·
Okunma
·
Beğeni
·
6bin
Gösterim
Adı:
Sevginin Katıksızı
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
333
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753852272
Kitabın türü:
Çeviri:
Şemsa Yeğin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
Jack London'un ölümünden hemen sonra yayımlanan "Sevginin Katıksızı", yazarın yazma ve düşünme ustalığını olduğu kadar sanat yeteneğini de bir kez daha gözler önüne seren eşsiz bir kanıt.
İnsanın özüne yabancılaşması olgusu, böylesine doğal bir anlatım ve böylesine sürükleyici bir romanın sınırları içinde daha önce hiç yansıtılmamıştır kanımızca...
(Arka Kapak)
180 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Michael isimli bir İrlanda köpeğinin deniz kaptanı sahibinden ve kardeşinden ayrılarak; Dag adında bir tayfa tarafindan manipüle edilerek sahiplenir. Birbirlerini gerçekten çok severler ve Dag onun içindeki cevheri keşfeder. Onun üzerinden para kazanmaya başlar. Böylece meyve veren ağaç taşlanır misali, onu elde etmek isteyenler çeşitli oyunlara baş vurur. Dag ile ayrılmak zorunda kalırlar ve Michael için bu kabusların başlangıcı olur.
Beyaz Diş' ve 'Vahşetin Çağrısı' kadar olmasa da, bir köpeğin yaşadıklarını çok güzel anlatıp; hayvanların duygularını adeta okuyucuya yansıtan, yaşatan bir eser olmuş. Belki de kısa olduğu için, belki de diğer iki kitabı önce okuduğum için, onları bir tık daha yukarıda gördüm, bilemiyorum.
Sirkte gösteri yapan hayvanlara yapılan işkence ile eğitim yöntemlerini okudukça kanım dondu, yüreğim ezildi. Bunun yanında Jack London'ın kalemine bir kez daha hayran oldum. Tek sıkıntı yayınevi kaynaklıydı. Kim, ne dedi? Ne zaman dedi? Anlamak mesele. İki kişinin diyaloğu bazen birbirine karışıyor. Yazım hataları çok fazla.
Okumanızı kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap, hem de her yaş için. Bunun yanında, var mı bilemiyorum fakat başka yayınevini tercih etmenizi öneririm.
368 syf.
·9 günde·8/10 puan
Kosulsuz sevgi ve bagliligi konu alan harika bir Jack London kitabi. Yazarin okudugun 2. kitabi. Oldukca akici bir dile sahip. Gozleriniz dolarak okuyacaginiza ve benim gibi keyif alacaginiza inaniyorum...
Kitapla kalin...
368 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Okuduğum ilk Jack london kitabı. Ve heyecanla , severek okuduğumu belirtmek istiyorum.

İrlanda teriyesi olan Michealin hüzünlü hikayesi anlatılmakta kitapta. Bir köpeğin gözünden dışarıya bakış o kadar güzel anlatılmış ki, yazarın bir köpeği bu kadar iyi anlayabiliyor olması şaşırtıcı geliyor.
Aynı zamanda kitapta hayvanların ne kadar acı ve sefalet içerisinde, zalimce, vicdansız bir şekilde eğitildiği anlatılmakta. Maalesef Micheal bir hayvan eğiticisinin eline düşüyor ve aynı şeyi o da yaşamak zorunda kalıyor. Bence okunmalı, iyi okumalar.
368 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Bu adam beni mahvediyor ya bir köpeği bir kurdu bu kadar şeffaf anlatabilmek. Bu sefer işin içinde dostluk,kardeşlikte vardı. Michael sonunda kardeşine kavuştu. Ama yaşıdıkları , gördüğü eziyetlere tepkisi ve susması . Insanın canını acıtıyor. Sana hiçbir şey yapamayan canlılara zarar vermek nasıl bir kötülüktür tarifi yok
368 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10 puan
Mükemmel bir Jack London kitabı...

