Senden Önce Senden Sonra Scoundrels Serisi 3

8,8/10  (4 Oy) · 
16 okunma  · 
3 beğeni  · 
595 gösterim
Ona bir çok isim takmışlardı ama melek o isimlerden biri değildi...

Sebastian Ballister, Dainler'in adı çıkmış Markisi, çok kötü ve çok tehlikeli biriydi. Saygı duyulacak hiçbir kadın bu lanetli adamla birlikte olmak istemezdi. Dain Markisi'nin de onlarla ilgisi yoktu zaten. günah işleyip durmaktan vazgeçmiyor, gamsızca yolunda ilerliyordu. Ta ki bir gün bir dükkan kapısı açılana ve o kadın içeri girene dek...

O, bu dünyadaki en kötü adama aşık olamayacak kadar zeki bir kadındı...

Jessica Trent kararlı, genç bir kadındı ve erkek kardeşinin yoldan çıkmasına ne pahasına olursa olsun engel olacaktı. Onu kurtarmak hem ailesini hem de ailesinin geleceğini kurtarmak anlamına geliyordu. Ve genç kadın bu yolda gerekirse şeytanla işbirliği yapmaktan kaçınmayacaktı. İşin zor tarafı, karşısındaki şeytanın inanılmaz derecede karşı konulmaz oluşuydu ve esas kurtulması gereken Jessica'nın ta kendisiydi!
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2009
  • Sayfa Sayısı:
    370
  • ISBN:
    9789944821629
  • Orijinal Adı:
    Lord Of Scoundrels
  • Çeviri:
    Aslı Süreyya Sayman - Aslı Altan
  • Yayınevi:
    Epsilon Yayınları
  • Kitabın Türü:
Librarian 
21 Şub 11:47 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Yine uykusuz bir gecenin sabahındayım! Elimdeki romanlardan yüksek ölçekli kalp çarpıntısı etkisi çıtamı aşacağı ümidiyle her seferinde bir tane alıyorum ve başlıyorum. Hüsranlarım çoktu şu son günlerde. Loretta Chase'in okuyacağım ilk romanıydı. Biraz tarihi aşk romanı özlemiyle başladım ve... Sabah oldu:)

Rita Hunter benim tarihi aşk romanı yazarı favorilerimin başında geliyor sıkça belirtirim. Detaycıdır, yüzyıllar öncesine sizi anlamadan ışınlayıverir, kızları delicesine güçlü ve mağrurdur, erkekleri de son dakikaya kadar katır kadar inatçı. Judith McNaught, Julie Garwood da üst sıralardadır. Tabi ki tarihi aşk romanlarının asıl annesi Barbara Cartland'ı unutmak olmaz... Ve bu ilk romanıyla birlikte Loretta Chase'i de top listesine sokmuş bulunmaktayım. Elimde henüz başka bir romanı yok o nedenle ikinci şansının ardından yerini kesinleştirmek için beklemek zorunda. Ama şimdiki yeri de hiç fena değil.

Gelelim romana... Sebastian Ballister, nam-ı diğer Dain, çirkin bir çocuk olarak doğmasının faturasına büyüme çağlarında babası tarafından sevgisizlik ve itilmişlik eklenmiş ve ardı sırada girdiği ilk çevre olan okul ortamında küçük bir çocuğun kaldırmaya gücünün kolay kolay yetmeyeceği her tür hakarete ve şiddete maruz kalmış bir adamdır. Süreç içinde hayatta kalmak adına ya yok olup gitmek ya da güçlü olmak zorunda oluşu idrak ederek ikinci şıkkı seçer. Tabi bunun karşılığını da ruhunda insani tüm değerleri yok ederek öder.
Jessica Trent, döneminin kadınlarının aksine ayaklarının üzerinde durmayı bilen, zekasını bilgi ile bileylemiş, iç görüsü yüksek bir genç hanım. Başından oldukça sayıda evlilik ve bu evlilikler arasına da bol sayıda sevgili sıkıştırmış büyükannesinin kanatları altında büyümenin getirdiği farklı bir kadınsal algıya da sahip. Ve bu iki insanın yolları Jessica'nın erkek kardeşini yola getirme teşebbüsü sırasında kesişir. Güzel ve çirkin'in aşkı hem mecazi hem de gerçek anlamda yıldırım gibi ilk görüşte başlasa da yaralı yürek Dain, kendisinde sevilecek bir yan görmemesi nedeni ile ayak diremek adına elinden geleni ardına koymaz.

Malum bu tarz romanların çok çizgi dışı çıkış noktaları olmuyor. Ana karakterlerin mizacı üç aşağı beş yukarı birbirine yakın bir tarzda belirleniyor. Romanın başından ağzınız kulaklarınızda kalkmanıza sebep olacak tek etken yazarın bilek ve hayal gücüdür. Loretta Chase, bir kaç küçük kusur dışında bu güce sahip bir yazar izlenimi yarattı bende. Dain'i de Jessica'yı da çok sevdim. Dain ile birlikte kadere kahrettim, Jessica için işlerin yolunda gitmesini diledim.

Bundan sonra söyleyeceğim her şey artık tüyo ya da yorumun ötesine geçecek. O nedenle sadece okuyun diyorum;)