Şems-i Tebrizi'nin Öğretileri

·
Okunma
·
Beğeni
·
183
Gösterim
Adı:
Şems-i Tebrizi'nin Öğretileri
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944116947
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nüve Kültür Merkezi
Kendime dedim ki, "Beni yaratan Allah ile doğrudan doğruya konuşmadıkça ve sorduğum sorulara cevap almadıkça benim yemek veya uyku ile ne işim var? Bu âleme körü körüne yemek yiyip içmek için mi geldim? O'na neden geldiğimi ve nereye gideceğimi sormalıyım, ancak ondan sonra yemek yiyip uyuyabilirim. Ayrıca kurtuluşum ve sonum hakkında da bilgi almalıyım ki burada rahat ve dertsiz bir hayat sürebileyim. Çocukluğumdan beri amacım bu idi ve hep buna yöneldim. Hani bir çocuğun eli yandığı zaman annesi hemen harekete geçer, türlü çareler arar ya, İşte Allah da sevgisiyle bana öyle yardım etti."
-Şems-i Tebrîzi (Mak.A.130)-

Mevlana'nın Türk Tasavvuf Şiiri üzerindeki etkisi hiç kuşkusuz tartışılamaz. Bu nedenle, onun manevi hocası Şems'in öğretileri birçok konuyu aydınlatmak bakımından önem arz etmektedir. Ayrıca Şems ve Mevlana arasında nasıl bir bilgi alış verişi olduğunu, Şems'in kendi söylemlerinden öğrenmek mümkündür.

Şems-i Tebrizi'nin bize bırakmış olduğu tek eser onun "Makalat"ıdır. Makalat, konuşmalar demektir. Mevlana'nın Mesnevisi gibi bu eseri de Şems kendisi kaleme almış değildir. Konya'da bulunduğu iki buçuk yıl boyunca medrese ve camilerde verdiği vaazlardan oluşan bu eser, Mevlana'nın teşviki ile müritleri tarafından kaleme alınmıştır. Bu konuşmalar mecmuası "Esrar-ı Şems al-Din-i Tebrizi" veya "Hırka-yı Şems-i Tebrizi" ünvanlarıyla da Mevleviler arasında bilinmekte idi. Fakat en yaygın unvanı "Makalat-ı Şems-i Tebrizi'dir. Şems'in Makalatı gelişi güzel konuşmalarından oluştuğu için dil, üslup ve anlatımda yer yer kopukluklar ve örgüde istikrarsızlıklar görülür. Hitap edilen kimi kişiler de esrar perdesinde gizlidir. Yazanlar, sanki Şems'in konuşmalarını bazen özet halinde yazmaya çalışıyorlardı. Onun aşk denizi çok çalkantılı olduğu için her an yeni dalgalar meydana gelmekte ve fikirlerdeki durgunluk yok olmaktadır. Bunu kendisi de şu sözlerle ifade etmiştir: "Bende yazı yazma alışkanlığı yok ve yazıya dökmediğim sözler bende kalır ve her an yeni bir şekil ve biçim alırlar" (Makalat).

Bu kitapta yer alan Şems'in konuşmaları (makalatı) karmaşık bir mozaikten kurulu olduğundan İran'da yayımlanan karşılaştırmalı metinler ile Türkçe ve İngilizce yapılmış çevirilerden de yararlanmak suretiyle yeniden düzenlenmiş ve konulara göre sıralanmıştır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
İbrahim Ethem'in Belh hükümdarlığını terk etme hikiyesi:

İbrahim Ethem Belh tahtını terk etrneden önce mal ve mülke
kaşı olan tutkusunu iyice azaltmış ve bedenini tamamıyla Allah'a
teslim etmişti. Buna ıağmen bir gün kendi kendine dedi: 'Acaba
neden tam kurtulamıyorum ve mana alemin esrarı bana açılmıyor?
Başka ne yapmalıyım?' Bu arada tahtında uyuya kalmıştı ama yarım uyku halinde idi. Muhafızları davul ve ney çalıp gülrültü koparıyorlardı. Ethem düşündü: 'Bunlar hangi düşmandan beni korumaya çalışıyorlar? Benim düşmanım (nefsim) zaten benim yanımda yatmaktadır. Siz beni nasıl koruyabilirsiniz? Ancak Altah'ın rahmeti beni koruyabilir.

Bu düşüncelerle meşgul iken yastıkla başını bir kaldınp bir indiriyordu. Sevenler nasıl uyuyabilir ki?

