İlk kitap (Soğuk Savaş), yedi yıl ayrılıktan sonra yolları tekrar kesişen Munise ve Ezel, epey zorlu ve soğuk bir savaşın ardından barışmışlar ve evlenmeye karar vermişlerdi.
İşte bu evlilik kararından sonra olanlar ise Sıcak Çatışma'nın konusu.
Malum evlenirken muhtemelen pekçoğumuzun yaşadığı aileler, gelin çarşısı, kına gecesi, isteme, söz, nişan, gelinlik seçimi vs gibi bitmek tükenmek bilmeyen sabır testi gibi gelenekler. Neyseki Munise'nin yanında kılıbıklığın kitabını yeniden yazacağım diyen ve bunu her sayfada çok güzel yazan Ezel var, Munise kızınca Abdülezel
Ayrıca Ezel'in annesi yerine Munise'nin annesinin daha dişli çıkması (annem yorumlarımı okuyor yoksa aynı annem derdim, o okumasa da kesin kızkardeşim yetiştirir), kayınvalidesi Huriye Hanım'ın gelinine eş dost akraba ortamları da dahil her yerde sahip ve destek çıkması (bu konuda yorum yok, yirmi yıl içinde bir nebze işte) çok güzeldi. Ayrıca içindeki karakterler ve olaylar öyle bizden ki, muhakkak ya kendi hayatımızdan ya da yakımızdaki birilerinden birinin başıma gelmiştir.
Ayrıca ilk kitapta erken menapoza giren Munise, bu kitapta evlenip, bebek sahibi olmaya çalışınca gözlerim dolu dolu okudum.
Yine kadının toplumdaki yeri, yanlışlar, doğrular derken; Munise'nin yanlışlara karşı dik duruşu, dedim her kadın böyle olmalı. İçimizdeki Munise sesini yükseltmeli.
Anlatımını, akıcı kurgusunu çok severek okudum. Ama Işılay'ın hayatı bu noktada kalmamalı. Ben onunda hikayesini okumak isterdim
Görüşmek üzere