Seks İsyanları Toplumsal Cinsiyet Başkaldırı ve Rock'n'Roll

7,5/10  (2 Oy) · 
2 okunma  · 
1 beğeni  · 
391 gösterim
Rock konserlerinin sponsorlarca desteklenmesine evet mi, hayır mı? Dev bir Amerikan şirketinin bir rock festivaline adını vermesi kabul edilebilir bir şey mi? O festivale katılmalı mı yoksa protesto mu etmeli? Bütün bunlar tartışılırken, genel kabul gören, tartışılmayan bir şey var: Rock'ın düzendışılığı.

Seks İsyanları'nın derdi de tam bu noktada başlıyor. Çünkü kitabın yazarlarına göre rock, asi olmasına asi ama devrimci bir müzik değil! Kapitalizmle, düzenle uyum gösteren yanları var; elbette isyankâr ama bu rock'çıların her sınırı zorladıkları anlamına gelmiyor. Özellikle bu sınırlar ataerkil düzenin toplumsal cinsiyet politikalarıysa... Kadın-erkek ilişkileri söz konusu olduğunda rock'ın hesap vermesi gereken çok şey var. Zira çok uzun bir süredir, rock'ı feminen olana karşı duyulan korku ve nefret ateşliyor; genellikle kadın düşmanlığı ve maçolukta had safhaya vardığı zaman ritim en heyecan verici haline bürünüyor. Müzikteki isyana toplumsal cinsiyet merceğinden bakan ilk kitap olan Seks isyanları rock'ın karanlık yüreğindeki bu paradoksu incelerken bir rock severin heyecanıyla, bir eleştirmenin müziğin kirli alt akıntılarını saptaması arasındaki keskin çizgide ilerliyor. Bu yüzden Seks İsyanları'nı bir yargılama değil, daha çok bir farkına varma olarak almalı. Çünkü Reynolds ve Press, rock'a dışardan bakan entelektüeller değil, yıllardan beri rock'ın içinde olan, en çok eleştirdikleri Rolling Stones, Iggy Pop ve Nick Cave'e âşık olan yazarlar.

Seks İsyanları hem kadın hem de erkek sanatçılara toplumsal cinsiyet merceğinden bakıyor ve isyanın bir tür psikanalizini yapıyor. İlk bölümde asi rock'çının (Jim Morrison, Robert Plant Mick Jagger vb.) "dişi" karşısında kendisini nasıl konumlandırdığı ve rock'taki kadın düşmanlığı, edebiyat ve sinemadaki kökleriyle birlikte ele almıyor. İkinci bölüm psikedelik geleneği (Pink Floyd, Brian Eno, Can vb,), kadını dışlama değil tam tersine ana rahmine ya da en azından kucağına dönme eğilimindeki rock'çıları inceliyor. Son bölümde ise kadın deneyimini rock'a tercüme etmeye çalışan Patti Smith, Kristin Hersh, PJ Harvey, Bjork, Slits gibi sanatçı ve gruplar ile Riot Girl gibi hareketler mercek altına yatırılıyor.

Rock'ın derin ve karanlık sırlarını gözler önüne seren Seks isyanları en tanıdık müziği bile yepyeni bir kulakla dinlememizi sağlıyor.

Egemen müzik kültürümüzün geniş bir bölümünde cinsiyetin merkezi bir rol oynadığını bu denli ikna edici argümanlarla savunan başka bir eser bilmiyorum. Popüler müzik konusunda hem bu denli tarihsel hem de günümüze bu denli uyumlu bir kitapla her zaman karşılaşmak mümkün değil.
Nancy J. Vickers

Popüler müzik kültürü üzerine yazılmış gerçekten önemli birkaç kitaptan biri... Reynolds ve Press'in Seks İsyanları ile başardıkları harikulade bir şey: Rock müziğini eskisi gibi dinlememiz mümkün değil.
Barney Hoskins

Rock tarihindeki kadına bakışı ortaya koyan başarılı bir çalışma olduğunu söyleyebilirim ancak daha sonra tekrar okumak üzere şimdilik yarıda bırakıyorum.

İlk kısmında yazarlar kitabın çizgisini ortaya koyuyor. Sıkı birer rock hayranı olan yazarlar, müziğe olan tutkularının ötesinde, rock gruplarının eserlerindeki kadın düşmanlığına varan yaklaşımı birçok örnekle eleştiriyor. Rock'ın maço ve asi tavırları, bir yandan büyük bir hayranlık kazanırken, öte yandan ki yazarların da dahil olduğu bakışa göre ortaya konan müzik ciddi bir kadın düşmanlığından besleniyor.

Benim okuduğum kısma kadar durum bu. Eğer rock seviyorsanız, müziğe farklı bir bakış atmak isterseniz bu kitabı tavsiye ederim.