Seyrek Yağmur

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,7bin
Gösterim
Adı:
Seyrek Yağmur
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
101
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750518775
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Baskılar:
Seyrek Yağmur
Seyrek Yağmur
100 syf.
·1 günde·10/10 puan
**** İnceleme kitabın içeriği hakkında çok da önemli olmayan ufak bilgiler içeriyor olabilir.Okumanızın tadını kaçıracak kadar önemli bir bilgi yok yine de.****

Kitabımızın ana kahramanı Rıfat bir kitapçı ve Seyrek Yağmur da bu kitapçı dükkanının adı. Rıfat kitapçı olduğu için okumayı çok seviyor, şair ve yazarlarla da arası çok iyi.

100 sayfacık dolu dolu bir kitap. Çok sade olarak çok yoğun şeyler anlatmış bize Bıçakcı. Zarif göndermelerle dolu; aileye, gündelik yaşama, kitaplara, müziklere, insan psikolojisine ve son yıllardaki siyasi gündeme... Örneğin "Devlet on iki yaşındaki bir çocuğu öldürdüğünde Rıfat da ölmüş olabilir." diyerek inceden bir kalbimizi sızlatıyor.

O kadar çok kitap ve yazar var ki adı geçen ya da yazarın belirtmeyip okuyucunun araştırıp bulmasını istediği. Edip Cansever'den, Cemal Süreya'ya, Turgut Uyar'a dokunuyor. Oktay Rıfat'ı çok seviyor belli hatta kitap Oktay Rıfat tarafından Rıfat'a yazılmış bir mektupla bitiyor. Hatta oğlu olsun adını Oktay koysun ve baba oğul çok sevilen şairi anımsatsınlar, yaşatsınlar istiyor.

Kedisini Bilge Karasu'ya emanet etmek istiyor, hayatta olsa kedisi Hakkı'nın ona sığınacağını düşünüyor mesela. Bunun sebebini öğrenmek için de Bilge Karasu kimmiş,ne yapmış biraz oraya buraya bakınmanız gerekiyor. (Ne Kitapsız Ne Kedisiz, Göçmüş Kediler Bahçesi ). Kitapta kedisinden pek çok yerde bahsetmesini Murakami'ye benzetenler olmuş okuduğum çeşitli incelemelerde.

Malcolm Lowry, Flannery O'Connor, Alice Munro gibi pek çok yazardan, Nuri Bilge Ceyhan, Zeki Dumurkubuz, Robert Bresson gibi pek çok yönetmene selam çakıyor. Dönüyor mitolojiye dokunduruyor.(Pegasus,Orpheus...) Kitapçının kapısına dayanıp kitap isteyen evsiz "Deli"nin kitabı yakıp ısınmak istediğini düşünüyor ve ona Fahrenheit 451 kitabını hediye ediyor. :)

Yani kitabın her cümlesinden aforizma, her sayfasından yazarın ve pek tabii karakterin iç sesi yükseliyor. Rıfat karakteri çok karamsar, bıkkın, tükenmiş sanki. Bir nevi tutunamayan kitap karakterlerinden. Turgut Uyar'a selam gönderen yazar belki de Oğuz Atay'ı da anımsatmak isteyip böyle bir karakter yaratmıştır kim bilir. Herkese, her şeye isyan etmek istemenin en naif yolunun bu olduğuna karar verip oturup bu kitabı yazmış bence Barış Bıçakçı.

Ben böyle başka yazarları araştırmama vesile olan, yeni şarkılar-filmler keşfetmemi sağlayan kitapları çok seviyorum. Bu yönüyle biraz Hakan Günday'a benzettim ama ikisinin tarzı çok farklı aslında. Diğer kitaplarına göre olmamış diyenler olmuş ama benim şimdiye kadar okuduğum tek kitabı bu yazarın ve ikinci kez okunmaya değecek kadar güzel olduğunu düşünüyorum. İncelememi de yine kitapta geçen bir müzik grubunun, bir şarkısıyla bitiyorum. :)

https://www.youtube.com/watch?v=FhqkAhefKOk
100 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Gerçek bir edebi eser hem dili hem anlatımı hem ülke meselelerine dokunması açısından bir sanatçının muhalif olması gerektiğini unutmayan ve bunu naif ve gerçekçi bir şekilde işleyen Barış Bıçakçı'ya sevgi ve minnetle kesinlikle okunmalı çok sürükleyici ve düşündürücü daha doğru ifade ile sorgulamaya yönlendiren nefis bir kitap
100 syf.
·9/10 puan
Bu aralar bir şey yazabilecek durumda değilim aslında. Ne o gücü ne de doluluğu hissedebiliyorum kendimde. Ama incelememi görüp okuyacakları da kitaptan mahrum etmek istemedim. Az da olsa bir şeyler karalayayım dedim.

Kitabı okurken baş karakteri Leyla ile Mecnun dizisinin İsmail abisine çok benzettim ben. Büyümüş ama çocuk kalmış, hep o saflığı içinde taşımış. Öyle samimi. Büyüklerin (kendini büyük sananların) dünyasını, yaşadığı dünyayı anlamaya çalışan, her olaya farklı bir açıdan bakan.

Genel olarak çok güzel, keyifle okunabilecek bir kitap. Ben kütüphaneden almıştım, pişman oldum edinmediğime kesinlikle kitaplıklarda yer alması gereken bir eser. Öğreticiliği var elbette ama öğreticiliğinden ziyade baş karaktere duyulacak özlemden yer verilmesi gereken bir eser.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
100 syf.
·2 günde·9/10 puan
Rıfat’ın yaşadığı hayatı, düşüncelerini, takıntılarını, tuhaflıklarını, zaaflarını ve elbette iyi yanlarını olağan ile olağandışını, gerçek ile düşü birbirine karıştırarak anlatan bir kitap..

Rıfat ellili yaşlara merdiven dayamış, devasa bir fiziğe sahip, ‘Seyrek Yağmur’ adında şair, yönetmen , yazar arkadaşlarını arasıra ağırladığı bir kitapçı dükkanı işleten en çokta kendine yabancı ,düşleri bir şekilde komikliğe bağlanan ,pozitif bir adam..

Bir kitapçı dükkanı hayal edin, müşteriler kapısından girdiğinde çıngırağı öten, kabarık tüyleri ile kitaplar üstüne kurulmuş Hakkı diye seslenildiğinde bakan bir kedinin ortalıkta dolaştığı,ara sıra test kitabı var mı diye sorduklarında Rıfatı insanlara tuhaf baktıran, bazen Polis vahşetinden kaçan kitapseverlerin sığındığı, bazen devlet yetkilisinin peşine taktığı eskortları ile siyasi şovuna malzeme olarak kullandığı , güzel bir kadın içeri girdiğinde onunla mitolojiden, fiziğe ,estetikten felsefeye bülbül gibi şakıtan entelektüel bir kitapçı ve dükkanı...

Seyrek Yağmur kitabı denemeler tarzında farklı konu başlıkları işlenmiş ama gene de aralarında bir bütünlük olan, basit anlatımlı ,yer yer kikirdemeli gülücükler attıracak hikayeler anlatan bir kitap..

Benim bir kitabı sevme kriterimin en başında genel kültür seviyemi arttırıcı başka kitaplardan bahsetmesi, sinemaya değinmesi ,pozitif bilinlerin gerçek hayattaki kullanım alanlarından örnekler vermesi geliyor..

Mesela; daha önce ısı ve sıcaklık kelimelerinin farklı anlamlarda olduğunu biliyordum ama ısının sıcaklığı ortaya çıkaran maddesel bişi olduğunu bu kitaptan öğrendim.

Mesela; sevgilisiyle kış tatili için gittiği, buz tutmuş gölün üstüne kurulmuş lokantada yemek yerlerken, restoran sahibinin soba üstündeki çayınız demini alana kadar göl üstünde kısa bir gezintiye çıkmak istemez misiniz teklifine iyide buz kırılmaz mı diye cevap verdiğinde lokanta sahibinin buzun sağlamlığını kanıtlamak için tepinmeye başladığı sırada kırılan buz yarığının içinden lacivert ve karanlık göl suları içinde kaybolmasını hayretle izleyip o esnada lisede okuduğu fizik kitaplarından birindeki bir bilginin aklına gelmesi ki bilgi de şu idi, buz yüzeyi üzerinde tüm ağırlığınızla durmanız risk ama yüzeyine yatay bir şekilde uzandığınızda kütlenizin ağırlığını da eşit bir şekilde dağıtmış oluyorsunuz ve buz kırılmıyor, bizim Rıfatta lokantacıyı derin be karanlık sulardan çekip almak için buz üzerine uzanıyor ve bu bildiği fizik kuralı hayat kurtarıcı oluyor tabii sürpriz bir son var bu kurtarma operasyonunun sonunda burda yazmayim ben,yalnız iyi güldüm film gibi kafamda çektim de diyebilirim..

Rıfat oldukça ilginç bir adam,kendisini terk eden tüm sevgililerini özlüyor hatta son terkeden hatundan günlerce bir açıklama bekliyor telefon ya da bir mektup şeklinde.. Ama muradına eremiyor sonra kendisine sanki sevgilisi yazmış gibi üç sayfalık bir mektup yazıp postaneden kitapçı dükkanına postalıyor, mektup geldiğinde bazı satırlarda çok duygulanıyor ve ağlamaya başlıyor hem komik hem hüzünlü, bir insanın bu kadar yalnız kalmak zorunda kalması ve anlaşılamaması çok acıklı.. Ben bu mektup faslını okurken toplu taşımadaydım ve şoför Kazım Koyuncu’dan Oy Asiye türküsünü tüm yolculara kısık sesle yayın yapıyordu bir de güneşin bulutlar arkasına saklandığı yağmurlu bir havada gidiyorken burnumun direği sızladı gözlerim yaşardı hadi itiraf edeyim..

Kitaba dair Rıfat’ın sorgulamaları içinde benim de ilgimi çekmeyi başarmış sorduğu bir soru vardı, bir insan neden kitap okur? Bu soruya bir deliyle yaşadığı durum üzerinden cevap buluyor..Kendini korumak için, deliliğini sürdürmek için..

Bu kitabı okuduğunuzda Reha Erdem diye bir yönetmeni öğrenmiş, Yannis Ritsos adında Yunanlıların çok önemli bir şairinin varlığından haberdar olmuş,Kadınların iki bacak arasına yerleştirerek çaldığı enstrümanın adının Kontrbas olduğunu öğrenmiş olacaksınız siz de benim gibi yeni ve işe yarar bilgiler öğrenip kendinizi güncel tutmaktan hoşlanıyorsanız bu kitabı okumalısınız..

Keyifli Okumalar ️
100 syf.
·1 günde·8/10 puan
Camus'un Meursault'u ne kadar sıradansa Barış Bıçakçı'nın kitapçı Rıfat'ı da o kadar sıradan. Rıfat alışılmışlıklarla ve tekdüzelikle savaşan sıradan bir adam. Sıradan bir kitapçı. Ama bu kitapçı Rıfat, huzursuz olduğunu fark etmesiyle kendi hikayesini yaratmaya başlıyor. Ve artık onun bir amacı var!

***Alıntı***
Bir pazar sabahı Rıfat günlerin aynı kaba damlamadığını
fark etti. “Günler damlıyor ama aynı kaba değil,” dedi. Gökyüzüne baktı: Boştu. Hiç bulut yoktu, aslında hiçbir şey
yoktu. Çağımızın çıplak güneşi her şeyi yok etmişti, enginliği,
bulutları ve kuşları...

“Anlaşıldı!” dedi Rıfat, “İş başa düştü!” Kıyafetlerini değiştirdi.
Emaye bir kap alıp seyrek bir yağmurun peşinden
koşmaya başladı. Bir o tarafa bir bu tarafa koşuyor, elindeki
kaba düşen damlaların sesi ruhunun derinliklerinde bir hoşnutluk hissi uyandırıyordu. Birbirlerini tam bir uyum ile takip eden damlaların sesi. Yoran ama elbette huzur da veren
sürekliliğin sesi.
******

Bütün bir ömrü seyrek bir yağmurun peşinde geçen kitapçı Rıfat'ın hikayesine hoş geldiniz.

Okuması oldukça kolay ama anlaşılmak için emek isteyen bir hikaye Rıfat'ın hikayesi. Okurken her şey oldukça sıradan ve normal geliyor ki yer yer hikayenin içinde kendinizi buluyorsunuz. Ama Barış Bıçakçı'nın Rıfat'ın hayatına kattığı aforizma dolu yorumlar sizi bu sıradan yaşantıdan sıkılmaktan kurtarıyor.

Kitabı sabah saatlerinde okuyup bitirmeme rağmen inceleme yazmak için gün boyu kafamı toplamam gerekti. Hala da doğru şeyleri yazıp yazmadığım konusunda tereddütlerim var.

Kitapçı Rıfat ile tanışmam Serkan Keskin'in oynadığı kısa bir video sayesinde olmuş. Bunu kitabı okurken fark ettim. Oldukça orijinal ve mesaj dolu bir hikayesini olan bu videoyu hemen buraya iliştiriyorum. Son derece sıradan olan Rıfat'ı anlatmanın ne kadar zor olduğunu eminim videoyu izleyince sizde anlayacaksınız.

https://www.youtube.com/watch?v=wE9rGtmED6E
100 syf.
·2 günde·8/10 puan
Daha önce de Barış Bıçakçı kitapları
okudum ama açık konuşayım yakın zamanda tekrar okumak gibi bir planım yoktu.bir etkinliğe tesadüf etmem beni tetikledi diyebilirim.

Ankara'da bir kitabevi sahibi Rıfat ve kedisi Hakkı'nın isimleri geçiyor.Rıfat'ın yaşadıkları, başından geçen gündelik olaylar yazarın vermek istediği mesajlarla donatılmış.bir kaç yazar ve eserlerinden bahsetmiş onları ismen anmayacağım çünkü bir çoğu uluslararası ünlü yazarlar.Barış Bıçakçı'nın reklamına ihtiyaçları yok :)

Rıfat o kadar sıradan biri ki (Loser karakter) anlatılmaya değer hiç bir şeyi yok dolayısıyla burda onu anlatmaya kalkmak gerçekten zorladı beni.hikayeyi okurken olağanüstü bişey beklemeyin yalnız şunu ekleyim Rıfat'ta ki o sıradanlık üzerinden ustaca göndermeler yapılmış.

Göndermeler ve benzetmeler konusunda yazarı çok başarılı buldum.sayfa sayısıda 100, hiç sıkılmadan okuyup bitirebileceğinizi düsündüğüm için okumayan herkese tavsiye ediyorum.sağlıcakla kalın keyifli okumalar
100 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
https://youtu.be/wE9rGtmED6E

Linkteki kısa filmi o kadar beğendim ki nereden geldiğini araştırmaya başladım. Nereden geldiğini diyorum çünkü bir yerden gelmiş gibiydi. Barış Bıçakçı ismini oradan da Seyrek Yağmur kitabının bir bölümü olduğunu öğrendim. Kitapçıda Barış Bıçakçı'yı ararken Yeni Türk Edebiyatı ya da Modern Türk Edebiyatı eserlerini arasında aramam söylendi nedenini bilmiyorum ama şaşırdım biraz. Kitabı okurken ise Barış Bıçakçı'nın Onur Ünlü ile arkadaş olabileceğini düşündüm. Olaylara gerçeküstü yaklaşmaları aynı geldi bana bu yüzden çok keyifliydi. Gerçeküstülükle anlatılan hikayelerde gerçekliklerimizden de uzaklaşmamış. Ben güzel bir denge yakaladığını düşündüm yazarın kitabı okurken. Diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım..
100 syf.
·1 günde
Öncelikle kitap ile alakalı,Yekta Kopan bir yazısında kitabın on milyon satmasını dilediğini yazmış.

Barış Bıçakçı'nın yazdıklarından aldığım tadın benzersizliği, okurken yaşattığı olgunluk hissinden kaynaklanıyor. Dilinde, benzetmelerinde, duygularında hayran olunası bir olgunluğun, birikmişliğin kanıtları var. Seyrek Yağmur, sanki bu duyguların birikmişliğinden patlak vermemiş de, sadece siyasi ortamdan bunalmışlığın patlak vermesiyle ortaya çıkmış. ama bunu da hayatla ilgili tespitleriyle yoğurmuş. Tam bütünlük olmasa da, Rıfat karakterinin anılarını ve hayallerini okuyorsunuz. Kitapta bir çok yazar ve şair ismi geçiyor, hatta öyle ki Oktay Rifat'tan hayali bir mektup alıyor.İsmi Rıfat olan baş karakter çocuğu için Oktay ismini uygun görüyor. Onun haricinde ise;
Ahmet Hamdi Tanpınar
https://1000kitap.com/yazar/Ilhan-Berk,
Bilge Karasu,
Albert Camus isimlerine rastlıyoruz.
İçinde geçen kitaplardan hatırladıklarım ise:
İyi İnsan Bulmak Zor,
Taşra Hayatından Manzaralar,
Lucas Diye Biri,
Fahrenheit 451,
Yanardağın Altında.

Barış Bıçakçı okurken not defteri ile okumam gerektiğini Sinek Isırıklarının Müellifi kitabını okuduktan sonra anlamıştım. Öyle ki, bir çok esere ve yazara yer verebiliyor kitabın içinde.
100 syf.
Barış Bıçakçı bu kitabında bütün ömrü seyrek bir yağmur peşinde koşan Rıfat'ı anlatır. Rıfat tam bir kaybeden, kendinize rastlamanız mümkün.
Seyrek Yağmur Kitabevi'nin sahibi Rıfat'ın yaşadığı kesitler büyülü bir gerçeklikle imgesel bir dille deneme tarzında yazılmış. Karakter entelektüel olunca içerik de Tanpınar'dan Camüs'ye, Oktay Rıfat'dan Turgut Uyar'a ; Nick Cave'den Zeki Demirkubuz'a; kitap, şiir, film, müzikle dolu dolu olmuş.
Arka planda alışık olmadığımız politik taşlamalar ve ironiler mevcut.
Bol tüylü, tembel bir kedi var kitapta, çocuklar ölürken neşeli olan silahlar var, aynı kaba damlamayan günler, Rıfatın yalnızlığı, kederi, kitapları, kendine yazdığı mektupları, üç adımlık hücreyi her adımlayışında kurduğu hayalleri var.
İçinden bir de kısa film çıkmış burdan
https://youtu.be/SjSwRQHCvd8 izleyebilirsiniz.
Keyifli okumalar...
100 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
En sevdiğim Türk yazarlar listemin kesinlikle başlarında olan biri Barış Bıçakçı. Ondan, kaleminden, kitaplarından saatlerce konuşmak istiyorum.
Seyrek Yağmur inanılmaz bir kitap. Baş karakteri Rıfat bir kitapçı ve çokça yorulmuş biri. Hayattan sıkılmış, oldukça sıradan görünen, kendine toplumda bir yer bulmaya çalışan birisi. Ancak dışından böyle görünen Rıfat, iç dünyasında o kadar dolu bir karakter ki üstünüzde inanılmaz bir etki bırakıyor düşünceleri ile.
Kitap Rıfat ve onun hakkındaki birçok olayın, düşüncelerinin geçtiği 100 sayfalık bir eser. Ancak ne 100 sayfa... Toplum sorunlarından mı bahsetmiyor, ülkeden mi bahsetmiyor, varoluştan mı, neden kitap okuduğumuzdan mı, her şeyden ama her şeyden bahsediyor. Sizi uzun ve ruhunuzu sarsacak yerlere uğratıp sonrasında bırakıyor. Sarsmak dedimse kötü anlamda değil. Düşüncelerine alternatifler vererek, başka konulara sizi yönlendirerek yapıyor bunu.
Kitabın dili yalın, anlatım olarak son derece yoğun. Ne kadar altını çizdiğim yer, ne kadar durup düşündüğüm kısım var hatırlayamıyorum ve ben bu kitabı ikinci kere okuyorum. İnanılmaz tat aldım yine.
Kitaba başlarken acaba Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ındaki C karakterinden izler bulacak mıyım desem de yaşam standartları farklı iki karakter gördüm. Belki benzer düşünceden yola çıkılmış olabilir ama aynı hissi vermiyor.
Bir kitaptan ayrıca ne bekleniyorsunuz bilmiyorum ama ben, beni başka yollara düşürmesini, başka isimlere, başka tecrübelere götürmesini bekliyorum. Bunu alabildiğim bir kitap oldu Seyrek Yağmur. İkinci Yeni’yi araştırdım. Nick Cave, Malcolm Lowry, Julio Cortazar, Alice Munro ve Bilge Karasu gibi kişileri araştırdım. Cassandra Wilson’dan Blue Skies dinledim. Yeni okunacak kitaplar listeledim kendime. Bir kitap daha ne yapmalı ki?
En son olarakta araştırma yaparken youtubeda kısa bir film gördüm. Seyrek Yağmur’dan Rıfat Diye Biri başlıklı yazıdan yapılmış. Çok beğendim. Size onu da bırakıyorum.
Keyifli okumalar.
https://www.youtube.com/...amp;feature=youtu.be
100 syf.
·9/10 puan
Okurken neredeyse her satırında kendimden bir parça bulduğum kitap oldu. Adeta aktı gitti. Üslup olarak yoran bir kitap değildi. Fırat karakteri bizden birisi,samimi ve soruların arasında kaybolmuş... Kendisi de farkında bulduğu cevaplar sadece kendisinin anlayabileceği türden,hepimizde geçerli olduğu gibi.
Yıllar geçiyor ama ülkemizde pek az şey değişiyor. Baskı, hapislik, sürgün ve aynaya bakmaktan hep kaçan bu darağacı suratlı toplum... Yaşamayı hâlâ elimizden almaya çalışıyorlar; bize doğru bakan, bize doğru öten yaşamı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Seyrek Yağmur
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
101
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750518775
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Baskılar:
Seyrek Yağmur
Seyrek Yağmur

Kitabı okuyanlar 1.254 okur

  • Nilüfer
  • Fatma selin aslan
  • Berat Dokuzkardeşler
  • Cem yüce
  • gaye
  • Aleyna Büyükyıldız
  • Kızıl
  • Bilnur ÖZCAN
  • Ayse
  • *Ru

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.8 (3)
9
%0.8 (3)
8
%0.5 (2)
7
%0.5 (2)
6
%0.3 (1)
5
%0
4
%0.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%0