Sen Gittin Ya Ben Çok Güzelleştim

·
Okunma
·
Beğeni
·
30271
Gösterim
Adı:
Sen Gittin Ya Ben Çok Güzelleştim
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053114253
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Sadece hayatta değil, ayakta da kalarak, mutlu olarak, kahkaha atarak yeneriz düşmanlarımızı. En büyük intikam, intikamı bile düşünmemektir. En büyük intikam, bizsizliktir. En büyük intikam, senin aynada gördüğünü onun artık görememesidir...

Nilgün Bodur

Bir sene kadar önce eşyalarımı toplayıp sessiz sedasız giderken biliyordum terk ettiğimin terk edenim olduğunu. Gürültü çıkarmadığım, ağlamadığım, kapıları çarpmadığım, eşyaları kırmadığım için hissediyordum bu gidişin dönüşü olmadığını. Bazı gitmeler, beceriksizce teşebbüs edilmiş intihar gibidir.

Not bırakırsın, anlatırsın, ağlarsın... Geride kalanları acıtmaya çalışırsın. Hâlâ bir umudun olduğunu gösterir bu haber veriş, kendini özetleyiş. İşte böyle ölemezsin. Bağın varsa gidemezsin. Ben not bırakmadım giderken, çıt çıkarmadım. Çıkaracağım tüm seslerin duyulmayacağını anladım. Gitmedim aslında, kabullendim ve vazgeçtim. Kapıyı kaparken, kolundan tutanın olmadığında eyleminin adının terk etmek olmadığını anladım. Terk eden, terk edilmiştir. Ardında bırakacağı gürültü sadece başarısız bir intihar girişimidir.

Yani gitmek bana ait bir eylem gibi görünürken, anladım ki giden sendin.

Bir sene sonra geriye bakıyorum da, sen gittin ya ben çok güzelleştim...
256 syf.
·1/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda bu kitabı yorumlayıp başkası adına utandım:
1. bölüm : https://youtu.be/XQDPWYPEPDc
2. bölüm : https://youtu.be/M53ZQ52zLSI

"Her şey size anlamsız göründüğünde
evdeki tuvalet kağıtlarını sayın.
Ne kadar çoksa, o kadar umutlusunuzdur." (s. 34)
Büyük Yunan yazar Nilgün Bodur

Binlerce kişi tarafından satın alınmış, alanların sayesinde 130 baskı yapmış ve Goodreads sitesi de dahil yine onlarca kişi tarafından 10 puan verilmiş bu kitabın içinde neler yazıyor hadi hep beraber bakalım... İncelemeyi okurken yanınızdan tuvalet kağıtlarını, çay paketlerini ve baklavaları eksik etmezseniz sizin için daha verimli bir süreç olacağını düşünüyorum.

Öncelikle kitabın kapağında kel bir kafayla sağlanan muhteşem gizem unsurundan başlamak istiyorum. Biliyorsunuz ki, edebiyatta gizem unsuru çok önemli bir unsurdur. Hatta eğer bu gizemi çözebilirsek, kimin gitmesinden sonra Nilgün Bodur'un güzelleştiğini de anlayabiliriz.

Photoshop'ta bulanıklılık efekti verilmiş ve gizem üstüne gizem katılmış bu kişinin Jeff Bezos, Dwayne Johnson, Vin Diesel gibi kişiler olma ihtimali var. Eğer sizin de aklınıza başka kel adamlar geliyorsa lütfen belirtmekten çekinmeyiniz. Zira Nilgün Bodur'un güzelleşmesi dediğim gibi bu adamın gidişine bağlı, eğer bu adamın bağlantılarını çözersek Nilgün Bodur'un kitabının da neden binlerce kişi tarafından alındığını komplo teorileri eşliğinde çözme fırsatı yakalayabiliriz.

Kitabın içinden soğan ekmekli üç nokta dolu küçük bir kesit:
https://i.ibb.co/bQq9gTB/ahaha.jpg

Yukarıdaki sayfa örneğinde gördüğünüz gibi kitabın da büyük bir kısmında nokta kullanılmamıştır. Bence bu üç nokta edebiyatının kökenleri M.Ö. 3501. yılında yazı ve nokta henüz icat edilmeden önce Homo Nilgünüs Bodurus adlı bir ırkın üç noktayı icat etmesine kadar gidiyor.

Kitap zaten çoğu zaman sayfanın ortasına 3-5 kelimelik özlü sözler yazılarak etrafı boş bir şekilde bırakıldığı için bu kitabı satın almaya devam ederek eminim Türkiye'nin ağaç rezervlerine büyük bir katkı sağlıyorsunuz. Ülkemizdeki ağaçlar Hikmet Anıl Öztekin, Nilgün Bodur ve Miraç Çağrı Aktaş gibi isimler sayesinde eminim ki çok mutlu hissediyordur.

