Adı:
Sıfır Sayı
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050929751
Kitabın türü:
Çeviri:
Eren Yücesan Cendey
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Tam bir “kaybeden” olan Colonna (50), gazeteci Simei’den iyi bir iş teklifi alıyor: “Yazı işleri sorumlusu ya da benzeri bir şey” sıfatıyla bir yıl boyunca bir günlük gazete için hazırlanan 12 “sıfır sayı”yı yönetecek ve “asla çıkmayacak olan bir günlük gazetenin hazırlanışıyla geçen bir yılın öyküsü”nü anlatan bir kitap yazacak. Patron Vimercate, bu gazete sayesinde “finans ve politika dünyasının güzel salonunu rahatsız edebileceğini kanıtladıktan sonra, olasılıkla bu güzel salon ona bu düşünceden vazgeçmesini rica edecek, o da Yarın tasarısını bir kenara kaldırıp güzel salona giriş yapma iznini koparmış olacak.” Teklif sahibi Simei’nin de kendi planı var: “her şey suya düşerse kitabı yayımlarım. Bomba gibi patlayacak ve yayın hakkı adına bana belli bir gelir sağlayacaktır. Ya da, olur ya, birileri yayımlamamı istemez ve bana bir total verir. Net.” Olaylar böyle başlıyor ve Eco gözde konuları aracılığıyla İtalya’nın 50 yıllık tarihini yeniden yazıyor: Gladio, bir Papa’ya suikast, başka bir Papa’nın öldürülmesi, hükümet darbeleri, gizli servislerle terör örgütlerinin karmaşık ilişkileri… Ve bir soru: Acaba Mussolini sağ mı?
"Gülün Adı" ve "Foucault Sarkacı" gibi uzun soluklu eserlere alışık olan okur için bu kitap ilk anda çerez gibi gelebilir. Yanılmayın, hiç de öyle olmadığını ilk 80 sayfada öğreneceksiniz. Kitap görünürde italyan siyasi geçmişine değinmesi ile bize ilk anda karışık ve yorucu gelebilir. Aşina olmadığımız konular karmakarışık şekilde 1940 lardan başlayıp kitaptaki güncel olaylara ( öykü 1992 de geçiyor ) bağlandığında çoğu Türk okuyucu için itici gelebilir. Aslında detaylara kapılmadan ( Eco detaycı yazardır, inanılmaz bilgi birikimi ve araştırma yeteneği ile ustalığını defalarca kanıtladı) hikâyenin gidişatına kendinizi verip satır arasını göz ardı etmezseniz asıl mesajı alırsınız.
''Sıfır Sayı'' Umberto Ecu'nun güçlü kalemini bir kez daha gösterdiği muhteşem kurgulu ve tam bir kötü gazetecilik rehberi olabilecek nitelikte bir kitap. Gazeteciliğin önemini bir kez daha anlıyoruz,gazeteciler yaşanan bir çok olayın başlıca kahramanları. Yaptıkları haber ve yazdıkları yazılarla binlerce kişinin ruhuna işliyor ve bombalar patlatıyorlar ya da bazen kişilerin felaketleri oluyorlar. Dürüst gazetecilik yapmanın ne kadar önemli olduğunu ,yaşanan olayların perde arkasının aslında çokta halka yansıtıldığı gibi olmadığını ve gazetecilerin yayımladığı haberlerin arkasında oyunlar ve entrikalar döndüğünü yazar tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiş. Kitabın bir diğer yönü ise Benite Mussolini hala yaşıyor mu ? Bu da sizi polisiye bir maceranın içine sokuyor. Keyifli okumalar.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.559 Oy)18.068 beğeni40.932 okunma2.579 alıntı171.950 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.140 Oy)8.442 beğeni27.049 okunma743 alıntı131.868 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.486 Oy)8.428 beğeni24.842 okunma2.199 alıntı107.106 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.802 Oy)8.735 beğeni23.905 okunma1.595 alıntı110.791 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.711 Oy)6.013 beğeni15.830 okunma2.634 alıntı81.731 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.065 Oy)7.621 beğeni21.414 okunma738 alıntı83.484 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.276 Oy)12.820 beğeni32.787 okunma3.088 alıntı137.524 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.166 Oy)3.677 beğeni12.191 okunma1.108 alıntı49.885 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.415 Oy)5.523 beğeni18.707 okunma762 alıntı95.622 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.372 Oy)11.040 beğeni27.270 okunma1.471 alıntı143.486 gösterim
Yarım bıraktığım 2. Kitap olma özelliğine sahip oldu sıfır sayı. Çünkü henüz eco'yu anlayabilecek daha doğrusu anlattığı şeyleri bilerek okuyabilecek bir okuyucu değilim. Kitabında çok fazla italyan tarihi ile ilgili şeyler olduğu ve ben de anlatılan şeylerin ne olduğu anlamadığım için devam etmek istemedim. Bu konuda daha da bilgilendiğim zaman mutlaka baştan başlayıp okuyacağım bir kitap olacaktır. Fakat şimdilik kitaplığımda bir süre daha beklemek zorunda..
Ben yıllarca gazete seçmeyi becerememiş bir insan olarak o kadar çok şey yazmak isterim ki bu kitapla ilgili fakat uzun uzun anlatıp sıkmaya gerek yok.
Gazetecilik nedir? Olayları objektif yansıtmama sanatı derim. Kitap nasıl kötü gazeteci olunur, haberler nasıl saptırılır, gündeme gelecek meselelerin ayağı nasıl kaydırılır ve hiç gündem olmayacak mesele nasıl bir anda gündem olur gibi onlarca sorunun cevabınını barındırıyor içinde.
Kitap hem Avrupa tarihi (kısa bir kesitte olsa) -ki ben bu alanda zayıf olduğumu fark ettim hem de kötü gazeteciliğin rehberliğini yapmış bize... Keyifli okumalar...
‘Gazeteci nasıl olunmaz’ın cevabı gibi bir kitap. Tarih severler okurken zevk alabilirler belki. Karakterleri hissedemedim pek. Yalnızca Mussolini’yi hissettim ama o zaten gerçek biriydi :)
Şüphesiz ki teknoloji çağının her geçen gün geliştiği günümüzde kitle iletişim araçlarının ya da genel adıyla "medyanın" hayatımızdaki yeri ve etkisi çok büyüktür.Gerek yaşadığımız çevreye, gerekse küresel anlamda dünyaya açılan bir pencere niteliği gören medya mecralarının ne kadarının gerçeği yansıttığı ise tartışmalı bir konudur. Zira işini hakkıyla, medya etiği kapsamında yapanların sayısı gittikçe azalmakta ve medya mecraları günümüz dünyasının standartlarına göre kendisini yeniden şekillendirmektedir. Medya, artık birçok kez bazı dış veya iç güçlerin etkisi altında çıkar ve menfaatler doğrultusunda hareket etmekte, kamuoyunun algısını kendi istediği noktaya çekebilmektedir. Bu akışa direnenleri ise bir şekilde sindirmeye çalışmaktadır. Çünkü bilindiği gibi kapitalizmin hakim olduğu dünyamızda her şey çıkarlar çerçevesinde çalışmaktadır. "İyi, hoş diyorsun da şimdi bunlar nereden çıktı yahu! Kitap blogunda değil miyiz, kitaplardan konuşmayacak mıyız?" dediğinizi duyar gibiyim. Aslında siz fark etmeseniz de çoktan kitaptan konuşmaya başladık bile!
Sıfır Sayı, Umberto Eco'nun 176 sayfaya sığdırdığı çarpıcı eserlerden biri. Öyle ki, kitabın sayfalarını her çevirişinizde kötü ya da diğer bir deyişle sözde gazeteciliğin mutfağına girme, madalyonun görünmeyen karanlık yüzüyle tanışma olanağı bulacaksınız. Umberto Eco eserinde, gazeteciliğin kimi kişilerce saygınlık kazanmak, şantaj yapmak için nasıl oyuncak gibi kullanıldığını gözler önüne sererken, aynı zamanda İtalya'nın 50 yıllık tarihini de yeniden kaleme alıyor. Adım adım çıkar ve yalanların sözde gazetecilik mutfağında nasıl işlediğini gözler önüne seren sıfır sayı; patronlar, gazete çalışanları ve kamuoyu algısı üçgeninde şekilleniyor.

Kitaba daha yakından göz atacak olursak, kitabımızın ana karakteri Colonna hayattın hep şanssız yüzüyle karşılaşmış, hayata hep kaybeden safında yer almış biridir. Bir gün Simei adında bir gazeteci tarafından aylık 6 milyon kazanacağı bir yıllık iş teklifi alır. Fakat bu teklifin bir de iç yüzü vardır. Simei, Colonna'dan bir yıl boyunca hiç basılmayacak olan bir gazete için yazı işleri sorumlusu diyebileceğimiz bir statüde çalışmasını ve 12 adet sıfır sayıdan oluşacak bu gazeteyi bir kitap haline getirmesini istiyor. Kitapta sözü geçen gazete, kamuoyunun yararına ya da bir deyişle gazeteciliği layıkıyla idame ettirecek bir gazete değildir. Bu gazetenin tek amacı patron Vimercate'in gazete ile finans ve politika salonunda kendine bir yer edinmesini sağlamaktır. Fakat Simei'nin de kendince başka bir planı bulunmaktadır. Eğer işler yolunda gitmezse 12 adet sıfır sayının kitaplaştırılmış halini şantaj için kullanacak ve buradan kendine bir pay çıkartacaktır. Diğer gazete çalışanlarının haberdar olmadığı bu gizli plan kapsamında Simei, Colonna ve gazete çalışanları çıkacak "Yarın Gazetesi" için çalışmalara başlarlar fakat bir süre sonra gazetenin gerçek amacından haberdar olmayan Braggadocio, şüphe ettiği "Acaba Mussolini yaşıyor mu?" sorusunun üzerine gerçek bilgilerin peşinden koşmaya başlar. Lakin bu durum Braggadocio'nun canından olmasına ve gazetenin de kapanmasına neden olur.

Her bir karakterinin basın yayın sektörü ve toplumdaki bireyleri temsil ettiği, akıcı dili ve çarpıcı içeriğiyle ise okuruna eleştirel bir yaklaşım sunduğu bu güzel esere şans vermenizi, Umberto Eco'nun usta kalemiyle tanışmanızı tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun :)
Eco' nun kalemi geçekten güçlü. Olayları önce birbirine karıştırıp, sonra da sonuca ulaştırıyor. Bir grup gazetecinin 12 sıfır sayı gazete çıkarmaya çalışmaları. Ama toplum algısını göz önünde bulundurarak haberleri nasıl verdikleri önemli tabi. Okuyucunun nasıl algılamasını istediklerine göre haber başlıkları ve içerikleri güzel açıklanmış. Ama kitabın sonuna doğru ilginç bir hal alıyor ve aslında bilmemeleri ve yazmamaları gereken bir durum gazetenin tamamen kapanmasına yol açıyor. Soru şu: Mussolini yaşıyor mu? Tabi bu sorunun cevabını ancak okuyarak öğrenmeniz gerekiyor :)

Tavsiye ederim.

Keyifli okumalar..
Kitabı satın alalı çok olmuştu, başladım ama başlangıç ve kafam gerçekten karışık olduğu için devam edememiştim. Eco her zamanki gibi araştırmacı yönünü ortaya koyduğu bu kitabında dünya üzerinde ki gazetecilik hakkında bana önemli bilgiler verdi. Ayrıca Musolini olayını hiç bilmiyordum, şimdi bu konuda bazı araştırmalar yapma gereği doğurdu. En güzeli de bir gün Milano'ya gidersem mutlaka o sokakları görmeliyim diyorum. Keyifli okumalar
Açıkcası daha önce hiç bir gazetenin basılana kadar geçirdiği evreleri düşünmemiştim. Kitabın arka kapağında da büyük puntolarla yazıldığı gibi , Umberto Eco kitabında , özellikle ilk bölümlerinde, kötü gazeteciliğin nasıl olacağından bahsederek , bu konuda sizi aydınlatıyor.
Colonna ve ekibinin, hiç çıkmayacak bir gazete için hazırladıkları 12 sıfır sayının yazılış sürecinde siz de haberlerin , manşetlerin neler düşünülerek seçildiği, bir gazeteden halkın beklentisinin ne yönde olduğu, hiciv dozunun ne ölçüde bırakılması gerektiği gibi bir çok ayrıntı hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz.
Oluyorsunuz da, Eco'nun tarihi ayrıntılarla işlenmiş, tuğla gibi kitaplarına alışmış bizler için , 180 sayfalık bir gazetecilik rehberi gibi duran bu kitap acaba biraz yavan mı kalmış ki? diye düşündürürken, birden kendinizi yoğun bir İtalyan tarihi içinde buluyorsunuz. Gazetecilik hakkında olmadığı gibi , İtalyan tarihi hakkında da pek bi bilgim yok. O yüzden kitabı vikipedi eşliğinde okumak zorunda kaldım. İlk sayfalarda buna uyum göstermek zor gibi gelse de, sonrasında okuduğunuz sayfalardan zevk almaya başlıyorsunuz. Ve bütün bu bilgi birikiminin haricinde bir de heyecanlı bir polisiye macereya dahil oluyorsunuz.
Kitabın kapak tasarımının da hakkını vermek lazım. Kitapçıya gittiğimde, alınacaklar listemde olmamasına rağmen, kapağından etkilenerek almıştım.
Sakin bir kafayla, sessiz bir ortamda, elinizin altında vikipediyle okumanızı öneririm.
Doğrusu bu ancak Eco'nun aklına gelirdi. Hiç çıkmayacak bir gazete kurmak, Bu gazete için bir kadro oluşturulması ve herkesin verilen görevler üzerinde ciddiyetle çalışması. Eco Braggoclocio karekteri üzerinden İtalya'nın son elli yıllık tarihini vermiş. Açıkçası bende çok merak ettim Musollini hikayesi gerçek mi? Kurgu mu?Aklıma takıldı. Diğer yanda papa suikastinin gerçek olduğunu bildiğimden Musollini hikayesi de gerçek olabilir. Dünya da gladyonun başaramayacağı iş yok maalesef.
Basın-Yayın, Gazetecilik okuyanların okuması gereken bir kitap. Hiç çıkmayacak bir gazetenin sıfırıncı sayısını hazırlayan bir ekibin haberlere, olaylara, veya olmayan şeylere gazeteci gözüyle bakmalarını anlatıyor, ancak işin ucu İtalyan Gladio'su ve faşist Mussolini dönemine kadar gidiyor. Haddini aşmış bir "Sıfırıncı Sayı" pahalıya patlıyor anlayacağınız. Kitap sadece bir gazetecilik kitabı değil, 1940'lardan sonraki yakın dönem İtalya tarihini içeren birçok tarihi detaylarla dolu.
Bir gazeteci olsam nasıl haber yapılır diye düşünmek yerine gider bu adamı okurum
Hazır habere konmak yerine geçmiş olayların yıldönümünde derin bir analiz ve yeni delillerle haber nasıl güncel yaplır in en güzel eseri
Kaybedenler, kendi kendini yetiştirmiş kişiler gibi, kazananlara oranla çok daha geniş bir bilgi ağına sahiptirler; kazanmak istiyorsan tek bir şey bilmen, her şeyi bilmekle zaman yitirmemen gerekir; derin bilginin hazzı kaybedenlere özgüdür. Biri ne kadar çok şey biliyorsa, işleri o kadar ters gidiyor demektir.
Şunu unutmayın ki günümüzde bir suçlamayı çürütmek için tersini kanıtlamak gerekmiyor, suçlanan kisiyi yasatanımaz ilan etmek yetiyor.
Umberto Eco
Sayfa 107 - Doğan kitap
"Hiçbir şeyden emin değildim , emin olduğum tek şey hepimizin tam ensesinde bizi aldatmak üzere bekleyen birilerinin olduğuydu."
''........bu özür dileme işinin, alçakgönüllülük mü yoksa yüzsüzlük mü olduğunu hiç anlamamışımdır:Yapmaman gereken bir şeyi yapıyorsun, sonra özür diliyorsun ve ellerini yıkıyorsun.
Genellikle gerçek bir gazete için bile en temkinli çözüm, işi duygusala bağlamak... Dikkat ederseniz televizyonların yaptığı budur... Seyircinin gözü yaşarır ve herkes memnun olur. Almancada güzel bir sözcük vardır: Schadenfreude, başkalarının kederiyle mutluluk duymak. İşte bir gazetenin saygı göstermesi ve beslemesi gereken duygu budur. Ama şimdilik bu sefilliklerle ilgilenmeye mecburuz; hoşnutsuzluğu sol gazetelere bırakalım, onlar bu konuda uzmandırlar zaten.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sıfır Sayı
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050929751
Kitabın türü:
Çeviri:
Eren Yücesan Cendey
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Tam bir “kaybeden” olan Colonna (50), gazeteci Simei’den iyi bir iş teklifi alıyor: “Yazı işleri sorumlusu ya da benzeri bir şey” sıfatıyla bir yıl boyunca bir günlük gazete için hazırlanan 12 “sıfır sayı”yı yönetecek ve “asla çıkmayacak olan bir günlük gazetenin hazırlanışıyla geçen bir yılın öyküsü”nü anlatan bir kitap yazacak. Patron Vimercate, bu gazete sayesinde “finans ve politika dünyasının güzel salonunu rahatsız edebileceğini kanıtladıktan sonra, olasılıkla bu güzel salon ona bu düşünceden vazgeçmesini rica edecek, o da Yarın tasarısını bir kenara kaldırıp güzel salona giriş yapma iznini koparmış olacak.” Teklif sahibi Simei’nin de kendi planı var: “her şey suya düşerse kitabı yayımlarım. Bomba gibi patlayacak ve yayın hakkı adına bana belli bir gelir sağlayacaktır. Ya da, olur ya, birileri yayımlamamı istemez ve bana bir total verir. Net.” Olaylar böyle başlıyor ve Eco gözde konuları aracılığıyla İtalya’nın 50 yıllık tarihini yeniden yazıyor: Gladio, bir Papa’ya suikast, başka bir Papa’nın öldürülmesi, hükümet darbeleri, gizli servislerle terör örgütlerinin karmaşık ilişkileri… Ve bir soru: Acaba Mussolini sağ mı?

Kitabı okuyanlar 197 okur

  • Rıfat
  • Yunus TOPCU
  • sevgi aslan
  • Sinan Kurt
  • Haldun Lenger
  • betül
  • Ayşegül Gül
  • Aden Ferde
  • Sena Acar
  • İlhami Yakaryan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%25.3
25-34 Yaş
%39.8
35-44 Yaş
%24.1
45-54 Yaş
%7.2
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.3
Erkek
%46.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.8 (9)
9
%18.1 (15)
8
%21.7 (18)
7
%25.3 (21)
6
%15.7 (13)
5
%3.6 (3)
4
%2.4 (2)
3
%1.2 (1)
2
%0
1
%1.2 (1)