Tam bu srada köşkiln damında ayak sesleri duyulmaya başladı. Bu sesler Sultanın hem korkusunu hem de hayretini artırdı ve düşündü: 'Muhafızlarıma ne oldu? Neden bu insanlara engel olmuyorlar'. Muhafizlara bağırmak istedi, sesi çıkmadı, Bu arada birisi damından aşağıya kafasını uzatarak seslendi: "Tahta uyuyan sen de kimsin?" Ethem "Ben sultanım asıl siz köşkümün damında ne anyorsunuz?" Damdakiler "Biz birkaç devemizi kaybettik onları arıyoruz" diye cevap verdiler. Sultan, "Siz deli misiniz? Kaybettiğiniz develerin damda ne işleri var?" Onlar cevap verdiler: "İyi, öyle ise sen neden Allah'ı tahtında arıyorsun? İnsan Allah'ı orada mı bulur?" Bu olaydan sonra kimse Sultanın izine rastlamadı. O çekti gitti, bir sürü canlar da onunla gitti (Mak,A,27; Mak.M.85;Kon.49-50).
Erkan Türkmen
Sayfa 29 - NÜVE KÜLTÜR MERKEZİ - 2. Baskı - Arallk 2007
41- Allah'ın gerçek kullarının dünyada fazlı gözleri yoktur: İlahi bilgisine talip olanlar ve böyle bir talep peşinden koşanlar ve heveslerden kurtulup ruhun kokusunu arzu edenler arasında
bazıları samimi bazıları ise sadece davacıdırlar. Bakalırn, eğer onların dünyalık işlerine fazla meyilleri varsa o zaman onlar yalancı
ve yalnızca dava peşinde olanlardır. Gerçi bu sözlerim biraz sert
olabilir ama benim onlarda katmak istediğim sertlikten yinede yumuşaktırlar. Şimdi düşünün, siz ve biz vanz, bu da zaten kryametin
belirtisidir zira bir derviş ve Allah kulu için bu an ve kıyamet ikisi
de aynı şeylerdir.

Bir gün Beyazıt Takava minberde şunu söylüyordu, "Sözümü
anlayan bir cemaat istiyorum, yoksa bu tahta minber gibi olanları
değil". o sırada bir kadın ayağa kalkıp peçesini açtı.
Beyazıt, "Otur, kadın' dedi. Kadın dedi,
Kadın; "Ey şeyh! Ey davacı! Sende o (manevi) hal yok. Sözlerin doğru ama sen bunlara layık değilsin, çünkü onları sana ait değil ve aslında senin işin de değil. Kıyametin gerçek anlamı korku ve dehşettir. Kadın ve erkekler arasında bir fark olmamalıdır, hepsi biri birine karışmış olmalı". Beyazıt sustu kaldı
(Mak.M. 701-702; Chittick 240 az farklı).

Not: Yukarıdaki konuşmada Beyazıt Takava'nın kim olduğu hakkında bilgi yoktur.
10- Kervansarayın bir köşesinde idim.

Birisi bana sordu, "Tekkeye gelmeyecek misin?” Dedim ki, "Ben kendimi tekkeye lâyık görmüyorum ve bu konuda fazla bilgim de yok. Tekke yemek içmek derdinden uzak ve vakitlerini hoş geçirmek isteyenler içindir. Onun için bana göre bir yer değil”.

Sordular, "Peki, medreseye gelmez misin?” "Ben tartışmayı sevmem ve eğer kelimelerin derinliğini bilsem o zaman tartışmaya ne gerek var? Eğer kendi fikirlerimi tartışmaya açsam, bana gülerler ve kâfir derler.

Benim gibi bir garibe ancak bu kervansaray yakışır” dedim.
(Mak.A. 102;Kon. 101)
Erkan Türkmen
Sayfa 61 - NÜVE KÜLTÜR MERKEZİ - 2. Baskı - Arallk 2007
Düyaya geliş amacı

"Ey düğünleri çözme yolunda yok olup giden kişi ! ''

İnsanı bir amaç için yarattılar (gönderdiler), yani insan kendisinin nereden geldiğini ve nereye gideceğini bilmeli. Görsel ve içsel tüm duygular bu amaç için verilmiştir. Fakat insanlar bu duyguları başka işler için kullanırlar. Hayat mutlu ve hoş bir hale getirmek için emniyet aramazlar, sonunu ve başlangıcını da merak etmezler. Bu dünyada en güzel uğraş ilimdir ama bazıları bu ilmi yukarıdaki konu için kullanmayıp zamanlarını boşa harcarlar. En başarılı araştrmacılar ömürlerinin sonunda şunu söylerler, "Bu dünyadan biz ya|nızra ıstırap ve sıkıntı elde ettik". Bu nasihat bütün aleme ders olsun. Zaman (ölüm vakti) gelince, artık bu konuda yorum yapma ve acı çekme fırsatı kalmaz:

'Ruhlarımız cisimlerimizden ötürü korku içinde,
Dünyada kazandığımız eziyet ve sıkıntıdan başka ne kaldı elimizde?'

(Fak-i Razi; Mai. M.678)
Erkan Türkmen
Sayfa 47 - NÜVE KÜLTÜR MERKEZİ - 2. Baskı - Arallk 2007
Aşıklar sana canlarını armağan olarak getirseler de ne fayda?
Bu kimyonu Kirman'a götürmeye benzer.

.... Kimyonun bol yetiştiği şehir Kirman'a kimyon armağan olarak götürürse iz de pek yararı yok.
Şems henüz çocuk iken bazı olağanüstü hallere sahipti; öyle ki babası bile onu anlayamazdı. Şems bu durumu Makalat'ında şöyle anlatı: "Bu duacı kiiçüklükten beri acayip olaylarla kaşılaşıyordu. Kimse bu halimi bilemezdi. Babam bile bu durumumu bilmezdi. Bana bir gün 'Sen yoksa deli misin? Hangi yoldasın bilmem? Nefsi terbiye edecek riyazetin falan yok' dedi ve sitemlerde bulunurdu. Bende kendisine şunu söyledim 'Senin ile olan ilişkim bir ördek yrumurtasının tavuk altına koyup kuluçkaya yatmaya benzer. Kuluçka devresi bitince civciv
çıkar ve büyüyünce ırmağın kenarına gider gitmez suya atlar fakat
annesi tavuk olduğu için bunu yapamaz, ırmağın kenarında kala
kalır. Şimdi babacığun ben deniz ile haşır neşir oldum. Bu su benim vatanım ve halimdir. Eğer sen de benim gibi isen o zaman gel gir bu suya, yoksa git tavulların yanına'. Babam dedi ki 'Eğer senin dostlarına davranışın bu ise düşmanlarına neler yapmazsın!'
(Mak.M.77l Kon.42).
Erkan Türkmen
Sayfa 18 - NKM YAY|NLARI 2.BASKI

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şems-i Tebrizi'nin Öğretileri
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944116947
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nüve Kültür Merkezi
Kendime dedim ki, "Beni yaratan Allah ile doğrudan doğruya konuşmadıkça ve sorduğum sorulara cevap almadıkça benim yemek veya uyku ile ne işim var? Bu âleme körü körüne yemek yiyip içmek için mi geldim? O'na neden geldiğimi ve nereye gideceğimi sormalıyım, ancak ondan sonra yemek yiyip uyuyabilirim. Ayrıca kurtuluşum ve sonum hakkında da bilgi almalıyım ki burada rahat ve dertsiz bir hayat sürebileyim. Çocukluğumdan beri amacım bu idi ve hep buna yöneldim. Hani bir çocuğun eli yandığı zaman annesi hemen harekete geçer, türlü çareler arar ya, İşte Allah da sevgisiyle bana öyle yardım etti."
-Şems-i Tebrîzi (Mak.A.130)-

Mevlana'nın Türk Tasavvuf Şiiri üzerindeki etkisi hiç kuşkusuz tartışılamaz. Bu nedenle, onun manevi hocası Şems'in öğretileri birçok konuyu aydınlatmak bakımından önem arz etmektedir. Ayrıca Şems ve Mevlana arasında nasıl bir bilgi alış verişi olduğunu, Şems'in kendi söylemlerinden öğrenmek mümkündür.

Şems-i Tebrizi'nin bize bırakmış olduğu tek eser onun "Makalat"ıdır. Makalat, konuşmalar demektir. Mevlana'nın Mesnevisi gibi bu eseri de Şems kendisi kaleme almış değildir. Konya'da bulunduğu iki buçuk yıl boyunca medrese ve camilerde verdiği vaazlardan oluşan bu eser, Mevlana'nın teşviki ile müritleri tarafından kaleme alınmıştır. Bu konuşmalar mecmuası "Esrar-ı Şems al-Din-i Tebrizi" veya "Hırka-yı Şems-i Tebrizi" ünvanlarıyla da Mevleviler arasında bilinmekte idi. Fakat en yaygın unvanı "Makalat-ı Şems-i Tebrizi'dir. Şems'in Makalatı gelişi güzel konuşmalarından oluştuğu için dil, üslup ve anlatımda yer yer kopukluklar ve örgüde istikrarsızlıklar görülür. Hitap edilen kimi kişiler de esrar perdesinde gizlidir. Yazanlar, sanki Şems'in konuşmalarını bazen özet halinde yazmaya çalışıyorlardı. Onun aşk denizi çok çalkantılı olduğu için her an yeni dalgalar meydana gelmekte ve fikirlerdeki durgunluk yok olmaktadır. Bunu kendisi de şu sözlerle ifade etmiştir: "Bende yazı yazma alışkanlığı yok ve yazıya dökmediğim sözler bende kalır ve her an yeni bir şekil ve biçim alırlar" (Makalat).

Bu kitapta yer alan Şems'in konuşmaları (makalatı) karmaşık bir mozaikten kurulu olduğundan İran'da yayımlanan karşılaştırmalı metinler ile Türkçe ve İngilizce yapılmış çevirilerden de yararlanmak suretiyle yeniden düzenlenmiş ve konulara göre sıralanmıştır.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • lazcuk
  • Kalayci
  • Esra Çınar

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0