Hatta size Allah'ın varlığını Nilgün Bodur ile ispatlayabilirim. Çünkü aşağıda yazdığım alıntıyı okuduğum sırada ezanın okunmaya başlaması bence buna bir delil oluşturuyor.

"Karmaşık olan matematik değil, sayılara verdiğimiz değerler..." (s. 28) Bu da videolu kanıtı: https://www.instagram.com/p/B2bXWgjpw55/

"Biri beni 15 Şubat'a ışınlasın..." (s. 32)
Nilgün Bodur bu alıntıyla birlikte ne yapmak, nereye varmak istemektedir? Yoksa Doctor Who dizisindeki zaman yolculuğu yapacak sıradaki doktor Nilgün Bodur mudur?

15 Şubat 1564'te bilim insanı Galileo Galilei doğmuştur, acaba Nilgün Bodur onun astronomi çalışmalarına mı katılmak istemişti? Ya da 15 Şubat 1965'te hayatını kaybeden caz piyanisti Nat King Cole'un cenazesinde mi bulunmak istemişti? Gördüğünüz gibi Nilgün Bodur'un bu kitabı gerçekten de hayattaki çok şeyi sorgulatıyor ve kafanızın pek çok şekilde çalışmasını sağlıyor...

Kitabın pek çok yerinde yumurta, omlet, peynir, maydanoz ve baharatla ilgili Nilgün Bodur'un düşüncelerine konuk oluyoruz. Komodo ejderinin bıraktığı zehir gibi uzun sürecek bir zehre sahip olmamanız açısından kitaptan görüntü vermiyorum artık ama muhtemelen Ezhel'in süpermarketten çalarak büyük bir hırsızlık olayına imza attığı sosis ve salam olayının suçlusu da Nilgün Bodur'dur diye tahmin ediyorum.

"Daha da mutlu olmak istiyorsan otur üstüne bir de baklava ye..." (s. 70)

Nilgün Bodur bu alıntıdan 11 sayfa sonra "Instagram'da Şeyma Subaşı'yı takip etme." demiş fakat Şeyma Subaşı da Sadece Şeyma kitabında "Herkesi mutlu edemezsin, çünkü pizza değilsin." demişti. E şimdi biz baklavalı pizza yersek bu mutluluğu çifte katlamış olmuyor muyuz?
Vedat Milor bu karşılaştırmalı edebiyat incelemem hakkında ne derdi gerçekten merak ediyorum.

"32'li tuvalet kağıdı indirimdeyken
en az iki adet stoklamaktır hayat.
(...)
Her şey size anlamsız göründüğünde
evdeki tuvalet kağıtlarını sayın.
Ne kadar çoksa, o kadar umutlusunuzdur." (s. 34)

Evdeki tuvalet kağıtlarını saydığımda maalesef ki sayının 3 çıktığını gördüm. Bu yüzden Hikmet Anıl Öztekin'in çay edebiyatından etkilenerek bütün sermayemi yatırdığım çay hisselerinden paramı çekip, bütün paramı tuvalet kağıdı hisselerine yatırdım.
Artık daha umutlu olmak için daha büyük sebeplerim var...
Artık marketlerde 32'li tuvalet kağıdı indirimleri kovalamak için yaşayacağım...
Artık baklavalı pizza yiyeceğim...
Artık ben de cümlelerimi üç noktayla bitirip kitap yazabilecek seviyeye geldim...
Artık ben de Nilgün Bodur'un YouTube'daki videolarına ne kadar elim gitmese de "Like" butonunu konduracağım...

Çünkü tuvalet kağıdı UMUTTUR.
256 syf.
Çok satanlar listesinde görüp aldığım bu kitabı 45 dk'lık metro yolculuğumda bitirmiş bulunmaktayim.Konuşma dilinde anlatılan kitabın her sayfasını çevirdiğinizde ayrı bir hayal kırıklığı ile karşılaşıyorsunuz.Yazı puntosunu büyüterek 3 satırı bir sayfaya sığdırıp kitabı olduğundan fazla göstermek başarısızlığın kanıtı.
Küstahlık yapmak istemem. Fakat benim de söylemeden geçemeyeceğim bir kaç şey var.
Bu kitabı bir markette gördüm. Yazarı gibi kendini pazarlıyordu. Normalde bu tarz kitaplarla göz göze gelmekten kaçınırım. Fakat bu kez bir istisna oldu kitaba şöyle bir bakayım dedim. Tahmin ettiğiniz gibi satırların anlamsız, çarpık ifadelerle dolu olduğunu gördüm. Satır aralarındaki boşluklar daha anlamlı gibiydi.
Sizler de fark etmişsinizdir: Ülkede eğitimden siyasete, edebiyattan ticarete kadar tam bir disiplinsizlik, boş vermişlik, lakayıtlık hakim. Dolayısıyla bu tarz kitapların revaçta olması aslında yazarın değil okurun kalitesiyle ilgili ipuçları veriyor. Bu kitabın 1 Milyon basması şaşırtıcı mı? Bence değil. Acun Bey'den coğrafya ve müzik, Müge Anlı, Esra Erol, Hülya Avşar gibi bilge'lerden Hayat Bilgisi dersi alan bir gençlik ne yapsın? Cemil Meriç mi Tolstoy mu okusun, ne okusun?
256 syf.
·6 günde
Tek cümleyi koskoca sayfaya boca edenleri sevmiyorum bildiğin israf.
Kitabı kalın göstermeye çalışmayın,doldurun verdiğimiz paraya deysin.
Dolandırılmış gibi hissediyorum kendimi .
İçeriğinin de yarısı boş laf Nilgün Bodur'u sosyal medyadan takip ediyorum orda paylaştığı alıntılara aldanıp aldım çok pişmanım zaman kaybıydı.
256 syf.
·1/10
Kitabı internette her yerde görünce almaya karar verdim. İlk sayfalarını da beğendim çok iyi başladı. Sonrasında ise sıradanlaştı ve sonu çok zor geldi. Satış başarısını takdir ediyorum yalnız edebiyattan bir haber bir kitap. Okumazsanız hiç bir şey kaybetmezsiniz. Merak uyandıran kitabın adı olmasa bu kadar satacağını düşünmüyorum.
Lise öğrencilerine daha çok hitap eden bir kitap gibi geldi bana.
256 syf.
·Puan vermedi
Sayfa olarak fazla görünmesi için bir cümlenin bir sayfaya sığdırılmasını doğru bulmadım.kitabı okurken kendimi instagramda sörf yapıyormuş gibi hissettim.tam olarak popüler kültürü anlatıyor.Sıkılmıyorsunuz.Birçok kadının bildiği ama kendine itiraf edemediği gerçekleri anlatıyor.yaşamış ve anlatmış
256 syf.
·2 günde·9/10
Şiir tadında kitap herkes yazamıyor.Bence yazar Nilgün Bodur özellikle biz kadınlara(daha hassasız o bakımdan)güzel bir kitap yazmış,okumanızı tavsiye ederim.Bazı kadınlar(çoğu)aşk acısı,’elâlem ne der?’ acısı filan çekiyor ya ,çekmeyin...Herkes işine baksın,siz kendinize bakın..Maskeler yapın diyor güzelleşmek için değil ,kendinizi yenilenmiş hissetmek için..Ben beğendim ,keyifli okumalar dilerim .
256 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
En büyük intikam, intikamı bile düşünmemektir.
En büyük intikam, bizsizliktir.
En büyük intikam, senin aynada gördüğünü onun artık görememesidir.
Bana güvenirsen eğer, şöyle söyleyeyim
Seni üzeni şu an başka biri üzüyor.. bir yerlerde biri, bir diğerinin intikamını alıyor... başkasının hayatını mahvetmek değil, kendi hayatını yaşamaktır intikam...
256 syf.
Facebokta sürekli vidyolarına denk geldigim için alıp kitabı 1 saatte okudum ve bitmesi için adeta dua ettim.Bazı yerlerde çok saçmalıyor ve samimi gelmedi açıkcası.Biraz zaman kaybı gibi geldi bana.Kitabı biraz kalın göstermek için yazmış gibi olmuş.
256 syf.
·4/10
Sosyal medyanın da etkisinde beklentimin büyük olması ile çerez niteliğinde bir kitap olduğunu anlamam arasında geçen kısacık zamanın sonunda hayal kırıklığına uğratan kitap...

Kadınların ayrıldıktan sonra kuaföre gitme motivasyonu...

Yazarı kendini keşfettiğini sanıyor, ancak yaşadıklarının temelinde yatan psikoloji konusunda çok az fikri var... Bu durum da gayet normal. Kendini tam olarak keşfetmesi için yazmaktan ve yemek yapmaktan çok daha fazla, okumaya zaman ayırması gerekiyor...

