Sayılı Fırtınalar (Eski İstanbul Kabadayıları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
482
Gösterim
Adı:
Sayılı Fırtınalar
Alt başlık:
Eski İstanbul Kabadayıları
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051715704
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Baskılar:
Eski İstanbul Kabadayıları
Sayılı Fırtınalar
Edebiyatımızda, İstanbul kabadayılığını ak kağıt üzerinde Refi Cevad Ulunay kadar canlandırabilecek kişioğlu pek azdır doğrusu. Ona göre kabadayılar, külhanbeylerin aksine bir nevi “şehir şövalyesi”dir:

”Bu adamlar kendi terbiyelerine göre, adetleri ve ülfetleri ile koydukları kaidelere riayete mecburdurlar. Zayıfı, bilhassa ırz ehlini himaye ederler, çizdikleri yoldan ayrılmamaya dikkat ederler. Çünkü muhitlerinin onlara verdiği bazı hakları ayaklar altına alırlarsa şöhretlerini kaybedeceklerinden korkarlar. Onlar beydir, efendidir, ağadır. Birbirlerine hürmet ederler, bu hürmete layık olmaya dikkat ederler, kendilerine “külhanbey” denilmesinden ödleri kopar.

Çoğu cahildir, fakat terbiyeli adamlardır, büyüklerin muhitinde bulundukları zaman kendilerine söz düşmezse ağızlarını açmazlar Neşeli adamlardır, zevk ehlidirler, kılık kıyafet itibarıyla da –bazılarının tasavvur ettikleri gibi– sıfır kalıp fes, camadanvari yelek, sakız kuşağı, kıvrık paçası mor kadifeli bol pantolon, yumurta ökçe pabuç, boyun tarafı büzmeli siyah mintan giymezler, herkes gibi giyinirler, hatta iyi terzilerden giyinirler, fakat ekseriya pardösüsüz gezmezler. Çünkü koltuk altında saldırma taşırlar. Bunu da bir çalım vesilesi yapmazlar.

Çoğu ehli sanattır, içlerinde kaleme devam edenler de vardır. Hiçbiri mesleklerinde sivrilmek iddiasında değildir. Kendilerine verilen vazifeyi saat gibi yaparlar, bunun haricine de pek çıkmazlar, çünkü fazlasını öğrenmeye vakit bulamamışlardır.”

Sayılı Fırtınalar’ı okumakla, İstanbul kabadayılığının ve gece alemlerinin en derin noktaları yanında, İstanbul argosu hakkında da teferruatlı bilgi sahibi olacaksınız.
409 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap, ismi nedeniyle bazı okurlara itici gelecektir ve büyük ihtimalle avam kokacaktır.Ama kitabın içine girince capcanlı bir şey göreceksiniz.Eski İstanbulu ,adetlerini,kabadayıların kendine has dillerini müthiş bir incelikle hiç de avam kokmadan müthiş bir gözlem gücüyle sanki oradaymışsınız gibi yaşayacaksınız. Yazar, anlatılan kabadayıları bizzat tanımış onlarla hasbihal etmiş ,birçok dövüşlerine canlı şahit olmuş ,büyük bir araştırmacı.Hayranlıkla okudum bunca yıldır okumadığımada hayıflandım.Kitabı herkes bilmez bir büyüğün tavsiyesi olmadanda akla gelmez.Bende tam olarak bir tavsiye değilde kıymet verdiğim iki büyüğümün kıtabı konuşmaları sayesinde bildim.

Kitabın ismi aslında Sayılı Fırtınalar.Bende bu ismine şahit oldum ve bahsettiğim büyüklerim konuşurlarken gençliklerine kadar gittiler ben unutulmuştum artık ,sanki yanlarında değildim.

M.Reis-istanbulda gecenin bir vakti dolaşıyorum,o saatte dışarda ne aradığımı hatırlamiyorum.Vitrinlerin önünden geçerken ne göreyim. İstanbul Yayınlarından Sayılı Fırtınalar .Dükkan kapalı ,gardaş gençliğime kadar gittim geldim,camı çerçeveyi indirecektim, ramak kaldi.

H.baba-İndireydin reis kitabin parasiyla camin parasinida fazlasiyla birakirdin.

M.reis-He gardaş öylede gençlik gitmiş bizden ,bizimde serde fırtınalık olmasada hafif karayellik var sığdıramadık külhanbeylik davranışı olurdu bu dediğin.

Ben bu muhabbet başlarken masanın ortasındaydım,muhabbet derinleşince kenarında kaldım,iki adam Sayılı Fırtınaların adi geçince birden değiştiler gözleri başka hiçbir sey görmez oldu.

H.Baba-Reis bizim Sefil Tosyalıyı hatırlar mısın?

M.Reis-Şimdi lakabını kullanmıyor. Şahin ile geçen ay beraberdik.

H.Baba-İkizleri ne hale koydugunu bilirmisin ben ordaydım yardımına gittim diye bana küsmüştü.

M.Reis-Kendisi anlatmadı bir başkasından duydum.

H.baba-Ben gidene kadar fırtina kopmuştu ,o ne hızdı reis 10 saniye sürdü sürmedi kendine kıyasla dev olan iki babayiğiti çerçeveyle beraber indirdi.Ben yetişene kadar iş bitmişti bi tekmede ben attım yerdekine,ona bozulmuş
M.reis-Adamlar memleketten göç ettiler simdi Tokattalarmış,ikiside uslanmış ak saçlı dede olmuşlar.

H.baba-Gardaş ben kitabı Sefilden almıştım halen bendedir.Gidelim bir gün kaç km ise kitabı teslim edelim.

M.Reis-1200 km baba.Gidelim hatta yarın gidelim.

Ben kitaptan bu muhabbetle haberdar oldum.Merakım giderek arttı.60 lı yaşlarında bu iki adamın bir kitabin ismiyle gençliklerine gidip gelmeleri merakımi büsbutun arttirdi.Kitabı hemen o gün edindim,Ama dedikleri gibi Istanbul Yayınlarından olanı bulamadım.Bahsettikleti Sefil Tosyalıyı tanımıyorum,kitabı götürdüler mi,teslim edebildiler mi bilmiyorum.Sonra muhabbet edebiyat ile devam etti.H.baba,"reis geçen bir kitap okudum herif böcük oldu " derken ben müsade istedim,hesabı ödemek istedim az kalsın dayak yiyecektim.
476 syf.
·19 günde·10/10
Her haliyle muhteşem bir kitap. Kitap dönemin ünlü kabadayısı Arap Abdullah'ın karıştığı bir olay ile başlıyor. Bu olay sırasında farklı farklı kabadayıları, İstanbul halkını, o halkın yaşam tarzına ilişkin bilgilere ulaşıyorsunuz. Hikayeler bir karakterden diğer karaktere geçerek sonunda gene Arap'da bitiyor.

Kitap ayrıca Racon, Tulumbacılar, Rum Meyhaneler, Ramazan Eğlenceleri gibi döneme ve cemiyete özgü olguları da okuyucuya aktarıyor. Ne tam bir roman nede bir tarih kitabı. Eski Türkçe kelimeler çok olsa da sıkmayan akıcı bir tarzı var.
Bir adamı tehdit etmek için ona gücü yetmemek icâb eder. Ben seni tehdide lüzum görmem. Bana kötülük edeceğine kanaat getirirsem o zaman başka türlü hareket ederim.
İstanbul'un eski kabadayılığı nedir?
Bunu size şu vaka ile anlatayım:
.... Kavga ettikleri zaman bellerindeki bıçağı çekip hasımlarına uzaktan atarak istedikleri noktaya saplamak melekesine sahip olan beş Kefalonyalı, Reyhan Ağayı, bir yerde sıkıştırırlar. Reyhan Ağa, abanoz bir ok gibi fırlar, fakat beş Kefalonyalı ile başa çıkmak bir mesele olduğu için, eline geçen bir iskemle ile bunları çil yavrusu gibi dağıtır.
Arap Reyhan'ın arkadaşları iki ay onunla dargın durmuşlar.
Sebep? Gayet basit:
-Senin, demişler, tokadın bu gavurlara yetmez miydi ki sandalye kullandın, ayıp değil mi? Sana yakışır mı?
Güzel kadın için yaş diye bir şey yoktur. Kadın, senelere hükmetmesini o kadar güzel bilir ki, onun kır düşmüş saçları bile ağaçların baharı müjdeleyen çiçeklerine benzer.
Dişlerin İngiliz çeliğinden kerpeten olsa burnumdan bir kıl koparmaz... Katalavis? Haydi şimdi çöz palamarı.
Cinayet mahkemesi reisi Hilmi Bey'in zanlının padişaha dua ile savunmasına başlamasına cevabı:

Burası mahkemedir, adalet dağıtır. Zât-ı hilâfetpenahiye dua, adaletin zâtında mündemiçtir. Mahkemeyi bu gibi sözlerle işgal etmeyin. Soracaklarıma cevap verin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sayılı Fırtınalar
Alt başlık:
Eski İstanbul Kabadayıları
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051715704
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Baskılar:
Eski İstanbul Kabadayıları
Sayılı Fırtınalar
Edebiyatımızda, İstanbul kabadayılığını ak kağıt üzerinde Refi Cevad Ulunay kadar canlandırabilecek kişioğlu pek azdır doğrusu. Ona göre kabadayılar, külhanbeylerin aksine bir nevi “şehir şövalyesi”dir:

”Bu adamlar kendi terbiyelerine göre, adetleri ve ülfetleri ile koydukları kaidelere riayete mecburdurlar. Zayıfı, bilhassa ırz ehlini himaye ederler, çizdikleri yoldan ayrılmamaya dikkat ederler. Çünkü muhitlerinin onlara verdiği bazı hakları ayaklar altına alırlarsa şöhretlerini kaybedeceklerinden korkarlar. Onlar beydir, efendidir, ağadır. Birbirlerine hürmet ederler, bu hürmete layık olmaya dikkat ederler, kendilerine “külhanbey” denilmesinden ödleri kopar.

Çoğu cahildir, fakat terbiyeli adamlardır, büyüklerin muhitinde bulundukları zaman kendilerine söz düşmezse ağızlarını açmazlar Neşeli adamlardır, zevk ehlidirler, kılık kıyafet itibarıyla da –bazılarının tasavvur ettikleri gibi– sıfır kalıp fes, camadanvari yelek, sakız kuşağı, kıvrık paçası mor kadifeli bol pantolon, yumurta ökçe pabuç, boyun tarafı büzmeli siyah mintan giymezler, herkes gibi giyinirler, hatta iyi terzilerden giyinirler, fakat ekseriya pardösüsüz gezmezler. Çünkü koltuk altında saldırma taşırlar. Bunu da bir çalım vesilesi yapmazlar.

Çoğu ehli sanattır, içlerinde kaleme devam edenler de vardır. Hiçbiri mesleklerinde sivrilmek iddiasında değildir. Kendilerine verilen vazifeyi saat gibi yaparlar, bunun haricine de pek çıkmazlar, çünkü fazlasını öğrenmeye vakit bulamamışlardır.”

Sayılı Fırtınalar’ı okumakla, İstanbul kabadayılığının ve gece alemlerinin en derin noktaları yanında, İstanbul argosu hakkında da teferruatlı bilgi sahibi olacaksınız.

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Erce Emekli

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0