Seçme Hikayeler

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.131
Gösterim
Adı:
Seçme Hikayeler
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054840229
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Dünya edebiyatında hikâye türünün öncülerinden Çehov, son derece canlı kişileriyle, Rusya’nın köylülerini de soylularını da anlayabildiğini göstermiştir.

Bu kitapta Çehov’dan seçilmiş on bir hikâye bulacaksınız. Kimileri kısacık ve çarpıcı; bir solukta okunuyor. Kimileriyse âdeta birer roman kadar derin ve ele aldıkları meseleler yönünden son derece ilginç.

“Sanki bütün dünya gizlenmiş, bana bakarak benim onu anlamamı bekliyor.” diyen Çehov, dünyayı anlamak için elinden geleni yapmış ve gördüklerini yazmış. Şimdi o da satırları arasına gizlenmiş ve sizlerin onu anlamasını bekliyor.
Sabah başladım ve öğleye doğru bitirdim. Bu sefer de önceden okuduğum iki öykü vardı kitapta, onları hatırladım ve geçtim...diğerleri ise...ilk hikâyeden itibaren severek aşina olduğum Çehov tadını aldım, hemen. İlk iki hikâyede kanayan, trajik iki karakterle kedere doğrudan dalış yapıyoruz: sefil, acınası karakterler ışıl ışıl parlıyorlar sayfada, gece okumaya kalksanız, sanki ışık ışık görünecekler gibi, o kadar. Ardından mizah dolu öyküler geliyor, yozlaşmış siyasi karakterler, yalaka insanlar, iğrenme hissi verebilecek insanlarla dolu hikâyeler Çehov'un elinde hem ders alınacak ibretliklere, hem de belki sonradan, başka zamanlarda tekrar tekrar okunacak insan hikâyelerine dönüşüyor. Bu kitapta da öne çıkan bir kaç öykü var. Bunlardan biri Vanka adında bir çocuk... Mazlum, kimsesiz, yoksul, çaresiz Vanka'nın çalıştığı ve ezildiği yerden dedesine beni geri al, yanına geleyim diye yalvardığı mektup kitabın havasını daha da güzelleştiriyor. Kitabın zirve noktası Kötü Kader adlı hikâye...burada da bir kez daha kendini görmeyi, tanımayı öğrenen; geleneklere ve genel ahlâk anlayışına baş kaldırmayı tercih eden bir kadın karakter görüyoruz, daha önceki bazı hikâyelerdeki gibi. Çehov kimi ya da neyi anlatırsa anlatsın, anlattığı insanı, insanları ve olayları net ve lekesiz, berrak bir şekilde görmemizi sağlıyor. Sanki, nice yazarın yapmayı başaramadığı, yapmak için nice cümlelerle uğraşıp ancak karmaşıklaştırdığı şeyi çok sade, çok yalın bir şekilde başarıyor: her hikâyesinde bize derinlikli, gerçeklik hissi veren, bizi yaşadığı, hissettiği şeyin gerçekliğine ikna eden karakterler yaratıyor, böylece hikâyeler sadeliği, yalınlığı içerisinde ışıldayan, hisseden insanlarla dolup taşıyor. Herhalde en çok Çehov'un kitaplarını açtığımızda bunca gerçek, hakiki insanla karşılaşıyoruz. Kitabın kapağını kaldırmamız yetiyor o gerçekliği, o hissi yaşayabilmek için. Gusev haftalardır aklımdaysa, ya da Volodya'yı düşünüyorsam ara ara, hep bundan.

