Adı:
Seni Ben Uydurdum
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
416
ISBN:
9786052992739
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Made You Up
Çeviri:
Gamze Bulut
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
“Hayatta mısın?”
“Evet.”
“Burada mı yaşıyorsun?”
“Evet.”
“Seni tanıyor muyum?”
“Evet.”
“Seni ben mi uydurdum?”

Alex her gününü gerçeklik ile sanrıları ayırt etmek için savaş vererek geçirmektedir. Doktoru, ilaçları ve kendine özgü başa çıkma yöntemleriyle ayakta kalmaya çalışırken, hastalığını herkesten gizler. Farklı bir lisede yeni bir başlangıç yapan genç kızın tek isteği derslere katılıp zorunlu toplum hizmetini yerine getirmek ve tabii ki üniversiteyi kazanmaktır. Ancak şizofreniyle mücadele ederken bu hedeflere ulaşmanın pek de kolay olmadığının farkındadır.Yeni okulundaki ilk gününde, ilk halüsinasyonundaki çocuğa benzeyen birine rastlayınca her şey daha da karmaşık bir hal alacaktır.

Alex aklından geçenlerin gerçekliğinden bile şüphe edip gerçek ile hayal arasındaki çizgiyi ayıramazken kime, nasıl güvenecek, geleceğini nasıl inşa edecektir?

“Aşk her şeyi fethedemese de bu savaşa katlanmayı daha kolay kılıyor… Okuyucular bu ilginç yolculuğa bayılacak.”
Bulletin of the Center for Children’s Books
Akşam başlayıp sabaha biten kitaplardan merhabalarrrr :) Şizofreni ile mücadele eden bir kızı anlatıyor ve bunu "Aman Allahım ne kadar karamsarım, keşke ölsem" diye tutturarak değil. Benim şizofreni hakkında bildiğim sığ bilgi kadarıyla hepsi intihara meyilli, halüsinasyon mu gerçek mi emin olamayan, korkularından kurtulamayan kişiler. Şizofren bir karakteri ilk kez korku, aksiyon değil de gençlik kitabında okumak ne güzelmiş :) Onlarında gençlikleri, hayatları, aşkları var :)
Alex, yedi yaşındayken markette tanıştığı o çocuğu halüsinasyon sanmıştı çünkü markette yaşananlardan sonra ne annesi ne de başka biri o çocuktan söz etmişti. Ancak on yıl sonra Alex on ikinci sınıfa yeni bir okulda başladı ve marketteki o çocuğu yeni okulunda gördü. İlk başta biraz ürktü, şaşırdı. Çünkü onun gerçek olup olmadığını bilmiyordu, çünkü Alex şizofreniydi.

Seni Ben Uydurdum, ne yazık ki keşfedilmemiş bir kitap ama ben popülariteyi fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. Yazar bazı yerlerde o kadar ters köşe yaptı ki, sindirmek için biraz beklemeye ihtiyaç duydum. Alex de Miles da çok ama çok sevdiğim karakterler oldu. Bence kitaplarda Miles gibi bir erkek karakter bulmak çok zor, hazır onun gibi bir karaktere rastlamışken sindire sindire okudum bu kitabı.

Kitap beni çok etkiledi çünkü olaylara bir şizofreni hastasının gözüyle bakıyoruz ve dolayısıyla biz de okurken neyin gerçek, neyin yalan olduğunu bilmiyoruz. Çok şaşıracağınız duygu yüklü bir kitap. Bence sizi de çok etkileyecek. Bir şans verin ve yarıda bırakmayın derim :):)
Kitap hem çok akıcı hem de okuma isteği uyandırıcıydı. Kitabı okurken yaşadığımı hissettim.

Kitabın konusu şizofren bir kız üzerini açıkçası şizofrenliğin ağır bastığı bir kitap okumak istiyorsanız pek uygun olduğunu düşünmüyorum çünkü daha çok genç kurgu kategorisinde. Ama benim için zaten bu kısım fazla önemli değildi.

 

Kitabın bayıldığım bir diğer noktası ise karakterleri oldu. Kötü karakteri bile çok sevdim.


Eğer genç kurgu ve şizofren birleşimi bir kitap okumak istiyorsanız kesinlikle öneririm. Ben kitabı gerçekten sevdim.
Şizofren bir kızın hayatını anlatıyor kitap. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı buldum. Gerçekten beni çok etkileyen bir kitap oldu. Gerek karakterleriyle gerek hikayesiyle özgün ve güzel bir kitap olmuş. Hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan biriydi
Şizofreni ile mücadele eden bir genç kızın okulunda ve ailesiyle yaşadıklarını anlatıyor.Keyifli ve güzel bir kitaptı.Şizofreni hastası insanlarla çalışmış biri olarak bu kitap onların dünyasını daha iyi anlamamı sağladı.Keyifli okumalar.
Kısa bir sürede,her bir sayfayı acaba diğer sayfada neler oluyor diyerek bitirdiğim acayip, bir kitaptı.Şizofreni ile mücadele eden genç bir kızın hayatını anlatıyor.Bitireli günler oluyor ama hala aklımdan çıkmıyor.Kısacası "Harikaydı "
Yazarın şahhanne bir gençlik romanı yazdığını ve aynı zamanda psikolojiyi de çok güzel işlediğini düşünüyorum. Kitap aşırı sürükleyiciydi. Ayrıca karakterler de çok iyi işlenmişti. Hayalle gerçeği ayırt edemeyen tatlı şizofren Alex ve gereğinden fazla zeki olmasının yanında olağanüstü derecede tatlılığıyla gönlüme taht kurmuş Miles'a BAYILDIM çünkü ben de tarihe aşığım...
If I Had Made You Up - The Young Romance


