Sıfır Noktasındaki Kadın

·
Okunma
·
Beğeni
·
11.306
Gösterim
Adı:
Sıfır Noktasındaki Kadın
Baskı tarihi:
1987
Sayfa sayısı:
127
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Sıfır Noktasındaki Kadın
Sıfır Noktasındaki Kadın
112 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Spoiler İçerir.. "
Yazarın sözüyle başlamak isterim : Gerçek Bir Kadının Öyküsüdür Bu Kitap ..!

Psikiyatrist olan yazarımız Kanatır Cezaevi'nde bir grup kadın mahkumun kişilik yapıları üzerine bir araştırma yürütmeye başlar . Sonra diğer mahkumlardan ziyade Firdevs adında mısırlı bir kadın mahkum dikkatini çeker . Firdevs 10 gün sonra idam edilecek , her ne kadar devlet başkanına affını yazmasını isteyenler , idam cezasını müebbet hapise çevirmesini isteyenler olduysa da Firdevs ölümü tercih etmişti . Sayın es-Saadavi bu kadınla görüşmek için her yolu denemiş fakat her seferinde red cevabı almıştı . Diğer mahkumlardan çok farklıydı Firdevs , yemeğini düzgün yemiyor , düzgün bir koğuş istemiyor , hatta koğuşunda tek bir eşya bile barındırmıyordu . Tam ümitler tükendi derken Firdevs nasıl olduysa sayın es-Saadavi ile görüşmeyi kabul etmiştir.

Çok mutlu olmuştur Firdevs'i göreceği için . Ölümüne sadece 48 saatten daha az kalan bir kadını göreceği için ...

Firdevs Mısırlı bir fahişedir . Her şeyi anlatmaya başlar . Çocukluğundan şu anda bulunduğu zindanlara düşmesine kadar olan her anı tek tek anlatır .

Ailesinden söz eder Firdevs babasının sofu diye geçinip karısını çocuklarını dövdükten sonra camiye gidip şeyhin arkasında nasıl iki büklüm olduğunu anlatır .
Annesine , en sevdiğine , en yakınına sadece bir soruyu sorması hayatının hatası olur : Anne babam olmadan nasıl doğurdun beni ? Annesi bir güzel döver , çığlıklar içinde bir KIZ ÇOCUĞUNU SÜNNET ederler .
Babasından , annesinden hiç bir zaman gerçek sevgi görmez , hatta bazen gerçekten annem babam bu insanlar mı diye bile düşünür . Bir amcası vardır , en çok onu sever ama amcası da onu çok sever . El Ezher ' de ders veren bir demokrattır .
Annesi babası ölür , kardeşleri zaten daha önce ölmüştür .
Amcasından bir kaç kez tacize uğrar . Gidecek bir yeri yoktur . Çaresiz sesini çıkartamaz 15-16 yaşında bir kırlangıç kalpli melek ..
Amcası onu okula gönderir , okumayı çok sever , ilkokul ve orta okul diplomalarını alır .
Okul biter , amcası evlenmiştir . Yengesi istemez bizim masum Firdevs'i . Şeyh diye geçinen amcası Mahmut ile Firdevs'i evlendirmek için konuyu kocasına açar . Fakirlik belki üç beş kuruş başlık alırız diyerek Firdevs'i 65 yaşında bir adama verirler . Firdevs'im , kuzum ne yapsın , kime gitsin nereye gitsin ...

Firdevs'in dilinden evlendikleri ilk gece :
''Geceleri kollarını bacaklarını bedenime dolar , yumru yumru ellerini , yıllardır iyi yemeğe hasret aç bir adamın pençesiyle bir tabak yemeği silip süpürmesi , geriye tek bir kırıntı bile bırakmaması gibi , bütün bedenimde gezdirdi ''
Vahşet bu , insanlık dışı ..!
Her gece ağlayarak kalkar zavallı Firdevs Oyaratığın koynundan , banyoya gider , hıçkıra hıçkıra ağlayarak bütün bedenini defalarca yıkar ..

Bir gün döver , o kadar çok döver ki kocası firdevsi kulaklarında burnundan kanlar gelir , amcasına gider , amcası : ''Her evlilikte olur diyip tekrar kocasının evine gönderir . Kocası ile her yemek yediğinde , kocamın gözleri kendi tabağında değil benim tabağımda olurdu , o kadar açtı ki benim tabağımdakileri bile yerdi , der .

Dayanamaz daha fazla kaçar evden , terk eder o yaratığı .. Sokalarda dolanırken bir lokantanın önünde durur , dinlenmek birazda ısınmak için , hava çok soğuktur , içeri girer . Lokanta sahibi Beyumi diye bir adam , evime gel , kalacak bir yer buluncaya kadar kalırsın . Diploması olduğunu da söyleyince Firdevs , hem sana işte buluruz der .
Giderler Beyumi'nin evine ilk günler güzeldir . Beyumi gayet kibar , gayet naziktir . Sonra bir gece Firdevs artık gitmek istediğini söyler , iş bulması gerektiğini ayakları üstünde durması gerektiğini ..
Döver adam Firdevs'i .. Tecavüz eder ... Defalarca kez ... Arkadaşlarına satar Firdevs'i ..
Bir gecelik zevklere meze olur zavallı Firdevs ...
Bir yolunu bulup kaçar .. Şerife adında bir iyi! bir kadınla karşılaşır . Yüzündeki çürükleri görür . gel benimle der , yardım etmek isterim sana der .
Şehrin en elit yerlerinden bir semtte bir apartmana gider . Kadın Fahişedir , hayatını böyle kazanıyordur . Firdevs'i de satar . Hayatta kalmak için razı olur Firdevs ..
Derken bir adam''Müşterisi '' gözünü açar .. Şerife'nin yanından da kaçar ..
Derken kendi çalışmaya başlar serbestçe , en yüksek fiyatı verenin olur . Bir gün bir adam hayatına girer ve tek soru ile ''Saygılı bir iş mi bu yaptığın ? '' hayatını değiştirmeye karar verir.


''Bir kere düşmeye gör , herkes vuruyor , seni bu bataklıktan kurtaracam diyip gelen erkekler bile işini görüp gittiler , gözümdeki yaşa , kalbimdeki acıya bakmadan .. '' der Firdevs .

Sonunu anlatmıym artık , yeterince merak uyandırmışımdır kitap hakkında diye düşünüyorum . '' Kusuruma bakmayın çok uzattım farkındayım , daha da yazmak isterdim ''
Okuyucu yorumu : Kesinlikle okunması gereken bir kitap ..
İslam dinini kartvizit yapıp işledikleri suçları onlarla gölgeleyenlere söz yummak için din ne diyor iyi anlayalım , okuyalım ..

Şimdi soruyorum sizlere : SUÇLU KİM ?

'' Dipnot : The Stoning Of Soraya M. , filmini izlemenizi isterim kitabı okuduktan sonra . ''
127 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Gerçekten çok çaresizim… Kitabı iki saat kadar sürede bitirdim. Nasıl bittiğini bile anlamadan. Üstüne kaç defa daha içini karıştığımı, üstüne düşündüğümü bilmiyorum. Üç gündür ruhum inanılmaz yorgun. Bir şeyler yazmalıyım diyorum ama ne yazsam eksik kalacak sanki. İlk kez bu kadar yoğun yaşıyorum bu duyguyu. Kafamdakileri toparlayabilmeyi dileyerek başlıyorum…

Son üç gündür ben, ben değilim. Ben Firdevs'im, ben Ayşe'yim, ben küçük yaşta o pis ellerin dokunduğu küçük Leyla'yım, daha 8'ne varmadan ergin sayılan hatun kişi olan kadın Ünzile'yim… Çocukken tacize uğradım, okutulmadım, evlendim kocamdan dayak yedim, yetmedi hırsıyla birlikte dayağının ardından tecavüze uğradım. Dışarıda hor görüldüm, ne sesim duyuldu ne fikrim! Görülen tek şeyim bedenim. Sadece bir beden. İhtiyaç görünmekten öteye gitmeyen. Hizmetten öteye gitmeyen. Köle bir beden. İçinde sıkışıp kalmış bir ruh. Tüm kadınların acısını yüreğini paramparça ederek hissetmis biriyim yalnızca şimdi. Elinden hiçbir şey gelmeyen sadece bomboş bakarak bir şeylerin değişmesini dileyen bir kadınım. Tıpkı diğer kadınlar gibi…

Bilenler bilir bu toplumsal konularda ve kadınla ilgili olan her konuda biraz hassasım. Bununla da gurur duyuyorum -her ne kadar çoğu zaman göze batsam da-. Daha önce incelediğim Galeano’nun Kadınlar kitabında ağırlıklı (#31664853 ) , diğer birkaç kitabın incelemesinde de bu konulara değinmişliğim var. Bu konu benim hassas yaram. Bir nevi ameliyatlı yerim. Bunun böyle olmasında birçok etken var elbet,birçok kadın gibi benim de…

Muhteşem Gatsby’nin filmini izlerken bir söz beni vurmuştu. Gatsby’nin sevgilisi Daisy güzel bir kızı olduğunu söyledikten sonra “Bir kızın bu dünyada olabileceği en iyi şey bu; güzel küçük bir aptal.” demişti. Gerçekten bunun zihnime kazındığını söyleyebilirim. Bunu söylerken ki yüz ifadesi bile zihnimde... Bazen bilinçli olmanın gerçekten insanı çok yorduğunu fark ediyorum. Acaba hiçbir şeyin farkında olmayan aptal biri olmak nasıl bir duygu. Sonra düşüncemin tiksinçliğiyle kendime gelip bunun yaşamak olmadığını görüyorum. Sahi.. görerek, bilerek, acı çekerek susmak da aptallığa dahil değil mi? Böyle yaşamak da yaşamak mı?

Sıfır Noktasındaki Kadın, yazarımız Neval El Seddavi’nin nevrozlu kadınlar ilgili araştırma yaparken Kanatır Cezaevinde rastladığı bir kadın olan Firdevs’in hayat hikayesini anlatır. Kitabı bir kenara koyup yarın devam ederim düşüncesiyle masaya falan bırakamıyorsunuz, yanında çay kahve içeyim keyifle okuyayım gibi bir düşünce varsa kafanızda onu da atın. Kitabı okurken de bittikten sonra da keyif biraz size haram olacak, inanın. Bu kitap acı bir kitap, derin bir kitap. Rahatsız olacaksınız, olmalısınız da!

İçeriği hakkında bilgi vereceğim, uyarılır!

Firdevs çocukluğundan itibaren kadın olanlardan. Hani şu Aysel Gürel'in yazdığı insan dölü, Ünzile gibi. Küçücük çocukken hayvanlara bakıyor, ekmek yapıyor. Küçük birer köle olarak başlıyor hayatının yolculuğu. İlk başta amcası uzatıyor ona iğrenç ellerini. Hem de annesi ve babasından daha çok sevdiği amcası. Annesine nasıl dünyaya geldiğine dair sorular sormaya başlayınca bir ton dayak yiyor önce. Sonra annesi elinde jiletli bir kadını çağırıyor, sünnet ettiriyor kızını. Annesi! Almaya başladığı hazzı sorgulama yapmasına sebep olduğunu mu düşünüyor nedir bilmem. Elbet klitorisinden olan Firdevs sorgulama yetisinden de olmuyor. Fikrin önüne kimseler geçemez!
Okumayı çok istiyor bu yüzden şu ilk ellerini uzatan amcası, üniversite okuyan amcasının yakasına yapışıp okula gitmek istediğini söylüyor, anne babası ölünce de götürüyor amcası.
Ortaokul diplomasina sahip olan Firdevs için hayat, okulu bittikten sonra başlıyor. Amcası tarafından yaşlı iğrenç bir herifle evlendiriliyor. Daha küçücükken yemek yapıyor, tiksinç kocasına "karılık" yapıyor, dayağını yiyip susuyor.
"Dayaktan uslanalı
Hiçbir şey sormuyor…"

En sonunda evden kaçıyor dışarıda da başına gelmeyen kalmıyor ve en sonunda hayat onu fahişe olmaya itiyor. ...

Kitapta öyle vurucu yerler var ki okuduktan sonra ciddi anlamda uzunca düşündürdü beni. Başınıza aldığınız bir darbe sonrasındaki duraklama gibi bir etkiye sahipti bu cümleler…
Bir kadına yalnız olmayı öğütler gibiydi, tek başına olmanın en üstün olduğunu bir erkeğe hiçbir zaman sarılmamanız gerektiğini öğütler gibiydi. Feminizmi hissettiren öğreten bir kitaptı benim için.

Özellikle bu alıntı...
"Mesleğimin erkekler tarafından icat edildiğini, yeryüzündeki ve cennetteki her iki dünyayı da erkeklerin ellerinde tuttuklarını biliyordum. Erkeklerin kadınların bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum. Bütün kadınlar öyle yada böyle, fahişeydiler"
Üzerine tek kelime dahi etmeyeceğim.

Yoruldum. Çok ama çok yoruldum. Hiçbir şeyin değişmeyeceğini görüyorum çoğu zaman. Böyle geldik böyle gideceğiz galiba diyorum. Acıyor şuram…
Küçükken taciz, tecavüz edilen yavrulara,
Daha yeni regl olmaya başlamışken evlendirilen o kız çocuklarına,
Kocasının her hizmetini görüp dayak yiyen kadınlara, kocası tarafından tecavüze uğrayan kadınlara, yok sayılan kadınlara, ağlayan kadınlara, çaresiz kadınlara yazıyorum tüm bu yazdıklarımı.
N'olur susmayın!
N'olur kabullenmeyin!
N'olur ben buradayım, deyin!
N'olur yıkın çığlıklarınızla bu dünyayı! Sesinizi çıkarın! Size ayıp diyenlerin ne çirkefmiş diyenlerin suratına tükürün! Bunu yapacaklar size, o senin kocan döver tabii, diyecekler! Susmanızı böyle kabul etmenizi isteyecekler yapmayın! Acımasız olun size acımasız olanlara!

Yorgunum. Söyleyecek tek kelimem kalmadı artık bu düzene.
Yaşadıklarınızın karşılığını bulmaniz temennisiyle!

"Korkar durur gitmez
Köyün en son çitine
İnanır o sınırda dünyanın bittiğine
Ünzile insan dölü
Bilinmezlere gebe
Sırların mihnetini
Yükleyip de beline…"

https://youtu.be/DmvfQOJtiOE
112 syf.
Dikkat, bu gönderi rahatsız olabileceğiniz müstehcen ifadeler içeriyor olabilir.
Not: Müstehcen içerik var diye şikayet eden ve şikayeti kabul eden kisilere teşekkür ederim. Çünkü siyah şerit çok naif bir ambians verdi incelememe =))

_________________

Firdevs bir Fahişe!

Şu an bu kelimeden yani Fahişe kelimesinden utanacak olanlar, sırf bu kelimeyi kullanıyor diye ayiplayacak olanlar incelemeyi terk edebilirler.

Kaldığımız yerden devam edelim. Yazar hapisteyken bir kadın hakkında konuşulduğunu duyuyor ve bu kadının hikayesini ve yarattığı bu etkili atmosferin nedenini merak ediyor. Bu kadın Firdevs. Firdevs ölüme mahkum edilmiş bir suçludur. Yazar Firdevs'le konuşur ve hikayesini öğrenir. Hikayesinin ayrıntısına girip kitap hakkında bilgi verip okuyacak olanların kizmasina neden olmak istemiyorum. Firdevs nezdinde kadınlar hakkında bir iki söz edeceğim. Bu sırada kitaptan ufak tefek bilgiler verebilirim ancak vurucu spoilerlar olmayacaktır diye düşünüyorum.

Hemen herkesin dilindedir: "Cennet annelerinin ayakları altındadır.", "Kadınlar çiçektir." "Kadınlar bir güldür." vb vb. Ama kimse de çıkıp "KADIN ÖNCELİKLE KADINDIR." demez. Bu çok önemlidir. Çünkü kadını herhangi bir sıfatla değerli hale getirmemize gerek yoktur. Kadın zaten kadın olduğu için, insan olduğu için, nihayetinde bir canlı olduğu için her canlı gibi kendinden dolayi kıymetli ve değerlidir. Bu annelik kiymetsiz demek değildir veya kadına gül, çiçek diyerek iltifat etmek kötüdür demek değildir. Ancak kadını önce kadın olarak görmeliyiz. Geri kalan tüm sıfat ve nitelemeler ikinci derecedendir.

Kitapta Firdevs'in ne babasından ne amcasindan ne amcasının eşinden ne sonrasında aşık olduğu insandan ne bir başkasından kadın olduğu için değer gördüğüne tanık oluyoruz. Firdevs bir Fahişe olduğu zaman kısmen değer görüyor erkeklerin gözünde, o da meslekte ehil hale geldikten sonra! Fahişe dedim diye ahlakimiz bozulmamistir umarım.

Çok vurucu bir tespitte bulunmuştu Firdevs, beni babam, amcam, amcamin eşi, İbrahim (ve birkaç erkek ismi daha sayıp) erkekler ve aslında toplum beni Fahişe haline getirdi, Fahişe olmam için yetiştirdi demişti. Gerçekten vurucu bir tespit. Firdevs ortaokulu bitiriyor. Çocukken kendisini taciz eden amcası ünlü bir Şeyhin kızı olan karısına -karısı Firdevs'i evden göndermek istiyor- Firdevs'i üniversiteye gonderme teklifinde bulununca ünlü Şeyhin kızı olan yenge kendisi gibi saygın ve ünlü bir Şeyhin yeğeni nasıl erkeklerle yan yana oturur diye karşı çıkıyor. Çünkü bu olmaz, ayıptır. Ama aynı ünlü ve saygın Şeyhin kızı olan kadın Firdevs'in (19 yaşında bile yok) 60 yaşını aşmış Şeyh olan amcasiyla evlenmesine neden oluyor. Bu ayıp değil ne de olsa! Sonrasında Firdevs'in bu Şeyh kocasindan dayak yemesi de ayıp değil tabi! Ayıp olan Firdevs'in okumak istemesidir. Hele de erkeklerle yan yana olacağı bir yerde okumak.. Tövbe tövbe aman diyeyim, ahlakimiz bozulur.

Velhasıl Firdevs'in kendini kesfetmesine ve kendi tercihleriyle bir hayat kurmasına, saygın biri olmasına müsaade etmeyenler ona ancak ehil bir Fahişe olduğunda saygı göstermeye başlıyorlar. Değişik bir ahlak sistemi olsa gerek!

Firdevs'in neden ölüme mahkum olduğunun yüzeysel nedeni ve gerçek nedenini kitapta okursunuz. Özellikle gerçek nedenini kendisi oldukça etkili şekilde anlatıyor.

Girişte Firdevs Fahişe demiştim. Aslında doğrusu Firdevs'i bu yola adım adım iten amcası, yengesi, hayatta karşılaştığı beyniyle değil penisiyle düşünen erkekler, milletten geçinen ve millete dindar gözüküp sokak arasında çekine çekine Fahişe arayan Prensler, konuk bir devlet yetkilisine hediye olarak sunacak Fahişe arayan Politikacılar, Krallar, Kendine Şeyh diyen cuma namazında en önde durup gözlerinden yaş gelen ama 60indan sonra kendine genç eş yani köle arayan, eğer bulamazsa coluk çocuğa olmadı eşeğe meyleden yüzüne tukurulesi sözüm ona şeyhler, mollalar... yani kadını bir meta olarak gören herkestir asıl Fahişe olan!

Ahlakimiz bozulmamistir umarım...

İyi okumalar diliyorum.
112 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Erkeksi iktidarın elinde kalmış müslüman bir ülke.

Kadınlar kim? Kimlikleri ne? Görevleri ne?

Susmak, boyun eğmek, köle olmak... Dayak yemek..

Kadın olmak, fahişe olmak, hele böyle bir yönetim yerinde, din diye dayatılan şeyler ve bağnaz düşünceler arasında..?


Ölmesine saatler kala Firdevs inanılmaz olan o hayat öyküsünü anlatıyor... Gerçek bir hikaye olması insanı derinden etkileyen bir unsur..



O öyle bir kadın ki, zorluklara meydan okuyan, herkesin bilinmeyene yapacağı yolculuktan-ölümden- zerre korkmayan, duyduğu hakaretlere ve zorlu yaşam şartlarına dirayetli..

Suçu neydi peki?

O coğrafyada doğmuş olması?
O ailede, o yıllarda doğmuş olması?

Hayata yenik başladı Firdevs..

Aşkı bilmiyordu, zevki, arzuyu, bilmiyordu...

Öğrenmeye başladı acımasız bir hayatta nasıl yaşaması gerektiğini...
"Çok acımasız bir hayatta .. "

Parayı öğrendi. Özgürlüğü öğrendi.

Bir gün Aşkı da öğrendi ama beklentisi gibi çıkmadı. O da acılıydı. Aşk acısı fiziksel acı gibi de değildi, içten içe yakar kül ederdi insanı... Ama mevzuu bahis aşksa yanmak mübah değil miydi zaten..



Bütün kadınlar fahişeydi ona göre.
Fark şuradaydı:
Kimileri tutsak, mahkum, kocalarına ait, ucuz, değersiz fahişeler;
Bazıları ise özgür, fiyatı yüksek fahişeler.

O özgür olmayı seçti. Acımasız olmayı, hissiz olmayı öğrendi.
Hayır! Dedi, fiyatını yükseltti. Çifte yenilgiye katlanamazdı bir insan. O hayır dedikçe arttı değeri..

Nefret etti erkeklerden. Kendisine dokunan pis ellerden, içi kir dolu tırnaklardan, zevk alıyor musun diye soranlardan..
Almıyordu işte.. nasıl alsındı? Bu onun işiydi sadece. His yoktu. Aşk yoktu. İnanmıyordu artık bunlara. .

Bir gün geldi, kazandığı özgürlüğü almaya çalıştı biri ondan.

Özgürlüğü çok kıymetliydi herkes gibi. Her şekilde bir ümit kurtuluş olarak gördüğü diploması ile iş aramak istedi tekrar, tek emeli özgürlüktü.

Daha fazla dayanamadı ve içindeki fiziksel gücü keşfetti.. Tek dayak yiyen kadınlar olamazdı... Olmamalıydı.
Neden olsundu? Buna bir dur diyemez miydi? Bu dengeyi değiştiremez miydi?

Sonra... Hayat ona öldürmeyi öğretti..

Bir prenses gibi gururluydu ve başı dikti.
Para ise çok değersizleşti gözünde.. Küçükken, daha çok küçükken, hayattan , kadınlıktan, hislerden ve zevkten bihaberken elinde tuttuğu ve gözünde büyüttüğü o bir liranın değeri birden yok olmuştu.


Öldürmek ona göre suç değildi. Çünkü bunu hak ediyorlardı kendi gözünde.
İdama mahkûm oldu. Af istemedi.. Pişman değildi çünkü. Tekrar olsa tekrar öldürürdü.

Kim onun kadar hayatını değiştirecek, kafa tutacak cesarete sahip.?

Ve en önemlisi.....
Sıfır noktası neresi??


Heyy A juez mutlaka okumalısın, harika bir kitap derken haklıymışsın, sonunda okudum. İyiki almışız, itiraf edeyim göz yaşlarıma hakim olamadım bir kaç yerde. Belki de kendimi fazla kaptırdım. Ama inanılmaz bir hikaye ve örnek. Evet kitaplığımın baş köşesinde yerini alacak..
Teşekkürler..

Ve ayrıca, okurken bazı yerlerde duraklayıp düşüneceksiniz..

Bu maceramın etkisi uzun sürecek..
112 syf.
Benim araştırma yapmayı ve okumayı en hevesle yaptığım konular kadınları ve toplumsal cinsiyeti barındırıyor. Bu yüzden bu kitabı da büyük bir iştahla okudum ve benimsedim. Kitabı kapattığımda ateş bastı dört bir yanımı hem sinirden kafayı yiyip hem de kendimi hiç olmadığım kadar onurlu hissediyordum.
Firdevs bendim sanki. Hatta sankisi fazla.
Nevrozlu hastalar ile görüşüp çeşitli hastane ve klinikleri ziyaret ederek bir araştırma yapmaya karar veren Neval El-Saaddavi, Kanatır Kadın Cezaevi'nde görev yapan bir doktorla görüşüp fikir alışverişinde bulunmuş ardından doktor, yazarımıza Firdevs'den -kocasını öldürüp idama mahkum edilmiş- bahsetmiş ve onunla birkaç reddedilişten sonra görüşmesi sağlanmış.
Bütün kadınlar kendini Firdevs'de hissedecektir. Bu tekerine çomak soktuğum dünyasında tek bir kadın yoktur ki taciz edilmemiş olsun. Hepimiz yaşadık, yaşıyoruz ve ne yazık ki yaşamaya devam edeceğiz. Sözle, gözle, temasla... Bugün benim yanımda bulunup hakkımı savunduğunu, beni koruduğunu söyleyen bir alçak iki saat sonra mağduriyetimden nasıl yararlanabilir bunu düşünebiliyor. Yazık ki ne yazık.
Kahramanımız, bir kadının başına gelebilecek her türlü kötü şeyi yaşamış ve en adi insanlarla karşılaşmış. Firdevs'in yaşadığı şeyler çok ağır, daha çocukluğunda amca tacizine, kadın sünnetine(*), yaşlı kocaya, berbat bir halde evdeki yağmurdan zar zor kaçabilmişken doluya tutulmaya daha nelere nelere... Dolayısıyla sürekli dönüp dolaşıp kendini fahişe olarak bulması da tesadüf eseri olmuyor.

(*) Kadın sünneti: Tıbbi gerekçesi ve yararı olmadan, sonuç olarak sadece kadının haz almasını engelleyecek olan, kadın üreme organının bir kısmının ya da tamamının kesilerek alınması olayı. Yani bir Genital Sakatlama.

Ve bunlar yaşanıyor, bu küçük gezegenin her bir dakikasında kaç çocuk kaç kadın hatta kaç erkek cinsel istismara maruz kalıyor.
Benim canım Firdevsim, 1974 yılında o sonbahar gününde idama giderken bile başı dik ve gururluydu eminim. Zaten kitapta da şöyle yazmıyor mu
"Hiçbir şeyden korkmayacaktır çünkü onu incitebilecek her şeyi zaten yaşamıştır. "

Kitabı okurken mola verdiğim sırada mırıldandıklarımı da paylaşmak isterim.

https://youtu.be/DmvfQOJtiOE

https://youtu.be/Kb4z1n8z5nU

https://youtu.be/9DjhgPhX198
112 syf.
·1 günde·9/10
Kitabı bitirdim ve şu an tam olarak ne diyeceğimi bilemiyorum
Bir kadın olarak kendimi şanslı sayabilirim. Firdevs' in hayatını okuduktan sonra ...
Ama bu şanslılık beni neden mutlu etmiyor diye düşünüyorum.
Bir kadın düşünün hiç okşanmamış başı babası tarafından, hiç bir erkek tarafından sevilmemiş, sevilmenin ne demek olduğunu bilmemiş
Firdevs, Ayşe, Fatma isimlerin ne önemi var erkekler tarafından gerek fiziki gerek sözsel şiddete uğrayan bir kadının hayatına değinilmiş bu kitapta. Böyle kaç kadın var diye düşünmeden edemiyorum.
Bugün kendime dert ettiğim bazı ufak tefek şeylerden utandım bu kitabı okuduktan sonra
Özellikle erkeklerin okumasını istediğim tavsiye edeceğim kitap okuyun efenim
112 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
A juez 'in yorumu sayesinde kitabi almak için 15 dakika içinde evden çıktım. Aldığıma da pişman olmadım. Keşke kitaptan daha önce haberdar olsaydım. Coğrafta itibariyle kitabı okurken iliklerime kadar sinir olmam zaten beklediğim bişeydi. Feminist bir tutumum yoktur ve pekte bilgi birikimim olmayan bir konudur. Oynak Frida'yla kıyasladığımızda bu kadın feminizmin direği, kadın özgürleşmesinin simge figürlerinden biri olması gerekirken adını sanını yeni duydum. Bu tarz gerçek yaşam öykülerini çok severim. Bana çok şey katar. Firdevs gibi kadınlara sonsuz saygım var.
Kitapta beni en etkileyen sahnelerden biri kardeşlerinin civcivler gibi kenar köselerde büzülüp öldüğünden bahsettiği anlardı. Sevgisizlik, hırpalanmışlık, kimsesizlik ve daha niceleri bahsi geçen coğrafyada meydana gelince haliyle çin işkencesine dönüşüyor.
İşte bu yüzden sözde bile olsa Cumhuriyet, demokrasi ve insan haklarının olduğu bir ülkede yaşamak güzel galiba....
112 syf.
·2 günde
Mısır’lı bir fahişe olan Firdevs’in acılar ve zorluklarla dolu hayat hikayesini bizlere aktaran ve gerçekten insanı çok derinden etkileyen bir kitap..

Yazar, Firdevs ile idam edileceği gün kanatır cezaevinde tanışıyor. Yaşamının başından beri Ailesinden -babasından-, amcasından, amcasının zorla evlendirdiği yaşlı bir adamdan, ve ondan sonra hayatın gerçek acıları ile yüzleşen bir kadının korkusuzca ölüme gitmesini ve yaşamayı toptan reddedişini ayrıntılarıyla sürükleyici bir biçimde anlatmış.

‘Toplum bir bireyi nasıl suça itekler’ sorusunun en güzel cevabıdır bu kitap. tabii erkek egemenliğinin baskın olduğu bir toplumda Kadının yalnızca bir cinsel obje ve para ile satın alınan bir maldan farksız olduğunun en acı örneğidir Firdevs.

Keşke bütün okullarda zorunlu okunması gereken bir kitap olsaydı, belki kadınları biraz anlardık, belki empati kurabilirdik, belki bu kadar iğrenç insanlar olmazdı..
Defalarca okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum çünkü sadece beni değil okuyan bir çok arkadaşımı da çok derinden etkileyen bir kitap..

Son olarak Yazarın giriş kısmında Firdevs ile ilgili yazdıklarını söyleyemeden geçmeyeceğim..
‘’Firdevs, umarsızca en karanlık sona doğru çekilmiş bir kadının öyküsüdür. Bütün zavallılığına ve umarsızlığına karşın bu kadın, benim gibi yaşamının son anlarına tanık olan herkese, yaşama, sevme ve kendilerini gerçek özgürlük haklarından mahrum bırakan bütün güçlere karşı direnip bu güçleri yenme isteği vermiştir.’’
112 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle kitabın akılla değil de kalple okunması gerektiğini düşünüyorum.Çünkü yazılanları anlamaya akıl yetmiyor.
Hikaye 1983 yılında geçiyor; 35 yıl önce.Hala Firdevs gibi kadınların olduğu bir toplumda yaşadığımız göz önünde bulundurulursa durum vahim.
Kadın olmak!Böyle bir tabir var değil mi?Oysa ki o da nefes alan bir varlık.Ama üstüne yapıştırılan etiketler kadını ayrıştırıyor.
Kadın, doğduğu andan itibaren belli kalıplarla büyütülüyor.Küçük yaşlarda eline bir kaşık verilip yemek yapması öğretiliyor.Evde temizlik yapılırken toz bezi, oyuncak bebek verilirmişçesine, eline tutuşturuluyor.Daha ileriki yaşlarda ise giydiği kıyafete ambargo konuluyor.”Aman, dikkat çekme” telkinleriyle büyümeye devam ediyor.Programlanmış bir hayatı yaşamaya zorlanıyor.Ataerkil toplumda ise bu şekilde yetiştirilen kadın bulunmaz bir nimet.Çünkü sorgulamayı bilmiyor.Çok daha farklı yetiştirilen erkek kendi fikri dışında bir hayatı yaşayan kadına hükmetme hakkını görüyor.Toplumsal baskılar sonucu gelişen bir kısır döngü.Kadına şiddet, taciz, cinsel saldırı bu döngünün sonucu bence.
İstisnalar kaideyi bozmuyor ne yazık ki.Okuduğumuz ya da duyduğumuz olaylar sonucunda bu tür davranış kalıplarının süre geldiğini farketmek üzücü.Bu düşünce tarzıyla oluşan davranışlar kimi yerlerde alenen yapılırken kimi yerlerde ise gizliden gizliye yapılıyor.En kötüsü de kadın kuralların dışına çıktığında ise suçlu olarak ilan edilip hayat zindan ediliyor.
Ah Firdevs beni nelere getirdin!
Kimdir bu Firdevs?Mısırda yaşayan çocuk olamayan, genç olamayan hatta insan olarak bile görülmeyen bir kadındır.

Sıfır Noktasındaki Kadın ise,görevi nedeniyle Kanatır Cezaevindeki mahkumlarla görüşmeye giden Neval Es Saadavi’nin,adam öldürme suçundan dolayı idama mahkum olan bu kadının hayat hikayesini kaleme aldığı bir kitaptır.

Neval es Saadavi, kitabının önsözünde Firdevsle karşılaştığı anı ve hissettiklerini okurlara şu cümleyle anlatıyor:
“Sanki gözleri gözlerime değdiğinde ölmüştüm.Öldüren bıçak gibi insanın içine işleyen,araştıran gözlerdi bunlar;bakışları durgun ikircimsizdi.”
Yazarın bu cümleleri, acılarla dolu bir hayatın ön izlemesi olduğunu düşündürdü bana ve kitabı okudukça Firdevs’in o bıçak gibi keskin gözlere sahip olma nedenlerini de anladım.Sonun başlangıcıydı El saddiye anlattıkları.Bu başlangıcın özetini ise kendimce anlatmak istiyorum.

Kız çocuklarına itibar edilmeyen Mısırlı bir ailenin çocuğu olarak doğuyor Firdevs.Annesi ve babası tarafından köle gibi çalıştırılıyor.Aslında zeki bir kız ve kızların yok sayıldığı bir ülkede bu bir anlam ifade etmiyor.Üniversitede okuyan amcası sayesinde ortaokul diplomasına sahip oluyor ve hayaller gün yüzüne çıkmaya başlıyor.

“Avukat,doktor,mühendis ya da hakim olacağımı düşünürdüm” diyerek ifade ediyor bu hayallerini.
Fakat küçük yaşlarda amcasının vücuduna dokunuşlarıyla hayat sopasını göstermeye başlıyor.Annesi ve babası öldükten sonra ise amcasının yanına gidiyor.Hayata dair iyimserliği devam ediyor; ama amcasının evinde de fazlalık olarak görülüyor.Yengesi tarafından kendinden yaşça büyük bir insanla evlendiriliyor.”O da farklı bir müslümandı”diyor Firdevs kocası için.Dayak,şiddet,sefalet…Bir azaptan başka bir azaba.

Tüm bunlara daha fazla dayanamıyor ve evden kaçıyor.Fakat her karşılaştığı insan Firdevs’de derin yaralar açıyor.Bıçak gibi gözlere sahip bir kadın doğuyor böylece.

Aşık oluyor.İlk defa kendini değerli ve sevilen hissediyor.Neval es Saadavi’ye hislerini anlatırken şu cümleleri kullanıyor:
“Aşka her şeyimi vermiştim; yeteneklerimi, çabamı, duygularımı, en derin duygularımı.Bir azize gibi, bedelini hiç hesaplamadan, elimde avucumda ne varsa hepsini vermiştim.”

Ama hayat ona bir kere daha kötü yüzünü gösteriyor ve sevdiği adam terkediyor onu.

Aradan yıllar geçiyor ve Firdevs hayat karşısında yenilgileri tek tek tadarak güçlü ve cesur bir kadına dönüşüyor.Ruhunun fahişe olmasına izin vermiyor ve Neval es Saddavi’ye şöyle diyor:

“Gerçek benliğimi korumak için erkeklere dış kabuğumu sunardım.Yüreğimle ruhumu korur;bedenimi edilgen,hareketsiz rolunü oynamaya bırakırdım.Edilgen olarak direnmeyi, hiçbir şey vermeksizin kendimi tümüyle korumayı, kendi dünyama çekilerek yaşamayı öğrenmiştim.Diğer bir deyişle erkeklere bedenime, ölü bir bedene sahip olabileceklerini; ama tepki göstermemi, heyecanlanmamı, haz ya da acı duymamı beklememelerini söylerdim.”

Kitabın vurucu iki paragrafı var ve Firdevs’in yaşadıklarının sebebini çok iyi anlatıyor.

“Ben fahişe değilim; ama çocukluğumdan beri babam, amcam, kocam hepsi bana bir fahişe olarak büyümeyi öğrettiler.”

“Annem suçlu değildi.Suçlu olmak için erkek olmak gerekir.”

Aslında dayatılmış bir hayatı yaşayan, bu hayata savaş açmış ama yine bir erkek yüzünden hayatı sonlandırılan bir kadın var karşımızda.Kendini anlatırken kelimeleri öyle güzel bir üslupla kullanmış ki onunla sayfaların arasında yaşamamak imkansız.Firdevs eziyet edilen bütün kadınların kitap sayfalarına taşınmış hali.

Son olarak, ben de bir duvar yazısı paylaşmak istiyorum.

“ Bütün hükümetler erkektir.”
112 syf.
·Beğendi·10/10
Bir kadın hikayesi işte..Can acıtıcı,aşağılayıcı...Bazen kelimeler kifayetsiz kalıyor,kadınları bu kadar aşağılamaya kimsenin hakkı yok aslında..Aileden başlıyor tacizler,tecavüzler sonra nerelerde açıyor gözünü Firdevs.Maalesef üzücü bir kadın hikayesi daha okumuş bulundum.
112 syf.
·9/10
Mısırlı feminist yazar Neval El Saddavi'nin 1984 yılında yayımlanan romanıdır.
Olay , Neval El Saddavi'nin ''Mısırlı Kadınlarda Nevroz'' konusunu araştırmak üzere gittiği Kanatır Cezaevinde , bir erkeği öldürmekten dolayı idama mahkum edilmiş Mısırlı bir fahişe olan Firdevs isimli kadını tanımasıyla başlar.

Amcası tarafından tacize uğrayan Firdevs,
Erkek evlatlarını üstün tutup kız çocuğuna değer bile vermeyen bir baba,
Amcası tarafından dedesi sayılacak bir adamla başlık parası karşılığında evlendirilen,
Korkudan sığındığı bir adam tarafından tecavüze uğrayıp pazarlanan...
İdamdan kurtulmak için imkanı varken ölümü tercih eden FİRDEVS!!!

İsimler,şehirler değişse de bir yerlerde Firdevs olmaya mahkum edilen kadınların yaşadığına eminim !
112 syf.
·Beğendi·10/10
Bugünün kitabı( #30gunde20kitap maratonun 7.kitabı)okuyan herkesi derinden sarsan gerçek bir hayat hikayesinin, Firdevsin kaleme alınmış hali #sıfırnoktasındakikadın.. Aslında isminin de önemi yok.. Çünkü adının değil bedeninin dikkat çektiği, hor görüldüğü, aşağılandığı insan olmanın, çocuk olmanın, kadın olmanın , hepsi olmanın ayrı ayrı ızdırabını yaşadığı bir hikaye onunkisi.. Anne baba sevgisinden mahrum, amcasının tacizleri ile büyüyen, anne baba ölünce sonrasında yine o amcanın himayesine bırakılan çocuk Firdevs.. Çok başarılı bir öğrenci olmasına rağmen insan eti ağır geldi diye amcası ve yengesi tarafindan 50 yaş büyük birisi ile evlendirilen Firdevs.. Bedenini keşfetmeye başladığı zaman annesine sorduğu bir kaç masum soru sonrası cevap olarak sünnet ettirilen Firdevs.. Bedenini pis gözlerden koruyamadığı için sayısız tecavüze uğrayan, kaçışı olmadığına karar verdikten sonra kendi bedeninin kendi bedelini kendisinin belirlediği Firdevs.. En sonunda hem bedenine hem parasına göz diken bir pezevenkten kendini korumak isterken öldürdü diye idama mahkum olan Firdevs.. Bir solukta okuyup, derin derin nefes almanıza sebep olan Firdevs.. Herkese merhametli, özgür bir hayat temennisi ile.. #firdevs #nevalelseddavi #fahişe #katil #kadın #çocuk #taciz #tecavüz Metis Yayınevi #kitap #kitapyorumum #kitaptavsiyesi #kitapmutluluğu #okul #öğrenci #ensest #30gunde20kitap
Yalnızca makyajım , saçım ve pahalı ayakkabılarım 'üst sınıf 'tı .
Ben , orta okul diplomam ve arzularımla 'orta sınıf'a aittim .
Ailemse 'aşağı tabaka'dandı .
Nevâl es-Saadavi
Sayfa 24 - Metis Yayınları
Ama tanıdığım bütün erkekler bende tek bir istek uyandırdı: elimi kaldırıp yüzlerine okkalı bir şamar indirmek.
"Geçmişimde, çocukluğumda kayda değer bir şey yoktu; ne aşk ne de başka bir şey. Bu yüzden benim söylediğim her şey gelecekle ilgiliydi. Çünkü gelecek, istediğim renklerle boyamak üzere hâlâ benimdi. Özgürce karar vermek, istersem değiştirmek üzere hâlâ benim..."
"Vahşi ve tehlikeli bir kadınsın sen."

"Ben gerçeği söylüyorum. Gerçek vahşi ve tehlikelidir."
Nevâl es-Saadavi
Sayfa 103 - Metis Yayınları
Kız çocuklarından biri öldüğü zaman babam her zamanki gibi yemeğini yer, anneme ayaklarını yıkatır, sonra yatmaya giderdi. Ölen çocuk erkekse babam annemi dövdükten sonra yemeğini yiyip
gene yatağa yollanırdı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sıfır Noktasındaki Kadın
Baskı tarihi:
1987
Sayfa sayısı:
127
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Sıfır Noktasındaki Kadın
Sıfır Noktasındaki Kadın

Kitabı okuyanlar 1.442 okur

  • NecmettiN
  • Buse Gül sezenler
  • Gökhan Kazancıoğlu
  • BAHAR
  • Cansu
  • kitapları seven
  • İnci Küpeli Kız
  • Melike Demirbağ
  • Nisâ
  • Nurcan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.4 (8)
9
%0.7 (4)
8
%0.3 (2)
7
%0.2 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları