Şifalı Besinler ve Mukussuz Şifa Diyeti

·
Okunma
·
Beğeni
·
2018
Gösterim
Adı:
Şifalı Besinler ve Mukussuz Şifa Diyeti
Baskı tarihi:
Aralık 2001
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757270133
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mucusless Diet Healing System
Çeviri:
Gürcan Arslan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İm Yayınları
Sağlıklı Kalmak İsteyen Herkes İçin
Prof. Arnold Ehret'in mukussuz şifa diyeti, doğanın bize öngördüğü tek tedavi yöntemidir. Bu diyet, canlı besinlerden oluşmaktadır. Canlı besinler de meyve, sebze, salata, kabuklu yemişler ve tohumlardır!

Isı işlemine tabi tutulmuş besinler, fabrikasyon gıdalar, katkı maddeleri, yapay vitaminler, eczanelerden alınan yapay mineraller, vücutta birikimlere veya metabolizma artıklarına neden olurlar. Prof. Ehret bu maddelere mukus diyor.

Sağlığı parayla satın alamayız! Sağlık, çocukluktan başlayarak korunması gereken bir durumdur.

Günümüzde sağlıklı kabul edilen "normal" insanın vücudunda, ağırlık yapıcı besin zehirlerinin ve ilaçların neden olduğu kronikleşmiş birikimler mevcuttur. Mukussuz şifa diyetiyle, bu birikmiş kütlelerin çözülmesi ve vücuttan dışarı atılması mümkündür. Bu şekilde, nihal bir iç temizlik gerçekleşir.

Mukussuz şifa diyeti hemen her hastalıkta yararlı olmaktadır. Hatta sağırlık, körlük, akıl hastalığı, böbrek hastalıkları, romatizma, gut hastalığı , kekemelik, cinsel hastalıklar vs.

Prof. Ehret, kitabında neden sonuç ilişkilerini basit, anlaşılır bir dille anlatıyor. Makul öneriler ve tarifler sunarak tıbbi yanılgılar konusunda aydınlatıcı bilgiler veriyor.

Oruç kürü ve beslenme düzeninin yavaş yavaş değiştirilmesinden oluşan Mukussuz Şifa Diyeti, hastalıklarda, sağlığın yeniden kazanılmasına yardımcı oluyor.
Q
Q Şifalı Besinler ve Mukussuz Şifa Diyeti'yi inceledi.
220 syf.
Tüm hastalıkların kaynağı, hatta tüm hastalıklı düşüncelerin ve duyguların kaynağı, yanlış ve doğal olmayan beslenmedir. Türümüzün doğal yiyeceği meyve ve yeşilliklerdir. Bunun dışında yediğimiz her şey bizi hasta ediyor. Tahıllar ve baklagiller de mukus üretiyor. Doğal beslenen hayvanlar hasta olmuyor. Meyvecil olmak gerek, yavaş yavaş oluyorum da. Arada oruç tutmayı da ihmal etmemeli, yanlış beslenmeyle ortaya çıkan toksinlerden arınmamız da gerekiyor. Bu kitapla ikna olduğum şeyler işte bunlar.
220 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
bu kıtap i okudugunuz da tüm bildiklerinizi unutacaksınız . hayatınızda önemli değişikler yapacağiniza inaniyorum ,kesinlikle okumalısınız..
220 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Beslenme,sağlık ve hastalıklar konusunda bir baş yapıt. 100 yıla yakın zaman önce yazılmış olmasına rağmen Arnold Ehret'in savundukları hala olduğu gibi gerçekliğini koruyor ve aksi henüz ispatlanabilmiş değil. Ehret; Hindistan'da yıllarca hiçbirşey yemeden sağlıklı yaşayan insanların fizyolojik matematiklerini ispat ederken diğer hiçbir kaynak bunu mümkün görmüyor.
Yeryüzünde en hasta varlık insandır. Başka hiçbir hayvan beslenme kanunlarını bu derece ihlâl etmemektedir. Hiçbir hayvan insanlar gibi yanlış yememektedir.
Herkesin, kendisini “sağlıklı” sanan her insanın gizli bir hastalığı vardır ve doğa, çocukluktan bu yana birikmiş olan atığı dışarı atmak için sadece uygun zamanı bekler. Soğuk algınlığı veya “Grip” gibi ciddi bir “şokun”, vücudun boşaltım yapabilmesi için bir başlangıç olduğunu herkes bilir ama buna anlam veremez. Ne var ki, doğanın bu genel temizlik girişimi doktorun önerisiyle talihsizce engellenir. Böylece hasta yemek yemeye ve ilaç almaya devam eder. Ama bu sadece boşaltımı engelleyerek akut ve kronik rahatsızlıklara neden olur.
Tıp biliminin ve hatta “doğal” terapi öğretilerinin beslenme öğretisini genel olarak ikincil bir sorun olarak görmesi dikkate değerdir. Bir makinenin verimi bile yakıt maddesinin kalitesi ve miktarına bağlıdır. Bir bitkinin yüksek kalitede meyve vermesi, iklimden çok toprağının türüne bağlıdır. Köylüler, her şeyin hayvanlarına verdikleri yeme bağlı olduğunu çok iyi bilirler. Hayvanların ve insanların sağlığı %99,99 oranında besinlere bağlıdır. Doğa bunu bizlere çok basit bir şekilde yansıtıyor; bütün hayvanlar, hastalandıklarında yemeyi reddeder. Dolayısıyla hayvan içgüdüsünün her hastalığa veya kazaya oruçla tepki veriyor olması, sağlığın, öncelikle beslenmeyle ve aynı zamanda ne çeşit bir besin alındığıyla yakından ilgili olduğunu kanıtlıyor. Hastalıkların besinlerden kaynaklanabileceği düşüncesinin -doktorlarda bile- hiç akla gelmemesi aslında trajik bir durumdur. Bunun nedeni de hastalık kavramına adeta bir sır gibi yaklaşılmasındandır. İnsanlar, yaşamları boyunca vücudun duyduğu ihtiyacın on kat fazlasını yeme alışkanlığına sahiplerdir. Fakat bunun getirdiği iç kirliliğinden hiç haberleri yoktur. (Doktorlar ise, bunu bilmek istemiyorlar,) Fazla yemek yemenin dışında çoğu zaman neredeyse sadece zararlı besin tüketiyorlar. “Sağlıklı ve normal” beslendiğini düşünen biri bile 3 veya 4 gün oruç tuttuğunda, nefesi, vücudu ve tüm ifrazatı kötü bir koku yayar. Bu da organizmasının bozulmuş, dışarı atılmamış maddelerle dolu olduğunu gösterir, ki bu maddelerin tek sebebi sadece alınan besinlerdir. İşte bu birikmiş ve birikmeye de devam eden atıklar, onun gizli, bilinmeyen
“hastalığıdır”. Ve doğa günün birinde bu attığı bir tür “şok” şeklinde dışarı atmak istediğinde, -ki buna da bilindiği üzere “hastalık” denir- kişi kirliliğin nedeni olan hastalık kaynağı atığın daha fazla çoğalmaması için oruç tutacağı yerde, ilaç ve çeşidi tedavilerle kendini iyileştirmeye çalışır.
"Vücudunuzu birkaç günlük arınmayla yeniden sağlıklı hale getiremezsiniz. Hayat boyu vücudunuza yaptığınız haksızlığın adilce dengelenmesi gerekir."
İnek, eti, dokuyu, kemiği, kılı, sütü, enerjiyi ve ısıyı sadece ot yiyerek üretiyor. Süt üretimini artırmak için inekleri sütle beslediğinizi düşünün! Herhalde aptallığın da ötesinde bir şeyle itham edilirdiniz. Oysa insanlar bu prensibin aynını kendileri üzerinde uyguluyorlar!
Hayvansal besinler sağlıklı bir kan oluşturamazlar; çünkü zaten meydana gelen kan, insan kanı değildir. Asıl gerçek şudur: İnsanoğlu doğası gereği meyve yiyici bir canlıdır! Olgunlaşmış bir böğürtlenin, vişnenin veya siyah üzümün suyuna bir bakın. Kanınıza benzemiyor mu? Et denilen yarı kokuşmuş “kas dokusunun” daha iyi bir kan oluşturabileceğini kanıtlayabilecek, akıl sahibi bir tek kişi var mıdır acaba?
Yaşam bir beslenme trajedisidir.
Bütün meyveler, salatalar, sebzeler ve kabuklu yemişler mukussuzdur. Medeniyetin diğer tüm besin maddeleri, istisnasız olarak mukus ve asit oluşturucu özelliktedir, dolayısıyla zararlıdır.
Yabani ortamda yaşayan koyunlar, yaşamları boyunca çimenden başka hiçbir şey yemezler. Hiçbir hayvan aynı anda değişik besinler yemez veya yemekler arasında bir şeyler içmez. Ancak evcil hayvanlar birer istisnadır, ki onları da karma besine alıştıranlar medenileşmiş insanlardır.
İnsanlar için en ideal ve aynı zamanda en doğal olan besin, mevsime ait bir çeşit taze meyvedir. Geçiş diyetinden sonra değişik çeşitlerin karışımıyla hazırlanmış öğünler yerine, tek çeşit meyveyle beslendiğinizde, kendinizi daha iyi hissedeceğinizi zamanla siz de göreceksiniz. Fakat bu duruma ancak vücut tam anlamıyla arınmış olduğu zaman ulaşılabilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şifalı Besinler ve Mukussuz Şifa Diyeti
Baskı tarihi:
Aralık 2001
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757270133
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mucusless Diet Healing System
Çeviri:
Gürcan Arslan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İm Yayınları
Sağlıklı Kalmak İsteyen Herkes İçin
Prof. Arnold Ehret'in mukussuz şifa diyeti, doğanın bize öngördüğü tek tedavi yöntemidir. Bu diyet, canlı besinlerden oluşmaktadır. Canlı besinler de meyve, sebze, salata, kabuklu yemişler ve tohumlardır!

Isı işlemine tabi tutulmuş besinler, fabrikasyon gıdalar, katkı maddeleri, yapay vitaminler, eczanelerden alınan yapay mineraller, vücutta birikimlere veya metabolizma artıklarına neden olurlar. Prof. Ehret bu maddelere mukus diyor.

Sağlığı parayla satın alamayız! Sağlık, çocukluktan başlayarak korunması gereken bir durumdur.

Günümüzde sağlıklı kabul edilen "normal" insanın vücudunda, ağırlık yapıcı besin zehirlerinin ve ilaçların neden olduğu kronikleşmiş birikimler mevcuttur. Mukussuz şifa diyetiyle, bu birikmiş kütlelerin çözülmesi ve vücuttan dışarı atılması mümkündür. Bu şekilde, nihal bir iç temizlik gerçekleşir.

Mukussuz şifa diyeti hemen her hastalıkta yararlı olmaktadır. Hatta sağırlık, körlük, akıl hastalığı, böbrek hastalıkları, romatizma, gut hastalığı , kekemelik, cinsel hastalıklar vs.

Prof. Ehret, kitabında neden sonuç ilişkilerini basit, anlaşılır bir dille anlatıyor. Makul öneriler ve tarifler sunarak tıbbi yanılgılar konusunda aydınlatıcı bilgiler veriyor.

Oruç kürü ve beslenme düzeninin yavaş yavaş değiştirilmesinden oluşan Mukussuz Şifa Diyeti, hastalıklarda, sağlığın yeniden kazanılmasına yardımcı oluyor.

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Fatma
  • Varlık
  • DrKitapsever
  • tutti frutti
  • 1000Kitap OkumA GüNLüğüm¯\_(ツ)_/¯,️
  • Ruveydâ
  • zebercet zengin
  • Meryem
  • faruk iskenderoğlu
  • Ümit...

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%85.7 (6)
9
%0
8
%14.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0