·
Okunma
·
Beğeni
·
10321
Gösterim
Adı:
Sardalye Sokağı
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
191
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755708775
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Cannery Row
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Sardalye Sokağı
Sardalye Sokağı
Sardalye Sokağı
Sardalye Sokağı
Sardalye Sokağı
Sardalye Sokağı
Konserveciliğin zirveye ulaştığı 1930’lar Amerikası’nda fabrika işçilerinin yanı sıra sanatçılar, bilim insanları, fahişeler ve serserilerin bir arada yaşadığı bir dünyadır
Sardalye Sokağı. Memleketi California’daki bu küçük sokağın tüm renkliliğini, canlılığını, yaşanılan çelişkileri ve kavgaları okurla buluşturan John Steinbeck, gerçek hayattan esinlenerek unutulmaz karakterler yaratır.

Renkli tiplemelerin ve olayların süslediği hikâyede, çalışmayı, düzenli bir hayat sürmeyi, sıradanlaşmayı inatla reddeden Mack’in başını çektiği aylak takımı sistemin dışında yaşamanın, sömürü çarklarına başkaldırmanın, dayanışmanın, ihtiyaç duyulan kadarıyla yetinmenin ete kemiğe bürünmüş halidir.

Her insan gibi hata yapan, kimi zaman coşan, kimi zaman hayata küsen, planlarını her zaman istediği gibi hayata geçiremeyen tüm tanıdık karakterlerin sıradan
yaşamlarından sarsıcı kesitlerle gerçek dünyayı usta yazar Steinbeck’in gözlerinden görmek isteyenler için..
191 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Bu zamana kadar bir çok ayrım yapılsa da aslında insanlar sadece ikiye ayrılır:
1. İyi insan
2. Kötü insan

Birincisi zordur. Yüreği iyi olan insanlar hep güzel karşılanır, hep sevilir ama hep yalnızdır. Hayatta pek başarılı olamaz. Sefalet içinde yaşar gider. Eğer ki başarılı olmuşsa, o ne kadar iyi olsa da kimse onun iyi olduğuna inanmaz. Bizim kafamızda oluşan iyilik kavramı, sefaletle yan yana.
Kötülük ise kolaydır. İnsanlar sendeki meziyetleri sevmez, yüzüne gülerler hep ama yalnız da bırakmazlar. Hayatta hep başarılıdır kötü karakterler. Zenginlik içinde yaşarlar. Eğer ki sefalet içinde yaşıyorsa, o ne kadar kötü olsa da kimse onun kötü olduğuna inanmaz. Bizim kafamızda oluşan kötülük kavramı, zenginlikle yan yana.
Ne diyeyim? Bunları bizim kafamıza böyle sokanlar utansın...

Sardalye sokağı ise bu konuya farklı bir bakış açısı getirmiş. İyi bir insan, iyi bir insan topluluğu ve diğer mahalle ahalisi..
Eğlenceli, farklı ve ilginç bir mahalle yaşamı evet, (herkes böyle yorumluyor kitabı) ama kitabı daha güzel kılan iyilerin mücadelesi..

Aslında kitabı 1 haftada okumayı düşünüyordum. Derslerden arda kalan zamanlarda tabii. Ama ne oldu ne bitti anlayamadım. Ders çalışılmamış orada duruyor, kitap burada bitmiş. E napalım artık? Sınavlarda da Sardalye Sokağı'nı anlatrım. ^^

Dip Not 1: Kitap hakkında daha fazla yorum yapamıyorum çünkü ne yazmaya çalışsam spoiler oluyor. "(
Dip Not 2: Sonucun sefalet olacağına inansanızda, hep iyi olun. Unutmayın. Roman boyunca acı çeken iyi karakterler sonunda kazananlar...

Keyifli okumalar...
191 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
O kadar uzun zamandır Steinbeck okumuyordum ki, onun ne kadar gerçek karakterler yarattığını unutmuşum.

Büyük buhran ve savaş döneminde 1930 lu yılların Amerika'sını anlatan üçlemenin ilk kitabı olup, Tatlı Perşembe ve Yukarı Mahalle serinin sırasıyla diğer kitaplarıdır.

California' daki küçük Sardalye sokağında kendince yaşamaya çalışan yoksul ve emekçi insanları anlatır. Bakkal Lee, yardımsever bilim insanı Doc, Dora'nın Ayı Sancağı Lokantası <önce isminden dolayı hakaret zannetsem de,meğer adını eyalet bayrağından alan, son derece milliyetçi bir genelevmiş:)>, Barmen Eddie, Ressam Henry ve mahallenin aylaklar takımı Mack ve arkadaşları...

Hırstan yoksun, fazlasında gözü olmayan bu insanların hiç vazgeçmeden kendi dünyalarını güzelleştirme çabası gözden kaçmaz ;
Eski, devrilmiş bir buhar kazanından ibaret olan penceresiz evlerine perde almak için para biriktiren kadın, çatlayan kalın kazan boruların içerisini şiltelerle doldurup seve seve yatak olarak kullanan evsizler, bomboş bir depoyu zamanla gerçek bir yuva haline getiren yoksul palasın aylak gençleri...

Sıradan ve normal olamasalar da,sevdikleri uğruna bir şeyler yapmak için çabalayan ama pek de başarılı olamayan, dışlanmış insanların talihsizliğini çok iyi yansıtır.

Seri olarak sırasıyla okunduğunda daha anlamlı olur, aksi halde aynı tadı vermez gibi. Özellikle Sardalye Sokağı ve Tatlı Perşembe'de aynı karakterler yer alır dolayısıyla birbiriyle ilişkilidir, "Bir insan kapana kısılmışsa ve seçme sanşı yoksa, kapanın içini dekore etmeye girişir." Arka kapak cümlesi aslında bu iki kitabın ana temasıdır ve beslenen umudu neredeyse somut olarak her sayfada görürsünüz.
Üçlemenin sonu Yukarı Mahalle ise farklı karakterler barındırsa da vermek istediği mesaj benzerdir, bana biraz "Aylak Adam"ı hatırlattı. Ancak bu kez madalyonun diğer yüzü anlatılır sanki;
Malı mülk umursamayan bu aylakların eşyaya tamah etmeye başladıklarında neler olacağını görmeye başlarız

Tüm bunlardan bağımsız olarak, verdiğim puanı etkilemese de belirtmek isterim ki; bu üçlemede çizilen kadın portresi beni rahatsız etti biraz da üzdü, öğrendim ki yazarın bu konuda oldukça keskin ve sivri fikirleri varmış ve doğal olarak bu da diğer şeyler gibi esere çok fazla yansıtılmıştı, kadınlar için okurken objektif kalabilmek zaman zaman zor olabilir.

Çok severek okudum, fırsat vermenizi tavsiye ederim.

Keyifli okumalar.
191 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
John Steinbeck'in okuduğum dördüncü kitabı ve yine harika bir eser. Sardalye Sokağı üçlemenin birinci kitabı olup, serinin devamı Uğurlu(Tatlı) Perşembe, Yukarı Mahalle kitaplarıdır.

Yazar, Sardalye Sokağı'nda yaşayan yoksul insanların hayatlarını anlatıyor.
Bu mahalledekiler ellerindekiyle yetinmeyi bilen, ufak şeylerle mutlu olmayı başarabilen, yaşadıkları yeri ellerinden geldiğince güzelleştirmeye çalışan insanlar. Her karakter ayrı ayrı bir öykü olarak anlatılmış.

Mahallenin aylak takımı Mack ve arkadaşları, mutlu etmek istedikleri Doc için bir parti düzenlemek istiyorlar ve bütün talihsizlikler sıralanıyor.
191 syf.
·Puan vermedi
Karman çorman gibi görünen tipik bir mahalle sakinlerinin bilindik yaşantıları....Onları tanıdıkça çok seveceksiniz...Hepsi ayrı bir dünyada ama aynı yörüngede tutunan insanlar...Sıcacık ilişkiler ...okunmalı..
191 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Okuduğum altıncı Steinbeck kitabı Sardalye Sokağı.Birçok renkli kişiliği içinde barındırıyor bu sokak. Bilim adamından fahişesine, yoksulundan gıda satıcısı kadar herkes var bu sokakta. Her bir karakter aslında başlı başına bir öykü.Konu olarak öyle çok farklı ya da ilginç bir konu değil aslında. Yazar bir sokakta olanları, yaşam tarzlarını, ceplerinde parası olmasa bile son içkisini paylaşanları anlatıyor kitapta. Yaşayan bir sokak Sardalye Sokağı. Yazarın anlatım tarzı ve mizahı kitabı okutuyor, sizi içine alıyor. Ben kitabı çoook beğendim, size de tavsiye ederim. Okumadıysanız kaçırmayın bence.. Kitaplarla ve sevgiyle kalın..
191 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Kitap Sardalya Sokağı'nı her ayrıntısıyla detayıyla anlatmış ilk otuz sayfa boyle geçiyor olay akışı bundan sonra başlıyor ki bu da biraz caydırıcı olmuş bence. Konusu sokakta yaşayanların birbirinden bağımsız takılmalarına rağmen birbirleriyle yardımlaşma içinde olabilmeleri iyi bir sosyal mesaj tabi günümüzde kin, öç alma bu kadar yaygınken.
Bölüm bölüm yazılan kitapta bazı bölümler akışa göre değil de sokakta yaşanan herhangi bir olayı ya da kişiyi anlatmakta.
191 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Merhaba,
Sevgili Steinbeck'in bir kitabının daha sonuna geldim. Bildiginiz gibi Sardalye Sokağı yazarın bir üçlemesinin ikinci kitabı. Fakat bu pek alışık olduğumuz üçlemelerden değil.
Mesela 1. Kitapdaki karakterlerin hiç biri 2. Kitap da yoktu. Fakat olayların geçtiği bolge neredeyse aynı ve okuduğunuz olaylar, gelişen durumlar birbirine çok benzerdi.
Ama söylemem gerekir ki çok güzel bir kitap
Ve bu kitapdaki tasbirlerini çok beğendim ben. Tamamen sahnenin zihninizde canlanmasını sağlıyor. Ayrıca etraflarindaki kisilerce anlasilmayan ama buna ragmen kendi tarzlarindan yasam bicimlerinden odun vermeden iyi insan olmaya devam eden kisileri cok guzel tasvirlemis.

1. Kitap da olduğu gibi eşsiz bir dostluk hikayesi okuyorsunuz. Bunun dışında çoğunluktan farklı olan bir grup insanın, tamamen iyi niyetle gerçekleştirdiği olayları kimi zaman gülerek ve kimi zaman da hüzünlenerek okuyorsunuz.
Birden fazla karakter vardı içerisinde ve hepsinin ayrı ayrı trajıkomik hikayeleri vardı. Bunun yanı sıra tabii ki ana karakterler de vardı . Benim favori karakterlerim Dock, Mack ve Frenkie oldu.
Hem 1. Kitabın içerisinde hem de 2. Kitap da bir de köpek ilginizi cekiyor. Ben köoeginde dostane bir hayvan olusundan dolayı kitabın içerisine girdiğini düşündüm.
Sonuc olarak hep size keyif verecek, gülümsetecek, hemde sizi duygulandıracak bir kitap.
Sırada üçlemenın son kitabı olan Tatlı Perşembe var.
Herkese keyifli okumalar dilerim
Youtube kanalım için;
https://www.youtube.com/...YAdpca9gSpXaa33F04Cw
191 syf.
·2 günde·8/10
Sardalya Sokağı, John Steinbeck'in en tanınmış yapıtlarından biridir. Küçük insanların serüvenleri bu kitapta öylesine acımasız, ama aynı zamanda öylesine sevecen dile getirilmiş ki... Bu durumu kitabı okuyunca anlıyor insan.
Kısaca şunu söyleyebilirim ki beğeniyle okuyacağınız çarpıcı bir roman...son olarak kitabın ilk 20-30 sayfası sokağın, mekanın, sokaktaki işyerlerinin ve işletenlerin, sokaktaki insanların tanıtımı niteliğinde o yüzden biraz sıkıcı gelebilir. Ama sonrası gerçekten de akıcı.
184 syf.
·12 günde·4/10
John Steinbeck'in romanlarını sevmeme rağmen bu kitabı beni hayal kırıklığına uğrattı. Kitapta olay örgüsü yok. Hatta olay yok. Edebiyat yok. Sonunda birşeyler olması ümidiyle kitabı bitirdim ama sonunda da hiçbir şey olmadı. Zaman kaybı olduğunu düşünüyorum.
181 syf.
·7 günde·7/10
Okuduğum beşinci John Steinbeck kitabı oldu "Sardalya Sokağı". Diğer kitaplarını küçük yaşlarda okumuş olmama rağmen bu kitabı ile önceki okuduklarım arasında ciddi farklar olduğunu sezinledim. Hem üslup açısından hem de kurgu açısından bu kitap bana yazarın alıştığım tarzının dışında olduğunu düşündürdü.

Olaylar sardalya fabrikalarının işlediği, ekonomik ve sosyal olarak düşük bir sokakta geçiyor. Aslında kitapta anlatılmak istenen çok daha farklı bir konu bence. Kitap sefalet içinde yaşansa da kaybolmayan insani duygulardan ve ayrıca kişilerin birbirlerine duydukları önyargılardan bahsediyor. Bunu da sezdirmeden, kurguya harmanlayarak başarılı bir şekilde yaptığını düşünüyorum. Ayrıca kitabın okunması oldukça kolay, kitap da oldukça akıcı. Fakat şunu da söylemem lazım, John Steinbeck'in okuduğum diğer kitaplarıyla karşılaştırdığımda bu kitap onlardan bir hayli geride benim için.

"Sardalya Sokağı"nın devamı niteliğini taşıyan kitaplar da varmış. Bir gün onları da okumak isterim elbette. Bendeki "Sardalya Sokağı" da 1974 basımlı Altın Kitaplar Yayınevi'nden çıkmış "Fareler ve İnsanlar" kitabının içinde yer almakta. Kitabın içinde ayrıca "İnci" ve "Al Midilli"nin olduğunu görmek de tam anlamıyla sürpriz oldu benim için. "İnci"yi önceleri kütüphaneden okumuş olsam da " Al Midilli"yi okumamıştım. Dolayısıyla şunu rahatlıkla diyebilirim ki benim John Steinbeck okumalarım devam edecek. Herkese keyifli okumalar dilerim...
191 syf.
·Puan vermedi
Vize sınavı haftası da olsa, heyecanla okuyup, an itibariyle bitirdiğim kitap.
okuduğum diğer steinbeck kitaplarının aksine, içine girmek için biraz uğraştığım bir kitap oldu. tabi bunda hata biraz da, hatta büyük bir kısmıyla bana ait. çünkü bu kitap, her ne kadar fazlaca da bilinmese de bir üçlemenin ikinci kitabı -tatlı perşembe, sardalye sokağı ve yukarı mahalle üçlemesi.
bunun dışında betimlemeleri ve karakterlerin dönemi yansıtan doğallıyla olsun, yarıdan itibaren tek seferde okuduğum harika bir kitap ya da dönem portresi oldu benim için. kendimi her sayfa çevirişimde biraz daha salinas'ta ve biraz daha dönemin amerika kırsalında buldum. 
zaten steinbeck'in en sevdiğim yazarlardan biri olmasının sebebi de bu; karakterlerin sanki bizden, içimizden biriymişçesine samimi olmaları. arka planda da dönemi ya da coğrafyayı sayfalarca betimleyebilecek bir kalemi olması.
Bu üçlemeye kesinlikle şans verin derim.
Benim gibi kitapların sırasını başta karıştıranlar için:
Tortilla flat - Yukarı Mahalle * (1935)
cannery row - Sardalye Sokağı * (1945)
sweet thursday - Tatlı Perşembe * (1954)
191 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Ağustosun hani tahammülsüz sıcağın da susarsınız. Kana kana içilen su dahi kesmez ya hararetinizi, yinede bir ferahlık ve serinlik yükler vücuda, bahse konu buzzzzz gibi su. O misal bu kitabın anlatımı, dili...Konunun geçtiği, anlatıldığı kentin, kasabanın muhtelif özelliklerini taşıyan toplum kesimlerinin insanlarını, ilişkilerini, dostluklarını, dostluk adına yapıla bilen hataları, sevecenlikleri, yaşamsal girdaplarını anlatan; anlatım tarzı ile hikayesiyle işte o, misal yani içinize serinlik veren Ağustos sıcağının serinleme limanı, yaylası misali bu kitap.
Kitabı okurken Yazarın Yukarı Mahalle kitabını da hayal ederek okuyorsunuz.
Güzel, ve okunmalı...
her zamanki dileğimle iyi okumalarınız olsun...
Sözcük, insanları ve manzaraları, ağaçları, bitkileri, fabrikaları ve Pekin cinsi köpekleri yalayıp yutan bir simge ve bir zevk aracı. Sonra Şey sözcük olur ve Şey'e dönüşür, ama saptırılmış, çarpıtılmış ve fantastik bir desen halinde dokunmuş olarak.
John Steinbeck
Sayfa 17 - Sel Yayıncılık
Şu an bile
Yaşamın sıcak tadına vardığımı biliyorum
büyük şölenlerde, yeşil fincanlar ve altın takımlar kullandığımı.
John Steinbeck
Sayfa 191 - Sel Yayıncılık
"Deli mi?" diye sordu. "Ah, evet. Sanırım öyle. Biz ne kadar kaçıksak, o da o kadar kaçık, yalnız onunki farklı."
Böyle bir şey Hazel'in aklına hiç gelmemişti. Kendisini kristal kadar duru, saydam bir göl, yaşamınıysa değeri anlaşılmamış erdemlerle dolu, arızalı bir cam olarak görürdü.
John Steinbeck
Sayfa 40 - Sel Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sardalye Sokağı
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
191
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755708775
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Cannery Row
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Sardalye Sokağı
Sardalye Sokağı
Sardalye Sokağı
Sardalye Sokağı
Sardalye Sokağı
Sardalye Sokağı
Konserveciliğin zirveye ulaştığı 1930’lar Amerikası’nda fabrika işçilerinin yanı sıra sanatçılar, bilim insanları, fahişeler ve serserilerin bir arada yaşadığı bir dünyadır
Sardalye Sokağı. Memleketi California’daki bu küçük sokağın tüm renkliliğini, canlılığını, yaşanılan çelişkileri ve kavgaları okurla buluşturan John Steinbeck, gerçek hayattan esinlenerek unutulmaz karakterler yaratır.

Renkli tiplemelerin ve olayların süslediği hikâyede, çalışmayı, düzenli bir hayat sürmeyi, sıradanlaşmayı inatla reddeden Mack’in başını çektiği aylak takımı sistemin dışında yaşamanın, sömürü çarklarına başkaldırmanın, dayanışmanın, ihtiyaç duyulan kadarıyla yetinmenin ete kemiğe bürünmüş halidir.

Her insan gibi hata yapan, kimi zaman coşan, kimi zaman hayata küsen, planlarını her zaman istediği gibi hayata geçiremeyen tüm tanıdık karakterlerin sıradan
yaşamlarından sarsıcı kesitlerle gerçek dünyayı usta yazar Steinbeck’in gözlerinden görmek isteyenler için..

Kitabı okuyanlar 958 okur

  • gezginokur
  • Mert Kaya
  • kitap kokusu
  • emrah yvz
  • Süleyman Tastan
  • Rodion Romanovic Raskolnikov
  • Elif nazlı karaca
  • Zeynep
  • Merve Ceren Uzel
  • Özkan Karagöl

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%0.6
18-24 Yaş
%12.9
25-34 Yaş
%31
35-44 Yaş
%32.9
45-54 Yaş
%13.5
55-64 Yaş
%3.9
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54.7
Erkek
%45.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.4 (46)
9
%14.1 (45)
8
%25.4 (81)
7
%19.4 (62)
6
%7.8 (25)
5
%1.9 (6)
4
%1.9 (6)
3
%1.6 (5)
2
%0.3 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları