Sessiz Ölüm - Tabutluklar, Beyin Yıkama ve Tecrit Hücreleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
270
Gösterim
Adı:
Sessiz Ölüm - Tabutluklar, Beyin Yıkama ve Tecrit Hücreleri
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753442190
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Belge Yayınları
Uluslararası Af Örgütü, yapılan incelemeyle izolasyon tutsaklığında ve küçük grup izolasyonunda patolojik rahatsızlıkların gözlemlendiği ve Dr. Sluga'nın "Uzun Zaman Tutsakları" adlı araştırmasında izah ettiği gibi tutsakların oldukça ciddi bir formdaki Seperations-Syndrom'dan acı çektikleri kararına varmıştır. (Uluslararası Af Örgütü - 1979 Londra) İşte tabutluk şunu hedeflemektedir: Tutsağın kendi kimliğini yoketmesini, en sonunda ise kendi varlığını. (Ulrike Meinhof) Hücre sakin, tamamen gürültüye karşı izole edilmiş. Buna rağmen tanımlanamayan gürültüler gelmektedir. Örneğin dün yağmur yağdı, yağmur damlalarını görebilyorsunuz ama sesini duyammıyorsunuz. Kapı açıldığında bile, çok az gürültü geliyor. Bu yapının temel mantığı, güvenliği sağlamak değil, tersine yok etmektir. (Karl-Heinz Delwo) İzolasyonda her ruh hali, boşluğa akmaktadır, keyfin yerinde mi, üzüntülü müsün, kızgın mısın, bunlarla hiç bir yere varamazsın, yani bunlarla yaşayamazsın. Bu yaşanan her şeyin içinde kalması demektir. Sen, senin için ehapsedilmişsin ve hep böyle kalacaksın. (Birgit Hogefeld) Dışarıda, sokakta yürüyen insanlara bir bak, ben oların izolasyon hücrelerinde ve Davranış değişikliği-hücrelerinde tutlan tutsakların maruz kaldağı etkileri anladıklarına inanmıyorum. Yani sen duygular ve düşünceler üzerindeki etkileri tarif edemezsin. Ancak bizim karşılaştıklarımız, yarın sokaktaki adamın da başına gelecek şeyler. (Herman Bell) Bu bizimle devlet arasında olan bir savaştı. devlet, tüm olanaklarıyla yüklendiği halde, devrimci kimliği yok edemedi, tüm uygulamaları, politik tutsakların sarsılmaz kimliğinecaptı ve başarısızlığı uğradı. Bu savaşı, devrimci kimliğimi koruyarak ben kazandam.
212 syf.
·2 günde·4/10
Kitabı tabutluklarda kalan tutsakların psikolojik durumlarını anlayabilmek amacıyla basımı ilk baskıdan sonra durmuş olmasına rağmen buldum ve aldım.
Aslında bana bir kaynak olabilir düşüncesindeydim fakat bayağı bir hayal kırıklığı yaşadım. Mahkumları tek tek araştırmam lazım olduğu düşüncesine vardım kitabın doğruluğuna inanabilmem için. Çünkü Stefan Zweig'in Satranç romanından alıntısından sonra kitabın fake olabilme ihtimali uyandı zihnimde. Eşiyle birlikte 1942 yılında intihar eden Zweig, 1943 yılında nazi kamplarında tecrit edilip psikolojisinin bozulduğundan bahsedilmişti. Basım hatası da olabilir bilemiyorum.

Kitabın büyük bir kısmı cezaevlerinin fiziki koşullarıyla alakalı. Ses yalıtımı, hücre sistemleri vs vs..

Sonuç olarak evet bir fikir gelişti kafamda ama sorularımın cevabını bulamadığım ve yanlı olduğunu sandığım bir yazarın kitabı kanaatine vardım.

18 yıldır bir kitabın ikinci baskısı olmamışsa bir bildikleri var demek ki..
Bir tutsağın, tek başına yıllarca tecrit edilmesi, onun sadece diğer tutsaklarla, ilişkisinin kesilmesi olarak anlaşılmamalıdır. (...) Bu uygulama duyumsal algılama yetisinin yok edilmesiyle sınırlı kalmaz, fiziki olarak imha edilmesine kadar gidilebilir.
Bir ülkede tabutluklar inşa edilmeye başladığında, işkencenin ya da cezaevlerindeki kötü tutsaklık koşullarının gizlenmesi için başvurulan yalanların sayısı daha da artmaya başlar.
Tecrit, kelime karşılığı olarak bireyin sosyal açıdan tamamıyla yalıtılması, interaksiyonu sağlayacak olanaklardan yoksun bırakılması, yaşamla olan tüm bağlarının koparılması demektir.
12 Eylül darbesinden sonra da, tecrit sistemi uygulanmaya çalışıldı, ama yığınsal tutuklamalar, varolan cezaevlerinin kapasitesinin yeterli olmayışı, bunu olanaklı kılmadı. Ancak yine de "önder" kabul edilen kişiler düzeyinde, 90 günü bulan ve bazen aşan gözaltı süresi boyunca ve sonrasında tecrit uygulaması yapıldı.
Platos'un "De Legibus" adlı eserinde de cezaevleri üzerine yazılara rastlanmaktadır.
Platos eserinde, üç farklı cezaevi türü önermektedir:
"İlki duruşmasını bekleyen kişiler için, (güvenlikli korunan bir yer)
İkincisi, itaatsiz ve serseri kişilerin iyileştirilmesi için
Üçüncüsü de, oturulan bölgelerin dışında, ağır suç işleyen suçluların cezalandırılması için."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sessiz Ölüm - Tabutluklar, Beyin Yıkama ve Tecrit Hücreleri
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
212
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753442190
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Belge Yayınları
Uluslararası Af Örgütü, yapılan incelemeyle izolasyon tutsaklığında ve küçük grup izolasyonunda patolojik rahatsızlıkların gözlemlendiği ve Dr. Sluga'nın "Uzun Zaman Tutsakları" adlı araştırmasında izah ettiği gibi tutsakların oldukça ciddi bir formdaki Seperations-Syndrom'dan acı çektikleri kararına varmıştır. (Uluslararası Af Örgütü - 1979 Londra) İşte tabutluk şunu hedeflemektedir: Tutsağın kendi kimliğini yoketmesini, en sonunda ise kendi varlığını. (Ulrike Meinhof) Hücre sakin, tamamen gürültüye karşı izole edilmiş. Buna rağmen tanımlanamayan gürültüler gelmektedir. Örneğin dün yağmur yağdı, yağmur damlalarını görebilyorsunuz ama sesini duyammıyorsunuz. Kapı açıldığında bile, çok az gürültü geliyor. Bu yapının temel mantığı, güvenliği sağlamak değil, tersine yok etmektir. (Karl-Heinz Delwo) İzolasyonda her ruh hali, boşluğa akmaktadır, keyfin yerinde mi, üzüntülü müsün, kızgın mısın, bunlarla hiç bir yere varamazsın, yani bunlarla yaşayamazsın. Bu yaşanan her şeyin içinde kalması demektir. Sen, senin için ehapsedilmişsin ve hep böyle kalacaksın. (Birgit Hogefeld) Dışarıda, sokakta yürüyen insanlara bir bak, ben oların izolasyon hücrelerinde ve Davranış değişikliği-hücrelerinde tutlan tutsakların maruz kaldağı etkileri anladıklarına inanmıyorum. Yani sen duygular ve düşünceler üzerindeki etkileri tarif edemezsin. Ancak bizim karşılaştıklarımız, yarın sokaktaki adamın da başına gelecek şeyler. (Herman Bell) Bu bizimle devlet arasında olan bir savaştı. devlet, tüm olanaklarıyla yüklendiği halde, devrimci kimliği yok edemedi, tüm uygulamaları, politik tutsakların sarsılmaz kimliğinecaptı ve başarısızlığı uğradı. Bu savaşı, devrimci kimliğimi koruyarak ben kazandam.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Cebe Noyan
  • Gülcan ergecer
  • mehmet pak

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%100 (1)
3
%0
2
%0
1
%0