Şiddet, Siyaset ve Medenilik (Karabasanlar İçinde Türkiye)

·
Okunma
·
Beğeni
·
272
Gösterim
Adı:
Şiddet, Siyaset ve Medenilik
Alt başlık:
Karabasanlar İçinde Türkiye
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750515408
Orijinal adı:
Violence, Politique et Civilité Aujourd’hui La Turquie Aux Prises Avec Ses Tourments
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Günümüzde şiddet çoğu zaman aşırı biçimler alıyor. Bunun üzerine düşünmek şiddet, siyaset ve medeniyet üzerine düşünmek demek. Geleceğin belirsizleştiği, içine kapanma ve nefret eğilimlerinin arttığı bir dönemde, şiddete başvurmanın cazibesine kapılmaya yol açacak tarihten devraldığımız iblislere teslim olmamak nasıl mümkün olabilir? Bunun için güvenlikçi ve otoriter reflekslere, değişime direniş üzerine düşünmek ertelenemez bir ihtiyaç. Aynı zamanda bu kopma anları bir bellek çalışması gereğini gündeme getiriyor. Bu kopuş anlarını, Étienne Balibar’ın “aşırı şiddet” olarak tanımladığı duruma teslim olmadan nasıl aşabiliriz?

“Siyaset, Şiddet, Sürgünü/Sürgünü Bozma” başlığıyla İstanbul’da düzenlenen uluslararası konferans vesilesiyle yayımlanan bu kitapta, Pınar Selek otoriter bir rejimde feminist ve antimilitarist mücadelelerin siyasal repertuarın değişimine yaptıkları katkıya ışık tutuyor. Ahmet İnsel, demokratik geçiş konusundaki siyasal kuramları ele alarak, Türkiye’de bir yüzyılı aşan bir süreden beri devam eden ve bitmeyen “geçiş/dönüşüm” döneminin sürekliliklerini sorguluyor. Konferanstaki tartışmaların merkezinde yer alan Balibar’ın metni ise şiddet figürlerinin ikircilliğini ve şiddetle karşılaşan siyasetin sorunlarını ele alıyor. Bireysel ve toplu şiddet neden bir türlü aşılamıyor? Şiddeti yok etmek mümkün değilse, o zaman buna teslim olmadan, bu gerçeği nasıl dönüştürebilir, bir siyasal pratiğe çevirebiliriz?

Elinizdeki kitap, şiddet karşıtı siyaset geliştirmek için siyaset ve şiddet üzerine düşünmeye davet ediyor.
80 syf.
·Puan vermedi
İstanbul'da 7-11 Mayıs 2014 tarihlerinde toplanan "Günümüz dünyasında şiddet, sürgün/sürgünü bozma" konulu uluslararası konferansta yapılan sunumlardan birkaçının yayımlandığı ve İletişim'den çıkan küçük kitaptır.

Kitap dört ayrı parçadan oluşuyor ve toplamda 80 sayfa. Pınar Selek, Ahmet İnsel ve Etienne Balibar'ın konferans sunumlarını içeriyor.

Oınar selek kendisine ayrılan bölümde, feminizm ekseninde Türk solunu ve Türkiye'deki iktidar ilişkilerini ele alıyor. Bu bağlamda iktidarı şöyle tanımlıyor:

- "Çeşitli sebeplerle ayrıcalıklı konumda olanlar, kendilerine yapılmasını istemedikleri şeyi başkalarına yapabilirler, çünkü varlıklar, kategorik olarak farklı ve hiyerarşik algılanır. Dolayısıyla, ötekine yapılacak şeyin kıstası bir diğerinin inanç sisteminden üretilir."

Militarizmi de yine feminizm ekseninde gelişen bir yapı olarak ele alan selek, devleti de bu bağlamda şöyle tanımlar:

- "Devlet savaşla kurulur, kazanılmış savaşı kurumsal olarak sürdürür, sistemleştirir; böylece savaş devletleşir."

Pınar Selek feminizm, erkeksellik, militarizm ve devlet arasında kurduğu bağda Atatürk'e göndermede bulunur ve "Atatürk kendini Türklerin babası ilan etmiş ve erkek egemen algıyı güçlendirmiştir" diyerek bir nevi Atatürk'ü kadınları aşağı görmekle suçlar. Oysaki Atatürk'ün Türk kadınına kazandırdığı şeylerin sanırım pınar selek pek farkında değildir. Örneğin bu konferansta Atatürk'e bile saldırabilecek potansiyelde bir kadının özgürlüksel varlığı, tam olarak Atatürk sayesinde gerçekleşmiştir. Fakat selek, Atatürk'ü, militarizmi güçlendirmek için erkek egemen toplumu güçlendirmekle "suçlamış" ve halt etmiştir.

İkinci bölümde Atatürk ekseninden çıkıp komple Türkiye'ye bir fikirsel saldırı gerçekleştiren ve iftiralarla Türk devletini ve toplumunu bu konferanslar eşliğinde bütün Avrupa'ya "despot ve geri kalmış" olarak yansıtan Ahmet İnsel'in sunumuyla karşı karşıya geliyoruz.

