1000Kitap Logosu
Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu

Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

86 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 2 sa. 26 dk.
Adı
Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu
Orijinal adı
À l’ombre des majorités silencieuses suivi de l’extase du socialisme
Çevirmen
Basım
Türkçe · Türkiye · Doğu Batı Yayınları · Mart 2019 (İlk yayınlanma: Haziran 1983) · Karton kapak · 9789758717026
"İş görebilen tek gönderenin adı yine sessiz çoğunluktur. Bütün güncel sistemler bu model üstünde iş görmektedirler. Varlığı toplumsal değil, istatistiksel olan bu kaypak kavramın ortaya çıkabildiği tek yer sondajlardır. Toplumsal adlı gökyüzünün ufkundaki hayal ya da toplumsalın zaten içinde bulunduğu bir ufkun simülasyonu. Sessiz çoğunluğun ya da kitlelerin düşsel bir gönderen olması, onun var olmadığı anlamına gelmez. Bunun anlamı sessiz çoğunluğun artık temsil edilemeyecek bir durumda bulunmasıdır. Kitleler artık temsil edilememektedirler. Ses vermeyen bu kitleler sondajlar aracılığıyla sık sık yoklanmaktadırlar. Düşünceleri yansıtılmamaktadır. Yalnızca ne düşündükleri konusunda testler yapılmaktadır. Referandum (kitle iletişim araçları da sonsuz bir soru / yanıt referandumudurlar) politik gönderenin yerini almıştır. Oysa sondajlar, testler, referandum ve kitle iletişim araçları temsil edici bir sisteme ait tertibatlar değil, simülatif bir sisteme ait olan tertibatlardır. Artık amaçlanan şey bir gönderen değil, bir modeldir." Jean Baudrillard bu metinde yukarıdaki bakış açısından yola çıkmakta ve bu anlamda için için kaynama özelliğine sahip kitle, modern toplumlara ait bir özelliğe dönüşmektedir.
Fiyatlar
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!
İdefix
idefix.com

Okurlar

Kadın
% 53.0
Erkek
% 47.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
7.9
10 üzerinden
111 Puan · 20 İnceleme
86 syf.
Her türlü politik tepkiye karşı sessiz. Her türlü politikaya ilgisiz. Son söz olarak: Enerjilerini bu yolda harcayan, bu ahlaki toplumsallıştırma düşünü gerçekleştirmeye çalışan toplumlar daha işin başında kaybetmeye mahkum toplumlardır... bu türden girişimler her zaman başarısız olacak, amaçlarına ulaşmayacak ve böylelikle de toplumsal gerçekleşmeyecektir.
86 syf.
Sessiz Yığınlar, Toplumsalın Sonu
Sosyoloji alanında okuduğum ilk kitap ve İlk defa bir kitabın arka kapağına bakmadan okumaya başladım kitabın ismi çok yönlü bir soru oldu benim için "Tuplumsalın Sonu" cevabı bulmak için hiç beklemek istemedim.. Kitaba başlarken çok zorlandım bir paragrafı anlamak için tekrar tekrar okudum ve üstüne dakikalarca düşündüm.. ... "Anlatacak şeyleri olmayan sözcülere karşın sesi çıkmayan (sözsüz) bir kitle vardır. Söyleyecek hiçbir şeyi olmayanlarla, konuşmayan kitleler arasındaki harika "birlik" işte budur. Bütün söylevlerin kökeninde yatan büyük boşluğun adı kitledir." ... Olması gerekene odaklanıp, var olanı açıklamaya çalışmayanları eleştiren, neden ve nasıl "anlam" yerine "gösteri" peşinde koştuklarını anlatan bir kitaptır. Baudrillard kitle hakkında birçok benzetme yapmıştır, medyanın topluma, bir hayvan sürüsüne işkence yapar gibi yaklaştığından bahsetmektedir. Medya anlam üretmek yerine eğlence ve gösteri üretir. Toplum da gösteri istemekte ve içinde gösteri olmayan hiçbir şeyi istememektedir. Bir spor karşılaşması ile seçim sonuçlarının izlendiği program arasında seyirci için pek fark bulunmamaktadır. Kitlelerin umursamazlığı medyayı medya ise yeniden kitleleri etkiler. Baudrillard sosyal iletişim araçlarının topluma ulaştırması gereken haber ve diğer içeriklerin gerçeklik payı olmadığı için anlamının olmadığını söylüyor. Sosyal iletişim araçlarının içerikleri kitleler için sadece birer örnek algılama modelinden ibarettir. Anlam üretmekten aciz bir medya ise sadece kendi içinde kendi ile iletişim kurabilmektedir. Medyada devamlı tartışılan "tarafsızlık", "nesnellik", "medya etik" gibi kaygılar ise artık anlamını yitirmiştir. Baudrillard yine de kitleler hakkındaki umudunu yitirmemiş, sanki onları motive etmeye çalışır gibi yazmıştır. .. İlk başladığınızda bu anlam arayışında yazarın anlattıklarından biraz üstünüze alınabilirsiniz fakat sonlara doğru artık yazarla birlikte anlam arayışına başlıyorsunuz.. ..hazmetmesi zaman alan kitaplardandır. Ve hayatınızda yer edecek bir eser çünkü sosyal iletişim araçlarına, medyaya hiç bu gözle bakmamış olabilirsiniz..
85 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Postyapısalcı ve postmodern düşüncenin Fransa da en önemli temsilcilerinden biri olan Baudrillard bu eserinde toplumsal yapıyı analiz etmeye çalışmaktadır. 60’ lar sonrası dünyada meydana gelen önemli kültürel ve toplumsal değişimler bu dönem düşünürleri üzerinde hemen hemen benzer etkilere sebep olmuştur. Bu dönem düşünürlerinin yapmaya çalıştıkları derinlemesine bir toplumsal analiz ve tek tek bireylerden hareketle tüm toplumsal kurumların birbirleriyle ilişkilileri ifade etmektir. Hepimizin bildiği bu büyük topluluk aslında düşünür açısından sessiz ve etkisiz çoğunluktan başka bir şey olmamış olup simülasyon ile kolaylıkla kandırılabilen olay ve durumlarla asla doğrudan karşı karşıya getirilmeyen olaylardan bir haber gözü boyanan kitlelere tekabül etmektedir. Bir bakıma kitle sistem içerisinde aktif olma söylemleriyle kandırılmış ya da kendilerinin böyle olduklarına inandırılmış sessiz yığıntılardır. Ekonomi, politika, tıp, eğitim, din, medya,... bir çok sosyolojik kurum ve kuruluş bu simülatör dönemden nasibini almıştır. Öyleki durumun özetini yine Baudrillard’ un kendisinden aldığım şu alıntı ile gayet güzel açıklamaktadır: “Birey, televizyondaki Sudan İç Savaşını herhangi bir tuvalet kağıdı reklamıyla aynı duyarsızlıkla izlemektedir. Televizyonu kapattıktan sonra, Sudan’da ki iç savaş devam etse bile, onun için bitmiştir.” Varolduğumuz bu dünya düzenini anlamak adına mutlaka okunması gereken bir isim ve eser.
85 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Kitle - 1984 - Joker - New York Yanılsamaları
Jean Baudrillard'ın sessiz yığınların gölgesinde kitabı kitle ve toplumsal üzerinden simülasyon kuramını açıklamaktadır. Toplumsalın kitleye dönüştüğünü ve kitlenin her şeyi içine çeken anlamdan yoksun, tepkisiz ve güdülenemeyen bir şeye dönüştüğünü söylemektedir. Bu sessiz insan kalabalıkları etkiye tepki veremeyecek birer yığına dönüşmüşler adeta bir kara delik gibi bütün gönderenler sistemini yutmaktadırlar. Kitleler gücünü güncelden alan ve tarihteki olaylara etki eden değil etkilenendir. Kitleler gerçeğin yerini alan simülaklar düzenin bir parçasıdır ve toplumsalın bıraktığı boşluktur. Kitleler anlam aramamakta gösteri aramaktadırlar aslında onlar göstergeler, modeller, kodlar vb. gerçekliğin sürekli yeniden üretildiği hipergerçek bir gösteri dünyasının parçasıdır. Medya ile hiç yaşanmamış bir şey yaşanmış olarak gösterilebilmektedir. 1984 romanında halk sürekli Avrasya ve Okyanusta arasında yapıldığı söylenen ve ekranla gösterilen bombalar patlayan, hainler yakalanan bir savaşa olmadığı halde inandırılmış ve bu savaş halkın bir gerçekliği haline gelmiştir. Günümüzde de buna benzer olaylar medya ve teknoloji aracılığıyla yapılmaktadır. Dünyayı umursamayan bu yığınların tek umursadığım şey kendileridir. Politikacılar kitleleri sürekli anketler, referandumlar vb yollarla sürekli yoklanmaktadırlar ancak bu boş bir çabadır çünkü kitleler kendilerine yöneltilen şeyleri analiz edip gönderen değil onları emip yok eden bir konumdadırlar. Bugün yapılan istatistiklerin çoğunun gerçeği tam olarak yansıtmaması her partinin kendi lehine sonuçlanan istatistikleri bu duruma örnek verilebilir. Simülatif aletlerin kullanıldığı gerçeğin simüle edildiği ve içindekilerin birer simulakra dönüştüğü bu modern dünyada insanları haberler, olaylar vs etkilememektedir daha doğrusu duyarsızlaştırmaktadır. Bir şeyin sürekli sanal yolla kitlelere sunulması o şeyin etkisinin günbegün azalmasına ve sonunda yok olmasına sebep olmaktadır. Anormal insan profili mesela Joker karakterinin normal olmayan tavırları o kadar güzel bir perspektiften o kadar etkileyici bir şekilde sunulmuştur ki adeta bütün bu aksi davranışlar normal bir şey imiş gibi algılanmaktadır. Böylece anormelle normal arasındaki ayrım yok edilip anlamsızlaşmaktadır. Anormalin normalleşmesi veya ayrımın ortadan silinmesi gibi haberlerin etkisinin pasifize olmasından aynı şekilde söz edebiliriz. Kitlelerde şuurun olmadığını söyleyen baudrillard onların ciddi olarak hiçbir şeyle ilgilenmediklerini ifade eder. Sosyal medya araç ve platformları ile politika sportif ve eğlenceli bir şeye dönüşmüş, gerçek hayatta karşılığı olan şeyler gösteri simülasyonuyla insanları etkilemekten uzak bir hale gelmiştir. Gerçek sanallaşmış ve gerçekle simülasyon arasındaki ayrım silinmiştir. Teknolojik araçlarla gerçek sanal tarafından sürekli üretilmiş gerçek değerlerle mi yoksa simüle edilmiş değerle mi yaşadığımızın belli olmadığı bir evreye geçilmiştir. Toplumsal da özneden sıyrılmış düşünen ve fiili harekette bulunan değil pasif ve hareketsiz ve yeniden üretilebilen insan yığını haline gelmiştir. Bu hipergerçek düzen de kitle toplumsalın simüle edilmiş haline gelmiştir. Böyle bir dünyada tarih, politika, ekonomi, cinsellik simüle edilmiştir. Hepsinin yerine kendi gerçeklerinden daha gerçek modelleri geçmiştir. Hayattan kaçan insanlar bir ayartmanın sonucu olarak yanılsama ya gitmekte ve bu yanılsamayı kendi gerçeklikleri olarak görmektedir. Kaufman'ın New york yanılsamaları isimli filmde New york şehrinin bir minyatürünü yapan tiyatrocunun hayatını anlatıyor burada şehir minyatür model ile simüle edilmiş karakterler ise kendisine benzeyen davranış ve düşünceleriyle bir nevi kopyası olan simülakrla ilişkisini inceleyen simülasyon hayatı canladırılmıştır. Şimdi de buna benzer simülasyon evreninde yaşayan gerçekten yoksun insan kalabalıkları yani kitle yok olmuştur.
85 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
"Dünyanın bütün işçileri, birleşin!" demişti Marx. Çünkü toplumsalın gücüne inanıyordu. Peki şimdi nerede o güç, buna cevabı J. Baudrillard vermektedir. J. Baudrillard (özellikle de ) kitle iletişim araçlarından-hele ki reklam unsurundan- sonra toplumsalın pasif bir kitleye evrildiğini söylemektedir. Kendi deyimiyle " Kitle: toplumsalın içinde kaybolduğu kara bir deliktir." Devrimci ya da aktif bir yönü kalmayan kitlenin pasif ama yok edici gücünü gözler önüne sermektedir. kitlenin talebini artırayım derken doyurulamayan daimi bir açlığa sebep olduğunu; iktidarın ve kapitalin kitleyi köleleştireyim derken yarattıkları bu doyumsuzluğun kölesi haline geldiklerini vurgulamıştır. Sizi sıkmayan ve içine çeken anlatımıyla tavsiye edeceğim bir kitaptır. İyi okumalar.
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.