Saydam Şeyler

8,6/10  (5 Oy) · 
12 okunma  · 
5 beğeni  · 
584 gösterim
"İnce bir dolaysız gerçeklik cilası, doğal ve yapay maddelerin üzerini kaplar; her kim şimdide, şimdiyle kalmak istiyorsa lütfen onun ince gergin cilasını çatlatmasın."

"Saydam şeyler, asık suratlı, sakar bir kişi olan kahramanımız Hugh Person'ın İsviçre'ye yaptığı dört ziyaret çevresinde gelişiyor. Genç bir yayıncı olan Hugh, R. ile görüşmeye gönderilir. Yolda Armande'ye âşık olur ve defalarca aşağılandıktan sonra, onu arsız bir İskandinavyalı'nın elinden alarak evlenirler. Birlikte New York'a döner. Sekiz yıl sonra -bir cinayet, bir süre delilik ve kısa bir tutukluluğun ardından- Hugh, geçmişinin izlerini yakalamak için yalnız başına duygusal bir yolculuğa çıkar. Yazar, R.'nin edebiyata ilişkin kuramsal görüşlerinde, daha temelde ise gözlemlenebilir nesnelerin değişen dünyasının oluşturduğu fonda, düş, anı ve zaman öğelerini iç içe dokuyarak önplana çıkarıyor."
-Martin Amis, Spectator-

"Sonuçta, hem ürpertici hem de güldürücü bir etki bırakıyor, hem güzel hem de dehşete düşürücü saydamlıklar."
-The Times-
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2010
  • Sayfa Sayısı:
    120
  • ISBN:
    9789750507366
  • Çeviri:
    Şükrü Alpagut
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Birsen Erol 
08 Ağu 2015 · Kitabı yarım bıraktı · Puan vermedi

Aman Tanrı'm! Okunması ne zor bir kitap! Hepi topu 120 sayfa, daha 20'li sayfaları bitiremeden üç kez başa döndüm anlayabilmek için. Tam bu defa kaçırmayacağım dediğimde dikkatimi dağıtan şeyin ara konuşmaları ve başka yerlere atlaması olduğunu fark ettim. Bakalım henüz mücadele ediyorum ve bitirmeyi umuyorum. İlk defa yaşıyorum böyle bir durumu.

GÜL GÜRLER 
13 Tem 17:09 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

“İşte, istediğim kişi burada. Merhaba kişi! Beni işitmiyor.

Belki somut ve bireysel bir biçimde, normal bir beynin sezebileceği bir şey olarak, gelecek var olsaydı, geçmiş böylesine akıl çelici olmazdı; geçmişin istekleri geleceğin istekleriyle dengelenirdi. O zaman kişiler, şu ya da bu nesneyi tartıp dökerlerken, tahterevallinin orta kısmında bacaklarını açıp dengede durabilirlerdi. Eğlenceli olabilirdi.”

Bu cümlelerle başlayan Saydam Şeyler, okuduklarım içinde en zor Nabokov romanıydı.

Karanlıkta Kahkaha, Maşenka, Cinnet ve Lujin Savunması’nda kendi gerçeklikleri içinde yaşayan karakterler yaratmıştı Nabokov.

Saydam Şeyler’in Hugh Person’ı ise biraz daha uçlara gidiyor. Nabokov, zamanda seyahat için nesneleri, mekânları,insanları, koku ve tatları kısacası Saydam Şeyler’i kullanıyor.

Hugh’nun zihni şimdiki zamanda geçmişi ya da geleceği yaşıyor. Bir de uyurgezer kahramanımızın rüyaları varki durumu tamamen içinden çıkılmaz yapıyor.

Diğer romanlarında yaptığı gibi Nabokov burada da Freud’u alaycı bir şekilde eleştirmeyi ihmal etmiyor. (“Şarlatan olmadıkça kim düşleri tedavi edebilir?”) Şimdiki zamanı tanımayan zihin uyku sırasında düşle gerçeği ayırd edebilir mi? ya da ikisi arasında bir fark var mı? Zihin, zamandan ve mekandan böylesine bağımsızsa belki de;
“İnanıyorum ki bu, bedensel ölümün verdiği eziyet değil, bir varlık durumundan diğerine geçmek için gerekli zihinsel manevranın benzersiz sıkıntılarıdır.

Kitap başka bir mekana götürüyor okuyanı...

Kitaptan 5 Alıntı

Cansu 
07 May 14:35 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...özel bir yetenekten ya da hırstan yoksun ve zekalarinin yalnızca küçük bir kısmını tekdüze ya da şarlatanca görevlerde kullanmaya alışmış zeki gençlerin payına düşen çeşitli sıkıcı işlerde çalışarak geçimini sağladı.

Saydam Şeyler, Vladimir NabokovSaydam Şeyler, Vladimir Nabokov
Cansu 
13 May 17:02 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bazı "gelecek" olaylar diğerlerinden daha muhtemeldir, buna bir diyeceğimiz yok, ama hepsi birer kuruntudur ve her neden-sonuç dizisi, ilmek gerçekten boynuna geçmiş ve ahmak kalabalık soluğunu tutmuş olsa bile, her zaman rastlantıdan ibarettir.

Saydam Şeyler, Vladimir NabokovSaydam Şeyler, Vladimir Nabokov
tabula rasa 
25 Nis 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir heykeltıraş, keski ve çekiçle cansız bir nesneye saldırarak yıkıcı dürtüyü yüceltebilirdi. Ciddi ameliyat,yıkıcı dürtüyü boşaltmanın en elverişli yollarından birisini sağlıyordu; her zaman şanslı olmasa da saygı duyulan bir cerrah, ameliyat sırasında gördüğü her organı çentmemek için kendisini nasıl zor engellediğini özel bir söyleşide itiraf etmişti. Herkesin, bebeklikten beri birikip gelen gerilimleri vardı.

Saydam Şeyler, Vladimir NabokovSaydam Şeyler, Vladimir Nabokov