·
Okunma
·
Beğeni
·
86,1bin
Gösterim
Adı:
Sergüzeşt
Baskı tarihi:
Haziran 2018
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054254040
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Turna Yayınları
Esirlerden ikisi on altı on yedi yaşında Kafkasya'nın iki parlak güzel kızıydı. Üçüncüsü tahminen sekiz dokuz yaşlarında bir küçük esirdiki saçlarıyla kaşlarının arası biraz yakınca, ağzı gayet küçük, yuvarlak olan omuzlarına göre beli incecik, hele o siyah gözlerde zeka parıltısı sonsuz bir güzellik gösterirdi. Usta bir elin çizgilerini ölçüyle çektiği fakat renk vermediği bir resimdi. Zira küçücük dudakları pek renksiz, bakılmamaktan saçları seyrek, sefalet ve yolculuk sıkıntılarının etkisiyle rengi uçuk, gözlerinin etrafı ince bir siyah daire ile çevrilmiş, bakışında kafesin içine konulmuş bir kuşun ara sıra gökyüzüne bakışını andırır gibi gizli bir hüzün ve acı görülüyordu. Bu küçük kızın üzerinde dar ve baştan sona ilikli bir Çerkez paltosu, başında bir küçük eski kalpağı vardı. Sandallar sahile yanaşarak bu kızları bir eve getirdiler. Eve girdikleri zaman esircinin karısı karşılayarak, "Bu ikisi güzel. Bu küçük kız hastalıklı bir şeye benziyor, bunu buraya ölsün diye mi getirdin?" dedi. Hacı Ömer de, "Biz de bunu bin liraya almadık ya! Tam yüksek kaldırımdaki Mustafa Efendi hareminin istediği gibi bir küçük..." cevabını verdi.
127 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitabın başındaki Sami Paşazade Sezai'nin hayatında Sergüzeşt romanı ile gözaltına alındığı (Hiç şaşırmadım...) ve bu romanın Türk edebiyatında romantizimden gerçekçiliğe geçiş akımının ilk örneği sayılmakta olduğu yazıyor.

Sergüzeşt: Baştan gelen haller, macera.

Dilber, 9 yaşlarında Rusya kumpanyasının Batum'dan gelen vapurunda Kafkasya’dan iki kız ile birlikte İstanbul'a getirilmiş Çerkez bir esir.

Celal Bey: Paris'te resim öğrenimi görmüş konak sahibinin oğlu bir genç.

Oradan oraya satılarak esirlik hayatında cehennemi yaşayan Dilber son olarak Asaf Paşa'nın konağına satılır. Konak sahibinin oğlu Celal Bey ile birbirlerine aşık olurlar.

Biri esir, diğeri Avrupa'da eğitim görmüş bir ressam olan varlıklı bir ailenin oğlu.

"Batı'nın verdiği bir gösteriş ve asalet sevdası, hırs ve emelin doğurduğu bir ikbal ve servet düşkünlüğü ve Mısır aileleri arasında yaygın olan bedbaht esirleri hakir görme duygusuyla... " (diyor kitapta bence duygusuzluğuyla) annesi bu aşkı duyar duymaz Dilber'i evden gönderir.

Ve Dilber için daha da zor olacak bir hayat başlar. Celal Bey ile Dilber aynı acıyı başka şekillerde, başka başka yerlerde çekerler.

Batılılaşmış burjuva sınıfının esirlere karşı davranış ve düşüncelerini ve bu sınıfın öncelikle evlilik ile ilgili genç kuşakla çatışmasını #41475853 ve #41497846
görüyoruz..
Sonucunda ise meydana gelen üzücü bir son.

Celal Bey'in arayışlarında, Dilber'in eline geçen fırsatta bekledim kavuşacakları anı.

İnsanın kendi isteği ile herhangi bir sınıf veya sınır fark etmeden birbirini sevip, aşık olmasını çok güzel bir şekilde anlatılışı. Ah keşke kavuşsalardı da, çok mutlu olsalardı da bu ayrımı yapanların gözüne girseydi bu durum.

Dilber en sonunda şu güzel anlatımla gidiyor özgürken özgürlüğe;

#41527916

Esaret nedir? Esir kimdir?
Sabit bir düşünce ile hayatı sürdürmek mi?
İnsanları sınıflandırmak, bu sınıflara göre aşağılamak, eziyet etmek kişinin kendisini esir etmesi değil midir?
İnsanı insan olarak sevmek, değer vermek, ötekeleştirmemek bizi kendimizde değerli kılan en önemli özelliktir.

Arada güldüğüm yerler oldu. Celal Bey'in önüne gelene özellikle mutlu olanlara "Dilber sende, bu yüzden mutlusun" demesi :)

Eski bir Türk filmi tadında bir kitaptı. Ve baktım filmi de varmış. İzlemeli.

Ve son olarak

Aşk bir resme bakıp "Bu oda karanlık, soğuk... Belki üşürsün!" diye düşünebilmektir.
128 syf.
·7 günde·8/10 puan
Sergüzeşt, Türk romanında gerçekçilik akımının ilk örneği sayılır. Sergüzeşt macera serüven anlamına gelmektedir. Türk klasiklerinin efsane 100 temel eserinden biridir. İçerisinde aşk konusu çok hassas işlenmiş. Her zaman nostalji diyen biri olarak bu eseri çok seveceğinizi umuyorum.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
  • Eylül
    7.6/10 (4.116 Oy)3.848 beğeni22,2bin okunma18,1bin alıntı177,3bin gösterim
  • Fatih Harbiye
    7.9/10 (5,9bin Oy)5,1bin beğeni28,7bin okunma13bin alıntı73,7bin gösterim
  • İntibah
    7.8/10 (4.287 Oy)3.492 beğeni21bin okunma14,4bin alıntı82,1bin gösterim
  • Yaban
    8.3/10 (5,5bin Oy)5bin beğeni26bin okunma15,8bin alıntı84,1bin gösterim
  • Yaprak Dökümü
    8.1/10 (3.048 Oy)2.894 beğeni18,1bin okunma4.512 alıntı55bin gösterim
  • Acımak
    8.8/10 (5,2bin Oy)4.927 beğeni21,2bin okunma13,4bin alıntı78,1bin gösterim
  • Kaşağı
    8.2/10 (1.686 Oy)1.564 beğeni13bin okunma803 alıntı34,9bin gösterim
  • İki Şehrin Hikâyesi
    8.5/10 (7,6bin Oy)7,6bin beğeni27,7bin okunma30,8bin alıntı200,3bin gösterim
  • Gün Olur Asra Bedel
    8.6/10 (6,3bin Oy)6,6bin beğeni25,6bin okunma25,4bin alıntı125,8bin gösterim
  • Denemeler
    8.7/10 (7,6bin Oy)8bin beğeni31,2bin okunma100bin alıntı144,4bin gösterim
134 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Sevgili Ayça'nın incelemesini okuduktan
( Ayça/incelemeleri ) sonra merak ederek okuduğum Sergüzeşt, edebiyat tarihimizin romantizm akımından gerçeklik akımına geçişin ve tanzimat dönemi edebiyatı esintilerini taşısa da servet-i fünun dönemi edebiyatı eseri olarak kabul ediliyor. Okuduğunuzda fark edeceğiniz gibi özgürlükçülüğü savunan, dönemine göre oldukça güzel ve gerçekçi bir kurguya sahip.

Kitapta: Uzun ve bol betimlemelerle dolu, duygusal ve derin cümleler okuyacaksınız. Yazıldığı dönemin toplumsal dinamiklerini başarıyla yansıtan ve o dönem dilini dikkate alarak okumanız gereken Sergüzeşt, sınıfsal farklılıklara rağmen yaşanan bir aşkın öyküsü.

Türk klasikleri okumayı seviyorsanız pişman olmayacağınız ve okumanız gereken bir kitap.

