sanat tam da bunu yapıyor, yani direncimizi güçlendiriyor. Sanat ve sanatçılar üzerine yazdığı samimi ve özgün denemelerden oluşan bu kitapta, sadece Michelangelo, Rembrandt, Degas, Van Gogh, Kahlo ve Brancusi gibi sanatçıların eserlerini değil, Fransa’daki on binlerce yıllık mağara resimlerini ve Mısır’daki Feyyum mumya portrelerini de ele alıyor Berger. Kitap ayrıca yazarın Subcomandante Marcos’la yazışmalarını ve kendi sunduğu bir radyo programının metnini de içeriyor. Bir bütün olarak bu derleme, sanatın insanın iç ve dış dünyası için, birey ve toplum için ne kadar vazgeçilmez ve sağaltıcı olduğunu hatırlatıyor bize.

“Bugün, varolanı resmetmeye çalışmak umudu teşvik eden bir direniş eylemidir,” diyor Berger bir denemesinde. Bir diğerinde ise şöyle ekliyor: “Direniş eylemi, sadece bize sunulan dünya-resminin saçmalığını kabullenmeyi reddetmek değil, bu resmin geçersizliğini duyurmaktır. Cehennem içeriden geçersiz ilan edildiğinde, cehennemliği son bulur.”

Kitabı okuyanlar 33 okur

  • Uğur De Molinari
  • Yasemin Ekşi
  • Eda Yetim
  • Ezgi
  • Ada Işık
  • Engin Dal
  • Duygu
  • Beyza
  • Saudade
  • Atticus

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30 (3)
9
%20 (2)
8
%20 (2)
7
%10 (1)
6
%20 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0