·
Okunma
·
Beğeni
·
247
Gösterim
Adı:
Satranç Makinesi
Baskı tarihi:
Mart 2020
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058017214
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Güney Kitap
Baskılar:
Satranç Makinesi
Satranç Robotu
Kraliçeyi eğlendirmek için yola çıkan ama bir efsaneye dönüşen yaratıcı bir icat.

Çağının Çok İlerisinde Gerçek Bir Hikâye

Kralların oyununda herkesi yenebilecek beceriye sahip Satranç Makinesi TÜRK’ün çarpıcı hikâyesi…

Kimsenin Hayal Edemeyeceği Şeyleri Yap

Mühendis Satranç Makinesi’ni size gösterip son derece gerçek, etkileyici, kusursuz ve normal olduğuna ikna olabilmeniz için icadını incelemenize izin verir. Gerekli kontrolleri yapar ve iddiaların doğruluğuna inanırsınız, ancak gerçek çok farklı olabilir.

Mühendis de biliyordur ki; insanlar kandırılmak ister.

Hiç Kimseye Sırrını Söyleme

---------------------

“SATRANÇ MAKİNESİ sizi daha ilk sayfadan itibaren etkisi altına alacak.”

Harper’s Bazaar

“Muhteşem… Sosyal ve cinsel politikayla dolu bir entelektüel gerilim romanı.”

Bookgasm

“Sürükleyici bir okuma deneyimi.”

Publishers Weekly

---------------------

18. yüzyıl Avrupası’nda geçen bu roman, Edgar Allan Poe’nun "Gören herkesi hayretler içerisinde bırakıyor,” dediği, döneminde Napolyon ve Benjamin Franklin başta olmak üzere karşılaştığı herkesi yenen Satranç Makinesi TÜRK’ün hikâyesi.

Alman gazeteci Löhr’ün kaleme aldığı, toplumun daha önce hayal bile edilemeyen teknoloji olasılıklarıyla yüz yüze geldiği bir dönemde geçen bu roman, detay zenginliği ve psikolojik derinliğiyle son derece çağdaş göndermelerle dolu.
384 syf.
·Puan vermedi
18. yüzyıl Avrupası'nda geçen bu roman Kraliçeyi eğlendirmek ve diğer rakiplerine karşı üstünlük kurmak için yola çıkan danışmanının harika bir makine oluşturmasıyla başlar. SANTRAÇ MAKİNESİ. Makine akıllı bir varlık gibi düşünür ve karşısındaki rakibiyle santraç oynar ve henüz kimse onu yenememiştir. Başında sarığı, kolları kürklü kaftanı, çatık kaşları alıntıda sinirle bakan kahverengi gözleri, uçları sivriltilmiş gür bıyıkları altındaki alaycı gülüşüyle bu makinayı kontrol eden bir osmanlı paşası olarak yapmıştır. Peki ama günümüzde bile daha yeni yeni akıllı robotlar yapılırken. 1769 yılları arasında kendi başına düşünen haraket edip hatasız bir şekilde santranç oynayan bu makine nasıl mümkün olabilir ? Peki ya Osmanlı paşasıyla aynı odada olup daha sonra ihtihar eden Leydi?
Makine lanetlimiydi. Onunla oynayıp yenmeye yaklaşan insanların ölmesi nasıl açıklanabilirdi ki ?İşte kitap burda heycan kazanmaya başlıyor. Bu Müslüman Osmanlı Paşası Makinenin mucidi Hristiyan Von Kempelen yardımcısı Yahudi Jakop ve birde Koyu dindar Tibor var işin bütün sırrı bu 3 birbirinden alakasız insanın toplanmasıdır. Tibor'un katlandığı haksızlıklar kitap boyunca beni sinir etti. Ama kitabın son sayfaları çok şükür bu olay değişti. Çok daha farklı bir son beklerken sevdiğim karakterlerden birinin ölümü beni üzdü açıkçası keşke o ölmeseydi dedim .Ama şu bir kesinki son sayfaya kadar sürüklenerek okudum. Tek sıkıntı arada bir olayların nerede bitip başladığını yada şuan nerede olduğunu kayıp ettim ve bulamadim . Bu aynı bi derede sürüklenirken arada koca taşlara çarpıp sonra tekrar akıntıya kapılmak hissi verdi bana . Onun dışında harika bir kitaptı Kitap hakkında fazla detay vermek istemedim çünkü gerçekten temin edilip okunması gereken bir eser .
382 syf.
·7/10 puan
Bir kısmı gerçeğe dayanan sürükleyici bir roman.

