Şiir Okuma Kılavuzu

·
Okunma
·
Beğeni
·
1930
Gösterim
Adı:
Şiir Okuma Kılavuzu
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056323980
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tiyo Yayınları
Baskılar:
Şiir Okuma Kılavuzu
Şiir Okuma Kılavuzu
TİYO Yayıncılığın onuncu kitabı Şiir Okuma Kılavuzu yeni edisyonu ile okuyuculara sunulmaktadır. Kitap, daha önce bağımsız yayınlanmış "Çenebazlık" kitabının yazılarını da ihtiva etmektedir. İsmet Özel'in yeni bir önsöz yazdığı Şiir Okuma Kılavuzunun arka kapağında şunlar yazılı:

"İnsanoğlu mısralarda, şiirde hiç kimsenin elinden alamayacağı bir 'yurt' bulur. Böyle bir yurdu olmasından güven duyar. Hayvan için çığlık, mırıltı, haykırış, homurtu, inleme neyse insan için de şiir odur. İçinde bir parça 'message' bulunur ama asıl işleyişini sesi çıkaranın ne cins bir mahlûk olduğunu hem cinsine ve mümkünse yabancı türlere göstermekliğiyle ile yerine getirir."
288 syf.
İki arkadaşın genişçe bir merdivenden indiğini düşünelim. Biri, merdivenlerden düşünce diğer arkadaşı onun için endişelenip "Bir şey söyle, bir şey söyle" diyor. Yere düşüp baygın halde olan kişinin söylediği " şey"dir şiir, diyordu İsmet Özel.

Özel ağabeyin bu şiir tasviri beni çok etkilemişti. Birkaç konferansında da söylediği "Uyku ile uyanıklık arası bir yerde"diye konuşlandırdığı ve tetikte koyduğu bir şeydi şiir. Uyku ve uyanıklık ancak böyle bir örnek olay senaryosuyla bizim gibi metaperestler için anlaşılır gelebilirdi. Metaperestlerin herbirine teker teker en alımlı çalımlı libası giydiren İsmet Ağabey'in bu enfes kitabında aradığım birçok şey vardı. Başta çok yüzeysel şeylere temas etmesini bekliyordum.

Şiiri önünde bir tarih kitabı okur gibi okumak, bir felsefe kitabı okur gibi okumaktan söz edecekti, ardından "şiir okumak için tarihi ve felsefi ard alanı bilmek yetmez söz gelim şu şiirimin şu mısrasında aslında şundan söz ettim ama siz basit okurlar beni hiç anlamadığınız gibi mısrayı da hiç ettiniz" diyecek ve kalaylayacaktı. Cila niyetine de birkaç şiiri de şerh edecek bize çok kıymetli bir armağan bırakacaktı.

Düşündüklerimin hiçbiri olmadı kitapta. Ne beni kalayladı ne de şiirlerini şerh etti. Ben ikisine de taliptim, kabul buyurursa talebesi olma niyetiyle dersini okuyordum. Kitapta anlatılanlar daha çok şiirin geçmişi ve kümülatif sürecindeki isnad noktalarının tenkidi üzerineydi. Bilhassa İkinci Yeni akımı ciddi anlamda İsmet Özel'den paparayı yemişti. Sahiden söz konusu kişi İsmet Özel'se karşı cephe hep müdafaadadır, taarruz yalnız Özel'den gelir ki hepimiz az çok biliriz taarruz güç sahibi olanın elindeki yetkidir. Gücünü kaybeden yahut zaten bir kudret sahibi olmayan daima kendini müdafaa ile yükümlüdür. Garip akımından gelip İkinci Yenicilere katılan Anday, çizgisindeki kıymeti hasebiyle biraz daha az menfi tenkide muhatap oluyor. Öte yandan İkinci Yenicilerin herbiri bu çizginin içinde olmaları sebebiyle zayıf bulunuyorlar Özel tarafından. Bir noktayı sarih hale kavuşturmak lazım geliyor ve hatta belki elzem; onlar bir isnad noktasıdır ve bulunmaları da gerekir fikriyle yazıyor bunları, yahut ben bunları bu şekilde anladım demeliyim.

Buna bir örnek sunmak istiyorum kitabın yüz yetmişinci sahifesinde şöyle diyor Özel;
...1965'te "Partizan"ı yazdım. Görüşüme göre bu hem geçerli ölçülere göre "şiir"di, hem de politik bir tavrı yansıtıyordu. Benim politik yönelimli şiire gidişimde tehlikeler gören Edip Cansever, şiiri kendisine okuduğumda, bendeki önemli bir iş başarmış havalarını küçümseyerek, "Bu şiirde partizan kelimesinin yerine Haziran kelimesini koysan hiçbir şey değişmez" demişti. Yani "ölünce bir Haziran gibi ölmeliyim" diyesiymişim.

Hatta burada bahsettiği mevzuu Müzikli Hatıralar isimli MFÖ tarafından sunulan TRT programında da üstünkörü konuşuluyor. Bu konu üzerine İsmet ağabeyin açıklaması çok mizana konulmuş ve doğrusu benim hiç beklemediğim kadar sakin bir tavırla söylenmişti kendisi tarafından. Cansever bunu söylemekle hem haklıymış hem de haksızlık ediyormuş. Haklıymış çünkü hakikaten şiir, Partizan yerine Haziran kelimesiyle tebarüz etse de kendinden bir şey kaybetmeyecekmiş. Ancak Halkın Dostları dergisi vasıtasıyla aslında şiirin bir mesele taşıyıcısı olması noktasındaki gayreti göz önüne alınınca Partizan dememek, şiirin aslî görevine aykırı bir noktada bir şiirsel yazıma sebep olabilirmiş. Esasında İsmet Ağabey "şiirsel" kelimesini -aslında burada 'sözcüğü' demek daha çok yakışık alırdı, sözün küçüğü olarak bir istihfaf ile sözcük- istihfaf makasadıyla kullanıyor. Demek ki mesele taşımayan şiir, memuriyetini yerine getirmeyen şiirseldir sadece; uyku ve uyanıklık arası bir yerde değildir.

Şiir yazmak yerine şiir nasıl yazılır, nasıl okunur meselesi üzerine kafa yorduğu iddiasına yönelik olarak ise İsmet ağabeyin yanıtı kalbimi tam on ikiden vurdu, mealen şöyle diyordu -öyle bir dil ki anlamın da anlamını anlamaya, anlamlandırmaya inhiraf içindeyim- şiirin nasıl olması gerektiğini bilmeden şiir yazmak faidesizdir. Mesele taşımayan şiir, halkın içinden olan birey olan şairden olmamalıdır. Belli kalıplara da sığmamalı diye eklerken Divan edebiyatına da kara libas giydirmeyi unutmamış. Divan şiirine olan menfi tenkidi beni açık ve seçik şaşırttı.

Ülkenin meseleleriyle yakinen bir ilişki içinde olan ve çağın miratı mübrem şiir için elbette toplum ve ilişkisini de ele alıyor. Bir toplumdaki aydın, meselenin hamilidir, bunu izah etmekle mükelleftir. Filhakika, günümüz aydınlarının sözde aydınlar olduğu için de bunu göğüsleyecek birinin henüz tezahür etmediğini de söylüyordu. Burada -tam burada- izahı mecbur bir mesele daha var, isnad noktası olarak hep bundan evvel yazmış olan şairlerin varlığını gösterir, asla çöpe atmaz. Örneğin Nazım Hikmet için henüz fikren bir inkılap içinde ve hatta devrim hükmünde olan -ihtilal demekten imtina ediyorum, zira çok radikal bir tanım olurdu- çizgiye geçişinden evvel İsmet Ağabey için de çok kıymet verdiği bir isim olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı? Ahmed Arif'le olan münazaralarındaki çatışmada o zamanlar genç yaşına ve tavrına rağmen yüksek perdeden konuşmamış olması beni yine şaşırtan bir başka nokta olmuştur.

Şiir bir beşer sözüdür, lafın bir üst kademesinde yer alır. Mansab ile ayet, hadis, kelime, söz, laf diye sıralayınca sarih olarak söz mesabesinde bulunduğunu görebiliyoruz şiirin. Fevkalbeşer bir kelime duymak zor, hakikati bilmek zor şiirden. Uyku ve uyanıklık arasında bulunan bir sözün tam idrak ile söylendiğinin teminatını vermek oldukça müşkül bir durum. Hem Gestaltçı bir yaklaşımla ele alan İsmet ağabeyin penceresinden bakınca bir bütünlüğün parçası olan sözün, bütünden iz taşıdığı ve asla ondan ayrı düşünülemeyeceği de göz önüne alınınca hakikatten pay almayan bir sözün şiir olması mümkün değil. Burada bir tenakuz yok mu? Yani hem şiir hakikati barındıracak kadar mansaba sahip değil diyoruz, hem de şiir bir hakikati de duyurmakla mükellef diyoruz.

Şiir hakikati ancak duyurabilir, şair mucid değildir, kâşiftir bir bakıma. Bu hakikati duyurmayan kişi şair değil, yazdığı da şiir değildir, olsa olsa şiirseldir. " Şiirsel" ifadesi de oysa bir iltifat olarak kullanılır yazılan eserler için ve hatta çizilen tablolar için ve belki bir nisa için, bir nisanın penceresinden
-Bir de bakalım Leyla köşesinden
Aşkın kadın adlı penceresinden
Bırakmıştı kendini yazılmış olana
Susmak ve konuşmamak denen cana, Karakoç'un Leyla Köşesi şiirinden tedaiden istifade ile- kullanılan bir kelime. Peki neden şiirsel ifadesini kullanıyoruz? Şiirimiz yok da ondan! diyor Özel. Şiirimiz olsa şiir dermişiz, şiirsel değil.

Kitabın içerisinde esasında iki kitap yer alıyor. İlk kitap Şiir Okuma Kılavuzu, ikinci kitap ise Çenebazlık. Çenebazlık isimli kitabında, uzun uzun sosyal, siyasal ve kültürel zeminde şiir hakikaten ontolojik olarak ele alınıyor. Mutemed ve mevsuk bir eser olarak şiirseverlerin -belki varsa şiirperestlerin- muhakkak okuması/kıraatı lazım bir eser.

Akla takılan bir şey var bunca muaheze üzerine hala şiir var diyebilir miyiz? Elbette, debdebe içinde olan şiir dünyası şiirin bitmediğinin ve hatta bitmeyeceğinin de şeairidir. Bu sebeple hem şair yaşar hem şiir. Üstelik bu şairler fiziken mevte ulaşmışsa da hala ruhen yaşar manasında da değil, şu an çok canlı bir şair yaşıyor ve daha nice kıymeti bilinmeyen şair de var. Örneğin hala Payidar Zaraman yaşıyor, hala Hüseyin Köse yaşıyor hala Mehmed Said Aydın yaşıyor ve daha nicesi...

Şairlik kesbi midir vehbi midir? Şairlik kesbidir, gayret üzere ancak şair olunur, şuurundan bağımsız ele alınamayan şiirin vehbi olandan daha fazlasına da ihtiyacı var.

Şiir ve şair payidardır. İnsan varsa şiir vardır, âdemlikten ademliğe geçtiğimizde ancak bu kavramlar ademabâd olabilir.
288 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Şiir Okuma Kılavuzu, usta şair İsmet Özel'in şiir, şair ve şiir okuyucusu hakkında yazdıklarından oluşan eseridir. Bu kitap bünyesinde başka bir eseri de barındırmaktadır, Çenebazlık. Çenebazlık, şairin şiir konusundaki sıkıntılarını dile getirmiş olduğu yazılardan ve söyleşilerden oluşmaktadır.
Şiir Okuma Kılavuzu şiir, şair ve şiir okuyucusu bağlamında ele alınmaktadır. İsmet Özel'e göre şiir bu üç bağlamda ele alınmalıdır. Bir şiirin anlaşılabilmesi için şair kadar okuyucunun da etkisi vardır. Okuyucunun şiirden verim alabilmesi için buna hazırlıklı ve birikimli olması gerekmektedir. Şair, şiirin diğer edebi sanatlardan çok farklı bir konumda olduğunu, diğer sanat dallarına uygulanan yöntemlerin şiire uygulanamayacağını açıkça dile getirmektedir. Şiir başlıbaşına bir mücadeledir şair için. Şiir akılla ve mantıkla kavranamaz çünkü düzyazı değildir.
Çenebazlık, özellikle siyasi içerikli yazıların yer aldığı eserdir. İsmet Özel, ülkemizdekülkemizde şiir sanatının varmış olduğu noktayı, tarihsel, kültürel, siyasal ve sosyal açılardan irdelemekte ve okuyucuya sunmaktadır. Şair, şiir sanatı sorunlarının odağına milliliği ve İslamlığı koymaktadır. O'na göre, milli ve dini birliğimiz bir bütündür. Ve bu bütünü en başından sağlayan ve ayakta tutan yegâne şey de 'şiir'dir.
İsmet Özel günümüz siyasi ve sosyal durumumuz konusunda karamsar bir görüşe sahiptir. Miili odağını şiirle koruduğunu savunduğunu bu düşünceye göre, günümüzde bu odağını yitirdiği için karamsar bir tablonun bizi beklemekte olduğundan bahseder.
Şiir Okuma Kılavuzu ve Çenebazlık, dilinin akıcı ve anlaşılır olmasının yanısıra; şiire, şaire ve şiir okuyucusuna olan yaklaşımı, ülkemizin bugünkü konumunu şiir sanatı üzerinden yorumlaması, bunu tarihsel bir yol izleyerek bize aktardığından kesinlikle okunmaya değer bir eser olarak görülmelidir...
288 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Bir şekilde karşıya geçmiş olmam,kitabın bitmiş olması, beni mutlu etmekle beraber tedirgin de etti.Çünkü artık şiirle karşılaşmanın,tanışmanın bir sorumluluğu olarak kitabı okumadan önceki tarafta kalan konformist ‘ben’imi ikna ederek, onu karşıya ‘kendim’e götürmem gerektiği inancındaydım.İki uçurumu birbirine bağlayan köprüden onu düşürmeden ‘şiir’e götürmek istiyordum.Kılavuz şarttı ve yol boyunca şiir serbest.Yoksa ilerlemek ne mümkün:

“...Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim.
Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
başından başlayabilirim.”

(Kanla Kirlenmiş Evrak,İsmet Özel,1972)
288 syf.
·Puan vermedi
İlk tanışmamız, ilk karşılaşmamız, ismet özelle
Bu ne hoş ve geç kalmış bir tanışıklık
Şiirde eksik olanı tamamlamaya
An be an edebiyata doymak için okuyacağım artık
Kelimeleri ne güzelde sıralamışsın yan yana
288 syf.
·Beğendi·8/10
İsmet Özel'in şiir anlayışı ve tecrübeleri üzerine uzun yılların birikimleri sonucu çeşitli edebiyat dergilerinde çıkan yazılarının ve değişik vesilelerle yapmış olduğu konuşma ve söyleşilerin bir araya getirilmesi neticesinde oluşan eseri. Çok faydalandığım bir kitap...
89 syf.
·3 günde·8/10
Mayıs 2007 - Ereğli...
Bu tarihte, lise son sınıf öğrencisi iken
Edebiyat öğretmenimiz,
çok sevgili Namık Hoca'nın
zorlamasıyla aldığım bir kitap.
O zaman da okumuştum tabii,
ancak 12 sene önceki aklımla
bu kitabı anlayabildiğimi hiç sanmıyorum :)

.
ŞİİR OKUMA KILAVUZU - İSMET ÖZEL >
Kitapla ilgili getireceğim yorumlar kısıtlı,
çünkü zaten şiirin;
bizim bildiğimizin üzerinde taşıdığı anlam
ve okuma/anlama şekilleri üzerinde durup,
önce okurları, sonra şairleri eleştiriyor Özel.
.
Şöyle bir girişle karşılıyor bizi;
"Gençlik yıllarımda omuzları üzerinde
kafa taşıyan bir adam olmaya çabaladım;
yıllar ilerleyince birçok şey gibi bu alandaki
çabalarımın da yönü değişti,
şimdilerde "omuzlara" sahip olmaya daha bir özen gösteriyorum.”
.
Şiirin önemine değindiği bir alıntısı ile devam edelim;
"Birey olarak da,
tür olarak da insan kendi önemini
ileri sürmek gereğini duyduğu zaman şiire sarılmıştır.
Her kim şiir önemlidir, büyüktür derse,
aslında ben önemliyim, ben büyüğüm diyordur."
.
Şiirin insan hayatındaki yeri ise Özel'e göre şöyle;
"Kendi olmayı önemsemeyen insan,
dünyadaki yerini alma onuruna da kavuşamaz.
İnsanın kendi olmayı önemsemesi
ancak kendisi hakkında bir bilgi,
bir bilinç, bir kavrayış elde etmesiyle mümkün olur.
Bu bilgiyi, bu bilinç ve kavrayışı elde etmenin yolu,
insan hayatında şiire gereken yeri vermekten geçer."
.
Kitabın da sonlarına yaklaşırken geleceği öngörüp
bir sitem etmeden duramıyor ve kitabın geneli hakkında;
"Benim bildiklerim size anlaşılmaz gelebilir.
Bu üzücü bir durum,
ama daha üzücü olanı söylediklerimiz size anlaşılır gelmesi
halinde dahi şiirle bağlantınızda değişen
bir şeyin ortaya çıkmayışıdır."
diyor.
Yani diyor ki;
kitabı anlamayana üzülürüm,
anlayıp şiir konusundaki doğrularını
sorgulamayana daha bir üzülürüm.
Üstadı üzmeme sözü vererek,
iyi okumalar...
.
#İsmetÖzel #ŞiirOkumaKılavuzu #060119
288 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Aslında kitap hakkında İsmet ÖZEL hakkında o kadar çok şey yazmak o kadar çok şey anlatmak istiyorum ki;
Anlata biliyor muyum? Anlatamıyorum. Ama anla sen! diyorum ve susuyorum.
288 syf.
·Puan vermedi
Sadece sevdiğine sevdiğini söyleme aracı haline gelmiş şiirin aslında ne olduğunu ve neye hizmet etmesi gerektiğini ve bu eleştiriyi yapmadan önce kendimizi şiire hazırlamamız gerektiğini anlayacağımız bir kitap.
288 syf.
·46 günde·Beğendi·Puan vermedi
İsmet Özel Şiir Okuma Kılavuzu’nda şiiri, şiirini anlatırken çiçek, böcekten bahsetmiyor bugün gözden kaçırılan (bilinçli veyahut bilinçsiz) nokta burası. “Türk Milleti olarak varlığımızı şiire borçluyuz” diyen İsmet Özel’in iddiası boş bir iddia değildir...
288 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Şiirin ne'liğı, niceliği, niteliği üzerine yazılmış denemelerden oluşan bir kitap. Şiir konusunda ufkunuza katkı sağlayan bir eser. Büyük çoğunluğu yabancı olan şairlerin referans alınması beni düşündürdü, çünkü yerli isimleri de bekliyordum..
288 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
1998 Şule Yayınları baskısını okudum. Dolayısıyla kitabın içeriği Şiir Okuma Kılavuzu 1980 ve 1990'dan ibaretti. Genişletilmiş baskısı ile okumasını tavsiye ediyorum.
Bu kitabı okumadan kimse kalkıp şiir-şair-şiir okuyucusu hakkında beylik laflar etmesin. Keyifli okumalar (:
Mü'min için dünya hayatı hasret hayatıdır. Şiirin hayatımızda bir yeri varsa o yer affedilme ümidimizin beslendiği yerdir.
Herhalde yokluğunu hissettiğimiz bir şeyleri tamamlamak, bir zorluğu gidermek ve nihayet bir doyum sağlamak için.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şiir Okuma Kılavuzu
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056323980
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tiyo Yayınları
Baskılar:
Şiir Okuma Kılavuzu
Şiir Okuma Kılavuzu
TİYO Yayıncılığın onuncu kitabı Şiir Okuma Kılavuzu yeni edisyonu ile okuyuculara sunulmaktadır. Kitap, daha önce bağımsız yayınlanmış "Çenebazlık" kitabının yazılarını da ihtiva etmektedir. İsmet Özel'in yeni bir önsöz yazdığı Şiir Okuma Kılavuzunun arka kapağında şunlar yazılı:

"İnsanoğlu mısralarda, şiirde hiç kimsenin elinden alamayacağı bir 'yurt' bulur. Böyle bir yurdu olmasından güven duyar. Hayvan için çığlık, mırıltı, haykırış, homurtu, inleme neyse insan için de şiir odur. İçinde bir parça 'message' bulunur ama asıl işleyişini sesi çıkaranın ne cins bir mahlûk olduğunu hem cinsine ve mümkünse yabancı türlere göstermekliğiyle ile yerine getirir."

Kitabı okuyanlar 166 okur

  • Hafsa Arslan
  • Furkan Karabulut
  • Tekâmül
  • Fehim paşa
  • sevda gün
  • esra
  • Haluk BİNGÖL
  • Şeddeli Mükerrer
  • Hilal Sönmez
  • Mutterseelenallein

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.5 (20)
9
%18.2 (8)
8
%20.5 (9)
7
%4.5 (2)
6
%4.5 (2)
5
%0
4
%0
3
%2.3 (1)
2
%0
1
%0