Harika bir kitap okudum, aslında bu kitap beni biraz korkutuyordu.. Beni yanılttığı için mutluyum. Unutamayacağım kitaplar arasında yerini aldı.

Kitaptan neden bu kadar hoşlandığımı elimden geldiğince yazmak istiyorum.

İlk olarak, okurken hiçbir şekilde başka bir hikayeyle benzerliğini görmedim. Tamamen özgündü. Farklıydı. Alex'ten tutun, okul müdürü McCoy'a kadar. Herkes kendi kafasındaydı ve bu çok güzeldi.

Kitapta sadece Alex'in hastalığı ve halüsinasyonları üzerinde durulmayıp, bir efsanenin olması, herkesin farklı dertlerinin olması ve bir yerde birleşmesi bir yazarın ilk kitabı için gerçekten iyiydi.

Meijer'deki Mavi Göz'le karşılaşma olayının üzerinden on yıl sonra başlıyor kitap. Alex'in yeni okuluna başlamasına az kalmış oluyor ve Finnegan'da çalışıyor. -Şöyle bir şey var Finnegan bile değişikti. Kitaptaki her şey farklı. Belki de ben büyütüyorumdur ama yine de bana öyle geldi.

Finnegan'da çalışırken yanında Tucker var, Tucker'la konuşurken Miles içeri giriyor. -Şimdi bu biraz saçma olacak biliyorum ama Miles'ın gözlüklerini elimde olmadan güneş gözlüğü diye hayal etmiştim. Neyse.

Tucker, Alex'i Miles hakkında uyarıyor ve tabii ki bu uyarılar boşa. Alex, Miles'a yemeğini götürmeye gittiğinde içine büyük bir şüphe yerleşiyor. Miles, Mavi Göz olabilir mi?

Finnegan'da yaşanan tatsız olaydan sonra Miles ve Alex'in yolları ellerinde olmadan birleşmeye başlıyor. Alex'in dolabı Miles'ın dolabıyla yan yana, bütün dersleri aynı yani aynı sınıftalar, Alex, Miles'ın grubuna katılıyor. Zorunluluktan ama olsun.

Gruptaki herkese -Theo, Evan, Ian, Art, Jetta- içim ısındı. Yabancı hissetmedim desem daha doğru olur herhalde. Yabancı hissetmemem çok önemliydi. Cliff ve Ria zaten ayrı bir dünyaydı, nasıl bir ilişkileri olduğunu hala çözebilmiş değilim.

Alex ve Miles arasındaki ilişkinin gelişimi kitap hakkında en sevdiğim şey oldu. Tamam on yedi yaşında olabilirler, bu akılları beş karış havada demek değil her zaman.

Sırasıyla birbirlerine yaptıkları pislikler beni bayağı güldürmüştü. Daha sonrasında Miles'ın sırf pislik olsun diye Celia'ya Alex'i de çağırırsan gelirim demesi gerçekten hoştu. Partide olanlar zaten ayrı bir dünya, aklımdan çıkmayacak bir ikili var; NANE VE HAMURİŞİ.

Her şeyin birbiriyle bağlantılı olması, olayların sıkmadan ilerlemesi, halüsinasyonların hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğunu Alex'le birlikte öğrenmem mükemmeldi. Gerçekten çok hoş bir kitaptı. Ne kadar beğendiğimi yazıp durabilirim.

Gunthrie, skor tabelası, Stella, June, McCoy, Ria, Tucker, Miles, Alex, Piton, Finnegan, Finnegan'ın Sihirli Sekiz Topu, Erwin, Miles'ın oyunu, Naziler, Komünistler, Mezar kazıcı, ıstakozlar, Meijer, Charlie, Crimson Falls, Woolands, Celia, East Shoal Eğlence Amaçlı Sporu Destekleme Kulübü ve elbette vazgeçilmezim NANE VE HAMURİŞİ…

Yıllar sonra tekrar okumak isteyeceğimi düşünüyorum, bunu düşünmemin nedeni kitabın sonu olabilir. Mutlu bir sondansa, ucu açık ve belirsiz bir sonu tercih ettiğim için.

Belki de okuduğum her şey bir yalandı. İşte bu yüzden, bu belirsizlik, beni kendine çeken bu.
Kitap harika hatta bayıldım ama okurken kendimden şüphelenmeye başladım bende mi böyleyim diye ama korkulacak bişey yok bende de varmış onu farkettim :D
Benim gibi psikolojik rahatsızlıklarla ilgili romanlara karşı merakla yaklaşan biriyseniz kesinlikle okuyunuz.

