Seks ve Ceza (Arzuyu Yargılamanın Dört Bin Yıllık Tarihi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.241
Gösterim
Adı:
Seks ve Ceza
Alt başlık:
Arzuyu Yargılamanın Dört Bin Yıllık Tarihi
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056355981
Çeviri:
Orhan Düz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kolektif Kitap
Kraliyet metresleri, eşcinsel at arabası yarışçıları, ortaçağ travestileri, cadılar, keçi seviciler, rahibe fahişeler ve Londralı kiralık oğlanlar gibi aykırı oyuncuların renklendirdiği seks tarihinde bir çağ ve toplumda hoşgörülen davranışlar bir ötekinde en ağır şekilde cezalandırıldı. Ancak seks dürtüsü antik çağlardan beri kendini dizginlemeye çalışan her türlü girişime karşı koydu. Seks ve Ceza, dört bin yıllık cinsellik, din ve mülkiyet üçgeninin açılarının çok da değişmediğini gösteriyor bizlere.



“Elbette tecavüz, zina, ensest ve seks hukuku alanına giren diğer tüm meseleler insanlığın varoluşundan beri vuku bulmuştur. Değişen tek şey, insanların birbirlerinin bedenlerini kontrol etmek için kullandıkları yöntemler ve bu yöntemleri kullanma gerekçeleridir.”



Eric Berkowitz Antik Mezopotamya’da zina yapan bir kadının kazığa oturtulmasından başlayıp 1895’te Oscar Wilde’ın “büyük ahlaksızlık” suçuyla hapis cezası aldığı döneme kadarki seks hukukunun uzun tarihini gözler önüne seriyor.



“Seks ve Ceza, seks ve günah üzerine dudak uçuklatan bilgilerle dolu.”

Guardian



“Ustalıkla yazılmış aydınlatıcı bir yapıt.”

Literary Review
Eski çağlardan başlayarak 19. yüzyılın sonuna kadar kronolojik olarak anlatılmış güzel bir eser. Kitabı okuduktan sonra kadının toplumdaki yerini görmemi bir kez daha sağladı. Bunun dışında insan hayatının ne kadar ucuz olduğunu bir kez daha gözler önüne seren kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
Kraliyet metresleri, eşcinsel at arabası yarışçıları, ortağ çağ travestileri, cadılar, keçi seviciler, rahibe fahişeler ve oglancılık;Eski çağlardan başlayarak 19.yüzyılın sonuna kadar toplumun verdiği tepkileri, cezaları kronolojik olarak anlatan bir eser.Cezaların mantıksızlıgı, kadınların tecavüze ugramasına rağmen suçlu görülmesi toplumda kadının değerini bir kez daha gözler önüne sürüyor.Seneler, yıllar, asırlar geçmiş ama hala ilerleyememiş olmamızı gözler önüne seriyor.
Seks ve cinselliğin 4 bin yıllık tarihi. 19. yy sonuna kadar detaylı anlatılmış olsa da az da olsa 20.yy örnekleri de var. Ama kitap coğrafi olarak Avrupa ve Amerika ya odaklanmış durumda. İslamiyet öncesi Ortadoğu anlatılsa da sonrası hiç yok. Asya, Afrika ve Uzakdoğu kültürü de maalesef hiç değinilmemiş konular arasında. Bunun için tüm insanoğlunun değil de tarih boyunca Avrupa'nın (yani Hristiyanlığın) cinsel ilişkilere bakış açısını anlamak için iyi bir kaynak.
Tarih boyunca seks suçlarına verilen cezaların kronolojik olarak anlatıldığı güzel bir eser.

Ben daha çok sosyolojik temellerine giren bir eser bekliyordum ama ne yazık ki öyle çıkmadı. Gene de okunmaya değer.
Tarih boyunca cinsel yasakların nasıl değişti ve ne cezalar verildi? Cinsel tabuların zaman ve mekanda nasıl değişkenlik gösterdiğini, böylelikle hiçbir zaman tek bir doğru olmadığını fark edeceksiniz. Mutlaka okuyun. Tarih boyunca kurulan mahkemelerin cinsellikle ilgili olan davalarına, yaşanmış hikayelere yer veren eğlenceli ve düşündürücü bir kitap.
İnsan ve tarihe çok meraklı olmama ve tarihle ilgili olabildiğince fazla kitap okumama rağmen bu kitabı okuyana kadar anlamlandıramadığım pek çok şeyin yerli yerine oturduğunu gördüm.
Zira bu kitap bana gösterdi ki kendi türümüzü, yani insanı iyi tanımadan, tarihi ve tüm pozitif bilimleri öğrenseniz de birçok konuyu anlamak, taşları yerine oturtmak mümkün olmuyor.
Örneğin erkeğin kadını kendine bağımlı kılmak için, kendi hazzından da fedakârlık yapabileceği düşünülebilir mi?
13. Yüzyıl Yahudi Keşişi Isaac Ben Yedaya: Kadının ilişkiden haz almasının önlemek veya daha az haz almasını sağlamak için erkeklerin sünnet olmasını savunuyor.
Keşiş Yedaya: “Sünnetli erkek çok çabuk uyarılıp kadınla ilişkiye geçer geçmez orgazma ulaşır fakat kadın bu acele ilişkiden hiçbir zevk almayacağı için mahcup ve şaşkın bir halde kocasını arzulamaya devam eder” (bu sebeple sünnet olun) diyor.
İnsan türü gibi başka türlere olduğu kadar eşine de bu kadar acımasız olabilen bir başka tür var mıdır acaba?
Ayrıca bu kitap başta seks olmak üzere birçok cezanın, olası zararları, tehlikeleri önlemek maksadıyla değil, bazı hazların, faydaların sınırlı bir seçkin grubun tekelinde kalması, dolayısıyla da onların diğerlerinden farklılığı ve “üstünlüğü”nün korunması için verildiğini çok güzel gözler önüne sermektedir.
Zira belirli bir zümrenin sınırsız sayıda partnerle, sınırsız seks yapabildiği toplumlarda seks cezalarının daha aşırı uygulandığını, hazlar çoğaldıkça ve hazlara erişim kolaylaştıkça da suç sayılan davranışların, “suç” vasfını yitirdiğini bu kitap ortaya koymaktadır.
Bu kitabı okuduğunuzda insanı, yani kendi türünüzü tam olarak tanımadığınızı ve zalimlikte insanla yarışabilecek başka bir türün bulunmadığını da anlamak mümkün oluyor.
Bütün eski uygarlıklar, insanların cinsel yaşamlarını kontrol etmeyi amaçladılar.
Mevcut düşünceye göre “iyi kızlar” cinsel yolla hastalık bulaştırmazdı, bunu sadece “kötü kızlar” yapardı. Erkekler masum kurbanlardı.
Tanrı’dan çok yeryüzündeki paradan söz ediliyordu. Giderek artan sayıda insan için cennet artık iyi bir hayat yaşadıktan sonra gidilecek yer değil, burada ve şimdi tadılan bedensel hazlar ve maddi bolluk demekti.
Evlilik, babaya varis değil de devlete savaşçı sağlamayı amaçlayan bir kurumdu. Sparta devleti, babası yurttaş olduğu sürece kadının çocuğunun nereden geldiğini umursamıyordu.
Bir ya da iki asır geriye veya ileriye gittiğimizde ya da bir ülkenin sınırını geçtiğimizde, bir toplumun zararsız eğlencesinin bir başkasının en ağır suçu olduğunu görürüz. Bu kitap da size bu hikayeyi anlatmayı amaçlıyor.
6. yüzyılda yaşayan koyu dindar Bizans İmparatoru Justinian, fahişeliği yasaklayıp Konstantinopolis’teki genelevleri kapattı ve genelev işletenlere para cezası verdi. Elde edilen para, fahişelerin yeni bir hayata başlamasına yardım etmekte kullanıldı. Kadın tüccarları kırbaçlanıp şehirden kovuldu.
Ur- Nammu döneminde nişanlı bir bakireye tecavüz etmiş bir adam ölümle cezalandırılırdı. Bu ceza, kıza karşı işlenen suçtan ziyade müstakbel damadın kıza sahip olacak ilk kişi olma hakkının elinden alınmasına işaret etmektedir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Seks ve Ceza
Alt başlık:
Arzuyu Yargılamanın Dört Bin Yıllık Tarihi
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056355981
Çeviri:
Orhan Düz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kolektif Kitap
Kraliyet metresleri, eşcinsel at arabası yarışçıları, ortaçağ travestileri, cadılar, keçi seviciler, rahibe fahişeler ve Londralı kiralık oğlanlar gibi aykırı oyuncuların renklendirdiği seks tarihinde bir çağ ve toplumda hoşgörülen davranışlar bir ötekinde en ağır şekilde cezalandırıldı. Ancak seks dürtüsü antik çağlardan beri kendini dizginlemeye çalışan her türlü girişime karşı koydu. Seks ve Ceza, dört bin yıllık cinsellik, din ve mülkiyet üçgeninin açılarının çok da değişmediğini gösteriyor bizlere.



“Elbette tecavüz, zina, ensest ve seks hukuku alanına giren diğer tüm meseleler insanlığın varoluşundan beri vuku bulmuştur. Değişen tek şey, insanların birbirlerinin bedenlerini kontrol etmek için kullandıkları yöntemler ve bu yöntemleri kullanma gerekçeleridir.”



Eric Berkowitz Antik Mezopotamya’da zina yapan bir kadının kazığa oturtulmasından başlayıp 1895’te Oscar Wilde’ın “büyük ahlaksızlık” suçuyla hapis cezası aldığı döneme kadarki seks hukukunun uzun tarihini gözler önüne seriyor.



“Seks ve Ceza, seks ve günah üzerine dudak uçuklatan bilgilerle dolu.”

Guardian



“Ustalıkla yazılmış aydınlatıcı bir yapıt.”

Literary Review

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • Zeynep Gokmen
  • Betül Tanta
  • memiço
  • Onur
  • Hüseyinloi
  • Hatice Nur
  • Caner İlya Heisenberg
  • Toygar Çaparoğlu
  • Can Kutlu
  • Şeyma irem

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (4)
9
%20 (2)
8
%30 (3)
7
%0
6
%0
5
%10 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0