Bir Çehov kitabını bitirince yapılacak en iyi şey ne olabilir? Meselâ dinlenmek...bu olabilir...ya da biraz uzanmak.. dodi masanın altında yatarken onu seyretmek ve artık daha az acı çekmesini istemek, sonra balkonun kapısından esen rüzgâr için şükredip sabahki nem ve hiç sevmediğin güneş çekip gittiği için kendini iyi hissetmek; belki içeri gidip bir şeyler atıştırmak, perdeyi aralayıp artık heryerin yıkıldığı o devasa inşaat alanına ve çocukluk günlerinin yok olup gittiği bu sokaklara bakmak...bir bardak su içip tekrar uzanıp yatağa, televizyonu kapayabilirsin ve ardından elin hemen yanı başındaki masaya uzanabilir, ve istersen, ki istiyorsun, eline bir Çehov kitabı daha alabilirsin. Bırak, sayfalar açılsın, hikâyeler aksın, Çehov sana bir kez daha o güzel insanlarını anlatsın...

Kitabı, Çehov seven sevmeyen, bilen bilmeyen herkese, mutlaka, öneriyorum. geç kalmayın.
Koca puntolu bir Çehov kitabı...bol nemli bir gece için harika bir keyif, çizimleri hikâyelerin arasına karışmış, yine, artık alışmış olduğum üzere, okuduğum ve okumadığım öyküler peş peşe...tabii aklımın ucunda, acaba bunca kitabını okurken bir kez daha, kendiliğinden Gusev'le karşılaşacak mıyım, diye düşünüyorum, hatta bekliyorum;ama, hayır, bu defa da okyanusun derinlerine doğru yavaşça kayıp giden Gusev'den haber ve iz yok; ancak başkaları burada: meselâ Varka, kitabın bir çok öyküsündeki Çehov karakteri gibi, mazlum, ezik, yoksul, burada; ve en güzeli, bir hafta önce oğlunu kaybeden at sürücüsü İona: halleşmek, söyleşmek, acısını dindirmek için bir kulağa, bir insan sesine, ağlayacak bir çift göze duyduğu ihtiyacı ancak kendisi gibi mazlum atının başına yaslanarak gideren İona kitabın da en acılı, üzücü hikâyesi olarak, belki de Çehov'un da en etkileyici öykü karakterlerinden biri olarak yerini alıyor...ancak kitap aslında güldürecek, tebessüm ettiren hikâyelerle dolu, ilk hikâyeden son hikâyeye dek, yine Çehov'un kalemi hem ülkesini, hem bürokrasiyi, yoksulların ezilmesini, eşitsizlikleri kınayan, bunları eleştiren, dalga geçen öyküler anlatıyor ve bunları birkaç sayfaya sığdırabildiği, kanlı canlı etkileyici karakterlerle başarıyor. Çehov'un hayat hikâyesini henüz okumadım; ama hayatının son kısmının hastalıklarla geçtiğini okudum, ve bu dönemde yazdığı eserlerin daha acıtıcı, üzücü olabildiğini de öğrendim...işte haftalardır okumakta olduğum toplama hikâye kitapları bu iki dönemden seçilmiş öykülerle dolu: hem güldürüyor, hem acıtıyorlar. Bu akşam okuduğum bu güzel Çehov hediyesi de- kendime hediye aldım- damağımda artık aşina olmaya başladığım, ama kanıksamama gerek olmayan, yalnızca sevgimi artıran bir Çehov tatlısı gibi oldu. Seviyorum Çehov'u. Evet, Çehov'u seviyorum, onu sevmek edebiyata duyduğum - kendi okuyabildiğim, bilebildiğim, tadabildiğim edebiyata olan sevgimi, artırıyor. Benim gibi geç kalmamalı hiç kimse, kendi adıma 40'lı yaşların ortalarına, geçlerine bıraktığım için memnunum klasikleri ama, siz siz olun Çehov'a geç kalmayın; kendinizi bu güzel, sevgi dolu edebiyat tadından mahrum bırakmayın, kendinize bu kötülüğü yapmayın:)

Kitabı, elbette ki, herkese, mutlaka, öneriyorum.
Kitapta geçen hikayelerin her birinde insan kendi yaşamından kesitler bulabiliyor ,kahramanlar çevremizdeki insanlardan birileri olabiliyorlar; ne güzel.
Öyküleri okurken acaba nereye bağlayacak beklentisi ile hızlıca okumam, kitaba başlarken yaptığım en büyük hatadır. Aslında bu tarz öykülerin sonunun tamamen okuyucuya bırakıldığını, onun hayal gücü ile harmanlanıp şekilleneceğini sonradan anlamış oldum.
Çehov öykülerindeki ana unsur gözlemdir. Olaylara sanki bir pencereden bakıyormuşuz gibi tanık oluruz. Konularında ise günlük, sıradan hayatı ele almıştır.
Öykülerdeki olaylar yıllar önce yazılmış olmasına rağmen günümüz ile kolaylıkla örtüşmektedir. Bu, Çehov öykülerinin evrensel oluşunun kanıtıdır.
Bu kitap sayesinde durum hikâyelerinin temsilcisi olan Anton Çehov ile tanışmış oldum. Kendisi. gerçekten uzak olduğum durum(kesit) hikâyeciliğini sevmeme neden oldu.
Paul Roche ne güzel açıklamış; "Çehow yaşamı olduğu gibi aktarır."
Evet bu hikayelerinde yaşadığı dönemin sıradan insanlarını, gündelik olayları yapay bir kurgudan uzak anlatıyor bize Çehov. Bu noktadan baktığımızda zaten en ünlü ve öncü öykü yazarı da kendisidir.

Ben yazarın uslubunu da çok hoş buluyorum. Oldukça sıradan gündelik hayatları, bize sıkıcı gelebilecek alelade bir konuyu; nükteler, budalalıklar ve hoş detaylar ile o kadar ustaca aktarıyor ki ister istemez hikayenin içinde buluyorsunuz kendinizi.

Bana göre öykü, düz yazının en naif halidir, öyle ki bir roman yazmaktan çok daha fazla beceri ister öykü yazmak. Bu noktada okur için klasik öyküleri okumak temel bir gerekliliktir ve kuşkusuz bu eserlerden bazıları Çehov'un hikayeleri olacaktır.
Günlerdir öyle korkunç şeyler yaşıyoruz ki edebiyatla az da olsa kendimi iyi hissetme çabalarım da pek fayda vermiyor. Çehov'u geçen gün, biraz da geç kalmış olarak, keşfetmemin ardından, artık yazarın diğer hikâyelerini ve kitaplarını okumaya kara vermiştim, ancak önce Martı'yı ve şimdi de bu toplama hikâyelerini okumama rağmen pek tad alamadığımı söylemem gerek. Çehov'un suçu yok: o yine eğlenceli, komik, düşündürücü, kimi hikâyelerinde son derece güzel bir üslûba ulaşan bir dille anlatıyor hikâyelerini; yine karakterler dilden daha öne çıkıyor, berrak, tertemiz insanlar görüyoruz ve bu insanlar yine ya dertleriyle muzdarip ya hayatın akışına kendini bırakıp giden karakterler; toplama hikâyeleri okuduğum kitap korkunç dizgi ve imlâ hatalarıyla dolu bir işkence kitabıydı bir yandan da; zaten zorlanarak okurken bu hatalar okumayı daha da nahoş bir hâle soktu...ancak o kadar kötü bir durumdayız ki herşey yolunda olsa da artık dilimizdeki bu tadı değiştirmek zor olacak gibi...umarım bir daha böyle birşey yaşamayız..
Hikayeler kitabı;
Bu kitabın içinde bir çok hikaye var ama ben en çok 3 hikayeyi beğendim zaten en çok beğendiklerimin özetini yapmıştım. Bu kitapta bizim ders çıkaracağımız birçok konu var bu konuların içinde kaybolucaksınızdır, kitabın içinde birçok hikaye olduğu için konular biraz karışa bilir ben karıştırmadım ama siz karıştıra bilirsiniz bu yüzden dikkat edin arkadaşlar. Ben okurken çok keyif aldım içindeki kurgular ve içindeki gerçek hayattan uyarlanan o güzel hikayeleri beni benden aldım diyebilirim ancak içindeki 1 veya 2 tane hikayeyi pek anlamadım yine, yine, yine de olsa okuyup bitirmekti benim amacım da o hikayeleri okuyup size bu inceleme ile anlatmak istedim. Aslında benim başka bir incelememde "eğer bir kitabı defalarca okuyup hala anlamadıysam okumamın pek bir değeri ve anlamı yoktur" gibi birşey demiştim bu kitapta da aynısı oldu ama yine de içindeki diğer hikayeler bu kusuru kapattı. Arkadaşlar ben galiba fazla konuştum, kitabı çok beğendim ve herkeze tavsiye ederim
"Dili olağanüstü. İlk okuduğumda bana tuhaf, beceriksizce görünmüştü ama zamanla beni içine çekti. Çehov’un teknik olarak benden üstün olduğunu söyleyebilirim” demiş Tolstoy. Tolstoy'un öykülerini de her zaman beğenerek okumuşumdur ama Tolstoy'un dediği gibi, ben de Çehov'un öykü alanında bu işin ustası olduğunu düşünüyorum. Genel olarak da dünyanın en iyi öykü yazarından biri olarak kabul edilir Çehov. Birbirinden güzel kırk öykünün derlenerek oluşturulduğu bu eseri okuyup Çehov hakkında söylenenlere hak vermemek mümkün değil. Çehov günlük yaşamın içinden olayları müthiş bir üslupla anlatıyor.

Çehov eserlerinin derlenmesi ve çevrilmesinde Mehmet Özgül'ün büyük gayreti ve emeği var. Özgül'ün derleyip çevirdiği, Çehov'un bütün öyküleri ve oyunları daha önce Cem Yayınları ve Everest Yayınları'ndan basılmıştı. Şu an yeni baskılarını İletişim Yayınları yapıyor. En son öykülerinin üçüncü cildini yayımladılar. Toplam sekiz cilt olan bu öykü külliyatını Mehmet Özgül dışında bir çevirmenden okumak istemiyorum. Çevirmenin benim açımdan önemi şu; bu kitabı bitirince farkettim, Mehmet Özgül'ün çevirisini yaptığı ve benim okuduğum Rus Edebiyatı eserlerinin tamamını beğenmişim. Bunların içerisinde "Üç Ölüm, Taras Bulba, Beyaz Geceler" gibi eserler var. Çevirmen kelimeleri doğru seçemiyor, yüklemi cümlenin sonuna koymayıp sürekli devrik cümleler kullanıyor ise en etkileyici ve güzel eseri bile sıradanlaştırıp, kötü hale getirebiliyor. Örneğin "Köpeğiyle Dolaşan Kadın" öyküsünü çevirmenleri kıyaslamak için Ergin Altay çevirisinden de okudum. Özgül'ün yaptığı çevirinin daha etkileyici olduğunu ve daha çok beğendiğimi söyleyebilirim.

Kitap incelemesinden çok çevirmen incelemesi gibi oldu sanırım. Ama Çehov'u da uzun uzun anlatmaya pek gerek yok herhalde... Bana göre Çehov tartışmasız "Öykücüler Krallığı"nın tahtında oturmaktadır. Farklı bazı yazarlar zaman zaman onun tahtını sallasada Çehov'u tahttan indirmeleri zordur. İyi okumalar :)
Çehov, içinden çıktığı Rus toplumunu ve dolayısıyla Rus insanını hikâyelerinde çok başarılı biçimde anlatmış bir yazardır. Kendi insanını anlatması ile milli olduğu kadar asıl başarısı insanı evrensel yönüyle ele alması olmuştur.İçinde bulunulan dönemin günlük yaşantısını, insanlarının düşünce yapısını ve değer yargısını bugüne taşımış, sade, hayatın içinde sıradan insanları öyküsüne taşımış,abartıdan uzak betimlemeleri ile güzel 5 öykünün bulunduğu bir eser.
Modern kısa öykünün kurucusu olan bu yazarın bir öykü kitabını okumak istedim ve elime bu kitap geçti. Bu kitabında beş adet öyküsü mevcut. Öykülerinin hepsinde dikkatimi çeken mekan betimlemelerinin çok iyi yapılmış olmasıydı. Okurken olayın yaşandığı yer tüm ayrıntılarıyla birlikte zihninizde canlanıyor ve yine hepsinde sıradan insanların sıradan yaşamlarından kesitler vardı. Yani şöyle bir toparlayacak olursak yazar, basit olay ve insanları basit bir şekilde önümüze seriyor ama bunu yaparken kullandığı kendine has üslubu bu basitliği size çekici kılıyor ve kendinizi öykünün içinde buluyorsunuz. Aynı zamanda bahsedilen dönemin günlük yaşantısını, insanlarının düşünce yapısını ve değer yargısını bugüne taşımış bir eser. Hikâye yazmak beceri isteyen bir iştir ve Çehov bu işin üstadlarından.
Rus edebiyatinin 19.yy 2.yarisinin en cesur yazarıdır Çehov. Bu dönemde Dostoyevski ve Tolstoy gibi yazarlar varken büyük bir cesaret gösterip betimlemelerden kaçınmış ve sonuca yönelik yazmıştır. Sadece öykü ve tiyatro oyunu yazmış olan Çehov'un klasik tarzını her hikâyesinde görebiliriz. Küçük insan ve yüksek mertebeli insan günlük yaşamda buluşur. Diğer yazarlarda olduğu gibi "küçük insan" a (bknz: Paltodaki Akakiy Akakiyeviç karakteri) acimazsiniz Çehov'un öykülerinde, aksine sınır olursunuz. Hikayelerde sizi şaşırtacak yer hikayenin sonudur. Ya süpriz bir son ya da sıfır son(herhangi bir bitiş olmaması) sizi beklemektedir.
"Lütfen beni yalnız bırakın. Ben dürüst bir adamım ve sizin gibi beyefendilerle konuşmak istemiyorum. Sinsi insanları sevmem!"
Anton Çehov
Sayfa 40 - Nar yayınları
"Yüreğinde Tanrı korkusu olanlar bu gibi şeylerle uğraşmazlar!" diye söylendi durdu.
Anton Çehov
Sayfa 7 - Nilüfer yayıncılık
- Evet, dedi, dirseğin ağzına yakındır ama ısıramazsın.. Mutluluk var ama arayıp bulamazsın..
Şeytana değil ruhunun tümünü, yarısını bile vermeye değecek birşey yoktu yeryüzünde...
Anton Çehov
Sayfa 15 - Nilüfer yayıncılık
Kimsenin başkasının zamanını ve emeğini çalmaya hakkı yok.
Anton Çehov
Sayfa 70 - morpa kültür yayınları
İtiraf etmek gerekirse, incinmeyi hâlâ unutmamış insanları seviyorum ben, nefret duyabilenleri de...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Seçme Hikayeler
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054840229
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Dünya edebiyatında hikâye türünün öncülerinden Çehov, son derece canlı kişileriyle, Rusya’nın köylülerini de soylularını da anlayabildiğini göstermiştir.

Bu kitapta Çehov’dan seçilmiş on bir hikâye bulacaksınız. Kimileri kısacık ve çarpıcı; bir solukta okunuyor. Kimileriyse âdeta birer roman kadar derin ve ele aldıkları meseleler yönünden son derece ilginç.

“Sanki bütün dünya gizlenmiş, bana bakarak benim onu anlamamı bekliyor.” diyen Çehov, dünyayı anlamak için elinden geleni yapmış ve gördüklerini yazmış. Şimdi o da satırları arasına gizlenmiş ve sizlerin onu anlamasını bekliyor.

Kitabı okuyanlar 382 okur

  • Aybüke Akbulut
  • Sfenks
  • Nagi
  • Mehmet Kaya

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları