Saray'dan Saray'a Türkiye'de Gazetecilik Masalı

·
Okunma
·
Beğeni
·
509
Gösterim
Adı:
Saray'dan Saray'a Türkiye'de Gazetecilik Masalı
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725487
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Uyku kaçıran bir Türkiye masalı...
Bir varmış, bir yokmuş...
Gazetecilik bu hale nasıl gelmiş?

Gezi günlerinde izlediğimiz penguen belgeselinin gerçek künyesi... O belgeselin yayınında ve yapımında emeği geçen kara tarih: Gazeteciliğin Osmanlı saltanatındaki ilk yıllarından cumhuriyet yıllarına; darbe dönemlerindeki pozisyonundan siyasi iktidarlarla ilişkilerine; 6-7 Eylül 1955'teki rolünden Maraş, Çorum, Sivas, "Hayata Dönüş" katliamlarındaki duruşuna; Ahmet Kaya lincinden Hrant Dink'in hedef haline getirilişine; 28 Şubat sürecinden Andıç olayına; 1990'larda sendikanın bitirilmesinden AKP döneminin havuz medyasına... Tarihimizdeki pek çok kırılma ânından gazetecilik üzerine notlar...

Gerçeğin peşine düşme işi gazetecilik, nasıl masal oldu? Ümit Alan, çarpıcı örneklerle, bugün dip noktasındaki gazeteciliğin adım adım düşürüldüğü halin izlerini sürüyor... Saray'dan Saray'a uzanan bir masal bu... Birileri muradına erse de biz çıkalım kerevetine diyemeyeceğimiz bir masal...
(Tanıtım Bülteninden)
icimdekimelike
icimdekimelike Saray'dan Saray'a Türkiye'de Gazetecilik Masalı'ı inceledi.
336 syf.
·35 günde·Beğendi·Puan vermedi
• "Gezi günlerinde izlediğimiz penguen belgeselinin gerçek künyesi... O belgeselin yayınında ve yapımında emeği geçen kara tarih: Gazeteciliğin Osmanlı saltanatındaki ilk yıllarından cumhuriyet yıllarına; darbe dönemlerindeki pozisyonundan siyasi iktidarlarla ilişkilerine, 6-7 Eylül 1955'teki rolünden Maraş, Çorum, Sivas, "Hayata Dönüş" katliamlarındaki duruşuna; Ahmet Kaya lincinden Hrant Dink'in hedef haline getirilişine; 28 Şubat sürecinden Andıç olayına; 1990'larda sendikanın bitirilmesinden AKP döneminin havuz medyasına... Tarihimizdeki pek çok kırılma anından gazetecilik üzerine notlar..."

• Can Yayınları'nın inceleme dizisinden, yukarıdaki tanıtım bülteniyle çıktı karşıma bu kitap. Türkiye'nin yakın geçmişine dair inceleme kitaplarına merak saldığım bir dönemde hem manidar kapağıyla hem ismiyle ilgimi çekti. Buna rağmen çok uzun bir süre okumayı erteledim, elime alınca yine çok uzun bir süreçte okudum kitabı. İşte şimdi de sizlere tavsiye ediyorum dostlar... Tanıtımından da anlaşılacağı gibi, geçmişten yayımlandığı tarihe kadar basını, kırılma anları olan olaylar üzerinden geniş bir inceleme yaparak ele almış kitabında Ümit Alan. 

• Şimdi gelelim kitapla ilişkili konu hakkındaki esas düşüncelerime... 2014 - 2015 dönemlerine kadar ana akım medyanın; gazetecilikten uzak, her dönem sermayenin yanında yer aldığını çok net şekilde açıklayan bu çalışmanın sonucunda, o günden bugüne pek bir şeyin değişmemesini görmek şaşırtıcı olmasa da üzücü. Pek çok yerde Ümit Alan' a katılarak, bazen de ondan farklı düşünerek okuduğum kitabın; yalnızca ilgililerine değil, hemen herkese hitap ettiğini düşünerek kitaba bir bakmanızı öneririm. Bugün sanılanın aksine basın kurumlarının iktidarlar tarafından satın alınarak kendi medyasını oluşturması, basit bir olaydan çok daha fazlasını içeriyor çünkü. 

• Gazeteciliğin taraflı-tarafsız olması ayrı bir tartışma konusu ama bugün taraflı-tarafsız birkaç gazetenin dışında gazeteciliğin ne kadar yapılabildiği açık. Zaten bu birkaç gazetenin ve gazetecilerin önüne çıkan engelleri, işini yaptıkları için tutuklanan gazetecileri söylememe gerek bile yok. Ama bu çalışmasını şöyle bir paragrafla bitiriyor Ümit Alan : 

" İlk paragrafta, 'Bir de bu kitapta anlatılmayanlar var.' demiştik. Yani her şeye rağmen gazetecilikte ısrar edenler. Yani istisnaları oluşturanlar. Bu kitap onlara biraz haksızlık ediyor olsa da, tüm bunlarla esaslı bir hesaplaşma yaşamadan yeni bir gazetecilik kurmak da mümkün değil. Hem bu kitap o hesaplaşmada küçük bir adım olsun hem de saraydan saraya uzanan gazetecilik maceramızda, artık istisnaların kaideyi bozmaya başlamasını isterim. Belki o zaman saraydan gazetecilik kaçırmak mümkün olur. Kim bilir ? "

• İşte bu umutla yaşamaya çalışıyorum ben de. Okuma sürecimde, incelenen olaylar hakkında daha kapsamlı bilgiler edinmemi teşvik eden ve pek tabii iyi bir çalışma olan bu kitabı okumanızı öneririm dostlar... Sevgiyle, umutla kalın !

• Bu yoruma ayrıca buradan ulaşabilirsiniz: https://www.instagram.com/...igshid=1vulhgzuejgu2

Saray'dan Saray'a Türkiye'de Gazetecilik Masalı Ümit Alan
A.SEÇER
A.SEÇER Saray'dan Saray'a Türkiye'de Gazetecilik Masalı'ı inceledi.
336 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Beklediğimden çok daha iyiydi. Her ne kadar kötü bir tarihle ve gazeteciliğin hazin sonuyla karşılaşmış olsam da kitap bana çok şey kattı.
Osmanlı ile başlayan gazetecilik serüvenimizde pek çok yanlışı -ve hatta kasıtlı yanlışları- gördüm kitap sayesinde.
Günümüze gelene kadar o kadar olay anlattı ki yazar, özellikle yakın gazetecilik tarihinde pek çok şövalye gazetecimizin aslında o kadar da yiğit olmadıklarını, arka planda bambaşka kulislerin döndüğünü hem üzülerek hem de şaşırarak okudum.
Bu hazin tarihte her şey gazete yazarlarının köşelerindeki yazılardan alıntılarla kanıtlanmış. Bu da eseri gözumde bir kat daha yüceltti.
Kitabın yazarı her ne kadar bu bir siyaset kitabı değil dese de anlattığı konular sayesinde siyaset tarihimiz hakkında da epey bilgilendiriyor kitap.
Dediğim gibi yüksek bir beklentiyle başlamadım ama yazarın üslubunu, olay ve şahsiyetlere karşı nesnelliğini beğenerek okudum.
Y
Y Saray'dan Saray'a Türkiye'de Gazetecilik Masalı'ı inceledi.
331 syf.
Medya dışı sermayenin gazetecilik ile iktidar savaşlarını konu alan, Cumhuriyet tarihinin önemli olaylarında -darbeler, katliamlar, Gezi- medyanın tavrını örneklerle su üstüne çıkaran harika bir kitap.

Şu anda hayran olunan ve “büyük muhalif” denilen bazı gazetecilerin geçmişteki tutumlarını öğrenmek sizi şaşırtabilir.

Gerçeklerin peşindeki her okura tavsiye ediyorum.

İyi ki Ümit Alan gibi gerçek gazeteciler var...
Klavyetik
Klavyetik Saray'dan Saray'a Türkiye'de Gazetecilik Masalı'ı inceledi.
336 syf.
·8/10 puan
Saraydan Saraya Türkiye'de Gazetecilik Masalı |4/5|

Eskiden, büyüklerin gazete okumasına çok özenirdim. Henüz ufak bir çocuk olduğum için onlar gibi gazeteyi açamaz, özellikle sayfaları çevirmekte zorlanırdım. İleride bunu yapabilmenin hayaliyle büyüdüm ama benimle beraber teknoloji de büyüdüğü için artık haberler telefondan takip ediliyor. Peki artık telefondan takip ediyor, gazetelere güvenemiyor olsak da Türkiye’deki gazete tarihini bilmemezlikten mi geleceğiz? Günümüze kadar; ilk gazetenin yayınlandığı tarihten bu yorumun yayınlandığı gün yayınlanan gazeteye kadar gerçekleşen süreçte nelerin olup olmadığını görmezlikten mi geleceğiz?

Ümit Alan, gerçekleştirmiş olduğu bir çalışma ile bize Türkiye’deki gazeteciliğin bir özetini çıkarmış. Tanzimat döneminde devlet eliyle çıkarılan ilk gazete olan Takvim-i Vekayi’den günümüz gazetelerine kadar bir masal anlatıyor. Masal dememin sebebi, masalsı denebilecek bir dil kullanıyor olması.

Kitap ilk başlarda beklediğimden iyi çıktı. Sonra ise günümüze yaklaştıkça monotonlanştı. Kitabın tek sorunu sanırım bu. İlk yüz sayfada yakalanan masalsı ve okuru, okumaya teşvik edebilecek olan dil kitabın sonlarına doğru kayboldu ve belirli bir durumda hangi gazetelerin hangi manşetleri atmış olduğunu aktarmaya döndü.

Bence herkesin kitaplığının bir köşesinde bulunması gereken bir çalışma. Türkiyenin başına gelmiş büyük olaylarda hangi gazetenin hangi manşeti atmış olduğuna veya hangi gazetelerin kimler tarafından alınıp satıldığına bakmak için güzel bir kaynak oluşturulmuş. Bir yandan da, ülkemizde nasıl hiç gazetecilik yapılamamış olduğuna da iç yakıcı bir bakış. Elbette mesleğini hakkıyla yapan gazeteciler oldu ve olmaya devam ediyor ama öteki kısmın çoğunluğu oluşturduğunu ve bu kitabın da bu çoğunluktan bahsettiğini unutmayalım.
Kitap konusunda yapmam gereken uyarılardan biri, Cumhuriyet tarihindeki büyük ve acı olaylar hakkında kitabın tarihsel bir bilgi aktarmak konusunda çoğu zaman ileriye gitmemesi. Kitapta sıkça bahsedildiği gibi, kitabın kapladığı alan genişlemesin ve konudan sapmasın diye yazar tarihsel olayların açıklamasına pek girmeyip üstünden geçiyor. Kitabı ilgilendiren konu olan gazeteler üzerinden bakıyor ve geçiyor. Demek istediğim, yakın tarih hakkında hiçbir şey bilmeyen birinin bu kitaptan tarih bilgisini geliştiremeyeceği. Geliştirir ama sırf yakın tarihe odaklanmış bir kitapta olacağı kadar olamaz, bence.

Ben bu yorumu yazarken kitap yurdunda üç liraya satılan bu kitap, bence eskiden gazetelerimizi koyduğumuz yerde durmalı. Şahsen ülkemizdeki gazetecilik tarihi konusunda birçok şey öğrendiğimi düşünüyorum.

Gazete eskimiş bir teknoloji olsa da haberciliğin, doğru haberciliğin asla eskimeyeceği güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.
Mert Özdemir
Mert Özdemir Saray'dan Saray'a Türkiye'de Gazetecilik Masalı'ı inceledi.
336 syf.
·21 günde·Beğendi·8/10 puan
Ülkedeki gazetecilik hakkında bilgi edinmek isteyenlere hararetle öneririm bu kitabı okumalarını. Bağlantıları, patronları, sermaye gruplarını çok iyi anlatmış yazar. Yer yer ağzınız açık kalacak. Ona da alışmışsınızdır ama. İktidar-medya ilişkilerini ve medyanın hangi odaklara kulak kesildiğini çok ikna edici şekilde yazmış. Penguen medyası dahil olmak üzere her devre eleştirel yaklaşmış ki medyamız fazlasıyla koz vermiş yazara.
Kimileri "halkın yazarı", "büyük muhalif" diye sunulan yazarların geçmişindeki bu sayfa, yoksa böylece unutulacak mı? Unutulmasın diye notumuzu ve şerhimizi düşmüş olalım. Bir bebekten katil yaratan bir karanlık varsa, bu karanlığın bir yerinde medyanın da payı var, orası kesin ve net.
AKP Türkiye'sinde her şey öyle sürreal yaşanıyor ki, bir önermenin şaşırtması için fantazyanın veya bilimkurgunun sınırlarına dayanması şart.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Saray'dan Saray'a Türkiye'de Gazetecilik Masalı
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725487
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Uyku kaçıran bir Türkiye masalı...
Bir varmış, bir yokmuş...
Gazetecilik bu hale nasıl gelmiş?

Gezi günlerinde izlediğimiz penguen belgeselinin gerçek künyesi... O belgeselin yayınında ve yapımında emeği geçen kara tarih: Gazeteciliğin Osmanlı saltanatındaki ilk yıllarından cumhuriyet yıllarına; darbe dönemlerindeki pozisyonundan siyasi iktidarlarla ilişkilerine; 6-7 Eylül 1955'teki rolünden Maraş, Çorum, Sivas, "Hayata Dönüş" katliamlarındaki duruşuna; Ahmet Kaya lincinden Hrant Dink'in hedef haline getirilişine; 28 Şubat sürecinden Andıç olayına; 1990'larda sendikanın bitirilmesinden AKP döneminin havuz medyasına... Tarihimizdeki pek çok kırılma ânından gazetecilik üzerine notlar...

Gerçeğin peşine düşme işi gazetecilik, nasıl masal oldu? Ümit Alan, çarpıcı örneklerle, bugün dip noktasındaki gazeteciliğin adım adım düşürüldüğü halin izlerini sürüyor... Saray'dan Saray'a uzanan bir masal bu... Birileri muradına erse de biz çıkalım kerevetine diyemeyeceğimiz bir masal...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 27 okur

  • Batuhan Öztürk
  • Uğur Aydın Aydoğan
  • Ziya
  • Talha
  • Esma Kalender
  • Mert Can Yeşilbaş
  • Emre Arık
  • Kerim küçük
  • Y
  • icimdekimelike

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.1 (3)
9
%7.7 (1)
8
%46.2 (6)
7
%7.7 (1)
6
%7.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%7.7 (1)