Sanayi Toplumu ve Geleceği (Manifesto)

·
Okunma
·
Beğeni
·
695
Gösterim
Adı:
Sanayi Toplumu ve Geleceği
Alt başlık:
Manifesto
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757005339
Orijinal adı:
Industrial Society and Its Future
Çeviri:
Kolektif
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaos Yayınları
Endüstriyel teknolojik sisteme cepheden bir reddiye niteliği taşıyan bu Manifesto, gezegenimizi felakete sürükleyen teknolojik uygarlığın insan üzerindeki tahribatını da bütün boyutlarıyla ortaya koymaktadır. Yaygın ve ciddî psikolojik sorunlar üreten endüstriyel teknolojik sistemin, kişinin özgüveni için vazgeçilmez olan "güç sürecinden" geçişi önünde teşkil ettiği engelleri de bir bir gösterir.

Teknolojinin entegre bir sistem olduğunu söyleyen Ted Kaczynski, onun iyi yanı ile kötü yanının birbirinden ayrılamayacağını önemle vurgular. İlerlemeci zihniyetle algısı sakatlanmış insanın, ürkütücü geleceğini gözler önüne sererken, bize şöyle seslenir:
"Eğer devlet babanın hayatınıza şu anda fazla karıştığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz; siz asıl, devlet çocuklarınızın genetik yapısını düzenlemeye başladığında olacakları görün. Kontrolsüz genetik mühendisliğinin sonuçları bir felaket olabileceğinden, insanoğluna yönelik genetik mühendisliğine girişi, kaçınılmaz olarak bu tür bir düzenleme izleyecektir."
Theodore John Kaczynski namı diğer Unabomber..
Kendisi bir matematik profesörü. Genç yaşta yaptığı akademik kariyerini bir anda herhangi bir açıklama yapmadan bırakır. Daha sonra bulaşıkçılık, temizlik gibi birçok işte çalışır ve bir ormandaki on iki metre karelik bir kulübeye çekilip orada düşünceleri doğrultusunda yaşamaya başlar. Elektrik, su, televizyon, bilgisayar gibi şeylerden uzaklaşmış, yetiştirdiği sebzelerle ve avladığı tavşanlarla beslenmektedir. Ormanda yaşadığı 18 yıl boyunca tekno-sanayiye (bilim ve teknoloji merkezleri) savaş açmıştır. Şirketlere gönderdiği bombalı paketler ekolojik bir mesaj niteliğindedir. Bu süre zarfı içerisinde Endüstri toplumlarına karşı dünya çapında devrim çağrısında bulunmak amacıyla bir manifesto yazar. .

-Unabombere göre modern toplumun, toplumsal ve psikolojik sorunları, insan soyunun evrimleştiği koşullardan tamamen farklı koşullarda yaşaması kaynaklıdır. Sistem, insanları, doğal insan davranış kalıplarına çok uzak bir biçimde davranmaya zorlamaktadır. Yazar, tüm sorunların kaynağını endüstri toplumu olarak görmektedir.

Unabombere göre:
-Modern toplumlarda insanların çoğu fiziksel ihtiyaçlarını (gerçek amaç) karşılamak için çabalamak zorunda kalmadıklarından kendilerine yapay amaçlar edinirler. (Yazarın deyimiyle "ikâme"etkinlikler)
İkâme etkinlikler, insanların bir amacın peşinde koşarken elde edeceği tatmin uğrunda edindiği uğraşlardır ve bu uğraşlar insanın gerçek amaçlarından daha az tatmin edicidir, nihayetinde insanların asla tatmin olmama ve huzur bulmama durumuna yol açacaktır.
* Paragöz, sürekli daha fazla servet için can atacak
*Uzun mesafe koşucusu kendisini sürekli daha hızlı koşmaya zorlayacak gibi..
Toplumda gerçek amaçların varlığı konusundaki eksiklik ve bu amaçlara ulaşmada gereken "özerklik" eksikliği nedeniyle kişilerin "güç süreci" ( Amaç, çaba ve amaca ulaşma) bozulmakta ve bu kişilerde ve nihayetinde toplumda ciddi problemlere sebep olmaktadır. İtaate dayalı bir sistemde kisinin güç sürecini doyurması imkansızdır.
Endüstriyel-teknolojik toplum bireyin özgürlük alanını sürekli daraltmaktadır. Modern insanın eli kolu kurallar ve düzenlemeler ağı ile bağlanmıştır. Bu durum kaçınılmazdır.
Teknolojik açıdan ilerlemiş toplumlarda, sistem ilerleyebilmek için insan davranışlarını sıkı sıkıya düzenlemek zorundadır.

