Şeytan Tohumu

6,5/10  (6 Oy) · 
28 okunma  · 
4 beğeni  · 
687 gösterim
Susan Harris, malikanesinde inzivaya çekilmiş bir kadın... Genç ve çok güzel ama yalnız; zengin ama mutsuz...
Birdenbire meydana gelen olaylar, o yalnızlığı paramparça etmeye yeter. Üstelik mutsuzluktan da öte tam bir kabusa dönüşür yaşamı...
Dean R. Koontz, 1945 yılında ABD'nin Pennsylvania eyaletinin Bedford kentinde doğdu. 1969 yılından beri Güney Kaliforniya'ya yaşıyor.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2007
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9789751025876
  • Orijinal Adı:
    Demon Seed
  • Çeviri:
    Nejat Ebcioğlu
  • Yayınevi:
    İnkılap Kitapevi
  • Kitabın Türü:

Yine temamız yapay zeka ve ben yine çileden çıktım... İnsanoğlunun yaratma sevdasından dolayı ortaya çıktığını düşündüğüm bu yapay zeka kavramının, bir gün sonumuzu da getireceğine ve insanlığın bu yolda kararlı ve bir o kadar da körlemesine adımlarla ilerleyişine endişeyle şahit oluyorum.

Kitabımızın konusu şöyle: Susan adlı genç ve güzel bir kadın, yüksek güvenlikli, baba yadigarı malikanesinde yaşamakta ve teknolojiyle uğraşmaktadır. Bir süre evvel ayrıldığı kocası ise bir yapay zeka projesi üzerinde çalışmaktadır. Birlikte oldukları süre içerisinde kocası, Susan'ın evinde yaşar ve işini de eve getirir (ne akıl ama). Bazı yerler mantıksız olmasa da zorlama olmuş bence. Sen böylesi bir proje üstünde çalışıyorsun, sistemi kuruyorsun eve, sonra ayrıldınız. E arkadaş, söksene o tesisatı evden öyle değil mi? Bu kısımlardaki detayları tam hatırlamasam da bana biraz zorlama gibi geldi. Peki neden o tesisatın orada kalması gerek? Çünkü bizim meşhur yapay zeka buradan, Susan'ı elde etmeye ve şeytani planlarını hayata geçirmeye koyulacak. Bu arada spoiler olmadan gönül rahatlığıyla ve memnuniyetle şunu söyleyebilirim ki, yapay zeka emellerine ulaşamıyor. Kitabın anlatımı da bu şekilde zaten. Yapay zeka, emellerine giden yolu ve başarısızlık öyküsünü kendi ağzından aktarıyor okuyucuya. Bu arada yazarı takdir etmek gerek, yapay zekayı öyle bir şekilde aktarmış ki, ben gerçekten sayfalar boyu sövmekten kendimi alamadım. Öylesine egoist, megaloman ve makyavelist, kendisini meydana getiren insanları ise iyi tanıyan, dersine çalışmış, kendi açıkları yakalanacak yerde insanlığı öne sürerek elini kuvvetlendirmeye odaklı bir yapı ki bu, yer yer kendimizi sorgulatıyor, yer yer de kendini haklı göstermek için akıl oyunlarına başvuruyor. Amacı ise belki de ironik kabul edilebilecek türden: İnsan olmak. Bir insan bedenine sahip olup tattığımız zevkleri tadabilmek, koklayabilmek, yemek yiyebilmek ve listesinin başındaki zevk ise tensel zevkler. Yanlış duymadınız. Yapay zekamız cinsellik meraklısı. Güzel kadınları internetten araştırıyor, kendine güzel kadınlardan bir katalog da çıkarmış, kriterlerine uygun olanları tanımlıyor falan. Bu arada bu güzel kadınlar film aktrisleri olunca, haliyle kitaptan birçok film adı da öğrenmiş oluyoruz. Aktörler de unutulmamış tabii. Arada bu şerrefsiz yapay zeka, insanları etkilemek için ünlü aktörlerin seslerinden de faydalanıyor. Yeterince tarif ettim düşmanınızı. Artık karşısına çıkabilecek birikime sahipsiniz :)

Finale gelecek olursak, yapay zekanın alt edildiğini zaten söyledik. Ama böylesi bir sonu, o muhteşem (!) zekası bile kabul etmemiştir kesin. Yani eğer bir felakete uğrayacaksak, bunun çözümü çok basit. Tabii çok geç kalınmazsa... Komplo teorilerimi de alıp gidiyorum, keyifli okumalar dilerim.