Kitabın birçok bölümünde ; "Manavdan 3 kilo meyve alsaydım çok daha faydalı olurdu" diye düşünmeden edemiyorsunuz.
256 syf.
·3 günde·8/10
Ara ogun gibi atistirmalik bir kitap. Kafanizin yogun oldugu, kitap okuyamadiginiz bir surecte araya sıkıstırılacak guzel bir eser bence. Cogu kadininda duygularina tercuman oldugundan eminim.
%23 (58/256)
·Beğendi·10/10
Harika bir kitap güzel bir ders veriyor geçmişte çektiği acılar ciddiye almaması güzel bişey okudukca okuma isteği uyandıran bir kitap okuyorum daha başındayım sanırım güzel yol göstericim olucak bana .. :) keyifle sizde okuyabilirsiniz :)
Her gün kendimize bir şeyler eklediğimizi sanırken , aslında tükendik. Zor olan mutluluk değil. Her şeyi kolaylaştırırken, zorlaştırdık.
Eskiden Nokia 3310'larımızla "yılan" oynarken aldığımız hazzı bu gün 3D gözlüklerimizle oynadığımız oyunlar bile vermiyor...
Hayat ilginç.
Gün gelir, iç oğlanlar, padişah olur...
Hırsızlar zengin,
Metresler eş,
Eşekler adam olur.
Odundan kapı, taştan saray olur...
Gün gelir, kezbanlar destan,
Onları destan yapanlar,mestan olur.
Gün gelir, hadsizlik özgüven,
Saygı yalan, sevgi ise dolan olur...
Gün gelir, çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar katip olur...
Ama yine öyle bir gün gelir ki...
Verenler alır, gidenler uslanır, dönenler yalvarır...
Merdiveni koşarak çıkanların, gün gelir ayağı takılır.
Sevgisini vermeyen, gün gelir sevgisiz kalır.
Aldatan bir gün sadakat için, çalan bir gün  adalet için, döven bir gün şefkat için yalvarır.
Piyon deyip geçme,gün gelir şah olur,
Şaha da fazla güvenme,gün gelir mat olur
Öyle bir gün gelir ki sen bakmazken her şey hallolur...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sen Gittin Ya Ben Çok Güzelleştim
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053114253
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Sadece hayatta değil, ayakta da kalarak, mutlu olarak, kahkaha atarak yeneriz düşmanlarımızı. En büyük intikam, intikamı bile düşünmemektir. En büyük intikam, bizsizliktir. En büyük intikam, senin aynada gördüğünü onun artık görememesidir...

Nilgün Bodur

Bir sene kadar önce eşyalarımı toplayıp sessiz sedasız giderken biliyordum terk ettiğimin terk edenim olduğunu. Gürültü çıkarmadığım, ağlamadığım, kapıları çarpmadığım, eşyaları kırmadığım için hissediyordum bu gidişin dönüşü olmadığını. Bazı gitmeler, beceriksizce teşebbüs edilmiş intihar gibidir.

Not bırakırsın, anlatırsın, ağlarsın... Geride kalanları acıtmaya çalışırsın. Hâlâ bir umudun olduğunu gösterir bu haber veriş, kendini özetleyiş. İşte böyle ölemezsin. Bağın varsa gidemezsin. Ben not bırakmadım giderken, çıt çıkarmadım. Çıkaracağım tüm seslerin duyulmayacağını anladım. Gitmedim aslında, kabullendim ve vazgeçtim. Kapıyı kaparken, kolundan tutanın olmadığında eyleminin adının terk etmek olmadığını anladım. Terk eden, terk edilmiştir. Ardında bırakacağı gürültü sadece başarısız bir intihar girişimidir.

Yani gitmek bana ait bir eylem gibi görünürken, anladım ki giden sendin.

Bir sene sonra geriye bakıyorum da, sen gittin ya ben çok güzelleştim...

Kitabı okuyanlar 657 okur

  • Funda Gümüşbas
  • Kitap Sever Psikolog
  • Ümran İnce
  • Korhan Tokgöz
  • Haktan Bilgin
  • Adnan Mete Darboğaz
  • Kübra bayraktar
  • Canser Karakavuk
  • Nihal Salda
  • Emre Yol

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%20
14-17 Yaş
%6.7
18-24 Yaş
%13.3
25-34 Yaş
%20
35-44 Yaş
%33.3
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%85.1
Erkek
%14.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (62)
9
%3.9 (11)
8
%8.2 (23)
7
%7.5 (21)
6
%9.3 (26)
5
%8.2 (23)
4
%7.2 (20)
3
%5 (14)
2
%7.2 (20)
1
%21.1 (59)

Kitabın sıralamaları