- Yazar, modern toplumun etkin bir şekilde ilerlemesini, aile bağlarının ve yerel toplulukların zayıflamasına bağlı olduğunu söyler. Modern toplumda bireyin bağlılığı önce sisteme çok daha sonra küçük ölçekli topluluklara olmalıdır der.(Hatta milliyetçilik gibi kavramlar bunun için yaratılmıştır)

-Teknolojinin kötü yanlarının iyi yanlarından ayrılamaz olduğunu, her teknolojik gelişme çözüm getirdiği sorunların beraberinde daha büyük problemleri beraberinde getirdiğini belirtir.
En basitinden örnek vermek gerekirse, günümüzde kullanılan motorlu taşıtlar insanın ulaşım ve seyahatini kolaylaştırıyor olarak görünüyordu daha sonra motorlu taşıtların artışı insanın hareket özgürlüğünü kısıtlar oldu, insanlar yoğun trafikte istediği yere istediği zamanda gidemez olmuş ve bu durum birçok kural ve zorunluluğu da beraberinde getirmiştir.(sigorta, ehliyet, vergiler vs.)

-Unabomber, sistemin elinde bulundurduğu teknolojiyi kullanarak ilerleyen zamanlarda insan üzerinde biyolojik düzenlemeler yapabileceğini söylemektedir. Bu durum bazı hastalıkların tespit ve kontrolü bakımından kulağa hoş gelse de madalyonun diğer yüzünün farklı olduğunu söyler. Genetik mühendisliğinin ilerlemesiyle beraber insan genine müdahalelerle sisteme elverişli insanlar oluşturabilmenin de önünü açılacak, İnsan davranışları biyolojik ve psikolojik yöntemlerle kontrol altında tutulacaktır der.

- Günümüzde yapay zeka çalışmalarının yapıldığını insanlar gibi hareket eden karar veren robotların geliştirilmeye çalışıldığını biliyoruz. Unabomber bu durumun ilerisini öngörerek makinelerin insan emeğinin yerini alacağını kitlelerin sistem üzerinde gereksiz bir güç haline geleceğini belirtir. Hatta insanların yapacağı tüm isleri makineler görmeye başladığında dünya üzerinde sadece seçkin insanların bırakılacağını fazlalık olarak görülenlerin yok edileceğini söylemektedir.
Bunları birer bilim kurgu olduğunu düşünenlere ise dünün bilim kurgusunun bu günün gerçeği olduğunu hatırlatıyor yazar.

- Unabomber, tüm sorunların kaynağını endüstri toplumu olarak görmekte ve bu sistemin yıkılarak insanın doğal yaşamına dönmesinin tek çıkış yolu olduğunu söylemektedir. Tüm teknolojik sistemle bir bütün olarak savaşmak gerektiğini söyler.
Devrimin mümkün olması için sistemin yıkılması ya da yeterince zayıflaması olasılığını arttırmak için sistem içindeki toplumsal gerilimi artırmak gerektiğini ikinci olarak ta sistem yeterince güçsüz düştüğünde teknoloji ve endüstriyel sisteme karşı bir ideoloji geliştirmek ve onu yaymak gerektiğini söyler. Devrim stratejisinin Fransız ve ya Rus devrimi tarzında olabileceğini belirtir. Kendince bir sol portre çizerek, solculuğu da bir çok yönden eleştirmiş, solculuğun uzun vadede vahşi doğayla, insan özgürlüğü ve modern teknolojinin tavsiyesiyle bağdaşmaz olarak görmüştür.

-Solculuğun kolektivist olduğundan doğayı ve tüm insan soyunu birleşmiş bir toplum halinde sarmak istediğini, örgütlü bir toplumun doğayı ve insan hayatını yönetmesinin yüksek düzeyde bir teknoloji ile mümkün olduğunu belirtmiştir. Bu yüzden ve burada yer vermediğim daha bir çok nedenden dolayı solculuğu benimsememiş ve ciddi eleştirilere tabi tutmuştur.

-Nihayetinde bu kitap, Endüstri toplumlarına karşı birleşik mücadele çağrısında bulunan bir manifestodur.
Bir savaş çağrısıdır...
iyi akşamlarınız olsun efendim. ilk ve umarım son olmayacak olan kitap incelemem ile karşınızdayım. ha unutmadan bu kitap, kitap zamlarından etkilenmeyen tek kitap olabilir. her kütüphaneye şart kitaplardandır. geç olmadan alalım hemen.
başlayalım.
ABD’li matematikçi, anarşist teorisyen ve eylemci Theodore John Kaczynski. Berkeley Üniversitesi’deki profesörlüğünü bırakıp Montana’da bir kulübeye yerleşiyor ve olanlar oluyor.
endüstriyel gelişmenin yaşam alanını gittikçe daraltması ve doğanın tahribatına neden olmasıyla önce ufak çapta olsa da zamanla bombalı eylemlere varan protestolar gerçekleştirmiştir.
bu zamanda yazdığı manifestonun alınıp okunmayacağını düşündüğünden -günümüzde eğlence sektörünün her şeyi elinde tutmasından bahsediyor- Washington Post ve New York Times dergilerine tehditle, sansasyonel bir giriş yapmıştır. doğa düşmanı gördüğü 3 kişinin evine bombalı paket göndererek, 3 kişinin ölümüne ve 25kişinin yaralanmasına sebep olmak suçundan müebbet hapis cezası yemiş bir deli dahidir.

