Adı:
Sandık Odası
Baskı tarihi:
Temmuz 2005
Sayfa sayısı:
357
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750503436
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
"Korku nedir bilmezdi. İşin sırrı da buydu zaten: Bilmemek. Gülmesi gerektiği zaman güler, çünkü gülmeyi bilirdi, ağlaması gerektiği zaman ağlar, çünkü ağlamayı bilirdi, coşması gerektiği zaman coşar, çünkü coşmayı bilirdi, ama korkması gerektiği zaman korkmazdı. Bilmezdi çünkü. Korkamazdı. Elinde değildi. Öyle bir duyuya sahip değildi. Bir körün göremediği, bir sağırın işitemediği, bir yatalağın yürüyemediği gibi bir şeydi bu onun için. Azası noksan sayılırdı bir bakıma. Bilmezdi korkmasını. Öyle ya, korkmasını bilen korkar. Bilmeyen ne yapsın?"

Sezgin Kaymaz'ın romanlarında karakterlerin, uzun sohbetlerin, sürprizli kurgunun, neşe ve hüznün oluşturduğu çalgı çengi havası, hikâyelerinde de oda müziği makamında tadılabiliyor. Onun has motifleri: fizikötesinin ürpertisi... zalim kaderlerle, ince kederlerle sınanan ruhlar... iyi insan cevherini ve yaşam muhabbetini illa bulup çıkartan romantizm... ve tabii kara olmaya meylettiğinde bile şen bir mizah... Bu motifleri, zaman zaman iç içe geçirerek, zaman zaman ayrı ayrı bezeyerek işleyen hikâyeler var Sandık Odası'nda. Türkçenin, gündelik dili edebiyata taşımaktaki en usta yazarı, tutkulu anlatışını, kısa mesafelerde de sürdürüyor!
Selam, iki kitap arasında nefes almak için Sezgin Kaymaz okumayı adet edindim laf aramızda. Nefes almak yani aklımın toparlanması; takılmadan, zevk alarak şarj olması Sezgin Kaymaz kitaplarıyla oluyor bende. Uyku tutmayınca Sandık odası kitabını raftan alıp bir anda enfes öykülerin içinde buldum kendimi. Sürpriz sonlu öyküleri ah o her gün gördüğümüz, bildiğimiz içimizden insanların öykülerini anlatışına bayılıyorum. Okuyucuya ne istiyorsa veriyor bence yazar olarak. Karakterleri sıkıcı olmadan gözümüzde canlandırabiliyoruz, her öyküsünde bambaşka insanları ete kemiğe bürüyebiliyorum ben, bu sebeple strese girmiyorum, zaman mekan kavramları da şahane. Sonuç olarak ben sandık odasına da bayıldım. Elmaların Yongasını mesela Bedia Akartürk dinleyerek okudum, "Geleneksel kömüş günü şenlikleri" ise efsane bir öyküydü bana sorarsanız. Döndür döndür okunabilecek bir kitap elimdeki.
Moralsiz olduğunuzda, kitap okuyasınız gelmediğinde hemen açıp bir Sezgin Kaymaz öyküsü okuyun derim. Günlük dille yazılıp, bu kadar net duygu veren, kah güldüren, kah dehşete düşüren güçlü öyküler okumak isteyenleri Sezgin Kaymaz okumaya davet ediyorum. Bazı öyküleri okurken sonu şaşırtan filmlerden birini izliyormuş gibi oldum. Ben çok sevdim. Kesinlikle öykü severlere tavsiyemdir.
Uzunca hikayelerden oluşan ve de her hikayesinde yazar Sezgin Kaymaz klasiği anlatım tarzında yazılmış bir kitap. Her bir hikayede farklı ve ilgi çekici konular işlenmesi kitabı sıkılmadan merak ederek okumaya teşvik ediyor. Bazı hikayeler komik, metafizik veya mübalağa içerikli olması eğlenceliydi. Bazı hikayelerin de her ne kadar dramatik olay akışlı içeriği olsa da her biri gizli ders çıkarabilir amaca hizmet ettiğini düşünüyorum. Zaten kitabı okurken yer yer kendimizden, çevremizden bulabileceğimiz o kadar çok örnekler var ki daha önce yaşanmışlık hissebiluyorsunuz okurken .Yazar Sezgin Kaymaz olunca okumaz mı?
19 Hikayelik bir Sezgin Kaymaz kitabı Sandık Odası. Farklı türlerden seçilmiş, okunması keyifli, sonu merak edilen hikayelerden oluşuyor. Kaymaz son yıllarda keşfettiğim çok tuhaf bir yazar. Bazı hikayeleri ülke kültürüne çok ters gibi olsa da barındırdığı karakterler nedeniyle fazlasıyla adapte olabiliyorsunuz. Genel anlamda fantastik, cehennem, ahiret, şeytan gibi konuları ele alması tabu yıkan cinsten.

Bu kitapta da benzer bir iki hikayeye rastladım. İyi olanlar gerçekten çok iyiydi, kötü olanlarsa kendisini okutturdu en azından.
Bazı hikayelerde Aziz Nesin havası almadım değil, "Kaybedenler" hikayesi modern bir Nesin hikayesi gibi hatta.


Hikayeleri de yazalım. İlgimi çekenlere not düştüm.


2- Ateşin Var mı Birader? - (Sonu güzeldi.)

5- Geleneksel Kömüş Günü Şenlikleri - (Mizahi olarak beğendim)

7- Elmaların Yongası (Bozkır kokulu hikaye)

9- Biz Geldik (Metafizikseldi ilginçti)

10- Kaybedenler (Mesajlar çok başarılıydı)

12- Bakar mısınız? (Acayip bir hikayeydi, hardcore resmen)

17- Sen Alkol Kokuyorsun! (En beğenmediğim hikaye, çok basit kaçmış)
Romanlarındaki etkileyici üslubunun üstüne roman tadında peşi sıra öyküleri ve her öyküsünde roman da yazardı ama okuyucusuna acımış, dedirtecek sonlara yer vermiş sevili Sezgin Kaymaz. Sevdiğim yazarın sevdiğim bir diğer kitabı daha. sabrın önemini vurguladığı öyküler ağırlığını korumakta beynimde.
Geleneksel Kömüş Günü Şenlikleri ve Bakar mısınız? hikayeleri beni öyle çok etkilemişti ki...Okurken sıkılacağınız herhangi bir hikaye yok bu kitapta.Hüzünlenip,gülme arasında gidip geliyorsunuz. Kitapağacı sayesinde yazarı tanıma fırsatım olmuştu. Sezgin Kaymaz'ı okumakta ne kadar gecikmişim meğer. Kitapları gibi kendisi de renkli,mizah dolu,açık sözlü bir yazar.Tavsiye ederim.
Ailecek obezdik biz; yani şişko, obur, fıçı, duba; aklına ne gelirse oyduk. Domates gibi yuvarlana yuvarlana bir yürüyüşümüz vardı, utanırdık insanlığımızdan. Birbirimize bakar, aşırı şişmanlığımızdan ötürü birbirimizi kınar, her birimiz bir diğerimizde kendimizi gördüğümüz için, kendimize esef eder ve her esef edişimizde ciddi, kesin, azimli bir karar verirdik:
"Yarından itibaren perhize başlıyorum!!!"
Giysiler kefen, dünya mezar. Toprağın içinde ol veya dışında, ne fark eder? Sonuçta, dünya üzerinde bir yerde olacaksın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sandık Odası
Baskı tarihi:
Temmuz 2005
Sayfa sayısı:
357
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750503436
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
"Korku nedir bilmezdi. İşin sırrı da buydu zaten: Bilmemek. Gülmesi gerektiği zaman güler, çünkü gülmeyi bilirdi, ağlaması gerektiği zaman ağlar, çünkü ağlamayı bilirdi, coşması gerektiği zaman coşar, çünkü coşmayı bilirdi, ama korkması gerektiği zaman korkmazdı. Bilmezdi çünkü. Korkamazdı. Elinde değildi. Öyle bir duyuya sahip değildi. Bir körün göremediği, bir sağırın işitemediği, bir yatalağın yürüyemediği gibi bir şeydi bu onun için. Azası noksan sayılırdı bir bakıma. Bilmezdi korkmasını. Öyle ya, korkmasını bilen korkar. Bilmeyen ne yapsın?"

Sezgin Kaymaz'ın romanlarında karakterlerin, uzun sohbetlerin, sürprizli kurgunun, neşe ve hüznün oluşturduğu çalgı çengi havası, hikâyelerinde de oda müziği makamında tadılabiliyor. Onun has motifleri: fizikötesinin ürpertisi... zalim kaderlerle, ince kederlerle sınanan ruhlar... iyi insan cevherini ve yaşam muhabbetini illa bulup çıkartan romantizm... ve tabii kara olmaya meylettiğinde bile şen bir mizah... Bu motifleri, zaman zaman iç içe geçirerek, zaman zaman ayrı ayrı bezeyerek işleyen hikâyeler var Sandık Odası'nda. Türkçenin, gündelik dili edebiyata taşımaktaki en usta yazarı, tutkulu anlatışını, kısa mesafelerde de sürdürüyor!

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • Dilek bakır
  • Evren Erarslan
  • Ecem İspir
  • Şeyma Özer
  • Tuğba Yıldırım
  • Ayşegül Öztürk
  • temenni
  • Ozge
  • özlem şendeniz
  • Bscyln

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (4)
9
%25 (3)
8
%25 (3)
7
%16.7 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0