Ses ve Öfke

7,4/10  (27 Oy) · 
121 okunma  · 
33 beğeni  · 
2.881 gösterim
Yüzyılın klasikleri arasına girmiş bir roman.
Ses ve Öfke.

Faulkner'ın kendine özgü yoğun dili ve kurgusuyla, yaşananları, düşünülenleri, yayılan ya da sıkışan duyguları tüm bir atmosfer içinde vermekteki ustalığını doyasıya gösteren bir roman.
(Arka Kapak'tan)

IDeEFIXE'in Notu:
William Faulkner, 1949 Nobel Edebiyat Ödülü sahibidir.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2004
  • Sayfa Sayısı:
    294
  • ISBN:
    9789750808869
  • Orijinal Adı:
    The Sound And The Fury
  • Çeviri:
    Rasih Güran
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
 06 Ağu 00:48 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

Havalar çok sıcak. İşler yoğun. İkisi bir araya gelince insanı acayip bunaltıyorlar. Gökten düşecek şarıl şarıl yağmur damlalarının serinliğine, yağsa da hem serinlesek hem de işlere ara versek diyerekten, muhtaç bekliyoruz. İnceleme yazmaya başlamadan az evvel her bunaltıcı günde olduğu gibi bunları düşünüyordum. Gök artık isyan derecesindeki kısık sesimizi mi duydu nedir bilmem, sinesinde biriktirdiği öfkesini büyük bir hınçla etrafa saçmaya başladı. İki gündür bekliyorum yazmak için. Kitabı okuyup, not alıp geçmek istemedim. Fırsattan istifade vakit kaybetmeden yazmanın iyi olacağını düşündüm. Şuan da yağmurun ses’i ve göğün öfke’si altında yazıyorum ya da yazmış olacağım. İlkin kitap hakkında klişe sayılacak şeyleri söylemem lazım. ABD’nin güneyinde yaşayan köklü mü köklü Compson Ailesi’nin(aslında ailenin kızı Caddy üzerinden kitap tüm şekillenmelerini buluyor) dağılışı, çöküşü ya da çürümesi etrafında şekillenen kitap, sonundaki ek kısmını da sayarsak 5 bölümden oluşuyor. İlk üç bölüm farklı karakterlerin ağzından, son iki bölüm de yazar tarafından anlatılıyor. Kitabın ilk bölümüne direk yokuş çıkarak başlıyor, doğal olarak okuma hızınızı yavaşlatıyorsunuz. Ama kitap kademe kademe kolaylaşan bir anlatıma sahip olduğu için ilerleyen bölümlerde hem okuma açısından hem de olayları birleştirme açısından rahatlıyorsunuz. Bu kitabı okuyan ya da okumaya yeltenip bırakan okurların ilk iki bölümde ne sıkıntılar çektiğini(bana damdan düşmüş birini bulun, misali) gayet iyi tahmin edebiliyorum. Kitabın 100 Temel Eser listesinde olduğu klişesini de unutmadan yazıyım.

İnsan okudukça kitaplardan sızan seslere ve anlama bürünmüş kelimelere karşı daha duyarlı hale geliyor. Kelimeler ve sesler ne kadar doyurucu oluyorsa(kitaplarda standart bir doyuruculuk ölçüsü olamayacağına göre okurun bunlara yüklediği anlamın doyuruculuğu) doğal olarak insanda da ona göre düşünceler doğuruyor. Compson Ailesi’nin içinde bulunduğu durumu nitelerken başta üç kelime kullandım: Dağılma, çöküş, çürüme. Aslında düşünüldüğünde üç kelime de ailenin durumunu karşılıyor. Ama bana göre içlerinde Compsonları niteleyen en iyi kelime ‘çürüme’dir. Dağılanı tekrar toplayabiliriz, çökeni tekrar inşa edebiliriz ama iş çürümeye gelince elimizden bir şey gelmez. Çürüğü kesip atmayı denersiniz ama üstünden zaman geçer tekrar çürümeye başlar. Cioran da boşuna “Hayat yasalarının başında çürüme gelir” demiyor zaten. Aileyi içine alan çürüme her fertte kendini farklı boyutlarda gösteriyor. Şimdi buradan bakıldığında kitabın aslında direk bir aile trajedisini konu almadığını aksine ailede bulunan kişilerin bireysel çürümelerinin ne boyutlarda aileye etki ettiğini söylemek istiyorum. İnsanlık denen yara çoktan çürümeye başlamış, Compsonlar sadece ufak bir doku. Kitaba Ses ve Öfke ya da Çürük Compsonlar ya da siz ne derseniz deyin.

Kitabın normalde 4 bölümden oluştuğunu belirtmiştim. Şimdi de bölümler hakkında birkaç şey söylemekte fayda var. Notlarımdan spoiler sayılabilecek kısımları çıkarıp, bölümleri sırasıyla yazdım ama cümleleri düzeltmedim bunu da belirtmeliyim:

7 Nisan 1928:

Kitabın en zor okunan kısmı. Olanları adı Benjamin olan zihin engelli bir bireyin ağzından dinliyoruz. Tabii ne kadar olan demek doğru olursa. Takma adları Benjy, Ben, Maury. Bölümün merkezinde kız kardeş Caddy var. Bu bölümde yazarın nasıl anlattığı ne anlattığının önüne geçiyor. Zaten Benjy’nin aklından o an ne geçerse onu okuyoruz. Bazen çocukluğundaki bir ana geçiyor, bazen de şimdiki bulunduğu ana sıçrıyoruz. Bu da bir anlam bütünlüğünü ortadan kaldırıyor. Dolasıyla yazarın Benjy’e bu sıçrayışları nasıl yaptırdığı burada daha önemli. Tesadüftür incelemeye başlamadan önce şuan okuduğum kitapta(#22244013) bir zaman tanımına denk geldim. Yazar diyor ki zaman “...aklımızın aktığı yere doğru akar. Hatta döngüsel bir şeydir...bölünebilir, bilinebilir ve anlatılabilir zaman.” Faulkner’ın zaman anlayışı da kesinlikle bu tanıma birebir uyuyor. Benjy zamanı bölüyor, döngüye bağlıyor, aklının aktığı yere götürüyor, anlatıyor. Ama Faulkner yaşasa idi, kitabı okuyucunca mutlaka sizin de aklınıza gelecektir bu, şunu sormak isterdim: Neden akılsız birinin eline aklın estiği yere giden zamanı verdin? Benjy’nin bir huyu var bir şeyi istemediğinde, düzeni bozulduğunda hemen ağlamaya başlıyor. Başta söylediğim yağmurun ses’i bu yüzden Benjy’nin ta kendisiydi.

2 Haziran 1910:

Bu bölümde Quentin anlatıcı rolünü ele alıyor. Erkek kardeş. 18 sene önceye gidiyoruz. Quentin biraz içe dönük ve suçluluk duygusuyla yoğrulmuş. Yine merkezde Caddy var ama Caddy hakkında söyleyeceklerim direk içerik hakkında detaylı bilgiye kaçıyor. Onun için yine sadece bu bölümün nasıl anlatıldığı anlatılabilir. Burada da zaman meselesi ele alınıyor. Yazar açıkça zaman küçük çarkların tik takları arasına sıkışıp kaldıkça ölüdür diye söylüyor bu bölümde. Zaten bölümün başında kol saatinin camı kırılıyor ve Quentin zaman algısından sıyrılıyor. Bu bir sembolik anlam taşır mı bilemem. Dikkat çeken diğer bir nokta bazı paragraflarda noktalama işareti hiç yok. Saramago virgülsüz yazmasıyla bilinir ama maalesef o paragrafların yanında, karşılaştırmak yanlış da olsa, Saramago’nunkiler biraz cüce kalıyor. İlk bölümdeki zorluktan bu bölümde biraz olsun kurtuluyoruz.

6 Nisan 1928:

Bu bölümde sert mizaçlı bir karakter var karşımızda. Dediğim dedik, çaldığım düdük modunda. İpler Jason’ın elinde. Erkek kardeş. Kendisi baya da ırkçı. Evde çalışan zencilere rahat vermiyor. Anneleri kardeşler arasında en çok onu seviyor. Yine başta dediğim göğün öfke’si de Jason’ın ta kendisiydi. Bu bölümde anlatım gözle görülür bir biçimde yumuşuyor.

