·
Okunma
·
Beğeni
·
7.462
Gösterim
Adı:
Seçme Öyküler
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
175
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053540762
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo Siyah Yayınları
Martı, Vanya Dayı, Üç Kızkardeş ve Vişne Bahçesi adlı oyunların yazarı olarak bilinen Çehov, sadece Rus değil, aynı zamanda dünya edebiyatının en büyük “hikâye anlatıcılarından“ biridir. Anlatılarındaki kişilerin, karakterlerin, olayların oluşturduğu mozaik, bir yanıyla yirminci yüzyıla yönelmiş Çarlık Rusyası’nda, aristokratlardan bürokratlara, aydınlardan sıradan insanlara, toplumsal hayatın canlı bir görüntüsünü sunarken, bir yandan da insanın en temel özelliklerine ayna tutar. Çehov, hem anlatır, hem de arar: soğukkanlı ama sevgi ve merhametini esirgemeyen bir hakikat arayışıdır bu; en derin acılarda bile gizli bir “güldürü“ payı bulan, yaşam direncinin kaynaklarını yakalamak isteyen bir arayış.
160 syf.
·1 günde·10/10
14 Temmuz 2016 Perşembe. Bu tarihi bir yana not ediyorum, çünkü bugün, bu yaşımda hem de, yani çok geç kalmış olarak, Çehov'la tanıştım. Bunca senedir, defalarca tavsiye edilmesine, benim de içten içe iyi bir yazar olduğunu doğrudan kabul etmeme rağmen okumamıştım işte...ama bugün...bugün, 40 senelik mahallemizi hep beraber, zenginler otursun diye, lüks sitelerle doldurmak için, iş ve elbirliğiyle yıkmaya devam ederken inşaat şirketleri, her zaman, çocukluğumdan beri görmeye alışık olduğum bütün bu binalar şimdi sanki savaştan çıkmış, bombalanmış gibi, hepsinde tek bir insan olmadan bomboş, paramparça halde yıkılırken, dozer seslerini dinleye duya okudum kitabımı...onlar yıkarken bende bir kez daha aynı düşünce büyüdü: bu dünyadan edebiyatı sevmiş olarak gidebilmek de güzel, bu hayatı edebiyatla sevebilmek, edebiyatla anlamaya çalışmak. Bana bunu yapabilmek her zaman güzel gelmiştir...İşte Çehov'un muhteşem, muazzam güzellikteki eserini, hikâyelerini okurken hep bunları düşündüm...ama... Çehov okumak değilmiş bugünün tek sürprizi... Nasıl senelerce Zezé'yi, Gabriel'i, Âdli'yi, Horacio'yu ve diğerlerini sevdim ve içimde taşıdımsa, bugün de Gusev'i tanımak varmış işte, ölümü bekleyen Gusev'i, ölümü beklerken daldığı hayallerde köyünü, kardeşini, ailesini özleyen ve tanrısına bir kez daha onları görmek için yakaran Gusev'i, temiz, pak, masum... Kitabı bitirince bir kez daha okudum bu hikâyeyi. Bütün hikâyeler öylesine incelikli, öylesine ince ince ve güzellikle dokunmuştu ki bu karaktere duyduğum sevginin abartılmış olup olmadığını düşünmeden edemedim; ama okuyunca gördüm ki değişen bir şey yok, cesedi okyanusun derinlerine doğru, karanlığa kayıp giderken hissettiklerim değişmedi, hikâyenin sonundaki o morlu, sarılı pembeli ışıkların denizde oynaşmalarını da gördüm hem...Bir daha Gusev'i unutmak yok.

Bu kitaptaki hikâyeleri bu kadar güzel, dokunaklıysa, kimbilir diğerleri nasıl? Bütün hikâyelerde Ekim Devrimi öncesi Rus toplumunun eşitsizliklerini lafı esirgemeden eleştirdiği gibi, Çehov bir yandan da, aynen Stefan Zweig gibi, insan hisleridir, diyor bize; insan hisleridir, insan hissettikleridir, diyor. Tek tek her hikâyede yalın, tertemiz bir dille berrak, duru karakterler anlatıyor Çehov, bu karakterlerin her biri her hikâyede kendine özgüler, bunu yapabilmek bir yazar için büyük bir başarı değil mi, kısa bir hikâyede bin tane dil oyunu yapmak yerine, çok net, tertemiz bir netlikte dertli, yalnız, büyük kararlar alan, üzülen, kibirlenen, ölen karakterler yaratabilmek...birbirinin aynısı, kopyası olmayan ve sayfada canlanan, yaşayan karakterler yaratabilmek...ve bunu bir de duru, yalın, sade bir dille yapabilmek...Nadya hayatının kararını verirken onun gibi cesur olabilmek, ya da kedi yavrularına büyüklerin vurdumduymazlığına çocuk olarak ağlayabilmek, acımasız narsist bir prensesin yüzüne gerçekleri söyleyebilecek kadar kendinden emin olmak, ya da zavallı mazlum, mahrum küçük hizmetçi varka'nın uyumamak için bütün çabasına rağmen her defasında uyuklaması ve sahiplerinden işittiği azarların, ezilmesinin karşısında içimiz ezile ezile ona bakakalmak... belki de Çehov sadece bu kitabı, bu hikâyeleri yazmış olsaydı bile edebiyata katkısını yapmış olacaktı. Diğer hikâyelerini düşündüm de, bu yaz mutlaka onları da okumalıyım; eylüle dek conradlar, cortazarlar, yaşar kemaller ve diğerleri arasına Çehov'u da almak zorundayım...ve bunu düşündükçe klasiklerin vereceği heyecanı düşünmeden edemiyorum: karamazov kardeşler, ecinniler, anna karenina, savaş ve barış, hatta tutunamayanlar, nasipse elbette, belki, yapabilirsem, bir gün..

Çehov'u hâlâ okumayan varsa, benim gibi, mutlaka, ama mutlaka, öneriyorum..
145 syf.
·1 günde·10/10
Sabah başladım ve öğleye doğru bitirdim. Bu sefer de önceden okuduğum iki öykü vardı kitapta, onları hatırladım ve geçtim...diğerleri ise...ilk hikâyeden itibaren severek aşina olduğum Çehov tadını aldım, hemen. İlk iki hikâyede kanayan, trajik iki karakterle kedere doğrudan dalış yapıyoruz: sefil, acınası karakterler ışıl ışıl parlıyorlar sayfada, gece okumaya kalksanız, sanki ışık ışık görünecekler gibi, o kadar. Ardından mizah dolu öyküler geliyor, yozlaşmış siyasi karakterler, yalaka insanlar, iğrenme hissi verebilecek insanlarla dolu hikâyeler Çehov'un elinde hem ders alınacak ibretliklere, hem de belki sonradan, başka zamanlarda tekrar tekrar okunacak insan hikâyelerine dönüşüyor. Bu kitapta da öne çıkan bir kaç öykü var. Bunlardan biri Vanka adında bir çocuk... Mazlum, kimsesiz, yoksul, çaresiz Vanka'nın çalıştığı ve ezildiği yerden dedesine beni geri al, yanına geleyim diye yalvardığı mektup kitabın havasını daha da güzelleştiriyor. Kitabın zirve noktası Kötü Kader adlı hikâye...burada da bir kez daha kendini görmeyi, tanımayı öğrenen; geleneklere ve genel ahlâk anlayışına baş kaldırmayı tercih eden bir kadın karakter görüyoruz, daha önceki bazı hikâyelerdeki gibi. Çehov kimi ya da neyi anlatırsa anlatsın, anlattığı insanı, insanları ve olayları net ve lekesiz, berrak bir şekilde görmemizi sağlıyor. Sanki, nice yazarın yapmayı başaramadığı, yapmak için nice cümlelerle uğraşıp ancak karmaşıklaştırdığı şeyi çok sade, çok yalın bir şekilde başarıyor: her hikâyesinde bize derinlikli, gerçeklik hissi veren, bizi yaşadığı, hissettiği şeyin gerçekliğine ikna eden karakterler yaratıyor, böylece hikâyeler sadeliği, yalınlığı içerisinde ışıldayan, hisseden insanlarla dolup taşıyor. Herhalde en çok Çehov'un kitaplarını açtığımızda bunca gerçek, hakiki insanla karşılaşıyoruz. Kitabın kapağını kaldırmamız yetiyor o gerçekliği, o hissi yaşayabilmek için. Gusev haftalardır aklımdaysa, ya da Volodya'yı düşünüyorsam ara ara, hep bundan.

Bir Çehov kitabını bitirince yapılacak en iyi şey ne olabilir? Meselâ dinlenmek...bu olabilir...ya da biraz uzanmak.. dodi masanın altında yatarken onu seyretmek ve artık daha az acı çekmesini istemek, sonra balkonun kapısından esen rüzgâr için şükredip sabahki nem ve hiç sevmediğin güneş çekip gittiği için kendini iyi hissetmek; belki içeri gidip bir şeyler atıştırmak, perdeyi aralayıp artık heryerin yıkıldığı o devasa inşaat alanına ve çocukluk günlerinin yok olup gittiği bu sokaklara bakmak...bir bardak su içip tekrar uzanıp yatağa, televizyonu kapayabilirsin ve ardından elin hemen yanı başındaki masaya uzanabilir, ve istersen, ki istiyorsun, eline bir Çehov kitabı daha alabilirsin. Bırak, sayfalar açılsın, hikâyeler aksın, Çehov sana bir kez daha o güzel insanlarını anlatsın...

Kitabı, Çehov seven sevmeyen, bilen bilmeyen herkese, mutlaka, öneriyorum. geç kalmayın.
160 syf.
Anton çehov'u farklı kılan bir noktaya değinmek adına bir tanımlama yapmakta fayda var. Durum/kesit hikayesi ; günlük yaşamın herhangi bir kesitini ele alıp anlatan öykülerdir. Hikaye tekniğinin temel argümanları olan serim, düğüm, ve çözüm planına uyulmaz bu türde. Dolayısıyla belli bir sonucu da yoktur. Bir fikirden ziyade duygu ve hayaller ön plandadır. Olayların ve durumların akışı okuyucunun hayal gücüne bırakılır. Bu türün ilk ve en önemli temsilcisi Anton Çehov'dur. Ve bu tarzla bir çok yazara da ilham kaynağı olmuştur.
Okuduğum hikayeleri gayet iyiydi ve genel olarak okuyucuya mesaj verme amacı gütmesi övülmeyi haketti. Her biri dönem dönem okunulabilir klasik hikayeler. Beğendim.
104 syf.
·1 günde·10/10
Koca puntolu bir Çehov kitabı...bol nemli bir gece için harika bir keyif, çizimleri hikâyelerin arasına karışmış, yine, artık alışmış olduğum üzere, okuduğum ve okumadığım öyküler peş peşe...tabii aklımın ucunda, acaba bunca kitabını okurken bir kez daha, kendiliğinden Gusev'le karşılaşacak mıyım, diye düşünüyorum, hatta bekliyorum;ama, hayır, bu defa da okyanusun derinlerine doğru yavaşça kayıp giden Gusev'den haber ve iz yok; ancak başkaları burada: meselâ Varka, kitabın bir çok öyküsündeki Çehov karakteri gibi, mazlum, ezik, yoksul, burada; ve en güzeli, bir hafta önce oğlunu kaybeden at sürücüsü İona: halleşmek, söyleşmek, acısını dindirmek için bir kulağa, bir insan sesine, ağlayacak bir çift göze duyduğu ihtiyacı ancak kendisi gibi mazlum atının başına yaslanarak gideren İona kitabın da en acılı, üzücü hikâyesi olarak, belki de Çehov'un da en etkileyici öykü karakterlerinden biri olarak yerini alıyor...ancak kitap aslında güldürecek, tebessüm ettiren hikâyelerle dolu, ilk hikâyeden son hikâyeye dek, yine Çehov'un kalemi hem ülkesini, hem bürokrasiyi, yoksulların ezilmesini, eşitsizlikleri kınayan, bunları eleştiren, dalga geçen öyküler anlatıyor ve bunları birkaç sayfaya sığdırabildiği, kanlı canlı etkileyici karakterlerle başarıyor. Çehov'un hayat hikâyesini henüz okumadım; ama hayatının son kısmının hastalıklarla geçtiğini okudum, ve bu dönemde yazdığı eserlerin daha acıtıcı, üzücü olabildiğini de öğrendim...işte haftalardır okumakta olduğum toplama hikâye kitapları bu iki dönemden seçilmiş öykülerle dolu: hem güldürüyor, hem acıtıyorlar. Bu akşam okuduğum bu güzel Çehov hediyesi de- kendime hediye aldım- damağımda artık aşina olmaya başladığım, ama kanıksamama gerek olmayan, yalnızca sevgimi artıran bir Çehov tatlısı gibi oldu. Seviyorum Çehov'u. Evet, Çehov'u seviyorum, onu sevmek edebiyata duyduğum - kendi okuyabildiğim, bilebildiğim, tadabildiğim edebiyata olan sevgimi, artırıyor. Benim gibi geç kalmamalı hiç kimse, kendi adıma 40'lı yaşların ortalarına, geçlerine bıraktığım için memnunum klasikleri ama, siz siz olun Çehov'a geç kalmayın; kendinizi bu güzel, sevgi dolu edebiyat tadından mahrum bırakmayın, kendinize bu kötülüğü yapmayın:)

