·
Okunma
·
Beğeni
·
2163
Gösterim
Adı:
Seni Ben Uydurdum
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992739
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Made You Up
Çeviri:
Gamze Bulut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Seni Ben Uydurdum
Made You Up
“Hayatta mısın?”
“Evet.”
“Burada mı yaşıyorsun?”
“Evet.”
“Seni tanıyor muyum?”
“Evet.”
“Seni ben mi uydurdum?”

Alex her gününü gerçeklik ile sanrıları ayırt etmek için savaş vererek geçirmektedir. Doktoru, ilaçları ve kendine özgü başa çıkma yöntemleriyle ayakta kalmaya çalışırken, hastalığını herkesten gizler. Farklı bir lisede yeni bir başlangıç yapan genç kızın tek isteği derslere katılıp zorunlu toplum hizmetini yerine getirmek ve tabii ki üniversiteyi kazanmaktır. Ancak şizofreniyle mücadele ederken bu hedeflere ulaşmanın pek de kolay olmadığının farkındadır.Yeni okulundaki ilk gününde, ilk halüsinasyonundaki çocuğa benzeyen birine rastlayınca her şey daha da karmaşık bir hal alacaktır.

Alex aklından geçenlerin gerçekliğinden bile şüphe edip gerçek ile hayal arasındaki çizgiyi ayıramazken kime, nasıl güvenecek, geleceğini nasıl inşa edecektir?

“Aşk her şeyi fethedemese de bu savaşa katlanmayı daha kolay kılıyor… Okuyucular bu ilginç yolculuğa bayılacak.”
Bulletin of the Center for Children’s Books
416 syf.
·2 günde·6/10
Öncelikle söze nasıl başlamam gerektiğini bilmiyorum çünkü bu kitabı beğenip beğenmediğimi bilmiyorum.

Konumuz şizofren bir kız olan Alex’in 7 yaşındayken bir markette ıstakozlara bakarken yaşıtı olan çilleri ve deniz mavisi gözleri olan bir erkek çocuğunu yani Mavi Göz’ü görmesi ile başlıyor,birlikte ıstakozları tek tek suyun içinden alıp kurtarıyorlar marketi birbirine katıyorlar ancak Alex’in annesi ona ıstakozları kurtarmadığını böyle bir olayın gerçekleşmediğini söylüyor ve yanındaki çocuk hakkında ise hiçbir şey söylemiyor.Alex’te bu çocuğun bir hayal ürünü olduğunu düşünüyor ta ki 10 yıl sonra yeni başladığı okulunda Mavi Göz’ü görene kadar.Konu hakkında daha fazla açıklama yapmayacağım çünkü spoiler olabilir diye düşünüyorum.

Kendi fikirlerime gelecek olursak ben bu kitabın girişini, özellikle şizofren bir insanın gözlerinden bir hayatı gösterebilmesini,karakterlerini,olay örgüsünü,her sayfada farklı bir şey öğrenmemizi ve başından beri aklımda sürekli sorup durduğum sorulara cevap almam açısından beğendim.Ancak kitabın yeri geldiğinde kendini tekrarlamasını,olayların tekdüze gitmesini,kitapta geçen bazı olaylarda bir anlam kayması yani bir kopukluk oluşunu bütünlüğe uymamasını ve özellikle kitabın sonunu hiç beğenmedim. Bu hatalara rağmen bir şansı hakettiğini düşünüyorum bu kitabın.



Yazarın henüz ilk kitabı ve kendisi çok genç bir yazar bu yaşına rağmen böyle bir konuyu seçmiş olma cesaretini fazlası ile taktir ettim.Umarım bir dahaki kitaplarında ilk kitabında yapmış olduğu hataları tekrarlamaz.
Kitaplarla kalın :) .
416 syf.
·Beğendi·10/10
Alex, yedi yaşındayken markette tanıştığı o çocuğu halüsinasyon sanmıştı çünkü markette yaşananlardan sonra ne annesi ne de başka biri o çocuktan söz etmişti. Ancak on yıl sonra Alex on ikinci sınıfa yeni bir okulda başladı ve marketteki o çocuğu yeni okulunda gördü. İlk başta biraz ürktü, şaşırdı. Çünkü onun gerçek olup olmadığını bilmiyordu, çünkü Alex şizofreniydi.

Seni Ben Uydurdum, ne yazık ki keşfedilmemiş bir kitap ama ben popülariteyi fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. Yazar bazı yerlerde o kadar ters köşe yaptı ki, sindirmek için biraz beklemeye ihtiyaç duydum. Alex de Miles da çok ama çok sevdiğim karakterler oldu. Bence kitaplarda Miles gibi bir erkek karakter bulmak çok zor, hazır onun gibi bir karaktere rastlamışken sindire sindire okudum bu kitabı.

Kitap beni çok etkiledi çünkü olaylara bir şizofreni hastasının gözüyle bakıyoruz ve dolayısıyla biz de okurken neyin gerçek, neyin yalan olduğunu bilmiyoruz. Çok şaşıracağınız duygu yüklü bir kitap. Bence sizi de çok etkileyecek. Bir şans verin ve yarıda bırakmayın derim :):)
  • Yalancılar
    7.8/10 (96 Oy)60 beğeni188 okunma170 alıntı2.732 gösterim
  • Asla Asla
    8.0/10 (70 Oy)36 beğeni147 okunma25 alıntı2.629 gösterim
  • Amnezi
    8.4/10 (60 Oy)45 beğeni161 okunma23 alıntı2.637 gösterim
  • Siyah Damar
    7.9/10 (87 Oy)53 beğeni151 okunma122 alıntı2.588 gösterim
  • Çarpılma
    7.8/10 (69 Oy)46 beğeni149 okunma53 alıntı4.089 gösterim
  • Bir İz Bırak
    7.6/10 (85 Oy)72 beğeni195 okunma68 alıntı7.157 gösterim
  • Ruhumdaki Canavar
    8.2/10 (84 Oy)46 beğeni210 okunma114 alıntı2.904 gösterim
  • Kupa Altılısı
    7.2/10 (47 Oy)24 beğeni126 okunma13 alıntı1.607 gösterim
  • Kelebek ile Keman
    8.7/10 (67 Oy)64 beğeni137 okunma85 alıntı2.457 gösterim
  • Cam Şato
    8.3/10 (111 Oy)74 beğeni212 okunma46 alıntı3.983 gösterim
416 syf.
·10/10
Akşam başlayıp sabaha biten kitaplardan merhabalarrrr :) Şizofreni ile mücadele eden bir kızı anlatıyor ve bunu "Aman Allahım ne kadar karamsarım, keşke ölsem" diye tutturarak değil. Benim şizofreni hakkında bildiğim sığ bilgi kadarıyla hepsi intihara meyilli, halüsinasyon mu gerçek mi emin olamayan, korkularından kurtulamayan kişiler. Şizofren bir karakteri ilk kez korku, aksiyon değil de gençlik kitabında okumak ne güzelmiş :) Onlarında gençlikleri, hayatları, aşkları var :)
416 syf.
·6/10
Her incelemem de Aycan’ın ismi geçmeye başladı yakında ismini kullanmaktan bana telif atacak hatta ama bunu da fuarda yarı onun yönlendirmeleri yarı aklımın onca kitap arasından çelinmesiyle aldım dhdjd

Kitabı, kitabın etkisinden böyle birkaç gün çıkamayacakmışım gibi büyük beklentilerle, çok seveceğimi düşünerek başladım fakat sadece sevdim. Yani bu kulağa kötü geliyor ama aslında değil, sadece benim beklentim çok fazlaydı.

Kitap Alex’in yedi yaşında markette bir çocuk tarafından akvaryumun üzerine kaldırılıp, oradaki ıstakozları salmasıyla başlıyor ve sonra anlaşılıyor ki onu kaldıran kimse yok. Gördüğü çocuk sadece bir halüsinasyon. Ve aradan geçen on yıllık süreç içerisinde de Alex’e şizofren teşhisi konuluyor ve asıl olaylar Alex’in yeni bir liseye başlayıp orada halüsinasyonlarındaki çocuğa çok benzeyen bir çocukla, Miles ile tanışıyor ve sonra olaylar başlıyor.

Bu zamana kadar baş karakterin şizofren olduğu kitapları hep Koridor Yayınlarından okudum ve bilirsiniz, Koridor yayınları genel olarak polisiye, gerilim ağırlıklı türleri basan bir yayınevi. Bu yüzden hep şizofren kitaplarını şiddet, gerilim kitaplarında okudum ve bu kitap benim için tamamen farklı bir deneyimdi ve ben şizofrenin bu kitapta işlenmiş olduğu halini daha çok sevdim.

Kitapta bazı yerler gerçekten çok hoşuma gitti, bazı yerlerde sesli falan güldüm hatta ama bazı kısımlarda da olaylar belli bir süre durağan bir hal aldığı için o kısımlarda (100-250) arası biraz sıkıldım.

Genel olarak tüm karakterlerden hoşlandım fakat en sevdiklerim Kamu Takımı ve Celia oldu. Aslında Celia’yı sevdiğim söylenemez pek ama sanırım bu kadar nefreti hak etmediğini düşünmem beni ona yakınlaştırdı. En azından Alex’den daha yakın hissettim ona kendimi çoğu zaman.

Alex ve Miles’ı daha fazla sevebilirdim ama kanım onlara çok kaynamadı… hem Celia hakkında düşündükleri hem de bilemiyorum. Bana biraz ulaşılamaz ve soğuk gözüktüler. Sanırım bu yüzden.

Kitapta en çok hoşuma giden/sevdiğim şeyler: Evan, Ivan (yoksa Ian mıydı?), birini tuttum oyunu, yeni bir bileşim olan Nane ve Hamurişi (Aycaan), Piton, Mein Chef, Patron, Milesie (hepsi aynı kişiye ait jfkdd) ve Miles’in kabadayı gibi gözükmek için üzerine giydiği ağırsıklet ceketi, çokça sevildiniz!
416 syf.
·Beğendi·9/10
Kitap hem çok akıcı hem de okuma isteği uyandırıcıydı. Kitabı okurken yaşadığımı hissettim.

Kitabın konusu şizofren bir kız üzerini açıkçası şizofrenliğin ağır bastığı bir kitap okumak istiyorsanız pek uygun olduğunu düşünmüyorum çünkü daha çok genç kurgu kategorisinde. Ama benim için zaten bu kısım fazla önemli değildi.

 

Kitabın bayıldığım bir diğer noktası ise karakterleri oldu. Kötü karakteri bile çok sevdim.


Eğer genç kurgu ve şizofren birleşimi bir kitap okumak istiyorsanız kesinlikle öneririm. Ben kitabı gerçekten sevdim.
416 syf.
·Beğendi·10/10
Şizofren bir kızın hayatını anlatıyor kitap. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı buldum. Gerçekten beni çok etkileyen bir kitap oldu. Gerek karakterleriyle gerek hikayesiyle özgün ve güzel bir kitap olmuş. Hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan biriydi
416 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Ben kitabı gerçekten çok beğendim. Hem çok akıcı hem de okuma isteği uyandırıcıydı .Okurken yaşadığımı hissettim .Konusu şizofren bir kız üzerine,genç kurgu ve şizofren birleşimi bir kitap okumak istiyorsanız kesinlikle öneririm.

Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı buldum. Kitabın başka bir hikayeyle benzerliğini görmedim tamamen özgündü.
Birazda beni korkuttu açıkçası...Beni yanılttığı için mutluyum .Unutmayacağım kitaplar arasında yerini aldı.:)
416 syf.
·10/10
Harika bir kitap okudum, aslında bu kitap beni biraz korkutuyordu.. Beni yanılttığı için mutluyum. Unutamayacağım kitaplar arasında yerini aldı.

Kitaptan neden bu kadar hoşlandığımı elimden geldiğince yazmak istiyorum.

İlk olarak, okurken hiçbir şekilde başka bir hikayeyle benzerliğini görmedim. Tamamen özgündü. Farklıydı. Alex'ten tutun, okul müdürü McCoy'a kadar. Herkes kendi kafasındaydı ve bu çok güzeldi.

Kitapta sadece Alex'in hastalığı ve halüsinasyonları üzerinde durulmayıp, bir efsanenin olması, herkesin farklı dertlerinin olması ve bir yerde birleşmesi bir yazarın ilk kitabı için gerçekten iyiydi.

Meijer'deki Mavi Göz'le karşılaşma olayının üzerinden on yıl sonra başlıyor kitap. Alex'in yeni okuluna başlamasına az kalmış oluyor ve Finnegan'da çalışıyor. -Şöyle bir şey var Finnegan bile değişikti. Kitaptaki her şey farklı. Belki de ben büyütüyorumdur ama yine de bana öyle geldi.

Finnegan'da çalışırken yanında Tucker var, Tucker'la konuşurken Miles içeri giriyor. -Şimdi bu biraz saçma olacak biliyorum ama Miles'ın gözlüklerini elimde olmadan güneş gözlüğü diye hayal etmiştim. Neyse.

Tucker, Alex'i Miles hakkında uyarıyor ve tabii ki bu uyarılar boşa. Alex, Miles'a yemeğini götürmeye gittiğinde içine büyük bir şüphe yerleşiyor. Miles, Mavi Göz olabilir mi?

Finnegan'da yaşanan tatsız olaydan sonra Miles ve Alex'in yolları ellerinde olmadan birleşmeye başlıyor. Alex'in dolabı Miles'ın dolabıyla yan yana, bütün dersleri aynı yani aynı sınıftalar, Alex, Miles'ın grubuna katılıyor. Zorunluluktan ama olsun.

Gruptaki herkese -Theo, Evan, Ian, Art, Jetta- içim ısındı. Yabancı hissetmedim desem daha doğru olur herhalde. Yabancı hissetmemem çok önemliydi. Cliff ve Ria zaten ayrı bir dünyaydı, nasıl bir ilişkileri olduğunu hala çözebilmiş değilim.

Alex ve Miles arasındaki ilişkinin gelişimi kitap hakkında en sevdiğim şey oldu. Tamam on yedi yaşında olabilirler, bu akılları beş karış havada demek değil her zaman.

Sırasıyla birbirlerine yaptıkları pislikler beni bayağı güldürmüştü. Daha sonrasında Miles'ın sırf pislik olsun diye Celia'ya Alex'i de çağırırsan gelirim demesi gerçekten hoştu. Partide olanlar zaten ayrı bir dünya, aklımdan çıkmayacak bir ikili var; NANE VE HAMURİŞİ.

Her şeyin birbiriyle bağlantılı olması, olayların sıkmadan ilerlemesi, halüsinasyonların hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğunu Alex'le birlikte öğrenmem mükemmeldi. Gerçekten çok hoş bir kitaptı. Ne kadar beğendiğimi yazıp durabilirim.

Gunthrie, skor tabelası, Stella, June, McCoy, Ria, Tucker, Miles, Alex, Piton, Finnegan, Finnegan'ın Sihirli Sekiz Topu, Erwin, Miles'ın oyunu, Naziler, Komünistler, Mezar kazıcı, ıstakozlar, Meijer, Charlie, Crimson Falls, Woolands, Celia, East Shoal Eğlence Amaçlı Sporu Destekleme Kulübü ve elbette vazgeçilmezim NANE VE HAMURİŞİ…

Yıllar sonra tekrar okumak isteyeceğimi düşünüyorum, bunu düşünmemin nedeni kitabın sonu olabilir. Mutlu bir sondansa, ucu açık ve belirsiz bir sonu tercih ettiğim için.

Belki de okuduğum her şey bir yalandı. İşte bu yüzden, bu belirsizlik, beni kendine çeken bu.
416 syf.
·3 günde·10/10
Şizofreni ile mücadele eden bir genç kızın okulunda ve ailesiyle yaşadıklarını anlatıyor.Keyifli ve güzel bir kitaptı.Şizofreni hastası insanlarla çalışmış biri olarak bu kitap onların dünyasını daha iyi anlamamı sağladı.Keyifli okumalar.
416 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Çok güzeldi. Nasıl anlatayım bilemiyorum. Beklentim çok da yüksek değildi. Buna rağmen çok çok sevdim
Şizofren bir kızımız var ve oldukca paranoyak. O kadar iyi yansıtılmış , detaylar verilmiş ki.. Ve de mavi gözümüz var ona inanan , yanında olan. Çok da güzel bitdi, sona doğru olaylar tahmin etdiğimden çok daha heyecanlı geçti. Çok güzeldi
416 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Yazarın şahhanne bir gençlik romanı yazdığını ve aynı zamanda psikolojiyi de çok güzel işlediğini düşünüyorum. Kitap aşırı sürükleyiciydi. Ayrıca karakterler de çok iyi işlenmişti. Hayalle gerçeği ayırt edemeyen tatlı şizofren Alex ve gereğinden fazla zeki olmasının yanında olağanüstü derecede tatlılığıyla gönlüme taht kurmuş Miles'a BAYILDIM çünkü ben de tarihe aşığım...
416 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Aslında sadece bir süre yatağımın üzerinde sessizce oturup olanları düşünmek istiyorum.

Kitabı bitirdiğimde kalbimde derin bir sızı oluştu. Ağlamakla ağlamamak arasında gelip gitmeme neden olsan bir sızı. Kitap gerçekten çok güzeldi ve ben neden bu kadar çabuk bitirdiğimi düşünerek üzülüp duruyorum.

Yazarın ilk kitabının olmasını hesaba kattığımda kitap gözümde daha da değerli bir hale geliyor. Yazarın ilk kitabı bile beklentinin üzerinde bir sonuç verdi. Yazımı, karakterleri, kurgusu... Her şey o kadar güzeldi ki gerçekten ağlamak istiyorum. Neden bu kadar hızlı bitirdim ki?

Karakterlerin her birine aşık oldum. Miles ve Alex baş karakterler olmasına rağmen Alex'in kardeşi Charlie, hatta Jetta bile hafızama kazınmayı başardı. Ian ve Evan, Theo, Art... Hatta Clifford bile. Ama Tucker kitapta en sevdiğim yan karakter olmayı başardı. Hepsi o kadar doğal ve kusurluydular ki aramızdan birileri gibilerdi. Ve ben böyle kitapları gerçekten çok seviyorum.

Şizofreni bence değinilmesi en zor rahatsızlıklardan biri. Kitaplarda bolca yer veriliyor ama kurgusal bir işleyiş olduğunu anlayabiliyorsunuz. Gerçekte öyle olmayacağını tahmin edebiliyorsunuz. Ve genelde sevimli göstermeye bile çalışıyorlar. Ama aslında o durumun sevimli olmadığını herkes biliyor. Fakat kitaplardaki kurmaca dünyada işler çok farklı ilerliyor. İşte bu noktada sevgili yazarımız muhteşem bir şekilde bu rahatsızlığı ele almış. Ben uzun zamandır şizofreni kurgularından kaçan bir kişi olarak konunun işleniş şeklini çok iyi ve doğru buldum. Yazar kurgunun başına oturmadan önce iyi bir araştırma yapmışa benziyor. Ve kurguyu tamamen şizofreni üzerine kurmaması da ayrı bir güzeldi. Kitabın zaten bir noktasında öyle bir şok dalgasını üzerime attı ki bir süre boş boş etrafıma baktım.

Kesinlikle unutamayacağım kitaplar arasına giren bu kitabı genç kurgu seven herkese öneriyorum.

Nane ve hamurişi seni asla unutamayacağım.

Ah... Bir de limon kokusunu.

Ah... Bir de kırmızı ıstakozları.

Gidip kendime bir peçete bulayım. Biraz daha devam edersem gözyaşlarım akmaya başlayacak.
“ Bir insanın tamamen değiştiğine şahit oldun mu hiç? Tamamen ama? Yüz ifadeleri bile eskisinden farklı olacak kadar? Ona olan buydu işte.”
Benim gerçeği hafife almak gibi bir lüksüm yoktu. Ve öyle gören insanlardan nefret ettiğimi söyleyemem çünkü bu neredeyse herkesten nefret etmek olurdu. Onlardan nefret etmiyordum. Sadece benim dünyamda yaşamıyorlardı.
“Hayatta kalmak, başınıza olabilecek en korkunç şeylerin gelmesi ve buna rağmen hayatınıza devam edebilmek demektir.”
Francesca Zappia
Sayfa 403 - Pegasus Yayınları
Bir şeyin var olduğuna inanıp sonra olmadığını öğrenmek merdivenin son basamağına gelip bir basamak daha olduğunu sanmak gibi bir şeydi.
Francesca Zappia
Sayfa 365 - Pegasus Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Seni Ben Uydurdum
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992739
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Made You Up
Çeviri:
Gamze Bulut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Seni Ben Uydurdum
Made You Up
“Hayatta mısın?”
“Evet.”
“Burada mı yaşıyorsun?”
“Evet.”
“Seni tanıyor muyum?”
“Evet.”
“Seni ben mi uydurdum?”

Alex her gününü gerçeklik ile sanrıları ayırt etmek için savaş vererek geçirmektedir. Doktoru, ilaçları ve kendine özgü başa çıkma yöntemleriyle ayakta kalmaya çalışırken, hastalığını herkesten gizler. Farklı bir lisede yeni bir başlangıç yapan genç kızın tek isteği derslere katılıp zorunlu toplum hizmetini yerine getirmek ve tabii ki üniversiteyi kazanmaktır. Ancak şizofreniyle mücadele ederken bu hedeflere ulaşmanın pek de kolay olmadığının farkındadır.Yeni okulundaki ilk gününde, ilk halüsinasyonundaki çocuğa benzeyen birine rastlayınca her şey daha da karmaşık bir hal alacaktır.

Alex aklından geçenlerin gerçekliğinden bile şüphe edip gerçek ile hayal arasındaki çizgiyi ayıramazken kime, nasıl güvenecek, geleceğini nasıl inşa edecektir?

“Aşk her şeyi fethedemese de bu savaşa katlanmayı daha kolay kılıyor… Okuyucular bu ilginç yolculuğa bayılacak.”
Bulletin of the Center for Children’s Books

Kitabı okuyanlar 136 okur

  • nevra
  • Kır papatyası
  • Stimmunglase
  • sude
  • Berra Karaca
  • ..ARYA..
  • seda
  • L
  • Dema
  • Ebuyusuf

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10
14-17 Yaş
%25
18-24 Yaş
%35
25-34 Yaş
%20
35-44 Yaş
%10
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%95.9
Erkek
%4.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.8 (19)
9
%21.2 (14)
8
%10.6 (7)
7
%15.2 (10)
6
%12.1 (8)
5
%6.1 (4)
4
%1.5 (1)
3
%0
2
%1.5 (1)
1
%1.5 (1)