yazar, Sanayi devriminin insanlığın başına gelen en büyük felaket olduğunu savunur. nedenini ise, endüstrinin doğa tahribatına, toplumsal bozulmalara ve ruhsal acılara sebep olduğunu düşünmesidir.
teknolojik ilerlemenin devam etmesi halinde, durumun daha da kötüleşeceğini, engellenmeye kalkılırsa da kötü olacağını fakat uzun vadede rahat edeceğimizi söyler. teknolojik yapıyı ortadan kaldırmak şu an için acı verecektir ama ileriki zamanlardaki kadar değil der. çözümün, anarşiden ve doğal yaşama geçişten geçeceğini söyler. çünkü artık bir müdahale yapılamaz. teknoloji her yerdedir.

bunlara ek kitapta literatüre giren yeni kelimeleri görmekteyiz. bunlardan biri “güç süreci”dir.
güç süreci: bir insan, uğruna çaba harcaması gereken amaçlara ihtiyaç duyar ve bu amaçlara ulaşmada en azından makul bir oranda başarı sağlamaktır. (37) kısaca, bir insanın uğrunda gücünü sınayacağı amaçlarının olması gerekir. (34).
güç süreci içinde bir diğer kavram ise “ikame etkinlikler”dir.
ikame etkinlik: insanlar, fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak için çabalamak zorunda kalmadıklarında, kendilerine yapay amaç bulurlar. yalnızca bir amacın peşinde koşarken elde edecekleri tatmin uğruna kendilerine buldukları yapay amaca yönelik faaliyettir. (39).
bir ikame etkinlik bireyin, amacın kendisine ulaşma ihtiyacından değil de, amacın peşinden koşarken elde edeceği tatmin uğruna yaptığı etkinliktir. örneğin; bilim insanları(siz düşünün).

kitabın sonlarına doğru, toplumumuz sisteme uymayan herhangi düşünce ve davranış şeklini “hastalık” olarak addetmeye meyillidir ve bu makul bir tutumdur çünkü birey sisteme uyum sağlamazsa bu onun acı çekmesi sebep olduğu için sistem içinde sorun çıkarır. nitekim bireyin manipüle edilerek sisteme uydurulması “hastalığa deva” gibi görünür (155) diyerek olayın tüm ciddiyetini de göz önüne bir kere daha seriyor.