Ahmet İnsel, Türk devletini ve toplumunu iktidar ekseninde bir "bitmeyen, sürekli bir geçiş toplumu" olarak tanımlıyor ve bu bitmeyen geçişin de kasten sabit tutulduğunu vurguluyor. Ülkemizdeki demokrasiyi "rastlantısal demokrasi" olarak tanımlıyor ve otoritarizmin sürekliliği için tutulan bir yol olarak görüyor. Yani ona göre ülkede demokrasi yok, demokrasi görünümlü bir otoritarizm var. Burada otoritarizmi diktatoryadan ayırıyor aklınca ve "Bizdeki otoritarizm, özgürlük tanır bireye ve örgütlere; ama otoritede keyfilik vardır" diye bir aklama çabasına gidiyor hem söylemini hem de girdiği yolu.

Ahmet İnsel de Atatürk'e dair olumsuz sözler sarf ediyor ve "Halka karşı aşırı güç kullanan, muhalifleri fizik güç kullanarak ve kanunları kendi lehine yorumlayarak susturan kurucu baba" olarak tanımlıyor Atatürk'ü. Yanına tabii ki "Aynısını şimdi de Recep Tayyip Erdoğan yapıyor" cümlesini ekleyerek... Böyle bir hadsizlik ve bu hadsizlik "otoriter" dediği adamların birinim kurduğu birinin de hâlihazırda yönettiği aynı ülkedeki bir konferansta yapılıyor. Çok enteresan.

Ahmet İnsel bununla da yetinmemiştir. Atatürk'e saldırmaya devam etmiş ve Atatürk dönemini "Kürtlere zulmeden ve onların kimliklerini reddeden diktatoryal despotizm dönemi" olarak tanımlamıştır. Ardından yeniden Recep Tayyip Erdoğan özelinde despotizm ve otoritarizm tanımları yapılmıştır.

Madem bu ülkede despotizm, otoritarizm ve hatta diktatorya var, bu kitap nasıl basılmıştır bu ülkede, bu konferans nasıl verilmiştir? Gizli gizli mi? Kaçak mı? İlginç.
Milliyetçilik, kadını sembolleştirir. Vatan dişileşir. Ev içi sorunların gizliliği ulusal güvenlik söylemini besler.
Pınar Selek
Sayfa 21 - İletişim Yayınları
Kültürler arası farklılıklar gösteren ''toplumsal cinsiyet ideolojisi, milliyetçi ve militarist düşünce üretiminin ayrılmaz bir parçasıdır.''
Pınar Selek
Sayfa 21 - İletişim Yayınları
Bürokrasi, iş bölümü ve işleyiş üçgeninde mecburiyete boyun eğen birey, kendi eyleminden sorumlu olmadan, yerine getirdiği görevin sonuçlarına ''kayıtsız'' kalarak büyük sistemin işlemesini sağlar.
Bu, kapatılan ve dışlanan insandır. İnsanlar, tahakküm benzetmelerinin, belli görev, üslup ve anlayış duvarlarının arasına kıstırılır; bir süre sonra o duvarların şeklini alır; çeşitli aidiyetlerle ''homojen biz'' yaratılır, ''ötekiler'' ise, dışlanır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şiddet, Siyaset ve Medenilik
Alt başlık:
Karabasanlar İçinde Türkiye
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750515408
Orijinal adı:
Violence, Politique et Civilité Aujourd’hui La Turquie Aux Prises Avec Ses Tourments
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Günümüzde şiddet çoğu zaman aşırı biçimler alıyor. Bunun üzerine düşünmek şiddet, siyaset ve medeniyet üzerine düşünmek demek. Geleceğin belirsizleştiği, içine kapanma ve nefret eğilimlerinin arttığı bir dönemde, şiddete başvurmanın cazibesine kapılmaya yol açacak tarihten devraldığımız iblislere teslim olmamak nasıl mümkün olabilir? Bunun için güvenlikçi ve otoriter reflekslere, değişime direniş üzerine düşünmek ertelenemez bir ihtiyaç. Aynı zamanda bu kopma anları bir bellek çalışması gereğini gündeme getiriyor. Bu kopuş anlarını, Étienne Balibar’ın “aşırı şiddet” olarak tanımladığı duruma teslim olmadan nasıl aşabiliriz?

“Siyaset, Şiddet, Sürgünü/Sürgünü Bozma” başlığıyla İstanbul’da düzenlenen uluslararası konferans vesilesiyle yayımlanan bu kitapta, Pınar Selek otoriter bir rejimde feminist ve antimilitarist mücadelelerin siyasal repertuarın değişimine yaptıkları katkıya ışık tutuyor. Ahmet İnsel, demokratik geçiş konusundaki siyasal kuramları ele alarak, Türkiye’de bir yüzyılı aşan bir süreden beri devam eden ve bitmeyen “geçiş/dönüşüm” döneminin sürekliliklerini sorguluyor. Konferanstaki tartışmaların merkezinde yer alan Balibar’ın metni ise şiddet figürlerinin ikircilliğini ve şiddetle karşılaşan siyasetin sorunlarını ele alıyor. Bireysel ve toplu şiddet neden bir türlü aşılamıyor? Şiddeti yok etmek mümkün değilse, o zaman buna teslim olmadan, bu gerçeği nasıl dönüştürebilir, bir siyasal pratiğe çevirebiliriz?

Elinizdeki kitap, şiddet karşıtı siyaset geliştirmek için siyaset ve şiddet üzerine düşünmeye davet ediyor.

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Celil
  • Herkez, herşeyi yada birşeyi farkedermi?
  • Hyperion
  • meltem şen
  • Koray Ugur Erbaş
  • Süleyman
  • Razmuhi
  • Gözde Uysal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (2)
9
%16.7 (1)
8
%0
7
%16.7 (1)
6
%16.7 (1)
5
%16.7 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0