Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara

7,0/10  (5 Oy) · 
11 okunma  · 
2 beğeni  · 
590 gösterim
Leonardo da Vinci'nin projesini reddettikten sonra, kendisinden Haliç üzerinde yapılacak bir köprü planı isteyen II. Bayezid'in davetini kabul eden Michelangelo, 13 Mayıs 1506 günü İstanbul'a ayak basar. İtalya'yı, ardında yarım kalmış bir anıtmezar projesi, kızgın ve eli sıkı bir Papa bırakarak terk eden Michelangelo, hiç tanımadığı, tehlikeler ve güzelliklerle dolu yeni bir dünyanın kapısındadır artık.

Gerçek bir olaydan yola çıkarak baştan sona tarihî dokunuşlarla gelişen ve Rönesans insanının Osmanlı dünyasının gizemleriyle karşılaşmasını incelikli ve özenli bir anlatımla işleyen roman, yaratma edimi ve uygarlığın başka bir kıyısına doğru uzanan ancak yarım kalan bir eserin simgesel anlamı üzerine büyüleyici bir düşünce aynı zamanda.

Tarihin bu unutulmuş birkaç haftasının heyecan verici sırlarının izini süren anlatı, çizdiği yetkin ve şaşırtıcı Michelangelo portresiyle de edebiyata damgasını vuracak nitelikte.
(Tanıtım Bülteninden)

Ödüller: 2012 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü
2010 Goncourt Ödülü
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2011
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9789750713071
  • Çeviri:
    Aysel Bora
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Sidar Sadık 
18 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Bu kitap bir öğrencimin hediyesiydi. Ne yazarı tanıyordum ne de konuyla ilgili detaylı bilgi sahibiydim. Körlemesine daldım okumaya. Tesadüfe bakın ki "Masters of Florence" dizisini takip ederken elime geldi. Michelangelo'nun İstanbul'da geçirdiği zamanı konu eden bu kitap kekremsi lezizliğiyle zihnimde iz bıraktı. Rönesans Avrupa'sında yaşananları merak edenlerin, Rönesans'ın Osmanlı'ya yansımasını görmek isteyenlerin okuyacağı, hoş bir kurgu. 150 küsur sayfalık kitap bitmesin diye uzattıkça uzatmaya, sık sık ara vererek okumaya çalıştım. Zira 1-2 saatte bitebilecek bu kitaptan aldığım keyfi uzatmak istiyordum fakat merak, beni iki günde bitirmeye zorladı. Kesinlikle tavsiyemdir...

Erhan Kurupınar 
15 Eyl 2014 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Ünlü heykeltraş michalengelo'nun 2.Bayezıtın çağrısı üzerine istanbula gelişi ve köprü projesi için çalışmasını konu almış.Kitapta michelangelo'nun kişisel özelliklerine değinmiş.Bayağı dik kafalı ve kendini beğenmiş,çirkin...Kitabı okurkrn orhan pamuk'un beyaz kalesini anımsattı.Ancak o kitap kadar olmasa da yinede keyifle okunabilecek bir roman.

Susamber Kara 
21 Eyl 2014 · Kitabı okumadı · Puan vermedi

Michalengelo, gerçekten çok inatçı bir heykeltraş ve ressam imiş. İtalya'da Sixtin sarayının tavanına, sırt üstü uzanarak, aylarca, İsa ve havarilerinin portrelerini çizdiğini okumuştum. Hatta bu yüzden sırtının kambur olduğunu...

Kitaptan 17 Alıntı

San Pietro’nun kubbesi Ayasofya ve Bayezid Camii’nden esinlenmiştir; Medici Kütüphanesi ise Manuel’le sık sık gittiği Bayezid Kütüphanesi’nden; Medici Şapeli’ndeki heykeller, hatta II. Julius için yaptığı Musa heykeli İstanbul’da rastladığı davranış ve insanlardan izler taşır.

Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 94)Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 94)

Leonardo da Vinci’nin çizimi bir yere varamaz, çünkü ne Padişah’ı düşünüyor ne şehri ne de kaleyi. Michelangelo içgüdüsel olarak kendisinin daha ileri gideceğini, başaracağını biliyor, çünkü o İstanbul’u gördü, çünkü kendisinden istenen eserin baş döndürücü bir geçiş köprüsü değil, bir şehrin, imparatorlar ve sultanlar şehrinin çimentosu olduğunu anladı. Askerî bir köprü, ticari bir köprü, dinî bir köprü.
Politik bir köprü.
Şehrin bir parçası.

Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 38)Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 38)

Bu Osmanlılar kesinlikle ışık ustası. Tıpkı Bayezid Camii gibi bir tepede yer alan Bayezid Kütüphanesi her yerde var olan ama rahatsız etmeyen, ışıkları okuyanlar üzerine asla doğrudan vurmayan bir güneşle dolu. İhtişamıyla ziyaretçiyi ezmek yerine onu bütünün merkezine yerleştiren, onu okşayan, coşturan, sakinleştiren bu sade mekândaki mucizevi ahengin sırrının pencerelerin konumunun ve bakış yönlerinin yerleştirilmesindeki ustalıkta yattığını keşfetmek için insanın Michelangelo'nun dikkatine sahip olması gerekir.

Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 61)Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 61)

Büyüdüğüm yeri kuşkusuz bir daha asla göremeyeceğim. Bu yüzden senden nefret edebilirdim, senden ve o haçından. Hakkım vardı buna. Babam yolda çektiğimiz çilelerden öldü. Annem buradan iki fersah uzağa gömüldü. Sultan Beyazıd, bizi Romalılardan alınıp fethedilen bu başkente kabul etti. Adalet bu.

Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 33)Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 33)
Eslem Büyükarslan 
 25 Ağu 22:40 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Çoğu zaman bazı şeyler tekrarlansın istenir; kaçan bir anı yeniden yaşamak, eksik kalmış bir harekete ya da ağızdan çıkmamış bir söze geri dönmek istenir; boğazda düğümlenip kalan sesler, cesaret edilemeyen okşamalar, sonsuza kadar kaybolan o göğüs sıkışması yeniden yakalanmaya çalışılır.

Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 131 - CAN)Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 131 - CAN)

Onlar çocuk; savaşları ve kralları,
atları, şeytanları, filleri ve melekleri anlat onlara ama aşk
ve benzeri şeyleri anlatmayı da unutma.

Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 9 - Can Yayınları)Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 9 - Can Yayınları)

Ayasofya’daki o öğleden sonra gibi, sanatçı ne zaman güzelliğe dokunsa ya da yaklaşsa, birbirine karışan mutlulukla kederden içi ürperiyor.

Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 46)Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, Mathias Enard (Sayfa 46)
2 /