Böyle bir makinenin mümkün olduğuna inanmak zor görünüyor; ancak zaman oldukça zeki icatların peşpeşe meraklı gözlerin zevkine sunulduğu zamanlardı. Müzik çalabilen oyuncaklar, anlamlı yazılar yazabilen bebekler, yürüyebilen ve yemek yiyebilen mekanik kuşlar vb. Yine de daha önce hiç kimse bir düşünen makine icat etmeyi başaramamıştı. 

Romanın baş kahramanlardan soylu Wolfgang von Kempelen'in satranç oynayan Türk'ü, insanların Sanayi Devrimi'nin potansiyelinin ve tehdidinin farkında olduklarından, makinelerin insan yeteneklerini ne ölçüde otomatikleştireceği, değiştireceği, genişleteceği ve nihayetinde yerini alacağı gibi popüler hayal gücünü elektriklendirdi.

Bu esrarengiz icatın başlangıcını konu alan bu roman son sayfasına kadar sizi meraklandıracak.
384 syf.
·12 günde·8/10 puan
18.Yüzyılda geçen Kraliçeyi kendine beğendirmek için bir makine icat etmek isteyen Kempelen ile hikayemiz başlıyor ama karakterimiz Tibor namı değer cüce derler. Kempelen ile yolları bir hapishanede kesişir. Kempelen icat edeceği makine için Satranç dehası Tibor’u hapishane de ziyaret etmesiyle başlıyor. Aslında Tibor bunu duyunca deli saçması gibi görüyor ama daha sonra ki zamanlarda aslında hiç bir şey kaybetmeyeceğim aksine başarılı olurlarsa çok şey kazanacağını fark edince Kempelen ile işbirliği yapmaya karar verir. İcat edecekleri makine sizce ne kadar güçlü olabilir ? Yada satranç dehası dahi olsanız bile asla yenemeyeceğiz bir makine ile karşılaşsanız ne olurdu? Gayet eğlenceli bir o kadar da tuhaf bir kitaptı Tavsiye edebilirim okuyun bence
384 syf.
·Beğendi·10/10 puan
İyi akşamlar sizlere Güney Kitap dan çıkan #Satrançmakinesi kitabının yorumuyla geldim.
Kitabın konusu 18.yüzyılda yaşanıyor.
Wolf Von Kempelen kraliçeyi eğlendirmek, rakiplerine karşı daha güçlü olmak için herkesin dikkatini çekecek harika bir makina icat eder, bu makina karşısına geçen herkesi yenen satranç makinasıdır. Günden güne makinanın ünü her yere yayılır ama bu makinanın sırrı da merak, konusudur.
Ama bir gün yaşanan bir olay her şeyi değiştirir makinanın ününe acaba gölgemi düşecek? Makine lanetli olabilir mi?
Bu soruların cevapları ve daha fazlası bu kitapta okumanızı tavsiye ederim.
384 syf.
·4/10 puan
18. Yüzyıl Avrupasi'nda geçen roman, gerçek bir konuyu ele almış. Kapak tasarımını çok begendim. Aşırı yabancı kelime kullanılması ve kelimelerin anlamlarına yer vermemesi,  sık sık kopukluklar yaşamama neden oldu.  Kitap çok düz ilerledi. Hiçbir hareketlilik, atraksiyon yoktu. Bu nedenle sıkıldığımı söylemeliyim.
Kempelen'in ( ana karakter) Satranç makinesine "Türk" ismini " Bu, zarif bir matmazel yerine heybetli bir Müslüman olacak, haçlıların korkulu rüyası ve Allah'tan başkasına hesap vermeyen bir Osmanlı. Böylece rakiplerimizin gözlerini korkutacağız. Ne de olsa satranç oyunu şarktan gelme. Öyleyse onu bir şarklıdan daha iyi kim oynayabilir?" düşüncesiyle vermişti. Bence güzel bir düşünce flflfö
Kitabın konusuna gelirsek, kraliçeyi eğlendirmek ve diğer mühendislere karşı üstünlük sağlamak için Kempelen efsane bir icat yapmak zorundadır. Yol arkadaşları Jakob ve Tibor'la Satranç Makinesini icat ederler. Artık Türk'ü insanlarla tanıştırma vakitleri gelmişti.
Kempelen istediği başarıyı elde edecek mi?
Jakop ve Tibor'u neler bekliyor?

