Sessizliğin Anarşisi

7,8/10  (4 Oy) · 
11 okunma  · 
4 beğeni  · 
636 gösterim
"tufandı,
benden sonra,
yine gelecek,
görüntünün, gürültünün ve hareketin ardından,
sessizlikle,
boşlukta, mülksüzlükte, esersizlikte,
faciada,
o,
anarşi..."
(Arka Kapak)

İnsan: hayal kuran varlık, tahayyül ile gerçek arasına sıkışmış, kendini, sıkıştığı yerden dışarı, dışına fırlatan, sürekli, yaşayan, ölen.
İntihar etmeyip yaşıyor olmak; hayatın en büyük ve basit gerçeği. Bu dünyayı ve bu varlığı değiştirme arzusu ile gündelik hayatı, olduğu gibi, geldiği gibi kabullenmenin, sürdürüyor olmanın zorunlulukları (içgüdü, istek, arzu, irade) ve zorlukları arasında gerilim; bu yüzyıl sonunda, kişiyi ve isyanını var kılan yegane imkan.
Yaşıyor olmak, her kuşak ve kişi için, bugün, burada, olabilmek için, kalıcılaşmak için, didinmek, hep daha fazla: malın, mülkün, edimin ve sözün fazlası için.
(Kitabın İçinden)
Barış Ağca 
 18 Tem 20:38 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Işık Ergüden'in notuyla, "Yazının (sözün, hatta görüntünün) bittiği, biterken de, onca sözün, yazının, görüntünün boğduğu insanı da peşinden sürüklediği bir dönemde, bu metin, ümitsiz, hüzünlü, karabasanlı bir edim, iktidarsızlığıyla varolabilen bir teşebbüs olarak, ancak laneti bulaştırma arzusundadır." Bu metin 'bence' sadece notların bir araya getirildiği ancak tamamlanmamış bir pasif tanıklık -saptama- projesi hissi veriyor. Çaresizliği ve çözümsüzlüğü ile fazlasıyla Albert Caraco ve Jean Baudrillard anıştırdı; yanında tuz biber olarak Schopenhauer ve Nietzsche. Zaten kitaptaki "son imge" Nietzsche'ye selam çakıyor. Ancak yeni bir şey yok.
Işık Ergüden'in güzel çevirilerini tercih ederim.

Kitaptan 6 Alıntı

Barış Ağca 
18 Tem 20:40 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

İnsan: hayal kuran varlık, tahayyül ile gerçek arasına sıkışmış, kendini, sıkıştığı yerden dışarı, dışına fırlatan, sürekli, yaşayan, ölen.

Sessizliğin Anarşisi, Işık Ergüden (Sayfa 4)Sessizliğin Anarşisi, Işık Ergüden (Sayfa 4)

...

Sistem, el ele,el birliğiyle,genişler,esnektir:
Yitirdiği şeyin kendi hayatı olduğunun farkında olmayan bön ve budala yığın, seve seve yer aldığı sistem içinde itişip kakıştıkça ,basamak sayısı sürekli artan medivenin en altlarında herkes birbirini ezip tırmanmaya çabaladıkça, sistem yaylanır ,esner, herkesi kapsamayı bilir.Üretim , tüketim, seyir ,eğlence, boş zaman, görüntü, gürültü, iktidar hırsı...dışında kalma ihtimali taşıyanı;
ya ’’birey olma’’, ’’farklılık’’, ’’marjinallik’’, ’’özel hayat’’ , ’’muhaliflik’’ gibi söylemlerle emer, denetim ve pazar içi kılar ,ya da ’’toplum düşmanı’’ olarak damgalar, anarşist, terörist, bölücü, deli, meczup, aşırı , romantik... diye adlandırıp tanımlarayak , dışlar, kapatır, fiziksel olarak imha eder. Herkesleşenler, herkesleşmenin huzuru ve güveni içinde mutludur artık.

Sessizliğin Anarşisi, Işık ErgüdenSessizliğin Anarşisi, Işık Ergüden
Ferhat Tan 
 20 Tem 13:43 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Hayatı Kullanma Klavuzu
Felsefe tarihinin öğrettiği: Bireyin benlik ve
başkalık potansiyelini bu dünyada ve şimdi gerçekleştirmesinden kaynaklanan “kendini bil”me olmaksızın hiyerarşiye karşı çıkış nafile bir çaba kalır (yığınsal isyanların, devrimlerin de öğrettiği budur, trajedinin bilgisidir bu).

Sessizliğin Anarşisi, Işık Ergüden (Sayfa 87 - Kaos Yayınları)Sessizliğin Anarşisi, Işık Ergüden (Sayfa 87 - Kaos Yayınları)

"hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmaması için auschwitch'ten bu yana bunca emare birikmişken hala felsefe yapıyor, şiir yazıyor olmak bir yana, yaşıyor olmak bile bir karabasan gibi kuşaktan kuşağa aktarılıyorsa ve hala yaşıyorsak; direndiğimiz her yerde iktidarların kadir-i mutlaklığını dengelediğimizi, geri çekildiğimiz her yerde oyunu iktidarlara terk ettiğimizi fark ediyorsak; çıkışsız, ümitsiz, kısır döngüler içinde, giderek daha kötüye gidişi her an hissederek hala yaşıyorsak; intihar etmiyor ve yaşıyorsak; hayatlarımızı iyi ve kötü, doğru ve yanlış gibi estetik, etik kategorilerle değil, kötünün kötüsü, yanlışın yanlışı gibi "alt" kategorilerle ifade ediyorsak; ve yaşadıklarımız ancak bir öfke yığını olarak içimizde birikirken, üstüne üstlük ayakta kalmamızı sevgilerimizden çok öfkelerimize borçlu olduğumuzu da fark ediyorsak... belki de tüm bu farkındalığımızdır yıkıcılığımıza etik ve estetik bir değer katabilen."

Sessizliğin Anarşisi, Işık ErgüdenSessizliğin Anarşisi, Işık Ergüden

Sürekli can çekişen ama ölmeyen, ölmemesi için efendilerin de kölelerin de ellerinden geleni yaptıkları bu sistem; hem öldürür (doğayı ve insanı, etiği ve estetiği) hem de yaşatır: açık yara gibi, irin gibi, kan kaybıyla, bilinç yitimiyle, kısmî felç halinde, lağımda ve pisliğin ortasında, üst baş kan içinde, elde bayrak, ağızda küfür, gözlerde linç isteği…

Sistem, el ele, el birliğiyle, genişler, esnektir: Yitirdiği şeyin kendi hayatı olduğunun farkında olmayan bön ve budala yığın, seve seve yer aldığı sistem içinde itişip kakıştıkça, basamak sayısı sürekli artan merdivenin en altlarında herkes birbirini ezip tırmanmaya çabaladıkça, sistem yaylanır, esner, herkesi kapsamayı bilir. Üretim, tüketim, seyir, eğlence, boş zaman, görüntü, gürültü, iktidar hırsı… dışında kalma ihtimali taşıyanı; ya “birey olma”, “farklılık”, “marjinallik”, “özel hayat”, “muhaliflik” gibi söylemlerle emer, denetim ve Pazar içi kılar, ya da “toplum düşmanı” olarak damgalar, anarşist, terörist, bölücü, deli, meczup, aşırı, romantik… diye adlandırıp tanımlayarak, dışlar, kapatır, fiziksel olarak imha eder. Herkesleşenler, herkesleşmenin huzuru ve güveni içinde mutludur artık.

“Her büyük servetin arkasında bir suç gizlidir” diyen Balzac’tan, “mülkiyet hırsızlıktır” diyen Proudhon’a,; eşitsizliğin kaynağını, etrafını çevirdiği toprakları kendinin kabul ederek, eline aldığı sopayla burayı koruyan ilk insanda gören Rousseau’dan, “banka soymak değil, banka kurmak suçtur” diyen Bakunin’e… toplum tarihi, paranın ve sopanın iktidarının -iktisadın ve politikanın- yegâne temeli olarak suçun tarihidir.

Başta devlet olmak üzere, hiyerarşik bir sistem halinde örgütlenmiş tüm kurum ve kitleler, suçun varlığı etrafında buluşurlar. Servet edinmeyi, serveti koruma ve artırmayı kural edinmiş toplum, gücünü, işlediği cinayetlerden, ardındaki kan miktarından alır.

İktidar ve iktidar kurumlarından biri olan devlet, yalana ihtiyaç duyar. (iktidar ve devlet olmak isteyen de yalana ihtiyaç duyar). Kurumsal ve örgütlü yalan, medyatik yalan, kişisel yalandan farklı olarak, manipülasyonun ve dezenformasyonun tezgâhından geçmiştir, bu nedenle, gerçekten daha gerçektir, aşırı-gerçektir.

Modern hayat şiddet yoluyla arındırır: doğayı, ekolojik çevreyi, insanı, bedeni. Doğallık, çeşitlilik, başkalık, hisler, korkular, acılar ve sapmalar, steril (mikropsuz, kısır) bir hayat adına yok edilirken, aslında hayatın -ve ölümün- kendisidir yok edilen, insan doğasız ve insansız kılınır.

Sessizliğin Anarşisi, Işık ErgüdenSessizliğin Anarşisi, Işık Ergüden
Barış Ağca 
18 Tem 20:43 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

Gözetlemek, gözetlenir olmayı bir özellik olarak benimsemiş kitleler yaratır: Gözetlenmeye uygun yığınlar, gözetlenmek için görünür olan, görünür olmak için şeffaf olan, içi dış olan yığınlar! Görüntü ve gürültü eseri, itirafçılar!

Sessizliğin Anarşisi, Işık Ergüden (Sayfa 31)Sessizliğin Anarşisi, Işık Ergüden (Sayfa 31)