son olarak bir alıntısıyla bitirmek istiyorum: ‘mesajımızı, halk üzerinde kalıcı bir etki yaratabilecek şekilde sunmak için bazı insanları öldürmek zorunda kaldık.’
Yazar,sanayi toplumunun köleliği getirdiği,özgürlüğün yolunun ise sanayi toplumunun yok edilip doğaya geri dönüş olması gerektiğini işaret ediyor.
Sadece Kapital değil aynı zamanda sol ideojilere yönelikte bir anti - tez özelliği var. Anarşizme niye ihtiyaç olduğu, bunun için yol haritası sunan insanlığın kırılma anında neler yapılabileceğine dair eşsiz bir eser. Metini okurken kendinizi yeren bu fikre karşı biraz sabırlı olun ve eleştiriyi göpüsleyerek okumaya devam edin, kesinlikle zelzele etkisi yaratacaktır zihninizde
Anarşisttik. Üretim süreci, birikim, sahiplik, artık zaman, artık değer, arası ilişkileri seviyorduk. Anarko-koministtik. Sonra unabomber ve su yüzeyinde olan derinliksiz makalesini okuduk. yazmasaymış keşke. Bizim unabomberimiz olarak kalsaymış. teoride zayıf ama eylemde iyi olan zor yazılan isi sahibi abimizin zorla bastırttığı makalemsi. Unabomberden sonra anarşist kaldık. ama daha bi yalnızdık sanki...
hayattaki pek cok sorunun kaynaginin guc surecine olan ihtiyactan kaynaklandigini dusunen yazar ilginc biyografisiyle örtüsen bu kitabini devrim dusuncesiyle sekillendiriyor.
Tarih, genelde ne istediğini bile tam olarak bilinmeyen çoğunluklar tarafından değil, kararlı ve etkin azınlıklar tarafından yazılır.
Vahşi bir hayvan ya da açlık tehdidi altındaki ilkel bir insan, kendini korumak için dövüşebilir veya yiyecek aramak için yola düşebilir. Bu çabayı sarf ederken başarılı olacağından emin değildir, ancak kendisini tehdit edenlere karşı da savunmasız değildir. Modern birey ise, aksine, karşısında savunmasız olduğu birçok şey tarafından tehdit edilmektedir: Nükleer kazalar, yiyeceklerdeki kanserojen maddeler, çevre kirliliği, savaş, artan vergiler, özel yaşamın büyük kuruluşlar tarafından istila edilmesi, yaşam tarzını bozabilecek ülke çapındaki toplumsal veya ekonomik olgular.
Eğer hiçbir şiddet eyleminde bulunmasaydık ve bu yazılarımızı bir yayıncıya teslim etmiş olsaydık, büyük olasılıkla kabul edilmeyecekti. Kabul edilse ve yayınlansa dahi, büyük olasılıkla pek çok okurun dikkatini çekmeyecekti, çünkü medyanın yayınladığı eğlence programlarını seyretmek, ciddi bir makale okumaktan daha eğlencelidir. Bu yazılar çok sayıda okur bulsaydı bile, bu okurların çoğu okuduklarını hemen unutacaktı, çünkü akılları medyanın onları maruz bıraktığı bir yığın materyalle doldurulmuş olacaktı. Mesajımızı topluma kalıcı bir etki bırakabilme şansıyla sunabilmek için insanları öldürmek zorunda kaldık.
İnsanları depresyona iten koşulları kaldırmak yerine, modern toplum onlara anti-depresan (uyuşturucu) ilaçlar vermektedir.
224. Solcu hareketlerde güçlü mevkilere yükselen kişiler genelde güce en aç olan solculardır, çünkü güce aç insanlar güçlü mevkilere gelmek için en fazla uğraşanlardır. Bunar hareketin kontrolünü ele geçirdiğinde, daha yumuşak tabiatlı pek çok solcu içten içe liderlerin hareketlerini onaylamazlar, ama itiraz etmeyi kendilerine yediremezler. Harekete güvenmeye İHTİYAÇLARI vardır, liderleri ile paylaştıkları bu inançtan vazgeçemezler. Doğrudur, BAZI solcuların ortaya çıkan totaliter eğilimlere itiraz edecek cesareti vardır, ama genelde kaybederler, çünkü güce aç olanlar daha iyi örgütlenmiş daha acımasız, daha Makyavelisttirler ve kendilerine sıkı bir güç temeli kurmuşlardır.
Özgürlük güç sahibi olmak demektir; diğer insanları kontrol etmeye değil, ancak kendi yaşamının koşullarını kontrol etmeye yarayan güç.
Birileri -özellikle de büyük bir kuruluş- kişinin üzerinde bir güce sahipse, bu güç ne kadar iyi niyetli hoşgörülü ve müsamahakâr olursa olsun kişi özgür değildir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sanayi Toplumu ve Geleceği
Alt başlık:
Manifesto
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757005339
Orijinal adı:
Industrial Society and Its Future
Çeviri:
Kolektif
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaos Yayınları
Endüstriyel teknolojik sisteme cepheden bir reddiye niteliği taşıyan bu Manifesto, gezegenimizi felakete sürükleyen teknolojik uygarlığın insan üzerindeki tahribatını da bütün boyutlarıyla ortaya koymaktadır. Yaygın ve ciddî psikolojik sorunlar üreten endüstriyel teknolojik sistemin, kişinin özgüveni için vazgeçilmez olan "güç sürecinden" geçişi önünde teşkil ettiği engelleri de bir bir gösterir.

Teknolojinin entegre bir sistem olduğunu söyleyen Ted Kaczynski, onun iyi yanı ile kötü yanının birbirinden ayrılamayacağını önemle vurgular. İlerlemeci zihniyetle algısı sakatlanmış insanın, ürkütücü geleceğini gözler önüne sererken, bize şöyle seslenir:
"Eğer devlet babanın hayatınıza şu anda fazla karıştığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz; siz asıl, devlet çocuklarınızın genetik yapısını düzenlemeye başladığında olacakları görün. Kontrolsüz genetik mühendisliğinin sonuçları bir felaket olabileceğinden, insanoğluna yönelik genetik mühendisliğine girişi, kaçınılmaz olarak bu tür bir düzenleme izleyecektir."

Kitabı okuyanlar 37 okur

  • Akın Yarar
  • diana
  • Süleyman ÇAKIR
  • Oğuzhan Aktaş
  • Alperen Yazgı
  • commonexception
  • Erol Mavigöz
  • Murat Kılıç
  • saba rüzgarı
  • Mstrgl

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%47.1 (8)
9
%17.6 (3)
8
%17.6 (3)
7
%5.9 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%5.9 (1)
2
%0
1
%5.9 (1)