Adı:
Sıfır Noktasındaki Kadın
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753421959
Kitabın türü:
Çeviri:
Selma Demiröz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Dünya'nın herhangi bir köşesinde herhangi bir insan sıfır noktasında kıskıvrak bekliyor. Umutsuz, çaresiz, ölümle yaşam arasındaki sınırda. Neval El Seddavi, ölüm hücresinde "cinayet" zanlısı Mısırlı fahişe Firdevs'le konuşuyor. Firdevs'in anlattığı yaşam öyküsünü aktarıyor bize. Bu dünyada kadın olmanın, "fahişe" olmanın ne anlama gelebileceğini okuyoruz bu "içe işleyen" yaşam öyküsünde. Sıfır noktası neresidir?
"Spoiler İçerir.. "
Yazarın sözüyle başlamak isterim : Gerçek Bir Kadının Öyküsüdür Bu Kitap ..!

Psikiyatrist olan yazarımız Kanatır Cezaevi'nde bir grup kadın mahkumun kişilik yapıları üzerine bir araştırma yürütmeye başlar . Sonra diğer mahkumlardan ziyade Firdevs adında mısırlı bir kadın mahkum dikkatini çeker . Firdevs 10 gün sonra idam edilecek , her ne kadar devlet başkanına affını yazmasını isteyenler , idam cezasını müebbet hapise çevirmesini isteyenler olduysa da Firdevs ölümü tercih etmişti . Sayın es-Saadavi bu kadınla görüşmek için her yolu denemiş fakat her seferinde red cevabı almıştı . Diğer mahkumlardan çok farklıydı Firdevs , yemeğini düzgün yemiyor , düzgün bir koğuş istemiyor , hatta koğuşunda tek bir eşya bile barındırmıyordu . Tam ümitler tükendi derken Firdevs nasıl olduysa sayın es-Saadavi ile görüşmeyi kabul etmiştir.

Çok mutlu olmuştur Firdevs'i göreceği için . Ölümüne sadece 48 saatten daha az kalan bir kadını göreceği için ...

Firdevs Mısırlı bir fahişedir . Her şeyi anlatmaya başlar . Çocukluğundan şu anda bulunduğu zindanlara düşmesine kadar olan her anı tek tek anlatır .

Ailesinden söz eder Firdevs babasının sofu diye geçinip karısını çocuklarını dövdükten sonra camiye gidip şeyhin arkasında nasıl iki büklüm olduğunu anlatır .
Annesine , en sevdiğine , en yakınına sadece bir soruyu sorması hayatının hatası olur : Anne babam olmadan nasıl doğurdun beni ? Annesi bir güzel döver , çığlıklar içinde bir KIZ ÇOCUĞUNU SÜNNET ederler .
Babasından , annesinden hiç bir zaman gerçek sevgi görmez , hatta bazen gerçekten annem babam bu insanlar mı diye bile düşünür . Bir amcası vardır , en çok onu sever ama amcası da onu çok sever . El Ezher ' de ders veren bir demokrattır .
Annesi babası ölür , kardeşleri zaten daha önce ölmüştür .
Amcasından bir kaç kez tacize uğrar . Gidecek bir yeri yoktur . Çaresiz sesini çıkartamaz 15-16 yaşında bir kırlangıç kalpli melek ..
Amcası onu okula gönderir , okumayı çok sever , ilkokul ve orta okul diplomalarını alır .
Okul biter , amcası evlenmiştir . Yengesi istemez bizim masum Firdevs'i . Şeyh diye geçinen amcası Mahmut ile Firdevs'i evlendirmek için konuyu kocasına açar . Fakirlik belki üç beş kuruş başlık alırız diyerek Firdevs'i 65 yaşında bir adama verirler . Firdevs'im , kuzum ne yapsın , kime gitsin nereye gitsin ...

Firdevs'in dilinden evlendikleri ilk gece :
''Geceleri kollarını bacaklarını bedenime dolar , yumru yumru ellerini , yıllardır iyi yemeğe hasret aç bir adamın pençesiyle bir tabak yemeği silip süpürmesi , geriye tek bir kırıntı bile bırakmaması gibi , bütün bedenimde gezdirdi ''
Vahşet bu , insanlık dışı ..!
Her gece ağlayarak kalkar zavallı Firdevs Oyaratığın koynundan , banyoya gider , hıçkıra hıçkıra ağlayarak bütün bedenini defalarca yıkar ..

Bir gün döver , o kadar çok döver ki kocası firdevsi kulaklarında burnundan kanlar gelir , amcasına gider , amcası : ''Her evlilikte olur diyip tekrar kocasının evine gönderir . Kocası ile her yemek yediğinde , kocamın gözleri kendi tabağında değil benim tabağımda olurdu , o kadar açtı ki benim tabağımdakileri bile yerdi , der .

Dayanamaz daha fazla kaçar evden , terk eder o yaratığı .. Sokalarda dolanırken bir lokantanın önünde durur , dinlenmek birazda ısınmak için , hava çok soğuktur , içeri girer . Lokanta sahibi Beyumi diye bir adam , evime gel , kalacak bir yer buluncaya kadar kalırsın . Diploması olduğunu da söyleyince Firdevs , hem sana işte buluruz der .
Giderler Beyumi'nin evine ilk günler güzeldir . Beyumi gayet kibar , gayet naziktir . Sonra bir gece Firdevs artık gitmek istediğini söyler , iş bulması gerektiğini ayakları üstünde durması gerektiğini ..
Döver adam Firdevs'i .. Tecavüz eder ... Defalarca kez ... Arkadaşlarına satar Firdevs'i ..
Bir gecelik zevklere meze olur zavallı Firdevs ...
Bir yolunu bulup kaçar .. Şerife adında bir iyi! bir kadınla karşılaşır . Yüzündeki çürükleri görür . gel benimle der , yardım etmek isterim sana der .
Şehrin en elit yerlerinden bir semtte bir apartmana gider . Kadın Fahişedir , hayatını böyle kazanıyordur . Firdevs'i de satar . Hayatta kalmak için razı olur Firdevs ..
Derken bir adam''Müşterisi '' gözünü açar .. Şerife'nin yanından da kaçar ..
Derken kendi çalışmaya başlar serbestçe , en yüksek fiyatı verenin olur . Bir gün bir adam hayatına girer ve tek soru ile ''Saygılı bir iş mi bu yaptığın ? '' hayatını değiştirmeye karar verir.


''Bir kere düşmeye gör , herkes vuruyor , seni bu bataklıktan kurtaracam diyip gelen erkekler bile işini görüp gittiler , gözümdeki yaşa , kalbimdeki acıya bakmadan .. '' der Firdevs .

Sonunu anlatmıym artık , yeterince merak uyandırmışımdır kitap hakkında diye düşünüyorum . '' Kusuruma bakmayın çok uzattım farkındayım , daha da yazmak isterdim ''
Okuyucu yorumu : Kesinlikle okunması gereken bir kitap ..
İslam dinini kartvizit yapıp işledikleri suçları onlarla gölgeleyenlere söz yummak için din ne diyor iyi anlayalım , okuyalım ..

Şimdi soruyorum sizlere : SUÇLU KİM ?

'' Dipnot : The Stoning Of Soraya M. , filmini izlemenizi isterim kitabı okuduktan sonra . ''
Erkeksi iktidarın elinde kalmış müslüman bir ülke.

Kadınlar kim? Kimlikleri ne? Görevleri ne?

Susmak, boyun eğmek, köle olmak... Dayak yemek..

Kadın olmak, fahişe olmak, hele böyle bir yönetim yerinde, din diye dayatılan şeyler ve bağnaz düşünceler arasında..?


Ölmesine saatler kala Firdevs inanılmaz olan o hayat öyküsünü anlatıyor... Gerçek bir hikaye olması insanı derinden etkileyen bir unsur..



O öyle bir kadın ki, zorluklara meydan okuyan, herkesin bilinmeyene yapacağı yolculuktan-ölümden- zerre korkmayan, duyduğu hakaretlere ve zorlu yaşam şartlarına dirayetli..

Suçu neydi peki?

O coğrafyada doğmuş olması?
O ailede, o yıllarda doğmuş olması?

Hayata yenik başladı Firdevs..

Aşkı bilmiyordu, zevki, arzuyu, bilmiyordu...

Öğrenmeye başladı acımasız bir hayatta nasıl yaşaması gerektiğini...
"Çok acımasız bir hayatta .. "

Parayı öğrendi. Özgürlüğü öğrendi.

Bir gün Aşkı da öğrendi ama beklentisi gibi çıkmadı. O da acılıydı. Aşk acısı fiziksel acı gibi de değildi, içten içe yakar kül ederdi insanı... Ama mevzuu bahis aşksa yanmak mübah değil miydi zaten..



Bütün kadınlar fahişeydi ona göre.
Fark şuradaydı:
Kimileri tutsak, mahkum, kocalarına ait, ucuz, değersiz fahişeler;
Bazıları ise özgür, fiyatı yüksek fahişeler.

O özgür olmayı seçti. Acımasız olmayı, hissiz olmayı öğrendi.
Hayır! Dedi, fiyatını yükseltti. Çifte yenilgiye katlanamazdı bir insan. O hayır dedikçe arttı değeri..

Nefret etti erkeklerden. Kendisine dokunan pis ellerden, içi kir dolu tırnaklardan, zevk alıyor musun diye soranlardan..
Almıyordu işte.. nasıl alsındı? Bu onun işiydi sadece. His yoktu. Aşk yoktu. İnanmıyordu artık bunlara. .

Bir gün geldi, kazandığı özgürlüğü almaya çalıştı biri ondan.

Özgürlüğü çok kıymetliydi herkes gibi. Her şekilde bir ümit kurtuluş olarak gördüğü diploması ile iş aramak istedi tekrar, tek emeli özgürlüktü.

Daha fazla dayanamadı ve içindeki fiziksel gücü keşfetti.. Tek dayak yiyen kadınlar olamazdı... Olmamalıydı.
Neden olsundu? Buna bir dur diyemez miydi? Bu dengeyi değiştiremez miydi?

Sonra... Hayat ona öldürmeyi öğretti..

Bir prenses gibi gururluydu ve başı dikti.
Para ise çok değersizleşti gözünde.. Küçükken, daha çok küçükken, hayattan , kadınlıktan, hislerden ve zevkten bihaberken elinde tuttuğu ve gözünde büyüttüğü o bir liranın değeri birden yok olmuştu.


Öldürmek ona göre suç değildi. Çünkü bunu hak ediyorlardı kendi gözünde.
İdama mahkûm oldu. Af istemedi.. Pişman değildi çünkü. Tekrar olsa tekrar öldürürdü.

Kim onun kadar hayatını değiştirecek, kafa tutacak cesarete sahip.?

Ve en önemlisi.....
Sıfır noktası neresi??


Heyy A juez mutlaka okumalısın, harika bir kitap derken haklıymışsın, sonunda okudum. İyiki almışız, itiraf edeyim göz yaşlarıma hakim olamadım bir kaç yerde. Belki de kendimi fazla kaptırdım. Ama inanılmaz bir hikaye ve örnek. Evet kitaplığımın baş köşesinde yerini alacak..
Teşekkürler..

Ve ayrıca, okurken bazı yerlerde duraklayıp düşüneceksiniz..