Ben sizin için bir özetleyeyim. Öncelikle "kırmızı" saçlı kızımız Alex ki kendisi bir şizofrenidir, zor günler geçiriyor. Hak verirsiniz sonuçta bir şeylerin gerçek mi yoksa hayal mi olduğunu anlamak için fotoğraf çekmesi, insanların onu deli olmadığını düşünmeleri için emek vermesi gerekiyor. Eski okulunda yaşadığı nahoş olaydan sonra yeni okuluna geliyor. Kaderin cilvesi olacak ki ona Mavi Göz dediği, ona istakozları o akvaryumdan özgürlüğe bırakmasına yardim eden çocukla aynı okulda. Peki Miles gerçek mi?

Kitap akıcı, okulda ilginç bir olay var ve okul müdürü dahil içinde olunca ne olabilir diyedüşünüp duruyorsunuz. Miles belkide uzun zamandır okuduğum en güçlü karakter üstüne en değişik olan Alexle yan yana gelince keyif almak kolay...
Yazarın okuduğum ilk ve tek kitabı olacak sanırım. Konusuyla ilgimi çektiği için merak edip aldım. Yalnız okudukça tarzımı yansıtmadığını anladım. Sonunda nasıl bağlanacak diye merak ettiğimden sonuna kadar okuyabildim. Biraz değişik bir kitaptı.
Alex, şizofreni hastası çocukken karşılaştığı ve onunda bir halüsinasyon ürünü olduğuna inandığı mavi göz ile 10 yıl sonra tekrar karşılaştığında gerçek mi hayal mi olduğunu anlaması ve çelişkiler yaşaması zaman alıyor.
Miles ise baştaki gizemli tavırları ile hangi tarafta olduğunu tam anlayamasam da ilerledikçe daha da çok oturdu karakter. Annesi akıl hastanesinde kalıyor, kendisi de tam bir sorunlu çocuk. Ben pek ısınamadım Alex ile Miles’e. Değişik bir kitaptı. Okunacak kitap olmadığında vakit geçirmek için okunabilir bir kitaptı.
Okumaya ihanet olmasın diye zorla bitirdiğim bir kitap. Bitirince neden yarıda bırakmadım çokta bir şey kaybetmezmiştim dedirtti. Kaybettiğim tek şey vakitti.
“Hayatta kalmak, başınıza olabilecek en korkunç şeylerin gelmesi ve buna rağmen hayatınıza devam edebilmek demektir.”
Francesca Zappia
Sayfa 403 - Pegasus Yayınları
Bir şeyin var olduğuna inanıp sonra olmadığını öğrenmek merdivenin son basamağına gelip bir basamak daha olduğunu sanmak gibi bir şeydi.
Francesca Zappia
Sayfa 365 - Pegasus Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Seni Ben Uydurdum
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
416
ISBN:
9786052992739
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Made You Up
Çeviri:
Gamze Bulut
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
“Hayatta mısın?”
“Evet.”
“Burada mı yaşıyorsun?”
“Evet.”
“Seni tanıyor muyum?”
“Evet.”
“Seni ben mi uydurdum?”

Alex her gününü gerçeklik ile sanrıları ayırt etmek için savaş vererek geçirmektedir. Doktoru, ilaçları ve kendine özgü başa çıkma yöntemleriyle ayakta kalmaya çalışırken, hastalığını herkesten gizler. Farklı bir lisede yeni bir başlangıç yapan genç kızın tek isteği derslere katılıp zorunlu toplum hizmetini yerine getirmek ve tabii ki üniversiteyi kazanmaktır. Ancak şizofreniyle mücadele ederken bu hedeflere ulaşmanın pek de kolay olmadığının farkındadır.Yeni okulundaki ilk gününde, ilk halüsinasyonundaki çocuğa benzeyen birine rastlayınca her şey daha da karmaşık bir hal alacaktır.

Alex aklından geçenlerin gerçekliğinden bile şüphe edip gerçek ile hayal arasındaki çizgiyi ayıramazken kime, nasıl güvenecek, geleceğini nasıl inşa edecektir?

“Aşk her şeyi fethedemese de bu savaşa katlanmayı daha kolay kılıyor… Okuyucular bu ilginç yolculuğa bayılacak.”
Bulletin of the Center for Children’s Books

Kitabı okuyanlar 52 okur

  • Burcu Yeşim Denizer
  • Nihans
  • Fatıma Ebrar Nas
  • MAKASAPATU
  • Gülşah Akar
  • Deniz UZAY
  • Nafile
  • Nisa Nur
  • Dralice
  • Şevval Sude Dumanoğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10
14-17 Yaş
%25
18-24 Yaş
%35
25-34 Yaş
%20
35-44 Yaş
%10
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%95.9
Erkek
%4.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28 (7)
9
%16 (4)
8
%8 (2)
7
%16 (4)
6
%16 (4)
5
%12 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%4 (1)