İyi okumalar.
112 syf.
·Puan vermedi
Oradan oraya satılan esir hayatında bir çok zorluk yaşayan köle Dilber, son olarak Asaf Beyin konağına satılır. Konak sahibin oğlu Celal Bey ile birbirlerine aşık olurlar. Biri esir diğeri varlıklı bir ailenin ressam oğlu.
Celal ailesinin aksine sevmek için aynı sınıftan olmak gerekli şartını yok sayıp kendisine hizmet eden bir köleye aşık olduğunu itiraf ediyor. İnsanın sınıfların üstünde birbirini sevip kavuşması günümüzde dahi en büyük tabulardan biri, insanlık önyargılarından kurtulup özgürleşmekten hala ürküyor.
Celalin aileside bu önyargılara sıkı sıkıya bağlı, bir insanın kişiliğinin önüne servet, soy, sınıf, şanı koyan bu insanlar iki gencin arasında aşılmaz duvarlar örüyor. Bu toplumsal kurallar Dilber'in kaderini değiştirmesine olanak vermeyen onu köleliğe sıkı sıkıya bağlayan zincirlerdir. Ne yazık ki Dilber ne koca duvarları aşacak olanağa, ne onu tutan zincirleri kıracak kuvvete sahiptir. Gerçekler tüm gücüyle bağırırken o hayal dahi kurmaktan vazgeçmiştir.
Sergüzeşt Batılılaşma eksenin gösteriş budalalığı, zenginlik hırsı, servet düşkünlüğü, soyluluk kumkuması bu ailelerin yaşantılarını insana dünyaya bakış açılarını çok güzel işlemiştir.
İnsanı sadece insan olarak görebilmek, sevebilmek isminin önüne sıralanan ünvanlardan sıyırıp ötekileştirmeden onu tanıyabilmek en büyük güzellik değil mi?
128 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Türk Edebiyatının Klasiklerinde en beğendiğim kitap olan Sergüzeşt aslında aşk konusu işlemektedir ancak bunun yanında esaret,kölelik,hürriyet gibi kavramlarda işlenmiştir.Konu olarak Dilber isminde küçük bir kızın köle olarak esirlerin eline düşmesiyle başlamaktadır.Birden fazla yere satılır önce bir memura daha sonra paşakonağına orada konağın oğluyla arasında yakınlaşma olunca evin hanımı başka yere satar ve böyle derken artık tükenmiş olan Dilber bir gün kendini suyun derinliklerine bırakmasıyla biter.Kitabın büyük bölümü esaret üzerinde durmuştur konu o kadar muhteşem anlatılmış ki sanki gerçek hayattan bir keşifmiş gibi.
Kesinlikle Okumasını Tavsiye Ederim
119 syf.
·9/10 puan
Tasvirler şahaneydi. Film gibi seyrediyorsunuz kitabı yaşayarak, görerek, hissederek. Artık böyle güzel aşk kitapları yazılamıyor.
Aşk bile GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) olduğu şu günlerde gerçek, tutkulu, duygulu bir aşk romanı isteyenler 1960tan 1970ten önce yazılanları okumalılar.
Kitabın konusu küçük bir kızın vatanından ayrılıp köle olarak satıldığı evde çektigi eziyetleri ve satıldığı diğer evde büyüyerek düştüğü aşk anlatılıyor. Betimlemeler çok güzeldi. Sanki dilberi sizde tanıyorsunuz. Köle oluşunuzu hayal edip acılar cekiyorsunuz sonra imkansız bir aşka düşüyorsunuz.
Türk klasiklerinin baş sıralarında olmayı hak etmiş hakkını vermiş şahane bir eser.
119 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitabı, Can Yayınlarının Günümüz Türkçesi versiyonu ile okudum.119 sayfalık, küçük bir kitap.Ama bir o kadar da anlattığı konu büyük ve derin.Sergüzeşt, dilimize Farsça dan girmiş bir kelime olup, anlamı serüven, maceradır.Kitabımızda, bir paşazade ile bir cariyenin toplum tarafından o dönem için uygun görülmeyen aşk macerasını anlatıyor.1888 yılında yazılmış kitabımız, romantizmden realizme geçiş kitabı olarak da kabul görür.Kitap, 2.Abdulhamid döneminde yazılmış ve göz hapsi kararından dolayı yazar Sezai nin Paris e kaçmasına vesile olmuştur.Kölelik sisteminin yoğun eleştirisi kitapta mevcuttur.Aynı zamanda da 100 temel eserden de biridir.Dilber isimli genç cariye Celal isimli ressam bir paşazade nin yanına para karşılığında satılır.Daha sonra ikili birbirine aşık olur ve olaylar gerçekleşir.Kitabı, eski bir eser olduğu için ve zorlanacağımı düşüneceğimden dolayı Günümüz Türkçesi haliyle okudum ve memnun kaldım.Kitapta, anlatımda geçen yerlerin o dönemki fotoğrafları da mevcut.Kitabın sonunda da 3 sayfalık bir sözlük var.Zorlanmadan okunabilecek bir eser.Kitapta aynı zamanda Can Yayınları günümüz para ve zaman kavramlarını da dipnot olarak eklemiş durumda.Kitabın genel olarak anlatımına bayıldım.Yazarın tek romanı bu kitaptır.Modern kısa hikayelerin kurucularından olan Sezai'nin en meşhur eseri de Küçük Şeyler dir.Puanım 10.
112 syf.
·4 günde·Puan vermedi
NOT : Dram severleri buraya alalım. :)

Öncelikle eski dönemde insan ticaretinin olması kesinlikle çok can sıkıcı bir durum. Kitapta geçen Dilber karakteri ise 9 yaşında bir esir hayatı sürmüştür. O kadar çok işkence görüyor ki fiziki ve psikolojik yönden okurken o üzüntüyü , çaresizliği yaşıyorsunuz. Bu yönüyle bile kitaptan ; esaretin her türlüsü her yaşı etkiler mesajını alabilirsiniz.

Kitaptaki dilden bahsedeyim ; çok severek okuduğum uzun cümle yapıları vardı. Ayrıca akıcı ve yalın bir anlatımla yazılmış olması da kitabın çekici yönlerindendi.

Aslında okumaya başlarken ben bu kısmı biliyorum hatta ondan sonraki kısmı da biliyorum diyorsunuz. Ancak kitabın sonunu tahmin etmek bir kısma kadar zor. Kitabın tek parça da yazılmış olması okurun bu kitabı hızlı bir şekilde bitirmesi gerektiğine işaret ediyor gibi. Duygu yoğunluğu fazla olan ama insanı yormayan bir kitaptı , denemek isteyenler için tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
96 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
"Dilber’in başından geçenlerin işlendiği Sergüzeşt, Tanzimat edebiyatının romantizmden gerçekçiliğe yöneldiği dönemde yazılmıştır."
Sami Paşazade Sezai, Sergüzeşt'te ele aldığı kölelik ve özgürlük temaları nedeniyle hükümet tarafından 1908 yılına kadar göz hapsine alınmıştır..
Kitap hakkındaki düşüncelerime gelirsek kelime dağarcığım yettiğince açıklamak isterim fakat kelimeler kifayetsiz kalır. Çok beğendim. Yazarımız esareti, hürriyeti, aşkı o kadar güzel anlatmış ki bir solukta okudum. Dilber ve Celâl, sevip de kavuşamamak adlı eski Türk geleneğine misafir olmuş. Cevher'im ise misafir bile olamamıştır. İçim parçalandı. "Sergüzeştin ne pusulası vardır ne haritası..." Dilber bir nehrin üzerinde "Nehir merhametsiz, ağaçlar hissiz, ay kayıtsız..."
112 syf.
·7/10 puan
Sergüzeşt ne demek bilir misiniz? Sergüzeşt serüven veya macera demektir. Bu romandaki maceramız ise adı köle verildiği evde verilen Dilber adlı çerkes bir kızın yaşama tutunma öyküsünü anlatır. O kadar çok eziyet çektiriler ki Dilbere daha 7 yaşında evden kaçmaya kalkışır. Ama başarılı olamadığı için o efendisinin yanına yeniden döner. Efendisinin o kadar çirkin tabirleri vardır ki " pis çerkes, sürtük" gibi tabirler kullanır. Kitabı okurken benim içim yandı diyebilirim. Hem de yazarımız o kadar gerçekçi ki diğer yazarlar gibi kahramanını peri kız gibi değil tam tersi çirkin daha 15 yaşında olamasına rağmen yüzünde kırışıklıklar olan bir kız olarak betimlemiş buda bende yazara olan sevgimi arttırdı. Hikayemize devam edersek Dilberin artık hayatında sevdiği birisi vardır. Ama bu sevdiği adam efendisinin oğlu olduğundan efendisinin görevlendirdiği kadın artık gitmesi gerektiğini söyler ve onu afrikaya gönderir oraradaki cevher diye birisi onu kurtarmaya çalışırken başlarına neler gelir neler sizce eee onu da merak edin canım :) hadi bakalım size iyi okumalar ben kaçar <3
112 syf.
·4 günde·7/10 puan
Kitabın konusu harika fakat bazı fazlalıklar var kitapta bunlar çok da olmasa anlamayı zorlaştırıyor bence ama konu ve yazarın bu konuyu güzel bir dille ve betimlemeleriyle okura aktarması mükemmeldi.
128 syf.
·4 günde·8/10 puan
Birisine derinden duyulan sevgi neler yaptırabilir bir insana? Sorusunun cevabını gayet güzel vermiş Sami Paşazade Sezai bey.
- Spoiler olan bir inceleme olacak baştan uyarayım -
Kitabın temel konusu esaret olsada imkansız bir aşkın yaşatacağı tüm sorunları da çok güzel işlemiş olaylara yazar.
Hayatı boyunca satılan, eziyet edilen, bir insan olarak duygu ve düşünlerine önem verilmeyen bir esirin dramı anlatılıyor.
Yazar, insanın hayvan gibi alınıp satılamayacağını, esir dahi olsa her insanın duygu ve düşüncelerinin olduğunu en önemlisi bir kalbe sahip olduğunu vurguluyor.
Kafkasya'da yaşayan ve çok güzel bir kız olan Dilber'in esircilerin eline düşüp İstanbul'a getirilmesi ve bir aileye satılması ile başlıyor her şey. Dilber'in gördüğü eziyet ve aşağılanma karşısında daha fazla dayanamayıp kaçması, daha sonra başka bir aileye satılması ve o ailenin oğluna aşık olması ile bambaşka bir hal alarak gelişiyor olaylar. Ve malesef ki kötü bir şekilde son buluyor her şey...
Kitabın son cümlesini paylaşarak incelemeyi bitiriyor, sonrasını ise size bırakıyor ve keyifli okumalar diliyorum (:

" Üzerinde, hüzün saçan ayın donuk ışığından başka bir renk olmayan o yüzde, bütün elem ve acıların dindiği, bütün sevda ve emellerinin söndüğü görünüyordu.
Acaba Nil'in bu ürkütücü, bu öldürücü girdap ve taşkın suları zavallı Dilber'i, bu talihsiz esiri nereye götürüyor?
Nihayet Hürriyetine! "
“Bir çocuğun bir çocuktan yardım isteyişini, diğerinin insan sevgisine açılmış olan o küçücük, o saf kalbiyle tek kurtuluş çaresi olarak söylediği, ‘Ben seni dolaba saklarım’ yolundaki masum vaadini işitmek ne dokunaklı şeydir! Bu gizli konuşmayla verdikleri kurtuluş kararı üzerine ikisinin de meleklerin dudaklarıyla öpülmeye layık olan saf ve masum yüzlerinde sevinç ışıltısı görünmeye başladı.
Zavallı çocuklar! Sizin o mini mini elleriniz eski Asya vahşetinin kullandığı ve birkaç asırdan beri insanlığın ağır yükü altında inlediği esaret zincirlerini kırmak için değil, belki kendiniz gibi küçük kuşları, güzel çiçekleri okşamak içindir.”
Çünkü seni seviyordum... Zararı yok... İlk gördüğüm zaman, senin gözlerin kalbimde öldürücü yaralar açmış... Zaten yaşamazdım...
“Bir kalp sevmek için mutlaka servete, asalete mi muhtaçtır? Bence en gerçek ikbal, ruhun göründüğü iki güzel göz, en büyük servet kalbin hissini gösteren gül renginde dudaklardan akseden tebessümdür.Güzellikten büyük asalet, kalp temizliğinden büyük servet mi olur?”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sergüzeşt
Baskı tarihi:
Haziran 2018
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054254040
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Turna Yayınları
Esirlerden ikisi on altı on yedi yaşında Kafkasya'nın iki parlak güzel kızıydı. Üçüncüsü tahminen sekiz dokuz yaşlarında bir küçük esirdiki saçlarıyla kaşlarının arası biraz yakınca, ağzı gayet küçük, yuvarlak olan omuzlarına göre beli incecik, hele o siyah gözlerde zeka parıltısı sonsuz bir güzellik gösterirdi. Usta bir elin çizgilerini ölçüyle çektiği fakat renk vermediği bir resimdi. Zira küçücük dudakları pek renksiz, bakılmamaktan saçları seyrek, sefalet ve yolculuk sıkıntılarının etkisiyle rengi uçuk, gözlerinin etrafı ince bir siyah daire ile çevrilmiş, bakışında kafesin içine konulmuş bir kuşun ara sıra gökyüzüne bakışını andırır gibi gizli bir hüzün ve acı görülüyordu. Bu küçük kızın üzerinde dar ve baştan sona ilikli bir Çerkez paltosu, başında bir küçük eski kalpağı vardı. Sandallar sahile yanaşarak bu kızları bir eve getirdiler. Eve girdikleri zaman esircinin karısı karşılayarak, "Bu ikisi güzel. Bu küçük kız hastalıklı bir şeye benziyor, bunu buraya ölsün diye mi getirdin?" dedi. Hacı Ömer de, "Biz de bunu bin liraya almadık ya! Tam yüksek kaldırımdaki Mustafa Efendi hareminin istediği gibi bir küçük..." cevabını verdi.

Kitabı okuyanlar 25,9bin okur

  • E.
  • Elif ilayda
  • Emine sena
  • Esin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları