Sessiz Bir Adam

·
Okunma
·
Beğeni
·
262
Gösterim
Adı:
Sessiz Bir Adam
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051851679
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Herkesin bildiği ama hiç kimsenin izlemediği, şimdiye dek ne yayımlanmış ne sahnelenmiş olan Sessiz Bir Adam, Everest Keşif sayesinde okurun karşısına çıkıyor.

Adalet Ağaoğlu’nun keskin gözü ve sivri diliyle Türk entelijansiyasının fotoğrafını çektiği Sessiz Bir Adam tepeden tırnağa bir eleştiri; yapıtın başına gelenlerse tam bir macera!

Adalet Ağaoğlu topluma dönük bir yazardır. Gerçekçi gözlemle saptadığı günlük ilişkileri, bu ilişkileri etkileyen toplum gerçeğini belirtecek biçimde sergiler. Oyun kişilerini hem insansal boyutları, hem de koşulları içinde ele alır. İnsanı toplumdan, toplumu insandan sorar. Bireyin ve toplumun karşılıklı sorumluluğuna inanmıştır. Yargılamadan önce anlamağa önem verir. Eleştirel görüş ile, gerçeğin kaçınılmaz olduğu duygusu dengelenmiştir. Adalet Ağaoğlu ayrıntı ustasıdır. Oyunlarında sarsıcı, büyük olaylardan çok küçük çatışmaları içeren anlamlı durumlara yer verir. Bu durumları yaşayan kişinin duygu ve düşünce ayrıntılarını seyirciye ustalıkla iletir. Bu bakımdan Adalet Ağaoğlu için, kadın duyarlığını sahneye getirmeği başarmış bir yazar demek doğru olacaktır. Bu gözleme bir de, çağdaş tiyatro sanatı düzeyinde eser veren kadın yazarımız olduğunu eklememiz gerekir.
-SEVDA ŞENER-
160 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Sessiz Bir Adam bir tiyatro metni. Ağaoğlu bu oyununu 1970 yılında TRT'nin sahnelenmek üzere yapılan bir yarışması için yazmış fakat oyun jüri üyeleri tarafından beğenilmesine rağmen kabul edilmemiş. Hatta Muhsin Ertuğrul'un da oyunu okuduktan sonraki ısrarlarına rağmen reddedilmiş. Sebebi ise Adalet Ağaoğlu'nun bu oyunu Anton Çehov'un bir oyunundan esinlenerek yazması gösterilmiş. Yarışma kurallarınca esinlenmek metni kuraldışı yapıyormuş.

Kitap aslında bununla başlıyor. Yani esinlenmek üzerine. Ağaoğlu'nun kendi günlüklerinden bazı parçalara yer verilmiş. Ve yazar bunu eleştirmiş. Esinlenmek kavramının kopya etmek olmadığını, bırakın edebiyatı, sanatın pek çok dalında çeşitli eserlerin ve yapıtların birbirlerine ışık tuttuğunu, aslında birbirlerinden zaten çok şey taşıdıklarını...

Düşündüğümüzde de bizim bile günlük hayatlarımızda bize güzellik veren şey sanatsal çalışmalar, edebi eserler değil midir? Bizde uyandırdıkları hislerle, tepkilerle somut çalışmalara iterler, bir şeyler üretmeye iteklerler..

Tabii ki bence bu bahaneydi. Yani esinlenme olayının kural ihlali sayılıp Ağaoğlu'nun eserinin yarışmadan elenmesi. Altında daha derin ve net bi tepki vardı ki, o dönemin siyasi yönetimi, Ağaoğlu'nun daha sol bir görüşe sahip olması, hiçbir zaman saklamadan Türkiye İşçi Partisi'ni savunuşu gibi şeyler asıl nedenlerdi.

Oyuna gelirsek.. aslında derin bir entelijansiya eleştirisi var. Muhabbetler, sohbetler, konyaklar, mezeler gırla. Doğu Batı sentezi küçük ama ünlü sanatçı topluluğumuz, romancı, şair, şairin karısı, tenör, hizmetçi, arkadaş, genç kadın ve genç adamdan oluşuyor. Genç kadın ve genç adam yeni evliler. Adam işçi bir kesimden, eli nasırlı, toprak altına dinamit yerleştirip patlatan, çığ deviren bir adam. Sanatla alakası yok, utangaç ama içten ve çok çalışkan bir karakter. Kadınsa genç, güzel, sanatçı çevrenin süs papağanı. Dost çevresinden bir saniye ayrılamayan, içinde büyük bir boşluk duyan, bunu anlamlandıramayan ve bu boşluğu çevresindeki "sanatçı dostlarıyla" doldurmaya çalışan bir karakter. Diğer sanatçı erbabı ise geneli itibariyle süslü sözcükler kullanan, hiç bir zaman ülkeyle özdeşemeseler de konuyu sürekli politikaya getiren ve sorunun "taban kesiminin aydınlanamayışı" olduğunu düşünen, bu konuları kısır döngü tartışan kişiler.
Arkadaş karakteri, genç adamın yakını. Zaten genç adamın oyun boyunca anlaşabildiği tek kişi sayılır. Bir de hizmetçi var. O da "tabana" ait olduğu için birbirlerini anlıyor sayılıyorlar.

Oyunda genç kadının kocasını asla anlamadığını, onu aldattığını da okuyoruz. Ama bunlar o kadar önemsiz geldi ki bana. Çünkü aslında kadın kendi elit tayfasından asla içini  dolduramadığı o boşluk hissiyle, kocasını gerçekten tanıyamayıp kısmen arkadaşlarının da fikriyle onu tabana yakın görüp asla anlayamamasıyla bomboş fikirlerde savruluyor. Böyle bir kişinin oturup bir buhran yüküyle aydınlanmasını beklersiniz di mi? Ben de bekledim. Ama öyle bir şey olmadı. Kadın saçma sapan boşluk doldurma oyunları oynarken genç adam öldü. Ve inanılmaz bir ikiyüzlülük sahnesiyle son buluyor tiyatro.

Keşke bu oyun gerçekten de oynanabilseymiş. Çünkü ben ne kadarını aktarabildim emin değilim ama yoğun bir eleştiri havası var. Karakterler ardından toplumun bölünmüşlüğü, "kesimlerin" birbirlerine duvarları ve birbirlerini anlamak için çaba sarf etmemeleri var.

Aklıma ister istemez Thomas Bernhard'ın Avusturya elit kesimini eleştirdiği kitabı Odun Kesmek geldi. Ağaoğlu bunu Bernhard gibi tokat ata ata yapmamış elbette fakat alttan alta mesajlarla, tiyatro türünün o kendine özgün parantez içi uyum ifadeleriyle bence yeterince güzel anlatmış fikirlerini.
Eleştirel ve sanatsal metin okumalarını seven arkadaşlara Sessiz Bir Adam'ı öneririm.

Not: Bu arada adam bence sessiz falan değildi, hem konuşmasına bir türlü fırsat vermediler, hem de adam konuşsa dahi duvara konuştuğunu hissettiğinden özellikle susmayı tercih ediyordu.
160 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Adalet Ağaoğlu 1970 yılında bu oyunu yazarak TRT'nin düzenlediği bir oyun yarışmasına gönderir. Ancak ne hikmetse oyun başka bir eserden esinlendiği ve özgün olmadığı için geri gönderilir. Esinlenilen eser ise Çehov'un Hoppa Kadın hikayesi. Bana göre olay esinlenme değil de siyasi gibi. Bu girizgahtan sonra gelelim oyuna:

Didem Ünal'ın giriş yazısında da bahsettiği gibi yerli bohem üzerine yazılmış bir eleştiri. Daha ilk sayfalardan bir sınıf mücadelesini hissediyoruz. Genç kadın ve genç adam arasındaki sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel farklılıklar göze çarpıyor. Kadın ve çevresinin Batılı bir yaşam tarzına ve özgürlüğe sahip olduklarını iddia etmeleri, yaptıkları ve genellikle anlamsız eserleri halkın kurtuluşu, özgürleşmesi adına yaptıklarını iddia etmeleri temelde ise tamamen yüzeysel bir şekilde, özdenetimden yoksun bir şekilde yaşadıklarını görebiliyoruz. Derinliksiz bir düşünce biçimi. Hiçbir sağlam dayanağı olmayan. Halkın kurtuluşunun kendi sanat eserleri(!) sayesinde olacağını düşünüyorlar. Ancak büyük bir çelişki içerisinde olduklarını anlamak çok da zor değil. Özellikle genç adamın, arkadaşının ve hizmetçinin durumları göz önünde bulundurularak. Genç kadın, arkadaşları ve hizmetçi, genç adam, genç adamın arkadaşı arasında kesin çizgiler bulunuyor. Ancak bu çizgiler hiçbir zaman ihlal edilmiyor. Sahte bir bütünleşme görülüyor. Bu da ikiyüzlülükleri doğuruyor.

Toplayacak olursak çok keyif alarak okunan, üzerinde düşünülmesi, sosyal hayatla arasında bağlar kurulabilecek, aynı zamanda vermek istediği mesajı gayet net bir şekilde veren bir tiyatro eseri. Bu eseri tarihin tozlu sayfalarında bırakmayıp basan Everest Yayınları'na müteşekkirim.

HA UNUTMADAN! TABAN UYANIYOR! AMA;
"Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz,
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde."
HİZMETÇİ: Ölen abim sessiz bir adamdı, severdim onu; ama şimdi düşünüyorum da onca kurugürültü ortasında onun bunca sessiz kalmış olmasına öfkeleniyorum. Öfkelenmeseydim akıllanamazdım herhal.
Adalet Ağaoğlu
Sayfa 160 - Everest
Bütün bunlar yetmiyormuş gibi büyük kentin tuzukuruları durmadan gazetelerde boy gösterip bize hiçliğimizi söyler. Biz arada bir elimize geçen bir gazeteye baktık mı her aydını gerçekten aydın, her sanatçıyı gerçekten sanatçı sanırız.
Adalet Ağaoğlu
Sayfa 134 - Everest Yayınları
Biz bitmiş, tükenmiş bir kuşağız. Geçmiş de sorulamaz bizden, gelecek de... Aah, bulutları yırta yırta önce bir uğultu, sonra bir gümbürtü ile yaklaşıp gelen; kediyi, köpeği, kuzuyu, kurdu önüne katıp sürükleyen bir gökgürültüsü gibi gürlemiş durmuş bahtsız kuşak! Bu büyük gümbürtünün ardından bereketli yağmurlar gelmezse neye yarar? Neye yarar dökülen bunca gözyaşı, bunca bekleyiş ve umut?... Umut... Ey umut!
Adalet Ağaoğlu
Sayfa 52 - Everest Yayınları
Genç Kadın: Bir evi en iyi kitap süsler. Tut şu masanın ucundan...
Hizmetçi: Nereye çekeceğiz?
Genç Kadın: Dide, dibe..En göze batmayacak bir yere...
Hizmetçi: (Masayı çekerlerken) Ama burda yemek yemek biraz güç olacak...
Genç Kadın: Çok konuşma.Hayatta yemek yemekten daha önemli şeyler vardır. Orta yerde her gün kurulup kaldırılan bir sofra o evde fikri hiçbir şey yapılmadığını bağırır...
Adalet Ağaoğlu
Sayfa 122 - Everest Yayınları
Genç Kadın: Bu havalar...Keder veriyor bana. Hiçbir şeyden tat almıyorum...Uykularım kötü...Baharı özlerdim...Onu bile özlemiyorum...Belki de...Ölmek istiyorum.
Adalet Ağaoğlu
Sayfa 105 - Everest Yayınları
Genç Kadın: Ölmek mi? Niçin ölmek? İnsanca yaşamak ve yarınların daha güzel olacağına inanırken ölümü düşünmek niye?
Ressam: Geçmiş artık çekici değil. Gelecekten de bir şey umulamaz. Her şey gülünç, çirkin, kaba ve budalaca.
Adalet Ağaoğlu
Sayfa 94 - Everest Yayınları
Şair: Evin güzel. Zevkli. İnce...İnce...Ama evlenmek niye? Senin gibi uyanık, özgür, akıllı ve sanatçı bir kadın...
Genç Kadın: Hayranım ona! Bakın nasıl dürüst bakışları var.
Adalet Ağaoğlu
Sayfa 39 - Everest Yayınları
Genç Kadın: Bu havalar...Keder veriyor bana. Hiçbir şeyden tat almıyorum...Uykularım kötü...Baharı özlerdim...Onu bile özlemiyorum...Belki de...Ölmek istiyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sessiz Bir Adam
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051851679
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Herkesin bildiği ama hiç kimsenin izlemediği, şimdiye dek ne yayımlanmış ne sahnelenmiş olan Sessiz Bir Adam, Everest Keşif sayesinde okurun karşısına çıkıyor.

Adalet Ağaoğlu’nun keskin gözü ve sivri diliyle Türk entelijansiyasının fotoğrafını çektiği Sessiz Bir Adam tepeden tırnağa bir eleştiri; yapıtın başına gelenlerse tam bir macera!

Adalet Ağaoğlu topluma dönük bir yazardır. Gerçekçi gözlemle saptadığı günlük ilişkileri, bu ilişkileri etkileyen toplum gerçeğini belirtecek biçimde sergiler. Oyun kişilerini hem insansal boyutları, hem de koşulları içinde ele alır. İnsanı toplumdan, toplumu insandan sorar. Bireyin ve toplumun karşılıklı sorumluluğuna inanmıştır. Yargılamadan önce anlamağa önem verir. Eleştirel görüş ile, gerçeğin kaçınılmaz olduğu duygusu dengelenmiştir. Adalet Ağaoğlu ayrıntı ustasıdır. Oyunlarında sarsıcı, büyük olaylardan çok küçük çatışmaları içeren anlamlı durumlara yer verir. Bu durumları yaşayan kişinin duygu ve düşünce ayrıntılarını seyirciye ustalıkla iletir. Bu bakımdan Adalet Ağaoğlu için, kadın duyarlığını sahneye getirmeği başarmış bir yazar demek doğru olacaktır. Bu gözleme bir de, çağdaş tiyatro sanatı düzeyinde eser veren kadın yazarımız olduğunu eklememiz gerekir.
-SEVDA ŞENER-

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Filhakika bo
  • Müberra
  • meltem şen
  • özleyiş
  • Fazıl KURT
  • Hasret
  • Elif özdemir
  • Merve Büyüktaş
  • Yusuf kaya
  • Halit Yüzer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%85.7 (6)
9
%0
8
%14.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0