Şeyh Said ve İsyanı

·
Okunma
·
Beğeni
·
171
Gösterim
Adı:
Şeyh Said ve İsyanı
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058447417
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ka Kitap
Şeyh Sait ve İsyanı yeni kuşak tarafından yeterince bilinmiyor. Kürt siyasetinin ayrılıkçılık talepleri ve "Şeriat isteriz!" sesleri artık açıkça ve yüksek sesle söylenir oldu.

Bu iki unsur, 1925'teki "Şeyh Sait ve İsyanı"nın da doğasını oluşturur. Aradaki tek temel fark: 1925'te genç Cumhuriyet "devrimler mi, demokrasi mi?" ikilemi karşısındaydı ve devrimlerin yapılması, demokrasinin ertelenmesi tercihinin hayat bulmasına yol açıyordu. Bugün ise ihtiyacımız olan şey "ülke bütünlüğü ile devrimlerin demokrasi içinde korunması"dır.

Şeyh Sait ve İsyanı hem büyük bir emeğin hem de büyük bir talihin eseridir. Ayaklanma bölgesi, bütün özellikleri saptanarak adım adım dolaşıldı. Olayı yaşamış olanlar bulundu, konuşturuldu. Talih ise şuradaydı: İstanbul'daki "kilit adam", polis müdürü Ekrem Bey -sonradan Korgeneral Ekrem Baydar- eşimin çok yakın bir arkadaşının dayısıydı. Mezara götürmeye kararlı bulunduğu gerçekleri anlatmak için ikna oldu. Macerasını tıpkı bir James Bond filmi gibi, bazen gülerek okuyacağınız "Mr. Templen" o sırada hayattaydı; hikâyeyi onun ağzından dinlemek fırsatı doğdu. Başka birçok ayrıntı, zamanın "eski Türkçe" gazetelerinden alınmıştır. Yanımda, "eski Türkçe" bilen bir yardımcımla bunları seçmek ve derlemek için Milli Kütüphane'de aylarca vakit geçirdik.

Düşündürücü, ibret verici, ve bir o kadar da kolay okunan elinizdeki kitap işte böyle dünyaya geldi.
Dikkati çeken bir nokta, çok partili hayata geçtiğimiz 1946 senesinden uzun yıllar sonra Şeyh Sait'in elinde bayrak olmuş koyu taassup ve irticanın sesini, hem de fütursuzlukla Türkiye'de yükseltebilme imkanına sahip görünmesidir. Bundan dolayıdır ki, Cumhuriyet'in bu önemli işaret taşının, Şeyh Sait ve İsyanı'nın bütün yönleriyle bilinmesinin, belki bugün her zamankinden de fazla bir gereklilik, hatta zorunluluk olduğuna inanıyorum.
144 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitap 1925’teki isyanı en ince ayrıntısına kadar anlatmış. Cumhuriyet’in ilk yılları hakkında bilgilendirici bir kitap. Tarih okumayı sevenlere tavsiye ederim.
144 syf.
·Beğendi·9/10
Geçmişimizden ders çıkarmaya millet olarak çok ihtiyacımız var. Dini kendi emellerine alet eden şeyhlerin gerçek yüzünü bizlere gösteriyor. Son zamanlarda geçen olayları anlamamız için gerçekten bire bir.
Diyarbakır'ın üzerine yeni bir gün doğuyordu.
Türkiye'nin üzerine yeni bir gün doğuyordu.
Gericiliğin başı ezilmişti.
1925'te.
Ama onu hortlatma çabalarının sonu gelmiş miydi ki?
Nitekim Şeyh İbrahim tarafından yönetilen propagandada faliyeti çerçevesinde halka dağıtılan beyannameler de dikkati çekicidir. Basılı olan bu beyannameleri Şeyh Sait hangi makineyle basabilmiştir ki ? Elbette ki bunlar dışarda hazırlanmış ve tüfekler patlayınca asilere ulaştırılmıştır. Bundan başka, sonra hükümet kuvvetleri duruma hakim olup da Şeyh Sait'in adamlarını esir almaya başladıklarında bunların üzerinde üniformaya benzeyen kılıklar görülmüş, ceplerinde yabancı paralar bulunmuştur. Ellerindeki silahların da ecnebi silahı olduğu anlaşılmıştır. O günler bizim Musul dosyasıyla İngilizlerle takıştığımız göz önünde tutulursa, Kürt isyanının arkasında kimlerin bulunduğu daha kolay kestirilebilir.
Şeyh Şerif'in adamları meşhur naralarıyla( Sallallahüaleyhüm ) Elazığ'a daldılar. Evvela jandarma dairesini yağma ettiler. Havaya pencerelere kurşun sıkıyorlar, bir dehşet havası yaratıyorlardı. Adeta herkes, bu edepsizler karşısında sinmişti. Asiler hapishanedeki mahkümları serbest bırakınca bunlar da onlara katıldılar ve bu sefer evlerin dükkanların yağmasına geçildi. Camlar, kepenkler kırılıyor, tecavüz vakaları patlak veriyordu. Sözde bunlar din için, Kuran'ı kurtarmak için savaşanlardı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şeyh Said ve İsyanı
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058447417
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ka Kitap
Şeyh Sait ve İsyanı yeni kuşak tarafından yeterince bilinmiyor. Kürt siyasetinin ayrılıkçılık talepleri ve "Şeriat isteriz!" sesleri artık açıkça ve yüksek sesle söylenir oldu.

Bu iki unsur, 1925'teki "Şeyh Sait ve İsyanı"nın da doğasını oluşturur. Aradaki tek temel fark: 1925'te genç Cumhuriyet "devrimler mi, demokrasi mi?" ikilemi karşısındaydı ve devrimlerin yapılması, demokrasinin ertelenmesi tercihinin hayat bulmasına yol açıyordu. Bugün ise ihtiyacımız olan şey "ülke bütünlüğü ile devrimlerin demokrasi içinde korunması"dır.

Şeyh Sait ve İsyanı hem büyük bir emeğin hem de büyük bir talihin eseridir. Ayaklanma bölgesi, bütün özellikleri saptanarak adım adım dolaşıldı. Olayı yaşamış olanlar bulundu, konuşturuldu. Talih ise şuradaydı: İstanbul'daki "kilit adam", polis müdürü Ekrem Bey -sonradan Korgeneral Ekrem Baydar- eşimin çok yakın bir arkadaşının dayısıydı. Mezara götürmeye kararlı bulunduğu gerçekleri anlatmak için ikna oldu. Macerasını tıpkı bir James Bond filmi gibi, bazen gülerek okuyacağınız "Mr. Templen" o sırada hayattaydı; hikâyeyi onun ağzından dinlemek fırsatı doğdu. Başka birçok ayrıntı, zamanın "eski Türkçe" gazetelerinden alınmıştır. Yanımda, "eski Türkçe" bilen bir yardımcımla bunları seçmek ve derlemek için Milli Kütüphane'de aylarca vakit geçirdik.

Düşündürücü, ibret verici, ve bir o kadar da kolay okunan elinizdeki kitap işte böyle dünyaya geldi.
Dikkati çeken bir nokta, çok partili hayata geçtiğimiz 1946 senesinden uzun yıllar sonra Şeyh Sait'in elinde bayrak olmuş koyu taassup ve irticanın sesini, hem de fütursuzlukla Türkiye'de yükseltebilme imkanına sahip görünmesidir. Bundan dolayıdır ki, Cumhuriyet'in bu önemli işaret taşının, Şeyh Sait ve İsyanı'nın bütün yönleriyle bilinmesinin, belki bugün her zamankinden de fazla bir gereklilik, hatta zorunluluk olduğuna inanıyorum.

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Elif Gözde Kozaklı
  • burak taygan
  • Mehmet
  • Hakan
  • Cem Asil
  • _bayanhiçkimse_

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%33.3 (1)
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%33.3 (1)
1
%0