Kitabin son sayfasinda ise Satranç Makinesinin fotoğrafını ve  yazarın notunu bulabilirsiniz.
384 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
Gerçek ve yaşanmış bir hikayenin bilinmeyen yönlerinin yazar gözünden betimlendiği sürükleyici bir roman. Şu an eleştirenler belki çok büyük bir sahtekârlık örneği diyebilir ama yaşanan dönemi ve insanların içinde bulunduğu rekabetçi dünyayı düşününce Kempelen'e hak verilebilir. Döneminde herkesi kendine hayran bırakan göz boyayıcı bir aldatmaca. Makinenin ihtişamını arttırmak için seçilen karakterin (gerçekte de) Türk olması bize barbar diyenlerin de hayran olduklarının göstergesi diye düşünüyorum.
384 syf.
·2 günde·10/10 puan
✔Merhaba arkadaşlar bugün şahane bir kitapla beraberiz
✔Konusuna gelecek olursak cüce Tibor hapse düşer ve yanına Kempelen gelir. Ona satranç oynamak istediğini eğer kazanırsa buradan çıkaracağını ama kendine de yardımcı olmasını istediğini söyler. Maç yapılır ve Tibor kazanır ama gel gelelim hapisten çıksa da teklifi kabul etmez.
✔Kempelen Avusturya - Macaristan İmparatoriçesine bir söz vermiştir. Bir deney. Kempelen de Satranç Oynayabilen Bir Robot yapmak ister. Bunun için cüceye ihtiyacı olur. Çünkü makine kendi kendine oynayamayacağı için insanları bir nevi aldatma yoluna gider.
✔Bunlar sebeplerdi. Yine bundan sonrasına değinmşyorum tabi ki. Çok akıcı ve sürükleyici bir kitaptı. Tibor makineyi kullanıyor ama bu ne zamana kadar devam ediyor? İçerikte bir sürü ilginç olaylar var. Kempelen'in yardımcısı Jakob, daha önce yazı yazan robot icat eden Knaus, Knaus'un Kempelen'e casusluk yapması için tuttuğu Elise, satranç makinesi Türk'ün ülke ülke gezisi ve son karşılaşma.
✔Macera ve sırlara dolu bu kitabı okumaya ne dersiniz? Ben çok beğendim. Sıra sizde
✔Yazarımızın kalemine sağlık
"Nedir bu konuşan makine merakı ?" diye sordu Maria Theresia. "İzin ver, zaten bu dünyada insanlar gereğinden fazla konuşuyor, neden bir de makineler konuşmayı öğrensinler ? Susma makineleri, işte bunu isterdim bazen. Düşünenler, asıl bunlar lazım bize...."
"Bize inanacaklar mı?" diye sordu Tibor son kez. "Mundus vult decipu" dedi Kempelen. "Dünya aldatılmak ister. Inanacaklar, çünkü inanmak istiyorlar."
Tibor tavernanın önünde, yağmurun altında garson kızlar başlarını kapıdan uzatana kadar, kararsizca durdu. İçlerinden biri, tacirin adını ve adresini verebileceklerini söyledi. Karşılık olarak da, aletini göstermesini istiyorlardı, çünkü bir gece önce, cücelerin aletlerinin, normal adamlarınkinden daha büyük olduğu iddialarının doğru olup olmadığını tartışmislardi. Tibor'un neredeyse dili tutuldu, ama başka çaresi yoktu. Satranç takımı olmadan o bir hiçti. Etrafta kimsenin olmadığını iyice gördükten sonra, kısa bir an için aletini gösterdi. Kızlar hayranlıkla bakıp güldüler ve Tibor da adresi aldı.
Cüce onlar için ilginç bir ganimetti ve onu çabucak idam etmek istemediler. Bu yüzden, bir tuzlu balık fıçısını boşaltıp içine Tibor'u tıktılar, üzerine kapağını çivilediler ve Elbe Nehri'ne attılar.
Tibor iki gün iki gece fıçının içinde kaldı. Kendini kurtarmak bir yana, hareket bile edemiyordu. Bacağındaki kurşun yarası çok aceleyle sarılmıştı ve Elbe Nehri'nin buz gibi suyu fıçıdaki bir çatlaktan içeri sızıyordu. Tibor, dibe batmamak için ya deliği yukarı getirmek, ya da tıkamak zorunda kalıyordu. Fıçı onun için hem hapishane hem de cankurtaran olmuştu, çünkü yüzme bilmezdi. Çok ağır balık kokusu onu önce kusturdu, ama iki gün sonra açlıktan fıçının tahtalarında kuruyup kalmış tuzları yaladı. Iyice güçten düşen cüce, imdat istemek için sesi kısılana kadar bağırdı. Sonra aklına boynundaki Meryem Ana madalyonu geldi ve kurtuluşu ona yakarmakta aradı; eğer onu bu yüzden hapishaneden kurtarırsa, bir daha asla içki içmeyeceğine, altı saat sonra, bir daha kadınlarla ilişkiye girmeyeceğine söz verdi. Üç saat sonra da, manastıra kapanmaya yemin etti.
Bir saat daha dayansaydı, bu sözleri vermeden de kurtulacaktı, çünkü fıçı bu arada Wittenberg'e ulaşmıştı. Nehir mavnacıları onu sudan çıkardılar ve tam da bu Protestan şehrinde - sanki kanlı süvari üniforması içinde leş gibi tuzlu balık kokan bir cüce yeterince tuhaf görünmüyormuş gibi- Tibor yere kapandı, toprağı öptü ve yüksek sesle Katolik duaları etti.
Yol boyunca gördüğü her açık hava mihrabına, en basit kiliselere bile dua için zaman ayırıyordu. Ama Meryem Ana her zaman Tibor'un yanında olamıyordu ve o da çok daha ele gelir ikinci bir avuntu kaynağı, konyağı keşfetti.
Papa bu dünyada çok rahat yaşar, Günah bağışlamaktan kazandığı paralarla yaşar.
En iyi şarapları içer, Bu yüzden ben de papa olmak isterim.
Ama hayır, o bir zavallıdır. Güzel bir kız onu öpmez.
Yatağında yalnız yatar, yok,  ben papa olmak istemem.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Satranç Makinesi
Baskı tarihi:
Mart 2020
Sayfa sayısı:
384
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058017214
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Güney Kitap
Baskılar:
Satranç Makinesi
Satranç Robotu
Kraliçeyi eğlendirmek için yola çıkan ama bir efsaneye dönüşen yaratıcı bir icat.

Çağının Çok İlerisinde Gerçek Bir Hikâye

Kralların oyununda herkesi yenebilecek beceriye sahip Satranç Makinesi TÜRK’ün çarpıcı hikâyesi…

Kimsenin Hayal Edemeyeceği Şeyleri Yap

Mühendis Satranç Makinesi’ni size gösterip son derece gerçek, etkileyici, kusursuz ve normal olduğuna ikna olabilmeniz için icadını incelemenize izin verir. Gerekli kontrolleri yapar ve iddiaların doğruluğuna inanırsınız, ancak gerçek çok farklı olabilir.

Mühendis de biliyordur ki; insanlar kandırılmak ister.

Hiç Kimseye Sırrını Söyleme

---------------------

“SATRANÇ MAKİNESİ sizi daha ilk sayfadan itibaren etkisi altına alacak.”

Harper’s Bazaar

“Muhteşem… Sosyal ve cinsel politikayla dolu bir entelektüel gerilim romanı.”

Bookgasm

“Sürükleyici bir okuma deneyimi.”

Publishers Weekly

---------------------

18. yüzyıl Avrupası’nda geçen bu roman, Edgar Allan Poe’nun "Gören herkesi hayretler içerisinde bırakıyor,” dediği, döneminde Napolyon ve Benjamin Franklin başta olmak üzere karşılaştığı herkesi yenen Satranç Makinesi TÜRK’ün hikâyesi.

Alman gazeteci Löhr’ün kaleme aldığı, toplumun daha önce hayal bile edilemeyen teknoloji olasılıklarıyla yüz yüze geldiği bir dönemde geçen bu roman, detay zenginliği ve psikolojik derinliğiyle son derece çağdaş göndermelerle dolu.

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • @kahve_kitap_aski
  • Alaska Çetin
  • Alyadua Tanrıverdi
  • Mine Sargın
  • Zeynep Kübra Öztürk
  • Vuslat teki
  • KÜBRA NUR BAŞCIL
  • Kitaptan Anne
  • Büşra lale
  • Süeda Ateş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.8 (4)
9
%23.1 (3)
8
%7.7 (1)
7
%23.1 (3)
6
%7.7 (1)
5
%0
4
%7.7 (1)
3
%0
2
%0
1
%0