Seyyah-ı Alem Evliya Çelebi

10,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
402 gösterim
Yedi iklim, on sekiz padişahlık gezen; yetmiş yılı aşkın ömrünün elli bir yılını seyahatlerde, bir diyardan bir başka diyara uzanan yollarda, farklı şehirlerde, değişik ülkelerde geçiren bir gezgindir Evliya Çelebi… Seyahat ettiği coğrafyanın yüz ölçümü yaklaşık yirmi beş milyon kilometre karedir.

Evliya Çelebi’yi bugüne ulaştıran Seyahatname’sidir. Seyahat ettiği ülkelerle, diyarlarla ilgili gözlemlerini, yolcululuğu sırasında başından geçen olayları, kendisine anlatılanları akıcı diliyle ve ilgi çekici üslubuyla yazıya dökmüştür.

Doğumunun 400. yıl dönümü dolayısıyla hazırlanan bu kitapta dünyaca ünlü gezginimiz Evliya Çelebi ve eseri Seyahatname tanıtılmaktadır.
  • Baskı Tarihi:
    2013
  • Sayfa Sayısı:
    96
  • ISBN:
    9751623577
  • Yayınevi:
    Türk Dil Kurumu Yayını
  • Kitabın Türü:

Çok güzel, anlaşılır bir kitap. Türk Dil Kurumu Yayınlarından gerçekten başarılı bir iş çıkmış ortaya. Ve TDK, TTK yayınları her zaman ucuz oluyor. Kaliteli cilt cilt kitapları, kıytırık aşk romanlarından ucuza satıyorlar ve bu gerçekten bir hazine bizim için. Ben severek okudum, bir özet niteliğindeydi Çelebi'yi. Bir de kitabın kaliteli baskısıyla, içindeki resimleri çok beğendim.

Kitaptan 15 Alıntı

‘’Yıllar önce gördüğü rüyada Hz.Muhammed’den şefaat dileyecekken yanlışlıkla seyahat isteyen ve böylece seyyah-ı alem olan Evliya Çelebi Peygamber’in huzurundadır… Uzun gezilerin ardından artık şefaat dilemenin zamanı gelmiştir.
Bu kez dili sürçmeyecektir…
Büyük kalemini çıkarır ve duvara tek bir satır yazı yazar :
Şefaat ya Muhammed Evliya’ya…’’

Seyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk AkalınSeyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk Akalın

‘’Ben arabaya binmem. Biz Osmanlıyız. Bizim adetimiz küheylanlara binip, cirit oynayıp gazaya gitmektir. Bizim İstanbul’da böyle arabalara avratlar biner. Bize lazım değildir.’’

Seyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk AkalınSeyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk Akalın

‘’Evliya Çelebi dille oynayan, sözlere yeni anlamlar yükleyen, hatta kimi zaman sözcükler türeten kişiliğiyle karşımıza bir dil ustası olarak çıkar.

Seyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk AkalınSeyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk Akalın

‘’Evliya Çelebi bu bölümde hamsinin adını özellikle hapsi diye yazar, çünkü yöre halkı öyle söylemektedir. Trabzonluların konuşmasını verirken balık değil palık biçimlerini yeğler. Trabzonluların hamsiyi ne kadar sevdiğini anlatırken iki olay aktarır :
Hamsi balığı geldiğinde ağaçtan yapılma bir boru üflediğini, bu borunun sesini duyan bütün halkın, hatta cemaatle namaz kılanların ve hatta imam ve müezzinin bile namazı bırakıp :
-Namaz bulunur ama hapsi bulunmaz diye kıyıya koştuklarını yazar.’’
‘’Şehre ulaşan elçilik heyetinin Viyana’ya girişi ile ilgili olarak kral tarafından arabaların önceden gitmesinin istendiği ‘’Çesar hazreti azametiyle buyurdular ki…’’ diye söylenince elçi Kara Mehmed Paşa’nın şöyle bağırdığını anlatıyor :
-Bre melun ve dinsiz, bir daha senin ağzından ‘’Çeşar azametiyle şöyle buyurdu’’ lafını duymayayım, yoksa vallahi seni yeni hançer kabzasıyla tepelerim. Azamet bir Allah’a mahsustur.’’

Seyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk AkalınSeyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk Akalın

‘’Evliya Çelebi aynı zamanda bir mizah yazarı gibi Seyahatname’yi işlemiş, anlattıklarıyla eserini ilginç kılmasını bilmiştir. Böylesine akıcı, işlek bir üslupla ciltler dolusu seyahat kitabı yazan; anlattıklarını ilginç olaylarla süsleyen, laf oyunları yapan ikinci bir gezginimiz çıkmamıştır.’’

Seyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk AkalınSeyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk Akalın

‘’Ancak, yediklerinin içtiklerinin helal olması konusunda dikkatlidir. Domuz eti yemez ama deve, yaban mandası, keklik, turaç, sülün, ahu, yılan balığı gibi etleri yediğini belirtir. Sudan’da zürafa kebabı ikram edildiğinde ‘’İnşallah helaldir’’ diyerek yemiş ve çok beğenmiştir.’’

Seyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk AkalınSeyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk Akalın

‘’Seyahatname’de dönemin Türkçesinin ağızlarıyla ilgili bilgiler de önemli bir yer tutar. Evliya Çelebi, bir ağız derlemecisi titizliğiyle gittiği bölgelerde konuşulan Türkçe’nin özelliklerini, söz varlığını bizlere vermektedir.’’

Seyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk AkalınSeyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk Akalın

‘’Hafızlığını ve müezzinliğini bildiğimiz Evliya Çelebi’nin askeri bir görevi daha vardır, zaferle biten savaşlarda zafer ezanını okumak… Evliya Çelebi, bununla gurur duymaktadır.’’

Seyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk AkalınSeyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk Akalın

‘’Ahmet Hamdi Tanpınar, Bir Türk şehrinden bahsedip de Evliya Çelebi’yi hatırlamamak kabil değildir, der.’’

Seyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk AkalınSeyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk Akalın

‘’Camideki cemaatin hepsi din ulularıdır. Hz. Muhammed ise mihrapta oturmaktadır. Evliya Çelebi bu cemaate müezzinlik yapar. Namaz bitince Ebi Vakkas, Evliye Çelebi’ye tevhit sonrasında hemen kalkıp Hz. Muhammed’in mübarek elini öpüp ‘’Şefaat ya Resulallah’’ demesini öğütler. Çok heyecanlanan Evliya Çelebi’yi Ebi Vakkas oğlu Sa’d elinden tutarak Hz.Muhammed’in yanına götürür ve :
-Sadık aşıkın ve ümmetinden Evliya kulun şefaatini diler, diye söylenince daha da heyecanlanan Evliya Çelebi, Hz.Muhammed’in elini öperken ‘’Şefaat ya Resulallah’’ diyeceği yerde ‘’Seyahat ya Resulallah’’ der.
Hazreti Peygamber gülümseyerek :
-Allah’ım şefaati , seyahati ve ziyareti sağlık ve esenlikle kolaylaştırır, diye dua ettikten sonra el-Fatiha der. Bütün cemaat Fatiha suresini okuyarak amin der.’’

Seyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk AkalınSeyyah-ı Alem Evliya Çelebi, Şükrü Haluk Akalın
2 /