·
Okunma
·
Beğeni
·
6,1bin
Gösterim
Adı:
Şeytanın Eli
Alt başlık:
Ciltli
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059232340
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Winter People
Çeviri:
Deniz Beril Bacaklılar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ephesus Yayıncılık
West Hall’da insanlar gizemli bir şekilde ortadan kayboluyor ve bu vakalara dair kasabada çeşitli efsaneler dolaşıyordur. En tuhaf olaysa 1908 yılına dek uzanır. Sara Harrison Shea, biricik kızının ölümünden birkaç ay sonra evinin arkasındaki tarlada ölü bulunur.

Bugünse on dokuz yaşındaki Ruthie, annesi ve kız kardeşiyle birlikte Sara’nın evinde yaşamaktadır. Genç kızın annesi Alice, daima insanlardan uzak olmak konusunda ısrarcı bir tavır sergilemiştir. Ne var ki bu kararı, acı verici sonuçlara yol açar. Ruthie bir sabah uyandığında, annesinin kaybolduğunu fark eder. İpuçlarının peşine düşen genç kız, annesinin yatak odasındaki döşeme tahtalarının altına gizlenmiş bir kitap bulur. İçinde yazılanlar Sara Harrison Shea’ya aittir. Ruthie bu tarihi gizemin içine çekildiğinde, annesini arayan tek kişinin kendisi olmadığını da fark eder.

“Heyecanlı, gizemli ve korkutucu…” –USA Today

“Klasik bir hayalet öyküsünde arayacağınız her şey bu kitapta.” - Chris Bohjalian

“Bu yılın en ürpertici romanlarından biri… İnsanı âdeta içine çekiyor.” – The Miami Herald

“Tüylerinizi ürpertecek bir hayalet hikâyesi. Şahsen evimin arkasındaki ormana bir daha asla aynı gözle bakamayacağımı söylemeliyim.” —Heather Gudenkauf
432 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Bazen böyle oluyor, yani hiç beklemediğim bir kitap, beklemediğim bir yazar dört dörtlük bir etki yaratabiliyor. Jennifer Mcmahon'ın bu eseri Stephen King'i kıskandıracak kadar başarılı ve iyi bir eser. Kusurları dahi kitabın başarısını gölgeleyemiyor. Hasan Ali Toptaş'ın Heba'sı ve Ayfer Tunç'un Aziz Bey Hadisesi adlı eserlerinin ardından hakiki edebiyattan biraz uzak kalayım, gerilim kitaplarının başı sonu belli dünyasına kendimi bırakayım diye, genç kızlar için yazılmış Ay Günlükleri serisini bile okurken ( ve devam ederken okumaya!) işte birden Şeytanın Eli gibi bir eser kafamı allak bullak edebiliyor, ve bir günden az bir sürede dört yüzden fazla sayfayı okumadan duramayacak hâle getirebiliyordu beni.