Kitabı, elbette ki, herkese, mutlaka, öneriyorum.
145 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Kitapta geçen hikayelerin her birinde insan kendi yaşamından kesitler bulabiliyor ,kahramanlar çevremizdeki insanlardan birileri olabiliyorlar; ne güzel.
248 syf.
·7 günde·9/10
Öyküleri okurken acaba nereye bağlayacak beklentisi ile hızlıca okumam, kitaba başlarken yaptığım en büyük hatadır. Aslında bu tarz öykülerin sonunun tamamen okuyucuya bırakıldığını, onun hayal gücü ile harmanlanıp şekilleneceğini sonradan anlamış oldum.
Çehov öykülerindeki ana unsur gözlemdir. Olaylara sanki bir pencereden bakıyormuşuz gibi tanık oluruz. Konularında ise günlük, sıradan hayatı ele almıştır.
Öykülerdeki olaylar yıllar önce yazılmış olmasına rağmen günümüz ile kolaylıkla örtüşmektedir. Bu, Çehov öykülerinin evrensel oluşunun kanıtıdır.
Bu kitap sayesinde durum hikâyelerinin temsilcisi olan Anton Çehov ile tanışmış oldum. Kendisi. gerçekten uzak olduğum durum(kesit) hikâyeciliğini sevmeme neden oldu.
176 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Paul Roche ne güzel açıklamış; "Çehow yaşamı olduğu gibi aktarır."
Evet bu hikayelerinde yaşadığı dönemin sıradan insanlarını, gündelik olayları yapay bir kurgudan uzak anlatıyor bize Çehov. Bu noktadan baktığımızda zaten en ünlü ve öncü öykü yazarı da kendisidir.

Ben yazarın uslubunu da çok hoş buluyorum. Oldukça sıradan gündelik hayatları, bize sıkıcı gelebilecek alelade bir konuyu; nükteler, budalalıklar ve hoş detaylar ile o kadar ustaca aktarıyor ki ister istemez hikayenin içinde buluyorsunuz kendinizi.

Bana göre öykü, düz yazının en naif halidir, öyle ki bir roman yazmaktan çok daha fazla beceri ister öykü yazmak. Bu noktada okur için klasik öyküleri okumak temel bir gerekliliktir ve kuşkusuz bu eserlerden bazıları Çehov'un hikayeleri olacaktır.
176 syf.
·2 günde·10/10
Günlerdir öyle korkunç şeyler yaşıyoruz ki edebiyatla az da olsa kendimi iyi hissetme çabalarım da pek fayda vermiyor. Çehov'u geçen gün, biraz da geç kalmış olarak, keşfetmemin ardından, artık yazarın diğer hikâyelerini ve kitaplarını okumaya kara vermiştim, ancak önce Martı'yı ve şimdi de bu toplama hikâyelerini okumama rağmen pek tad alamadığımı söylemem gerek. Çehov'un suçu yok: o yine eğlenceli, komik, düşündürücü, kimi hikâyelerinde son derece güzel bir üslûba ulaşan bir dille anlatıyor hikâyelerini; yine karakterler dilden daha öne çıkıyor, berrak, tertemiz insanlar görüyoruz ve bu insanlar yine ya dertleriyle muzdarip ya hayatın akışına kendini bırakıp giden karakterler; toplama hikâyeleri okuduğum kitap korkunç dizgi ve imlâ hatalarıyla dolu bir işkence kitabıydı bir yandan da; zaten zorlanarak okurken bu hatalar okumayı daha da nahoş bir hâle soktu...ancak o kadar kötü bir durumdayız ki herşey yolunda olsa da artık dilimizdeki bu tadı değiştirmek zor olacak gibi...umarım bir daha böyle birşey yaşamayız..
145 syf.
Hikayeler kitabı;
Bu kitabın içinde bir çok hikaye var ama ben en çok 3 hikayeyi beğendim zaten en çok beğendiklerimin özetini yapmıştım. Bu kitapta bizim ders çıkaracağımız birçok konu var bu konuların içinde kaybolucaksınızdır, kitabın içinde birçok hikaye olduğu için konular biraz karışa bilir ben karıştırmadım ama siz karıştıra bilirsiniz bu yüzden dikkat edin arkadaşlar. Ben okurken çok keyif aldım içindeki kurgular ve içindeki gerçek hayattan uyarlanan o güzel hikayeleri beni benden aldım diyebilirim ancak içindeki 1 veya 2 tane hikayeyi pek anlamadım yine, yine, yine de olsa okuyup bitirmekti benim amacım da o hikayeleri okuyup size bu inceleme ile anlatmak istedim. Aslında benim başka bir incelememde "eğer bir kitabı defalarca okuyup hala anlamadıysam okumamın pek bir değeri ve anlamı yoktur" gibi birşey demiştim bu kitapta da aynısı oldu ama yine de içindeki diğer hikayeler bu kusuru kapattı. Arkadaşlar ben galiba fazla konuştum, kitabı çok beğendim ve herkeze tavsiye ederim
504 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
"Dili olağanüstü. İlk okuduğumda bana tuhaf, beceriksizce görünmüştü ama zamanla beni içine çekti. Çehov’un teknik olarak benden üstün olduğunu söyleyebilirim” demiş Tolstoy. Tolstoy'un öykülerini de her zaman beğenerek okumuşumdur ama Tolstoy'un dediği gibi, ben de Çehov'un öykü alanında bu işin ustası olduğunu düşünüyorum. Genel olarak da dünyanın en iyi öykü yazarından biri olarak kabul edilir Çehov. Birbirinden güzel kırk öykünün derlenerek oluşturulduğu bu eseri okuyup Çehov hakkında söylenenlere hak vermemek mümkün değil. Çehov günlük yaşamın içinden olayları müthiş bir üslupla anlatıyor.

Çehov eserlerinin derlenmesi ve çevrilmesinde Mehmet Özgül'ün büyük gayreti ve emeği var. Özgül'ün derleyip çevirdiği, Çehov'un bütün öyküleri ve oyunları daha önce Cem Yayınları ve Everest Yayınları'ndan basılmıştı. Şu an yeni baskılarını İletişim Yayınları yapıyor. En son öykülerinin üçüncü cildini yayımladılar. Toplam sekiz cilt olan bu öykü külliyatını Mehmet Özgül dışında bir çevirmenden okumak istemiyorum. Çevirmenin benim açımdan önemi şu; bu kitabı bitirince farkettim, Mehmet Özgül'ün çevirisini yaptığı ve benim okuduğum Rus Edebiyatı eserlerinin tamamını beğenmişim. Bunların içerisinde "Üç Ölüm, Taras Bulba, Beyaz Geceler" gibi eserler var. Çevirmen kelimeleri doğru seçemiyor, yüklemi cümlenin sonuna koymayıp sürekli devrik cümleler kullanıyor ise en etkileyici ve güzel eseri bile sıradanlaştırıp, kötü hale getirebiliyor. Örneğin "Köpeğiyle Dolaşan Kadın" öyküsünü çevirmenleri kıyaslamak için Ergin Altay çevirisinden de okudum. Özgül'ün yaptığı çevirinin daha etkileyici olduğunu ve daha çok beğendiğimi söyleyebilirim.

Kitap incelemesinden çok çevirmen incelemesi gibi oldu sanırım. Ama Çehov'u da uzun uzun anlatmaya pek gerek yok herhalde... Bana göre Çehov tartışmasız "Öykücüler Krallığı"nın tahtında oturmaktadır. Farklı bazı yazarlar zaman zaman onun tahtını sallasada Çehov'u tahttan indirmeleri zordur. İyi okumalar :)
176 syf.
·Puan vermedi
Çehov, içinden çıktığı Rus toplumunu ve dolayısıyla Rus insanını hikâyelerinde çok başarılı biçimde anlatmış bir yazardır. Kendi insanını anlatması ile milli olduğu kadar asıl başarısı insanı evrensel yönüyle ele alması olmuştur.İçinde bulunulan dönemin günlük yaşantısını, insanlarının düşünce yapısını ve değer yargısını bugüne taşımış, sade, hayatın içinde sıradan insanları öyküsüne taşımış,abartıdan uzak betimlemeleri ile güzel 5 öykünün bulunduğu bir eser.
176 syf.
·9 günde·9/10
Modern kısa öykünün kurucusu olan bu yazarın bir öykü kitabını okumak istedim ve elime bu kitap geçti. Bu kitabında beş adet öyküsü mevcut. Öykülerinin hepsinde dikkatimi çeken mekan betimlemelerinin çok iyi yapılmış olmasıydı. Okurken olayın yaşandığı yer tüm ayrıntılarıyla birlikte zihninizde canlanıyor ve yine hepsinde sıradan insanların sıradan yaşamlarından kesitler vardı. Yani şöyle bir toparlayacak olursak yazar, basit olay ve insanları basit bir şekilde önümüze seriyor ama bunu yaparken kullandığı kendine has üslubu bu basitliği size çekici kılıyor ve kendinizi öykünün içinde buluyorsunuz. Aynı zamanda bahsedilen dönemin günlük yaşantısını, insanlarının düşünce yapısını ve değer yargısını bugüne taşımış bir eser. Hikâye yazmak beceri isteyen bir iştir ve Çehov bu işin üstadlarından.
"Lütfen beni yalnız bırakın. Ben dürüst bir adamım ve sizin gibi beyefendilerle konuşmak istemiyorum. Sinsi insanları sevmem!"
Anton Çehov
Sayfa 40 - Nar yayınları
"Yüreğinde Tanrı korkusu olanlar bu gibi şeylerle uğraşmazlar!" diye söylendi durdu.
Anton Çehov
Sayfa 7 - Nilüfer yayıncılık
- Evet, dedi, dirseğin ağzına yakındır ama ısıramazsın.. Mutluluk var ama arayıp bulamazsın..
Kimsenin başkasının zamanını ve emeğini çalmaya hakkı yok.
Anton Çehov
Sayfa 70 - morpa kültür yayınları
Şeytana değil ruhunun tümünü, yarısını bile vermeye değecek birşey yoktu yeryüzünde...
Anton Çehov
Sayfa 15 - Nilüfer yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Seçme Öyküler
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
175
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053540762
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo Siyah Yayınları
Martı, Vanya Dayı, Üç Kızkardeş ve Vişne Bahçesi adlı oyunların yazarı olarak bilinen Çehov, sadece Rus değil, aynı zamanda dünya edebiyatının en büyük “hikâye anlatıcılarından“ biridir. Anlatılarındaki kişilerin, karakterlerin, olayların oluşturduğu mozaik, bir yanıyla yirminci yüzyıla yönelmiş Çarlık Rusyası’nda, aristokratlardan bürokratlara, aydınlardan sıradan insanlara, toplumsal hayatın canlı bir görüntüsünü sunarken, bir yandan da insanın en temel özelliklerine ayna tutar. Çehov, hem anlatır, hem de arar: soğukkanlı ama sevgi ve merhametini esirgemeyen bir hakikat arayışıdır bu; en derin acılarda bile gizli bir “güldürü“ payı bulan, yaşam direncinin kaynaklarını yakalamak isteyen bir arayış.

Kitabı okuyanlar 598 okur

  • hakan
  • salih ekiz
  • Hatice

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları