Sıfır Noktasındaki Kadın

8,6/10  (107 Oy) · 
194 okunma  · 
85 beğeni  · 
2.539 gösterim
Dünya'nın herhangi bir köşesinde herhangi bir insan sıfır noktasında kıskıvrak bekliyor. Umutsuz, çaresiz, ölümle yaşam arasındaki sınırda. Neval El Seddavi, ölüm hücresinde "cinayet" zanlısı Mısırlı fahişe Firdevs'le konuşuyor. Firdevs'in anlattığı yaşam öyküsünü aktarıyor bize. Bu dünyada kadın olmanın, "fahişe" olmanın ne anlama gelebileceğini okuyoruz bu "içe işleyen" yaşam öyküsünde. Sıfır noktası neresidir?
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2016
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9789753421959
  • Çeviri:
    Selma Demiröz
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:
A juez 
 27 Nis 14:36 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Yazarın sözüyle başlamak isterim : Gerçek Bir Kadının Öyküsüdür Bu Kitap ..!

Psikiyatrist olan yazarımız Kanatır Cezaevi'nde bir grup kadın mahkumun kişilik yapıları üzerine bir araştırma yürütmeye başlar . Sonra diğer mahkumlardan ziyade Firdevs adında mısırlı bir kadın mahkum dikkatini çeker . Firdevs 10 gün sonra idam edilecek , her ne kadar devlet başkanına affını yazmasını isteyenler , idam cezasını müebbet hapise çevirmesini isteyenler olduysa da Firdevs ölümü tercih etmişti . Sayın es-Saadavi bu kadınla görüşmek için her yolu denemiş fakat her seferinde red cevabı almıştı . Diğer mahkumlardan çok farklıydı Firdevs , yemeğini düzgün yemiyor , düzgün bir koğuş istemiyor , hatta koğuşunda tek bir eşya bile barındırmıyordu . Tam ümitler tükendi derken Firdevs nasıl olduysa sayın es-Saadavi ile görüşmeyi kabul etmiştir.

Çok mutlu olmuştur Firdevs'i göreceği için . Ölümüne sadece 48 saatten daha az kalan bir kadını göreceği için ...

Firdevs Mısırlı bir fahişedir . Her şeyi anlatmaya başlar . Çocukluğundan şu anda bulunduğu zindanlara düşmesine kadar olan her anı tek tek anlatır .

Ailesinden söz eder Firdevs babasının sofu diye geçinip karısını çocuklarını dövdükten sonra camiye gidip şeyhin arkasında nasıl iki büklüm olduğunu anlatır .
Annesine , en sevdiğine , en yakınına sadece bir soruyu sorması hayatının hatası olur : Anne babam olmadan nasıl doğurdun beni ? Annesi bir güzel döver , çığlıklar içinde bir KIZ ÇOCUĞUNU SÜNNET ederler .
Babasından , annesinden hiç bir zaman gerçek sevgi görmez , hatta bazen gerçekten annem babam bu insanlar mı diye bile düşünür . Bir amcası vardır , en çok onu sever ama amcası da onu çok sever . El Ezher ' de ders veren bir demokrattır .
Annesi babası ölür , kardeşleri zaten daha önce ölmüştür .
Amcasından bir kaç kez tacize uğrar . Gidecek bir yeri yoktur . Çaresiz sesini çıkartamaz 15-16 yaşında bir kırlangıç kalpli melek ..
Amcası onu okula gönderir , okumayı çok sever , ilkokul ve orta okul diplomalarını alır .
Okul biter , amcası evlenmiştir . Yengesi istemez bizim masum Firdevs'i . Şeyh diye geçinen amcası Mahmut ile Firdevs'i evlendirmek için konuyu kocasına açar . Fakirlik belki üç beş kuruş başlık alırız diyerek Firdevs'i 65 yaşında bir adama verirler . Firdevs'im , kuzum ne yapsın , kime gitsin nereye gitsin ...

Firdevs'in dilinden evlendikleri ilk gece :
''Geceleri kollarını bacaklarını bedenime dolar , yumru yumru ellerini , yıllardır iyi yemeğe hasret aç bir adamın pençesiyle bir tabak yemeği silip süpürmesi , geriye tek bir kırıntı bile bırakmaması gibi , bütün bedenimde gezdirdi ''
Vahşet bu , insanlık dışı ..!
Her gece ağlayarak kalkar zavallı Firdevs Oyaratığın koynundan , banyoya gider , hıçkıra hıçkıra ağlayarak bütün bedenini defalarca yıkar ..

Bir gün döver , o kadar çok döver ki kocası firdevsi kulaklarında burnundan kanlar gelir , amcasına gider , amcası : ''Her evlilikte olur diyip tekrar kocasının evine gönderir . Kocası ile her yemek yediğinde , kocamın gözleri kendi tabağında değil benim tabağımda olurdu , o kadar açtı ki benim tabağımdakileri bile yerdi , der .

Dayanamaz daha fazla kaçar evden , terk eder o yaratığı .. Sokalarda dolanırken bir lokantanın önünde durur , dinlenmek birazda ısınmak için , hava çok soğuktur , içeri girer . Lokanta sahibi Beyumi diye bir adam , evime gel , kalacak bir yer buluncaya kadar kalırsın . Diploması olduğunu da söyleyince Firdevs , hem sana işte buluruz der .
Giderler Beyumi'nin evine ilk günler güzeldir . Beyumi gayet kibar , gayet naziktir . Sonra bir gece Firdevs artık gitmek istediğini söyler , iş bulması gerektiğini ayakları üstünde durması gerektiğini ..
Döver adam Firdevs'i .. Tecavüz eder ... Defalarca kez ... Arkadaşlarına satar Firdevs'i ..
Bir gecelik zevklere meze olur zavallı Firdevs ...
Bir yolunu bulup kaçar .. Şerife adında bir iyi! bir kadınla karşılaşır . Yüzündeki çürükleri görür . gel benimle der , yardım etmek isterim sana der .
Şehrin en elit yerlerinden bir semtte bir apartmana gider . Kadın Fahişedir , hayatını böyle kazanıyordur . Firdevs'i de satar . Hayatta kalmak için razı olur Firdevs ..
Derken bir adam''Müşterisi '' gözünü açar .. Şerife'nin yanından da kaçar ..
Derken kendi çalışmaya başlar serbestçe , en yüksek fiyatı verenin olur . Bir gün bir adam hayatına girer ve tek soru ile ''Saygılı bir iş mi bu yaptığın ? '' hayatını değiştirmeye karar verir.


''Bir kere düşmeye gör , herkes vuruyor , seni bu bataklıktan kurtaracam diyip gelen erkekler bile işini görüp gittiler , gözümdeki yaşa , kalbimdeki acıya bakmadan .. '' der Firdevs .

Sonunu anlatmıym artık , yeterince merak uyandırmışımdır kitap hakkında diye düşünüyorum . '' Kusuruma bakmayın çok uzattım farkındayım , daha da yazmak isterdim ''
Okuyucu yorumu : Kesinlikle okunması gereken bir kitap ..
İslam dinini kartvizit yapıp işledikleri suçları onlarla gölgeleyenlere söz yummak için din ne diyor iyi anlayalım , okuyalım ..

Şimdi soruyorum sizlere : SUÇLU KİM ?

'' Dipnot : The Stoning Of Soraya M. , filmini izlemenizi isterim kitabı okuduktan sonra . ''

Gizem 
27 Ağu 04:52 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Erkeksi iktidarın elinde kalmış müslüman bir ülke.

Kadınlar kim? Kimlikleri ne? Görevleri ne?

Susmak, boyun eğmek, köle olmak... Dayak yemek..

Kadın olmak, fahişe olmak, hele böyle bir yönetim yerinde, din diye dayatılan şeyler ve bağnaz düşünceler arasında..?


Ölmesine saatler kala Firdevs inanılmaz olan o hayat öyküsünü anlatıyor... Gerçek bir hikaye olması insanı derinden etkileyen bir unsur..



O öyle bir kadın ki, zorluklara meydan okuyan, herkesin bilinmeyene yapacağı yolculuktan-ölümden- zerre korkmayan, duyduğu hakaretlere ve zorlu yaşam şartlarına dirayetli..

Suçu neydi peki?

O coğrafyada doğmuş olması?
O ailede, o yıllarda doğmuş olması?

Hayata yenik başladı Firdevs..

Aşkı bilmiyordu, zevki, arzuyu, bilmiyordu...

Öğrenmeye başladı acımasız bir hayatta nasıl yaşaması gerektiğini...
"Çok acımasız bir hayatta .. "

Parayı öğrendi. Özgürlüğü öğrendi.

Bir gün Aşkı da öğrendi ama beklentisi gibi çıkmadı. O da acılıydı. Aşk acısı fiziksel acı gibi de değildi, içten içe yakar kül ederdi insanı... Ama mevzuu bahis aşksa yanmak mübah değil miydi zaten..



Bütün kadınlar fahişeydi ona göre.
Fark şuradaydı:
Kimileri tutsak, mahkum, kocalarına ait, ucuz, değersiz fahişeler;
Bazıları ise özgür, fiyatı yüksek fahişeler.

O özgür olmayı seçti. Acımasız olmayı, hissiz olmayı öğrendi.
Hayır! Dedi, fiyatını yükseltti. Çifte yenilgiye katlanamazdı bir insan. O hayır dedikçe arttı değeri..

Nefret etti erkeklerden. Kendisine dokunan pis ellerden, içi kir dolu tırnaklardan, zevk alıyor musun diye soranlardan..
Almıyordu işte.. nasıl alsındı? Bu onun işiydi sadece. His yoktu. Aşk yoktu. İnanmıyordu artık bunlara. .

Bir gün geldi, kazandığı özgürlüğü almaya çalıştı biri ondan.

Özgürlüğü çok kıymetliydi herkes gibi. Her şekilde bir ümit kurtuluş olarak gördüğü diploması ile iş aramak istedi tekrar, tek emeli özgürlüktü.

Daha fazla dayanamadı ve içindeki fiziksel gücü keşfetti.. Tek dayak yiyen kadınlar olamazdı... Olmamalıydı.
Neden olsundu? Buna bir dur diyemez miydi? Bu dengeyi değiştiremez miydi?

Sonra... Hayat ona öldürmeyi öğretti..

Bir prenses gibi gururluydu ve başı dikti.
Para ise çok değersizleşti gözünde.. Küçükken, daha çok küçükken, hayattan , kadınlıktan, hislerden ve zevkten bihaberken elinde tuttuğu ve gözünde büyüttüğü o bir liranın değeri birden yok olmuştu.


Öldürmek ona göre suç değildi. Çünkü bunu hak ediyorlardı kendi gözünde.
İdama mahkûm oldu. Af istemedi.. Pişman değildi çünkü. Tekrar olsa tekrar öldürürdü.

Kim onun kadar hayatını değiştirecek, kafa tutacak cesarete sahip.?

Ve en önemlisi.....
Sıfır noktası neresi??


Heyy A juez mutlaka okumalısın, harika bir kitap derken haklıymışsın, sonunda okudum. İyiki almışız, itiraf edeyim göz yaşlarıma hakim olamadım bir kaç yerde. Belki de kendimi fazla kaptırdım. Ama inanılmaz bir hikaye ve örnek. Evet kitaplığımın baş köşesinde yerini alacak..
Teşekkürler..

Ve ayrıca, okurken bazı yerlerde duraklayıp düşüneceksiniz..

Bu maceramın etkisi uzun sürecek..

silaes 
09 Tem 03:07 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 7/10 puan

A juez 'in yorumu sayesinde kitabi almak için 15 dakika içinde evden çıktım. Aldığıma da pişman olmadım. Keşke kitaptan daha önce haberdar olsaydım. Coğrafta itibariyle kitabı okurken iliklerime kadar sinir olmam zaten beklediğim bişeydi. Feminist bir tutumum yoktur ve pekte bilgi birikimim olmayan bir konudur. Oynak Frida'yla kıyasladığımızda bu kadın feminizmin direği, kadın özgürleşmesinin simge figürlerinden biri olması gerekirken adını sanını yeni duydum. Bu tarz gerçek yaşam öykülerini çok severim. Bana çok şey katar. Firdevs gibi kadınlara sonsuz saygım var.
Kitapta beni en etkileyen sahnelerden biri kardeşlerinin civcivler gibi kenar köselerde büzülüp öldüğünden bahsettiği anlardı. Sevgisizlik, hırpalanmışlık, kimsesizlik ve daha niceleri bahsi geçen coğrafyada meydana gelince haliyle çin işkencesine dönüşüyor.
İşte bu yüzden sözde bile olsa Cumhuriyet, demokrasi ve insan haklarının olduğu bir ülkede yaşamak güzel galiba....

Devran 
 29 Şub 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Mısır’lı bir fahişe olan Firdevs’in acılar ve zorluklarla dolu hayat hikayesini bizlere aktaran ve gerçekten insanı çok derinden etkileyen bir kitap..

Yazar, Firdevs ile idam edileceği gün kanatır cezaevinde tanışıyor. Yaşamının başından beri Ailesinden -babasından-, amcasından, amcasının zorla evlendirdiği yaşlı bir adamdan, ve ondan sonra hayatın gerçek acıları ile yüzleşen bir kadının korkusuzca ölüme gitmesini ve yaşamayı toptan reddedişini ayrıntılarıyla sürükleyici bir biçimde anlatmış.

‘Toplum bir bireyi nasıl suça itekler’ sorusunun en güzel cevabıdır bu kitap. tabii erkek egemenliğinin baskın olduğu bir toplumda Kadının yalnızca bir cinsel obje ve para ile satın alınan bir maldan farksız olduğunun en acı örneğidir Firdevs.

Keşke bütün okullarda zorunlu okunması gereken bir kitap olsaydı, belki kadınları biraz anlardık, belki empati kurabilirdik, belki bu kadar iğrenç insanlar olmazdı..
Defalarca okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum çünkü sadece beni değil okuyan bir çok arkadaşımı da çok derinden etkileyen bir kitap..

Son olarak Yazarın giriş kısmında Firdevs ile ilgili yazdıklarını söyleyemeden geçmeyeceğim..
‘’Firdevs, umarsızca en karanlık sona doğru çekilmiş bir kadının öyküsüdür. Bütün zavallılığına ve umarsızlığına karşın bu kadın, benim gibi yaşamının son anlarına tanık olan herkese, yaşama, sevme ve kendilerini gerçek özgürlük haklarından mahrum bırakan bütün güçlere karşı direnip bu güçleri yenme isteği vermiştir.’’

Burcu Kırmızıgül (Yazar) 
 14 Şub 09:59 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bir kadın hikayesi işte..Can acıtıcı,aşağılayıcı...Bazen kelimeler kifayetsiz kalıyor,kadınları bu kadar aşağılamaya kimsenin hakkı yok aslında..Aileden başlıyor tacizler,tecavüzler sonra nerelerde açıyor gözünü Firdevs.Maalesef üzücü bir kadın hikayesi daha okumuş bulundum.

Zehraca 
25 May 02:13 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Coğrafya itibariyle düşünürsek Firdevs 'in ruh halini en iyi anlayabilecek kadınların büyük bir kısmı bu ülkede yaşıyor. Hikaye çok çarpıcı, Firdevs'in erkeklerin yüzüne atmak istediği tokat gibi çarpıcı... Firdevs adı değişse de Ortadoğu 'da doğmuş bütün kadınların ortak adı aslında. Doğduğu andan itibaren belki de ömrü boyunca hiç tanımayacağı adamlar tarafından belirlenmiş kurallarla, kalıplarla yaşamak zorunda kalan Firdevslerle dolu etrafımız. Kadınlara karşı olan bu çarpık düşünceler, şiddet, hor görme, metalaştırma o kadar uzun zamandır var ki, toplum bunu normal karşılıyor, kanıksıyor. Firdevs gibi biri çıkıp acı gerçekleri yüzlere vurunca da onu bir an önce kesilmesi gereken bir urmuş gibi kesip atıyor, asıyor.

İşin en ironik tarafı ise kadına bu kötülükleri reva görenlerin kendine dindar diyen çevreden çıkması, bunun için fetva veren kendilerine alim diyen insanların bunu gururla savunması.

Mevlana gibi;

"Kadın Hak Nurudur,
Sade Sevgili Değil...
Sanki Yaratıcıdır,
Yaratılmış Değil”

diyen alimlerden, kadın insan mıdır - hayvan mı? diye yanı başımızda panel düzenleyen Kur'an okudu mu bizim hacı amcaları, teyzeleri tilavetleriyle ağlatan ama okudukları asla dillerinden kalplerine inmeyen alimlere kalmış olmamız ne acı...

Ruhun Şad olsun Ziya Paşa. Ne güzel de özetlemişsin bir iki kelimeyle, bizim sayfalarca anlatamayacağımız acı gerçekleri...

'' Ne günlere kaldık ey gâzi hünkâr katır mühürdâr oldu eşek defterdâr. ''

Konusu itibariyle çok güzel bir kitap ama okurken yazar hikayeye yazık etmiş, çok daha iyi anlatılıp belki de dünya edebiyat klasikleri arasına girebilirdi dediğim çok nokta oldu. Yine de dediğim gibi Firdevs'in hikayesi çok şey anlattığından kesinlikle okunması gereken bir kitap.

Sevda ALTUNTAŞ 
 25 Nis 20:21 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Mısırlı feminist yazar Neval El Saddavi'nin 1984 yılında yayımlanan romanıdır.
Olay , Neval El Saddavi'nin ''Mısırlı Kadınlarda Nevroz'' konusunu araştırmak üzere gittiği Kanatır Cezaevinde , bir erkeği öldürmekten dolayı idama mahkum edilmiş Mısırlı bir fahişe olan Firdevs isimli kadını tanımasıyla başlar.

Amcası tarafından tacize uğrayan Firdevs,
Erkek evlatlarını üstün tutup kız çocuğuna değer bile vermeyen bir baba,
Amcası tarafından dedesi sayılacak bir adamla başlık parası karşılığında evlendirilen,
Korkudan sığındığı bir adam tarafından tecavüze uğrayıp pazarlanan...
İdamdan kurtulmak için imkanı varken ölümü tercih eden FİRDEVS!!!

İsimler,şehirler değişse de bir yerlerde Firdevs olmaya mahkum edilen kadınların yaşadığına eminim !

gökçe türkkan 
09 Haz 16:48 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap beni burktu, kıvırdı böyle nasıl anlatayım yüzüme, gözüme hüzün yağdırdı. Okurken biraz olsun değiştiremedim suratımın acıyan halini. Bu benzer duyguları Khaled Hosseini'nin Bin Muhteşem Güneş'te ve Zülfü Livaneli'nin Huzursuzluk romanında da hissetmiştim. Şükretmek çok güzel bir şey. Batı'da dünyaya gözlerini açmak ne güzel bir şey! Hep dediğim bir şey var, Doğu'da bir kadın olarak hayata başlamak bazı istisnalar hariç, yenik başlamaktır. Bununla ilgili Hakan Günday'ın Daha'da söylediği söz buraya cuk oturuyor; 'Her bireyin kaderi, içine düştüğü kalabalığın elindedir.' Hakikaten öyle. Ve o nasıl kara bir kalabalık öyle. Ne uğursuz, ne merhamet yoksunu insansı bir güruh...

Yazarı Neval es-Saadavi'nin kaleminden çıkan kitap, gerçek bir hayat hikayesinden sayfalara damlayandır. Mısırlı Firdevs adında cezaevinde bulunan bir kadının, kendi ağzından paylaştığı yaşamıdır. Kendi evinde bir sığıntı gibi yaşamış Firdevs. Hele babasının kendisinin yiyip, onlara bir lokma vermediğini, kışları sıcak odada kendisinin uyuyup, onu soğuk odaya yollamasını okuyunca, yok dedim bu gerçek bir baba olamaz herhalde...Ama hepsini yaşamış Firdevs. Amcasının ufaktan tacizlerini, kendisinden oldukça yaşlı biriyle evlendirilmesini, günde bilmem kaç öğün dayak yediğini.

Doğulu kadın, hep bir değil birkaç adım arkada. Bunu ben bile gözlerimle görmüştüm. Doğu ülkelerinden birine gittiğimde, bizim gibi batılılara nasıl hayranlıkla baktıklarını, yanlarındaki erkeğin hep arkasından yürüdüklerini görmüştüm. Yüzleri hep yerdeydi. Onlara dikkatle baktığınızda hemen yüzlerini aşağıya indiriyorlardı.

Niceleri var Firdevs gibi. Onlarda doğuyor, yaşıyor ve ölüyorlar ama belki de hayatlarında çok basit olarak mandalinayı mı yoksa portakalı mı sevdiklerini bile bilmiyorlar! Kitabı merak edenlere tavsiye ediyorum yalnız yazarın dili bir tık daha iyi olabilirdi dedim. Bazı yerleri sanki o duygulara çok temas etmeden geçmiş gibi geldi bana. Genel anlamda tabi ki tavsiye ediyorum. İyi okumalar.

Kitap gurusu 
 20 Nis 14:33 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Sıfır Noktasındaki Kadın, Neval El Saddavi'nin 1984 yılında Mısırda yayımlanan ve döneminde hayli ses getiren romanı... Bu romanı okumama vesile olduğu için ayrıca Zehraca arkadaşıma teşekkür ediyorum. Kitap son derece akıcı nasıl başlayıp nasıl bitti anlayamadım. Ne zaman bu tarz kitaplar okusam bir kadın olarak; kadının doğu kültüründe nasıl görmezden gelindiğini, çığlıklarının duyulmadığını doğu kültüründe kadının adının olmadığını görüyorum. Hikayenin kahramanı olan Firdevs'in söylediği ölümle gerçek birbirlerine benzer. Gerçekler de insanı öldürdüğü için , ölüm gibidir... Ben bir insanı öldürdüğüm zaman, onu bıçakla değil, gerçekle öldürdüm. Bu yüzden korkuyorlar; beni yok etmek için bu yüzden acele ediyorlar bıçaktan korkmazlar, onları korkutan gerçeğimdir! sözlerinin ne kadar gerçek gerçekçi olduğunun hikayesidir. Bir kadının ölüme giderken takındığı vakur duruş kadınların ne kadar güçlü yaratıklar olduğunu; ama bunun için doğu kültüründe fırsat verilmediğini, eğitim haklarının ellerinden alınarak küçük yaştan itibaren köleleştirildiklerini buna en ufak başkaldırı da canlarıyla ödediklerinin gördükten sonra ülkemde kendilerine verilen hakları ellerinin tersiyle iten Cumhuriyet kadınlarını gördükçe kadın olarak hem cinslerime şunu sormak istiyorum köle olmak bu kadar güzelse neden bu kadar kadın özgürlüğü için canlarının hiç kuşku duymadan veriyor? Kitapta geçen ve beni etkileyen bir paragrafla bitirmek istiyorum. Hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey ummuyor, hiçbir şeyden korkmuyorum bu yüzden özgürüm. Çünkü yaşamımız boyunca bizi köleleştiren isteklerimiz, umutlarımız, korkularımızdı...Özgürlüğüm onları öfkelendiriyor hala istediğim, hala korktuğum ya da hala özlediğim bir şey kalmış olması hoşlarına giderdi. O zaman bir kez daha köleleştirebilirlerdi. Sonuç olarak bu platformda bir tartışma ortamı oluşturmak istemediğimi ekleyerek incelememi bitiriyorum teşekkür ederim...

4 /

Kitaptan 174 Alıntı

A juez 
27 Nis 00:00 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Yalnızca makyajım , saçım ve pahalı ayakkabılarım 'üst sınıf 'tı .
Ben , orta okul diplomam ve arzularımla 'orta sınıf'a aittim .
Ailemse 'aşağı tabaka'dandı .

Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 24 - Metis Yayınları)Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 24 - Metis Yayınları)

Ama tanıdığım bütün erkekler bende tek bir istek uyandırdı: elimi kaldırıp yüzlerine okkalı bir şamar indirmek.

Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-SaadaviSıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi

Kız çocuklarından biri öldüğü zaman babam her zamanki gibi yemeğini yer, anneme ayaklarını yıkatır, sonra yatmaya giderdi. Ölen çocuk erkekse babam annemi dövdükten sonra yemeğini yiyip
gene yatağa yollanırdı.

Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-SaadaviSıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi
İlknur Burcu Keser 
01 Şub 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

"Geçmişimde, çocukluğumda kayda değer bir şey yoktu; ne aşk ne de başka bir şey. Bu yüzden benim söylediğim her şey gelecekle ilgiliydi. Çünkü gelecek, istediğim renklerle boyamak üzere hâlâ benimdi. Özgürce karar vermek, istersem değiştirmek üzere hâlâ benim..."

Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 35)Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 35)
Gizem 
25 Ağu 14:17 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kitapları sevmeye başladım, çünkü her kitapta yeni bir şey öğreniyordum.

Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 37 - Metis Yayınları)Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 37 - Metis Yayınları)
Gizem 
26 Ağu 15:32 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Oysa ben aşktan bir şeyler beklemiştim. Aşkı tanıyınca insan olduğumu hissetmeye başlamıştım.

Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 89 - Metis Yayınları)Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 89 - Metis Yayınları)
Gizem 
24 Ağu 23:13 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yazarın önsözü
" O benzersizdi. Sırf çehresi, tavırları, cesareti ya da derin bakışları değildi onu öbür kadınlardan ayıran; yaşamayı toptan reddedişi, ölümden zerre kadar korkmayışıydı. "

Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 9 - Metis Yayınları)Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 9 - Metis Yayınları)