*spoiler içerir*

Bir irlanda teriyeri olan Michael'in hikayesi katıksız sevgi...Yeri geldiğinde içinizi sevgiyle ısıtacak yeri geldiğinde ise insanlığınızdan utanç duymanıza sebep olacak cinsten bir kitap.
Bir insanla empati kurmak zor olabilir.Yazar daha zorunu başarmış ve bir köpekle empati kurmuş.Bunu o kadar iyi yapmış ki sayfaları çevirirken bir köpek dünyayı nasıl algılar çok iyi anlıyorsunuz.Neden saldırır,onu okşadığınızda ne hisseder,çevresindekileri nasıl yorumlar?Kitabı okurken bunları da anladım.
Sonra bir insan ve bir köpek arasındaki "katıksız sevgi"ye tanık oluyorsunuz.Kamarotun Killeny Boy'u oluyor Michael.Michael'in de sevgili "beyaz tanrı"sı oluyor kamarot.Aynı kandanmış gibi seviyorlar birbirlerini.
Maalesef ki gördüğünüz her şey sadece güzel anılar ve hisler olmuyor.Aynı zamanda katıksız kötülüğe de tanık oluyorsunuz.
Kamarotundan ayrılmak zorunda kalan Michael'in yolu bir hayvan eğitme okuluna düşüyor.Bu okulda hayvanlar sirk gösterilerinde kullanılmak üzere eğitim görüyor.Fakat seyircilerin sandığı gibi sevgi yoluyla yapılan bir eğitim olmuyor bu.Eğitmenlerin saf acımasızlıkla verdiği türden bir eğitim.Amaç ise para ve insanoğlunu eğlendirmek.
Yazar tüm bu,sözde eğitim anılarını net bir gerçeklikle anlatmış kitapta.Eğer okuduğunuz satırları zihninizde canlandıran biriyseniz bu bölümleri okumak sizin için de bir işkence oluyor.Türümden utandım.İnsanlığımdan utandım.Anlatımın bu kadar etkili olması Jack Londonun başarısıdır kesinlikle.
Ayrıca değindiği soruna günümüzde bile çözüm bulunabilmiş değil.En basit örnekle hayvanat bahçeleri de bu kitapta gördüğüm cinsten bir acımasızlık içeriyor.En sevgi dolu çalışanları olan hayvanat bahçesi bile bir hayvanın doğal yaşam alanından koparılıp insanların seyrine sunulmasının acımasızlığını bastıramaz.Kitabın önsözü yazarın vermek istediği mesajın özeti niteliğinde.Yazarın bu konuya bakış açısına yürekten katıldım.
İyi vakit geçirmek için değil iyi insan olabilmek için okunması gereken bir kitap.Sadece okunmakla kalınmamalı,ders alınmalı.Bir şeyler yapmalı.Alınan ders yaşama da uygulanmalı.
Hepinize şiddetle tavsiye ederim,iyi okumalar!
368 syf.
Jack London deyince yüreğimde kelebekler uçuşur.. Hayvansever misiniz? Tek kelimeyle Katıksız Sevgi size göre.Jack London'ın deniz sevdasını burada da okuyoruz.
Roman, kahraman köpeğiyle doğal yollarla kurduğu iletişimden sonra bir limanda kaybetmesi sonucu ve sirk hayatıyla devam eden bir yolculuk . Kitapta sirkte gösteri yapmaları için eğitilen ve zorlanan hayvanların çektiği çile, insanların eline fırsat verilince ne kadar zalim olacaklarının kanıtı. Hele ki, hayvanların duygularıyla anlatması gerçekten çok etkileyici. Ve bunu yapanların zevkle, keyif alarak yaptığını okuyan gözlerim dondu, kaskatı kesildi, içim parçalandı..Anlattığı çok önemli şeyler var. "İnsan olmak, olabilmek."
Keyifle ve kitapla kalmanız dileğiyle...
368 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Eğer bir kitabı Jack London yazmışsa o kitabın kötü olma ihtimali yoktur. Basit ama çok özel ve değerli konuları eşsiz kalemi ile ele almış yine. Bir köpeğin gözünden dünya. Hayvanların sözde eğitimi sırasında yaşanılan insanlık ayıbı suçları okuyunca bir nebze kendimizden, insan olduğumuzdan utanacağız.
368 syf.
·10 günde·8/10 puan
🖎 Jack London okumalarında bu sefer ki kitap Katıksız Sevgi.
🖎 İnsan ve köpek ilişkisi üzerine bir kitap. Michael adlı köpeğin cefakar yaşadıkları konu edinir, köpeğin bir sirk arenasında eğitimsel istismar edilişi anlatılır. Bu anlatışla eğlenip gülünülen sirklerin diğer yüzünü görüyoruz. Sirk dediğimiz yer aslında hayvanların eğitim adı altında eziyete uğratıldığı yer. Bunun yanında kitaptaki coğrafya genişliği göz çarpıyor. Bu geniş coğrafyalarda, oradan oraya anlatılar var. Jack London bir denizcidir. Martin Eden kitabında deniz-okyanus havasını son bölümüyle de olsa acayip hissetmiştik. Bu kitapta da bir macera, sanki hastalıkların ve kötülüklerin egemen olduğu bir çağ. Kitabın havası bu yönüyle kasvetli bir iklim, insan-köpek ilişkisinin anlatıldığı durumlar bazen hoş bazen de tüyler ürpertici... Sirkler ki hayvanlar için bir disiplin içeren şiddet içeren bir okul. Ne kadar çok, ne kadar iyi taklit ya da performans gösterirsen o kadar varsın. Beyaz Diş, Vahşetin Çağrısı gibi hayvan-insan eksenli okumuş olduğum üçüncü kitabıydı Sevginin Katıksızı. Kitabı tavsiye etmekle beraber bir sonraki Jack London okuması Demir Ökçe olacak.
120 syf.
·10/10 puan
Öncelikle çok güzel bir kitap. Mutlaka okuyun . Ama öncelikle bir uyarıda bulunacağım eğer bu kitabı okumayı planlıyorsanız önce “SEVGİLİ JERRY” adlı kitabı okuyun çünkü ikisi de birleşik hikayeler “Sevgili Jerry” de aslında hikaye başlıyor spoiler vermek istemem bu ikisi birleşik ben önce “Sirk Köpeği” ni okuduğum için pişmanlık duydum siz bu hatayı yapmayın. Mutlaka okuyun zaten klasik bir Jack London kitabı. Mutlaka okuyun!!!
368 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Jack london reerkarnasyondan önce köpekti sanırım çünkü köpeğin duygularını böyle anlatabilmesi için bence daha mantıklı bir açıklama söz konusu değil. Kitaba gelince Jack London ne yazarsa okurum diyeceğim nadir yazarlardan olduğundan fazla söze gerek yok bence.
368 syf.
·3 günde·9/10 puan
Sirk gösterilerinin şatafatlı, bol kahkahalı, bol alkışlı sahne gerisinde yaşananlardan bir kısmına dahi denk gelmiş olmak insanın yüreğinin burkulmasına sebep olur. Sahne gerisi ile sahne önünde yaşananlar birbirinden kopuk ve bağımsızmış gibi ama aslında bağımsız değil. Gösteriye çıkan hayvanlar kırılmış olanlar, işkenceye direnemeyenler, sistematik zulmü, baskıyı ve köleliği kabullenmiş olan hayvanlardır. Bizden biraz daha aşağı hayvan olan hayvanların sirk gösterilerinde eğiticileri ile gönül bağı kurmalarını, sahiplerine karşı koşulsuz sevgi beslediğini umarak işin sahne arkasını düşünmemeye çalışarak rahatlatırız kendimizi ama eğitim denilen şey sistematik işkenceden, korkuyla sindirmeden başka bir şey değildir.
Jack London da bu konu üzerine rahatsızlığını dile getirmek için Katıksız Sevgi gibi müthiş bir eser yazmış. O sahne gerisinde yaşananları hayvanları eğitme sanatını (!) o kadar net nesnel bir şekilde aktarmış ki, okurken iyi ki bu dünyadan Jack London gibi güzel bir insan geçmiş ve eserleriyle zihnimize yüreğimize benliğimize dokunarak gitmiş dedim.
"Zulüm, bir güzel sanat dalı olarak en kusursuz çiçeğini eğitilmiş hayvanlar dünyasında vermiş."
Jack London'ın Vahşetin Çağrısı eserini okurken yine sevgi dolu bie köpeğin dayak ile yola getirilişini eğitilişini okurken içim burkulmuştu. Cennetin Kökleri eserinde fil avcılığının eleştirildiği ve bunula mücadele eden baş karakter Morell'in elinnde evrak çantası ile kapı kapı dolaşıp imza için koşuşturmasını anımsadım. Perde arkasını bilen aklı başında bir insanın yüreği hınçla dolmaz mı? Londonın üç önerisi var: 1. Sirk gösterilerinin aslını bilmek
2. Hayvanları koruma dernekleriyle insanları koruma dernekleriyle işbirliği yapmak ve 3. olarak bir sirk gösterisine katılıp yarıda bırakıp sahneyi terk edip sahne tamamlanınca sirke ve sirke katılan izleyicileri şöyle bir bakıp gösteriye olan tepkiyi belli etmektir diyor.
Ummaktan öte harekete geçmek sanırım yapıcı bir çözüm olacaktır. Yöneticilerimiz de bir gün bu gösterilerin insanlık onuruna vermiş olduğu zararı fark edip harekete geçtikleri gün hiçbirimiz için geç olmaz umarım!
https://youtu.be/BHtt08T6s7Y

Farkındalık oluşturmak adına
https://youtu.be/1caFcjvkNTc
"Bağlılıkla öfke , bir araya geldiğinde, kaçınılmaz olarak gurur üretirler.Ve ne gurur ONURSUZ , ne de onur ÖLÇÜSÜZ varolabilir."
Jack London
Sayfa 41 - Oda Yayınları 3. Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sevginin Katıksızı
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
333
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753852272
Kitabın türü:
Çeviri:
Şemsa Yeğin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
Jack London'un ölümünden hemen sonra yayımlanan "Sevginin Katıksızı", yazarın yazma ve düşünme ustalığını olduğu kadar sanat yeteneğini de bir kez daha gözler önüne seren eşsiz bir kanıt.
İnsanın özüne yabancılaşması olgusu, böylesine doğal bir anlatım ve böylesine sürükleyici bir romanın sınırları içinde daha önce hiç yansıtılmamıştır kanımızca...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 320 okur

  • HAYAL ET KİTAP KULÜBÜ✔
  • Zeynep tunç
  • Sems
  • murat aşık
  • Suskun...
  • Gülizar
  • miray
  • Deep Note
  • Elif Kaya
  • SihirliFlut

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3.9 (4)
9
%4.9 (5)
8
%6.9 (7)
7
%4.9 (5)
6
%2.9 (3)
5
%2 (2)
4
%1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0