Adı:
Sihrin En Koyu Tonu
Baskı tarihi:
Haziran 2019
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052996737
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Darker Shade of Magic
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Sihrin En Koyu Tonu
A Darker Shade of Magic
Sihrin En Koyu Tonu
Tehlikeli Büyüler.
Her Köşe Başında Pusu Kurmuş İhanetler.
Masalsı Paralel Evrenler.

Kell nadir bir yeteneğe sahip Antari büyücülerinden geriye son kalanlardandır. Becerisi ise Kırmızı, Gri, Beyaz ve yitip gitmiş Siyah Londra arasında seyahat edebilmesidir.

Kell, Kırmızı Londra olarak adlandırdığı Arnes’te büyümüştür ve Maresh İmparatorluğu’nun büyükelçisidir. Sık sık kanlı rejim değişiklikleri yaşanan Beyaz Londra ile Londra’ların en sıkıcısı, tüm büyülerin tükendiği Gri Londra’ya gitmektedir.

Ayrıca Kell gizlice kaçakçılık yapmakta, asla göremeyecekleri dünyalardan bir parça edinebilmek için para ödemeye razı insanlara hizmet vermektedir. Bu, tehlikeli sonuçları olan bir hobidir ve Kell eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşmek üzeredir.,

Kaçakçılık yaparken işi ters giden Kell’in, Gri Londra’ya kaçmak zorunda kalınca Delilah adlı yankesiciyle yolları kesişir. Genç kız önce Kell’i soyar, sonra ölümcül bir düşmandan kurtarır, ardından da kendisini başka bir dünyaya gizlice sokmaya zorlar.

Tehlikeli büyüler etrafta kol gezerken her köşe başında onları ihanet beklemektedir. Bütün paralel dünyaları kurtarabilmeleri için önce hayatta kalmak zorundadırlar.

“Sihrin En Koyu Tonu klasik fantezi edebiyatının bütün temellerine sahip. Schwab bize cevher kalitesinde bir hikâye sunuyor... Bu kitap gerçek bir hazine.”

- Deborah Harkness, Ruhlar üçlemesinin çoksatan yazarı

“Yazarın karakterleri, kitabı bağımlılık yapıcı derecede okunası kılmış. Kell çok yönlü, Lila ise dopdolu bir karakter... Haritada bu kadar çok dünya varken keşfedecek çok şey var…”

- NPR

“Schwab, alternatif Londra’lardan örülmüş ve iyi işlenmiş bir fantastik dünya yaratmış. Kendinden emin üslubu ve müthiş dokunuşlarıyla; bukalemun gibi renk değiştiren bir palto, içinden sihir akan bir ırmak, korsansı bir kadın kahramanla farklı dünyalar arasında geçen nefes kesici bir macera sunmuş.”

- Publishers Weekly

“Sihrin En Koyu Tonu, eğlenceli ve cazibeli... Schwab, heyecanı bir hız treni misali, azalmak bilmeyen bir süratte verirken, kurgudaki sürprizler onu çağdaş fantezi edebiyatının kraliçesi yapıyor.”

- The Independent

“Fantastik edebiyat hayranları, çok katmanlı bir sihir sistemi ve ustalıkla yazılmış kahramanlarıyla bu sürükleyici maceraya bayılacak.”

- Kirkus Reviews

“Sihrin En Koyu Tonu daha iyi fantastik eserlerin olduğu bir dünyadan getirilen kıymetli bir nesne gibi.”

- io9
400 syf.
·5 günde·8/10 puan
Kitabın genel olarak konusundan bahsetmem gerekirse, Antari soyundan gelen Kell kan büyücüsüdür. Antari soyu çok güçlü bir soy olmasına rağmen sadece iki kişi kalmışlardır. Kell Kırmızı Londra da yaşamasına rağmen diğer Londra'lara da geçiş yapar. Kırmızı Londra'nın dışında 3 Londra daha vardır. Gri Londra; büyüden haberi olmayan insan topluluğu, Beyaz Londra; güçlü bir ikiz kraliçe ve kral tarafından yönetilen bir topluluktur, Siyah Londra ise hayatın olmadığı ölü topraklardır.

Kell Beyaz Londra'ya geçiş yaptığı sırada siyah bir büyülü taş eline geçer. Diğer Londra'larda bu taşın peşindedir. Kell peşindekileri atlatmaya çalışarak Gri Londra'ya geçiş yapar. Gri Londra da yaşayan Delilah Bard ile yolları bu esnada kesişir. Usta bir hırsız olan Lila, Kell'in cebindeki büyülü taşı ustalıkla çalar.

Konu itibariyle heyet başarılı bir kitap olmasına rağmen çok durgun ilerledi maalesef. İlk 150 sayfa bu durgunluğun geçmesini isteyerek okudum. Durgun olmasına rağmen ise yazarın dili oldukça akıcıydı. Bu yönden çok sevdim diyebilirim kitabı.

Lila ve Kell arasındaki ilişki de çok güzeldi. Lila burnundan kıl aldırmayan bir tipte, Kell ise kibar ve güçlü bir karakter. İkisinin diyaloglarını okumak eğlenceliydi.

Eğer yazar ile hiç tanışmamış olanlar varda gönül rahatlığı ile alıp başlayabilirler bu seriye. Şiddetle olmasa da tavsiye ediyorum. Çünkü ben çok fazla aksiyon sever bir okuyucu olduğum için kitapta sürekli bir atak bekledim ama olmadı, olsun yine de okuduğum için pişman değilim.

Kitapla kalın.
400 syf.
·4 günde·9/10 puan
Sihrin En Koyu Tonu benim Schwab'tan okuduğum ilk kitaptı ve gerçekten yazara bayıldım. Kitabı yurt dışında görmüştüm ve bizde de çıkınca sevinçten delirmiştim ancak ne hikmetse almak da okumak da bu zamana nasip oldu.
Kitapta tek bir Londra yok, her biri ayrı özelliklere sahip dört Londra var. Bu dünyalar arasında geçiş yapabilenler ise Antariler yani büyücüler. Esas karakterimiz Kell de tabi ki bir Antari. Biz de kitap boyunca onun başına gelenleri heyecanla okuyoruz.
İtiraf etmeliyim ki kitap gerçekten çok güzeldi. Keşke arka kapağını okumadan kitaba başlasaydım böylece daha etkileyici olurdu yani size tavsiyem arka kapağı okumayın, direkt alın kitabı okuyun En başta kurguya alışmam için bir 50 sayfa okumam gerekti, 4 ayrı Londra'nın ve sihrin özelliklerini okumak biraz kafamı karıştırır gibi oldu ama kesinlikle her şey yerli yerine oturduğunda muhteşem bir dünyaya giriş yapmış oldum.
Kell'e gerçekten bayıldım! Her şeyi bir dokunuşuyla alt eden o güçlü karakterlerden değildi, yine güçlü biri ancak daha duygusal ve gerçekçi -büyücüyken ne kadar gerçekçi olabilir anladınız siz- bir karakterdi. Ancak kurguya Lila karakteri dahil olduğunda kitap MUHTEŞEM bir yönde ilerledi. Lila gerçekten çok iyi bir karakterdi. Eğlenceli, gözü pek ve ne istediğini bilen biriydi. Kendisini çok ama çok sevdim. Keşke Rhy ve Holland karakterleri üzerinde de daha çok durabilseydik çünkü onları okumaktan da keyif alacağıma emindim.
Yazar çok güzel bir dünya kurgulamış ve bunu okuyucuya hissettirmekten de geri kalmamıştı. Kalemi akıcı ve çok güzeldi. Sadece Kell&Lila ilişkisini daha fazla okuyabilmeyi isterdim.
Kitap boyunca aksiyon hiç düşmedi, sürekli bir olay ve heyecan döngüsü içindeydim. Sonu da gerçekten çok tatmin ediciydi benim için. Devam kitabını okumayı iple çekiyorum. Kesinlikle okumalısınız
400 syf.
Yazarın Vahşi adlı kitabını da aynı keyifle okumuştum, bana China Mieville’in Un Lun Dun Londra’sını anımsattı, sadece bana göre kitap -belki de seri kitap olmasının dezavantajı olarak - hızlı ilerlemedi, sakin sakin aktı gitti, ikinci kitabında olayların farklı bir boyutu olacağını tahmin ediyorum, böylece sadece keyifli bir kitap olmanın yanında heyecanlı imajını da kazanır
400 syf.
·6/10 puan
congratulate me!!

Beni kendine çeken, elimden bırakamadığım, şahane, duygu dolu bir kitap değildi. Bu kitap, diğer kitapların vaadi gibi bir şeydi. Kurgulanmış dünya çok farklı. Büyüyü ele alan bir çok yazar var bu yüzden fark yaratmak zor. Bu seriyle bir fark yaratılmış. Bu yüzden hakkını vermek lazım. Duygusallık, kişiler arasındaki ilişkiler bu tarz kitaplarda pek ön planda olmuyor zaten, bu yüzden eleştirmeye gerek duymuyorum.

Tam puan vermememin tek nedeni benim, ben ve hislerim. Belki diğer kitaplarda daha çok içine gireceğim ve serinin fanlarından biri olacağım (orası hiç belli olmuyor.)ama şimdilik böyle kalsın.

Seriye devam edip etmeyeceğimi çizgi romanlarını okuyup karar vereceğim. Bugünlerde bir şeyler okumak çok zor. :""""
400 syf.
·5 günde·10/10 puan
Öncelikle kitabın konusundan bahsetmek istiyorum. Kell yeryüzünde birkaç tane kalan ve nadir bir yeteneğe sahip bir Antari. Yeteneği ise 4 Londra arasında yani Kırmızı, Gri, Siyah ve Beyaz Londralar arasında geçiş yapabilme. Kell Kırmızı Londra’nın büyükelçisi böyle mektupları yazışmaları falan Kraliyetler arasında götürüp getiriyor. Unutmadan söyleyeyim Kell ayrıca kaçakçılık yapıyor. Asla göremeyecekleri dünyalardan birer parça edinmek isteyen insanlarla çalışıyor. Tabi bu çok tehlikeli bir iş ve bu iş başına büyük işler açacak. İşte kitapta da bu işleri okuyacağız. Yaptığı son işte işleri ters gidecek, yolları Delilah ile kesişecek ve biz de bu muhteşem olayları okuyacağız.


Kitap harikaydı. Yazarın dili hiç zorlamıyor mesela ilk 100 sayfa hiç olay olmasa bile hiç sıkılmadan okudum. Yazar muhteşem bir olay örgüsü yaratmış daha sonra ne olacak heyecanıyla okuyorsunuz. Yaratılan karakterler de olay örgüsü gibi harikaydı. Kell ve Delilaha hayran oldum. İkisinin arasındaki uyum harikaydı. Aralarındaki atışmalar beni çok güldürdü. Delilahın o kendine güveni, kararlılığı, deliliği kendine hayran bıraktırdı. Kell zaten yeni favori erkek karakterim. Bir de Rhy var onu fazla göremiyoruz ama ukala yan karakterleri her zaman sevmişimdir. İkinci kitabım neden yok diye ağlıcaktım. Eğer alırsanız paraya kıyın ve ikisini birden alın asla pişman olmayacaksınız.
400 syf.
·Puan vermedi
||Sihrin en koyu tonu-V.E.Schwab||

Bu kitap çok ilgimi çekmişti ve beklentim de bir yana çoktu. Neyse ki tüm beklentilerimi karşılayan bir kitap oldu. Kitapta en çok ilgimi çeken yazarın Londra’yı dört ayrı renge ayırmasıydı. Kırmızı Londra,Beyaz Londra,Gri Londra ve Siyah Londra var. Gri Londra daha çok sihirsiz bir alanın olduğu yer Siyah Londra ise çok fazla güç kullanımı yüzünden artık var olmayan bir Londra ama Kırmızı Londra ise sihrin var olduğu ve gösterişli bir Londra, Beyaz Londra da onun gibi ama Beyaz Londra daha çok kötü şeylerin geliştiği bir Londra.

Bizim ana karakterimiz de Kell, Kırmızı Londra’da bir imparatorluğun büyükelçiliğini yapıyor ve kendisi bir antari büyücüsü ve antari büyücüleri de sadece iki tane var biri kırmızı Londra’da bizim Kell olan ve beyaz londra’dan Holland’ımız var ve onu da serinin devamında çok daha iyi tanımayı bekliyorum.

Antari’ler bu londralar arasında geçiş yapabiliyorlar ve de Kell’de sürekli Gri Londra’ya gidip oradaki koleksiyonerlere diğer londralardan bir şeyler getiriyor falan ama bu aslında büyük bir suç iken bunu baya severek yapan birisi. İşte Gri Londra’ya geldiği bir zamanda bir yankesicinin gazabına uğrayarak çok değerli bir şeyi çaldırıyor ve bu yankesicimiz de müthişler müthişi olan Delilah yani Lila oluyor ve bizim kitaptaki maceramızda bu ikilinin karşılaşması ile tamamıyla başlamış oluyor.

Karakterleri çok sevdim ve olaylar da çok iyiydi ve de kitap da çok akıcıydı. Kısa bir süre içerisinde hemen okuyup bitirebileceğiniz bir kitaptı. Çok heyecanlı olayların geliştiği anlarda da da heyecanla okudum ve Lila ile Kell’e tamamıyla bayıldım. Özellikle Lila çok sevdiğim kadın karakterlerden biri oldu. Aralarındaki diyaloglarda çok iyiydi ve ekip olarak da o kadar iyiydiler ki.

Bu ikiliyi daha fazla okuma isteği nüksetti sürekli. Umarım ki Pegasus yayınları da en yakın zamanda serinin devamını çıkartır da Lila ve Kell’in maceralarına kaldığımız yerden devam ederiz. Fantastik kitapları seviyorsanız mutlaka şans vermelisiniz ve seveceğinize eminim sizi böyle hemen içine çeken bir dünyası var ve yazarın anlatımı da bir o kadar güzeldi. 5/5
400 syf.
·6 günde·10/10 puan
Schwab'in klişeleşmiş fantastik ögeleri alıp her kitabında yalnızca o hikayeye özgü bir şeylere çevirebilmesine bayılıyorum. Sihrin En Koyu Tonu'nda da büyücüleri kullanmış fakat aşina olduğumuz 4 temel elementin yanına bir de kemik elementini eklemiş ve 5 elementi de kontrol edebilen Antari büyücülerini yazmış. Aynı zamanda paralel evrenler olayını dört farklı Londra yazmak için kullanmış.

Bahsettiğim Antariler zaten nadir bir türken, hikayenin geçtiği zamanda artık yalnızca iki tane Antari var: Kell ve Holland. Kell, sihrin hayatla iç içe olduğu Kırmızı Londra'da yaşıyor. Holland ise sihrin güç olarak algılandığı Beyaz Londra'da. Bu ikisi dışında bir de sihir yüzünden yok olmuş Siyah Londra ve sihrin artık unutulduğu Gri Londra var. Sadece Antariler dört Londra arasında geçiş yapabiliyor. Kanlarını kullanarak kapılar açıyor ve kraliyetlerin birbirine gönderdiği mektupları iletiyorlar. Bu mektuplar dışında bir Lonra'dan diğerine herhangi bir eşya aktarmak yasak. Ama Kell, nedenini kendi de tam bilmemesine rağmen, Londra'lar arasında bir nevi kaçakçılık yapıyor.

Kaçakçılık işi nedeniyle eline geçen siyah bir taş yüzünden başı çok büyük bir belaya giriyor ve ölümden kaçarken kendini Gri Londra'da, Delilah Bard'ın karşısında buluyor. Delilah -veya Lila- Gri Londra'da yankesicilik yaparak hayatta kalmaya çalışan bir hırsız ve karşısında çaresiz, yorgun Kell'i görünce tabii ki onu da soyuyor.

Ardından da bu ikilinin, tehlikeli siyah taştan kurtulmaya ve taşın sebep olduğu felaketleri düzeltmeye çalışmalarını okuyoruz.

O kadar akıcıydı ki ilk 100 sayfada olaya girmek zor olmasına rağmen okumak hiç zor değildi. Hazır bahsetmişken uyarımı da yapayım: Kell ve Lila bir araya gelene kadar bazı şeyler havada kalıyor ama ikilimiz karşılaştıktan sonra her şey teker teker mantığa oturuyor. O yüzden eğer başta sıkılırsanız biraz dayanmanızı tavsiye ederim.

Kell'i çok sevdim ama Lila'ya karşı olan sevgime ben bile şaşırıyorum. Her yerden çıkması ve özellikle de olmaması gereken yerlere girmesini, üçe karşı tek dövüşlere girmesini, bıçaklarını ve tabancasını kullanmasını, Kell'le atışmalarını okumak aşırı keyifliydi.

Kell başlarda biraz durgun gibiydi ama sonra bir açıldı ki tutabilene aşk olsun. Prens Rhy ile olan kardeşlik ilişkisi de çok hoştu. Diğer kitaplarda Rhy'yı daha fazla görürüz umarım, kendisi baya kafa dengi birisi.

Victor Vale, Kate Harker, August Flynn, Delilah Bard, Kell... Yakında favori karakterler listemin tamamı Victoria'nın yazdıklarıyla dolacak sanırım. Eğer siz de daha önceden V. E. Schwab'in herhangi bir kitabını okuyup sevdiyseniz tek diyeceğim Sihrin En Koyu Tonu'nu alırken ikinci kitabı da sepetinize eklemeyi unutmayın, mümkün olan en indirimli siteden tabii. Yoksa benim gibi keşke ikinciyi de alsaydım diye ağlanabilirsiniz.
400 syf.
·14 günde·8/10 puan
Sihrin En Koyu Tonu için iki puanlama yapacağım, biri kitabın bana hissettikleri üzerinden, öbürü ise hisleri bi kenara bırakarak edebi yönden olacak.
Kitap cheesy diyaloglar, tahmin edilebilir akışı, klişe üstüne klişe gidişi ile tanıdık bir hikaye verip, normal kurgusu ile okuyorsunuz. Fakat yarattığı dünya ve konsept o kadar iyi ki, daha fazlası için sayfalar daha hızlı akıyor.
Kitabın konusuna gelirsek; Kell karakterimiz var, dünyalar arası geçiş yapabilen iki insandan biri. Yasak olmasına rağmen dünyalar arası kaçakçılık yaparken herşey ters gitmeye başlıyor, yolda Lila adlı bir hırsız/korsan/con-artist ile yolları kesişiyor ve beraber sıçıp batırdıkları durumu kurtarmaya çalışıyorlar. Olay bu, aşırı 2010 fantastik eser tadı var kitapta ama orjinali 2015 de basılmış ilk. Durum bu olunca bu eserin bu kadar güzel karakterler ve dünya yaratmış olması ama hikayenin de aşırı basit oluyor olması 8/10 dan 6/10 a çekiyor. Klişeler silsilesi resmen. *LAKİN*
Karakterler; Kell ile Rhy in ikili ilişki dinamiği, Kell ile Lila’nın kurduğu arkadaşlık/yoldaşlık o kadar doğal ki, bitsin istemedim. Karakterler iyi yazılmış, Kell, kendisinin üvey ailesi ile olan ilişkisinde hissettiği ‘nesnelik’ kitapta bol bol karşımıza çıkıyor, Lila’nın hayatta kalmak için umursamaz olmaya çalışması fakat moral insanlığı olsun, sarkastik yapısı vs çok güzel dengelenmiş. Hal böyle olunca da ver elini 8/10 a geliyor.
Kitabın geçtiği dünya ise ayrı bir güzel fakat, OKUYUN KENDİNİZ KEŞFEDİN. Pegasus yayınları da serisinin son iki kitabını hemen bassın bi zahmet. Victoria Schwab (V.E. Schwab) ablamız da umarım serinin öbür kitaplarında açık bıraktığı soruları ve konulara fazla uzatmadan açık getiriyordur.
400 syf.
·16 günde·Beğendi·8/10 puan
Çeviriyi çok beğendiğimi ilk olarak belirtmek isterim. Olay ve ortam betimlemeleri daha iyi çevrilmezdi. Virgülü bol uzun cümleler olsa da dil o kadar güzel kullanılmış ki zorlanmadan akıp gitti tüm öykü...
Biraz Yüzüklerin Efendisi hissi uyandırsa da kendine özgü bir evrende sihirler büyüler havalarda uçuştu. Benim için en güzel tarafı da hayranı olduğum Londra'nın birbirinden farklı tasvirleriyle birden fazla oluşu ve yine betimlemelerdeki güzellikti. Resmen yaşadım satırları. Grisini... Beyazını... Kırmızısını...
Fantastik sevenler düşünmeden okusun.
%24 (95/398)
·6/10 puan
Tüyaptan satın almıştım zaten daha öncesinde de takip ettiğim bir youtuber önermişti. Kafama estiği bir zaman başladım okumaya ama genellikle okula gidip gelirken serviste okuyordum ve çok keyif alamadım. Bilmem kaç ay sonra yine başlıyorum. Ben fantastik delisi olduğum için çok beğenmiştim konusunu falan. Bugün tekrar başlıyorum bitince tekrar yazarım belki.
"Ölmeyeceğim," dedi Lila. "Görene kadar ölmeyeceğim."
"Neyi görene kadar?"
Kızın gülümsemesi genişledi. "Her şeyi."
Kell de gülümsedi. Sonra Lila boştaki elini Kell'in çenesine götürdü ve kendisininkine doğru çekti. Kızın gülümsemeleri gibi öpmesi ile dudaklarının ayrılması bir oldu.
Kell afallayarak, "Bu ne içindi?" diye sordu.
"Şans için," dedi Lila omuzlarını duvara çevirerek. "Her ne kadar ihtiyacım olmasa da."
Kral yumruğunu korkuluğa vurdu. "Dane'ler yaptıklarını ödeyecek..."
"Dane'ler öldü," dedi Kell. "Kendi ellerimle öldürdüm."
Lila boğazını temizledi.
Kell göz devirdi.
"Lila'nın yardımıyla."
Lila tek kaşını kaldırdı. "Suç o kadar karışık bir şey değildir," dedi. "İnsanlar çalarlar çünkü bir şey almak onlara bir şey verir. Bunu para için yapmıyorlarsa üstünlük sağlamak için yaparlar. Almak, kuralları yıkmak eylemi onlara daha güçlü hissettirir. Bunu sırf meydan okumak için yaparlar." Başını çevirdi. "Bazıları yaşamak için çalar, bazıları da yaşadıklarını hissetmek için. Bu kadar basit."
"Peki sen hangisisin?" diye sordu Kell.
"Ben özgürlük için çalıyorum," dedi Lila. "Sanırım her ikisinden de biraz."
Lila silahın haznesini döndürürken, "Hazır mısın?" diye sordu.
Kell, kendilerini bekleyen kalenin kapısından içeri baktı. "Hayır."
Bunun üzerine Lila keskin bir gülüşle Kell'e baktı. "Güzel," dedi. "Hazır olduklarını düşünenler sonunda hep ölürler."
Lila dolaba bakarak, "O nasıl biri?" diye sordu. "Prens."
"Rhy mı?" Kell tek elini saçlarına götürdü. "O... büyüleyici, cömert, hercai ve hedonist biridir. Güzel olan herkesle ve her şeyle flört eder ve hiçbir şeyi ciddiye almaz."
"Onun başı da seninki kadar belaya girer mi?"
Kell gülümsedi. "Ah, çok daha fazla. İster inan ister inanma, sorumluluk sahibi olan benim."
"Üstat Kell," dedi. "Beni beklettiniz."
"En fazla bir ay oldu," dedi öne doğru bir adım atarak.
Kral George kör gözlerini kıstı. "Daha uzun sürdüğünden eminim."
"O kadar olmadığına sizi temin ederim."
"Belki sizin için olmamıştır," dedi kral. "Ancak deliler ve körler için zaman aynı ilerlemez."
Victoria Schwab (V.E. Schwab)
Sayfa 13 - Pegasus Yayınları
"Nasıl anladın?" diye sordu kraliçeden artakalanlara bakarak. "Onun ben olmadığımı nasıl anladın?"
Kell yorgun bir tebessümle gülümsedi. "Çünkü lütfen dedi."
Lila dehşet içinde ona bakakaldı. "Bu bir şaka mı?"
Kell hafifçe omuz silkti. Bunun için epey çabalaması gerekmişti. "Anladım işte," dedi.
"Anladın işte," diye yineledi Lila.
Kell başıyla onayladı.
"Kızın içinde güç var," dedi Tieren arkasına bakmadan.
Lila'nın yüzü aydınlandı. "Gördün mü?" diye böbürlendi. "Sana bunca zamandır söylüyorum."
"Ne tür bir güç?" diye sordu Kell şaşırarak.
"O kadar şüpheci olma," diye karşılık verdi Lila.
"Beslenmemiş," dedi Tieren. "Bakılmamış. Uyandırılmamış."
"Peki, haydi o zaman, onase aven," dedi ellerini uzatarak. "Onu uyandır."
Tieren geriye baktı ve Lila'ya belli belirsiz gülümsedi. "O kendi kendine uyanır, Delilah Bard. Eğer onu beslersen gelişir."
"Ölmeyeceğim," dedi Lila. "Görene kadar ölmeyeceğim."
"Neyi görene kadar?"
Kızın gülümsemesi genişledi.
"Her şeyi."
Victoria Schwab (V.E. Schwab)
Sayfa 203 - Pegasus Yayınları
"Delilah Bard," dedi. "Daha önce tanışmıştık ve daha beter görünüyordun."
Rhy sessizce güldü. "Her ne yaptıysam özür dilerim. Kendimde değildim."
"Seni bacağından vurduğum için özür dilerim," dedi Lila. "Ben tamamen kendimdeydim."
"Hey, Lila," dedi yavaşça aralarındaki boşluğa doğru.
"Evet?"
Dudaklarını bir anlığına Lila'nın dudaklarına bastırdı, sıcaklığı kaşla göz arasında kayboldu. Lila kaşlarını çatarak ona baktı ama geri çekilmedi.
"Bu ne içindi?" diye sordu.
"Şans için," dedi Kell. "Her ne kadar ihtiyacın olmasa da."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sihrin En Koyu Tonu
Baskı tarihi:
Haziran 2019
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052996737
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Darker Shade of Magic
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Sihrin En Koyu Tonu
A Darker Shade of Magic
Sihrin En Koyu Tonu
Tehlikeli Büyüler.
Her Köşe Başında Pusu Kurmuş İhanetler.
Masalsı Paralel Evrenler.

Kell nadir bir yeteneğe sahip Antari büyücülerinden geriye son kalanlardandır. Becerisi ise Kırmızı, Gri, Beyaz ve yitip gitmiş Siyah Londra arasında seyahat edebilmesidir.

Kell, Kırmızı Londra olarak adlandırdığı Arnes’te büyümüştür ve Maresh İmparatorluğu’nun büyükelçisidir. Sık sık kanlı rejim değişiklikleri yaşanan Beyaz Londra ile Londra’ların en sıkıcısı, tüm büyülerin tükendiği Gri Londra’ya gitmektedir.

Ayrıca Kell gizlice kaçakçılık yapmakta, asla göremeyecekleri dünyalardan bir parça edinebilmek için para ödemeye razı insanlara hizmet vermektedir. Bu, tehlikeli sonuçları olan bir hobidir ve Kell eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşmek üzeredir.,

Kaçakçılık yaparken işi ters giden Kell’in, Gri Londra’ya kaçmak zorunda kalınca Delilah adlı yankesiciyle yolları kesişir. Genç kız önce Kell’i soyar, sonra ölümcül bir düşmandan kurtarır, ardından da kendisini başka bir dünyaya gizlice sokmaya zorlar.

Tehlikeli büyüler etrafta kol gezerken her köşe başında onları ihanet beklemektedir. Bütün paralel dünyaları kurtarabilmeleri için önce hayatta kalmak zorundadırlar.

“Sihrin En Koyu Tonu klasik fantezi edebiyatının bütün temellerine sahip. Schwab bize cevher kalitesinde bir hikâye sunuyor... Bu kitap gerçek bir hazine.”

- Deborah Harkness, Ruhlar üçlemesinin çoksatan yazarı

“Yazarın karakterleri, kitabı bağımlılık yapıcı derecede okunası kılmış. Kell çok yönlü, Lila ise dopdolu bir karakter... Haritada bu kadar çok dünya varken keşfedecek çok şey var…”

- NPR

“Schwab, alternatif Londra’lardan örülmüş ve iyi işlenmiş bir fantastik dünya yaratmış. Kendinden emin üslubu ve müthiş dokunuşlarıyla; bukalemun gibi renk değiştiren bir palto, içinden sihir akan bir ırmak, korsansı bir kadın kahramanla farklı dünyalar arasında geçen nefes kesici bir macera sunmuş.”

- Publishers Weekly

“Sihrin En Koyu Tonu, eğlenceli ve cazibeli... Schwab, heyecanı bir hız treni misali, azalmak bilmeyen bir süratte verirken, kurgudaki sürprizler onu çağdaş fantezi edebiyatının kraliçesi yapıyor.”

- The Independent

“Fantastik edebiyat hayranları, çok katmanlı bir sihir sistemi ve ustalıkla yazılmış kahramanlarıyla bu sürükleyici maceraya bayılacak.”

- Kirkus Reviews

“Sihrin En Koyu Tonu daha iyi fantastik eserlerin olduğu bir dünyadan getirilen kıymetli bir nesne gibi.”

- io9

Kitabı okuyanlar 59 okur

  • Havanur Aykul
  • H.
  • Özge Çeliktürk
  • İlknur Çetinsağ
  • ryo
  • alaska
  • Yasemin
  • theodore
  • toprak aziz ot
  • Beyza Nur Yücel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.9 (12)
9
%14 (6)
8
%30.2 (13)
7
%9.3 (4)
6
%2.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%2.3 (1)
1
%0