Şiir Defterinden Kırk Şair

·
Okunma
·
Beğeni
·
168
Gösterim
Adı:
Şiir Defterinden Kırk Şair
Yazar:
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059889926
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
40'lar Kulübü Yayınevi
"Şiir sözcüklerle güzel biçimler yaratma sanatıdır. Ama sözcük nedir? Bir anlamı, bir çağrışımı, bir gölgesi hatta bir rengi ve tadı olan nesnedir. Sözcük insanoğlundan haber verir. Sözcük boş bir kalıp değildir. Ozanın duyguları, düşünceleri, hayalleri, dünya görüşü, felsefesi, kişiliği, her şeyi şiirde belli olur. Sözcükleri tanımak, sevmek, okşamasını bilmek gerek. Hangi sözcük hangi sözcükle yan yana geldiğinde nasıl bir ışık ortaya çıkar? Bunu bilmek gerek." diyor Cahit Sıtkı Tarancı. Şairin de dediği gibi, şiirler aslında şairlerin iç sesini yansıtır duyabilene, görebilene… Onlardan derin izler taşır. Kimi şairin yüreğinin yangınına şahit oluruz, kimi şairin ise ruhsal çöküntüsüne. Kimi hayata karşı olan memnuniyetsizliğini dile getirirken kimi ise dizeleriyle bize hayat verir. Bazısı beşeri, bazısı İlahî, bazısı ise vatan aşkını aşılar bize mısralar boyunca… Bir kısmı sanatın topluma hizmet etmesi gerektiğini savunurken diğer kısım şiirin sadece sanat için yapılması gerektiğini düşünerek kaygıdan uzak bir şekilde ele alır satırlarını. Kafiye göz için mi, kulak için mi tartışmaları sürer bir süre. Sonrasında da bazı şairler bir araya gelerek seslerini hep bir ağızdan çıkarmaya karar verirler. Kimi ise bunu tek başına üstlenir. Ama hepsinin tek bir gâyesi vardır: Kendi sesine bir aks-i sedâ ve bunu duyurabileceği gönüllü bir yürek bulabilmek. Onunla bütünleşebilmek. Hemhâl olabilmek bir bakıma. Bazen yazdığı şiiri kendisinden daha çok sahiplenebilecek birilerini görmek yanında. Şilili ünlü şair Pablo Neruda?nın hayatından hayâli bir kesitin anlatıldığı Postacı isimli filmde de şöyle bir cümle geçer: "Şiir onu yazana değil, ona ihtiyacı olana aittir." Yani aslında şiir yazanın değil, yananın ya da yarasına merhem bulanındır. Bizler ise yangını şiir olan bir evin koridorunun sonundaki odada, duman kokusunu içine çekerek orada ölmeyi bekleyen 40 seçkin şairin, sonsuzluğa uzanan yolunu keşfe çıkan kâşifleriz. Sizlere de bu seyahatte keşfettiklerimizi, dimağlarınıza ve gönüllerinize nakşetmeyi diliyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Her biri yoksulluk, zindan, mücadele fakat taviz veremedikleri istikrar ile düşünce ve zikir doğrultusunda yeniden doğmuş, bambaşka minvallere evrilmiş kıymetli şahısları değerlendirmeye tâbi tutmak hiçbir vakit haddim değildir ve olamayacaktır. İcraatım olsa olsa kitabın bütününe ve muhtevasına dair fikir beyanıdır.

    Yazdıkları yaşadıklarına denk düşmüş yürekler bilirim. Aydınlık mefkuresine başka başka öz, isim, biçem fakat müşterek bir başlık ile yol olmuş; kelamlarında yansımalarımızı bulduğumuz, karanlıklarımıza ayna tutmuş yüreklerdir bunlar. Karanlıkları hatmetmiş, o renkte dirilmiş ve bu diriliş öyküsünü satırlarına içtenlikle işlemiş... İçtenliğin büyük gerekçe ve bilince dayanak oluşu, işlemedeki meziyetin bir alametidir ayrıca.

    Bu eserle sözlü edebiyat geleneğimizin mümessili Karacoğlan'dan tutun da 18. yüzyılın edebi şahsiyetlerinden, şiirlerinde özünü ön planda tutan Nedim'e; ilmi şiirin esası kabul eden, Azeri asıllı Fuzûlî'ye; Orhan Veli'ye, Ahmet Hamdi Tanpınar ve onun gibi birçok isme de hocalık etmiş, İstanbul aşığı Yahya Kemal'e; iki arkadaş Ziya Osman Saba ve Cahit Sıtkı'ya, Erganili Diriliş Şairi Sezai Karakoç'a, Mihraban'ına sevdalı Abdurrahim Karakoç'a, Sabahattin Ali'ye, Necip Fazıl'a, Nazım Hikmet'e ve diğerlerine varıncaya kadar duruşlarıyla zamanla aralarındaki mesafeyi daraltmış pek çok cüretkâr yiğidin hayatını tanıma fırsatı buldum.

    Mahrumiyetlerini meziyete, emeğe dönüştüren; yaşadıkları elem verici ıstıraplara hiçbir cümle ve kitapla aşina olamayacağımız bu dava adamlarının fikrî yapılarının farklı oluşu zenginlikten başka hiçbir haslet barındırmamaktadır. İşin edebi boyutunda kanaat getirdiğim budur. Her yazarın/şairin hikayesini onlara meftun, yazdıklarını özümsemiş ve anlamak gayesiyle kitaba misafir etmiş, birbirinden renkli kâşiflerin izlenimleriyle seyahat ettim. Eserden keyif aldım. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şiir Defterinden Kırk Şair
Yazar:
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059889926
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
40'lar Kulübü Yayınevi
"Şiir sözcüklerle güzel biçimler yaratma sanatıdır. Ama sözcük nedir? Bir anlamı, bir çağrışımı, bir gölgesi hatta bir rengi ve tadı olan nesnedir. Sözcük insanoğlundan haber verir. Sözcük boş bir kalıp değildir. Ozanın duyguları, düşünceleri, hayalleri, dünya görüşü, felsefesi, kişiliği, her şeyi şiirde belli olur. Sözcükleri tanımak, sevmek, okşamasını bilmek gerek. Hangi sözcük hangi sözcükle yan yana geldiğinde nasıl bir ışık ortaya çıkar? Bunu bilmek gerek." diyor Cahit Sıtkı Tarancı. Şairin de dediği gibi, şiirler aslında şairlerin iç sesini yansıtır duyabilene, görebilene… Onlardan derin izler taşır. Kimi şairin yüreğinin yangınına şahit oluruz, kimi şairin ise ruhsal çöküntüsüne. Kimi hayata karşı olan memnuniyetsizliğini dile getirirken kimi ise dizeleriyle bize hayat verir. Bazısı beşeri, bazısı İlahî, bazısı ise vatan aşkını aşılar bize mısralar boyunca… Bir kısmı sanatın topluma hizmet etmesi gerektiğini savunurken diğer kısım şiirin sadece sanat için yapılması gerektiğini düşünerek kaygıdan uzak bir şekilde ele alır satırlarını. Kafiye göz için mi, kulak için mi tartışmaları sürer bir süre. Sonrasında da bazı şairler bir araya gelerek seslerini hep bir ağızdan çıkarmaya karar verirler. Kimi ise bunu tek başına üstlenir. Ama hepsinin tek bir gâyesi vardır: Kendi sesine bir aks-i sedâ ve bunu duyurabileceği gönüllü bir yürek bulabilmek. Onunla bütünleşebilmek. Hemhâl olabilmek bir bakıma. Bazen yazdığı şiiri kendisinden daha çok sahiplenebilecek birilerini görmek yanında. Şilili ünlü şair Pablo Neruda?nın hayatından hayâli bir kesitin anlatıldığı Postacı isimli filmde de şöyle bir cümle geçer: "Şiir onu yazana değil, ona ihtiyacı olana aittir." Yani aslında şiir yazanın değil, yananın ya da yarasına merhem bulanındır. Bizler ise yangını şiir olan bir evin koridorunun sonundaki odada, duman kokusunu içine çekerek orada ölmeyi bekleyen 40 seçkin şairin, sonsuzluğa uzanan yolunu keşfe çıkan kâşifleriz. Sizlere de bu seyahatte keşfettiklerimizi, dimağlarınıza ve gönüllerinize nakşetmeyi diliyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • İllâmânâ

Kitap istatistikleri