Sıfır Sayı

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.686
Gösterim
Adı:
Sıfır Sayı
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952362565
Kitabın türü:
Dil:
Azerice
Yayınevi:
Qanun
Baskılar:
Sıfır Sayı
Sıfır Sayı
Umberto Eko “Sıfır sayı” əsərində İtaliyanın son illərdəki tarixini gözdən keçirir. Bu əsərdə oxucular “Gladio” adlı gizli təşkilatdan, Roma papasının qətlə yetirilməsindən, hökumət çevrilişlərindən, terror təşkilatlarıyla xüsusi xidmət orqanları arasındakı müəmmalı əlaqələrdən xəbərdar olacaqlar. Umberto Eko bu əsərdə İtaliyanı idarə etmiş faşist hakimiyyətini dərindən araşdırır və mövzunu Mussolininin üzərində qurur.



Yazıçı 1992-ci il İtaliyası ilə Mussolini İtaliyası arasında müqayisələr aparmaqla yanaşı, pis jurnalistliyin insanları necə bir fəlakətə sürükləyə biləcəyini də incə detallarla oxucuya izah edir. “Sıfır sayı” əsəri bir çox dolaşıq və müəmmalı hadisələri bir yerə toplayaraq İtaliyanın son əlliillik tarixi haqqında oxucuda fikir yaradır.



Bu gün vicdanlı jurnalistliyin əhəmiyyətini dərk etmək istə­yənlər, xalqın xəbərləri olduğu kimi deyil, müəyyən adamların istədiyi kimi almasının bir ölkənin taleyini necə dəyişdirdiyini görmək istəyənlər Umberto Ekonun “Sıfır sayı” əsərini mütləq oxumalıdırlar.
176 syf.
·15 günde·Beğendi·8/10 puan
Umberto Eco oldukça iyi tanınan, ama, o kadar da çok okunmayan bir yazar ülkemizde. Şubat 2016'da hayata gözlerini yumduğunda yedi romanın yanı sıra tarih, edebiyat vb. konularda onlarca eser bırakmıştı bizlere. Ortaçağ ve göstergebilim konusunda dünyanın sayılı isimlerinden birisi olan Eco ülkemizde Sean Connery'nin oynadığı filme konu olan “Gülün Adı” romanı ile tanındı daha çok.

Gerçek bir modern çağ klasiği olan Gülün Adı'ndan öte Foucault Sarkacı diye bir kitabı var ünlü yazarın. Okumak ve anlamak için önemli bir zamanınızı feda edeceğiniz, bitirdikten sonra o hazzı bir kere daha yaşamak için her şeyinizi verebilecek olsanız da, benzer bir deneyim yaşamanızın imkansız olduğunu fark edeceğiniz bir kitap. Sıfır Sayı'da da benzer bir şey deneyimlemek istemiş yazar.

Bilen bilir, Umberto Eco kitapları öyle bir oturuşta okunan kitaplar değil, sıkıcılığından ya da durağanlığından değil ama kesinlikle. Kitap içinde geçen olayların, terimlerin, göndermelerin yani çoğu şeyin derin bir bilgi birikimi gerektirmesi, bir bilgi kaynağına başvurmadan kitapları bitirmeyi hafiften imkansız kılıyor. Yani tabi ki okuyabilirsiniz, ama bu ne bileyim, Wikipedia'sız İnternet'e benzer belki. Yani aradığınız her şeyi İnternet'te bulamadığınız o eski, karanlık günleri düşünün. Neyse ki yıl 2019 ve biz kitaplarda gördüğümüz her türlü şeyi telefonumuzun tek bir tuşuyla kolaylıkla öğreniyoruz bu bilgiye aç ülkede. Evet, bu kitap da verdiğim örneğe bir istisna değil tabi ki.

Sıfır sayı (Necip G. daha iyi bilir gerçi burayı) gazete ver dergilerin dağıtımdan önce hazırladıkları deneme sayısıymış ekşi sözlüğe göre (orası da kapanırsa artık gazetelerden öğrenebiliriz bilgileri). Temel olarak gazeteciliğe sarmış Eco bu kitapta. İnternet'in emekleme aşamasında olduğu, gazetelerin haber aktarımında hala temel araç olduğu 1992 yılında, kitabın arkasında da belirttiği gibi tam bir gazetecilik dersi veriyor bizlere. Gerçi kitabın araksında kötü gazetecilik diyor ama iyi gazetecilik konusunda bir örnek bulunmadığı için şu an önümüzde, hemen her gazetecinin benzer şeylerle haşır neşir olduğunu düşünüyorum çalışabilmek için.

Foucoult Sarkacı gibi sonlardan başlıyor kitap ve yetenekli ama “kaybeden” biri olan Commoli'nin iki ayını anlatıyor. Simei diye bir gazeteci, hayırsever bir işadamı tarafında çıkarılacak – aslında hiç bir zaman çıkarılmayacak- Yarın isimli bir gazetenin sorumluluğunu teklif ediyor Commoli'ye. 12 ay için 12 sıfır sayı basılacak. Ve sonunda Commoli bu gazetenin hazırlanma hikayesini içeren bir kitap yazacak.

Evet, olaylar böyle başlıyor, ilgi çekici karakterler var gazetede ve ilk bölümlerde onlarla birlikte tüm pisliklerini öğreniyoruz işte bu gazetecilik işinin. Aslında o kadar çok manipülasyona maruz kalmışız ki şu ana kadar, çoğunun aslında bildiğimiz şeyler olduğunu görüp seviniyoruz. Neyse ki İnternet var diyoruz, Twitter vb. siteler var da, bize her söylenene inanmıyoruz.

Aynı Foucoult Sarkacı gibi ortalarına doğru komplo teorileri üzerinden şekillenmeye başlıyor bu kitap da. Milano sokaklarını gezerken, bir anda kendinizi ikinci dünya savaşının sonundan itibaren başlayan bir olaylar zincirinde buluyorsunuz. Mussolini, Gladio, Stay Behind, Vatikan, Aldo Moro Arjantin vb. derken kitap bitiyor ve sonlardaki şu paragraf (#38652964) ile 90'ların İtalya'sı ile aslında fazla bir farkımız olmadığını düşünüyorsunuz.

Foucoult Sarkacı gibi tamlamasını bolca kullandım biliyorum, ama elbette o kadar yoğun değil bu roman, topu topu 176 sayfacık. Ama hakkını vererek okursanız – ben Bagnera sokağında gezdim mesela Google Street View'de- çok güzel bir tecrübe oluyor bu kitap da. Çeviri kötü değil,Umberto Eco'nun kıvrak diline uyum sağlamış. Kitap boyunca bilgi sağanağına tutulmanıza rağmen hiç sıkılmıyorsunuz anlatımdan.

Bazı arkadaşların söylediği gibi Umberto Eco'ya başlamak için iyi bir kitap olabilir kendisinin bu son eseri. Ama en iyisini, en zorlusunu tercih ederseniz her zaman için Foucoult Sarkacı'nı önerebilirim size. İyi okumalar.
176 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Umberto Eco çok tanınan ancak zor okunan bir yazardır. 2016 yılında hayatını kaybeden yazarımızın veda eseri olan "Sıfır Sayı" romanı gazeteciliğin iç yüzünü bize aktarıyor. Gazetecilik ilkelerinin göz ardı edildiğini, "basın özgürlüğü"nün aslında olmadığını anlıyorsunuz bu kurmaca kitap sayesinde.

Bu arada Eco'yu okurken derin bir tarih bilgisi de gerekiyor. Neyse ki şimdi internet sayesinde gençler şıp diye bulup öğrenebilirler olayları.

Mussolini ile ilgili kısımlar da çok ilginçti doğrusu.
176 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10 puan
2016 yılında hayatını kaybeden Umberto Eco'nun veda romanıdır "Sıfır Sayı". Günümüzde basının geldiği içler acısı, acınası durumu ve "basın özgürlüğü" diyerek bağırırken arka tarafta kurulan gizli tezgahları, günlük hayatta benzerine sıklıkla rastlanabilecek bir kurmaca üzerinden anlatıyor Eco.

Kahramanımız Colonna 50 yaşında başarısız biridir; çeviriler yaparak ya da gazete ve dergilere ufak tefek yazılar yazarak hayatını sürdürmeye çalışır. Günün birinde çok iyi maaşlı bir iş teklifi alır; 12 adet "deneme" amaçlı "sıfır sayı" çıkaracak günlük bir gazetenin yazı işleri sorumlusu olacak ve gazetenin hazırlanışıyla geçen bir yılın öyküsünü yazacaktır. Gazete hiç piyasaya sürülmeyecektir aslında, amaç gazetecilik değil şantajdır, Colonna'nın hazırlayacağı kitap ise işler kötü giderse patronun sigortası olacaktır.

Romandaki kahramanlar günümüz basınının acınası durumunu yansıtır. Ücretini alamayan, masa başında uydurma dedikodu haberleri yazarak ayakta kalmaya çalışan vasıfsız bir kaybedenler grubu olan ekibin bu şantaj planından haberi yoktur. Patron ekibe veciz gazetecilik dersleri verir sürekli:

“gazeteyi yapan haber değil, haberi yapan gazetedir”

"gazeteler -ya da genelleme yaparsak medya- insanlara, topluma olayları nasıl görmesi gerektiğini, neyi konuşması ve nasıl düşünmesi gerektiğini söyler"

“birilerinin denetleyebileceği verileri ifşa etmektense olumsuz imalarla yetinmek yeğdir”

“genelleştirilmiş kuşkular yaymakla sınırlayalım kendimizi, şifreli mesajlar verelim, canımız çekerse daha fazlasını yazmaya muktedir olduğumuzu hissetsinler.”

"Sıfır Sayı" günümüzde gazeteciliğin nasıl yapıldığını, halkın nasıl yönlendirildiğini, masa başında "basın özgürlüğü" konusunda ahkam kesenlerin arka tarafta nasıl "haber" yaptığını/yaptırdığını eleştirel bir bakış açısıyla anlatıyor.

Benim kitaba yönelik tek eleştirim şu oldu: Demek ki İtalya'da durum Türkiye'den iyiymiş ki Eco şantajı yapan ekibin bu rezilliği üstü kapalı yöneteceklerini düşünmüş. Türkiye'de günlük herhangi bir gazeteyi ya da televizyonu açın, bu rezilliklerin açıkça, saklama gereği dahi duymadan yapıldığını ve sorumlularının yüzleri kızarmadan yazmaya ve konuşmaya devam ettiklerini görebilirsiniz. Üstelik eleştirirseniz sizi köşeleri vasıtası ile öyle bir paylarlar ki bu arsızlığa pes edip şapka bile çıkarırsınız!!!
176 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yazarın tüm kitaplarını merakla ve iştahla okuyabilirim. Çarpıcı bir kurgunun içine siyaset gibi çetrefilli bir konuyu bu kadar ustaca yerleştirip benim gibi siyasetin s’sine bile okuma söz konusu olunca katlanamayan birine bu koca kitabı okuttu. Yazara şapkamı çıkarıyorum. Mussolini ile ilgili kısmı çok zekice buldum. Araştırmam gerek, gerçek mi emin olamadım o derece etkileyici geldi. Gülün adı kitabından sonra kısacık gelse de okurken kısacık olmuyor.
Okunası bir kitap daha. Kitapla kalın.
176 syf.
·7/10 puan
Çox oxucu bu yazarı, məşhur və ilk əsəri olan “Qızılgülün adı” ilə tanıyıb. Mən isə sonuncu əsəri olan “Sıfır sayı” ilə tanıdım. Deməli əsas mövzu kütləvi informasiya vasitəsi, media üzərində qurulub. Kitabı oxumazdan əvvəl, qətiyyən mövzunun nədən bəhs etdiyi barədə fikrim yox idi. Yəni heç haqqında maraqlanmamışdım da sözün açığı. Sadəcə oxumağa başladım. Və oxuduqca İtaliyanın tarixini az-çox öyrənmiş də oldum. “Sıfır sayı” əslində siyasi motivlər əsasında yazılan əsərdir. Bu da ixtisasımla bağlı olduğuna görə siyasi, tarixlə bağlı olan kitablar daha çox marağımı çəkir. Faydalı olduğunu düşünürəm. Onu da qeyd edim ki, səhfələri az olmağına baxmayaraq bir gündə oxunulacaq kitablardan da deyil.

“Sıfır sayı” heç vaxt çap olunmayacaq bir qəzetdir. Hadisələr 1992-ci ildə İtaliyada cərəyan edir. Həm də 50 il öncəki İtaliyanın həyatını, tarixini də da göz önünə sərir.
Baş qəhrəman Colonna əslində uğursuz jurnalistdir. Amma bir gün Simei adında iş adamından iş təklifi alır. Eyni zamanda bu redaktorda digər 6 uğursuz jurnalist də çalışacaq. Və bu insanlar müəyyən məlumatlar üzərində çalışacaqlar. Əsas məqsəd isə biznesmen olan bir şəxsin Commendatorenin yuxarı təbəqənin insanlarına öz təsirini göstərmək istəməsidir. Commendatore bu insanların “qara” işlərini mediyaya yaymaqla hədələmək, bir növ onları təhdid etmək istəməsi ilə üzərinə qurulan bir lahiyədir. Simei bu jurnalistlərə Commendatorenin tapşırığı əsasında bəzi mövzuları araşdırmağı tapşırır. Qəzetin adı isə “Sabah” olacaq. Və jurnalistlərin araşdırdığı mövzular əsasında İtaliyanı, Mussolinini, Vatikanın oyunlarını və digər qaranlıq məsələləri öyrənmiş olacayıq.
Əslində Eco medianın iç üzünü, hər xəbərin arxasında kiçik də olsa yalanın olduğunu oxuculara çatdırmaq istəyib.
176 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
"Gülün Adı" ve "Foucault Sarkacı" gibi uzun soluklu eserlere alışık olan okur için bu kitap ilk anda çerez gibi gelebilir. Yanılmayın, hiç de öyle olmadığını ilk 80 sayfada öğreneceksiniz. Kitap görünürde italyan siyasi geçmişine değinmesi ile bize ilk anda karışık ve yorucu gelebilir. Aşina olmadığımız konular karmakarışık şekilde 1940 lardan başlayıp kitaptaki güncel olaylara ( öykü 1992 de geçiyor ) bağlandığında çoğu Türk okuyucu için itici gelebilir. Aslında detaylara kapılmadan ( Eco detaycı yazardır, inanılmaz bilgi birikimi ve araştırma yeteneği ile ustalığını defalarca kanıtladı) hikâyenin gidişatına kendinizi verip satır arasını göz ardı etmezseniz asıl mesajı alırsınız.
176 syf.
''Sıfır Sayı'' Umberto Ecu'nun güçlü kalemini bir kez daha gösterdiği muhteşem kurgulu ve tam bir kötü gazetecilik rehberi olabilecek nitelikte bir kitap. Gazeteciliğin önemini bir kez daha anlıyoruz,gazeteciler yaşanan bir çok olayın başlıca kahramanları. Yaptıkları haber ve yazdıkları yazılarla binlerce kişinin ruhuna işliyor ve bombalar patlatıyorlar ya da bazen kişilerin felaketleri oluyorlar. Dürüst gazetecilik yapmanın ne kadar önemli olduğunu ,yaşanan olayların perde arkasının aslında çokta halka yansıtıldığı gibi olmadığını ve gazetecilerin yayımladığı haberlerin arkasında oyunlar ve entrikalar döndüğünü yazar tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiş. Kitabın bir diğer yönü ise Benite Mussolini hala yaşıyor mu ? Bu da sizi polisiye bir maceranın içine sokuyor. Keyifli okumalar.
176 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
İtalya'nın belki yakın tarihine ışık tutmak amacıyla ölmeden önce yazmış olduğu son kitap olan "Sıfır Sayı", Umberto Eco'nun gazetecilik kötüye nasıl kullanılır? konusunu işlediği bir kitap. Yazarın kitaplarını birçok okur sevse de, bazı okurlar da yazarı anlaşılmaz, ilk sayfaları sıkıcı gibi değerlendirmelerde bulunuyorlar. Belki de bunun sebebi Türkçe'ye tercüme edilirken tam anlamıyla iyi tercümeler yapılamaması. Bilemiyorum. Ama işinin ehli tercümeler her zaman daha öne çıkıyor. Sıfır Sayı gazetelerin çıkmadan önceki deneme sayıları ve kitapta bir gazetenin ismi. "Numero Zero" aslında çok tartışılacak haberlere imza atabilecek bir proje. Gazetenin adı Yarın ve kitapta "Sıfır Sayı" olarak adlandırılıyor.
Kitapta gazetelerin, televizyonların genişletirsek medyanın yalan üstüne yalan söylediğini ama bu yalanlarla artık uyuşturulan toplumun doğru habere çok sorgulayıcı birileri yoksa çoğunlukla doğru habere ulaşamadığını anlatıyor. Oysaki her bireyin doğru haber alma hakkı var. Ama bunu uygulayan yok şeklinde sunuyor.

“Gazeteler yalan söyler, tarihçiler yalan söyler, bugün televizyon da yalan söylüyor. Bir yıl önce televizyonda, Körfez Savaşı sırasında Basra Körfezi’nde zifte bulanmış olarak can çekişen karabatağı hatırlamıyor musun? Sonra öğrenildi ki o mevsimde körfezde karabatak olması mümkün değilmiş ve o görüntü sekiz yıl öncesine, İran-Irak savaşı dönemine aitmiş. Bazılarına göre de hayvanat bahçesinden aldıkları karabatağı petrole bulamışlardı.” 
Yani medya istediği gibi yönlendiriyor. Siyahı beyaz, beyaz siyah, suçluyu namuslu, namusluyu hain gösterebiliyor. O yüzden hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Hele okumayan, araştırmayan, sorgulamayan bireylerin çoğunlukta olduğu toplumlarda medya büyük bir zehirli, uyuşturucu bir güçtür. Kendi halkına masa başı yalan haber yapan ve sunan medya, düşmandan daha tehlikelidir. Ele geçirilmiştir. Başka düşman aramaya gerek yoktur. Dediğim gibi herkesin doğru haber alma hakkı vardır. Bu haktır. Günü gelince hakikat geçmişte sunulan binlerce, milyonlarca yalanı yerin dibine batırır ama iş işten geçer. Ölen öldüğüyle, iftiraya uğrayan uğradığı ile kalır. Bu yüzden bu mesleği yapan insanlar haber yazılarında çok dikkatli yazmalı, kişilerin kul hakkına girmemelidir. Bin şüphe bir delil sayılmaz. Kişiye, kuruma göre tavır alan tüm gazetecilik batmaya mahkûmdur. Kitapta bunu şöyle bir örnekle genişletiyor.

"Köşede gazete bayii olan 42 yaşındaki Bay Rossi’yi dinledik . Ne denir ki, alın yazısı işte, dedi, o zavallı adam için çok üzgünüm ama kader kaderdir. Bundan hemen sonra yakındaki şantiyede çalışmakta olan 34 yaşındaki Bay Bianchi’ye söz verilir ve o da şöyle der: Suç kesinlikle belediyenin, bu viyadükün sorunlu olduğu uzun süredir biliniyordu. "

Kişiye göre gazetecilik, kişiye göre adalet, kişiye göre eğitim, kişiye göre tavırlar insan haklarına da aykırıdır. Herkes için masumiyet karinesi geçerli olmalı, insanlar iki üç satır yalan yazı ve montaj resimlerle hayatları karartılmamalıdır. Temiz gazetecilik bunu gerektirir. Kitapta daha çok kötü niyetle yapılan gazetecilik öne çıkarılmıştır. Medya istediği fikri istediği gibi hızlıca yayabilir. Dün iyi dediğimizi bugün kötü, bugün iyi dediğimizi yarın kötü gösterebilir. Büyük güçtür. İnsanlara nasıl düşünmeleri gerektiği algısını çok iyi yapar ve uygular. Hatta daha ileri gidip haber yapmaktan ziyade doğru haberleri örtmeye sebep olurlar.
Bu kitabı özellikle gazetecilik okuyan, bu işi yapanlara tavsiye ediyorum. Yaptıkları işin aslında ne kadar etkili ve ne kadar titiz çalışmaları gerektiğini görmeleri için...
176 syf.
·23 günde
Ben yıllarca gazete seçmeyi becerememiş bir insan olarak o kadar çok şey yazmak isterim ki bu kitapla ilgili fakat uzun uzun anlatıp sıkmaya gerek yok.
Gazetecilik nedir? Olayları objektif yansıtmama sanatı derim. Kitap nasıl kötü gazeteci olunur, haberler nasıl saptırılır, gündeme gelecek meselelerin ayağı nasıl kaydırılır ve hiç gündem olmayacak mesele nasıl bir anda gündem olur gibi onlarca sorunun cevabınını barındırıyor içinde.
Kitap hem Avrupa tarihi (kısa bir kesitte olsa) -ki ben bu alanda zayıf olduğumu fark ettim hem de kötü gazeteciliğin rehberliğini yapmış bize... Keyifli okumalar...
Yarım bıraktığım 2. Kitap olma özelliğine sahip oldu sıfır sayı. Çünkü henüz eco'yu anlayabilecek daha doğrusu anlattığı şeyleri bilerek okuyabilecek bir okuyucu değilim. Kitabında çok fazla italyan tarihi ile ilgili şeyler olduğu ve ben de anlatılan şeylerin ne olduğu anlamadığım için devam etmek istemedim. Bu konuda daha da bilgilendiğim zaman mutlaka baştan başlayıp okuyacağım bir kitap olacaktır. Fakat şimdilik kitaplığımda bir süre daha beklemek zorunda..
176 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Doğrusu bu ancak Eco'nun aklına gelirdi. Hiç çıkmayacak bir gazete kurmak, Bu gazete için bir kadro oluşturulması ve herkesin verilen görevler üzerinde ciddiyetle çalışması. Eco Braggoclocio karekteri üzerinden İtalya'nın son elli yıllık tarihini vermiş. Açıkçası bende çok merak ettim Musollini hikayesi gerçek mi? Kurgu mu?Aklıma takıldı. Diğer yanda papa suikastinin gerçek olduğunu bildiğimden Musollini hikayesi de gerçek olabilir. Dünya da gladyonun başaramayacağı iş yok maalesef.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sıfır Sayı
Sayfa sayısı:
172
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789952362565
Kitabın türü:
Dil:
Azerice
Yayınevi:
Qanun
Baskılar:
Sıfır Sayı
Sıfır Sayı
Umberto Eko “Sıfır sayı” əsərində İtaliyanın son illərdəki tarixini gözdən keçirir. Bu əsərdə oxucular “Gladio” adlı gizli təşkilatdan, Roma papasının qətlə yetirilməsindən, hökumət çevrilişlərindən, terror təşkilatlarıyla xüsusi xidmət orqanları arasındakı müəmmalı əlaqələrdən xəbərdar olacaqlar. Umberto Eko bu əsərdə İtaliyanı idarə etmiş faşist hakimiyyətini dərindən araşdırır və mövzunu Mussolininin üzərində qurur.



Yazıçı 1992-ci il İtaliyası ilə Mussolini İtaliyası arasında müqayisələr aparmaqla yanaşı, pis jurnalistliyin insanları necə bir fəlakətə sürükləyə biləcəyini də incə detallarla oxucuya izah edir. “Sıfır sayı” əsəri bir çox dolaşıq və müəmmalı hadisələri bir yerə toplayaraq İtaliyanın son əlliillik tarixi haqqında oxucuda fikir yaradır.



Bu gün vicdanlı jurnalistliyin əhəmiyyətini dərk etmək istə­yənlər, xalqın xəbərləri olduğu kimi deyil, müəyyən adamların istədiyi kimi almasının bir ölkənin taleyini necə dəyişdirdiyini görmək istəyənlər Umberto Ekonun “Sıfır sayı” əsərini mütləq oxumalıdırlar.

Kitabı okuyanlar 643 okur

  • Şəmçizadə Kamilə
  • BÜŞRA ALTUN

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0