Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.348
Gösterim
Adı:
Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
148
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052440995
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Venedik Yayınları
Baskılar:
Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır
Sevginin Olduğu Yerde Allah Vardır
Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır
Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır
Bu kitap Tolstoy’un ömrünün son yirmi beş yılında yazdığı “Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır“, “Polikuşka“, “Üç Ölüm“, “Asuri Hükümdarı Asarhadon“, “İlyas“, “Büyükler Küçüklerden Akıllı Çıktı“ ve “Tavuk Yumurtası Büyüklüğündeki Tohum“ adlı öykülerinden oluşmaktadır.

“Sana zenginlerin, aydınların elinde bir imtiyaz olmaktan kurtulmalı; insanların birbirleriyle kaynaşmasına, iyilik, hakikat, aşk yolunda yürümesine yardım etmelidir,“ anlayışıyla yazılan bu öyküler, Tolstoy’un kötülüğe iyilikle karşı koymayı ve ruhun kurtuluşunu her şeyden üstün tutmayı ileri süren felsefesinin ürünüdür.
Kitap toplam 5 hikayeden oluşmakta
•Sevgi neredeyse Tanri oradadir
•Polikuşka
•Asuri Hukumdari Asarhadon
•ilyas
•Küçükler büyüklerden akilli çikti
•Tavuk yumurtasi büyüklüğündeki tohum

Kitaba ismini veren hikayeyi cok sevdim. Ailesini kaybeden yaşli ayakkabi tamircisi inancini yeniden kazanir ve etrafina daha duyarli bir insan olur çıkar
İlyas hikayesini de bilhassa okumanizi öneririm. İki yasli çiftin malini mülkünü yitirdikten sonra huzuru bulmalari ve refaha ermelerinin kissasi anlatilmiş.
Küçükler büyüklerden akilli çıktı Hikayesinde büyüklerin birbirlerine nefret ve kin duymalarinin ne kadar'da kolay olduğunu anlatitiyor. Oysa küçükler öylemi tertemiz yürekleriyle hemen kaynaşiyorlar birbirilerine kin gütmeyi bilmiyorlar taki büyüyene kadar
Tavuk yumurtasi büyüklüğündeki tohum bu hikayeden anladiğım zamanla herşeyin dahada kötüye gittiği. Eskiden çok emekle daha bereketli ve sağlikli günlerin geçmiş olduğunu anlatmiş
Genel olarak Tolstoy hikayelerinde inanci sevgiyi ve merhameti anlatmiş. Hikayeleri anlaşilir yalin ve akilda kalici okumaniz dileğimle
Bitmesini hiç istemedigim harika bir kitap. Öyküler o kadar güzel ki kesinlikle okunması gereken bir kitap. Okumak isteyenler hemen başlasın diyebilirim :)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.265 Oy)19.014 beğeni43.248 okunma2.953 alıntı182.380 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.527 Oy)8.808 beğeni28.613 okunma834 alıntı139.191 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.686 Oy)13.379 beğeni34.437 okunma3.358 alıntı145.607 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.451 Oy)7.855 beğeni21.319 okunma3.965 alıntı128.844 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.874 Oy)8.826 beğeni26.267 okunma2.653 alıntı114.276 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.245 Oy)9.216 beğeni25.523 okunma1.780 alıntı118.238 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.641 Oy)5.745 beğeni19.606 okunma835 alıntı100.791 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.548 Oy)9.052 beğeni25.267 okunma1.545 alıntı126.010 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.305 Oy)5.085 beğeni16.943 okunma3.509 alıntı109.088 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.344 Oy)3.432 beğeni10.475 okunma5.220 alıntı95.134 gösterim
Sevgi neredeyse Tanrı oradadır. Peki sevgi nerdedir? Aslında hepimiz dolaylı yollardan sevginin nerede olduğunu bulmaya çalışan avareleriz. Sevgi bizim baktığımız pencerenin önündedir aslında. Mesele doğru bakmak ve baktığını görebilmek...
Tolstoy'un 7 öyküden oluşan bu eseri diğer eserleri kadar ön planda olmasada niçin ön planda olmadığı sorusunu akıllara kazıyor, kitap okunulduktan sonra.

Eser günümüzün iki eksik ya da olduğu halde yitirilmeye yüz tutmuş iki temel sorununu ele almış bulunmakta; Sevgi ve Din.
İnsanı insan yapan en temel yapı taşının sevgi olduğunu hepimiz biliyoruz. Bizlere kısa da olsa sevginin yüceliğini tekrardan hatırlatan Tolstoy bu hikayelerini değil, aslında kendimizi okumakla yükümlendiriyor. Tabi dikkat ettiğim bir şey de var, Sevginin ve iyiliğin temelinide sürekli dine bağlayan Tolstoy bu ikiliyi bir çok hikayede karakterlere yükleyerek biz okurlara tekrardan hatırlatıyor, diyerekten incelememi bitiririp tavsiyemide hatırlatıyorum.
İçinde yedi tane kısa hikâye olan güzel bi kitap :) bir kaç hikâyesi gerçekten çok etkileyiciydi. Seveceğinizden eminim almayı düşünüyorsanız alın okuyun. İyi okumalar.
''Sanat zenginlerin , aydınların elinde bir imtiyaz olmaktan kurtulmalı , insanların birbiriyle kaynaşmasına , iyilik , hakikat , aşk yolunda yürümelerine yardım etmelidir.''anlayışıyla yazılmış bu öyküler ,Tolstoy'un kötülüğe iyilikle karşı koyma ve ruhun kurtuluşunu her şeyden üstün tutma anlayışının ürünleridir.. bence okumaya değer tavsiye ederım :)
Tolstoy'un ömrünün son 25 yılında yazdığı yedi tane öyküden oluşan kısacık bir kitap fakat içindeki öykülerin hepsi bir mesaj veriyor.Dünyada en önemli olan değerlerin sevgi ve iyilik olduğu güzel bir şekilde ifade edilmiş.
Ne zaman Tolstoy okusam bi Haykırış Duyuyorum Sevmek, Sevilmek diye. Çoğu kitabında Rusyanın Soğuk iklimine Kardan ve kıştan bahsetsede okuyucusunu daima samimi anlatımıyla isitmasini bilmiştir. Bu kitapta 7 hikayeden vede 7 dersten oluşmaktadır içerisinde Sevgi, dürüstlük ve inancın olduğu kıssadan hisse türünden adeta bir hatırlatıcı. Her hikâyede Mutluluğun sırrını ve bu sırra ulaşmanın yollarını bulacaksınız..
"..bu bizim izledigimiz yol,ama Tanri'nin izledigi yol bu degil.Onu bir elma caldigi icin kirbaclamak gerekiyorsa ya gunahlarimiz icin bize ne yapmali?"
Bitirdikten sonra Sevgi neredeyse Tanri oradadir dedirten bir kitap.
Tolstoy'un hikayelerinden hep güzel dersler çıkartıyorum ve bu yüzden seviyorum. Üç hikayeden oluşan bu kitapta beni en etkileyeni "Aptal İvan'la İki Kardeşi" hikayesi oldu.Bu hikayeyi okurken;paranın,ordunun,hırsın ve hoşgörüsüzlüğün olmadığı yalnızca çalışmanın olduğu aptallar ülkesinde yaşamak istedim.Kötü niyet taşımayan insanların her türlü zorluğu aşabileceği fikrinin işlendiği bu hikayede Tolstoy bir ütopyanın;kansız,gözyaşsız,herkesin mutlu yaşadığı bir dünyanın kodlarını veriyor. İncil'den bölümler de bulabileceğiniz hikayeler okumaya değer.İyi okumalar...
Tolstoy'un hikayeleri romanlarıyla karşılaştırınca her zaman hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu kitaptaki hikayeler de beklentime ters düşmedi. Yüksek bir edebi zevk, başarılı kurgu, akıcı konu bekleyerek okumayın. Öğüt verici, dini hikayeler. Fazlasını beklemeden okumak lazım.
Kitabın içindeki hikâyelerden birisiyle ilgili fikrim, önce bir parçasını okuyalım size de fikir vermesi açısından...

/ İki araç birlikte konaklama tesisinin önünde durdu. Hasta kadının kocası ve doktoru baroştan inip faytona doğru geldiler.
"-Kendini nasıl hissediyorsun?" diye sordu doktor kadının nabzını tutarak.
"-Sevgilim yorulmadın mı?" diye kocası Fransızca sordu, "-Arabadan inmek istemez misin?"
"-Fark etmez, hep aynı şey" dedi hasta kadın. "-Ben inmeyeceğim."
Kadının kocası bir müddet orada dikildikten sonra tesisten içeri girdi.
"-Ben kendimi kötü hissediyorum diye sizin de kahvaltı yapmamanız için bir sebep yok" dedi hasta kadın, penceresinin önünde duran doktora belli belirsiz gülümseyerek.
"-Nasıl olduğum umurlarında değil" dedi kendi kendine, bu arada doktor kadından ağır adımlarla uzaklaşarak binanın merdivenlerini hızlı adımlarla çıkmaya başlamıştı. "-Onlar iyiler, bir şey fark etmez onlar için, ey yüce Tanrım!.."
"-Nasıl şimdi, Edouard İvanovitch" dedi kadının kocası doktorla karşılaştığında. Neşeyle gülümsüyor, ellerini ovuşturuyordu. "-Seyahat sandığımı getirmelerini söyledim buna ne diyorsun?"
"Bu dikkate değer bir davranış" diye karşılık verdi doktor.
Adam iç çekerek, sesini alçaltarak ve kaşlarını kaldırarak,
"-Peki, ya karım?" diye sordu.
"-Size söylediğim gibi, İtalya'ya varmak şöyle dursun Moskova'ya bile varamaz. Özellikle de bu havada."
"-O halde ne yapılması gerekiyor? Ah Tanrım! Tanrım!.."
Adam elleriyle gözlerini kapadı. "-Buraya getir" dedi seyahat sandığını getiren uşağına.
"-Güzergah üzerinde bir yerde durmak zorunda kalacaksınız" diye cevap verdi doktor omuzlarını silkerek.
"-Ama söyle bana, ne yapabilirim?" diye tekrar sordu kadının kocası, "-Onu yolculuktan vazgeçirmek için her türlü çâreye başvurdum, Ona maddi durumumuzdan, arkamızda bırakmak zorunda kalacağımız çocuklarımızdan ve benim işimden bahsettim. Ağzımdan çıkan tek bir sözü bile dinlemedi. Sanki iyiymiş gibi yutdışında yaşamaya karar verdi. Ona gerçekte sağlığının nasıl olduğunu söyleyecek olsam bu Onu öldürür."
"-O şu an zaten ölü bir kadın, bunu sen de biliyorsun, Vasili Dimitritch. Hiç kimse akciğerleri olmadan yaşayamaz ve ne yaparsanız yapın, akciğerlerin tekrar büyümesini sağlayamazsınız. Üzücü ve zor bir durum ama, elden ne gelir ki? Bana da size de düşen görev, Onun, son günlerini mümkün olduğunca rahat geçirmesini sağlamaktır. İhtiyacımız olan şey, Ona günah çıkartacak bir papaz."
"-Aman Tanrım! Ona son arzusunu sorarken ki halimi bir düşünsenize! Ne olursa olsun Onunla bu konuda konuşamam! Onun ne kadar iyi bir kadın olduğunu siz de bilirsiniz."
"-En azından yollar buz tutuncaya kadar beklemesi için onu iknâ etmeye çalışın" dedi doktor kafasını anlamlı bir şekilde sallayarak; "-yolculuk sırasında birşeyler olabilir" dedi.
"-Aksiuşa, hey Aksiuşa" diye bağırdı reisin kızı. Kız üstüne bir palto almış, çamurlu arka merdivenlerden aşağıya iniyordu.
"Gel haydi, Shirkinskaya Hanımefendiye bakalım. Dediklerine göre ciğerlerinden rahatsızmış, onu yurtdışına götürüyorlarmış. Daha önce hiç veremli hasta görmedim."
Aksiuşa kapının eşiğinden aşağıya atladı. İki kız elele bahçe kapısından dışarıya çıktılar. Yavaş adımlarla faytonun yanından yürüdüler ve alçak pencereden içeri baktılar. Hasta başını öne eğip onlara baktı ama onların meraklı bakışlarını görünce kaşlarını çatıp başını öteki tarafa çevirdi...
"-Aman Tanrım! Ne kadar hârikulâde, güzel bir kadındı, ne kadar değişmiş! Korkunç bir şey! Gördün mü, gördün mü Aksiuşa?"
"-Evet ve ne kadar zayıflamış" diye onay verdi Aksiuşa. Haydi gidip bir daha bakalım, kuyuya gittiğimizi söyleriz. Gördün mü bizden başını çevirdi, yine de ben gâyet iyi gördüm, ne feci değil mi Maşa?"
"-Evet, korkunç da çamur var ama" dedi Maşa ve iki kız bahçe kapısından içeri doğru koştular.
"-Besbelli çok çirkinleştim" diye geçirdi içinden hasta kadın, "ama acele, acele etmemiz lâzım, yurtdışında fazla sürmez düzelirim."
"-Nasıl oldun tatlım?" diye sordu kocası, ağzında hâlâ bir lokma, faytonun yanına gelerek.
"-Hep aynı soru!" diye düşündü kadın, "-üstelik ağzı da dolu!"
"-Ne önemi var?" diye mırıldandı öfkeyle dişlerini sıkarak.
"-Tatlım biliyor musun, korkarım bu yolculuk bu havada seni daha kötü yapacak. Edouard İvanovitch'de aynı şeyi söylüyor. Geri dönsek daha iyi etmez miyiz?.."
Kadın bir süre öfkeli bir şekilde sustu.
"-Belki hava düzelir, yollar iyileşir, böylesi senin için daha iyi olur, en azından hep beraber yola çıkarız"
"-Afedersin ama bunca zaman seni dinlemeseydim, şu an Berlin'de ve de tamâmen iyileşmiş olurdum!.."
"-Meleğim, elimden ne gelir? Mümkün olmadı, biliyorsun. Ama şimdi bir ay beklersen çok daha iyi olursun. Ben de işlerimi hallederim, çocukları da yanımıza alırız"...
"-Çocukların bir şeyi yok, iyi olmayan benim!"
"-Ama aşkım bak, ya bu havada yolda daha kötüleşirsen... Hiç olmazsa evde olsaydık"
"-Evde olmanın faydası ne?.. Evde mi öleyim yâni?" diye cevap verdi kadın sinirli bir şekilde.
Ölmek sözcüğü belli ki kadını irkiltmişti, kadın kocasına yalvaran ve sorgulayan bir bakış fırlattı. Adam gözlerini öne eğdi ve hiç bir şey demedi.
Hasta kadının ağzı ânîden çocuksu bir hareketle kasıldı ve gözlerinden yaş gelmeye başladı. Adam yüzünü mendiliyle kapatarak sessizce faytondan uzaklaştı.
"-Hayır, gideceğim!" diye haykırdı hasta, gözlerini gökyüzüne doğru kaldırdı, ellerini kavuşturdu ve anlamlı anlamsız sözcükler mırıldanmaya başladı.
"-Tanrım! Neden olmak zorunda?" dedi ve bu defa yaşlar gözlerinden daha bir hızlı boşanmaya başladı... /

İnceleme yapanın notu:
Bana göre, Tolstoy bu hikâyede, günlük hayatta yaşanırken yaşayanın çok da farketmediği ince bir ihâneti işlemiş! Ne hazin, sevdiklerini söyleye söyleye, tatlım-canım diyerek insanı önemsediği yanılsamasını oluşturup aslında hiçte umursamayan, hatta sevdiğini iddia ettiği kişinin sıfırı tüketmesi için elinden geleni yapan hâin, ruh hastası kimseler yok mu?.. Oldukça çok mâlesef!..
Her canlıyı kendin bilip onu seveceksin. Başkalarının hayatına son vermek senin işin değil. Hayatını sonlandırdığın her canlı gözünün önünden kaybolsa da bu onun yok olduğu anlamına gelmez. Sen başkalarının hayatını kısaltmakla kendi hayatını uzatacağını mı sanıyorsun?
İlk başlarda Andeiç sadece tatil günlerinde okumayı düşünmüştü, ama kitabı eline alır almaz okumanın içindeki hüznü hafiflettiğini hissettiğini anlayınca her gün okumaya devam etti. Bazı günler kendini okumaya öylesine kaptırırdı ki, lambanın gazı bitene kadar kitaptan ayrılamazdı. Ve böylece hiç durmadan her gece okudu.
"Benim zamanımda " dedi yaşlı adam, "ekmek satın almak ya da satmak gibi bir günah kimsenin aklından bile geçmezdi."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
148
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052440995
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Venedik Yayınları
Baskılar:
Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır
Sevginin Olduğu Yerde Allah Vardır
Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır
Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır
Bu kitap Tolstoy’un ömrünün son yirmi beş yılında yazdığı “Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır“, “Polikuşka“, “Üç Ölüm“, “Asuri Hükümdarı Asarhadon“, “İlyas“, “Büyükler Küçüklerden Akıllı Çıktı“ ve “Tavuk Yumurtası Büyüklüğündeki Tohum“ adlı öykülerinden oluşmaktadır.

“Sana zenginlerin, aydınların elinde bir imtiyaz olmaktan kurtulmalı; insanların birbirleriyle kaynaşmasına, iyilik, hakikat, aşk yolunda yürümesine yardım etmelidir,“ anlayışıyla yazılan bu öyküler, Tolstoy’un kötülüğe iyilikle karşı koymayı ve ruhun kurtuluşunu her şeyden üstün tutmayı ileri süren felsefesinin ürünüdür.

Kitabı okuyanlar 526 okur

  • F.owl
  • Zeynep abali
  • Ecem Öztürk
  • buse kayan
  • Numan Günden
  • Halil İbrahim Yıldız
  • Sevil Coşkun

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.8 (1)
9
%0.8 (1)
8
%0
7
%0.8 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları