Adı:
Senden Önce Senden Sonra
Alt başlık:
Scoundrels Serisi 3
Baskı tarihi:
Mayıs 2009
Sayfa sayısı:
370
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944821629
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Lord Of Scoundrels
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınları
Ona bir çok isim takmışlardı ama melek o isimlerden biri değildi...

Sebastian Ballister, Dainler'in adı çıkmış Markisi, çok kötü ve çok tehlikeli biriydi. Saygı duyulacak hiçbir kadın bu lanetli adamla birlikte olmak istemezdi. Dain Markisi'nin de onlarla ilgisi yoktu zaten. günah işleyip durmaktan vazgeçmiyor, gamsızca yolunda ilerliyordu. Ta ki bir gün bir dükkan kapısı açılana ve o kadın içeri girene dek...

O, bu dünyadaki en kötü adama aşık olamayacak kadar zeki bir kadındı...

Jessica Trent kararlı, genç bir kadındı ve erkek kardeşinin yoldan çıkmasına ne pahasına olursa olsun engel olacaktı. Onu kurtarmak hem ailesini hem de ailesinin geleceğini kurtarmak anlamına geliyordu. Ve genç kadın bu yolda gerekirse şeytanla işbirliği yapmaktan kaçınmayacaktı. İşin zor tarafı, karşısındaki şeytanın inanılmaz derecede karşı konulmaz oluşuydu ve esas kurtulması gereken Jessica'nın ta kendisiydi!
370 syf.
·7/10 puan
Aslında kitaba sekiz puan verecektim ama finalini çok tatmin edici bulamadığım için kırdım. Kitap son derece sürükleyiciydi. Jess şimdiye kadar gördüğüm en iyi kadın karakterdi. Akıllı, tuttuğunu koparan ve sevgi doluydu. Dain'in geçmişi acı doluydu o yüzden hareketlerini bir yere kadar anladım. Finalde sadece biraz daha coşkulu olmasını beklerdim. Son dakikaya kadar seni seviyorum dememesi beni çıldırttı. Kız güzel, zeki ve sana şefkat gösteriyor ama sen kitabın sonlarına kadar direniyorsun. Kitabın sonlarına doğru Dain'in geçmişinde bazı sırlar ortaya çıkıyor. Açıkçası o sır Jess'in önüne geçti bence. Daha aralarında yeni yeni samimiyet oluşurken pat diye çocuk girdi olaya. Bütün ilgi ona döndü. Bundan hoşlanmadım. Bu ortaya çıkan duruma kimse Jess gibi sağduyulu , sevgi dolu tepki vermezdi. Dain öpsün başına koysun Jess'i. Finali dediğim gibi tam beğenemedin. Bir şeyler yarım gibi hissettirdi.
370 syf.
·2 günde·8/10 puan
Yine uykusuz bir gecenin sabahındayım! Elimdeki romanlardan yüksek ölçekli kalp çarpıntısı etkisi çıtamı aşacağı ümidiyle her seferinde bir tane alıyorum ve başlıyorum. Hüsranlarım çoktu şu son günlerde. Loretta Chase'in okuyacağım ilk romanıydı. Biraz tarihi aşk romanı özlemiyle başladım ve... Sabah oldu:)

Rita Hunter benim tarihi aşk romanı yazarı favorilerimin başında geliyor sıkça belirtirim. Detaycıdır, yüzyıllar öncesine sizi anlamadan ışınlayıverir, kızları delicesine güçlü ve mağrurdur, erkekleri de son dakikaya kadar katır kadar inatçı. Judith McNaught, Julie Garwood da üst sıralardadır. Tabi ki tarihi aşk romanlarının asıl annesi Barbara Cartland'ı unutmak olmaz... Ve bu ilk romanıyla birlikte Loretta Chase'i de top listesine sokmuş bulunmaktayım. Elimde henüz başka bir romanı yok o nedenle ikinci şansının ardından yerini kesinleştirmek için beklemek zorunda. Ama şimdiki yeri de hiç fena değil.

Gelelim romana... Sebastian Ballister, nam-ı diğer Dain, çirkin bir çocuk olarak doğmasının faturasına büyüme çağlarında babası tarafından sevgisizlik ve itilmişlik eklenmiş ve ardı sırada girdiği ilk çevre olan okul ortamında küçük bir çocuğun kaldırmaya gücünün kolay kolay yetmeyeceği her tür hakarete ve şiddete maruz kalmış bir adamdır. Süreç içinde hayatta kalmak adına ya yok olup gitmek ya da güçlü olmak zorunda oluşu idrak ederek ikinci şıkkı seçer. Tabi bunun karşılığını da ruhunda insani tüm değerleri yok ederek öder.
Jessica Trent, döneminin kadınlarının aksine ayaklarının üzerinde durmayı bilen, zekasını bilgi ile bileylemiş, iç görüsü yüksek bir genç hanım. Başından oldukça sayıda evlilik ve bu evlilikler arasına da bol sayıda sevgili sıkıştırmış büyükannesinin kanatları altında büyümenin getirdiği farklı bir kadınsal algıya da sahip. Ve bu iki insanın yolları Jessica'nın erkek kardeşini yola getirme teşebbüsü sırasında kesişir. Güzel ve çirkin'in aşkı hem mecazi hem de gerçek anlamda yıldırım gibi ilk görüşte başlasa da yaralı yürek Dain, kendisinde sevilecek bir yan görmemesi nedeni ile ayak diremek adına elinden geleni ardına koymaz.

Malum bu tarz romanların çok çizgi dışı çıkış noktaları olmuyor. Ana karakterlerin mizacı üç aşağı beş yukarı birbirine yakın bir tarzda belirleniyor. Romanın başından ağzınız kulaklarınızda kalkmanıza sebep olacak tek etken yazarın bilek ve hayal gücüdür. Loretta Chase, bir kaç küçük kusur dışında bu güce sahip bir yazar izlenimi yarattı bende. Dain'i de Jessica'yı da çok sevdim. Dain ile birlikte kadere kahrettim, Jessica için işlerin yolunda gitmesini diledim.

Bundan sonra söyleyeceğim her şey artık tüyo ya da yorumun ötesine geçecek. O nedenle sadece okuyun diyorum;)
370 syf.
·9/10 puan
Yazarı ilk kez okuyorum ve bu kitabının epey sevildiğini de duymuştum, aynı şekilde bende çok severek okudum eğlenceli ve keyifliydi. Herşeyin ötesinde kadın karakter çok cesur, akıllı, acımasız ve tuttuğunu koparan cinsten olunca da daha ne isterim ? Böyle kadın karakterleri seviyorum. Mızmız, nazlı , özgüvensiz tipler yerine kesinlikle böyle kadın karakterlere ihtiyaç var
.
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Jessica, kafasına koyduğu şeyi başarana kadar asla mücadelesini bırakmıyor ki karşısında medeniyetten bi haber, kaba, iri yarı , tek bakışıyla herkese gözdağı verebilen çirkin mi çirkin bir Marki olsa bile
.
Dain Markisi Sebastian, doğduğundaki çirkin görüntüsü yüzünden babası onun şeytanın çocuğu olduğunu söyleyerek oğlunun kendinden uzakta ilgisiz ve sevgisiz büyümesine izin verir. Gün gelir Sebastian, Dain Markisi olduğunda herkesin korktuğu ve hala çirkin bulduğu biridir. Kimsenin kendisine karşılıksız bişey vermeyeceğini kabullenerek hayatı boyunca istediği herşeyin ücretini ödeyerek satın almıştır.
.
Leydi Jessica ise kıt akıllı kardeşi Bertie’nin acımasız Markinin yanında dibe vurduğunu , kullanıldığını öğrendiğinde onu kurtarmak için Marki’nin karşısına çıkar fakat gördüğü bu vahşi adam herkesin aksine onu büyüler ama hiçbir şekilde buna Marki’yi inandıramaz. Artık kurtarılması gereken sadece kardeşi değil, hatta kendi kalbi bile değildir. Asıl kurtarmak istediği Dain Markisinin ta kendisidir.
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
370 syf.
·6/10 puan
Yine ben, yine romantik tarihi masallar. Sanırım bu türü okumaktan asla bıkmayacağım. Her ne kadar kurgu bilindik ve azıcık olaysız olsa da yine yüzümü güldüren ve başımı döndüren yerler yoktu diyemem. Okuyacak bir şey arayanlar bir şans verebilir.

Dain Markisi Sebastian Ballister çirkin bir bebek olarak doğmuş, çirkin bir çocuk olarak aşağılanmış ve nihayet şeytanın çocuğu olduğunu kabul ederek bu şekilde saygı kazanmıştır. Günah işlemekten çekinmeyen ve fahişelerle gününü gün eden çirkin prens ummadığı bir anda sert kayaya toslar. Bu kaya kardeşini Şeytan Dain Markisinin elinden kurtarmaya kararlı olan Jessica Trent'ten başkası değildir. Jessica bir erkek düşmanı olmasa da erkeklerin farkedilebilir ayrıcalıklarını küçümsemekten geri durmayan, dik başlı, sivri dilli bir güzeldir. Dain Markisi ile ilk karşılaşmasında adamdan nefret etse de yaydığı cinsel cazibeden etkilenmeden edemez. Jessica erkek kardeşini bu günah çukurundan kurtarmak için şeytanla savaşmaya kararlıdır fakat şeytanın çoktan kendisini gözüne kestirdiğinden habersizdir.

"Eğer çok geçmeden içeri dönmezsem..." dedi genç kadın sertçe. "İtibarım paramparça olacak. Umurunuzda olmadığını bilmediğimden değil. Ama sizi uyarıyorum, Dain, bunu sessizce kabullenmem ve siz..."
"Benim İtibarım yerle bir oldu," dedi Dain. "Ve sizin umurunuzda bile değil."
370 syf.
·9/10 puan
Çiftin arasında geçen tüm dialoglara bayıldım .Sebastian Ballister (Dain ) genel olarak hep tarıf edılen su acayıp yakısıklı klasık gözlere ziyafet asilzade tarifınden bu kadar uzak ama bu kadar karızma olabılırdı pek sevdım kendilerini:D Jessica Trent ise döneme göre zekası kendıne güveni cesareti ile nefisti zaten Dain ile anca böyle bir kadın başa çıkardı. Evlenme halleri öncesinde yasadıkları Jessica'nın erkek kardesi için Dain ile didişmesi hele o Dain'in evini bastığı sahneler acayip eğlenceli idi . Bazı konusmaları satranc hamleleri gbi resmen :D Jessica kocasını o kadar güzel sevdi arzuladı ki ve Dain tüm o koruyucu yüksek duvarlarının ardında nasıl tatlı naif kırgın bır adam . Sonda ortaya çıkan süprizlerle bas etmelerı falan hep akıllı bır kadının becerısını gösterdi . Ben zaten genel olarak akıllı cesur atak hatunlara bayılıyorum bu Hıstorıcallarda okuması çok leziz oluyor o zaman :D Yazrın ilk okudugm kıtabı ıdı cok begendım gercı ıkımcı okudugum bu kadar değildi ama olsun fıkrımız oldu :)
370 syf.
·1 günde·1/10 puan
Yazarın önceden bizde çıkan 2 kitabını okumuş ve yazdıklarını vasat bulmuştum. Senden Önce Senden Sonra'yı sırf yurt dışında dahi övüldüğü için almıştım ama almakla koca bir hata ettiğimi fark etmem uzun sürmedi.

Erkek karaktere hiç ısınamadım. Oldukça boş kafa, bencil bir karakterdi. Dain'nin kendi geçmişinin aynısını yaşayan birine anlayış göstermesini bekliyorsunuz. Ama gördüğümüz şey, toplumun ona zamanında yaşattığı zorlukları birebir bu kişiye de yaşattığı idi.

Jessica az biraz daha iyiydi fakat bana göre anlamsız bulduğum davranışları bir hayli fazlaydı.

Olay örgüsü de düşündüğüm kadar şahane değildi.
370 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Yine bir roman arayışına düşüp ne okusam acaba diye bakınırken, daha önce çokça rastlayıp es geçtiğim Senden Önce Senden Sonra kitabını okumaya karar verdim. Romanı geç saatlerde okumaya başlayıp- uykusuz bir gecenin ardından- bir günde bitirdim.

Bu tür aşk romanlarında kurgu hepimizce malum-esas kızımız ve esas oğlumuz birbirini sevmeye başlar, yanlış anlaşılmalar, engeller olur, bunları aşarlar ve mutlu son :)-, farklılık yaratabilecek olan tek şey yazarın üslup ve anlatımıyla bize duyguları en iyi şekilde aktarması ve hatta yaşatması olur.

Loretta Chase’in okuduğum ilk romanıydı. Yazarın dili sade ve akıcıydı. Fakat Romanı okurken duyguları tam olarak hissedemedim. -Belki de bu sıralar çok fazla aşk romanı okuduğum için olabilir.-Dolayısıyla bu benim için eksi bir puandı. Diğer kitaplarından birkaç tanesini okuduktan sonra yazar hakkında daha iyi bir kritik yapabilirim.

Konuya geçecek olursak; esas oğlumuz Şeytan lakaplı ahlaksız ve çapkınlığıyla ünlü herkesin korktuğu karanlık ve çirkin bir adam olan Lord Dain. Annesinin ilgisizliği babasının da katı eğitiminden sonra gitmiş olduğu yatılı okulda arkadaşlarının zorbalıklarına maruz kalmış. Yaşadığı bu sevgisiz ve yalnız geçen yıllardan sonra sert, korkulan ve tehlikeli birine dönümüştür.


Esas kızımız Jessica ise son derece mantıklı ,kararlı, silah kullanmak ve ata binmek gibi yetenekleri olan bir hanımdır. Jessica evliliğe sıcak bakmayan dönemin şartları itibariyle evde kalmış- Romanda Jessica’nın yaşının kaç olduğuna dair net bir açıklama yok ama benim tahminim 26- 27 yaşlarında olduğu- olarak nitelendirilir.

Jessica, aklı ve parası kıt olan erkek kardeşinin Lord Dain’i örnek aldığını onun gibi gece eğlenceleri ve fahişelerle gününü gün ettiğini öğrenir. Kardeşini Lord Şeytan’dan uzak tutmak için pazarlık yapmaya Dain’la anlaşmaya çalışır. Gelin görün ki Dain oldukça inatçı bir adamdır. Jessica’nın erkek kardeşinden uzak durmasını istediği günden itibaren Jessica’nın erkek kardeşiyle daha çok vakit geçirip Jessica’yı çileden çıkarmaya çalışır. Birde işin içine ilk karşılaşmalarından beri aralarındaki çekim girince birbirlerini alt etmeye çalışırken daha çok yakınlaşıp daha çok aşık olurlar.


Akıcı sürükleyici bir romandı. Ben keyifle okudum. Sizlere de iyi okumalar dilerim. :)
370 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Tarihi aşk romanlarını sevenler, boş zamanını değerlendirmek isteyenler için güzel akıcı bi kitaptı. Tavsiyem . Okumak isteyenlere duyurulur.
"Kadınlar yalan söylemezler, Lord Dair," dedi ve içeri girip ardından kapıyı yavaşça kapattı. "Sadece ... Tamamen bambaşka bir gerçeklikte yaşadıklarından ötürü öyle görünürler."
"Size gelince Bayan Cadaloz Trent..."
" Bu sevgi dolu isimlere bayılıyorum,"dedi Dain'e dik dik bakarak."Budala. Ahmak. Cadaloz. Tüm bunları duydukça kalbim küt küt atıyor."
"O halde mutluluktan mest olman için aklımdan geçen diğer isimleri de sana söyleyeyim."dedi Dain."Nasıl bu kadar aptal olabiliyorsun? .........
'' Senin bedelini ödedim. Bana aitsin. Ben bana ait olan şeyleri gözetirim. Onun Nick ve Harry'nin yanına yaklaşmasını da istemem.''
'' Aman Tanrım... Ben senin için atların kadar önemli bir varlık mıyım?Ah Daın! O kadar romantiksin ki. Böyle bir şeyi hiç beklemiyordum.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Senden Önce Senden Sonra
Alt başlık:
Scoundrels Serisi 3
Baskı tarihi:
Mayıs 2009
Sayfa sayısı:
370
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944821629
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Lord Of Scoundrels
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Epsilon Yayınları
Ona bir çok isim takmışlardı ama melek o isimlerden biri değildi...

Sebastian Ballister, Dainler'in adı çıkmış Markisi, çok kötü ve çok tehlikeli biriydi. Saygı duyulacak hiçbir kadın bu lanetli adamla birlikte olmak istemezdi. Dain Markisi'nin de onlarla ilgisi yoktu zaten. günah işleyip durmaktan vazgeçmiyor, gamsızca yolunda ilerliyordu. Ta ki bir gün bir dükkan kapısı açılana ve o kadın içeri girene dek...

O, bu dünyadaki en kötü adama aşık olamayacak kadar zeki bir kadındı...

Jessica Trent kararlı, genç bir kadındı ve erkek kardeşinin yoldan çıkmasına ne pahasına olursa olsun engel olacaktı. Onu kurtarmak hem ailesini hem de ailesinin geleceğini kurtarmak anlamına geliyordu. Ve genç kadın bu yolda gerekirse şeytanla işbirliği yapmaktan kaçınmayacaktı. İşin zor tarafı, karşısındaki şeytanın inanılmaz derecede karşı konulmaz oluşuydu ve esas kurtulması gereken Jessica'nın ta kendisiydi!

Kitabı okuyanlar 102 okur

  • sima
  • Duygu ERTEN
  • Çiğdem Cengiz
  • Gül G.
  • Dilek Yıldız
  • sibellla
  • Sabnalisa
  • Derya YILDIZ
  • Merve Nisa Ünal
  • Triganis

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.9 (7)
9
%18.9 (7)
8
%27 (10)
7
%13.5 (5)
6
%8.1 (3)
5
%2.7 (1)
4
%0
3
%5.4 (2)
2
%2.7 (1)
1
%2.7 (1)