Adı:
Şiir Sanatı
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
96
ISBN:
9789756038369
Yayınevi:
Artshop Yayıncılık
Bazen neden şiirle bu kadar iç içeyim, ya da neden başka sanatlardan biri değil de şiir sanatıyla bu kadar iç içeyim diye düşündüğüm olmuştur. İlk başlarda şiir okuma, yazma işleriyle çok uğraşmanın doğal sonucu olarak görüyordum bunu. Ama daha sonra bu tavrımın şiire olan özel ilgimi değil, tersine zaten var olan şiire düşkünlüğümün bu tavrı yarattığını anladım. Dahası sanatlar içinde, şiir sanatına olan bendeki bu düşkünlüğün pek çok kişide öne çıktığını gördüm. Kimisi düzeyli, kimisi düzeysiz, kimisi derin, kimisi sığ, kimisi tüm benliğiyle, kimisi öylesine, ama pek çok insan şiirle ilgileniyordu, en azından şiir sandığı şeyle ilgileniyordu. Öyle sanıyorum ki, şiirin insan hayatında böyle özel bir ilgi görmesinin, insan üzerindeki, hayat üzerindeki değiştirme, dönüştürme etkisinin büyük payı vardı. İnsan kendini ve hayatı kabullenmekte zorlanıyor, daha bir "ideal" olanla bitişmek istiyor, bu noktada şiir önemli bir olanağa dönüşüyordu. Bunun yanında şiir bütün sanatların özünde olan bir sanattı. Roman, öykü, heykel, resim, müzik, tiyatro içinde mutlaka şiiri barındırıyordu. Bunlar yapılarını şiirleştirmeden sanat olma katına çıkamıyorlardı. Bu da, insanların şiire bir "üst" sanat bakmasına yol açıyordu. Aslında şiir yalnız diğer sanatlarda değil, bütün hayatımızdaydı; oturuşumuzda, kalkışımızda, yemek yiyişimizde, bakışımızda, kur yapışımızda, konuşmamızda, bahçemizde, odamızda, her yerdeydi. Şiir, hayatın sıradanlıklarla üzeri örtülmüş özüydü. Bu örtüyü sıyırabildiğimizde, hayatın şiirsel özünü duyabiliyor, görebiliyorduk... Tabii insanın hayatındaki şiiri derleyebilmesi, yaşayabilmesi, şiir yazabilmesi, şair olabilmesi her şeyden önce şiir denilen o "büyü"yü duyabilmesiyle, anlayabilmesiyle mümkündü. Bu da bir şiir bilgisini, bir şiir duyarlılığını gerekli kılıyordu. Bunun da en dolaysız yolu şiirden, şiir sanatından bilgisinden geçiyordu. İşte bu kitap, içindeki denemelerle bu bilgiye, bu duyarlılığa bir parça da olsa katkıda bulunmayı amaçladı. Şiir yazanlara, okuyanlara, hayatını şiire bulamak isteyenlere "kendince" ışık zerreleri serpmeye çalıştı. Umarım bu bağlamda bir yararı olur.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şiir Sanatı
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
96
ISBN:
9789756038369
Yayınevi:
Artshop Yayıncılık
Bazen neden şiirle bu kadar iç içeyim, ya da neden başka sanatlardan biri değil de şiir sanatıyla bu kadar iç içeyim diye düşündüğüm olmuştur. İlk başlarda şiir okuma, yazma işleriyle çok uğraşmanın doğal sonucu olarak görüyordum bunu. Ama daha sonra bu tavrımın şiire olan özel ilgimi değil, tersine zaten var olan şiire düşkünlüğümün bu tavrı yarattığını anladım. Dahası sanatlar içinde, şiir sanatına olan bendeki bu düşkünlüğün pek çok kişide öne çıktığını gördüm. Kimisi düzeyli, kimisi düzeysiz, kimisi derin, kimisi sığ, kimisi tüm benliğiyle, kimisi öylesine, ama pek çok insan şiirle ilgileniyordu, en azından şiir sandığı şeyle ilgileniyordu. Öyle sanıyorum ki, şiirin insan hayatında böyle özel bir ilgi görmesinin, insan üzerindeki, hayat üzerindeki değiştirme, dönüştürme etkisinin büyük payı vardı. İnsan kendini ve hayatı kabullenmekte zorlanıyor, daha bir "ideal" olanla bitişmek istiyor, bu noktada şiir önemli bir olanağa dönüşüyordu. Bunun yanında şiir bütün sanatların özünde olan bir sanattı. Roman, öykü, heykel, resim, müzik, tiyatro içinde mutlaka şiiri barındırıyordu. Bunlar yapılarını şiirleştirmeden sanat olma katına çıkamıyorlardı. Bu da, insanların şiire bir "üst" sanat bakmasına yol açıyordu. Aslında şiir yalnız diğer sanatlarda değil, bütün hayatımızdaydı; oturuşumuzda, kalkışımızda, yemek yiyişimizde, bakışımızda, kur yapışımızda, konuşmamızda, bahçemizde, odamızda, her yerdeydi. Şiir, hayatın sıradanlıklarla üzeri örtülmüş özüydü. Bu örtüyü sıyırabildiğimizde, hayatın şiirsel özünü duyabiliyor, görebiliyorduk... Tabii insanın hayatındaki şiiri derleyebilmesi, yaşayabilmesi, şiir yazabilmesi, şair olabilmesi her şeyden önce şiir denilen o "büyü"yü duyabilmesiyle, anlayabilmesiyle mümkündü. Bu da bir şiir bilgisini, bir şiir duyarlılığını gerekli kılıyordu. Bunun da en dolaysız yolu şiirden, şiir sanatından bilgisinden geçiyordu. İşte bu kitap, içindeki denemelerle bu bilgiye, bu duyarlılığa bir parça da olsa katkıda bulunmayı amaçladı. Şiir yazanlara, okuyanlara, hayatını şiire bulamak isteyenlere "kendince" ışık zerreleri serpmeye çalıştı. Umarım bu bağlamda bir yararı olur.