Gerçek adıyla Kış İnsanları (herhalde Şeytanın Eli adının daha çok satacağını düşündüler) hakikaten çok iyi bir gerilim kitabı. Hiç bir King kitabında bu etkiyi yaşamadım, hatta Mahşer ve bu kitaba en yakın bulabileceğim 'O'da bile... en son Kafes adlı kitap okurken beni allak bullak etmişti, ama bu kitabın yanında Kafes bile olsa olsa tek bölümü ürkütücü bir eser gibi kalıyor. Kış İnsanları, baştan sona ürkütücü, geren, ürperten bir kitap. Bu gerilim, bu ürkütücülük hiç bir şekilde kandan, canavarlardan, cinayetlerden kaynaklanmıyor. Hiç bir alâkası yok. Kitapta iki kitap birden okuyoruz: Sara'nın 1908'de tuttuğu günlüğün kitap hâline getirilmiş hâli, bir de günümüzde geçen bölüm. Kitap baştan sona sevdiklerini, çocuklarını kaybeden insanlarla dolu. Ölenlerin, kaybolanların geride kalanlarda yarattığı etkileri çok güzel veriyor kitap. Ürkütücü olan şey; kaybolan, ölen insanların akıbetleri (ölenlerin akıbeti, evet) konusunda yazarın bizi karşı karşıya bıraktığı bütün o imalar, sessizliklerle dolu anlar, insan zihninin insana işkence ettiği, insanın kendini bıraktığı, dağıldığı anlar, o ürpertici şeytanın eli adı verilen kayalıklar, orada Sara'nın, Martin'in ve Gertie'nin 1908'de geçen hikâyesini okurken kayalıkların hemen arkasında giderek büyüyen ve hikâyenin günümüzde geçen kısmında artık her yeri kaplamış olan o kapkara orman...Wulf Dorn'un Karabasan'ındaki orman ne kadar komik kalıyor bu kitapla kıyaslayınca...Faruk Duman'ın büyüleyici, kelimelerle ve büyülerle dolu ormanı ise, edebiyat kelimesiyle birbirine sarmaş dolaş imgeler, görüntülerle dolu bir fikir gibi, oysa Mcmahon'ın kitabını okurken, kayalıkların ardında büyüyen, her yeri ve herkesi saran zifiri karanlıklı dilsiz orman, hiç de dostane ve yakın görünmüyor, on beş metrelik kuyularıyla, sadece bir haftalığına gitmeleri gerken yerden dönen Uyuyan'larıyla ve kelimelerle sanat yapmaya değil, korku hissini yüreğimize salmak için kitabın her sayfasına saçılmış büyüleriyle bu orman, kitabı okurken bedenimizi sarıyor ve, ellerimizden parmaklarımızdan, saçlarımızın arasından yüzümüzü kaplayarak ve gözlerimizin hemen üzerinde dönerek hepimizi örtüyor ve o ormanda yapayalnız kalıyoruz, o kadar ürpertici bir hisle doluyoruz ki benim gibi, sitedeki bir yorumda çok haklı bir şekilde gece okumayın uyarısını unutup gece okuyunca, bu yaşta gece yarısı evde yalnız kalmış olmanın acısını çıkardığını görebiliyorsunuz: evdeki her gölge, sessizce duran her nesne, artık ölüme ve gölgelere her zamankinden daha yakın olan zavallı Dodi'm bile başkalaşmış bir şekilde görünüyor gözüme, kitaba ara verip lavaboya ya da mutfağa gittiğimde, salonun hemen girişinde tembel tembel solgun ışığıyla floresan lamba artık ışığı değil karanlığı düşündürüyor bana, korkuyorum çünkü evet, aynen sara'nın dolabın içinden gelen o kazıma seslerini duyup kalbinin güm güm atması gibi, ürpererek, bu kadar korktuğuma kendim de inanamayarak korkuyorum.

Yazar, bu etkileyici hissi açıklama yapmak ve okurları ikna etmek yerine o korku hissini vermekle yaratıyor. Gerilim kitaplarında ve daha bir çok kitapta, filmde sonlar hep açıklamalara kalır, açıklamalar, aslında ikna etme çabalarıdır, oysa olayların ikna ediciliği değil, yaratılan o hissin gerçekliği daha önemli, meselâ Kafes, benim açımdan bu sebeple dört dörtlük bir kitap. Şeytanın Eli, sonlara doğru, kitabın en zayıf bölümü olarak bize hikâyenin karanlıkta kalan kısımlarını anlatırken korku ve gerilim hissi hasar görüyor, yine de bu bölümü çok kolayca es geçebilir, güzel yazılmış son sayfalarıyla beraber düşündüğümüzde kitabı dört dörtlük bir eser olarak görebiliriz.

Gerilim kitaplarını okuyan herkese Şeytanın Eli /Kış İnsanları'nı kesinlikle öneriyorum. Sitede yorum yazan arkadaşlara da teşekkür etmem gerek, o yorumlar sebebiyle kitabı aldım; hepimizin ortak fikri, bayağı bir ürktüğümüz olmuş. Okumayı düşünenlere bir öneri de böylece benden gelsin...
432 syf.
·Puan vermedi
Özeti=West Hall'da insanlar gizemli bir şekilde ortadan kayboluyor ve bu vakalara dair kasabada çeşitli efsaneler dolaşıyordur. En tuhaf olaysa 1908 yılına dek uzanır. Sara Harrison Shea, biricik kızının ölümünden birkaç ay sonra evinin arkasındaki tarlada ölü bulunur.
kitap başlarda sürikleyici ama ilerleyen sayfalarda sıkmaya başlıyor ve ismi gibi de değil germiyor ve korkutmuyor
432 syf.
·9/10 puan
Yazar kesinlikle bu işi biliyor. kitabı bir günde bitirdim ve cidden elimden bırakamadım. her bölümün başında biraz sonra bırakayım diyorum ve sonra kendimi diğer bölümün sonunda buluyorum. en çok sevdiğim yönü meraktı. ve o inanılmaz hayal gücü. cidden böyle bir kurgu nasıl aklına gelmiş... böyle bir hikaye...
hikayede fantastik şeyler var ama bu asla gözünüze batmıyor (benim gibi fazla fantastik kitap sevmeyenler için diyorum) sadece bir kişinin üzerinde de dönmüyor kitabın ortalarına doğru kendinizi bir sürü hikaye ve karakterin ortasında buluyorsunuz. ve kitabın sonunda ise aklınızda hiçbir soru işareti kalmıyor.
fakat şöyle bir şey var ki ben kitabı okurken sonunu düşünemedim yani bu kadar muhteşem ilerleyen bir kitabın sonu nasıl olur acaba diye düşündüm ve umutluydum da. ama düşündüğüm kadar farklı ya da mucizevi bir sonu olmadı. evet güzel bir sondu yerindeydi ama dediğim gibi daha mucizevi bir şey bekliyordum. uzun lafın kısası hemen gidip alın ve okuyun. okutun.
432 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Okuduğum ikinci j.mcmahon kitabı. Siz benim ayın 4 ünde başlamış gözüktüğüme bakmayın. Kitabı 2 gün gibi bir sürede bitirdim. Hemde tonlarca işin arasında. Normalde ciltli kitap okumayı sevmiyorum. Kitabın agzi yüzü kayiyor. Ama bu kadın bana ciltli kitap okumayı sevdirdi. Bırakın okurken kitabi hirpalayacak bir hamle yapmayı; nefes bile almadım resmen. Geçen senelerde "kapinin diger tarafi" isimli bir film izlemiştim. Konusu itibariyle arada benzerlikler buldum. O filmi çok sevmiştim. Bu kitaba da hayran kaldım. Öyle güzel betimlemeler var ki. Ana karakterlerin arkasina takilip şeytanin eli kayaliklarina tirmandiginizi hayal ederken buluyorsunuz kendinizi. Kitap rüyama girecek kadar etkiledi beni. Olay örgüsü öyle ustaca işlenmişki gelişen olaylar karşisinda hayrete düşmemek işten değil. 3 sahnede büyük şaşkınlik yasadim. Sonunu tahmin edemediğim, sag gosterip sol vurduran kitaplardandi. Bittiğinin farkina bile varamiyor insan. Çok beğendiğimi belirterek hayaletli-korkunçlu kitapları sevenlere mutlaka öneririm. Sizde benim gibi şiddet-işkence eğilimi olan ve bunlar üzerine kurulan "kanli" gerilim kitaplarini sevmiyorsaniz bu kitabi zevkle okursunuz.
Ayrica, CemCBG tesekkur ederim abi. Senin tavsiyen olmasa okumam gecikir hatta hic okumayabilirdim.
432 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Yazar ile tanışmam Eva’nın Çığlığı ile oldu ve kitap biter bitmez diğer kitaplarının hepsini satın aldım ve ne kadar doğru olduğunu anladım. Çok akıcı heyecanı hiç bitmeyen bir kitap yine bütün alkışları hakediyor.
432 syf.
·4 günde·7/10 puan
Ölülerden kimseye zarar gelmez korkacaksan dirilerden korkmak lazım diye düşünürüm. Tüm yorumlarda herkesin çok gerildiğini, korktuğunu okuduğumda öyle bir beklentim yoktu.
İnsanlar öldükten sonra hayata geri döndürmenin bir yolu vardır. Bu yol Sara'ya teyzesi tarafından öğretilmiştir. 1908 yılında Sara kızının ölümünden sonra bunu denemeye karar verir.
Günümüzde ise Ruthie annesi ve kız kardeşiyle annesinin evinde yaşamaktadır. Bir sabah annesi Alice ortadan kaybolur. Annesinden hiçbir iz yoktur. Annesinin kaybolması ile ilgili ipuçlarını ararken annesinin yatak odasında tahtaların arasına gizlenmiş bir kitap bulur. Bu kitap Sara ile ilgilidir.
İlk 100 sayfası biraz karışık gelse de okudukça elimden bırakamadım. Oldukça sürükleyiciydi. Fakat sonu yarım kalmış gibi geldi, bir devam kitabı olmalı bence...
432 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Okuduğum en iyi gerilim kitabının Şeytanın Eli olduğunu düşünüyorum.Her sayfayı çevirişimde heyecanım katlandı diyebilirim.Yazarın kurgu ve anlatımı çok özgün ve kitaba bunları çok iyi aktardığını düşünüyorum.Geçmiş ve gelecekteki olaylar arasındaki bağlantıları çok iyi anlatmış ve ince ayrıntıları okuyucuya iyi aktarmış.
Yazarın yazdığı üç kitabı okudum ve üçününü de başarılı buldum.Bence Stephen King'ten daha başaralı gerilim kitapları yazmış.Bunu söylemek için erken olabilir ama öyle düşünüyorum.Yazarın dördüncü kitabı Türkiye'de yeni basıldı ve bir an önce almayı düşünüyorum.Gerilim kitabı okumayı seven okuyuculara hiç düşünmeden bu kitabı almasını öneriyorum.
432 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Beni Jennifer McMahon' un o akıcı ve güzel diliyle tanıştıran bir kitaptı. Çok ön yargılı başladım kitaba çünkü daha önce hiç gerilim tarzı bir kitap okumamıştım. Ama bu kitap benim tüm ön yargılarımı kırdı ve şimdi yazarın diğer kitaplarını da alıyorum. Kitabın konusundan bahsetmeme gerek yok bence. Sadece kitapla ilgili tek söyleyeceğim, kitap bir olayı birden fazla kişinin ağzından yazılmış ve ara ara geçmişe yani kitaptaki ana olayın yaşandığı zamana gidip geliyo. Bence kitabı mükemmel yapan da buralardı. Ben kitabı sıkılmadan ve merakla okudum. Bence okuyun derim.
432 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitap okuduğum en iyi gerilim korku kitaplarındandı.Yani yazarın kurgulama biçimine hayran kaldım kitabın öyle yerleri oldu ki korktum cidden .Kitabın içindeymissiniz izlenimi veren korku romanlarından farklı bir kurgu istiyorsanız bu sürükleyici romanı kesinlikle okumalısınız.
432 syf.
·2 günde·10/10 puan
Şeytanın Eli, Jennifer McMahon
Kitap türünün hakkını sonuna kadar veriyor. Gerçekten okurken gerilip korkuyorsunuz. Dün gece korktuğumdan kitabı elime alıp okuyamadım. İlk defa bu yazarın kitabını okudum ve hiç sıkılmadım. Dili bir o kadar akıcı. Tüyler ürpertici bir hayalet hikayesi. Başka bir şey diyemiyorum. Pişman olmazsınız okuduğunuza.
432 syf.
·9 günde·6/10 puan
İlk defa ciltli bir kitap okuma heyecanının yanına merağımı da katarak aldım bu kitabı. Yer yer bana amerikan klişelerini de hatırlattı: dünya dışı varlıklara inanan zeki bir çocuk ve buna inanmayıp sonradan gerçek olduğunu gören hafif saftirik kız. vs.. Yine de kitap akıcılık ve anlatın bakımından herhangi bir sıkıntı içermiyor ama, yazarın diğer kitaplarını -her ne kadar listem de yer alsa da- okumakta kararsız kaldım.

West Hall'da kayıp vakaları meydana gelmektedir ve bu esrarengiz vakalar 1908'e kadar uzanır. Sara Harrison Shea, küçük kızı Gertie'nin ölümünden kısa bir süre sonra evinde ölü bulunur ve bu olaya şahit olan kocasının kardeşi, kasabanın doktoru Lucius, buna şahit olu ve intihar eder. Günümüzde Ruthie, kardeşi ve annesi, bir zamanlar Sara'nın yaşadığı evine taşınırlar ve Ruthie Sara'nın günlüğünü bulduğu sırada annesi birden ortalıktan kaybolur. Çok geçmeden annesini arayanın sadece kendisinin olmadığını görür.

Kitap bölüm yerine karakterler üzerinden yazılmış ve bu karakterlerin hepsi birbirleriyle bağlantılı olarak işlenmiş.

Boş zamanlarınız da okunabilecek bir kitap.
432 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Soluk soluğa okunan yine harika bir Jennifer Mcmahon kitabı daha. Yazarın her bir kitabı birbirinden güzel ve korkutucu. Aynı zamanda merak ve aksiyon tavanda . Fantastik kitaplar son zamanlarda pek tercihim olmasa da bu kitabın fantastikliği öylesine inandırıcı kaleme alınmış ki bazen acaba diyorum ölüler gerçekten sonradan uyandırabilir mi? Kitap baştan sona akıcı ve keyifle okunan ilginç olay örgüsü okuru asla hayal kırıklığına uğratmıyor. Her defasında beklentim her ne kadar yüksek olsa da yazardan , kitabı okuyup bitirince beklentimi fazlasıyla karşılaşması keyif verici. Gerilimi, korkutucu hikayeleri ve heyecanı sevenleri cezbedecek bir kitap, tavsiye olunur.
Sizin taptığınız ve dua ettiğiniz Tanrı benim Gertie'min o kuyuya gitmesine sebep olduysa, onu benden aldıysa, o zaman onunla işim bitmiştir
"Hepimiz en iyi olduğunu düşündüğümüz şeyi yapıyoruz. Bazen kor­kunç hatalara sürükleniyor, bazen doğru kararlar alıyo­ruz. Bazen ne olacağını bilemiyoruz. Elimizden gelen tek şey umut etmek oluyor."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şeytanın Eli
Alt başlık:
Ciltli
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059232340
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Winter People
Çeviri:
Deniz Beril Bacaklılar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ephesus Yayıncılık
West Hall’da insanlar gizemli bir şekilde ortadan kayboluyor ve bu vakalara dair kasabada çeşitli efsaneler dolaşıyordur. En tuhaf olaysa 1908 yılına dek uzanır. Sara Harrison Shea, biricik kızının ölümünden birkaç ay sonra evinin arkasındaki tarlada ölü bulunur.

Bugünse on dokuz yaşındaki Ruthie, annesi ve kız kardeşiyle birlikte Sara’nın evinde yaşamaktadır. Genç kızın annesi Alice, daima insanlardan uzak olmak konusunda ısrarcı bir tavır sergilemiştir. Ne var ki bu kararı, acı verici sonuçlara yol açar. Ruthie bir sabah uyandığında, annesinin kaybolduğunu fark eder. İpuçlarının peşine düşen genç kız, annesinin yatak odasındaki döşeme tahtalarının altına gizlenmiş bir kitap bulur. İçinde yazılanlar Sara Harrison Shea’ya aittir. Ruthie bu tarihi gizemin içine çekildiğinde, annesini arayan tek kişinin kendisi olmadığını da fark eder.

“Heyecanlı, gizemli ve korkutucu…” –USA Today

“Klasik bir hayalet öyküsünde arayacağınız her şey bu kitapta.” - Chris Bohjalian

“Bu yılın en ürpertici romanlarından biri… İnsanı âdeta içine çekiyor.” – The Miami Herald

“Tüylerinizi ürpertecek bir hayalet hikâyesi. Şahsen evimin arkasındaki ormana bir daha asla aynı gözle bakamayacağımı söylemeliyim.” —Heather Gudenkauf

Kitabı okuyanlar 607 okur

  • Burcu Akkaya
  • Levent☾☆
  • Halime.™
  • Halime.
  • Benibildirenleridomaltıpsikmezsemşerefsizim.
  • Elif Nur
  • İrem Usta
  • Sudenaz KURNAZ
  • Nurgül Yazıcı
  • İkra Gürses

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%6.5
13-17 Yaş
%16.1
18-24 Yaş
%9.7
25-34 Yaş
%27.4
35-44 Yaş
%30.6
45-54 Yaş
%8.1
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%87.9
Erkek
%12.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.6 (107)
9
%20.9 (61)
8
%23.6 (69)
7
%9.6 (28)
6
%5.1 (15)
5
%1.4 (4)
4
%1 (3)
3
%0.3 (1)
2
%1 (3)
1
%0.3 (1)