Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat OnlaraMathias Enard

·
Okunma
·
Beğeni
·
756
Gösterim
Adı:
Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9789750713071
Kitabın türü:
Çeviri:
Aysel Bora
Yayınevi:
Can Yayınları
Leonardo da Vinci'nin projesini reddettikten sonra, kendisinden Haliç üzerinde yapılacak bir köprü planı isteyen II. Bayezid'in davetini kabul eden Michelangelo, 13 Mayıs 1506 günü İstanbul'a ayak basar. İtalya'yı, ardında yarım kalmış bir anıtmezar projesi, kızgın ve eli sıkı bir Papa bırakarak terk eden Michelangelo, hiç tanımadığı, tehlikeler ve güzelliklerle dolu yeni bir dünyanın kapısındadır artık.

Gerçek bir olaydan yola çıkarak baştan sona tarihî dokunuşlarla gelişen ve Rönesans insanının Osmanlı dünyasının gizemleriyle karşılaşmasını incelikli ve özenli bir anlatımla işleyen roman, yaratma edimi ve uygarlığın başka bir kıyısına doğru uzanan ancak yarım kalan bir eserin simgesel anlamı üzerine büyüleyici bir düşünce aynı zamanda.

Tarihin bu unutulmuş birkaç haftasının heyecan verici sırlarının izini süren anlatı, çizdiği yetkin ve şaşırtıcı Michelangelo portresiyle de edebiyata damgasını vuracak nitelikte.
(Tanıtım Bülteninden)

Ödüller: 2012 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü
2010 Goncourt Ödülü
Mathias Énard, 1972'de Fransa'da doğdu. Doğu Dilleri Enstitüsü'nde Arapça ve Farsça eğitimi
gören yazar, Ortadoğu'ya uzun süreli yolculuklar yaptı. 2000 yılından beri Barcelona'da yaşıyor ve Barcelona Üniversitesi'nde Arapça dersleri veriyor. Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, 2010 yılı Goncourt des Lycéens Ödülü'nü kazanmıştır.

Yine müthiş bir öneri ile geldim bugün, ki bende bir öneri üzerine okudum. Şahsen değer verdiğim hocamın önerilerini hiç araştırmadan arka kapak yazısını okumadan alırım daha güzel oluyor. Bu kitapta da öyle oldu..
İlk sayfayı çevirdiğimde şunlar yazıyordu:

“Onlar çocuk; savaşları ve kralları, atları, şeytanları, filleri ve melekleri anlat onlara ama aşk ve benzeri şeyleri anlatmayı da unutma.”

Sayfaları çevirmeye başladığınızda kitaba adını veren bu coşkuyu da bir nebze olsun tadacağınıza inanıyorum…


Kitap, Kipling'in Life's Handicap (1891) adlı eserinden bu alıntı ile başlar. Alıntıdaki çocuk bizler yani okur; savaşları, kralları ve filleri anlatırken aşk ve benzeri şeylerden bahsetme sorumluluğunu üstlenen ise yazar Mathias Enard'dır.

Hikaye, İtalyan rönesans sanatçısı Leonardo da Vinci'nin, Sultan ll. Beyazıt talebiyle Haliç (golden horn) için tasarladığı köprü ile başlar. Da Vinci'nin hayali bu uzunluktaki açıklığı geçen yekpare ilk köprü tasarımıdır. Tasarım, dönemin mühendislik yeteneklerinin çok ötesinde olduğundan reddedilir. Golden Horn Bridge adlı tasarıma ait orijinal eskizlerin Milano Bilim Müzesi'nde saklandığı rivayet edilir.

Sultan ll. Beyazıt aynı kaygı ile yine İtalyan rönesans sanatçısı Michelangelo'yu İstanbul'a davet eder. Yazılı tarihe göre sanatçı bu daveti reddetmiştir.

Ancak tarihçi; Michelangelo ile kardeşleri arasındaki yazışmalardan, Vatikan kütüphanesi'nde bulunan Ayasofya'ya ait planlardan ve Osmanlı arşivi dökümlerinden yola çıkarak sanatçının daveti reddetmeyerek İstanbul'da bir süre ağırlandığı sonucuna varıyor. Kitabında da yer verdiği mektup ve belgelerdeki ayrıntıları baz alarak Michelangelo'nun Kostantinapol macerasını kurguluyor. Savaşları ve kralları, atları, şeytanları, filleri ve melekleri anlatırken, aşk ve benzeri şeyleri de unutmuyor elbet yazar.

Kısaca kitap eşsizdi, hacimce küçük olabilir ama içerisinde kurulu olan cümleler ile öyle güzel doyuruyor ki insanı. Okumanızı öneririm. Şimdiden keyifli okumalar.
Bu yazarı ve kitabı ilk defa görmüştüm kitaplığımda. Ortak bir kitaplık olduğu için rastgele aldım ve okumaya başladım. Bir kitap düşününki beni bırakma ve her zaman okuyarak kal desin.Tam olarak bunu diyor bu kitap. Çevirmenin sayesinde olsa gerek kitap su gibi akıp gidiyor gözlerinizden.
Aslında bir tarih kitabı diyebiliriz ama yorucu bilgilerle sıkmayan bir tarih bilgisi. Daha çok olaya ve duymadığımız hikayelere yer verilmiş. Bir adamın o dönemde bir adama aşık olabileceğini hatta gerçekten aşık olduğunu farkettiriyor. Yavaş yavaş devam edip kitabın sonuna doğru sezon finali yapan diziler gibi heyecana kapılmışken bitiveriyor kitap. Ve o yüzden ikinci sezon için yeni senaryolar uydurabilecek kıvama geliyorsunuz.
Olayımız II.Beyazid'in Leonardo da Vinci'nin Haliç Köprüsü projesini beğenmemesi üzerine Michelangelo'yu İtalya'dan çağırması ile başlar.
Her sayfası cümlelerle dolu dolu bir kitap değil. Belki kalın kitaplardan sıkılanlar için iyi bir seçenek olabilir. Çünkü göreceksiniz ki BZ Metrobüsünde iki tur attıktan sonra kitap bitiveriyor...:)
Yıllar önce tavsiye üzerine okuduğum ve iyi ki karşıma çıkmış dediğim kitap. II. Bayezid döneminde Haliç'e yapılacak bir köprü projesi için İstanbul'a davet edilen Michelangelo ve onun gözünden İstanbul'u konu ediyor.
Osmanlı arşivlerinden alınan bilgilerle ana hatları oluşturulmuş ama yer yer yazar kendi hayal gücü ve kurgusunu da ekleyerek okuyucunun ilgisini çekmeyi başarmış. Michelangelo'nun kişilik tahlili ve o dönemin İstanbul'unun ressam üzerindeki etkisi öyle sade ve güzel anlatılmış ki kitap bitmesin istemiştim.
Üzerine uzun uzun konuşulacak bir kitap, tavsiye ederim.


"İncecik bilekleri saran beş halhal, turuncu muareli elbise, parlak omuzlar ve boyun çukurundaki ben; bir kaç  yıl sonra Sistina Şapeli'nin kuytu bir köşesinde karşımıza çıkacak. Michelangelo'nun eserleri, resimde de mimaride de İstanbul'a çok şey borçlu olacak. Bakışı şehir ve başkalık karşısında çok farklılaşacak; manzaralar, renkler, biçimler hayatının geri kalanında çalışmalarının içine nüfuz edecek. San Pietro'nun kubbesi Ayasofya ve Bayezid Camii'nden esinlenmiştir; Medici Kütüphanesi ise Manuel'le sık sık gittiği Bayezid Kütüphanesi'nden; Medici Şapeli'ndeki heykeller, hatta II. Julius için yaptığı Musa heykeli İstanbul'da rastladığı davranış ve insanlardan izler taşır." (Sayfa 94)
Ünlü heykeltraş michalengelo'nun 2.Bayezıtın çağrısı üzerine istanbula gelişi ve köprü projesi için çalışmasını konu almış.Kitapta michelangelo'nun kişisel özelliklerine değinmiş.Bayağı dik kafalı ve kendini beğenmiş,çirkin...Kitabı okurkrn orhan pamuk'un beyaz kalesini anımsattı.Ancak o kitap kadar olmasa da yinede keyifle okunabilecek bir roman.
Bu kitap bir öğrencimin hediyesiydi. Ne yazarı tanıyordum ne de konuyla ilgili detaylı bilgi sahibiydim. Körlemesine daldım okumaya. Tesadüfe bakın ki "Masters of Florence" dizisini takip ederken elime geldi. Michelangelo'nun İstanbul'da geçirdiği zamanı konu eden bu kitap kekremsi lezizliğiyle zihnimde iz bıraktı. Rönesans Avrupa'sında yaşananları merak edenlerin, Rönesans'ın Osmanlı'ya yansımasını görmek isteyenlerin okuyacağı, hoş bir kurgu. 150 küsur sayfalık kitap bitmesin diye uzattıkça uzatmaya, sık sık ara vererek okumaya çalıştım. Zira 1-2 saatte bitebilecek bu kitaptan aldığım keyfi uzatmak istiyordum fakat merak, beni iki günde bitirmeye zorladı. Kesinlikle tavsiyemdir...
Michalengelo, gerçekten çok inatçı bir heykeltraş ve ressam imiş. İtalya'da Sixtin sarayının tavanına, sırt üstü uzanarak, aylarca, İsa ve havarilerinin portrelerini çizdiğini okumuştum. Hatta bu yüzden sırtının kambur olduğunu...
Ben şarkı söylerken bana bakışını sevdim. Gözlerindeki netliği, gözlerindeki arzunun tatlılığını. Peki şimdi ne oldu? Korkuyor musun yabancı? Asıl korkması gereken benim. Ben karanlıkta bir sesim sadece, şafakla beraber kaybolacağım. Kara iplik ak iplikten seçildiğinde ve müminler sabah namazına gittiğinde ben bu odanın dışına kayıp gideceğim.
San Pietro’nun kubbesi Ayasofya ve Bayezid Camii’nden esinlenmiştir; Medici Kütüphanesi ise Manuel’le sık sık gittiği Bayezid Kütüphanesi’nden; Medici Şapeli’ndeki heykeller, hatta II. Julius için yaptığı Musa heykeli İstanbul’da rastladığı davranış ve insanlardan izler taşır.
Sonunda sana bir hikaye anlatacağım. Gidecek hiçbir yerin yok. Etrafin çepeçevre karanlık, uzaklarda bir kaleye hapsedilmişsin, okşamalarımın esirisin; vücudumu istemiyorsun, tamam, ama sesimden kaçamazsın. Bugün artık olmayan çok eski bir ülkenin hikayesidir bu. Unutulmuş bir ülkenin, şair bir sultanın ve aşık bir vezirin.
Leonardo da Vinci’nin çizimi bir yere varamaz, çünkü ne Padişah’ı düşünüyor ne şehri ne de kaleyi. Michelangelo içgüdüsel olarak kendisinin daha ileri gideceğini, başaracağını biliyor, çünkü o İstanbul’u gördü, çünkü kendisinden istenen eserin baş döndürücü bir geçiş köprüsü değil, bir şehrin, imparatorlar ve sultanlar şehrinin çimentosu olduğunu anladı. Askerî bir köprü, ticari bir köprü, dinî bir köprü.
Politik bir köprü.
Şehrin bir parçası.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9789750713071
Kitabın türü:
Çeviri:
Aysel Bora
Yayınevi:
Can Yayınları
Leonardo da Vinci'nin projesini reddettikten sonra, kendisinden Haliç üzerinde yapılacak bir köprü planı isteyen II. Bayezid'in davetini kabul eden Michelangelo, 13 Mayıs 1506 günü İstanbul'a ayak basar. İtalya'yı, ardında yarım kalmış bir anıtmezar projesi, kızgın ve eli sıkı bir Papa bırakarak terk eden Michelangelo, hiç tanımadığı, tehlikeler ve güzelliklerle dolu yeni bir dünyanın kapısındadır artık.

Gerçek bir olaydan yola çıkarak baştan sona tarihî dokunuşlarla gelişen ve Rönesans insanının Osmanlı dünyasının gizemleriyle karşılaşmasını incelikli ve özenli bir anlatımla işleyen roman, yaratma edimi ve uygarlığın başka bir kıyısına doğru uzanan ancak yarım kalan bir eserin simgesel anlamı üzerine büyüleyici bir düşünce aynı zamanda.

Tarihin bu unutulmuş birkaç haftasının heyecan verici sırlarının izini süren anlatı, çizdiği yetkin ve şaşırtıcı Michelangelo portresiyle de edebiyata damgasını vuracak nitelikte.
(Tanıtım Bülteninden)

Ödüller: 2012 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü
2010 Goncourt Ödülü

Kitabı okuyanlar 28 okur

  • Özlem
  • Ezgi
  • Derya Tok
  • Okuma Eylemi
  • Osman inan
  • Ömer Toy
  • Lal Ustalar
  • İlknur Karabulut
  • koray karabulut
  • Rabia Yaşa

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (2)
9
%18.8 (3)
8
%25 (4)
7
%31.3 (5)
6
%6.3 (1)
5
%6.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0