8 Nisan 1928:

Son bölüm. Anlatım çok çok daha anlaşılır hâle geliyor. Evde çalışan zenci Dilsey tarafından olaylar anlatılıyor. Daha doğrusu yazar anlatıyor. Ailenin çürümesi tarafsız bir göz tarafından ilk defa okura sunulmuş. Çocukların üstünde annelerinden daha çok hakkı var Dilsey’in. Okusanız evin hanımı o sanırsınız.

Gelelim ek kısmına. Her şey burada anlam kazanıyor. Eğer sabredip bitirseniz sabrınızın karşılığını çok iyi bir şekilde alıyorsunuz. Ailenin 1600lerden 1900lere kadar her bireyinin başından geçenler kitaptan daha ilginç. Dilsey evde yaşanılan çürümenin her aşamasına şahit oluyordu. Yazar ek kısmında Dilsey hakkında tek cümle yazmış: “Katlandılar.” Sırf bu cümleyi tekrar okumak için kitaba yeniden başlayabilirim.

Bahsedecek başka bir şey kaldı mı diye düşünüyorum. Evet, var ama daha fazla uzatmayı istemiyorum. İlk bölüm bana illallah ettirdi. İlk bölümü okuyup pes etmezseniz sizi çok güzel bir Ses ve Öfke bekliyor. Kitabı bitirdiğimde aklıma gelen ilk şey huzur olmayan evde mutluluğun da olmayacağı. Keyifli okumalar.

Nina 
 05 May 12:54 · Kitabı okudu · 24 günde · Beğendi · 10/10 puan

En çok acıma ve merhameti, evden mahrum veya trenin altından kalan insan değil, kendi kalbiyle veya arkadaşlarıyla, kendi zamanıyla veya kendi çevresi ile çatışma içerisinden, vicdan ve arzuların arasından mücadelesini veren, acıma ve merhameti hak eden insandır, demişti Faulkner bir röportajda.

Yazarın, kitaplarının omurgasını oluşturan insanın kendisi ile ve ona karşı koyan koşullarla savaşmasıdır. ‘’Ses Ve Öfke’’ bu savaşma trajedisinin örneğidir. Kitabın ismi William Shakespeare’nin Macbeth oyunundan almıştır, ‘’Bir aptalın anlattığı gürültülü patırtılı bir masal. Hiçbir anlamı da yok. ”/alıntı/ ‘’Ses ve öfke’’deki Compson ailesi, Amerika’nın güney bölgesinin toplama imajıdır, onun maddi ve manevi degradasyonu (bozulmasını) farklı bakış açılarından anlatılmıştır.

Dört bölümden oluşan kitap, ilk bölümünü Benjamin, ailenin en küçük, engelli oğlunun gözünde olaylarını görüyoruz. Benji’nin iç monologları, hatırladıklarını, zaman içindeki sıçrayışlarını, geçmişten şimdiye ve geriye dönüşlerini; onun kendince tüm ailenin fertlerinin buğulu bir tablo oluşturuyor (Benji’den sonraki anlatan kişilerden bu tablo çok daha netleşiyor). Yazarın, gününde olayları anlatırken geçmişe dönüşleri yaparak, geçmişini keşfederek şimdiki zamanın anlamını kılıyor. Geçmişin ve şimdinin değişmeyen bir problemi ırkçılıktır; burada önemli olan nesilden nesile çocukluktan başlayarak derine işlemiş iki ırkın arasındaki yabancılaşmanın duvarı - önyargıdır, açık sözlü ırkçılık psikolojisi değldir. Kitapta yapılan İncil’e atıfları görebiliyoruz; dört bölümlü kitap kompozisyonu Dört İncil ile ilişkilidir, romandaki olayların Paskalya zamanında, Benji’nin İsa gibi 33 yaşında olması, onun sürekli ağlaması ise – İsa’nın acısını sonsuza dek sürecek diye yorumlayabiliriz.

Quintin, Comsonlar ‘ın son varlığı olan bir parçaı arsanın satışından kendisini Harvard’ta okutabilme fırsatı bulunan ailenin büyük oğlu, ikinci bölümünü anlatıyor. Kardeşi Caddy Quintin için hayatın merkezidir bundan dolayı onun düşüşünü, onun hamileliğinin sorumlusu kendisini olduğunu babasına inandırmaya çalışıyor. Quintin’nin yaşadığı gününü red ederek ( saatı kırma sahnesi) sürekli geçmişe bakış atarak söz ediyor. Kendi geçmişlerini kabul edip veya kabul etmeyerek romanın kahramanlarının kaderlerini çiziyorlar. Tek Caddy, geleceğin ve sürekli yenilenen hayatın temsilcisi olarak bitmeye yüz tutmuş bu ailede kalmıyor - çekip gidiyor. Quintin ise geçmişi ile barışamadığından dolayı gerçekleri görmek istemediği için hayata veda ediyor.

Romanın üçüncü bölümünü Jason’un, Compson ailesinin üçüncü çocuğu, annesi tarafından en çok sevilen, sinirli, hırslı, parayı delicesine düşkün, zalim ve bencil birinden anlatılıyor. Okumayı Quintin gibi gönderilemediği için ailesini bir türlü affedemiyor. Benji’yı devlet yurduna yollaması gerektiğini sık sık söz eder ve ancak annesinin vefatından sonra bunu gerçekleştirir. Ailesini rezil eden Caddy’den nefret ediyor, Caddy’nin kızına Quinti’yi annesinin yolunu izlemesin diye baskı uyguluyor ama bu Quinti’yi aileden gitmesini durduramıyor. Jason’un tüm eylemlerini ve niyetlerini aşağılık ve insanlığa karşıdır. Kitabın başlığındaki ‘’ses’’ Benji’nin sürekli çıkardığı sesi, ’’öfke’’ ise Janson’un hiç dinmediği öfkesidir.

Dördüncü bölümü de anlatıcıdan öğreniyoruz. Güney’in geleneklerinin taşıyıcısı, Compson ailesinin çocuklarını büyüten, evi döndürmeyi başaran, artık yaşlı olan siyahi hizmetçisi Disley - o hem kendi çocuklarına hem Compson ailesinin çocuklara (öz annesinden yeterli sevgisini göremediği) şefkatini ve sevgisini hissetiriyor – bu aile için ne kadar çalışsa ve çabalasa da onun (ailenin) yok olmasına engel olamıyor...


Malcolm Cowley’nin Faulker ile ilgili yazı yazmak istediğinde yazar ona böyle bir mektup gönderiyor:
‘’Basılmış kitaplarımın haricinde, tarihe hiç çöp ve iz bırakmadan ayrı ve tek bir birey olarak ortadan ebediyen yok olmak… İstiyorum ki yazıtımda ve nekroloğumda hayatımın hikayesi ve sonucu tek bir ifadede anlam bulsun; o kitapları yaratıyordu.’’

sertaç samur 
16 Tem 19:03 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Amerika’nın en önemli yazarlarından biri olan Nobel Edebiyat ödüllü William Faulkner, yazmış olduğu 12 kitaptan biri olan Ses ve Öfke ile ünlenmiştir. Ayrıca yazar Pulitzer sahibidir.
Kitabı okurken zorlanacaksınız hatta bırakmak isteyeceksiniz ama durun! Çünkü Faulkner’in eserlerinin zor anlaşıldığı edebiyat eleştirmenlerinin ortak görüşüdür. Yani sizin zorlanmanız olağan bir durumdur. Hatta kitap ülkemizde 1965 yılında yayımlandığında açıklayıcı bir bilgi verilirmiş okura. Gerçekten yoğun bir anlatıma sahip olan kitap, karmaşık duran karakter yapısıyla kolay çözümlenmiyor. Sürekli bağlaçlarla ve fiilimsilerle birbirine bağlanan ve bir sayfa süren uzun cümleler ile sürekli yinelemeler kitabı gittikçe zorlaştırıyor. Karakterlere ve olay örgüsüne hâkim olmak için dikkatli bir okuma yapmak gerekiyor. Kitap dört bölümden oluşuyor. Eğer sabreder, ilk iki bölümü bitirebilirseniz üçüncü bölümden sonra kitap anlaşılır ve sürükleyici şekle giriyor.
Yazar alışılagelmişin dışında şaşırtıcı bir şekilde ele aldığı eserde Compson ailesinin başından geçenleri irdeler. Birinci bölümü 33 yaşında olmasına rağmen 3 yaşındaki bir çocuk gibi olan zihinsel engelli Benjy’nin gözünden okuyoruz. İkinci bölümde Benjy’nin payına düşen mirasla Harvard’ta okuyan ağabey Quentin’in dili devreye giriyor. Üçüncü bölümde tahammül edemeyip utandığı Bnejy’nin akıl hastanesine yatması gerektiğini ve hadım edilmesini düşünen Jason’ın anlatımı vardır. Kitabın son bölümünde ise ailenin her şeyini bilen emektar çalışanı Dilsey’i kitabın yazarının anlatımıyla dinliyoruz. Ayrıca kitap yayımlandıktan birkaç yıl sonra yazar, Compson ailesini açıkladığı “Ses ve Öfke’ye Ek” adlı bir bölüm daha dahil etmiştir.
Okurken bu bilgiler işinize yarayacak emin olun. Sabredin ve bırakmayın.

seher 
29 Tem 2015 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Yazarlar hikayelerini kurarken serim(giriş), düğüm(gelişme) ve sonuç bölümlerinden oluştururlar.Ses ve Öfke'de yazar bu sıranın dışına çıkıp farklı kahramanların gözünden farklı zamanlarda anlatılan durumları dört bölümde aktarmıştır. Birinci bölüm, 33 yaşındaki otisitik Benjy'nin zihninden anlatılması; ikinci bölüm Quanten'in intihar öncesi hissettiklerinin onun tarafından aktarılması; üçüncü bölüm n Jason'in gözünden ifade edilmesi; en son bölüm ise yazarın bakış açısıyla dillendirilmesi şeklinde sıralanmıştır.Okurken zorlandığınız ve kişileri karıştırdığınız bir kitap olmakla birlikte Compson ailesinin hayat hikayesini öğrenmiş oluyoruz.Kitap hakkında araştırma yapınca yazarın kitabı bilinç akışı tekniği ile yazdığını öğrendim.Yazar bu teknikte, karakterlerin düşüncelerini olaylara ve oluş sırasına dikkat etmeksizin aktarmıştır.Bu durumda okuyucuda zaman ve mekan karışıklığı yaratmıştır.Sabırlı okuyuculara tavsiye ederim

Esma Tezgi 
19 May 23:09 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Dili ve kurgusu ile alışıldığın oldukça dışında bir kitap. Yazarın kendine has tarzı kitabın her satırında kendini hissettiriyordu. Olaylar ve karakterler arası geçişte zaman zaman kitaptan koptuğum oldu, özellikle de karakterlerin kimliklerine alışma süreci biraz uzun sürdü, bu benden mi kaynaklandı tam anlamadım. Farklı karakterlerin gözünden bir ailenin öyküsünü okuyor ve yaşadıklarına tanık oluyoruz. Karakterler oldukça çarpıcı ve ilgi çekiciydi. Kitapla ilgili çok net bir düşüncem yok yer yer sevdim, yer yer koptum bu yüzden puan vermeyi düşünmüyorum.

Birsen Erol 
03 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Zihin egzersizi için okunabilecek bir roman. Okurken en çok zorlandığım, bir yandan da devam etmek için garip bir istek duyduğum kitap, sıradan roman tekniğinin dışında yazılmış. İç konuşmalara fazlaca yer verilmiş. Zorlansam da yarım bırakmayı hiç düşünmedim. Zaman çizgisinin dışına çıkan, bilinç akışı ile yazılmış roman severlere tavsiye edilir.

rafet demir 
23 Nis 22:54 · Kitabı yarım bıraktı · Puan vermedi

İçine girilmesi zor bir roman.Daha sonra tekrar deneyeceğim.Edebi değeri yüksek ama çok sakin bir kafayla okunması gerektiğini düşünüyorum.

Uğur Erdoğan 
01 Mar 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Bir ailenin içinde bulunduğu durumu anlatan bir kitap.Aile dağılmaktadır.Kitabı farklı kılan ailenin durumunu farklı aile üyelerinin ağzından anlatması.Bazı yerlerinde sıkıcı ve ağır olsa da bazı yerlerinde ailenin içinde hissediyorsunuz kendinizi.

Kafka Tamura 
30 Kas 2016 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · Puan vermedi

Bu kitabı okumak başta sancılı bir süreçten farksızdı. Birinci ve ikinci bölümde tam olarak dikkatimi vermem gerekiyordu ki algılayabileyim. Hatta ikinci bölümdeyken kitabı yarım bırakmaya karar verdim. Sonra kitap hakkındaki yorumlara bakınca okumaya devam etmeye karar verdim. Aslında kitabın en sonunda karakterlerden bahseden bir bölüm de varmış sonradan farkettim. Üçüncü bölümden itibaren okumak kolaylaşıyor ve en sonunda size bir şeyler kattığını düşünüyorsunuz. Okuyun, okutalım.

Aslı T. 
21 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi

Bilinç akışı tekniğini sevenler için güzel bir kitap. Compson ailesinin anlatıldığı kitapta, her bölüm ailenin bir ferdinin bilincinden anlatılıyor. Zaman akışını anlamak zor, kitabın ağır ama güzel bir dili var. Ben okurken zorlansam da okuduğum için mutluyum.

2 /

Kitaptan 41 Alıntı

Murat Sezgin 
31 Tem 12:50 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

babam bize şunları öğretiyordu: bütün insanlar birikimdirler

Ses ve Öfke, William Faulkner (Sayfa 154 - YKY 18.basım)Ses ve Öfke, William Faulkner (Sayfa 154 - YKY 18.basım)
Murat Sezgin 
31 Tem 17:30 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Paradan başka bir şey istemeyen kimsenin kendisine güveni yok demektir.

Ses ve Öfke, William Faulkner (Sayfa 199 - YKY 18.basım)Ses ve Öfke, William Faulkner (Sayfa 199 - YKY 18.basım)

Islak otların üstünde yatıyoruz soluk soluğa, yağmur sanki arkamda soğuk bir duş. Şimdi banane diyor musun artık, diyor musun

Ses ve Öfke, William FaulknerSes ve Öfke, William Faulkner

Ben ağlamıyordum, ama tutamıyordum kendimi de. Ben ağlamıyordum, ama yer durmuyordu ve ben ağlıyordum sonra.

Ses ve Öfke, William FaulknerSes ve Öfke, William Faulkner
Uğur Erdoğan 
25 Şub 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Savaş alanı insanların delilikleri ile umutsuzluklarını ortaya çıkarır ve zafer felsefecilerle budalaların hayalidir.

Ses ve Öfke, William Faulkner (Sayfa 68 - Yapı Kredi Yayınları)Ses ve Öfke, William Faulkner (Sayfa 68 - Yapı Kredi Yayınları)
Esma Tezgi 
09 Haz 00:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bir insan bana kalırsa her şeyden önce insandır, nerede ve ne olursa olsun.

Ses ve Öfke, William FaulknerSes ve Öfke, William Faulkner

Eğer hoşunuza gitmiyorsa Bayan, çıkıp gidebilirsiniz, dedi Jason. Gideceğim, dedi Quentin. Merak etmeyin.

Ses ve Öfke, William FaulknerSes ve Öfke, William Faulkner
seher 
29 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Babam bir insan kendi talihsizliklerinin toplamıdır derdi. Bir gün gelir talihsizlik de yorulur sanırsın sen ama zaten senin talihsizliğin zamanın kendisi olur derdi babam.

Ses ve Öfke, William Faulkner (Sayfa 93)Ses ve Öfke, William Faulkner (Sayfa 93)
5 /