Semerkand - Sayı 184 (2014 Nisan)

·
Okunma
·
Beğeni
·
37
Gösterim
Adı:
Semerkand - Sayı 184
Alt başlık:
2014 Nisan
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
58
Format:
Karton kapak
ISBN:
9771302507009
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Semerkand Yayıncılık
“İnsanın asıl ve en büyük derdi kendisidir” desek abarttığımızı düşünür müsünüz bilmem. Az çok tasavvufî okumalar yapmış, sohbet dinlemiş olanlarımız manevi hayatımız bakımından sözün doğruluğunu onaylayacaklardır. Çünkü neredeyse bütün İslâmî metinler kişinin Rabbiyle arasındaki perdenin yine kendisi olduğunu anlatır. Öyle ya, gaflet uykusundan uyanmayan, bunca afakî ve enfüsî işaretlere rağmen ibret almayan, hakikate kör ve sağır kalan, ebedi yolculuğuna hazırlık yerine tuhaf bir uyuşmuşluk haline gömülen başkası değil; kendimiz. Diğer taraftan, üzerinde bir varoluş borcu olan farizaları az çok yaptım diye, üstelik cümle alem yolunu kaybetmiş görünürken, kendini kurtulmuş gören de başkası değil; kendimiz.

“İnsan en kolay kendine yalan söyler” derler. İyi, doğru, güzel olduğumuza inanıyor; temennilerimizi, hayallerimizi kendi gerçekliğimiz zannediyoruz. Yanlışlarımız için daima kendi dışımızda mazeretler, bahaneler bulup yalana tutunuyoruz. İçimizde büyüttüğümüz “ben” adeta bütün alemi dolduruyor, gönül gözünü, ibret nazarını körleştiriyor. Hak söze, hayır nasihate sağırlaştırıyor. Kendi ürettiğinin dışında başka gerçeklik tanımıyor.

Asıl derdimizin kendimiz olma hali sadece manevi hayatımız için değil, dünyevî sıkıntılarımız için de geçerli. Başımıza gelenler büyük ölçüde yine kendimizin bize ödettiği bedeller. “Akılsız başın sıkıntısını ayaklar çeker” demişler. Burada baş aklı, ayak insanın bütününü temsil ediyor. O akıl başkasının aklı değil ki. Kısaca, şerlerin kaynağını dışarıda değil, kendimizde aramak gerekiyor. Mukaddes Kitabımız da bunu söylüyor.

Öyleyse “ben” ve “benlik” üzerine düşünmek, belki kendimizle bir hesaplaşmaya girişmek gerekiyor. Bu murakabe ve muhasebe hali önümüzde bir hedef olarak duran kendini tanıma erdemine dair kıymetli bir adım olabilir. Bu düşüncelerle “Benlik Çıkmazı”nı dikkatinize sunuyoruz.

Bu ay sonunda tevafuk eden Üç Aylarınızı ve bu kutlu başlangıçla gelen müjdeli Regâib kandilinizi tebrik ederiz. Mayıs sayımızda buluşmak üzere inşallah…
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Semerkand - Sayı 184
Alt başlık:
2014 Nisan
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
58
Format:
Karton kapak
ISBN:
9771302507009
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Semerkand Yayıncılık
“İnsanın asıl ve en büyük derdi kendisidir” desek abarttığımızı düşünür müsünüz bilmem. Az çok tasavvufî okumalar yapmış, sohbet dinlemiş olanlarımız manevi hayatımız bakımından sözün doğruluğunu onaylayacaklardır. Çünkü neredeyse bütün İslâmî metinler kişinin Rabbiyle arasındaki perdenin yine kendisi olduğunu anlatır. Öyle ya, gaflet uykusundan uyanmayan, bunca afakî ve enfüsî işaretlere rağmen ibret almayan, hakikate kör ve sağır kalan, ebedi yolculuğuna hazırlık yerine tuhaf bir uyuşmuşluk haline gömülen başkası değil; kendimiz. Diğer taraftan, üzerinde bir varoluş borcu olan farizaları az çok yaptım diye, üstelik cümle alem yolunu kaybetmiş görünürken, kendini kurtulmuş gören de başkası değil; kendimiz.

“İnsan en kolay kendine yalan söyler” derler. İyi, doğru, güzel olduğumuza inanıyor; temennilerimizi, hayallerimizi kendi gerçekliğimiz zannediyoruz. Yanlışlarımız için daima kendi dışımızda mazeretler, bahaneler bulup yalana tutunuyoruz. İçimizde büyüttüğümüz “ben” adeta bütün alemi dolduruyor, gönül gözünü, ibret nazarını körleştiriyor. Hak söze, hayır nasihate sağırlaştırıyor. Kendi ürettiğinin dışında başka gerçeklik tanımıyor.

Asıl derdimizin kendimiz olma hali sadece manevi hayatımız için değil, dünyevî sıkıntılarımız için de geçerli. Başımıza gelenler büyük ölçüde yine kendimizin bize ödettiği bedeller. “Akılsız başın sıkıntısını ayaklar çeker” demişler. Burada baş aklı, ayak insanın bütününü temsil ediyor. O akıl başkasının aklı değil ki. Kısaca, şerlerin kaynağını dışarıda değil, kendimizde aramak gerekiyor. Mukaddes Kitabımız da bunu söylüyor.

Öyleyse “ben” ve “benlik” üzerine düşünmek, belki kendimizle bir hesaplaşmaya girişmek gerekiyor. Bu murakabe ve muhasebe hali önümüzde bir hedef olarak duran kendini tanıma erdemine dair kıymetli bir adım olabilir. Bu düşüncelerle “Benlik Çıkmazı”nı dikkatinize sunuyoruz.

Bu ay sonunda tevafuk eden Üç Aylarınızı ve bu kutlu başlangıçla gelen müjdeli Regâib kandilinizi tebrik ederiz. Mayıs sayımızda buluşmak üzere inşallah…

Kitap istatistikleri