Bu maceramın etkisi uzun sürecek..
Benim araştırma yapmayı ve okumayı en hevesle yaptığım konular kadınları ve toplumsal cinsiyeti barındırıyor. Bu yüzden bu kitabı da büyük bir iştahla okudum ve benimsedim. Kitabı kapattığımda ateş bastı dört bir yanımı hem sinirden kafayı yiyip hem de kendimi hiç olmadığım kadar onurlu hissediyordum.
Firdevs bendim sanki. Hatta sankisi fazla.
Nevrozlu hastalar ile görüşüp çeşitli hastane ve klinikleri ziyaret ederek bir araştırma yapmaya karar veren Neval El-Saaddavi, Kanatır Kadın Cezaevi'nde görev yapan bir doktorla görüşüp fikir alışverişinde bulunmuş ardından doktor, yazarımıza Firdevs'den -kocasını öldürüp idama mahkum edilmiş- bahsetmiş ve onunla birkaç reddedilişten sonra görüşmesi sağlanmış.
Bütün kadınlar kendini Firdevs'de hissedecektir. Bu tekerine çomak soktuğum dünyasında tek bir kadın yoktur ki taciz edilmemiş olsun. Hepimiz yaşadık, yaşıyoruz ve ne yazık ki yaşamaya devam edeceğiz. Sözle, gözle, temasla... Bugün benim yanımda bulunup hakkımı savunduğunu, beni koruduğunu söyleyen bir alçak iki saat sonra mağduriyetimden nasıl yararlanabilir bunu düşünebiliyor. Yazık ki ne yazık.
Kahramanımız, bir kadının başına gelebilecek her türlü kötü şeyi yaşamış ve en adi insanlarla karşılaşmış. Firdevs'in yaşadığı şeyler çok ağır, daha çocukluğunda amca tacizine, kadın sünnetine(*), yaşlı kocaya, berbat bir halde evdeki yağmurdan zar zor kaçabilmişken doluya tutulmaya daha nelere nelere... Dolayısıyla sürekli dönüp dolaşıp kendini fahişe olarak bulması da tesadüf eseri olmuyor.

(*) Kadın sünneti: Tıbbi gerekçesi ve yararı olmadan, sonuç olarak sadece kadının haz almasını engelleyecek olan, kadın üreme organının bir kısmının ya da tamamının kesilerek alınması olayı. Yani bir Genital Sakatlama.

Ve bunlar yaşanıyor, bu küçük gezegenin her bir dakikasında kaç çocuk kaç kadın hatta kaç erkek cinsel istismara maruz kalıyor.
Benim canım Firdevsim, 1974 yılında o sonbahar gününde idama giderken bile başı dik ve gururluydu eminim. Zaten kitapta da şöyle yazmıyor mu
"Hiçbir şeyden korkmayacaktır çünkü onu incitebilecek her şeyi zaten yaşamıştır. "

Kitabı okurken mola verdiğim sırada mırıldandıklarımı da paylaşmak isterim.

https://youtu.be/DmvfQOJtiOE

https://youtu.be/Kb4z1n8z5nU

https://youtu.be/9DjhgPhX198
A juez 'in yorumu sayesinde kitabi almak için 15 dakika içinde evden çıktım. Aldığıma da pişman olmadım. Keşke kitaptan daha önce haberdar olsaydım. Coğrafta itibariyle kitabı okurken iliklerime kadar sinir olmam zaten beklediğim bişeydi. Feminist bir tutumum yoktur ve pekte bilgi birikimim olmayan bir konudur. Oynak Frida'yla kıyasladığımızda bu kadın feminizmin direği, kadın özgürleşmesinin simge figürlerinden biri olması gerekirken adını sanını yeni duydum. Bu tarz gerçek yaşam öykülerini çok severim. Bana çok şey katar. Firdevs gibi kadınlara sonsuz saygım var.
Kitapta beni en etkileyen sahnelerden biri kardeşlerinin civcivler gibi kenar köselerde büzülüp öldüğünden bahsettiği anlardı. Sevgisizlik, hırpalanmışlık, kimsesizlik ve daha niceleri bahsi geçen coğrafyada meydana gelince haliyle çin işkencesine dönüşüyor.
İşte bu yüzden sözde bile olsa Cumhuriyet, demokrasi ve insan haklarının olduğu bir ülkede yaşamak güzel galiba....
Kitabı bitirdim ve şu an tam olarak ne diyeceğimi bilemiyorum
Bir kadın olarak kendimi şanslı sayabilirim. Firdevs' in hayatını okuduktan sonra ...
Ama bu şanslılık beni neden mutlu etmiyor diye düşünüyorum.
Bir kadın düşünün hiç okşanmamış başı babası tarafından, hiç bir erkek tarafından sevilmemiş, sevilmenin ne demek olduğunu bilmemiş
Firdevs, Ayşe, Fatma isimlerin ne önemi var erkekler tarafından gerek fiziki gerek sözsel şiddete uğrayan bir kadının hayatına değinilmiş bu kitapta. Böyle kaç kadın var diye düşünmeden edemiyorum.
Bugün kendime dert ettiğim bazı ufak tefek şeylerden utandım bu kitabı okuduktan sonra
Özellikle erkeklerin okumasını istediğim tavsiye edeceğim kitap okuyun efenim
Mısır’lı bir fahişe olan Firdevs’in acılar ve zorluklarla dolu hayat hikayesini bizlere aktaran ve gerçekten insanı çok derinden etkileyen bir kitap..

Yazar, Firdevs ile idam edileceği gün kanatır cezaevinde tanışıyor. Yaşamının başından beri Ailesinden -babasından-, amcasından, amcasının zorla evlendirdiği yaşlı bir adamdan, ve ondan sonra hayatın gerçek acıları ile yüzleşen bir kadının korkusuzca ölüme gitmesini ve yaşamayı toptan reddedişini ayrıntılarıyla sürükleyici bir biçimde anlatmış.

‘Toplum bir bireyi nasıl suça itekler’ sorusunun en güzel cevabıdır bu kitap. tabii erkek egemenliğinin baskın olduğu bir toplumda Kadının yalnızca bir cinsel obje ve para ile satın alınan bir maldan farksız olduğunun en acı örneğidir Firdevs.

Keşke bütün okullarda zorunlu okunması gereken bir kitap olsaydı, belki kadınları biraz anlardık, belki empati kurabilirdik, belki bu kadar iğrenç insanlar olmazdı..
Defalarca okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum çünkü sadece beni değil okuyan bir çok arkadaşımı da çok derinden etkileyen bir kitap..

Son olarak Yazarın giriş kısmında Firdevs ile ilgili yazdıklarını söyleyemeden geçmeyeceğim..
‘’Firdevs, umarsızca en karanlık sona doğru çekilmiş bir kadının öyküsüdür. Bütün zavallılığına ve umarsızlığına karşın bu kadın, benim gibi yaşamının son anlarına tanık olan herkese, yaşama, sevme ve kendilerini gerçek özgürlük haklarından mahrum bırakan bütün güçlere karşı direnip bu güçleri yenme isteği vermiştir.’’
Bir kadın hikayesi işte..Can acıtıcı,aşağılayıcı...Bazen kelimeler kifayetsiz kalıyor,kadınları bu kadar aşağılamaya kimsenin hakkı yok aslında..Aileden başlıyor tacizler,tecavüzler sonra nerelerde açıyor gözünü Firdevs.Maalesef üzücü bir kadın hikayesi daha okumuş bulundum.
Bugünün kitabı( #30gunde20kitap maratonun 7.kitabı)okuyan herkesi derinden sarsan gerçek bir hayat hikayesinin, Firdevsin kaleme alınmış hali #sıfırnoktasındakikadın.. Aslında isminin de önemi yok.. Çünkü adının değil bedeninin dikkat çektiği, hor görüldüğü, aşağılandığı insan olmanın, çocuk olmanın, kadın olmanın , hepsi olmanın ayrı ayrı ızdırabını yaşadığı bir hikaye onunkisi.. Anne baba sevgisinden mahrum, amcasının tacizleri ile büyüyen, anne baba ölünce sonrasında yine o amcanın himayesine bırakılan çocuk Firdevs.. Çok başarılı bir öğrenci olmasına rağmen insan eti ağır geldi diye amcası ve yengesi tarafindan 50 yaş büyük birisi ile evlendirilen Firdevs.. Bedenini keşfetmeye başladığı zaman annesine sorduğu bir kaç masum soru sonrası cevap olarak sünnet ettirilen Firdevs.. Bedenini pis gözlerden koruyamadığı için sayısız tecavüze uğrayan, kaçışı olmadığına karar verdikten sonra kendi bedeninin kendi bedelini kendisinin belirlediği Firdevs.. En sonunda hem bedenine hem parasına göz diken bir pezevenkten kendini korumak isterken öldürdü diye idama mahkum olan Firdevs.. Bir solukta okuyup, derin derin nefes almanıza sebep olan Firdevs.. Herkese merhametli, özgür bir hayat temennisi ile.. #firdevs #nevalelseddavi #fahişe #katil #kadın #çocuk #taciz #tecavüz Metis Yayınevi #kitap #kitapyorumum #kitaptavsiyesi #kitapmutluluğu #okul #öğrenci #ensest #30gunde20kitap
Erkekliğin dünyası, ya da milyon yıllık bir haksızlığın, milyon yıllık bir esaretin tarihi. Neval el Seddavi bu erkeklik rejiminin en ağır bir şekilde işlediği Mısır'dan bir portre sunuyor.
Okunması aslında çok zor. Bir tüketim nesnesi değil bu kitap. Kahvelerinizi yudumlarken bir yandan edebi zevkinize tat verecek bir kitapta değil. Acı bir kitap. Şekersiz bir çay kadar acı. Yaşamın o arka sokağındaki varoşlar kadar acı bir biyografinin öyküsü.

Erkeklik rejiminin boyun eğdirmeye çalıştığı bir beden ve bu rejime başkaldırmış bir Firdevs'le karşı karşıyayız. Kadınla iletişimi sadece cinselliğe indirgeyen bir kültürle ve bunun yörüngesinde gelişen tacizler, tecavüzler ve cinayetlerle dolu bir dünya. Karşı cinsle konuşmayı dahi yasak kılan (haram), kadını bir tür erotik tahrik unsuru olarak gören kapatılan bedenlerin dünyası. İletişim eğitiminin, cinsellik eğitiminin olmadığı bir dünyada erkek öznenin kadınla iletişimi sadece onu dövmekte, taciz etmekte, tecavüz etmekte, köleleştirmekte araması normal bir durum. Fakat sırf böyle bir eğitimin olmayışından yola çıkarak bu barbarlık kültürünü aklamaya kalkışmakta pek mümkün görünmüyor. Bazen oluyor ki ait olduğum cinsin genel olarak insan türünün Freudyen bir bakışla şiddete meyilli olduğunu düşünmeden edemiyorum. Aynı duyguyu Seddavi'nin bu kitabında Firdevs'in öyküsünü okurken yaşadım.

Firdevs'in öyküsü öyle kolay okunulabilecek yenilir yutulur türden bir öykü değil vicdanı olanlar için. Fakat her şeye rağmen bu öykü bir yenilmişliğin değil, yeşilçam havasında bir kadının kötü yollara düşüşünün arabesk bir anlatısı değil, bir zaferin öyküsü. Bir insanın zaferi. Firdevs'in zaferi bu. Kitap bu haliyle insanı özgürlüğe itiyor.

Özgecan'ların yakıldığı, öldürüldüğü, tacize uğradığı, tecavüz edildiği bir ülkede erkeklik Firdevs'in öyküsünde olduğu gibi tehlikeli bir sığınak. Bütün bunları yazmak insanı feminist yapar mı bilmiyorum ama böyle bir dünyada feminizmden daha onurlu daha haklı bir ideoloji var mı diye sormak istiyorum.

Tezer Özlü geliyor aklıma. Onun ülkemiz özelinde aslında bütün bir dünyayı özetleyişi.

"Burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi"


Seddavi'nin hapishanede tanıştığı Firdevs en az edebiyatımızın lirik periliçesi Tezer kadar keskin bir dünya görüşüne sahip. Özelde kadınlar genelde ise erkekler kendisiyle yüzleşmek için okuyabilir. Şunu sormak için:

Cinsiyetsiz bir dünya mümkün mü?
Mısırlı feminist yazar Neval El Saddavi'nin 1984 yılında yayımlanan romanıdır.
Olay , Neval El Saddavi'nin ''Mısırlı Kadınlarda Nevroz'' konusunu araştırmak üzere gittiği Kanatır Cezaevinde , bir erkeği öldürmekten dolayı idama mahkum edilmiş Mısırlı bir fahişe olan Firdevs isimli kadını tanımasıyla başlar.

Amcası tarafından tacize uğrayan Firdevs,
Erkek evlatlarını üstün tutup kız çocuğuna değer bile vermeyen bir baba,
Amcası tarafından dedesi sayılacak bir adamla başlık parası karşılığında evlendirilen,
Korkudan sığındığı bir adam tarafından tecavüze uğrayıp pazarlanan...
İdamdan kurtulmak için imkanı varken ölümü tercih eden FİRDEVS!!!

İsimler,şehirler değişse de bir yerlerde Firdevs olmaya mahkum edilen kadınların yaşadığına eminim !
Kahroldum! Bir kadının, hem de kurgu bir karakter değil, gerçek bir kadının hikayesi bu kitap. Mısırlı Firdevs! Daha ne Firdevsler var oysaki. İşte buna kahroldum. Öyle çarpıcı noktalara değiniyor ki ilk cümlesinden son cümlesine alıntı yapıp arşivlemek istedim. Dönüp dönüp okumalı, belleğe kazımalı. Kahroldum!
Kitap beni burktu, kıvırdı böyle nasıl anlatayım yüzüme, gözüme hüzün yağdırdı. Okurken biraz olsun değiştiremedim suratımın acıyan halini. Bu benzer duyguları Khaled Hosseini'nin Bin Muhteşem Güneş'te ve Zülfü Livaneli'nin Huzursuzluk romanında da hissetmiştim. Şükretmek çok güzel bir şey. Batı'da dünyaya gözlerini açmak ne güzel bir şey! Hep dediğim bir şey var, Doğu'da bir kadın olarak hayata başlamak bazı istisnalar hariç, yenik başlamaktır. Bununla ilgili Hakan Günday'ın Daha'da söylediği söz buraya cuk oturuyor; 'Her bireyin kaderi, içine düştüğü kalabalığın elindedir.' Hakikaten öyle. Ve o nasıl kara bir kalabalık öyle. Ne uğursuz, ne merhamet yoksunu insansı bir güruh...

Yazarı Neval es-Saadavi'nin kaleminden çıkan kitap, gerçek bir hayat hikayesinden sayfalara damlayandır. Mısırlı Firdevs adında cezaevinde bulunan bir kadının, kendi ağzından paylaştığı yaşamıdır. Kendi evinde bir sığıntı gibi yaşamış Firdevs. Hele babasının kendisinin yiyip, onlara bir lokma vermediğini, kışları sıcak odada kendisinin uyuyup, onu soğuk odaya yollamasını okuyunca, yok dedim bu gerçek bir baba olamaz herhalde...Ama hepsini yaşamış Firdevs. Amcasının ufaktan tacizlerini, kendisinden oldukça yaşlı biriyle evlendirilmesini, günde bilmem kaç öğün dayak yediğini.

Doğulu kadın, hep bir değil birkaç adım arkada. Bunu ben bile gözlerimle görmüştüm. Doğu ülkelerinden birine gittiğimde, bizim gibi batılılara nasıl hayranlıkla baktıklarını, yanlarındaki erkeğin hep arkasından yürüdüklerini görmüştüm. Yüzleri hep yerdeydi. Onlara dikkatle baktığınızda hemen yüzlerini aşağıya indiriyorlardı.

Niceleri var Firdevs gibi. Onlarda doğuyor, yaşıyor ve ölüyorlar ama belki de hayatlarında çok basit olarak mandalinayı mı yoksa portakalı mı sevdiklerini bile bilmiyorlar! Kitabı merak edenlere tavsiye ediyorum yalnız yazarın dili bir tık daha iyi olabilirdi dedim. Bazı yerleri sanki o duygulara çok temas etmeden geçmiş gibi geldi bana. Genel anlamda tabi ki tavsiye ediyorum. İyi okumalar.
Yalnızca makyajım , saçım ve pahalı ayakkabılarım 'üst sınıf 'tı .
Ben , orta okul diplomam ve arzularımla 'orta sınıf'a aittim .
Ailemse 'aşağı tabaka'dandı .
Nevâl es-Saadavi
Sayfa 24 - Metis Yayınları
Ama tanıdığım bütün erkekler bende tek bir istek uyandırdı: elimi kaldırıp yüzlerine okkalı bir şamar indirmek.
"Geçmişimde, çocukluğumda kayda değer bir şey yoktu; ne aşk ne de başka bir şey. Bu yüzden benim söylediğim her şey gelecekle ilgiliydi. Çünkü gelecek, istediğim renklerle boyamak üzere hâlâ benimdi. Özgürce karar vermek, istersem değiştirmek üzere hâlâ benim..."
"Vahşi ve tehlikeli bir kadınsın sen."

"Ben gerçeği söylüyorum. Gerçek vahşi ve tehlikelidir."
Nevâl es-Saadavi
Sayfa 103 - Metis Yayınları
Kız çocuklarından biri öldüğü zaman babam her zamanki gibi yemeğini yer, anneme ayaklarını yıkatır, sonra yatmaya giderdi. Ölen çocuk erkekse babam annemi dövdükten sonra yemeğini yiyip
gene yatağa yollanırdı.
Kitapları sevmeye başladım, çünkü her kitapta yeni bir şey öğreniyordum.
Nevâl es-Saadavi
Sayfa 37 - Metis Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sıfır Noktasındaki Kadın
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753421959
Kitabın türü:
Çeviri:
Selma Demiröz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Dünya'nın herhangi bir köşesinde herhangi bir insan sıfır noktasında kıskıvrak bekliyor. Umutsuz, çaresiz, ölümle yaşam arasındaki sınırda. Neval El Seddavi, ölüm hücresinde "cinayet" zanlısı Mısırlı fahişe Firdevs'le konuşuyor. Firdevs'in anlattığı yaşam öyküsünü aktarıyor bize. Bu dünyada kadın olmanın, "fahişe" olmanın ne anlama gelebileceğini okuyoruz bu "içe işleyen" yaşam öyküsünde. Sıfır noktası neresidir?

Kitabı okuyanlar 777 okur

  • Gülşen ilem erşin
  • Emel Köse
  • Settarova Çinare
  • Dilan Polat
  • Nurten kadaş
  • Fatma Tatar sendol
  • Selin Y.
  • Helin ŞAHİN
  • Derya Tanyolu
  • Tubalasar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.8
14-17 Yaş
%2.1
18-24 Yaş
%25.7
25-34 Yaş
%36.1
35-44 Yaş
%23.6
45-54 Yaş
%4.2
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%82.8
Erkek
%17

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.1 (136)
9
%24.6 (88)
8
%16.8 (60)
7
%14 (50)
6
%3.9 (14)
5
%0.6 (2)
4
%1.4 (5)
3
%0.3 (1)
2
%0.3 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları